El-Ehli maçının ardından: Blok futbolundan bloklararası futbola

B_7493417fb98dbeec4006ec6fb674af8d

 

Eğer Frank Rijkaard’ın futbol öğretisi bir yüksek okulsa, bu akademinin en önemli sınıfı blok ve bloklararası futbol derslerinin işlendiği ikinci sınıf olurdu. (Malum, birinci sınıf, hocalığını Albert Roca Puyol’un yaptığı fizik kondisyon sınıfı.) Frank Rijkaard’ın total futbola ulaşmak için bir arayüz olarak konumlandırdığı blok futbolunun teorik ve deneysel dersler birarada yürütülüyor bu sınıfta.

 

Teorik derslerde üzerinde en çok durulan konu, bir blok futbolcusu nasıl olunur? Deneysel derslerde ise bloklararası yakınlaşmalar ele alınıyor en çok. Ağırlıklı olarak da orta saha bloğu üzerinde duruyor Rijkaard ve özellikle de bu bloğun savunmayla arasındaki ilişkiler üzerinde.

 

 

Niçin? Bu sorunun iki yanıtı var. Öncelikle orta saha bloğu orta saha futbolun mutfağı konumunda. Hücum setleri öncelikle orta saha bloğunda hazırlanıyor ve ardından da forvet hattına aktarılıyor buradan. Sadece hücum değil, savunma hattı için de önemli orta saha bloğu. Hatta daha önemli.

 

Çünkü hücum futbolunun yardımcı aktörü konumundaki orta saha bloğunu, savunma futbolunda bir numaralı aktör olarak görüyoruz sahalarda. Nedeni basit. Rakip hücuma kalktığında kararlı ve her an sıcak çatışmaya hazır biçimde ilk karşılayan birim orta saha. Savunmanın ritmini ve organizasyonunu ayarlayan da orta saha. Sıcak savunmanın yani sıcak çatışmanın takım için en uygun yerde alanda yapılmasına karar veren ve uygulayan da orta saha.

 

Blokların savunma görevleri

 

(Savunma futbolunda en ileriden en geriye bloklara düşen görevleri hatırlayalım sırasıyla. İlk sırada hücum bloğu var. Rakip atağını ilk planda yavaşlatarak kendi savunmasının daha kolay organize olmasına yardımcı olmak; hücum bloğunun en temel savunma görevi bu işte. Hücum bloğu bu görevini ikinci bölgenin pasif alanında (orta saha çizgisiyle 20 metre önündeki alan) gölge pres yaparak gerçekleştirir genelde. Gerekmedikçe de rakip futbolcularla sıcak mücadeleye girmekten kaçınır hücum bloğu. Hücum bloğunun sıcak mücadeleye girdiği tek pozisyon pres yaparak topu kazanmanın neredeyse garanti olduğu anlar.

 

Orta sahanın görevi ise futbol sahasının her santimetrekaresini gerek sıcak mücadeleye girerek, gerekse de rakibi ölü noktalara doğru sıkıştırarak savunmak. Yani takımın ilk gözüpek savunmacıları orta saha oyuncularıdır demek hiç de yanlış olmaz.

 

Savunma bloğunun temel savunma görevi ise rakip hücumunda orta sahanın kademesine girerek ikinci bir savunma hattı oluşturmak. Yani bir tür askerlikteki ihtiyat birlikleri gibi görev yapıyorlar savunma oyuncuları. Orta saha bloğunu geçen rakip oyuncuyu onlar karşılıyorlar ikinci savunma hattında.)

 

Rijkaard’ın orta saha bloğu üzerinde titremesinin ikinci nedeni

 

Sırada ikinci neden var, pragmatik bir arka plana dayanan. Malum, Galataaray’ın hücum bloğunun esas kahramanları henüz devreye girmediler kampa biraz geç katıldıkları için. Bu yüzden de bu blokta Aydın Yılmaz, Özgürcan Özcan, Yaser Yıldız, Erhan Şentürk ve Cem Sultan gibi genç futbolcular yer alıyor hazırlık maçlarında.

 

Bunun pratik bir anlamı var Rijkaard’ın gözünde. Galatasaray’ın hazırlık maçlarında oynayan futbolcular henüz çok genç oldukları için, derslerde ağırlığı orta saha ve savunma bloklarının bütünleşmesine ayırmış durumda Rijkaard. Bu gözlem özellikle de El-Ehli maçında daha ön plana çıktı. Çünkü El Ehli bir önceki rakip FC Kleve’den belirgin biçimde daha güçlüydü, Galatasaray’ın blok futbolu oynamasını engelleyecek kadar.

 

(El-Ehli’nin gücünü daha iyi anlamak için nereden gelip nereye gittiğine bakmak gerek önce. 34 lig ve altı Afrika Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuyla Afrika kıtasının en çok kupasına sahip takım unvanı taşıyor 102 yaşındaki Mısır takımı. Diğer bir ifadeyle, her ne kadar maçtan mavi formayla hatırlıyor da olsak Mısır’ın Galatasaray’ı konumunda El-Ehli, kıtanın da Real Madrid’i. Arapça “ulusal” anlamına gelen El-Ehli’nin Galatasaray’a benzemesinin nedeni sadece apoletinin kabarık olması değil. Mısır takımının da kurucuları da bir dönemin öğrencileri tıpkı Galatasaray’da olduğu gibi. Her ne kadar bir numaralı kurucusu bir İngiliz de olsa, Mısır’da sömürgeciliğe karşı çıkan öğrencilere dayanıyor El-Ehli’nin kökleri.)

 

Rijkaard’ın dört emri

 

Bu küçük açıklamadan sonra El-Ehli maçını okumaya başlayabiliriz artık Rijkaard’ın gözlükleriyle (ve de haddimizi bilerek elbette.) El Ehli maçında Rijkaard’ın Galatasarayı’nın saha içinde dört temel misyonu olduğu görüldü. İlk misyon mümkün mertebe topun arkasına geçmekti tüm takım olarak. İkinci misyon ise, savunma ve orta saha bloklarının birbirlerinin görev tanımlarını bilerek ve yardımlaşarak oynamalarıydı hem defans hem de hücum aksiyonlarında. Üçüncü görev ağırlıklı olarak hücum bloğu futbolcularına yönelikti; atak setlerinde orta saha futbolcularının kendilerine pas verebilecek boşluklara çıkmak. Savunma ve hücum dengesini kurmak için her iki kanat bekinin aynı anda hücuma çıkmaması ise sonuncu misyondu.

 

El-Ehli karşısında Galatasaray üzerine düşen bu misyonun dörtte üçünden fazlasını yerine getirdi açık ara. Maç boyunca El-Ehli’nin Galatasaray kalesine sadece iki şut çekebilmesi takım halinde savunma görevinin eksiksiz yapıldığının (birinci ve ikinci misyon) doğrudan bir göstergesi elbette. Bir önceki maçta Galatasaray pas koordinasyonunu artırmak için klasik bir blok futbolu oynamıştı. El-Ehli maçında pas koordinasyonunu artırmanın yolu ise bloklararası oynamaktan (ikinci misyon) geçiyordu Galatasaray adına. Böylece bir önceki maçta genelde orta blokta oynayan üç futbolcunun üstlendiği pas koordinasyonu, yerini savunma ve orta sahada yer alan yedi futbolcunun birbirleriyle paslaşmalarına bırakmış oldu. Bu bloklararası yardımlaşma ve paslaşma sayesinde topa daha çok hükmetme şansına kavuştu Galatasaray.

 B_c8b0e4ecd21abc77dd5c01c2505a1f28

Son emir

 

Rijkaard’ın takıma yüklediği sonuncu misyon oldukça basit görünmekle birlikte değişik fikirler içermesi itibariyle oldukça karışık aslında. Okumaya ve çözmeye çalışalım hep birlikte. Rijkaard yönetiminde Galatasaray hücumlarda ağırlık (siklet) merkezi ilkesine önem verecek belli ki. Ne demek ağırlık merkezi? Kısaca şu. Galatasaray rakip savunma hattını hücum gücünü üç kulvarda (iki kanat, artı göbek) eşit kullanarak delmeye çalışmayacak. Yani klasik bir pres futbolu oynamayacak Galatasaray, sahanın yer yerinde delice rakibi basan. Hayır daha akıllı oynayacak Rijkaard’ın ekibi. Özellikle de hücumda belirli bir siklet merkezi oluşturarak rakip defansı yarmanın yolunu arayacak Galatasaray.

 

Örnek olay

 

Biraz daha açalım. Diyelim ki sağ kanatta Abdul Kader Keita ve Uğur Uçar’ı aynı anda kullanarak sağ kanatta topla sıfıra indi Galatasaray. Rakibin Galatasaray’ın kendi sağ kanadında oluşturduğu bu ağırlık merkezine karşı yapabileceği tek şey, sol bekiyle sol stoperini topun oynandığı bölgeye (ağırlık merkezi) yaklaştırarak sıcak çatışmaya girmek olacak doğal olarak.

 

İşte tam bu sırada, yani rakip tüm dikkatini kendi sol bölgesine yöneltmiş durumdayken bir anda oyunu orada dondurup üç Galatasaraylı futbolcunun hareketlendiğini hayal edelim rakip cezasahasında. Üç Galatasaraylı’dan ilki (Baros olsun adı) ön direğe, ikincisi (Kewell olsun adı) arka direğe, üçüncüsü de (Arda Turan olsun adı) penaltı noktasına hareketlenmiş olsun.

 

Şimdi pozisyonu dondurduğumuz yerden başlatalım yeniden. Ne görüyoruz? Galatasaray’ın oluşturduğu ağırlık merkezinde yer alan iki futbolcudan (Keita ve Uçar) uygun olanının topu direk hizasına ya da penaltı çizgisine doğru çıkarması durumunda aciz kalan bir rakip, değil mi? Bu aslında bir ağırlık merkezi oluşturduktan sonra hızlı bir pasla rakibin en az bulunduğu yerde ikinci bir ağırlık merkezi oluşturmaktan başka bir şey değil kuşkusuz. (Bunu daha iyi anlamak için yaşanmış bir örneği getirelim akıllara: Galatasaray’ın Bordeaux’ya attığı ilk gol birbiri ardına oluşturulmuş iki ağırlık merkezinin sonucunda gelmişti. Galatasaray ilk ağırlık merkezini üç futbolcuyla (Sabri Sarıoğlu, Barış Özbek ve Lincoln) oluşturmuştu kendi sağında. İkinci ağırlık merkezi ise Barış Özbek topla rakip ceza sahasına girdiğinde öldürücü gol vuruşunu yapan Arda Turan’ın bulunduğu bölgede (18 pas) oluşturulmuştu üç futbolcu tarafından. Gol anında Arda Turan  dışında tam beş tane Galatasaraylı futbolcu vardı rakip ceza sahasında.)

 

Ardaşık ağırlık merkezleri

 

İşte Rijkaard yönetimindeki Galatasaray bu sezon maç içinde benzer davranışlar gösterecek. Bir kendi sağ kanadında ağırlık merkezi oluşturmaya çalışacak, hemen ardından göbekte ya da sol kanatta. Bir kendi sol kanadında, ardından da göbekte ya da sağ kanatta. Veya göbekte bir ağırlık merkezi oluşturduktan sonra basit bir verkaçla bir futbolcusunu tek başına bırakacak rakip kaleciyle.

 

Ama hangi koridorda ağırlık merkezi oluşturursa oluştursun hiçbir zaman Galatasaray’ın iki bekini (Uğur Uçar ve Hakan Balta olsun adları) aynı anda atakta görmeyeceğiz esas olarak. Bu kesin. Eğer Uğur Uçar çıkıyorsa ileri, belli ki Hakan Balta orta saha çizgisine yakın bir bölgede bekleyecek takımın savunma dengesini sağlamak için. Ve de tam tersi. (Ama görünen o ki, Uğur Uçar’ın oyunu okuma yeteneğinden daha çok yararlanmayı düşünüyor Rijkaard.)

 

Buradan geliyoruz saha içi dağılıma. Genelde sağ bek (Uğur Uçar) hücum bölgesini daha çok kullandığı için Galatasaray’ın orta sahasının sağ kanadında oynayacak futbolcu ilk planda sağ beke geçerek onun kademesini alacak. Orta sahadaki diğer iki oyuncu da sağa doğru zincirleme biçimde kayarak topun oynandığı merkeze yakın konumlandıracaklar kendilerini. Bu durumda orta saha bloğundaki eksikliği tamamlayacak olan futbolcu sol bek olacak. Yani Galatasaray ileriye Uğur Uçar’ı attığı zaman savunma ve orta saha bloklarında üçerden toplam altı futbolcu bulunduracak, ki hem savunma dengesi, hem de hücumun desteklenmesi açısından ciddi bir saha parselasyonu anlamına geliyor bu dağılım.

 

Son söz olarak, bir öngörüyle bitsin bu yazı. Rijkaard Türkiye futboluna çaylak bir süperstar armağan edecek bu sezon. Emre Çolak bu çaylağın adı. İçinde hem bir Tugay Kerimoğlu barındırıyor bu çaylak, topu ilk planda dikine oynamaya çalışması itibariyle. Hem de solak bir Okan Buruk’u, topu bırakmadan slalom yaptığı, yapabildiği için. (Muhtemelen Puyol’e Emre Çolak’ı fizik güç olarak lige hazırlaması görevini vermiş olmalı Rijkaard.) Bu yüzden çoğu maçta ilk 11’de görürsek şaşırmayalım Çolak’ı.

101 Kişi Fikrini Belirtmiş Bu Konuda: “El-Ehli maçının ardından: Blok futbolundan bloklararası futbola”

  1. Arda Demiş ki:

    El-Ehli… Nasıl ferahladım, anlatamam Melih Abi, çok sağol. Doğru Türkçe güzeldir.

    Yazı yine mükemmel bir teknik analiz. Benim de aklımda birşeyler var ama sanırım paylaşmadan önümüzdeki iki maçı da görmem gerek.

    Emre Çolak’ın ve Serdar Eylik’in sezon içinde görev almaları, hazırlanmaları ve eğer çıkan haberler doğru ise Kewell’a yapılan sözleşme uzatma teklifi, üzücü ama kaçınılmaz gibi duran bir haberin ayak sesleri. Yine de belli bir plan dahilinde ilerlenmesi sevindirici.

    Bir de Barış’ın Rijkaard’ın orta sahası için çok mücadeleci olmasına rağmen stil olarak dağınık kaldığını forma şansı bulmakta zorlanabileceğini düşünüyorum. Gerçi Barış çok çalışkan ve iyi bir profesyonel, yanılacağım muhtemelen. Ne dersin?

    (Arda selam. Sondan başlayayım. Rijkaard’ın felsefesinde mücadele etmek kadar top kullanmak da esas. Galatasaray’ın yeni orta sahasında (yani Linderoth’lu, Emre Çolak’lı, Mustafa Sarp’lı kadroda) daha büyük bir rekabet bekliyor Barış Özbek’i, bu muhakkak. Kewell’a yapılan uzatma teklifini mi üzücü buldun, tam anlamadım. Biraz açıklayabilirsen sevinirim. El-Ehli diye kullanmak en doğrusu. Çünkü İngilizler de böyle okuyor doğru biçimde. Sevgiler. Melih)

  2. y1905 Demiş ki:

    Melih abi elinize saglik ve tekrar merhaba.

    Iyi oldugunuzu bilmek güzel.

    Sevgiler.

    (Selam. Fena değilim. Çok teşekkürler. Melih)

  3. amara Demiş ki:

    abi merhaba nerdeydin merak ettik. yaziya digecek bir sey yok 10 uzerinden 10. fakat ben hala 5 temmuz gecesinde kaldim saat 3′te. abi o saatte neler oldu veya olmadi diye sorayim? iyi geceler.

    (Selam. Bunun yanıtını verdim sanırım. sevgiler. Melih)

  4. NAMIK Demiş ki:

    Melih abi 3′te transfer açıklanacak dedin ve 3 gündür ortalarda yoksun merak ettim başına bir şey mi geldi diye iyisin değil mi? Diğer yandan incelemen her zamanki gibi çok güzel Melih abi, özellikle ağırlık merkezi konusundaki görüşlerin tamamen doğru. Rijkaard yüksek ihtimalle sürekli futbolculara oyunun yönünü değiştirmelerini söylüyor sanırım buna alışmaları için ve daha iyi okutmaya çalışıyor oyunu. Diğer yandan Serdar Eylik’e hiç değinmemişsin Melih abi onda da iyi bir winger kumaşı var diye görüyorum ben, gerekli fizik yüklemeler yapıldığı takdirde Arda’yı Avrupa’ya gönderdiğimiz takdirde onun yerini Serdar’la doldurabiliriz bence. Son olarak Coloccini’yle anlaşıldığı söyleniyor bilgin var mı Melih abi? Saygılar.

    (Selam Namık. İlk maçta en çok parlayan isimdi Serdar Eylik. Tuhaf biçimde Rijkaard maç sonunda ondan bahsetmedi. Bunu önemli buldum. İkinci maçta ise hemen hiçbir şey yapamadı Serdar Eylik. Kumaşı iyi olabilir ama bir Emre Çolak değil henüz ve hâlâ. Sevgiler. Melih)

  5. Murat Mustafa Demiş ki:

    selam abi. 3 gündür yoksun. özlettin kendini. umarim mesajlarla canını sıktıkları için uzak kalmamışsındır.

    maça gelince, 90 dakikayı seyrettim. dikkatimi çeken en önemli şey, biz bir hücum takımı olacağız genlerimize uygun olarak ama bu bilinçsizce hücum yapacağımız anlamına da gelmiyor gerets dönemindeki gibi. zira en dikkat çeken unsur, 11 oyuncumuzun top rakipteyken topun arkasına geçmesi ve bölge anlayışıydı. üst düzey avrupa takımlarının uyguladıkları pres türü. mesela top rakibin sağ bekindeyken sol açık durumundaki oyuncumuz yaser hep baskı yaptı. tıpkı top sol beklerindeyken aydın’ın yaptığı pres gibi.

    bu çok önemli bir gelişmedir ve başlı başına bana umut vermektedir. üst düzey avrupa takımlarının mantalitesine tekrar ulaşmaya çalışmak. ama gidilecek çok yol var daha, ben oldum deyip durmamak gerek. zira bu ekipten türk futbolunun öğrenmesi gereken çok şey var. bu çok açık. oyunculara düşen şey durmadan çalışmak, camiaya düşen şey ise sabretmek ve arkasında durmaktır rijkaard ve ekibinin.

    sevgiler.

    (Murat selamlar. Rijkaard döneminde Kalli’nin amansız pres yapan takımını da göreceğiz, Skibbe’nin akıl futbolunu da. Ne ki Rijkaard’ın takımı ne hücum varyasyonlarını Gerets dönemindeki gibi kaotik şişirmelerle şekillendirecek, ne de Skibbe dönemindeki gibi futbolun savunma yönünü ihmal edecek. Sağlam ve dengeli bir takım geliyor. Görünen o. Sevgilerimle. Melih)

  6. devrim_akin Demiş ki:

    Öncelikle hoşgeldin abi.Gene harika yazmışsın.Ellerine sağlık.Yalnız şey demiştin. Transfer gerçekleşmezse açıklayacağım kim olduğunu demiştin?

    Ben bu ismin Coloccini olduğunu tahmin ediyorum.

    (Olmazsa o zaman açıklayacağım Devrim. Sevgiler. Melih)

  7. amara Demiş ki:

    ben okuyamadim o cevabini abi o yuzden sordum.

    (Mesele değil. Görüşürüz. Sevgiler. Melih)

  8. umutgs Demiş ki:

    Melih abi iyi geceler. Gönderilecek oyuncular belli oldu mu kadro şu an bayağı bir şişti. Kiraya verilecek gençler ve oyuncular ne zaman belli olur?

    (Selam Umut. Gecikme için özür dilerim. Bu geceki maçı izledikten sonra anladım ki Rijkaard’ı uykusuz geceler bekliyor gönderilecekleri belirlemek için. Çünkü takımdaki herkes öylesine çok istiyor ki formayı. Bilinen şey, bu seçimin çok zor olduğu. Sevgilerimle. Melih)

  9. Ferhat Demiş ki:

    Emre Çolak konusunda size katılıyorum. Fizik kondisyonu daha üst seviyelere gelirse en büyük transfer olur gelecek adına ama işler ters gitmesin tek bunu isterim. Yani Uğur ve Semih’in sakat geçirdiği uzun dönemler endişe veriyor gelecek adına. Aynı şekilde Serdar Eyilik’ten de çok iyi bir ortasaha üçlüsünün solu ve sol forvet olmasını bekleyeceğiz.

    Rijkaard’ın beklerden biri pasif diğeri hareketli seçimini iyi yakalamışsınız. Genelde biri hücuma kalktığında diğeri geride beklerdi Barcelona’da.

    Rijkaard gençleri iyi şekillendirebiliyor ama asıl sorun 4-3-3 için daha kıdemliler nasıl şekillenecek. Geçen yıl hem sağda hem solda gıkını çıkarmadan elinden geldiğince oynayan Kewell’dan değil de ben sol taraftan başka yerlerde etkili değilim diyen Arda’dan çekiniyorum. Yemek seçer gibi görev seçmesi onun çok yönlü olmasını engelleyecektir ve kısır bir sol açık olarak devam etmek isteyince bir kriz olabilir, sol taraf için aynı şekilde pas trafiğini yönlendiren orta saha göbeği görevini yaparken isteksiz olursa yarın Rıdvan çıkıp Arda’yı defansif ortasaha gibi kullanıyor eleştirisi getirebilir. Rijkaard’dan şüphem yok Iniesta’yı tek yönlü bir ortasaha oyuncusundan bugünlere getiren isimdir ama Arda yemek seçer mi o hala soru işareti.

    Yani en azından pas yüzdesi çok iyi olan ve dikine oynamayı bildiği kadar da iyi de kesicilik yapmayı bilecek birileri şart. Arda gönüllü oynadığı zaman göz kamaştırıyor ama suratı asık, bitse de gitsek havasında oynarsa hiç tat vermiyor. Rijkaard’ın bu yeni görevi ona iyi kavratacağına inanıyorum. Çünkü Fatih Terim milli takımda bu görevi verdiğinde eminim Rijkaard gibi ona izah etmemiştir o yüzden Rijkaard’ın bu yeni görevi ona sevdireceğine eminim. Zaten 4-3-3′ün de kaderi Arda’ya bağlı eğer bu yeni bölge için evrilemezse sanırım Rijkaard risk almaz 4-2-3-1′e yönelir. Ve iki çapanın önünde üç zeki ofansif oyuncu ile devam eder.

