<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Tobol maçının ardından: 4-3-2-1-0&#8230; 4-3-3 yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/</link>
	<description>İNSANIN İKTİDARA KARŞI SAVAŞI HAFIZANIN UNUTMAYA KARŞI SAVAŞIDIR - MİLAN KUNDERA</description>
	<lastBuildDate>Thu, 18 Mar 2010 21:36:02 +0200</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>turgay tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6385</link>
		<dc:creator>turgay</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 01:57:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6385</guid>
		<description>Melih Abi Merhaba,

Gecenin bu saatinde sizi sorularımla sıkmak istemem ama kusuruma bakmazsınız umarım. Fatih İbradı&#039;nın görevden alındığı söyleniyor. Altyapı organizasyonundaki gelişmelerden haberdar mısınız?

(Selam Turgay. Ben de basından öğrendim. Bir detaya sahip değilim. Ancak altyapıda Rijkaard&#039;ın gelmesiyle birlikte toplu bir revizyona gidilecekti. Bu görev değişikliğini buna yormak lazım. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih Abi Merhaba,</p>
<p>Gecenin bu saatinde sizi sorularımla sıkmak istemem ama kusuruma bakmazsınız umarım. Fatih İbradı&#8217;nın görevden alındığı söyleniyor. Altyapı organizasyonundaki gelişmelerden haberdar mısınız?</p>
<p>(Selam Turgay. Ben de basından öğrendim. Bir detaya sahip değilim. Ancak altyapıda Rijkaard&#8217;ın gelmesiyle birlikte toplu bir revizyona gidilecekti. Bu görev değişikliğini buna yormak lazım. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MesutArslan tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6382</link>
		<dc:creator>MesutArslan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 19:56:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6382</guid>
		<description>Melih agabey,

kendi tasarladigim bir Forma vardi. Ilk yazdigim yazima cevabinda Bayern veya Liverpool kirmizisi bir forma olacak demistin. Benim tasarladigim formanin gördügünüz orjinal forma ile ne kadar benzestigini sormak istiyorum.

http://www.oyla4.de/userdaten/26785680/bilder/gs3.jpg

Cevabiniz icin simdiden tesekkürler.

(Mesut selam. Bence çok güzel bir tasarım yapmışsın. Eline sağlık. Ancak logoyu değiştirmen iyi olacak. çünkü TTNet değil, Türk Telekom bizim sponsorumuz. Kollarda da Avea var. Bizim forma kıpkırmızı. Tek fark o. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih agabey,</p>
<p>kendi tasarladigim bir Forma vardi. Ilk yazdigim yazima cevabinda Bayern veya Liverpool kirmizisi bir forma olacak demistin. Benim tasarladigim formanin gördügünüz orjinal forma ile ne kadar benzestigini sormak istiyorum.</p>
<p><a href="http://www.oyla4.de/userdaten/26785680/bilder/gs3.jpg" rel="nofollow">http://www.oyla4.de/userdaten/26785680/bilder/gs3.jpg</a></p>
<p>Cevabiniz icin simdiden tesekkürler.</p>
<p>(Mesut selam. Bence çok güzel bir tasarım yapmışsın. Eline sağlık. Ancak logoyu değiştirmen iyi olacak. çünkü TTNet değil, Türk Telekom bizim sponsorumuz. Kollarda da Avea var. Bizim forma kıpkırmızı. Tek fark o. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>u-topie tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6379</link>
		<dc:creator>u-topie</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 10:03:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6379</guid>
		<description>İkinci Tobol maçının ardından..
Önce rakiple ilgili bir saptama..
Tobol necip Türk basınının ifade ettiği gibi
Türkiye liginde uzak ara küme düşecek bir takım asla değil. 
Denemesi mümkün olsa her şekilde ilk onda olacaklarına bahse girerdim. Türkiye liginde az takımın yapabildiği hızlı tek pas yapabilen bir kollektif uyumları var ve dikine hızlı çıkabilen, taktik disiplinden hiç kopmayan dirençli bir takım Tobol.

Tek tük istisnalar dışında GS ne oynadı diye bakmanın ötesine geçmeyen medyayı kendi küçük dünyalarıyla başbaşa bırakmaktan başka yapılabilecek bir şey yok..
Perspektifleri günün skoru, takım dizilişi ve kimlerin oynadığıyla sınırlı olanlarla aynı yolun yolcusu değiliz.
Belki zamanla GS&#039;ın yapmak istedikleri daha gözükür hale geldikçe uzaklığımız azalır.
O güne kadar havamızı kirletmemeleri için uzak durmak en iyisi galiba.

GS&#039;ın oyununun geniş kitlelerce başka bir ufka yelken açmış rotasının  neresinde olduğu ve nereye evrilmekte olduğu üzerinden 
okunmasını bekleyemeyiz henüz..
Ama herhalde FR&#039;ın herhangi bir sezonluk TD
değişimi olmadığını hissediyorlardır.
Dünkü maç bu hissiyatın üzerine bir kaç tuğla koyabilmiş olması adına önemliydi.

Ne fark vardı sahada?
Defans oyuncuları ileri rastgele top şişirmedi. Orkun&#039;un degaj saplantısı çelişiyor bu durumla ve çözüm bekliyor.
Top nadiren havaya kalktı.
Sabri bir kez hariç sallapati orta yapmadı.
Top rakipteyken hareketsiz top bekleyen kimse olmadı.
Arda uzaktan şutlar denedi.
Duran toptan iki gol atıldı.
Fiziksel hazırlığının belli bir aşamasını geride bırakmamış hiç bir oyuncu maçı kurtaralım diye sahaya sürülmedi.
Göze çarpan bu ve benzeri farklı görüntüler
tesadüf mü sizce..