    (Ferhat selam. Sanırım hâlâ Rijkaard’ın futbolcular üzerindeki etkisini tam olarak hissedemiyoruz. Sence Arda Turan’ın böyle yemek seçer gibi görev seçme şansı olabilir mi? Bence olmaz ve büyük iştahla kendini geliştirmeye adar Rijkaard’ın yönetimde. Ortada denenmiş bir örnek var çünkü: Iniesta. Sevgilerimle. Melih)

  10. devrim_akin Demiş ki:

    Abi bir şey sormak istiyorum sence bu sene Rijkaard yapmak istediği sistemi oturtabilecek mi? Kapasite gördün mü takımda izlediğin hazırlık maçlarına göre. Yoksa daha erken mi?

    Bir sorum daha var trasfer olacak mı? Diyelim ki olmadı sence yeterli mi kadro 4-3-3 e?

    (Devrim selam. Bugün gördüm o kapasiteyi. Ve 4-1-2-3′ün neredeyse hemen oturacağını hissettim. Hatta transfer olmasa da şu takımla bile neler yapardı Rijkaard diye düşündüm içimden. “Rijkaard Galatasaray’a bir proje olarak bakıyor dedik” ya. Ben Galatasaray’ın mevcut kadrosunun (genç ve olgun) iyi bir yemek pişirmek için yeterli olduğunu düşünüyorum. Rijkaard’ın da aynı fikirde olduğuna neredeyse eminim. Sevgilerimle. Melih)

  11. Arda Demiş ki:

    Arda’nın bir noktada Avrupa yollarına düşecek olması ile ilgili bir planlama yapıldığını söylemek istemiştim. Kewell’ı kaybetmeden, o bölgenin gençlerini şimdiden hazırlamak. Galatasaray’a yakışır ve Türkiye’de sıkça görmediğimiz düşünceler, o açıdan sevindirici.

    (Kewell sözleşmesini uzatırsa üzülmem mümkün değil, Arda da gitmese daha ne isterim.)

    Diğer yorumlara istinaden, Serdar Eylik Rijkaard ile pişmeli. Kumaşı, yeteneği ve özgüveni birinci sınıf tek sorunu fazla top kullanıyor olması veya fazla adam geçmeye çalışması olabilir.

    El-Ehli’nin benim için önemi bir önceki yazında konuştuğumuz, Abdel Kader-Abdülkadir, Yamani-Yemeni hatasına dayanıyor.

    (Selamlar Arda. Adaşın Arda Turan’la ilgili çekinceni anladım şimdi. Çok sağol. Serdar Eylik adına bugün daha iyimser oldum, bir de Yaser Yıldız gerçeği yavaş yavaş ortaya çıkıyor sanırım. Sevgilerimle. Melih)

  12. Muzaffer Can Mutlu Demiş ki:

    Melih Bey iyi geceler,
    Öncelikle benim için futbolun tanımı bir alan doldurma ve boşaltma oyunudur. Savunma yaparken alanları doldurmakla, hücumda ise boşaltmakla uğraşır takımlar. Zaten mükemmel bir şekilde açıkladığınız üzere şu an bizim hücum ve savunma anlamında yaptıklarımız ve yapmaya çalıştıklarımız bundan ibaret. Kulağa ne kadar kolay geliyor aslında.

    Geçen yıla bir bakalım. Sezon başında Galatasaray ikinci Fatih Terim döneminden kalan bir hastalığı geride bıraktı: Uzun top. Maalesef Gerets de benzer biçimde savunmadan uzun toplar atarak karşı sahaya yığılma eğiliminde bir takımla devam etti. İlk hücum presin karşılandığı her maç bizim için kabus oluyordu nitekim. Ancak geçen sezon yerden topu mümkün olduğunca kaldırmayan bir takıma dönüştü Galatasaray.
    Ancak iş bu kadarla bitmiyordu maalesef. Yerden oynamak tamam. Ama takımın çabuk futbol oynamasına yardımcı olacak olan saha içi rotasyon düzgün çalışmıyordu. Nedeni de çok açık: 55-65 metre arası bir genişlikte oynanmaya çalışılıyordu bu oyun. Mesafe anlamsız gelebilir. Ancak bu mesafenin sonuçları önemli. Benfica ve Hertha Berlin maçlarında gole kadar basmayan rakipler bu geniş alan oyununu seyretmekle yetindiler. Bunu avantaja çevirense biz olduk.

    Ancak hemen Benfica maçı sonrası Fenerbahçe maçına bakalım. Her ne kadar kronik Kadıköy üst solunum yolları enfeksiyonumuz olsa da o maçta rakibin bizi orta sahada ısırdığı bir gerçek. Bu oyunun sakatlanmasındaki ikinci nedense şu: Kaptırdığımız toplarda ön alan baskısı yerine topun arkasında yerleşme sevdamız. İşin en enteresan tarafı ise bunu gören Bülent Korkmaz’ın Hamburg ile oynanan rövanş maçında kaptırılan veya dönen ikinci toplara ön alan baskısı istemesi. Enteresanlık şurda: 55 dakika gole ihtiyacı olan takım görüntüsünde olan ve muhteşem oynayan Galatasaray’ın bu dakikadan sonra kondisyon olarak sahadan silinmesi. Sonrasında hiçbir biçimde rakip kaleye gidemeyişi ve dramatik son. İş bu halde geçen seneki 3 kronik sorunu da bulmuş durumdayız.

    Şimdi niye söyledim bunları? Şunun için. Parça parça ele alacak olursak(ki büyük resmi en ince detayına kadar süper analiz ettiğinizi belirtmem gerekir) ne beklemeliyiz Rijkaard’dan.

    Birincisi şu: 4-3-3 sisteminde zor olan kısım alanları doldurmaktır. Sistemin kolay oturmayışındaki temel sebep fundamental olarak yeterli oyuncularınızın olmayışıdır. Bu bir makinadır, hem de çalıştırması oldukça zor bir makina. Ancak futbolda gol atmak sanılandan daha kolaydır. Sistemlerin savunması ise bir o kadar zordur. 2000′deki Hollanda milli takımı bence Barcelona’dan daha iyi bir örnektir Rijkaard’ın futbol mantığına. Savunma ilerde başlar. 2 şekilde: Birincisi oyun içi savunma; yani o bölgede kaptırılan top sonrası blokların yığılması. İkincisi ise kaleden başlayan ataklar; onun içinde yine, rakibi iterek yığılan bir alan savunması. Bu yılki Barcelona bunun dünyada ki an itibari ile tek örneği diyebilirim.

    Gelelim alanların boşaltılmasına. Bunun kale önü versiyonunu zaten temel bir fizik bilgisi ile anlatmışsın. Son derece açık ve göz önüne gelecek bir biçimde. Genelde bakacak olursak kondisyonun bu kadar önemli olmasının sebebi 90 dakika basmamız değil. 90 dakika yer değiştirebilmemiz. Sadece bizim değil, Türk futbolunun hatta basketbolunun temel sıkıntısı. Bu baş döndürücü hareketlilikteki oyunun temel sebebi yer değiştirme. Manchester United’ın Şampiyonlar Ligi finalinde televizyon karşısındaki bizden farkının olmamasının nedeni.
    Daha önceki yorumlarımda belirttiğim gibi köprülere geliyoruz burda. Öndeki 3 ve arkadaki 4′ü ileri geri iten pistona. Bu blok doğru çalıştığı sürece bu takımın herhangi bir problemi olmayacaktır. Çünkü tahmin ettiğim üzere sabit bir önlibero ile oynamayacağız.

    Önlibero sahanın boyunu belirler. Sıkıntı şurda. Bu görevi önceden bir kişi üstlenirken şimdi tüm takım (öncelikle orta 3) üstlenecek. Zaten sistemin oturma zorluğu burada. Bu bir anlamda Mehmet Topal için önemli bir haber. Oyuna daha fazla girmek zorunda. Bu da karar verme ve çabuk düşünme yetisini geliştirmesi gerektiği anlamına geliyor. Bu tüm oyuncular için geçerli. Bu sistem hıza dayalı. Eğer çabuk olmazsa bir anlamı olmaz. Zaten bu sistemin uzun sürede oturmasının da temel sebebi bu sanırım.

    Ben daha önce de belirttiğim gibi her şeyden memnunum. Yıllardır özlemle beklediğim total futbol için 5-6 ay daha beklemem gerek yalnızca. Şu unutulmamalı: Barcelona Rijkaard başa gelene kadar 3′lü savunma oynuyordu. Orada bu sistemin oturmasının 6 ay sürmesi ya da işlerin başlarda kötü gitmesi aynı şeylerin bizde de olacağı anlamına gelmemeli. Sorunlarımız belli, kalitemiz belli ve bunların hepsinin farkında olan dünya çapında bir ekip başında. Ne olursa olsun enseyi karartmamak lazım.

    Son olarak gençler için birşey söylemek gerekirse. Kim kendini gösterip takım içi rotasyona girmeyi başarırsa çok şanslı. Galatasaray’da kaldığı için değil sadece. Dünya çapında bir hocayla futbol mentalitesini bulunduğu coğrafyanın kat be kat üstüne çıkaracağı, olası yurtdışı yolculularına da şimdiden hazırlanabileceği için.
    Teşekkürler.

    (Selamlar. Mükemmel bir yorum. Birkaç defa daha okuyacağım sindirebilmek için. Sadece minik bir yorum yapacağım şimdilik. Sanırım Rijkaard’ın sisteminde tek ön libero var sabit. Yani 4-3-3′ü, 4-1-2-3 olarak oynatıyor Rijkaard. Bu anlamda Mehmet Topal’ı izlemek ve kendini geliştirip geliştirmeyeceğini görmek heyecanlı olacak. Sadece futbol konuşmak ne güzel. Sevgilerimle. Melih)

  13. oasisi Demiş ki:

    Güzel bir yazı. Bu kadar uzun süre uzak kalmayın. Meraklanıyor insan.

    Bahsettiginiz isim Aurelio. Fenerbahçe’yle problemi çözülmesi bekleniyor.

    (Selam. Üç günlük bir tatilden konuşonuz:-)) Çok sağol. Melih)

  14. Murat Celep Demiş ki:

    melih abi sizden transferle ılgılı bilgi istediğim yok siz yeter ki bu güzel yazılarınızı bizle paylaşın ellerinize saglık yıne guzel yazı olmuş.

    (Muratçığım çok sağol. Görüşmek üzere. Melih)

  15. Oguzcan Demiş ki:

    Melih Abi selamlar,

    Güzel bir değerlendirme olmuş. Maçı izleyen kişilerin hemen hepsinin aklından geçen, söylemek istediği şeyleri daha da detaylı bir şekilde dile getirmişsiniz.

    Sizin söylediklerinizden farklı olarak bir şeye değinmek istiyorum. Orta sahanın başarısı ile kaleci başarısını doğru orantılı olarak görüyorum. Yani bir takımın orta sahası ne kadar iyi ne kadar kaliteli ise kalecinin de başarılı olma şansını o kadar yüksek görüyorum. Neden diyecek olursanız;

    Geçen sene orta sahamız kim ne derse desin gerek kondisyonun üst seviyede olmaması, gerek sakatlıklar vs. nedenlerden dolayı geçen sene başarısızdı ve de zayıf kaldı. (Ki zaman zaman Meira’yı da orta sahada oynarken gördük.) Bunun sonucu olarak De Sanctis birçok kişi tarafından başarısız, yetersiz kaleci olarak görüldü. Halbuki bu adam İtalya milli takımına her daim çağrılan bir kaleci. He çok iyi kaleci olmayabilir ama standartların üstünde ideal bir kaleci sıfatını taşıyordu açıkçası. Konu dağılmadan hemen toparlayayım.

    Yani bu kaleci daha sağlam daha formda bir Galatasaray orta sahasına sahip olsaydı (bkz. en son şampiyon olduğumuz seneki orta sahanın form durumu ve başarısı) daha başarılı olabilirdi.

    Orta sahası dandik olup da iyi kaleci olan yok mu diyecek olursanız tabii ki var ona sözüm yok o da kalecinin kalitesini gösterir zaten.
    Gelmek istediğim nokta şu. Muhtemelen Galatasaray orta sahası geçen seneden çok daha kuvvetli çok daha formda bir orta saha olacak. Bu da yeni kalecimiz Leo’nun işini biraz daha kolaylaştıracak ve onun daha da başarılı olmasını sağlayacak.

    Değinmek istediğim bir diğer konu da şu:

    Galatasaray’ın orta sahasında görev yapan elemanlar(M.Sarp, Barış, Ayhan, Mehmet Topal, Linderoth..) gol yüzdesi düşük oyuncular. Bazı sezonlarda iyi bir gol yüzdesi yakaladıkları oluyor ancak pek fazla istikrar sahibi oldukları söylenemez. Bu nedenden dolayı Galatasaray’ın gol yüzdesi bu isimlerinkine nazaran daha yüksek olan bir orta saha oyuncusu transfer edeceğini düşünüyorum. Mehmet Topal’ın Linderoth’un da standartın altına düşmeden bu sene atacakları gol sayılarıyla transfer edeceğimizi düşündüğüm orta saha oyuncusunun üreteceği skorlar bizim bu bölge açısından hücüm yönünde istediğimizi almamızı sağlayacaktır diye düşünüyorum.

    Açıkçası bu konuda sizin de fikirlerinizi öğrenmek istiyorum.

    Saygılarımla
    (Oğuzcan selamlar. İlk bahsettiğin nokta çok önemli. Nitekim son iki maçta Aykut Erçetin ve Orkun Usak’ın neredeyse yere bile yatmadan maçı tamamlamaları senin dediğin şeyin tam da kanıtı. Leo Franco bir Galatasaray efsanesi haline gelebilir bu sezon, takım savunması iyi olacağı için. Yani fazla iş düşmeyecek ona. Bir de kendisine iş düşünce bunları kurtarırsa müthiş olur.

    İkinci konuda tam katılamıyorum sana. Golcü orta saha da oynanan sistemin doğal bir uzantısı kanımca. Örnek vereyim. 2007-2008 sezonunda Galatasaray orta sahası futbolcuları kaç gol attı, geçen sezon kaç gol? Bu bile net olarak ortaya koyuyor bunun bir sistem uzantısı olduğunu. Tabi uzaktan müthiş şutlar savuran birini önermiyorsan takıma. Sevgilerimle. Melih)

  16. shallow Demiş ki:

    nerede bu saat 3 aciklamasi, biz mi goremedik siz mi gormemizi istemiyorsunuz, baska platformdaysa nereden okuyabiliriz?

    (Selam. Yazı dizisinin dördüncü bölümü yorumları içinde olmalı. Sevgilerimle. Melih)

  17. Yucel Genc Demiş ki:

    Melih Agabey,
    Oncelikle hosgeldin. Merak ettik, insallah hersey yolundadir.
    Yazi icin tesekkurler. Cok zevk alarak okuyorum. Benim sormak istedigim 2 konu var.

    1- “Orta saha defansif futbol icin en onemli bloktur” demissin. Bence de dogru bir dusuncedir. Ama ben, ileri uclunun de defansif yonde onemli bir unsur oldugunu dusunuyorum. Bu macta (internetten seyredebildigim kadariyla) hucum hatti, top kaptirildigi anda pressle karsi takimi rahatsiz edip, rahat oyun kuramamalarini sagladilar. Ayni zamaninda Hakan Sukur ile Arif’in yaptigi gibi. Bence bu hem goze hos gelen, hem de cok etkili bir defans. Ama, sunu da unutmamak gerekir, bu macta bu presi yapan gencecik cocuklardi. Ayni presi bir Kewell ya da bir Baros ne kadar yapabilir? Ayni “ileride pres” ile defans anlayisini sence Rijkaard, kim oynarsa oynasin, yapmaya calisacak mi sizce?

    2- Ilk hazirlik macini seyredemedim. Duyduklarima gore Serdar cok iyiymis. 2. macta pek ahim sahim bir sey goremedim. Ama, dedigin gibi Emre Colak gercekten cok iyi bir topcuya benziyor. Benim sorum su: Su anda oynayan butun cocuklarin tek amaci kendilerini kanitlayip A takima girebilme. Dogal olarak, kapasitelerin en yukseginde performans sergilemeye calisiyorlar. Diyelim ki, Serdar ve Emre A takima girebildiler (ki oyle gozukuyor), Aydin’da oldugu gibi hayal kirikliligi olabilir mi sizce? Unutmayalim, bu tur yakistirmalari, daha onceki hazirlik kamplarinda Aydin icin de yapmistik. Ama, Aydin’in A takima girdikten sonraki performansi da ortadaydi. Acaba Arda’ya yaptigimiz gibi, bu cocuklari 1 senelik super lig takimlarina kiralik vermek daha yararli olmaz mi?

    Biraz uzun oldu, ozur,

    Sevgiler ve Saygilar
    Yucel

    (Yücel, aziz kardeşim. Her şeyden önce bir sorun yok. Çok sağol. İkinci sorundan başlayayım. Kanımca Aydın Yılmaz özel bir örnek. Çünkü bu futbolcumuzun anatomik yapısı sakatlanmaya ve zor tedaviye olmaya uygun . (Mesela dün tedavi olmuş yine.) Gördüğüm kadarıyla Emre Çolak peşpeşe üç maç çıkarabiliyor ve maç içinde de kopuşlar yaşamıyor. Serdar Eylik de benzer biçimde. Maç içinde kopuşlar yaşasa da üç maç peşpeşe oynayabiliyor. Bu iki futbolcumuz diledikleri sürece önleri son derece açık bence. Hele Rijkaard’ın ellerinde.

    Birinci soruna gelince. Hakan Şükür ve Arif Erdem’in pres yaptığı takım maçın en azından bir devresinde cansiparane pres yapan bir ekipti. Onlar da bu takımın forvetiydiler. İkisi prese başlayınca bilirlerdi ki arkalarındaki bücürler bu presin daha beterini yapacak. Ve top kısa bir süre sonra kapılacak. Terim’in o takımı rakibin oyun kurmasına izin vermeyen bir takımdı. Pas futbolu da bu kadar mükemmele ulaşmadığı için çoğu Avrupa takımı kendi futbolunu oynayamıyordu o Galatasaray karşısında. Ama şimdi pas futbolu bu tip takımların hemen tırnaklarını sökebiliyor. (Bakınız iki sezon önce Skibbe’nin Leverkusen’in Galatasaray’ı 30 dakikada paketlemesi.) Modern futbolda forvetin defansif yönü esas itibariyle biraz yazdığım gibi. Yani rakip atağın mümkün mertebe geç olgunlaşmasını sağlamak yapılan yalancı presle. Bunu yaparken öncelikle kendi enerjisini tüketmemesi gerekiyor forvet oyuncularının, çünkü onlara gol atmak için bu enerji lazım öncelikle. İkinci olarak da gölge pres yaparak takım savunmasının oturması için gerekli zamanı sağlamaları lazım. Bu tıpkı Çanakkale Kara Savaşları’nda birinci gün 9′uncu tümene bağlı takımların yaklaşık 1 gün boyunca müttefik çıkarmasını engellemesine benziyor. Bu takımlar görevlerini yerine getirdikten sonra geriye çekildiler. Kanımca Kewell ve Baros’ta bu özellikler var. Sevgilerimle. Melih)

  18. Anil T. Demiş ki:

    Melih Abi iyi geceler;
    Seni 3 gündür göremeyince epeyce telaşlanmıştık kardeşimle beraber, aklıma olmayacak şeyler bile geldi hatta. (Yazmayı bırakmak gibi mesela.)Yazını görünce ne kadar rahatladım bilemezsin Melih abi, transferle ilgili yorumlara takma abi kafanı sen, canını da daha fazla sıkma ve bizi böyle futbol kokan yazılarından mahrum etme abi iyi geceler.

    (Anılcığım selamlar. Her şeyden önce çok sağol. Ben yüzkızartıcı bir şey yapmadım. Yalan söylemedim. Masabaşı bir şey uydurmadım. Yaptığım tek şey duyduğum bir şeyi paylaşmaktı. Selam ve sevgilerimle. Melih)

  19. Faruk Demiş ki:

    Selamlar Melih ağabey yine güzel bir analizle karşı karşıyayız siz bunu hep yapıyorsun (: elinize yüreğinize sağlık.

    Ağabey analize gelince bloklarası futboldan bahsediyoruz bunu deneyeceğiz yani yapmaya çalışacağız, olur mu orası muamma fakat şu var TSL’de pres altında ve de sert futbol ile bu ne kadar başarılı olur ?

    Diğer konu Aydın çok isteksiz gibi geliyor bana, genelde hep maç bitse de gidip yatsak havası seziyorum Aydın’da bu konuda acaba siz de benimle hem fikir misiniz?

    Bu arada Serdar Eylik bence kadroya alınmalı Kewell’ın genelde 70′den sonra oyundan düştüğünü hesaba katarsak Serdar oraya cuk oturur, Arda konusuna da değinmek istiyorum.

    Bence Arda bir kanat oyuncusu değil, hızlı değil, kendini orada heba ediyor resmen, fake çalımlarla bir yere kadar Arda’yı sizce göbekte kulansa Rijkaard daha verimli olmaz mı ?

    Emre Çolak’a gelince mükemmel bir oyuncu ben yönetim yerinde olsaydım orta sahaya transfer yapmazdım koyardım Emre’yi oynasın aşırı özgüven sahibi duran topları kulanıyor, topu ayağında tutuyor çok rahat bir futbolcu, Emre’den faydalanılmalı, ki faydalanılacaktır. Fakat kendisini bilmek zorunda, ayakları yere basmalı, örneklerini Türk futbolu çok gördü hepsi heba oldu gece klüplerinde orada burada şu kızla bu kızla paranın gözü kör olsun derler ya işte o mesele.

    Alpaslan’ı Rijkaard orta sahada oynatmıştı Kleve maçında resmen pişmiş bu çocuk mükemmel bir futbolcu olacak orta sahaya da daha bir yakıştı. İsmail diyorlar ya, Beşiktaş hani o kadar para verdi, işte o İsmail bu Alpaslan’nın yedeği, çocukta öyle bir bilek var ki lastik gibi.

    Erhan Şentürk’ü de unutmamak gerekli Diyarbakırspor’da harika bir sezon geçirdi onda da ışık var olacak o da, herkes Özgürcan dedi attığı golleri gösterdiler bence Özgürcan’dan bu kadar kaç senedir uğraşıyorlar ama olmuyor yahu tank gibi inşallah yanılırım ben.

    Şu anki mevcut Kadromuz ;

    Emre Güngör, Ugur Ucar, Gökhan Zan, Emre Asik, Hakan Balta, Serkan Kurtulus, Semih Kaya, Alparslan Erdem, Volkan Yaman, Servet Cetin, Murat Akca, Tobias Linderoth, Aydin Yilmaz, Baris Özbek, Lincoln, Mehmet Topal, Mustafa Sarp, Ayhan Akman, Harry Kewell, Sabri Sarioglu, Arda Turan, Mehmet Güven, Abdul Kader Keita,
    Özgürcan Özcan, Erhan Sentürk, Milan Baros, Yaser Yildiz, Shabani Nonda, Serkan Calik, Emirhan Ergün, Emre Colak, Ersel Cetinkaya, Emrah Yollu, Cem Sultan, Serdar Eylik, Caner Öztel
    Kalecileri saymadım daha, kiradan gelenler de var.

    Transfer isteyenlere duyurulur ; Galatasaray’ın kadro derinliğine bir göz atın ondan sonra transfer gerekli mi değil mi düşünün.

    Melih ağabey hep sen mi yazacaksın uzun uzun biraz da ben yazım :)

    Saygılar.

    (Faruk selam. Dilediğin uzunlukta yazabilirsin tabi. Burası özgür bir platform. Sanırım dün gece sormuş olduğun soruyu bu gece maçı izlemişsen eğer hemen geri alırdın. Çünkü Casablanca karşısındaki Galatasaray bir önceki maçtaki bloklararası futbolu daha da geliştirmiş bir Galatasaray’dı.

    Aydın Yılmaz konusuna gelince. Bir önceki yorumda da yazdım. Bu futbolcumuzun anatomik yapısı sürekliliğini önlüyor öncelikle. Arda Turan’ı ise her ne kadar son maçta yine kanatta da görsek sanırım daha çok göbekte izleyeceğiz bu sezon. Bu konuda uzun uzun yorum yapmak şansımız olacak yani. Sevgilerimle. Melih)

  20. Can Demiş ki:

    Melih abi merhaba ben yazılarını uzun süredir takip ediyorum ama yorum yazmak bu zamana kısmetmiş. Öncelikle senin bu işi kesinlikle profesyonel yapman gerektigini düsünüyorum gercekten futbol bilgin kültürün edebiyatın cok iyi ben hicbir blogda post okurken bu kadar keyif alıp bir seyler ogrenmedim. Zaten Gayin-Sin’i blog olarak gormuyorum inan Galatasaray hakkında ögretici dogru ve zevkli post merkezi benim icin.

    Galatasaray’a donecek olursak ben 2 hazırlık macında da cok umutlandım eger ki bahsettigin bu blok ve bloklararası yardımlasma kısa sürede oturursa takıma, gercekten önümüzde hicbir rakip duramaz cirkefe yatmadıgı surece :P .

    Collocini hakkında ne düsünüyorsun gercek olmasa bile Galatasaray’a yakısacak bir futbolcu oldugunu dusunuyorum fakat su ekonomik sartlarda yedek olarak Emre Güngör ve Gökhan Zan’ın olması biraz lüks gibi geliyor bana. Umuyorum uzuuuun sürelerce yazılarından mahrum etmessin bizi. Devrim başladı yazdıgın gibi

    “Hazır mısınız çocuklar futbol oynamaya. Ben hazırım. Dünya hazır.” Biz de izlemeye hazırız =)

    (Can selam. Öncelikle samimi duyguların için çok sağol. Sanırım dün geceki Casablanca maçından sonra Galatasaray hakkındaki ümitlerin artmıştır. Benim arttı zira. Umarım ve dilerim bütün dünya Rijkaard ve çocuklarını seyreder, bugün, yarın ve daima. Sevgilerimle. Melih)

  21. firat Demiş ki:

    Melih ağabey yine çok güzel yazmışsın. Arda büyük ihtimalle ortada oynayacak bu sistemde işte bu da beni biraz korkutuyor Arda adına, çünkü Arda arkasına çizgiyi aldğında çok etkili oluyor sanırım bikaç kere ortada oynadı ama çizgideki performasnı bulamadı. Bir de bana Arda sanki eski çevikliğinde değil gibi geliyor, sanki Arda yavaşladı ağabey, ama umarım Arda bu sene patlama yapar yeni teknik heyetle. Bir de ağabey bu kaptanlık mevzusunda bir bilgin var mı kimde şu anda kaptanlık teşekkür ederim…

    (Selam Fırat. Görüldüğü kadarıyla bu seneki üç kaptanımız Ayhan Akman, Servet Çetin ve Arda Turan olacak. Hazırlık maçlarında belli oldu bu. Arda Turan’ın çevikliğine ve hısına gelince. Bunları belirli antrenman sistemleriyle artırmak mümkün. Özellikle de çevikliği. Bunu da sağlayacak olan Puyol. Ben yeni teknik ekibimiz elinde bütün futbolcularımız kendilerini aşacağını ve mevcut potansiyellerini realize etme yolunda büyük mesafe katedeceklerini düşünüyorum. Sevgilerimle. Melih)

  22. uraskaan Demiş ki:

    Melih Abi, Gayın Sin’den uzun süre uzak kaldık. Bir parçam eksik gibi hissettim kendimi üç gündür. Umarım her şey yolundadır. İyi geceler..

    (Kaan selam. Çok sağol bu yorumun için. Evet her şey yolunda. Sevgilerimle. Melih)

  23. cingibi says:

    Yeni sistem bir nevi tahterevalli gibi olacak anladığım kadarıyla bir taraf yükselirken bir taraf alçalacak peki bu sistemde kanat oyuncuları çok yorulmayacaklar mı, bu yorgunluk onların daha fazla hata yapmasına yol açmaz mı?
    Tabii ki gönül sistemin başarılı olmasını ister ama ilk başlarda tam oturmayan bir sistemle kanatlardan fazlaca zaaf verir miyiz (inşallah vermeyiz)

    (Selam. Tahtıravalli demeyelim de birleşik kaplar esası olarak adlandıralım bunu. Çünkü önemli olan akışkanlık. Yorgunluk meselesine gelince. Bu tamamen yüklemeyle ve antrenman düzeniyle ilintili. Ben Galatasaraylı futbolcuların bu sezon hiçbir yorgunluk belirtisi göstermeden haftada üç maçı kaldıracaklarını düşünüyorum, Barça, ManU ya da Arsenal gibi. Zaten TSL’de bu sezon ilk rekabet fizik güçte yaşanacak. Özellikle de Galatasaray’la Fenerbahçe arasında. Ve fizik olarak diri takımların artması nedeniyle Sivasspor ilk dört mücadelesi yapabilecek artık. Şampiyonluk değil. Sevgilerimle. Melih)

  24. idris Demiş ki:

    Selamlar…

    Blok futbolundan bloklararası futbol ifadesi ulusal futboldan uluslararası futbol ifadesi gibi geldi bana. Futbolun daha modern yüzünü görüyorum bu türde.

    Bir de şunu anladım: Futbolcunun değerini yükselten ya da belirli bir standarda çıkaran tek faktörün doğuştan getirdiği yetenekleri olmadığı, gerek oyunu çok yönlü oynama alışkanlığ gerekse de takım içinde ferdi oyundan çok takım oyunu oynayabilmesi. Avrupalı oyuncularının kimilerinin neden bu kadar pahalı olduğunu anlamak açısından bu yazı çok önemli. Teşekkürler.

    Saygılar…

    (İdris selamlar. Yıllarca Avrupa takımları taktik disipline sahip oldukları için yetenek bakımından hep geride oldukları Türk takımlarını farklı yendiler. Türkiye taktik disiplin gereçeğini ilk kez Derwall’le öğrendi. Bloklararası futbol bakımından dün geceki Galatasaray çok daha iyiydi. Sevgilerimle. Melih)

  25. Bahadır H. Demiş ki:

    Yine çok güzel bir yazı olmuş Melih abi.. Ellerine sağlık..

    (Teşekkürler Bahadır. Yeni maç yazısını bu gece yazabileceğim. Sevgiler. Melih)

  26. keremcem Demiş ki:

    Merhaba Melih Abi,
    Bu maç arkası yazıların çok keyifli oluyor, alisamiyen.net’ten sonra seni bulmam biraz zaman aldı ama eski yazılarını da bir çırpıda okuyuverdim. Eline sağlık. Her zamanki gibi umut aşılıyorsun, sana tek eleştirim biraz fazla optimistik olman :)

    Bu yazına gelirsek, hazırlık maçlarını izlemedim ama anlattığın kadarıyla Rijkaard’ın savunma anlayışı daha çok hattı müdafaa tarzında. Skibbe ile sathı müdafaa gibi oynuyorduk, fazla pres yapmadan, alan tutarak, rakibe boş alan bırakmayan bir anlayışımız vardı. Yüksek fizik gücü gerektirmeyen bir sistemdi ve yüklemeler de buna göre yapılmıştı. Öyle sanıyorum ki topla antrenmanlara daha fazla vakit ayırabilmişti Skibbe bu sayede. Aslında gayet mantıklı görünüyor, bir süre de başarıyla uygulandı ama sık sakatlanma handikapını da beraberinde getirdi bu düşük fizik güç. Ben Skibbe’nin bu tercihini kendisinden kısa vadede çok şey istenmesine bağlıyorum. Bir riske girdi ve kaybetti. Şimdi umarım ona tanınmayan zaman Rijkaard’a tanınır.

    Rijkaard ve yardımcıları önce güç ve kondüsyon problemini halledecekler ki bu da sistemin oturması için daha fazla zamana ihtiyaç olduğu anlamına geliyor. Belki Skibbe’den kalan topla oynama alışkanlığı bir nebze yardımcı olabilir kendisine. Yine de edilen sabır yeminlerini unutmamakta fayda var.

    Rijkaard’ın sisteminde temel handikap savunma arkasına kaçırılabilecek hızlı adamlar olacaktır. Bir kaç Anadolu takımı bu sayede olmadık puanlar koparabilirler bizden. Belki de Rijkaard’ın Leo Franco’ya onay verirken göz önünde tuttuğu kriterlerden birisi de bu kalecinin önde oynamayı sevmesidir. Simoviç için adeta bir libero gibi çıktı ve topu uzaklaştırdı denirdi, bu sözü Leo için de sık duyabiliriz bu sene. Yine de süratli bir savunmacıya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Şu an beklemede olan çift yönlü orta saha transferinin de askıda olmasının nedeni bu konuda bir karar aşamasında olunmasıdır belki. Rijkaard hiç beklemediği bir şekilde piyangodan çıkan Emre Çolak sayesinde tercihini stoperden yana kullanabilir.

    (Keremcen selam. Yorumun için çok teşekkürler. Skibbe’yle Rijkaard farkı sanılanın ve umulanın çok daha ötesinde. Bunu maç yazılarında peyderpey ortaya koymaya çalışacağım. Çünkü mesele sabır meselesi değil, yönetim (teknik direktörün Florya’yı yönetmesi) meselesiydi.

    Savunmaya gelince. Kanımca asıl Rijkaard’ın sistemi sathı müdaafa. Hattı müdaafayı tercih eden Skibbe’ydi. Geçen sezon belirli bir sanal çizgi çekiyordu Galatasaray sahada ve rakip o çizgiye gelinceye kadar neredeyse hiç rahatsız etmiyordu. Şimdi top kaptırılınca hemen rakibi geciktirici pres yapmaya başlıyor takım sahanın neresinde olursa olsun.

    Hızlı beke gelince. 2000 takımında kanatlar çok hızlıydı, çünkü Fatih Akyel ve Hakan Ünsal’dı sağ ve sol bek. Bu sezon takım savunmasını mükemmelleştirdiğimiz oranda hızlı savunma oyuncusuna ihtiyaç duymayacağız kanımca. Çünkü Galatasaray alan savunmasını ve kademe anlayışını geliştirirse rakibin hızına fren yapmış olur. Sevgilerimle. Melih)

  27. Mert_2023 Demiş ki:

    Sevgili Melih Abi, El-Ehli maçını ben de 90 dakikaya yakın seyrettim… Dikkatimi en çok çeken Yaser’di.. Çok çabaladı oyun içinde, bazen de biraz bencilliğe kaçan hareketler sergiledi.. Sanırım biraz kendini gösterme biraz da hazırlık maçlarının son şansının olduğu stresiydi.. Evet, Yaser biraz daha işlenirse olacak… Emre de ileriye dönük çok güzel emareler var.. Bu çocuk sanırım uzun yıllar Galatasarayımız’ın formasını giyecek.. Biraz fiziğini geliştirmesi lazım..

    Maç içinde rakibe hiç pozisyon vermememiz çok güzel.. Sanırım bu yıl defans sıkıntımız olmayacak. Ama asıl görmek istediğim orta saha ve forvet hattında ki durum idi. As oyuncuların yokluğu belli bir fikir vermedi bana.. Oynanacak diğer hazırlık maçları ve Tobol maçı bu yıl ve gelecek yıllardaki oyun sistemimizi ve ruhumuzu daha iyi gösterecektir…

    Not: Melih Abi, senden Şemsettin Sami hakkında bir yazı istesem çok şey mi isterim..?
    Saygılar..

    (Selam Mert. Özellikle dün geceki maç Yaser Yıldız adına daha görkemliydi sanırım. Dün gece şu ortaya çıktı ki Rijkaard ve ekibi aynı zamanda mükemmel bir planlamacılar. Tobol maçında yeni Galatasaray’ın ilk versiyonunu sahada göreceğiz. (Şemsettin Sami derken sanırım Ali Sami Yen’in babasından bahsediyorsun. İlk Türk roman yazarından değil. Ali Sami’nin babası önemli bir isim. Bir yazı yazarım onun hakkında. Sevgilerimle. Melih)

  28. meendiz Demiş ki:

    Selamlar Melih Abi,

    Bu güzel yazı için teşekkürler öncelikle. Emre Çolak’ın kadroya girebilme ihtimali sizi de heyecanlandırmış anlaşılan. Bence bu yılki en büyük transferimiz olacak Emre. Yeter ki fiziksel anlamda geliştirsin kendini.

    Saygılar…

    (Selam İlker. Emre Çolak’ın GSTV’ye verdiği söyleşiyi okudum. Bu fiziksel anlamda güçlenme meselesinin o da farkında ve çalıştığını söylüyor. Emre Çolak’ın ve Serdar Eylik’in takıma girmesi aslında Arda Turan ‘ın daha da ileri gitmesiyle sonuçlanacak bir süreç. Sevgilerimle. Melih)

  29. sg_gs Demiş ki:

    Selamlar. Yazida belirtilen hucum presi konusunda su soru aklima geldi: Yillardir Hakan Sukur’un cok ovulen hucum baskisi aslinda anlamsiz kosulardan ibaret miydi? Sicak mucadeleye girmeye mi calisiyordu yoksa golge presi dogru mu uyguluyordu Hakan Sukur? Bence cok etkin degildi defanscilar uzerine yaptigi kosulari ve onu asil ihtiyaci olan zamanlarda gucsuz birakiyordu onu, sonra da kacan goller…

    Emre Colak hakkindaki bilgi beni cok memnun etti, zira Arda’dan bir Iniesta benzeri oyuncu yaratmaya calistigini belirtmistiniz FR’nin. Yaninda Xavi oldugu zaman Iniesta tam olarak basarili oluyor. Bizde Xavi rolunde kimin oynayacagi beni dusunduruyordu hep. Bu Ayhan ya da Baris olabilir mi? Ayhan daha yakin bu role ama Emre Colak daha teknik ve esnek Ayhan’a gore gibi geldi bana. Sizce de Emre Colak’tan bir Xavi ya da Deco olur mu ilerde?

    (Selam. Hakan Şükür’ün şok presi, arkasında pres yapan bir takım varsa etkiliydi, yoksa maç başına birkaç top kapmayla sonuçlanıyordu bu çabalar. Bir de Hakan Şükür geldiği ilk günden bu yana gol vuruşları konusunda hiçbir zaman iyi olamadı. Yani Metin Oktay, Tanju Çolak, Mario Jardel’in yanına bile yaklaşamadı. Hakan Şükür’ün en temel özelliği tüm takımın ona oynaması, onun da fiziksel gücü sayesinde çok daha fazla gol pozisyonuna girmesiydi.

    Ben Emre Çolak’ı şimdilik Buruk-Kerimoğlu karışımı olarak buluyorum. Yani Iniesta olmaya daha uygun. Ya da pres yapan Deco. Ama bu sezon çok önemli onun için. Bu sezon birçok şeyi başarırsa (sakatlanmamayı, daha fazla dakika almayı, sürekli olmayı, istikrarlı oynamayı, vb.) Galatasaray yıllar sonra transfer olduğunda 20 milyonlar mertebesinde bir rakama ulaşabelecek bir futbolcu kazanmış olacak. Sevgilerimle. Melih)

  30. tunc Demiş ki:

    Melih Abi ellerine kollarına sağlık. Zaten aklı başında kullanıcılar seni tanır ve saygı duyar. Transfer yorumunda hatanın sende olmadığını seni tanıyanlar olarak biliyorduk, o yüzden üzme kendine. Her şey Galatasaray için.

    (Selam Tunç. Gerçekten çok sağol bu yorumun için. Evet her şey Galatasaray için. Sevgilerimle. Melih)

  31. Koray Özdemir Demiş ki:

    Bence Rijkaard’ın yapacağı en önemli şey, 23 yaş altı oyunculara hak ettikleri şansı vermek olacaktır. Skibbe’den bunu çok bekliyordum, kariyeri buna yöneltiyordu insanı, ancak Skibbe neredeyse her seferinde mümkün olan en yaşlı kadroyu sürüyordu sahaya. Belleğim beni yanıltmıyorsa ilk kez Skibbe döneminde forma giyen tek bir altyapı oyuncusu yok. Semih Kaya aylarca yedek bekledi. Oysa iyi pas verebilen ilk Türk stoperi olarak bence onun üzerine titremeli. Savunma için müthiş değerli bir oyuncu o. Ancak Galatasaray kendi yetiştirdiği oyunculara hak ettikleri değeri, ilgiyi, saygıyı göstermiyor.

    Ferhat Öztorun, pekâlâ Volkan Yaman’ın yerinde olabilirdi. Şimdi bedelsiz olarak Trabzon’a gitti. Gökhan Öztürk Gaziantep’e gitti, Mülayim, Cafercan, Oğuz Sabankay, bunların hepsine geleceğin yıldızı gözüyle bakılıyordu, hepsi alt liglerde kayboldu gitti. Acaba bu oycunlar yeteri kadar takip ediliyor mu? A takıma alınması için hepsinin 33. haftada Fenerbahçe’ye iki gol mü atması gerek Arda gibi?

    Ayrıca Cem Sultan, Nonda yerine Baros’un arkasındaki isim olmalı. Barcelona Messi’yi, Krikic’i, Iniesta’yı oynatmak için çok maç kaybetti. Ama sonunda birbirinden değerli bir düzine dünya yıldızı kazandı. Galatasaray’ın kaybı o kadar büyük olmayacaktır. Çünkü rakipleri o kadar güçlü değil. Bu oyunculara A takımda şans verilmeli. Hiçbir Galatasaray taraftarının da buna itiraz edeceğini sanmıyorum. Bizim en büyük övünç kaynaklarımızdan biri de Arda’yı, Uğur’u, B. Korkmaz’ı yetiştiren altyapımız. Bu oyuncular her sezon başında kampa götürülüyor, ancak sonra hepsi resmen harcanıyor.

    Aylar önce, Galatasaray PAF takımını üç yıl üst üste şampiyon yapan Zafer Koç “Biz bu oyuncuları başka takımlarda oynamaları için değil, Galatasaray’da oynamaları için yetiştiriyoruz” dediği için işinden olmuştu. Bu oyuncuları ben de başka takımlarda değil, kendi takımımda görmek istiyorum. Örneğin Manisa’dan Trabzon’a bedelsiz olarak gitmesini değil, Galatasaray kadrosunu güçlendirmek için Florya’da olmasını istiyrorum. Arda’nın Galatasaray’ın en değerli oyuncusu olması yalnızca onun yetenekleriyle açıklanabilecek bir şey değil. Aynı şey Uğur için, Semih için, Cem Sultan için de geçerli.

    (Koray selamlar. Temelde dediğin çok doğru. Ancak altyapıda bugüne kadar olanları yani Rijkaard’a kadarki bölümü, ciddi bir planlamadan yoksun el yordamı yürütülen bir dönem olarak ele almak sanırım en doğrusu olacak. Dün Polat’ın Divan’da yaptığı konuşma altyapı konusunda da bir devirme hazırlanıldığını ortaya koyuyor. Bir de bugüne kadar yitirilen yıldızları Galatasaray’ın hatası olarak değil, daha çok kendilerinin hatası olarak görmek daha doğru. Çünkü tarih bize gösteriyor ki Galatasaray altyapısında yetiştikten sonra başka bir takımda şöhreti yakalamak mümkün değil. (Bunun tek istisnası Appiah’tır.) Arda Turan Fenerbahçe’yi iki gol attığı için yıldız olmadı, karakterli olduğu için yıldız oldu kanımca. Bir de Ferhat Öztorun konusunda konuşmak için biraz erken. Bir yıl sonra Alpaslan Erdem’le Ferhat Öztorun’un katettikleri mesafe üzerinden konuşalım. Sevgilerimle. Melih)

  32. reyes Demiş ki:

    Selam Melih abi, sizi 3 gün göremedik sanki günümüzde bir şeyimiz eksik kalır gibi oldu hoşgeldin aramıza.))

    Bu sezon fikstürümüz hem iyi hem de kötü.9-10-11 haftalarda Trabzonspor, FB ve Sivasspor ile arka arkaya 3 maç yapacağız. Kadromuzun her şeye rağmen geniş olması gerekiyor stopere ve ortaya transfer yapılması lazım. Ayrıca Baros 4 haftada bir cezalı duruma düşüyor ona da alternatif oyuncunun gerek olduğunu düşünüyorum.

    Barcelona ve Arsenal’de orta sahadaki oyuncular sürekli boş alana kaçarak top istiyorlar bizdeki orta saha daha çok gardını almış bekliyor gibi pasını verdikten sonra sanki iş bitmiş gibi bölgesinde duruyor. Bu düzene bu hızlı oyuna nasıl alışacağız çok merak ediyorum. Tabii ki çok uzun bir süreç ama 5. haftadaki BJK maçında bunun esintilerini görebileceğimiz her pasta oley sesleri ile stadı inleteceğimiz bir takım hayal ediyorum. İnşallah izlemekten zevk alacağımız, bizlerin de gururla destekleyeceği bir takımımız olacak.

    Orta saha transferi yapılırsa ki (galiba rakiplerimiz tarafından engelleniyor) Emre Çolak kadroda yer bulabilir mi bilmiyorum. Ama Rijkaard bize Emre Çolak’ı hediye ederse hem Galatasaray hem Türk futbolu yeni bir yıldız kazanır. Ben Emre’yi paf maçlarından da takip ettim, dikine oynayan teknik bir orta alan oyuncusu. Emre’nin üzerinde ısrarla durulması hatta ortadaki 2 oyuncudan birisinin Emre olması gerektiğini düşünüyorum. Gerekli olan fizik gücünü yükseltip aklı ile birleştirdiğinde Galatasaray’ın bir Iniesta’sı olur. Bu kadar da iddialıyım.

    Bir de Aydın için birşey söylemek istiyorum. Aydın’da belki de Türkiye’de birçok futbolcuda olmayan bir özellik mevcut ki bunu en iyi anlayan eski hocası Abdullah Avcı. Çıktığı her haber bülteninde agzından Aydın düşmüyor. Ben de Aydın hakkında Abdullah hoca gibi düşünüyorum. Bu kadar seri ve teknik bir oyuncunun ben kazanılması taraftarıyım bakalım teknik ekibimizin bilgileri tecrübeleri bu gençlere neler ögretecek onları da bekleyip göreceğiz. Ayhan futbol oynamayı 28 yaşında ögrendi Aydın neden 22 yaşında ögrenemesin. İnşallah herkes için iyi bir yıl olur. Bir de Ugur çıktığında Hakan Balta çıkmayacağı için defans 3′lü gibi duracaktır ben Ugur’un iyi bir oyuncu ama hızlı bir oyuncu olmadığına inanıyorum. Keşke Sabri’deki hız ve güçlülük Ugur’da olsaydı Rijkaard o bölgede yine Sabri’yi kullanabilir. Ugur iyi oyuncu ama yaşına ragmen çok yavaş.

    Melih abi, yeni sezonda Arda’nın 10 numaralı formayı giyeceği ve kaptan olacağı konuşuluyor bu konu hakkında bilgin ve yorumun nedir bence çok yakışır Ardamız’a. Hem de alt yapıdan yeni katılan yeni gelecek oyunculara Arda’yı örnek almaları için örnek teşkil etmez mi? Bence yönetimin Ayhan sahada olsa bile Arda’yı 1. kaptan yapması, her oyuncumuz degerli ama Servet ve Ugur’u Arda’ya değişmemesi gerekiyor. Kaptanlığa yakışan 2 oyuncumuz var birisi Arda birisi Kewell. Bu oyuncularda bu özellikler fazlası ile var.
    Saygılarımla..

    (Burak selam. Oley oley çekmek için beşinci hafta emin ol çok erken. Bu sene eğer başarılı olacaksa Galatasaray, bu, kan,ter ve gözyaşıyla olacak. Güle oynaya değil. Uğur Uçar aklıyla ve futbolu okuyarak oynayan bir oyuncu. Bence inanılmaz da kıymetli. Şu yaşında bile doğrudan kaptan yapıp takımın liderliğini üstlenecek seviyede. Genç diye illa hızlı olması gerekmiyor. Ben 10 numaranın Arda Turan’a verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu sezon altyapıdan yaklaşık 7 oyuncu A takımda olacak. Bu jest gelecek adına da önemli mesajlar içeriyor. Sevgilerimle. Melih)

  33. emergency112 Demiş ki:

    Selamlar Melih abi,

    Bir kaç günlük merak uyandıran aradan sonra sizi görmek ve yazınızı okumak oldukça güzel.

    Bahsi geçen bir transferle ayrılmıştık 4-5 gün önce. İki yönlü bir orta saha oyuncusuydu bahsettiğiniz. Merak etmiştik. Ama ben kendi adıma Pazar akşamına kadar merak ettim. Galatasaray’ın ilk hazırlık maçını seyredememiştim ama pazar akşamı El-Ehli maçını seyrettim ve Galatasaray takımının bahsettiğiniz iki yönlü orta alan oyuncusunu çoktan transfer ettiğini gördüm. Emre Çolak’tı bu isim.

    Eksikleri yok değil ama çok az sadece fizik olarak biraz daha gelişmeli ve güçlenmeli. Bunun dışında teknik, hız, mücadele, mantalite, akıl her şeyi barındırıyor bu çocuk.

    Herkes gibi ben de bahsettiğiniz transferi merak ederken Emre Çolak’ı izleyince, şimdi umarım bu transfer olmaz diyorum adı ne olursa olsun ister Deco, ister Hleb farketmez.

    Son olarak basında Arda konusunda bazılarının yaptığı teklifler konusunda da bişeyler söylemek istiyorum.

    Bu tekliflerin sadece Arda gibi bir oyuncunun sırf aklını karıştırmaktan ve Galatasaray’a faydasını azaltmak için yapılan çirkinlikten başka bir şey olmadığını düşünüyorum.

    Basın organlarının Aziz Yıldırım’ın bu teklif olaylarını hangi amaçla yaptığını bildiği halde bir şey yazmamalarını da kınıyorum. Çünkü bu olay Türk futbolunu çirkefliğe sürükleyen bir olaydır.

    Yakın zamanda Arda ve yönetimden birilerinin çıkıp gerekli cevabı bir tokat gibi vermelerini temenni ediyorum.

    Saygılarımla…

    (Selam. Emre Çolak bir yıldız adayı. İyi bir başlangıç yaptı. Ancak şunu hiç unutmayalım ki 17-20 yaş arası Galatasaray’ın ve Türkiye’nin en çok sayıda yıldız adayını kaybettiği bir dönem. Ben Emre Çolak’ın Puyol-Neeskens-Rijkaard’in ehil ellerinde bu kritik dönemi en güzel ve kendini en iyi biçimde geliştirerek atlatacağını düşünüyorum.

    Arda Turan konusunda maalesef şimdi her tarafta onlar olduğu için onlar yazıp konuşacak. Ligler başlayınca sıra bize gelecek ama. Sevgilerimle. Melih)

  34. jardella Demiş ki:

    İngilizce biliyor musun emin değilim Melih abi ama dikkatini çektiyse bir tercüman sorunu var gibi görünüyor. Kendine göre yorumlar katıyor, değiştiriyor ve sırasını karıştırdığı için de unuttukları oluyor. İngilizce’ye çok hakim de sayılmaz. Ülkemizde İngilizce’nin bu kadar popüler bir yabancı dil olmasına rağmen, koskoca Galatasaray kulübü, İngilizce – Türkçe, Türkçe – İngilizce çevirilerini birebir yapabilen bir tercüman bulmaktan aciz olamaz. Galatasaray’da torpilin artık tamamen devre dışı kaldığına inanmak istiyorum.

    (Emrah selam. Tercümanın asıl performansını basın toplantılarında değil, antrenmanlarda ve maçlarda görmeliyiz. O konuda açıkça nasıl olduğunu bilmiyoruz. Ben Rijkaard ve Neeskens’in dediklerini futbolculara harfiyen aktardığına inanmak istiyorum. Bir de şu var; Rijkaard’ın da görüşü ve ilişkisi de çok önemli ve yanılmıyorsam geçen gün “iyi bir tecümanımız var” dedi. Bence şu an için yakıcı bir sorun değil tercümanın basın toplantılarındaki performansı. Sevgilerimle. Melih)

  35. alikemal Demiş ki:

    merhaba melih abi, buraya ilk yazımı son konuda yazmıştım ama herhalde o kadar kalabalıkta gözünüzden kaçtı veya herneyse. şimdi yayınlanırsa bu ilk mesajım olacak. tekrar belirtmek isterim ki (daha önce yazdığımda da belirtmiştim çünkü) bu sitede yorumlarınızı incelemelerinizi analizlerinizi şevkle ve kendimce takdir ederek okuyorum.

    yalnız bu transfer olayıyla ilgili söylemek istediğim birşey var. biraz geç değil mi? takım yaklaşık 3 haftadır en önemli-en temel kısımlar ile ilgili çalışıyor ve yaklaşık 40 gün sonra lig başlayacak. transferin takıma katılması ile birlikte iki grup oluşacak; 1.grup: yeni transfer ve keita (bu oyuncumuz da haftaya pazartesi katılacakmış çünkü[sanırım öyleydi]) ve 2.grup : baştan beridir çalışanlar. ilk grup 1 ay takımla çalışmış olacak, diğeri 2 ay.. ve aradaki uefa maçlarını saymıyorum bile. bence transfer için geç kalındı, ayrıca böyle gençler elimizdeyken bence hiç gerek kalmadı bu saatten sonra herhangi bir yere yapılacak transfere.

    son olarak, benim bu sezon en ümitli olduğum kişi SEMİH KAYA’dır. ne emre çolak, ne serdar eylik, ne aydın yılmaz, ne yaser ne de başkası.. forma şansı bulduğu sürece bu takımda kalıcı olabilecek, dünya çapında oynayabilecek bir potansiyele sahip birisi semih. yalnız hele bir de onun bölgesine yapılırsa transfer, ciddi şekilde sorunlar devam ediyor demektir kulüp içinde.. (gerek sağlık ekibi’nin rijkaard’a karşı semih kaya’yı vitrinde bulunmaktan alıkoyma ile, gerekse geçen sezondan kalan yönetim ilgisizliği [semih'le ilgili] ile ilgili.)

    yazımı cevaplarsanız sevinirim, saygılar sevgiler..

    (Ali Kemal selamlar. Ben sanki bir tane mesajını yayınlamışım gibi hissediyorum. (Ama yanılıyorumdur muhtemelen. Halihazırda tam 566 mesaj var okunmayı bekleyen. Seninki de onların arasındadır mutlaka.) Galatasaray’a bundan sonra gelecek futbolcu doğrudan formayı giyecek kalitede olacaktır. O yüzden ben geç kalındığını düşünmüyorum transfer için. Ama bu Galatasaray’ın transfere ihtiyacı olduğu anlamına da hiç gelmiyor. Bir de şu var ki, transferler Rijkaard’ın isteği ve onayıyla oluyor. Eğer Rijkaard bir pozisyona bir futbolcu istemişse, ki bu stoper mevkiine de olabilir, bu kulüpteki sorunların devam ettiği anlamına gelmemeli. Sevgilerimle. Melih)

  36. Emre Shsvr Demiş ki:

    agabey selam, dun bir onceki baslıga bir comment attım ama sanırım karambole gitti :)

    onda uzun yazmıştım ama kısaca sorum (kafama takılan) şuydu; total futbol konusunda, sence bu kadroda Arda hariç bunu uygulayabilecek potansiyelde oyuncu var mı? başka bir taraftan sence Türk oyuncularda total futbola uygun isimler kimler?

    Sanırım FR’den beklentileri belirlerken herkesin bu soruları sormasında fayda var. Ne dersin?

    (Emre selamlar. Biraz önce de yazdım beş yüz küsür mesaj var yayınlanmayı bekleyen. Seninki de aralarındadır. Ben sonlardan başladım okumaya.

    Ben açıkça total futbolu daha çok bir futbol modeli olarak değil, bir başarı yolculuğu gibi ele alıyorum. Yani yola çıkılan ve hiçbir zaman bitmeyecek olan. Ancak yine de Galatasaray’ın kadro yapısının total futbola yatkın olduğunu da düşünmüyor değilim. Bunun iki temel nedeni var. İlki birkaç futbolcu dışında takımın aslında inanılmaz genç olması. Yani öğrenmeye açık ve açlar. İkinci neden de kadro kalitesi. Galatasaray’ın A takımı aslında inanılmaz kaliteli. Dört-beş formasyonu rahatlıkla oynayabilecek bir futbol bilgisine sahip bu kadro. Ama sorduğun soru önemli tabi. Total futbol bugünden yarına olabilecek bir şey değil. Ama biz yola çıktık. Önemli olan da galiba bu. Sevgilerimle. Melih)

  37. u-topie Demiş ki:

    FR’ın GS’ında satranç oynayan oyuncular görmeyi tahayyül edebiliriz..
    Kişisel gelişimleri ve yeni dönem akla dayalı
    takım kollektivizmini mükemmelleştirmek adına..

  38. cenk harputluoglu Demiş ki:

    Merhaba Melih abi;

    Rijkaard’ın ikinci sınıf dersi olarak :) uygulamaya çalıştığı blok içi ve bloklararası futbol, senin de güzel analizlerin sayesinde bizler için hem seyrederken hem de yorumlarken daha bir anlam kazanıyor. Bu kapsamda yazıların için tekrar kalemine sağlık.

    Ayrıca kişilerin sana transfer konusundaki serzenişlerine de kulak asmaman gerektiğini düşünenlerdenim. Futbol ile ilgili bilgi ziyafeti sunan bu siteye sadece transfer kırıntılarını toplamak için giren kişiler varsa bu ancak o kişilerin sorunu olabilir.

    Transfer obezliği konusundaki yorumlara katılmamak elde değil, geçen sene bizler değil miydik kadromuz süper ama teknik direktörümüz de marka olsa bu takım uçar yorumları yapan. Ki o kadronun üzerine Keita, Leo Franco, Musrafa Sarp, Gökhan Zan gibi kaliteli oyuncular geldi. Artı Uğurumuz’un da ve hatta Linderoth’un da döndüğünü varsayarsak altyapıdan kazanacağımız gençlerle beraber zaten elimizde müthiş bir kadro var.

    Peki gene de ihtiyaçlarımız yok mu, Türkiye’de başarı ise hedef bence yok. Ama Avrupa için düşünülebilir. Yönetimimizin de şu an bu dengeler içerisinde düşündüğüne inanıyorum. Bahsedilen transferin askıya alınma sebebi de bu ve Rijkaard’ın 2 ciddi maçta takımın eksiklerini görmek istemesi olabilir.
    Saygılarımla…

    (Cenk selamlar. Bence de bu takımın bir transfere ihtiyacı yok. Çünkü kurulan bir takım Galatasaray. Zaman içinde olgunlaşacak, serpilip büyüyecek. O zaman çok daha önemli olacak bu transferler. Ama bir yandan da şu gerçek var ki, Galatasaray her ne kadar yeni oluşan bir takım olsa da bu sezon Europa Ligi’nde ciddi şanslı ekiplerden birisi. Takımın böyle bir potansiyeli var. Dolayısıyla dediğin gibi Avrupa için önemli olabilir transfer. İlgin ve desteğin için çok sağol. Melih)

  39. cengoo Demiş ki:

    Melih abi selamlar, güzel yazı olmuş.. Tekrar yazdığını görmek güzel.. İki sorum var:

    Gökhan Zan ve Linderoth tek bir hazırlık maçı oynamadan yerlerine oyuncu bakılması ilginç değil mi? G.Zan ve Linderoth neden hiç oynatılmadı ? Linderoth hala sakatsa neden hala bileti kesilmedi ?
    İkincisi; Rijkaard’ın Özgürcan hakkındaki görüşlerine vakıf mısın? Bu çocuk yine kampta hocaların gözüne giremeyecek ve gönderilecek diye endişeleniyorum. Yıllardır bu takımda, artık A takım kadrosunda bulunmayı hakediyor bence. Bir şans verilmeli..

    (Cenk selam. Sondan başlayayım. Mevcut durumda Galatasaray’daki her futbolcunun şansı eşit ve aynı. Çünkü Rijkaard yeni bir teknik direktör ve herkesi yeni tanıyor. Eğer Özgürcan takımda kalamazsa, bu tamamen kendi çalışmalarının sonucunda olacak. O yüzden kimse suçlanmamalı. (Ne ki Özgürcan’la Erhan Şentürk’ten birisi takımda kalacak bence. Fizik olarak Özgürcan’ı daha şanslı görüyorum ben.)

    Gökhan Zan dünkü maçta yarım saat oynadı. Sanırım Leverkusen maçında 45 dakika oynayacak. Böylece Tobol maçına o da hazır olacak. Linderoth’a gelince; geçen sene sakatlıkların nedeni, oyuncuların sakatlıklarının geçtikten sonra kuvvetlendirici çalışma yapmadan hemen takıma girmeleriydi. Bu da sağlık ekibinin sorunu değil tamamiyle, kondisyonerim sorunu. Bu sezon öyle yapılmıyor. Futbolcular gerekli ve yeterli güçlendirici çalışmaları yapmadan takıma giremiyorlar. Linderoth da bu kapsamda, Serkan Çalık da. Ki Serkan Çalık bugün takımla antrenman yaptı. Kaldı ki bu futbolcuların yerine başkaları da aranıyor değil hemen. Sevgilerimle. Melih)

  40. Metings Demiş ki:

    Eline sağlık Melih Abi, güzel bir yazıyla bizi yine karşı karşıya bıraktın.

    Bu maçta beni en çok mutlu eden şey, Rijkard’ın Uğur Uçar’ı hücum planlarında daha ağırlıklı kullanmak istemesi. Çünkü Uğur Uçar Feldkamp zamanında hücumda ne kadar iyi bir görüş açısına ve mental zekaya sahip olduğunu yaptığı asistlerle göstermişti. Bu yıl yine büyük bir beklenti içindeyim.

    Bu arada Emre Çolak gerçekten 11 için savaşabileceğini ve yeri geldiğinde formayı alabilecek düzeye geleceğini gösterdi. Melih Abi benim korkum Rijkard’ın bu sistemi oturtmasının zaman alabileceğini düşünüyordum ama gördüğüm kadarıyla bu sancılı dönem çok kısa bir süre içinde atlatılacak gibi, Abi sen bu total futbol anlayışının tam olarak oturmasının ne kadar zaman alacağını düşünüyorsun? Saygı ve sevgilerimle…

    (Selam Metin. Öncelikle total futbolla 4-3-3′ü biraz ayırmak gerekiyor. Total futbol, bir oyun felsefesi, bitmeyen bir serüven. Bu futbol felsefesini oturtmak zamana yayılacak ve PAF takımında oturtana kadar da “Galatasaray bir total futbol kulübüdür” dememek lazım. 4-3-3 ise bir futbol formasyonu. Bizim aslında kabaca 4-3-3 dediğimiz 4-1-2-2-1 veya daha toparlayıcı biçimde 4-1-2-3. Bu sistemi oturtmak (bütün futbolcuların hem kendi, hem diğer pozisyonlarda oynayan oyuncuların nasıl oynaması gerektiğini öğrenmeleri) bence yaklaşık 10 maça yayılır. Bunun anlamı şu. Bu sistemin gollerini ve sahaya yayılışını 10 maç sonra görmeye başlarız. (Mesela Skibbe’nin 4-2-3-1′i ligin üçüncü maçından itibaren sistem gollerine başlamıştı.) Sevgilerimle. Melih)

  41. emiralem says:

    Melih abi Haldun Üstünel şu an nerede acaba bir bilgin var mı veya gideceği bir ülke var mı bugün yarın bu aralar:D

    (Selam. Bu konuda hiçbir bilgim yok maalesef. Sevgiler. Melih)

  42. EuroFighter Demiş ki:

    Ellerine sağlık Melih ağabey yine çok iyi yazmışsın.

    (Çok teşekkürler. Melih)

  43. erdal Demiş ki:

    Selam,

    Geçen gün televizyon uzmanlarından birisi şöyle demişti, “Rijkaard’ın oynatmak istediği sistemde defansın arkasına atılan toplar Galatasaray için büyük tehlikeler oluşturacak”.

    Hayretler içinde kaldım, yüzeysel bakıldığında öyle görünüyor olabilir ama sen de Uğur Uçar örneğiyle güzel tarif etmişsin, bu yeni tarz oyunda defansı hazırlıksız yakalamak mümkün değil eğer oyuncular sistemi iyi ezberlemişlerse. Şöyle tarif edeyim, defans takım hücuma çıktığında 2+1 oluyor yani şuursuzca ileri saldırma yok, iki İspanya milli maçlarının tekrar seyredilmesinde fayda var.

    Bir de şunun farkına vardım; artık eskisi gibi 3′lü, 4′lü, 5′li orta saha bloğu yok. Hücum ve defans bloğu oyunu iki yönlü oynamak zorunda, orta sahada sade iki kişi sabit oynuyor. Bu benim izlenimim belki yanılıyorum?

    Tekrar ellerine sağlık, futbolu bilimsel olarak güzel analizini yapmışsın.

    (Erdal selam. Analiz ve gözlemlerinde yanılmıyorsun, sadece orta sahada tek sabit futbolcu var, Rijkaard’ın 4-1-2-3′ünde. Barça’da temelde Yaya Toure’nin üstlendiği misyon bu. Bu pozisyon için Galatasaray’da asıl futbolcular Linderoth ve Mehmet Topal. Ancak onlar olmadığı için Mustafa Sarp ve Barış Özbek üstlendiler bu görevi rotasyona girerek. Sevgilerimle. Melih)

  44. keremgs1905 Demiş ki:

    Selam Melih abi,

    Yazı çok güzel her zamanki gibi eline sağlık.

    Muhtemelen sana hakaret içerikli mesajlar geldi transferin gerçekleşmemesinden dolayı, canını sıkmaya değmez aslında üslübunu değiştirdiğin için bu kadar tepki gelmiş olabilir yani hiçbir zaman kesin konuşmamıştın, bu sefer saat bile verdin açıkçası ben de bekledim 3′e kadar :)

    Abi sana önerim bir daha transferle ilgili sorulara cevap vermemen üzülen sen oluyorsun, sen yine tarih, analiz, taktik yazılarını yaz biz onları okuyalım güzel güzel…

    (Teşekkürler Kerem. Takıntılı biri dışında daha cansıkıcı bir mesaj görmedim. Belki okumadıklarım arasında vardır. Sevgiler. Melih)

  45. ERHAN USTA Demiş ki:

    Aldıkları oyuncuların kaliteli ve milli futbolcular olduğunu ifade eden Polat, ’’Şu an başka transfer yapmayı düşünmüyoruz. Takip ettiğimiz genç yetenekler var. Onlardan birini, uygun şartlar olursa belki transfer edebiliriz. Onun dışında transfer düşünmüyoruz, ama endişe duyduğumuz bazı mevkilerde inşallah bir hayal kırıklığı gelmez, biz de oraya transfer yapmak durumunda kalmayız’’ diye konuştu.

    kanyak: maraton.com.tr

    baskanin divan kurulun da söyledigi sözler

    melih abi buradan transfer bitti anlamını çıkarabilir miyiz? teşekkürler.

    (Selam Erhan. Sanırım Tobol maçı bekleniyor takımı derli toplu görmek için. Ondan sonra gerek duyulursa yeniden transfer gündeme gelebilir. Sevgilerimle. Melih)

  46. Sezoln Demiş ki:

    Melih abi, transferle ilgili soru istemiyorsun pek biliyorum ancak Adnan Polat bugün transferi kapattık diyebiliriz dedi. Geçen gün 3′te geleceğini söylediğimiz ismi açıklamayı düşünüyor musun ?

    (Selam. Transferin tam bittiğini düşünmüyorum. Eğer negatif bir şey duyarsam açıklarım ismi. Ama hâlâ masada olmalı o isim. Sevgiler. Melih)

  47. Erdem Dedebas says:

    Melih Abi,

    Harikulade bir yazi; insan agzinin sulari akarak sezonun baslamasini bekliyor :)

    Ben bir kac noktada daha goruslerini sormak istiyorum;

    Sence defans blogumuzun ortasi nasil reaksiyon gosterecek? Genel olarak birbirine yakin ozelikli (uzun boylu, mucadeleci, top teknigi pek yuksek olmayan) defans oyuncularina sahibiz. Sana gore en akilci savuma tipi (ozelikle geri donuslerde ve rakip kontrataklarinda) nasil olmali?

    Kalecimiz Leo Franco’yu kimileri Mallorca maciyla hatirlamak istese de bence takimimizi dengeli kilan (kaleci-savunma-orta saha-hucum dengleeri) bir transfer. Benim merakim top oyuna sokma yetenegi hakkinda. De Sanctis bu konuda pek basarili degildi (tamam bir Rustu kadar buyuk facia degildi belki (Rustu, kisa dustu:)), acaba Leo’nun bu yonde meziyetleri var mi?

    Son sorum da duran toplar hakkinda. Ben de pek cok Galatasarayli gibi frikikten gol ihtimalinden zaten umudum kestim. Peki sence en direk faul, korner tipi duran toplardan farkli orgizasyonlar gorebilecek miyiz bu sezon yoksa alisilagelmis bel hizasindan kornerlere devam eder miyiz?

    Amerika’dan sevgilerle.

    (Selam Erdem. Öncelikle yorumun için teşekkürler. Modern futbolda iki stoperin hem ortak özellikleri var, hem de farklı. Ortak özellikleri topla güçlü olmaları, bıçak gibi mücadele etmeleri. Farklı özelliklere gelince birisinin hava hakimiyeti daha fazlayken, diğerinin teknik ve hız bakımından daha iyi olması isteniyor ve bekleniyor. Bu açıdan Servet Çetin-Gökhan Zan ikilisi aslında hiç de fena olmayan bir tandem. Çünkü Servet Çetin sanılanın aksine boyuna göre oldukça hızlı. Ve vücudunu kullanarak rakibini tehlikesiz bölgeye doğru sürükleyebiliyor. Bu açıdan Gökhan Zan için de iyi bir usta konumunda. Geriye dönüşlere gelince, bu konuda stoperler kadar beklerin (ve kademelerinin) hızı da önemli. Hatta daha önemli. (Bakınız 2000 takımının sağ ve sol beklerinin hızı.) Sağ bekte hız olarak eğer kademedeyse Keita mükemmele yakın. Sol bekte ise Alpaslan Erdem daha hızlı. Bu yüzden onu görmek ister gönül.

    Leo Franco çok yakından izlediğim bir kaleci olmasa da atletik özellikleri olan futbolcu. Bu sayede eliyle 30-40 metreye isabetli pas atabiliyor. Ayakla isabetli pas atmada sanırım dünyanın en iyileri Brezilyalılar. (Bakınız Taffarel.)

    Duran top konusunda dünkü maçta içaçıcı manzaralar vardı. Emre Çolak dışında Rijkaard iki tane daha duran top kullanan futbolcu saptayacak kanımca. Ve bu konuda çok mesai harcanacak. Sevgilerimle. Melih)

  48. Ozgun Demiş ki:

    Merhabalar,
    Harika bir analiz yine Melih abi elinize sağlık. İnanın 1 haftadır hasta yatağındayım ne Keita transferini izleyebildim ne maçları her şeyi kaçırdım. Transfer dedikodularını vs. her şeyi. Transfer umrumda değil de Keita geldikten sonra, şu kaçırdığım 3 yazıyı soluksuz okumak benim için çok zevkliydi. Galatasaray Keita ile yıllardır süre gelen sağ
    açık sorununu halletti ve Rijkaard Emre Çolak’ı bu takıma eğer monte etmeyi başarabilirse yılın transferi olur ve transfere gerek kalmaz kanaatimce. Söylediklerinizden hakikaten cok etkilendim umarım şu 4 kuralı eksiksiz şekilde uyguladığımızda herkesin yüzünde güller açacak. Ve hazırlık maçlarında, Leverkusen maçı çok önemli, diğer karşılaşmalar da sistemi uygulama açısından çok önemli tabi kimse aldanmamalı 3. lig takımıyla maç yapıldı bu nedir böyle diye. Eğer Leverkusen maçında da bu 4 kuralı iyi bir şekilde uygularsak ki Keita olmayacak bu maçta, gerçekten bizleri cok güzel günler bekliyor olacak. Güzel analizinizi ve kaçırdığım şeyleri bana gösterme fırsatını sunduğunuz için tekrar tekrar teşekkür ederim.

    Yazılarınızın devamı dileğiyle, esen kalın..

    (Özgün selam. Öncelikle geçmiş olsun. Bence kaçırdığın bir şey yok. Sadece İnternet üzerinden de olsa Galatasaray maçlarını kaçırmamanı önenirim hararetle. Özellikle her maçta bir öncekine oranla bir şeylerin daha üste konulduğunu görmek çok güzel. Sevgi ve muhabbetle. Melih)

  49. Ozan Kayhan Demiş ki:

    Melih abi tekrardan merhaba güzel analizlerinizden bizi mahrum bırakmayın lütfen. Başkanın Divan toplantısında yaptığı açıklamalar için neler söyleyeceksiniz acaba? Transfer konusu için transfer yapmayacağımızı söyledi. Siz ne düşünüyorsunuz transfere ihtiyacımız var mıdır? Kadromuz yeterli midir sizce?

    (Selam Ozan. Kendimi Rijkaard’ın yerine koyduğumda tek şey düşünebilirim. İlki sol kanat için bir mızrakbaşı bulmak. Ancak Rijkaard meydan okuyan bir çalıştırıcı olduğu için mevcut takım içinden birisini oraya yetiştirmeyi de düşünüyor olabilir Kewell’un rotasyonu için. Ben onun dışında bir eksik görmüyorum açıkça. Bu konuda Casablanca maç yazısında bir şeyler karalayacağım. Sevgilerimle. Melih)

  50. Nurullahgs Demiş ki:

    Selam Melih abi çok önemli bir mevzu var, şu site sizinle ilgili bir yazı yazmış size atıp tutmuş. N’olursunuz yanıt verin. Allah sizi başımızdan eksik etmesin Melih abi, sizin sayenizde camiamla daha da gurur duyuyorum artık, sağolun..

    (Nurullah selam. Gerçekten benim sayemde Galatasaray camiasıyla daha da gurur duyuyorsan bu övünç bana yetip de artar bile. Çok teşekkür ederim. Emin ol bahsettiğin o yazıyı okumadım bile. Hiç mesele değil. Özgür bir ülkedeyiz, isteyen istediği şeyi yazıp söylemekte özgür. Kendimize ve Galatasaray’a bakalım biz. Sevgilerimle. Melih)

  51. Akif Deniz Demiş ki:

    Melih Abi yeniden merhaba. Bu yorumu yazarken icim kipir kipir. Mutlulugumun nedeni bugunku hazirlik macinda gorduklerim. Oynanan futbolu kast etmiyorum tabii ki.

    30. dakikadaki oyuncu degisikligiyle basladi mutluluk hormonum calismaya. Cikan oyunculara yalnizca Rijkaard’in degil, Neskeens’in ve hatta antrenorler Puyol ve Quadrat’in destek oluslari (destek olmalari degil destek olma bicimleri), tebrik edisleri cok seyler ifade ediyor bana. Bir kere, 4 kisi var ki hepsi cok kaliteli insanlar ve bu takima bir seyler vermek icin gercekten calisiyorlar ve kararlilar. Ikincisi, genc oyuncumuz Emre gol attiktan sonra Neskeens’in ve Rijkaard’in yuz ifadeleri. Futbolla icli disli olmayan bir babanin cocugu gol attiginda zaman sevinisini gordum Neeskens’in yuzunde. Ve Neskeens, siradan bir futbol adami degil. Rijkaard da degil. Galatasaray’in bu yaz basina gelen seyin onemini, mucizesini (kelime bulamiyorum burada) yeni yeni anlamaya basliyorum. Ucuncusu, Galatasaray’in teknik direktoru kesinlikle sadece Rijkaard degil. Rijkaard ve Neeskens olmak uzere Galatasaray’in iki teknik direktoru var aslinda. Ve bu iki kisi yapacaklarini programlamislar, bir hazirlik macinda degisikliklerin 30 ve 60′ta olmasi bile cok sey anlatiyor bana. Kelimelerle anlatmanin o kadar da kolay olmadigi seyler.

    Son olarak sunu soylemek istiyorum, asil sezon basladiginda alinacak -kotu ya da iyi futbol sonucu olusan- kotu sonuclara dayanarak Rijkaard’a, yardimcilarina degersiz insanlar tarafinda saldirilar baslayacak. Galatasarayli olmayanlara ve Galatasarayli gorunup Galatasarayli olmayanlara en buyuk zevki Rijkaard doneminin onceki donemler gibi bitmesi verir. Eger taraftariyla ve yonetimiyle, gercek Galatasaraylilar (yani takim yenilince uzulen Galatasaraylilar) onlarin ekmegine yag surerlerse benim Galatasaray SK’ya olan inancim o noktada bitecek. Eger Galatasaray, super ligde belini dogrultamadi diye Skibbe’ye ve digerlerine yaptigi muamelenin yarisini Rijkaard ve Neskeens’e yaparsa kendi parlak gelecegini baltalamis olacak. Yorumumu bitirirken oldukca karamsarlastim ama korkuyu yasamayi hakli cikaracak bir gecmise sahip degil miyiz? Ve bu sene Galatasaray’i yorumlayacak, elestirecek, ona saldiracak olanlar da 50 yildir bu isi zaten yapmakta olanlar degil mi?

    (Akif selam. Kıskanç bir sevgili gibi sevinip üzülmüşsün bir anda. Bence sevinelim sadece. Çünkü üzüleceğimiz çok az şey olacak. Evet zor denizlerden geçerken Galatasaray kisvesi altında konuşacak kılavuzlar görünümlü insanlar çıkacak. Ama bir şey değişmeyecek hedefimizden. Ben şundan eminim. Yönetim hiçbir zaman desteğini ve ümidini kesmeyecek Rijkaard’dan ve ekipten. Bu açıdan müsterih ol. Sevgilerimle. Melih)

  52. ghostcrazy Demiş ki:

    melih abi ben yeni üyeyim ilk önce analiz ve futbol takımları ile ilgili tarihsel çalışmaların için teşekkürler, son yazınızı okudum güzel bir analiz olmuş eline ve emeğine sağlık
    abi kızmasan şunu soracağım sana transfer demiştin daha önceki haberde ama açıklanmadı ama eminim ki bir bildiğin vardır senin yukarıdaki yorumlardan birinde (Bunun yanıtını verdim sanırım. Sevgiler. Melih) demişsin ama ben o yanıtın nerede olduğunu bulamadım bütün yazılarındaki yorumları okudum ama bulamadım kusura bakma, gerçekten böyle bir yorumla başlamak istemezdim. Yani direkt transfer sorusuyla başlamak istemezdim ama sen de biliyorsun ki Galatasarayımız söz konusu olduğunda çok heycanlanıyoruz. Neyse sözü fazla uzatamadan bu transfer ile ilgili bir bilgi paylaşabilir misin benimle şimdiden teşekkürler.

    (Selam. Öncelikle hoşgeldin Gayın-Sin’e. Evet Galatasaray olunca mevzu, hepimiz heyecanlanıyoruz. Ama sanırım şu an için en heyecanlı konu bizzat ekibimizin yaktığı devrim ateşi. Takım bence inanılmaz heyecanlı. Bahsettiğim yorumu yanılmıyorsam Rijkaard’la ilgili dizinin dördüncü yazısında yazmıştım. Oradalarda bir yerde olmalı. Sevgilerimle. Melih)

  53. adil_cem Demiş ki:

    Melih abi iyi geceler;

    Öncelikle bu yazıyı bize okutma şansını verdiğin için teşekkürler. Maçı izlemesem de yorumlar ve analizlerden iyi oynadığımız çıkarttım. Bence bu takıma bu sene daha transfer olmasa da olur. Ayrıca şunu belirtmek isterim ki;ağırlık merkezi dediğimiz olayla Türkiye’de çok can yakarız. Ama Avrupa’nın 1. sınıf devlerine karşı aynı şansı yakalayabilir miyiz bilmiyorum. Özellikle Star TV’de çeyrek finalden itibaren izlediğim bir Manchester vardı; onlar da 4-3-3 oynuyor. Ve kanattan gelen akınları bek+stoper yerine, bek+kanat-forvet yardımıyla savuşturmaya çalışıyorlar. Bu da ceza sahası içindeki adam sayısını dengeliyor. Ama tabi bu sonra düşünülmesi gereken bir konu. Eminim Rıjkaard ne yapacağını çok iyi biliyordur.

    Bir de abi sana son bir soru sormak istiyorum. Her ne kadar stoper hattımız Türk milli takımı oyuncularıyla alternatifli olsa da acaba Rıjkaard, orada oyun kurma yeteneği ve soğukkanlılığından Hakan’ı kullanıp, daha çok hücumu düşünen Alparslan’ı beke çeker mi? Sen ne düşünüyorsun bu konuda?

    (Selam Adil. CL’de iddialı olmamız için bence daha çok süre var. Bir anda çeyrek finalini filan düşünmemek lazım. (Unutmamak lazım ki UEFA Şampiyonu takım bile gruplardan hiç çıkamamıştı kupayı alana dek.) Lige fizik kondisyonumuz üst seviyede başlamak oturtacağımız 4-3-3′ü daha başarılı kılacak.

    Galatasaray’ın stoper bakımından hiçbir sıkıntısı yok bence. Çok gerek yoksa Hakan Balta’yı da stopere çekmek çok doğru değil. Alpaslan Erdem illa ki zaman ve forma bulacaktır bu kadar yoğun bir maç programında. Eğer form olarak Hakan Balta’yı kesiyorsa da kesecektir. Buna hazırlıklı olalım. Sevgilerimle. Melih)

  54. suat kurt Demiş ki:

    selam abi, harika bir yazı olmuş. ellerine sağlık.
    abi, ben neden hiçkimsenin yaser yıldız’daki değişimi anlatmadığına şaşırdım. abi adam sol açıkta harika olmuş. biraz değinir misin abi. saygılar…

    (Selam Suat. Casablanca maçında değineceğim bu konuya. Sevgiler. Melih)

  55. Göktuğ Erce Gürel Demiş ki:

    Yazı yine güzel olmuş Melih abi, teşekkürler tekrar. Bizim geçen yazının yorumu arada kaynadı ama ben buna da yarın uygun olursam uzun bir yorum yazmak istiyorum. İyi geceler.
    (Gökçe selam. Arada kaynamaz yorum. Fırsat bulunca yayınlayacağım. Şu an 551 tane yorum var kuyrukta. Sevgiler. Melih)

  56. Oguz Demiş ki:

    Kanımca Aydın Yılmaz özel bir örnek. Çünkü bu futbolcumuzun anatomik yapısı sakatlanmaya ve zor tedaviye olmaya uygun. (Mesela dün tedavi olmuş yine.)

    Aydin niye tedavi oldu haberin var mi Melih abi?

    (Oğuz selam. Bilmiyorum ama sakatlıkla ilgili olması gerekir. Belki de Puyol ve Cuardat Aydın Yılmaz’ı anatomik açıdan düzeltirler. Belli mi olur? Sevgilerimle. Melih)

  57. y1905 Demiş ki:

    Merhaba Melih Agabey,

    Bu gece futbol sahasindaki oyun beni mest etti. Ancak sahanin yaninda yasananlar ise benim icin olayin özünü, görünen yemegin ardindaki mutfagi anlatan ipuclariydi.

    Takim-Rijkaard-Neeskens (ve hatta teknik heyetteki diger kisileri de buna katabiliriz) arasindaki iletisim, sinerji, saygi, sevgi, güven, uyum, edep, yakinlik, mesafe…

    Senelerdir görmeye hasret kaldigimiz güzelliklerdi.

    Nihayet TAKIM olgusu ve bunun sahadaki 11′in cok ötesinde ve cok daha kapsamli oldugu gercegini bilen bir ekip ile güzel günlere yelken aciyoruz.

    Ben bugün bir GALATASARAY AILESI gördüm.

    O kadar mutluyum ki..

    Sevgiler.

    (Sevgiler bizden. Melih)

  58. Oezguer Demiş ki:

    Melih abi bizim milletimiz niye bu kadar nankör? Dün yerden yere vurulan Yaser iki mac iyi oynadi diye niye iyi oluyor kötü diyenler simdi niye iyi diye kiviriyor?
    Yazin yine cok güzel olmus. Casablanca macin analizini ne zaman yayinlayacaksin?
    Iyi geceler.

    (Selam Genco. Nankör demeyelim de, günlük düşünüyor diyelim. Casablanca maçı analizi bu geceyarısı sayfada olacak. Sevgiler. Melih)

  59. basle Demiş ki:

    Selam. Blogunuzu ilgiyle takip ediyorum. Bu benim ilk mesajim olacak.

    Bence bazi taraftarlar Rijkaard’in oynatmak istedigi oyunu tam kavrayamamis gibiler. Yanlis bir beklenti sakin olusmasin. Galatasaray bu sene hucum futbolu oynayacak, ancak sürekli bastiran, sürekli dikine oynayan bir takim bizi beklemiyor. Rakibi daha cok pasla yikmaya calisan, topla oynama yüzdesi 60′lara cikan, bazen sürekli yan pas, geri pas yapan bir takim bizi bekliyor. Galatasaray’in oynadigi hazirlik maclarinda, takimi sürekli yan pas, geri pas yaptigi icin elestirenler var. Gecen sene tarih yazan Barça bile böyle oynadi. Barça’nin 5-6 attigi maclarda bile, 5-10 dakka sadece top cevirdigi bölümler olmustur. Hatta ikinci yarilarda bu pas trafigi rakibi bayiltma noktasina gelmistir. Böyle bir futbol bazen sıkıcı gelebilir bazilarina.

    Bu futbolun, bilincsiz yazarlar ve taraftarlar tarafindan elestirilmemesi dilegiyle iyi geceler.

    (Selam. Gayın-Sin’e hoşgeldin. Yan ya da geri pas futbolu blok futbolu diye de rasyonalize edildi Gayın-Sin’de. Yani sağlam topraklardayız:-)) Yan ya da geri pas bile olsa top hakimiyetinin yüzde 60′larda seyretmesinin çok temel bir sonucu var: Rakibin futbol koordinasyonunu bozma. Bu tip maçlarda top rakibe bile geçse, bir anlamda Galatasaray’ı seyretmekten dolayı topla oynamayı unuttukları için mutlaka acemice hareketlerle yeniden topu kaptırıyorlar. Sevgilerimle. Melih)

  60. Anil T. Demiş ki:

    İyi geceler Melih abi;
    Son yorumuma yüz kızartıcı bişey yapmadım demişsin Melih abi ben yanlış anlattım galiba, ben ve Galatasaray’ı gönülden seven dostlar senin her zaman destekçindir abi, sen o gün kesinlikle yüz kızartıcı bir şey yapmadın ki her zaman dürüst ve şeffaf oldun.

    Bu yazını da 2 kez okuduktan sonra sindirebildim Melih abi yine çok ustaca olmuş. Bugünkü maçtan sonra ümidim kat kat arttı ancak halen bazı aksaklıklar var takımda, Mehmet Güven ısrarla top şişiriyor gibi geldi bana, maçları tam olarak sağlıklı izleyemedim ancak maçlardaki oyun kalitesi gerçekten üst seviyedeydi izlediğim kadarıyla, sonra içimden “87 kuşağı da böyle profesyonel bir ekip tarafıdan eğitilse ne olurdu acaba” diye sordum. Neyse Melih abi yakın zamanda son maçın da değerlendirmesini senin güzel kaleminden bekliyoruz kendine iyi bak.

    (Anılcığım selamlar. Yorumun için çok sağol. Her zaman için altyapısıyla övünen bir kulüp olan Galatasaray’ın genç yıldız adaylarını ilk kez ehil insanlara teslim etmesi aslında sevindirici bir gelişme, ancak aradan geçen senelere ve kaybolan yıldız adaylarına üzülmemek de elde değil. Rijkaard ve ekibinden bir devrim olarak bahsederken bu devrimin alt yapıyı da içermesi gerektiği öngörüsünde bulunmuştuk. Bunun yerine geliyor olması elbette güzel. Sevgilerimle. Melih)

  61. frescooo Demiş ki:

    Melih Abi Başkanımızın “transfer bitmiştir diyebiliriz” sözü sana ne ifade ediyor.. Yine gizlilik içerisinde yürütülen çalışmaları mı yoksa gerçekten transferin bu sezonluk bitirildiğini mi? Cevaplarsan çok sevinirim çünkü daha transfer sezonunun bitmesine çok uzun bir süre varken böyle bir açıklama yapılması birinci ağızdan bana biraz manidar geldi..

    (Selamlar. Açıkçası Galatasaray’ın acil bir futbolcuya hiç ihtiyacı yok. Sıfır transferle de bu ülkenin en iyi kadrosuna sahiptir Galatasaray. Ancak Polat’ın kullandığı “diyebiliriz” kelimesi de önemli. Ben 1-2 transfer daha yapacağını dünüyorum Galatasaray’ın. Sevgilerimle. Melih)

  62. Kayhan Demiş ki:

    Genç oyuncular bu yıla ismini kazır. Orta saha oyuncularımızın hepsine sene sonunda teklifler yığılır.

    Oyun sistemimiz, orta sahamızdaki oyunculara aşırı yük bindirecek. Forvet gölge presten gerçek prese kadar sorumluluk almadığında takım zora girecek.

    Dolayısıyla Keita ve Kewell’dan biri joker olarak takımın kollektif gücünden toleranslı olarak oynar. Diğeri ise kondisyoner Puyol’un hünerine kalmış. Aksi takdirde dış maçlarda kimsenin gözlerinin yaşına bakılacağını sanmıyorum. Özgürcan asla bu takımın oyuncusu olamaz.

    Defansta, orta ikili ve sol taraf, ciddi maçlarda sıkıntı yaşayacağımız bölge oluşturacak. Çünkü seri ve klas oyuncuların yanı sıra, verkaçlarda elastiki özelliği olmayan defans oyuncularımız kalecimize sıkıntı verecektir.

    Elbette takımımız gelişme yolunda her badiresinde olumlu sinerjiyle yanında olmalıyız. Kollektif ruhla oynayacağımız tüm maçların aksayan yanlarımıza pansuman olacağına inanıyorum. İş kazaları haricinde.

    Her şeyden önemlisi, bu teknik ekiple birliktelik anlayışının Galatasaray Kulübü’nün kaybettiği ivmeyi geriye getireceği bana göre garanti. Yeter ki kalpten destek olalım. Galatasaraylılığın gereğini bizler yerine getirip her şartta ve hatta farklı mağlubiyette bile yandaşlığımızı gösterelim. Bunun için normal şartlarda üç seneye ihtiyaç var. Gelecek bizim(futbolda başarı anlamında).

    Melih Bey, bu site sebebiyle gazetelerden eski tadı alamıyorum. Bu yüzden sizi kınıyorum.
    Saygılar.

    (Kayhan Abi. Gazeteler ve diğer medya organları sıcak gelişmeler ve haberler için. Gayın-Sin’in misyonu ve yeri farklı. Bence kollektif işbirliği kontenjanından yararlanacak tek oyuncumuz Kewell olacaktır. Yani eskilerin Hagisi gibi, aktif dinlenme yaparak oynayabilir. Keita bildiğimiz ve izlediğimiz kadarıyla oyun içinde sonsuz enerji kullanan ve defansif görevlerini çok iyi yerine getiren bir futbolcu. Savunma bloğumuz (tandem ve sol bek) konusunda özel bir endişe taşımıyorum ben. Çünkü belli ki bu sezon takım savunması en üst düzeyde olacak. Bu da defans kurgumuzun yeterince zinde ve ayakta kalacağını düşündürtüyor bana. Sevgi ve saygılarımla. Melih)

  63. aktuccar Demiş ki:

    Melih abi ellerine saglik, bu sene Galatasaray bizi futbola doyuracak gibi gozukuyor. Tobol macini dort gozle bekliyorum.

    (Haluk selam. Mümkün olursa bu geceki Bayer Leverkusen maçı izle. Çünkü Tobol provasını yapacak Galatasaray. Sevgilerimle. Melih)

  64. medya Demiş ki:

    Sevgili Melih abi, yazınızda her şey açık ve çok net detaylar ile bizlere sunulmuş. Bu gerçekten çok güzel okuyucular adına.

    Sizin de bahsettiğiniz üzere konumuz sürekli Rijkaard’ın sistemi ve oyunun şu anki yönü. Tabii ki bu yön sezon ortasında değişik bir yere sapar mı sapmaz mı bilemiyorum. Önemli olan düşünülen sistemin kesin bir şekilde takım tarafından hazmedilmesi. Evet her şey güzel ve sistem oturdu diyelim. Bu durumda tahmin etmek zor olmaz bazı yaşanacakları. Kötü anlamda değil tabii ki. Sistem ile endeksli başarılar da ortaya çıkar ve ağaç meyvelenmeye başlar.

    Biliyorsunuz ki, Türk ‘’skor” basını meyve veren ağacı da, tarlayı ekip biçen bahcıvanı da taşlar. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz medyanın ruhaniyeti budur. Fakat bunlar da aslında sorun teşkil etmiyor. Benim en çok üzerinde durduğum bir konu var ki o da şudur.

    Sanıyorum rijkaard ile çok uzun sürecek bir birlikteliğimiz olmayacak. Ya da 4-5 sene kadar bizim başımızda kalabileceğini düşümüyorum. Tabii ki başarısızlıktan dolayı değil. Muhtemelen kariyerini başka bir kulüpte sürdürme planlarından dolayı olabilir bu durum. Gelin görün ki gün geldi ve 3 sene sonra rijkaard ile yollar ayrıldı. Peki bu durumda bunca üzerinde kafa yorduğumuz sistem yine yerle bir mi olacak? Yani sahile vuran dalga kumun üzerine yazılan bütün her şeyi silip yeniden mi geriye çekilecek?

    İşte günümüzü düşünmekten çok geleceği düşününce işin içinden çıkamıyorum. Zira bugün sevinirken yarın üzülebileceğimizi önceden de gördük ve yaşadık.

    Vaktinizi aldım lütfen kusuruma bakmayın.

    Mustafa.
    Saygılar.

    (Selamlar Mustafa. Türkiye ölçülerinde 2 yıl sonrasını bile planlamak, hele sporda ve futbolda pek mümkün değil. Dediğin kötü senaryo gerçekleşebilir de, gerçekleşmeyebilir de. Ben naçizane minimum 4-6 sezon görev yapacağını düşünüyorum Rijkaard’ın. Sonrasında da yerine Pep’in geleceğini hayal ediyorum:-)) Yani sistem devam eder. Benim ümidim ve beklentim bu. Sevgilerimle. Melih)

  65. Muzaffer Can Mutlu Demiş ki:

    Dün akşamki maçtan sonra orta sahadaki sabit ön libero düşüncemin cevabını buldum. Senin de söylediğin gibi, oyun yön değiştirmedikçe ters kanat bekleri arkada bekliyolar. Bunun yanı sıra 2 stoper ve tek ön libero bir arada hareket ediyorlar. Dün sürekli ileri çıkmaları konusunda uyarı almaları dikkat çekici. Yukarda sıraladığım problemlerin tamamı üzerinde çalışmalar devam ediyor.

    Takımı genel olarak savunma yaparken beğendim. Bu alan oyununu doğru yaptıklarını gösterir; çünkü Aykut bir ara sıkıldı beklemekten. Organizasyon konusu ise sıkıntılı. Takımın hareketli olduğunu ve topu durdurmama emri geldiğini gördük. Ancak Rijkaard sanırım çıkışlarda ters uzun toplar istiyor ki, asıl sıkıntı burası. Dün attıklarımızın çoğu taca gitti. Bunun yanı sıra ayağa pasların şiddetleri çok yavaş. Biraz daha sert ve çabuk olması lazım. Bu sistem ister istemez bişeyleri çabuk yapmaya itiyor. Ama bu kaos futbolu biçiminde değil. Dün orta sahayı çabuk geçmekte zorlandık. Bu zamanla olacak, sabırlı olmak lazım.

    Ayhan ve Emre Çolak nispeten daha bilinçli ve bilerek oynadılar benim gözümde. Mustafa Sarp iyi bir alternatif. Ben beğendim. Serdar Eylik konusunda seninle hemfikirim. Emre değil henüz. Maçın belli bölümlerinde ortaya çıktı ama daha maçın içinde olmalı. Geçen yılki Aydın Yılmaz gibiydi. Arda’nın maç yaparak sistemi öğreneceği gibi bir fikir oluştu benim gözümde. Çok fazla topla oynadı. Takımın temposunu düşürdü biraz. Uğur’u sağdan koşarken görmek yüzümde istemdışı kocaman bir tebessüme sebep oldu.

    Bir önceki maçta Leverkusen’e 3 tane gol atmış bir takımın yalnızca bir gol pozisyonu olduğunu bu maçın artı tarafına yazalım. Takım sürekli değişmesine, kimse 2 maç üst üste yanyana oynamamasına rağmen defans kurgusu ve defans yardımlaşması harikaydı. Takımın ne kadar diri olduğunu görmek ayrı bir keyif. Sanırsam sonraki maç biraz daha as oyunculardan oluşacaktır, Tobol maçını düşünürsek.

    Bunları yazarken çok mutlu ve umutluyum. Umut değil doğru kelime. Çünkü biliyorum gerçekleşecek bu konuştuklarımız. Futbol konuşmak ne kadar güzel demişsin. Kesinlikle. Sayende çok daha ilerlettim bilgilerimi. Ama sana yazmaktan kendi blog yazılarımı yazamıyorum. Belirtmek isterim :) Teşekkürler.

    (Muzaffer selam. WAC maçının yazısını maalesef yeni bitirebildim. Benzer özellikler üzerinde durmuşuz. Rijkaard’ın total futbol derslerine daha çok takım savunmasından başladığını düşünüyorum. Ofansif dersler daha sonra gündeme gelecek. Özellikle de milli futbolcular ve transferler devreye girdikten sonra. Arda Turan’ın bu geceki maçta daha değişik bir görevde oynayacağını düşünüyorum. Blogunun adını verirsen sevinirim. Eklerim bağlantılar bölümüne. Sevgilerimle. Melih)

  66. emiralem says:

    Selam Melih abi radyodan bugün duyduğum bir habere göre A. Polat transferlermiz bitmiştir demiş, doğru haber mi doğru haberse senin 3′te gelecek dediğin oynuncunun ismi ne idi?

    (Selam. Ben transferin bittiğini düşünmüyorum, ki Polat da “kesinlikle bitti” demedi. Sevgilerimle. Melih)

  67. alparsla Demiş ki:

    Ufak bir şey sormak istiyorum. Blok sadece defans-orta saha-hücum gibi mi, yoksa ayrıca sol-orta-sağ da bir nevi blok mu? Örneğin Uğur kendini hem defans hem de sağ kanat bloklarına mı ait hissedecek?

    (Selam Alpaslan. Blok sadece yatay düzlemde yer alanları kapsıyor, savunma, orta saha ve hücum gibi. Dikey düzlemdekileri koridor olarak adlandırıyoruz. Çünkü futbolda hücumlarda kale, enine kurulan bloklarla savunuluyor. Ya da tam tersi. Rakip kale, bloklarla kuşatılıyor. Kanatları Koridorlarda hücum ya da savunma yaparken bloklararasında işbirliği gerçekleşiyor. Sevgilerimle. Melih)

  68. ismail cem Demiş ki:

    Merhabalar,

    İzninizle ben de Melih Bey’den, Melih Abi’ye geçmek istiyorum.

    3 gün bizden uzak kalman üzdü ama, muhteşem maç yazılarıyla geri dönmen de bir o kadar mutlu etti Melih Abi. Ben de ne zamandır yazamıyordum üyelik şifrem bir türlü gelmiyordu bugün başarılı oldu iyi de oldu.

    Daha sonra daha uzun ve ayrıntılı tespitler yapacağız tabii ki ama yeni Galatasaray’ın geçen seneki ve senelerdeki Galatasaray’dan (Bence Kalli döneminde de bu artıya sahipti Galatasaray) ilk başta görünen ve çok önemli bir farka değinmek istiyorum.

    Orta sahada çoğalmak. İzlediğimiz 3 maçta da Galatasaray rakiplerinden hep sayıca üstün gözüktü orta sahada. Bu ilk önemli artılardan ve bariz değişikliklerden biriydi benim gözüme çarpan. Daha yolun başında bir takım için ilk olumlu sinyallerden biri bu benim için.

    Yazılar ve maçlar ilerledikçe Rijkaard ve ekibinin Galatasaray’a kattıklarıyla ilgili daha ayrıntılı değerlendirmeler yapacağız mutlaka ama sadece bu bile benim için müthiş bir gelişim daha ilk 3 hazırlık maçından hem de.

    (Selam İsmail Cem. Dediğin önemli, hem de 4-3-3 oynarken. Yani orta sahada sadece 3 futbolcu varken. Bu demektir ki Galatasaray takım savunması konusunda çok mesafe kat etmiş Rijkaard döneminde, bir. İkinci olarak da futbolcuların fizik güçleri maç boyunca koşarak oynamalarına imkân veriyor. Her iki özellik de geçen sezon kaybolmuş durumdaydı. Görüşmek üzere sevgilerimle. Melih)

  69. ua cem Demiş ki:

    Melih Abi selamlar,

    Abi ders veriyor musun? Tabii ki edebiyat dersi, bu şekilde yaşayıp ve yaşayatabildiğin konusunda. Bu bir polisiye – macera romanı gibi. Bir sonraki paragrafı tahmin etsen de kesinlikle bilemeyeceğin sürükleyici bir yazı dizisi. Kalemine sağlık. Seni de çok özlemiştik.

    Abi transfer haberleri peşinde koşan biri olmamama rağmen takımıma duyduğum yüksek sevgi bu tip haberlerde heyecanımın artmasına sebep oluyor. Bizim o kadar kaliteli bir kadromuz var ki transfer yapılmasa şaşırmam. Yapılırsa da kim olduğunu çok fazla merak etmem. Çünkü eminim ki kesinlikle kaliteli birisidir. Sana tek birşey soracağım transfer yapılacak mı, yapılacaksa düşünülen bölge neresi?

    Cevap vermezsen de canın sağolsun.

    Sevgilerimle.

    (Cem selamlar. Edebiyat çok uzun süreden beri ilgi alanımın dışına çıkmış bir dal. Ders vermek bir yana, ders almam gereken bir dal üstelik. Bu yüzden dediklerini bir iltifat olarak kabul ediyorum. Çok sağol. Transfer konusunda mevcut birkaç teşebbüs var bildiğim kadarıyla. Tobol maçı sonrasında Rijkaard’ın istekleri doğrultusunda gerçekleşebilir bu transferler. Sevgilerimle. Melih)

  70. u-topie Demiş ki:

    Dün A.Polat tarafından ifade edilen Beylerbeyi
    ile ilişik kesme niyeti ve alt yapının başına
    Hollanda kökenli bir direktörün getirileceği
    bilgisi alt yapıda köktenci bir değişimin arifesinde olunduğunu işaret ediyor.

    Planlanan bir bütünün tamamlayıcı parçası olarak çalışan bir alt yapı müjdesi olarak okudum bu beyanatı.
    Umalım A takımın gerek duyduğu takım oyuncuları olarak teknik gelişimlerini ve fiziki gelişimlerini tamamlamış, A takıma bugüne kadarki gibi dikey değil yatay geçiş yapılacak bir entegrasyon düzenini hayata geçirebilir GS.

    Sadece alt yapı orijinli gençlerin değil Kewell, Arda, M.Topal gibi yerleşik ilk 11 oyuncularının bile bu sezon üstlenebilecekleri
    farklı rolleri ve katedecekleri bireysel mesafeyi düşünmek heyecan verici..

    Skora ekstra katkı üreten bir orta saha bloğu,
    ceza sahası dışından şutlar deneyen bir Arda ,
    düzgün bindirmeler ve ortalar yapan bir Sabri,
    ince işler yapabilen bir Barış şaşırtmamalı kimseyi.
    Dağlarına bahar geliyor memleketimin …

    (Evet bizim haberimiz var, ama bundan haberdar olmayan demir kapılar var, kör pencereler. Selam ve sevgi. Melih)

  71. Emrah Demiş ki:

    Sevgili Melih,

    En son WAC maçında sahada güzel şeyler gördük. Özellikle ikinci devreyi tamamen domine ettik. Orkun-Aykut değişikliğini anlamamışım bile, o derece top gelmedi sahamıza. Kaldı ki WAC, Rijkaard’ın da söylediği gibi diri bir takım. Leverkusen ile ilk maçlarını seyretmiştim, ‘kesin bize golleri var’ demiştim ama attırmadık.

    Ancak ve ancak yaratıcı oyuncu eksikliğimiz var. Sadece mücadele ile bugüne kadar olmadı, bugunden sonra da olmaz. Mücadele güzel bir şey ama onu ‘akıl’la birleştirmedikten sonra sahada sürekli bir kör dövüşü izleriz. 40 metreden yerden seken gol veya bir önceki maçtaki gibi penaltıdan gelen bir gol ve 1-0 biten maçlar izleriz. (Süper Lig’de bu maçlar 1-0 da bitmez. Son 15 dakika psikolojik olarak geriye yaslandığımız için skoru koruyamadığımız maçlar hatırlıyorum.)

    Sence takımdaki fiziğin yükselmesiyle birlikte, mücadele gücümüzde aynı paralelde yükselirken, tüm bu çalışmaların boşa gitmemesi için, bu kadar emeği ‘akıl’ ile pekiştirecek 1 transfere ihtiyacımız yok mu?

    (Emrah selam. Açıkçası ben Rijkaard’ın milli futbolcuların kampa geç katılması nedeniyle ilk elde takım savunması üzerine çalıştığını düşünüyorum. Kewell, Keita, Baros ve Arda Turan maçlarda birlikte oynamaya başladıktan sonra daha kesin biçimde konuşmaya başlayacağız bu ofans meselesini. Kafamda sadece yeni bir mızrakbaşı olabilecek bir futbolcunun transfer edilmesini isteyebileceği fikri var Rijkaard hakkında. Eğer Arda Turan’ı kanatta kulanırsa, dediğin gibi ön liberonun sağına ya da soluna yaratıcı bir futbolcu da isteyebilir. Bence bugünkü Leverkusen maçından sonra bunu biraz daha iyi anlayabileceğiz. Sevgilerimle. Melih)

  72. meendiz Demiş ki:

    Merhaba Melih abi,

    Alternatifi bol bir kadromuz var şu anda. Hazırlık kampına giden oyuncu sayımız 36. Sanırım ideal kadromuzda maksimum 25 kişi olacak. Katılacak transferlerden sonra 12-13 kişinin listeden isminin silineceği anlamına geliyor bu. Kimin kiralanacağı, kimin takasta kullanılacağı, kimin gönderileceği hakkında tek fikir sahibi Riijkard tabii ki. Sizin takımdan ayrılacak oyuncuların isimleri hakkında bir bilginiz var mı?

    Ben beklenilenin aksine bir-iki sürpriz oyuncu ile de yolların ayrılacağını düşünüyorum.

    Saygılar…

    (Selam İlker. Sezon başında kimlerin ayrılacağı konusunda ciddi bir fikrim vardı ama hazırlık kamplarından sonra ayrılacağını düşündüklerimin yerlerinde kalabileceklerini gördüm. Bu sorunun yanıtını yakında alacağız sanırım. Sevgilerimle. Melih)

  73. Emrah Demiş ki:

    Sevgili Melih,

    Bir söz de başkan için.
    Yine Divan Kurulu’nda maddelere tek tek değinmiş, herşeyi öz ve net biçimde ifade etmiş.

    Yalanı yok, dolanı yok, dosdoğru bir adam. Mikrofonu ne zaman uzatsalar “şeffaf” bir adam, Adnan Polat Başkan.

    Fenerbahçe’nin bir Mehmet Topal’a $8.5M bonservis ödediği rekabet ortamı içinde, Galatasaray’ın toplam bonservise ayırdığı rakam $8M’imiş. Tüm bunları göz önünde bulundurarak Galatasaray’ı ne kadar iyi yönetmeye çalıştığı aşikar.

    Laf salatası yapan kapalı bir kutu değil, şeffaf, dürüst, iş bitirici bir başkanımız var. Kıymetini bilelim.

    (Selam Emrah. Bu sezonu başarılı geçirirsek ve şirket evliliğini gerçekleştirebilirse yönetim, eli çok kuvvetlenecek Adnan Polat’ın. Bu süreci aşabilirse Galatasaray gelecek 10 yılını bir batımda planlayabilir ve koşar adım ilerler. Sevgilerimle. Melih)

  74. nusret Demiş ki:

    “Şemsettin Sami derken sanırım Ali Sami Yen’in babasından bahsediyorsun. İlk Türk roman yazarından değil. Ali Sami’nin babası önemli bir isim. Bir yazı yazarım onun hakkında.”

    Sevgili Melih Abi,

    Ben, Ali Sami Yen’in babasını edebiyatçı Şemsettin Sami olarak biliyordum.

    Bu konuda yazacağın yazıyı merakla bekliyorum.

    Saygılarımla…

    (Selam Nusret. Dedektör gibisin. Hemen hatamı yakalamışsın. Ben Şemsettin Sami’yi genelde dilbilim uzmanı olarak bildiğimden Türkçe yazılan ilk roman kabul edilen Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı nedense başka Şemseddin Sami yazmış diye düşünürdüm. Meğer ki oymuş. Senin nezdinde düzeltiyorum bu hatamı. Sevgilerimle. Melih)

  75. prekazi-brooklyn Demiş ki:

    Melih abi oncelikle merhaba,
    Uzun sure Alisamiyen.net’te okumustum degerli yazilarinizi.
    Sonra radyoda ve TV’de denk geldim. Sizin gibi bir duayen tum GS’lilar icin buyuk bir sans. Ozellikle simdiki daha cok basari odakli taraftar grubumuzun ornek almasi gereken yegane isimsiniz.

    Uzun sure Hollanda’da yasadiktan sonra Amerika’ya tasindim. 93-2004 yillarinda takip ettigim Ajax beni cok etkilemisti. Her sene disariya 3-4 onemli oyuncusunu yollayip, altyapidan ya da taninmamis genc trasferlerle bir sonraki sene ayni basariyi yakalayabilmeleri (basari derken sportif anlamda degil sadece) beni hep etkilemistir.

    Dunku hazirlik macini izlerken “acaba?” dedim umutla.. Ozellikle Neeskens’i gormek muhtesem bir duygu benim icin.
    Hic olmadigim kadar umutluyum gelecekten takimim adina.

    Dikkat ceken Emre Colak, Serdar Eyilik gibi genclerin performanslari olsa da,benim asil dikkatimi ceken, genc oyuncularin yogunlugu idi.
    Bence Barcelona’lasma degil daha cok Ajax modelini oturtmaya calismaktayiz. Ya da bu benim nacizane dilegim:)

    Size en derin sevgi ve saygilarmi sunuyorum.

    Ahmet.

    (Ahmet selam. Bu yorumun beni çok mutlu etti. Şahsıma yönelik iltifatlarından dolayı değil. Ajax geleneğini bilmenden ve Galatasaray’da bunun izlerini görmenden dolayı. Ben de en derin sevgilerimi sunuyorum. Görüşmek üzere. Amerika’ya selamlarımla. Melih)

  76. Nurullahgs Demiş ki:

    melih abi bi sorum olacak, auttan gol olmaz diye biliyordum küçükten beri şimdi kural değişmiş diyor bazıları bir aydınlatır mısınız?

    (Estağfurullah. Auttan gol olur. Sevgilerimle. Melih)

  77. Murat Demiş ki:

    Sevgili Melih Abi,

    Transfer curcunasının şimdlik sona ermesiyle tekrar futbola dönmek çok güzel.

    Kenarda Rijkaard ve Neeskens, idmanlarda futbolcuların anasını ağlatan Pujol ve Cuadrat ve en önemlisi kalecilerimizin degaj yapmak yerine oyunu pasla başlattığı, doldur boşalttan futbolcuların daha az yorulacağı bol paslı oyun sistemi (ne olursa olsun top bende kalsın mantalitesi, ki top rakibe geçmedikçe gol şansı bulamaz) beni çok umutlandırıyor. Artık yavaş yavaş eskiden olduğu gibi “biz Galatasarayız çıkarız topumuzu oynarız, ancak ve ancak rakibimizin bize karşı sahada aldığı önlemleri bozar güzel futboldan ödün vermeyiz” anlayışına geri dönüyoruz (1.Terim döneminde Avrupa’daki ezeli rakiplerimize karşı dahi bu şekilde oynuyorduk).

    Daha önce çok savunduğum Cassio Lincoln konusunda büyük hayal kırıklığı yaşadığımı belirtmeden geçemeyeceğim ama daha halen konuşulmamış şeylerin olduğuna inandığımdan ve henüz Lincoln’ü dinlemediğimizden kendisine ağır bir eleştiri getirmiyorum.

    30 yaşındaki bu arkadaşımızın sorunu nedir cidden merak ediyorum, aklıma bazı olasılıklar da gelmiyor değil.

    1. Lincoln soyunma odasında takım arkadaşlarından dayak mı yedi?

    2. Yönetim alacakları konusunda kendisinden bir indirime gitmesini mi istedi veya bir gecikme olacağını belirtti de ipler mi koptu?

    3. Resmi sitesinde Rijkard’ın gelmesine sevinip Galatasaray’da işim bitmedi diyen Lincoln, kampa katılmak üzere Almanya’ya gelmiş fakat yukarıdaki olası sebeplerden idmanlara çıkarılmamış da olabilir mi acaba?

    Özellikle bu 3 kuşkum konusunda bildiklerini paylaşırsan sevinirim abi.

    Şu ana kadar Galatasaray aleyhinde hiç konuşmadı ve iyi olduğu dönemde bile kokuşmuş medyamızca yerden yere vurulan Lincoln ile gazeteciyim diye geçinen bir Allah’ın kulu röportaj yapmadı ve linç edilmeye devam edildi. Oyuncular gelip geçer ve kimse Galatasaray isminden büyük değildir ama sırf Galatasaray’a zarar vermek için birileri kendilerini kaale dahi almayan bir oyuncu üzerinden bu işi gerçekleştiriyorsa ve bunun sonucu olarak taraftar, yönetim kulübün eski ağır topları gaza geliyorlarsa halkla ilişkiler açısından özellikle bu konuda engin deneyimi bulunan Yiğit Şardan’ın ve kulüp hukukçularımızın farklı uygulamalara gitmesi gerektiğini düşünüyorum.

    (Sırf merakımdan bu oyuncu hakkında medyada kaç haber çıkmış, ne kadarı olumlu ne kadarı olumsuz diye masabaşında bir araştırma yapacağım.)

    Anlaşılan o ki mucize olmazsa enfes paslarına doyamadığımız Cassio Lincoln Galatasaray’da oynamayacak, bu konuda yönetimin ve hocanın tasarrufuna saygı duyarım ama yarın Abdülkadir Keita veya başka bir oyuncumuz için benzer senaryolar üretmeyeceklerinin garantisi yok. Nitekim iktidarıyla medyasıyla Galatasaray’a bel altından vuran bir oluşumla karşı karşıyayız.

    İş öyle bir raddeye geldi ki her gün çıkan uydurma ve kasıtlı haberlere bir taraftar sorumluluğunda e-posta ile tepki vermekten ben yoruldum. Turquaz, Doğan, Doğuş ve Çukurova grubu aklını başına almadıkça buna devam edeceğim ama bu aslında tüm taraftarlarımıza düşen bir sorumluluktur.

    Saygı ve Sevgilerimle,
    Murat

    http://img115.imageshack.us/img115/8888/fenerbaheformalferitahe.jpg

    (Murat selam. Lincoln meselesinin iki yönü var. Evet Lincoln üzerinden Galatasaray’a hep zarar verilmeye çalışıldı medya tarafından. Daha önce Fatih Terim, Hakan Şükür ve Emre Belözoğlu üzerinden verilmeye çalışıldığı gibi. Buna karşı tüm Galatasaraylılar dikkatli olmalı ve algılamalarını bu haberlere dayanarak inşa etmemeli. İlk yönü bu.

    İkinci yön ise Lincoln’ün disiplinsizliği. Bu konuda olup olmadığını sorguladığın senaryoların hiçbirisi doğru değil. Lincoln’e kulüp içinde gerekli saygı gösterildi ve sözleşmesindeki tüm şartlar yerine getirildi. Ancak bu futbolcu her şeye rağmen geldiği ilk günden beri hiçbir zaman bir Galatasaraylı gibi davranmadı. Bunu artık kabul etmeliyiz. Lincoln artık geçmişte kaldı. Üzülecek hiçbir şey yok. Geleceğe bakalım biz. Sevgilerimle. Melih)

  78. Caglar Celik Demiş ki:

    Selam;
    Melih abi hoşgeldin tekrar.

    Sağlık kuruluyla ilgili değişiklik var mı ufukta? Injury prone takım olmayalım, geçen sezon gibi.

    (Selam Çağlar. Sağlık kurulunu bu sene test edecek Galatasaray. Geçen sezon çok eleştirildi, ancak kanımca buradaki temel hata, sağlık kurulunda değil, fizik kondisyon ekibindeydi. Nitekim geçen sezon başlangıcında kampta futbolcular patır patır sakatlanırken bu sezon hazırlığında sadece Mehmet Topal sakat verildi. Sevgilerimle. Melih)

  79. canerskcvhr Demiş ki:

    melih abi iyi akşamlar, bir yorumda barcelona gibi olmamıza 4-5 sene var şimdi ancak arsenal gibi oynayabiliriz demiştin, bu sene arsenali oyununu oynayabilirsek iyi olmaz mı? saygılar.

    (Canerciğim elbette iyi olur. Ancak Arsenal gibi oynamak da bir senede mümkün değil. Onun için de 2-3 yıl geçmesi gerek. Ben model olarak Arsenal gibi oynamamız daha kolay oluru kastetmiştim. Sevgilerimle, görüşmek üzere. Melih)

  80. Cihan Piskeane Demiş ki:

    Selamlar Melih Abi.

    Ben Kütahya’dan Cihan, yazı güzel olmuş… Ellerine sağlık…

    Ben senin transfer konusundaki duyumlarına güvenerek bir soru sormak istiyorum. Bugün itibari ile Bayern Münih’te oynayan milli futbolcumuz Hamit Altıntop kadro dışı kalmış. Acaba Başkanımız Polat’ın transferi kapattık sözlerine rağmen Hamit’i istediğini biliyoruz ve bir orta saha bir de sağ beke ihtiyacımız olduğunu biliyoruz ve duyuyoruz. Hamit de bu mevkilerde oynayabiliyor. Hamit’in transfer edilebilirliği var mı, olabilir mi? Teşekkürler…

    (Cihan selam. Hamit Altıntop iki pozisyonda bile oynayabilen önemli bir futbolcu. Ancak bu transferin olmasını ben oldukça zor görüyorum. Nedenleri ise şu: Hamit Altıntop Bayern’den ayrılmak istemiyor öncelikle. İkincisi Fenerbahçe Hamit Altıntop’a yıllık 4.5 milyon Euro teklif etti. Galatasaray’ın bu parayı vermesi mümkün değil, hatta akla bile gelmez. Dolayısıyla Altıntop Türkiye’de oynayacaksa Galatasaraylı bile olsa, Fenerbahçe’yi tercih edecektir o para yüzünden. Sevgilerimle. Melih)

  81. Fuat Günaçar Demiş ki:

    Melih Abi merhabalar.

    Hazırlık maçlarında en memnun kaldığım nokta kimin oynadığı farketmeksizin ortaya koymuş olduğumuz sağlam savunma anlayışımızdır. Oynadığımız takımlar sizin de belirttiğiniz gibi kendi bölgelerinin üst düzey takımları. Ligde oynayacağımız çoğu maç bu son iki hazırlık maçımız kadar zor olacaktır en fazla. Geçen sezon Bülent Korkmaz’ın tüm takımı geriye çekmesine rağmen Anadolu takımlarına verdiğimiz ve giremediğimiz onca pozisyonu düşününce genç oyuncularımızla dahi böyle bir futbol ortaya koymamız sevindirici.

    Şu an için hayıflandığım tek nokta Lincoln’ün bu sene bizimle olmayacak olması. Rijkaard ile anlaştığımızdan beri, geçen sezon Skibbe döneminden tadı damağımızda kalan asistlerine kaldığı yerden devam edecek diye seviniyordum. Üstelik resmi sitesinde yayınladığı yazıdan dolayı sırf Rijkaard ile çalışmak için bile olsa kalacağından emindim ama artık takımda kalmasının imkanı yok. Gittiği takımdaki futboluyla bize Ribery veya Jardel örneklerinde olduğu gibi çok ah ettirecektir. Keşke böyle olmasaydı..

    Bu arada emergency112 rumuzlu arkadaşımızın değindiği gibi Fenerbahçe’nin bu işi Arda’nın kafasını maddiyatla karıştırmak için yaptığı kesin. Galata Sarayı Efendileri kitabında zamanında Fatih Terim’in aklını karıştırmak için nasıl 10 milyon dolar teklif ettikleri, Hagi ve Popescu’yu paraları gecikince nasıl hemen “mukaveleyi siz belirleyin” diyerek kafalamaya çalıştıkları yazıyor. Ama açıkçası doğuştan Galatasaraylı ve buradan sonraki hedefi Avrupa’nın büyük takımları olan ve bu hedefine kolayca ulaşabilecek bir oyuncunun aklını zerre karıştırabileceğine gerçekten inanmış mıydı birileri merak ediyorum. Avrupa’da başarı hayali kurmaktan hayal kurma işini epey ilerletmişler anlaşılan.

    (Selam Fuat. Sondan başlayayım. Arda Turan konusunda Galatasaray sanırım tüm Türkiye’ye önemli bir mesaj verdi. Lincoln’ün ben bundan sonra önemli bir takımda önemli bir futbol oynayabileceğini düşünmüyorum. Çünkü çok kötü iki yıl geçirdi Türkiye’de. Hem fizik güç bakımından cepten yedi, hem de iki yıl daha yaşlandı. Bu durumda Avrupa’da devam etmesinin çok zor olduğunu düşünüyorum Lincoln’ün.

    Türkiye Süper Ligi’ndeki takımlar sertlik bakımında gerek El-Ehli, gerekse de WAC’tan çok daha dişli. Yani işimiz o kadar kolay değil. Ancak sevindirici yön dediğin gibi sağlam takım savunmamız ve bu maçlarda rüya forvet hattımızın henüz devreye girmemiş olması. Sevgilerimle. Melih)

  82. Ibrahim Dikmen Demiş ki:

    Melih abi, öncelikle 70′lerin Alman ve Avrupa futbolunu sizin kaleminizden takip etmek, o günleri yad etmek çok keyifli.
    Günümüz Alman futbolunu da Borges’ten takip ediyorduk ama maaleef o yazmayı bıraktı.

    Bir kez daha Rijkaard ile ilgili yazı dizinizden ötürü kaleminize sağlık…
    Gelelim Cimbom’a.
    Galatasarayla ilgili olarak ben de çok iyimserim.
    Futbolda da hayatın bir çok alanında olduğu gibi liderin çok önemli olduğuna inanırım.

    Rijkaard bu sezon hiç kupa kazanamasa da Galatasaray’a kazandıracakları, Galatasaray seyircisi tarafından farkedilecektir.
    Skibbe’nin liderlik özellikleri acısından cok yanlıs bir secim oldugu daha yardımcıları ondan habersiz gönderildiğinde sergilediği tepkisizlikte ortaya cıkmıstı.

    Kaldı ki geçen sezon Galatasaray’ın tabela basarısızlığının en önemli nedeni olan fizik kondisyon eksikliği de sezon başından beri kendini belli ederken Skibbe buna seyirci kalıyordu.

    Rijkaard’ın gelir gelmez Galatasaray’daki hastalığı teshis etmesi -verdiği ilk beyanatlarda takımın fizik eksikliğinden bahsetmişti- gecen yılın göz göre göre nasıl heba edildiğinin bir göstergesidir bence.

    Sonuc olarak Rijkaard’ın yapmak istedikleri net. Uygumaları gayet tutarlı.
    Kariyeri tartışılmayacak kadar açık. Bundan sonrası bize düsen tabelacalığı bırakıp Galatasaray’daki değişimi zevkle izlemek olsa gerek.

    (İbrahim selamlar. Borges benim de izlediğim önemli yazarlardan birisiydi. Yazılarına bir son vermesi kötü oldu. Yorumunda temel bir şeye değinmişsin aslında. Bu sezon geçen sezon nelerin yanlış olduğunu, yanlış yapıldığını da ortaya çıkaracak miladi bir sezon niteliğinde. Alt yapıdan medya ilişkilerine dek ben bu sezon birçok örnek olayın yaşanacağını düşünüyorum. Galatasaray seyircisi her zaman için mücadeleci futbolu destekler ve bundan keyif alır kanımca. Bu anlamda tabelacı kimse kalmayacağına neredeyse eminim taraftar arasında. Sevgilerimle. Melih)

  83. Murat Mustafa Demiş ki:

    selamlar.

    galatasaray hiç de fena başladı sayılmaz hazırlıklarına. çok şükür ki 20 gündür ciddi bir sakat vermedik öncelikle. antrenman fotoğrafları ve videolardan gördüğüm kadarıyla kadro harmonisi mükemmele yakın. bunda lincoln’ün gidişinin de ciddi payı var sanırım. umarım bu ahenge keita da zorluk yaşamadan katılır.

    akşam üstü almanya’dan hamit’in yedek takıma yollandığı haberleri düştü. van gaal düşünmüyormuş sanırım. mukavalesi de 1 sene kaldı sadece. acaba diyorum, şu kalan 4M avro oraya harcanabilir mi? zira bu rakama hamit gibi bence komple bir orta saha oyuncusu, bulunmaz nimettir. zaten sen ne diyorsun bu konuda bilmiyorum ama melih abi, takıma bu uzun maratonda oyunu iki yönlü oynayan bir orta saha oyuncusu muhakkak lazım. hazırlık maçlarında benim en dikkatimi çeken şey, rakiplerin vasatlığına rağmen barış özbek’in pas koordinasyonunda yetersizliği ve ayhan’ın yıllardır süregelen topu ayağından çok geç çıkarması. ki bu oyuncular en güvendiğimiz orta saha oyuncularından ikisi. varın gerisini düşünün.

    ondan sonra da baros’u yedekleyecek bir oyuncu daha lazım sanki ama sanırım o bölge için nonda ve erhan yeterli diye düşünülüyor. umarım her şey teknik heyetin düşündüğü gibi olur bu konuda.

    iyi geceler..

    (Murat selamlar. Hamit Altıntop konusundaki görüşümü birkaç yorum önce belirttim. Ben orta saha konusunda biraz farklı düşünüyorum. 4-1-2-2-1 için önemli futbolculara sahip Galatasaray. Ancak yine de bir tane ofansif yönü inanılmaz kuvvetli bir orta saha oyuncusu ve hızlı bir kanat oyuncusu çok şey katar Galatasaray’a. Baros’un yedeği olarak Nonda ve Özgürcan bence yeterli olacaktır. Hele ki forvete bir hızlı oyuncu daha alınması durumunda. Sevgilerimle. Melih)

  84. Oguz Demiş ki:

    (Oğuz selam. Bilmiyorum ama sakatlıkla ilgili olması gerekir. Belki de Puyol ve Cuardat Aydın Yılmaz’ı anatomik açıdan düzeltirler. Belli mi olur? Sevgilerimle. Melih)

    Bugünkü antrenmana katilmis, resmi sitede rahatsizligi vardi diye yaziyor.

  85. ifzor Demiş ki:

    Melih Abi yazını baştan sona okumak çok keyif vericiydi. Ellerine sağlık. Maç oynadıkça sistemin daha fazla oturacağını düşünüyorum. O yüzden Galatasaray’ımızın maçlarını iple çekiyorum. Saygılarımla…

    (Teşekkürler ve görüşmek üzere. Melih)

  86. y1905 Demiş ki:

    Melih Agabey merhaba,

    Pas trafigi ve bunun üzerine yapilan yorumlara ben de nacizane su benzetmeyi ilave etmek isterim;

    Bunu bir nevi hipnotizma olarak da degerlendirmek mümkün. Veya rakibi sistematik sekilde sersemletme, uyutma, oyalama; rakibi bosa kürek cekmeye zorlama.

    Bunun dogadaki, vahsi hayattaki örnekleri coktur. Avci ve av arasindaki dengelerin aslan ile geyik arasindaki kadar bariz sekilde aslandan yana bozuk olmadigi, yani güc dengelerinin ve silahlarin etkisinin birbirine denk oldugu mücadeleler iyi izlenirse, hep benzer bir stratejinin izlendigi görülür.

    Rakibi oyalamak, biktirmak, hep ayni göstermelik saldiriyi yapar gibi rutin bir salinim gösterip, rakibin konsantrasyonunun azaldigi ani kollamak ve tam o sirada öldürücü darbeyi indirmek.

    Futboldaki devamliligi sadece fizik kondisyon olarak algilamak cok eksik bir algilama tarzidir. Bu oyunun belki de en kilit devamliligi konsantrasyon devamliligidir. Hic ummadik takimlarin hic ummadik takimlari gafil avladiklari ve cogumuz tarafindan sans, kader, kismet ücgeninde degerlendirilen futbol garabetlerinin cogunun rasyonel aciklamasidir KONSANTRASYON.

    Galatasaray’in bol pasa dayali sistemini sadece kolay rakiplere karsi analiz edebilmek pek saglikli degil. Elbette onlara karsi da cok önemli ama kolay rakiplere karsi Arda’nin dribling futbolu dahi sonucu belirler.

    Rijkaard Barça’ya bu sistemi Osasuna’yi yensin diye degil, ManU’ya kafa tutsun diye getirdi.

    Bu bakimdan bu pas trafigi bu hazirlik karsilasmalarinda hakettigi anlami taraftar bazinda bulamayabilir.

    Ama iste Avrupa kupasi maclarinda ve ligdeki zor rakiplere karsi oynandiginda bunun niye bu kadar önemli ve etkili oldugu ortaya cikacaktir.

    Sevgiler

    (Selam. Çok önemli bir yorum seninki. Mühim bir konuya dikkat çekerek güzel benzetmelerle süslemişsin daha iyi anlayabilelim diye. Çok teşekkürler. Melih)

  87. Okis58x Demiş ki:

    Selam Melih abi..

    Yine her zamanki gibi yazın süper olmus..
    Formalar hakkında bir sorum olacaktı..
    Abi store yetkilileri taraftarlara bir ay sonu tanıtılacak formalar diyorlar Nasıl olacak bu is?
    Ve gören bazi arkadaslar formalari begenmemis..
    Kırmızı forma da varmis dediklerine göre?
    Bir konuya açıklık getirsen abi?
    Ben kendim Hollanda’da oturuyorum ve 21 Temmuz Türkiye’ye geliyorum, forma da alacagim fakat ne zaman satisa sunulacagi konusunda bir fikrim yok..

    (Selam. Formalar ay sonunda tanıtılıp satışa sunulacak. Tobol maçına geçen seneki formayla çıkacağız belli ki. Ben açıkça formaları beğendim. Beğenmeyen arkadaşlar (şayet görmüşlerse formaları, ki buna pek ihtimal vermiyorum) neyi beğenmemişler bilmiyorum. Çünkü nihayetinde bir parçalıdan, bir beyazdan bir de mor formadan konuşuyoruz. Morla aynı kalite ve tasarımda başka bir formamız da olacak ama onun lansmanı Kasım’da. Ben parçalı dışında en çok mor ve bu daha sonra lanse edilecek yeni formamızı beğendim. Sevgilerimle. Melih)

  88. idris Demiş ki:

    Selamlar…

    Bunca yaşanan şeyden sonra yani idmanlar, maçlar, açıklamalar, transferler…

    Kenarda FR’yi görmek, Neeskens’i görmek, Roca Puyol’u görmek rüyadan uyandığımda üzülmeyeceğim gerçekler. Bu saatten sonra bunlar rüya bile olsa -gerçekleşmesi imkansızdı zira- kabulümdür, itirazım yok. O hissi tattım ya gerisi mühim değil.

    Saygılar…

  89. Murat Mustafa Demiş ki:

    melih abi tekrar selam.

    biraz evvel rijkaard’ın gstv’ye verdiği röportajı izledim. kendisine sanki flemenkçe bilen bir yardımcı daha iyi olur. evet, güzel ingilizcesi var ama yine de bazı durumlarda kendini ifade etmekte zorlanıyor. kaldı ki bu adamın barcelona’dayken basın toplantıları soru cevap değil de bir söyleşi şeklinde oluyordu. büyük ilgi ve merak uyandırıyordu zira bazı olaylara son derece farklı açılardan bakıyor ve o tarzda cevaplar veriyordu. sırf bu söyleşileri takip eden özel hayranları bile varmış hatta, bir yerlerde okumuştum.

    zaten cok garip geliyor, hollandalı bir hocamız var ve ingilizce röportaj veriyor. memlekette iyi flemenkçe bilen mi yok?

    her tarafta bu konu konusuluyor. kulüp içerisinden bu durumla ilgili bir şeyler öğrenebilir misin? nedir, ne değildir? bizi bilgilendirirsen çok sevinirim.

    sevgiler…

    (Murat selam. Galatasaray’da çalıştırıcı ve futbolcu olarak tam sekiz millete mensup insan var. Bu anlamda İngilizce’nin konuşulan tek dil olması bana doğru geliyor. Ama dediğin gibi sadece Rijkaard’ın basın toplantılarını Flemenkçe yapması gündeme gelebilir. Bu durumda bizim için doğru olan İspanyolca, Flemenkçe, İngilizce ve Türkçe’yi iyi bilen bir tercüman. Zor ama imkansız değil. Sevgilerimle. Melih)

  90. canerskcvhr Demiş ki:

    melih abi günaydın, galatasarayımız’ın hazırlık maçlarını internetten hangi siteden yani adresten izleyebilirim saygılar.

    (Canerciğim. Maç günleri ben http://www.alisamiyen.net adresindeki maç başlığına bakarak buluyorum nereden izleyeceğimi. Sen de bunu uygulayabilirsin. Kolay gelsin ve sevgilerimle. Melih)

  91. jardella Demiş ki:

    İkinci baskı olacak ama dünkü kamp günlüğü programında Rijkaard vardı ve seyrederken sinir krizi geçirmeme ramak kaldı. Tercüman konusuna diğer forumlarda da dikkat çekildiği için daha bir dikkatle dinledim. Tercüman konusunda dehşet yaşıyorum. Böyle bir atamayı koskoca Galatasaray kulübü nasıl yapabilir aklım almıyor. Bunları sadece ekonomiyi İngilizce okuyan bir öğrenci olarak söyleyebiliyorum. Yöneticilerin çoğu İngilizce biliyordur diye tahmin ediyorum. Nasıl dikkatlerini çekmez bu durum, inanamıyorum. Rijkaard’ın ne düşündüğünü anlamak için İngilizce bilmek de yeterli değil! Çünkü tercüman, sunucunun sorularını da çoğunlukla yanlış ve eksik çeviriyor. Rijkaard doğal olarak konuyla alakasız bir cevap veriyor, tercüman bazen durumu anlıyor ve kendine göre tamamen doğaçlama bir yorum katıp tercüme ediyor!

    Rijkaard’ın iyi bir tercümanımız var dediğini ben de hatırlıyorum. Fakat tercümanlığı konusunda bir yargıya varabilmesi için Rijkaard’ın Türkçe bilmesi gerekir. “İyi” diye tarif ettiği şey, oyuncularla iletişim kurmasına yardımcı olması ya da insanlığıyla ilgili bile olabilir. Bu arkadaş Rijkaard’la pazara çıkabilir, sinemaya gidebilir, iyi de arkadaş olabilirler ama bu çat pat İngilizcesiyle televizyonlara Rijkaard’ın tercümanı olarak çıkması tam bir skandal. Eğer yöneticilerce bunun farkına hala varılamamışsa daha büyük bir skandal. Diyelim ki antrenmanlarda böylesine büyük hatalar yapmıyor. Basın toplantılarımızda biraz ciddiyetin olması gerekmez mi? Galatasaraylılar’ın ve diğer futbolseverlerin, Rijkaard’ın ne anlatmaya çalıştığını bilmeye hakları yok mu? Ben bu arkadaşın, bu İngilizcesiyle antrenmanlarda da aynı hataları yaptığına eminim.

    Kusura bakma Melih abi biraz sert bir mesaj oldu ama bu durumu Galatasaray’a yakıştıramıyorum.

  92. TurgayCetin Demiş ki:

    Sayın Şabanoğlu.

    Blog’unuza üye olmamın sebebi yukarıda tercüman konusunda şikayetini dile getiren bir arkadaşa vermiş olduğunuz cevaba cevap vermek içindir. Ama yazılarınızı zaten uzun zamandır takip ediyorum. Ve çok beğeniyorum.

    Rijkaard’ın tercümandan memnun olduğunu söylediğini belirtmişsiniz. Tabii ki kişilik olarak memnundur ama çeviri bakımından memnun olup olmadığını bilebilmesi için Rijkaard’ın Türkçe biliyor olması gerekir.
    25 yılını İngiltere’de geçirmiş biri olarak İngilizceyi ana dilim gibi bilirim.
    Bu tercüman arkadaşın oturup İngilizce sohbetler yapabileceğinden adım gibi eminim. Ama Rijkaard’la yapılan her iki basın toplantısında yaptığı hatalar o kadar çok ki saymakla bitmez. Hatta 2. basın toplantısının yarısından itibaren sinirden ve üzüntüden televizyonu kapatmak zorunda kaldım. Koskoca Galatasaray’a bu kadar amatör bir tercüman yakışmıyor.

    Ne sorulan soruları tam olarak çevirebiliyor ne de Rijkaard’ın cevaplarını. Hatta soruları o şekilde soruyor ki; eminim Rijkaard tercüman yüzünden GS TV muhabiri için “Bu saçma soruları da nereden buluyor” diye düşünüyordur. Bugün İnternet sitelerine ve gazetelere bakacak olursanız; aslında Rijkaard’ın söylemediği ama tercüman rezaleti yüzünden söylemiş gibi olduğu bir çok habere rastlayabilirsiniz.
    Siz Galatasaray’a yakın birisiniz. Lütfen ulaşabildiğiniz -ingilizce bilen- bir yöneticiden GS TV’de yapılan Frank Rijkaard röportajlarını dinlemesini isteyin.

    Ama Galatasaray bunu görüyor ve önemsemiyorsa zaten çok daha büyük bir sorun var demektir.

    Bu tercüman arkadaş çeviri yapacak düzeyde İngilizce biliyorsa ben de 25 yıl yaşadığım İngiltere’de insanlarla Japonca konuşmuşum ve farkına varmamışım demektir.

    Bir çok Galatasaray forumunda; son zamanların en büyük sıkıntısı ne transferler ne de sistem. En büyük sıkıntı; yetersiz bir tercümanın Rijkaard’ın takıma anlatacağı taktiklerin çeviricisi olarak orada bulunuyor olması.

    Son olarak. Sayın Şabanoğlu, lütfen bu konu hakkında elinizden gelen bir şey varsa; yapmaktan geri kalmayın.

    Lütfen İngilizce bilen bir arkadaşınızdan bu röportajları izlemesini ve yapılan hataları size anlatmasını rica edin. Siz de göreceksiniz.

    (Selamlar. Tercüman konusunu ben de daha dikkatli izlemeye başladım. Evet denildiği gibi çeviride ciddi hatalar var. Bunu bir kişiye de ilettim. Bununla yetinmeyip durumun vehametini önemli bir isme daha ileteceğim. Elimden gelen sadece budur. Umarım gerekli adımlar atılır. İlginize ve desteğinize çok teşekkür ederim. Sevgilerimle. Melih)

  93. u-topie Demiş ki:

    Saha içindeki yarış olarak bakarsak rekabette
    çok önemli bir sıkıntısı olmayacaktır GS’ın bu sezon ligde.
    Ligin başlarında beklentileri tümüyle karşılayan bir düzeyde olmasa bile giderek yükselen, eksiklerini tamamlayıp oturan yeni
    oyun şablonuyla ligi forse edecektir.

    Aşılması gereken asıl engellerin ve mücadelenin saha dışında olacağı gözüküyor. Belki erken bir tahmin ama lig GS ile FB arasında geçecektir bu sene. FB son iki sezona eklenebilecek olası üçüncü başarısız sezonun yol açacağı travma ve başkanlarının kendilerini bağlayan üç yıl yerel şampiyonluğun ilk sezondan fos çıkması geriliminin yanısıra FB’yi birkaç yıl üst üste şampiyonlar ligi ekstra gelirlerinden mahrum bırakacak ve dönemsel geriye düşüşün doğal sonucu olarak gerileyen gişe, kombine, merchandising gelirleri anlamına gelecek bir başarısız sezonu daha göze alamayacağının bilinciyle tüm kozlarını masaya sürmekten çekinmeyecektir.

    Bunun işlerin hep iyi gideceği varsayımıyla oluşturulmuş ve geri dönülemeyecek kontrat yükümlülükleri taşıyan şişkin takım maliyeti ve diğer zorunlu gider kalemleri bugün FB ağırlıklı medyada pek gündeme düşmeyen faiz ve kur riski işleyen yüz milyon doları aşmış borç yüküyle birlikte düşünüldüğünde 2000′li yıllarda rakiplere karşı çarçur edilmiş de olsa elde tutulan mali üstünlüğe dayalı modelin ve dönemin kapanması anlamına geleceğini kestirebileceklerini düşünmek gerek.

    Onlar da biliyorlarki GS’ın yeni stadının devreye girmesiyle farklı bir düzleme oturacak rekabet. FR hamlesi sistemik bir kopuşa evrilebilir ve GS kendi dinamiklerini yaratan bambaşka bir döngüye sıçrayabilir.
    FB ağırlıklı medya yardımıyla yaratılmış pamuk ipliğine bağlı FB mali portresi sanal algısı bir anda tuz buz olabilir.

    Son kullanım tarihi geçmiş bir hurdaya dönüşebilir FB hızla bu süreçte.
    Bu manzarayı görmüyor olamazlar. Mevcut hakim konumlarını MHK’da, Federasyon’da ve her yerde fütursuzca kullanmaktan çekinmeyecektir FB.

    Son barutlarını atıyor olma pozisyonunun saldırganlığın dozunu arttıracağını ve her şeyi göze alan gözü dönmüş bir ortam yaratacağını öngörebiliriz.

    Bel altından vurma, rakibi birbirine düşürmeye oynama konusundaki sabıka kayıtlarını düşünürsek bizleri temiz bir lig beklemiyor.
    Her türlü ayak oyununa, provakasyona, sinsi çelmeye hazırlıklı olmalı GS.
    Ne yazık ki bu sene bunları yaşayacağız.

    Buradan bakınca FR ile yola koyulduğu bu süreçte ilk yılı firesiz geçmesi önündeki birkaç yılı GS adına tur bindirip gideceği bir koşuya dönüştürebilir.

    Sakin, işine odaklanmış, nereye gittiğini bilen bir yıl olsun hepimiz adına..

    (Selam. Bu yorumda da isabetle belirtildiği gibi bu sezonun saha dışında çok zorlu geçeceğine dair kuvvetli işaretler var. Mesela 90 Dakika’nın yayından kaldırılması, Haşmet Babaoğlu’nun bunu ihsas ettiği yazısı, Aziz Yıldırım muhabiri Alaattin Metin’in iki gün önce yazdığı “Adil bir lig istiyorum” başlıklı yazıda gösterilen sopa ve buna Milliyet’te Bilgin Gökberk’in dün verdiği yanıt. Bu sezon gerçekten çok zorlu geçecek. Belli oldu bu. Sevgilerimle. Melih)

  94. Kayhan Demiş ki:

    Altyapıdan gelen genç oyuncularımız bu yıla damgasını vuracaklara benziyor. Bu gidişle çoğuna sene sonunda teklifler yığılır.

    Oyun sistemimiz,orta alanda mücadele edeceklere aşırı yük bindirecek. Bence orta bölgede oynayan oyuncularımız kapışılacak. Forvet top rakipteyken gölge presten gerçek prese kadar sorumluluk almadığında takım oldukça zorlanacak. (Tabi bu Türkiye dışındaki maçlar için geçerli.)Dolayısıyla Keita ve Kewell’dan biri joker olarak takımın kollektif gücünden toleranslı olarak oynar. Diğeri ise kondisyoner Puyol’un hünerine kalmış. Özgürcan’ın manevra kabiliyetindeki sıkıntı sebebiyle kadroda yer bulacağını hiç sanmıyorum.

    Defansımızda orta ikili Gökhan ve Servet, hemen sol tarafındaki Hakan Balta seri her futbolcuya ve verkaçı normal çabuklukta yapan tüm forvetlere karşı kalecimize sıkıntı yaşatacaklardır. Bizim en büyük avantajımız, kollektif ruhla oynayan bir bünyeye sahip oluşumuz. İş kazaları haricinde, dönerli oyun şeklimizde orta alandaki seri, yere yakın dikkatli oyuncularımız defansta oluşacak açıkları önleyeceklerdir nispeten.

    Elbette her şeyin rayına oturması için çok çalışmak, sabretmek ve bizlere de destek olmak düşüyor. Teknik ekibimize de yerine zamanla oturtabileceği taşları şimdiden bulamayacağı için toleranslı davranmak gerekiyor.

    Amaç, yeryüzü ölçeğinde tanınınan ve saygı duyulan, kurucu öğrenci abilerinin ruhlarını her maçta hissettirecek ekol sahibi bir futbol takımı.

    (Kayhan abi selam. Bir önceki yorumunun dışında bazı saptamalar da var burada. Dediğin gibi dünyada bir ekol olmak artık Galatasaray’ın hedefi. Tanınırlık ve bilinirlik aşaması bitti çünkü. Sevgilerimle. Melih)

  95. Caglar Celik Demiş ki:

    Selamlar Melih abi;
    Arda’nın kaptanlık mevzusuyla ilgili bir şeyler söylemek istiyordum.
    Öncelikle kaptanlık yakisacaktir ona, altyapıdan çıkmış Galatasaray’ ı ve değerlerini iyi bilen birisi olarak ve o pazubandına halel getirecek bir davranışta bulunmayacağının da farkında.

    Ama Arda’ nın kaptan yapılmasında bana göre bazı hatalar var; sanmıyorum ki herhangi bir Galatasaray taraftarı Arda’yı sevmesin ama o başka, Arda’nın geçen sene 2. kaptan olmam dediğini biliyoruz, bu bir nevî bir rest idi, biz de onun restini yemis oluyoruz, herkes hata yapar, Arda da bir hata yapmış olabilir, burada da uyarılıp onun istemesiyle olmadığını göstermek için 2. kaptanlık verilmeliydi- ki reddederse 1. kaptan olma şansı da kalmazdı haliyle.-

    İkinci olarak da takımın hali hazırda 1. kaptanı Ayhan iken ve kaptanlığı zedeleyecek herhangi bir harekette bulunmadıktan sonra -performansı da subjektif olsa da bana göre iyi çoğu zaman- ondan kaptanlığın alınması bence hoş değil.

    Arda’ nın kaptan olması hem kendisi açısından hem de GS taraftarı olarak altyapıdan kaptan yetiştirmiş olmasından dolayı bizim için hoş bir şey olsa da, Ayhan’dan alınması benim hoşuma gitmedi, o da Galatasaray için emek veriyor ve her zaman olduğu gibi kimse takıma girmesini beklemezken o gerçekten kendini geliştiriyor üst düzey oynuyor çoğu zamanda.

    (Çağlar selamlar. Ayhan Akman efendi duruşuyla Galatasaray’ı sahada iyi temsil etse de bence liderlik özellikleri kısıtlı bir futbolcumuz. Arda Turan bence Turgay Şeren ve Metin Oktay’da bile olmayan bir meziyete sahip: Yenilgiye karşı çıkma ve buna meydan okuma. Benim gözümde Arda Turan, Emin Bülendler’in, Aslan Nihatlar’ın ve Gündüz Kılıçlar’ın ayarında bir kaptan olacak. Çünkü Galatasaray’ın aslan niteliğini ve karakterini takım içinde en çok taşıyan ve temsil eden doğal bir lider Arda Turan. Bir de birkaç yıldan bu yana şunun sıkıntısını çekiyorduk: Kaptan dediğin her maçta sahaya çıkar. Bizim maalesef son dönemde birinci kaptanlarımız ya yedektiler, ya da sakat. (Hakan Şükürler, Hasan Şaşlar, Ümit Karanlar.) Ben bu sezon Ayhan Akman’ın da eskisi gibi dakika alabileceğini düşünmüyorum. Özetle; Galatasaray gibi gelenekleri ve DNA’sıyla övünen bir yapı için bence çok doğru bir karar. Bir öze dönüş hareketi. Tabi bence. Sevgilerimle. Melih)

  96. yB Demiş ki:

    Selamun Aleykum Melih abi,

    Bir sorum olacakti. Yeni sezon formalari ne zaman tanitilacak?

    Sevgiler ve saygilar,

    yB

    (Sevgili yB, benim bildiğim formalar bu ayın sonunda tanıtılacak. Sevgiler. Melih)

  97. aegnor42 Demiş ki:

    Abi selamlar. Yazını sonuna kadar okudum emeğine sağlık çok güzel analizlerin olmuş. Benim sormak istediğim şu. Emre Çolak’ı hazırlık maçlarında genelde ön liberonun biraz önünde görüyoruz yani Rijkaard’ın düşündüğü 2 göbek oyuncusundan biri olarak görüyoruz. Emre gerçekten kumaşının kalitesini gösterdi ancak bu bölge için fiziğinin biraz yetersiz olduğunu görüyoruz. Sizce Rijkaard Emre’yi başka bölgelerde de deneyecek mi ? Ve bu sene bir başka takıma kiralanması söz konusu mu ? Saygılar abicim…

    (Selam. İltifatın için çok sağol. Bence Rijkaard’ın kafasında sabit ön liberonun sağında ve solunda oynayabilecek iki oyuncudan birisi Emre Çolak. Diğeri de Arda Turan. Arda Turan esasında sağ ayaklı olduğu için ön liberonun sağında (Iniesta pozisyonu), Emre Çolak da solda (Xavi pozisyonu) oynayabilir. Böylece sol koridorda Alpaslan Erdem, Emre Çolak ve Harry Kewell gibi bir kanat ekibi, sağ koridorda da Uğur Uçar, Arda Turan ve Abdülkadir Keita’dan oluşan bir ekibimiz olur. Önlerinde de Milan Baros. Sabit ön liberoda da Tobias Linderoth ya da Mehmet Topal. Bence çok heyecanlı bir takım bu. Sevgilerimle. Melih)

  98. sertac77 Demiş ki:

    Selamlar Melih abi,
    Yine mükemmel bir inceleme ellerine sağlık. Takım her geçen maç üstüne koyuyor. Bugün Arda’ya 10 numara ve kaptanlık verildi. Bence bu çok güzel bir olay, kaptanlık Arda’ya yakışacaktır. Bazı gazetelerde bu meselenin takım içinde sorun yarattığını okuduk acaba bu doğru mu? Senin bu konudaki görüşlerini merak ediyorum.
    Sevgiler…

    (Selam Sertaç. Basın toplantısını izledin muhtemelen. (Resmi sitede de var galiba.) Sence oradaki konuşmalar takımda sorun varmış gibi mi yoksa tam tersi mi? Bu sezon medya, saha dışı ve per şeyde asimetrik bir savaş yaşayacağız hep birlikte. Bu tip haberlere itibar etmemek lazım. Bir de dünkü kavga haberini bir düşün Fenerbahçe’de gerçekleşen. Aynı şey Galatasaray’da olsa, bütün medyada manşetlerdeydi. Milliyet’e baktım biraz önce. Kısa haberlere koymuşlar ve de “kavga ve barış” diye başlık atmışlar. (Bu arada kaptanlık meselesini birkaç mesaj önce yorumladım.) Sevgilerimle. Melih)

  99. Nurullahgs Demiş ki:

    selam melih abi emre çolak sizce gerçekten yıldız olabilir mi yoksa fazla mı abarttık?

    (Selam Nurullah. Emre Çolak gerçek bir yıldız adayı. Bu konuda bir abartma yok. (Her ne kadar WAC’a attığı golde şanslı da olsa, topa vurmasından önceki vücut hareketleri sağlam ve iyi bir altyapıya sahip olduğunu gösteriyor.) Ama bir yıldız dersek abartmış oluruz. Bu sezon çok önemli onun için. Aldığı dakika sayısını artırır, skora katkı yapabilirse gerçek bir yıldız olur. Ki Rijkaard ve ekibinin ehil ellerinde bunu gerçekleştirecektir bence. Sevgilerimle. Melih)

  100. Faruk Demiş ki:

    İçimde enteresan bir mutluluk var, her sabah kalktığımda ilk işim resmi siteyi açıp idman raporlarına bakmak oluyor, büyük bir iştahla fotoğrafları inceliyorum tek tek, yavaş yavaş, usul usul ve de ne zaman Rijkaard’ı ya da Neeskens’i görsem işte o enteresan mutluluk tekrar beliriveriyor içimde.

    Fakat tek bir korkum var buna dair o da ; hayalkırıklığına uğramak. Dilerim içimdeki bu korku sadece cümlelerde kalır, dilerim ki bu korku sadece satır aralarında kalır aksi takdirde yıllardan sonra yaşadığım bu enteresan mutluluğu büyük bir hayal kırıklığıyla yitirmek istemiyorum, keza bunu kaldıramaya bilirim.

    Şunu da unutmamalıyım ki her ne olursa olsun anahtar kelime; sabır.

    Sadece duygularımı paylaşmak istedim.

    Saygılar Melih ağabey.
    (İyi yaptın Faruk. Sevgiler. Melih)

  101. jardella Demiş ki:

    Melih abi, tesadüfen gördüm ki Turgay Çetin beyle aynı saatlerde tercüman hakkında hemen hemen aynı şeyleri yazmışız. Birbirimizi tanımadan, 2 ayrı katılımcı olarak yazdığımızı belirtmek istedim. Saygılar, sevgiler…

    (Emrah selam. Ben de, senin mesajından sonra gördüm Turgay Bey’in yorumunu. Sevgilerimle. Melih)

Görüşünüzü Belirtin:


    Yorum yapabilmek için üye olmak zorundasınız. Üye Girişi Yapın yada Üye Olun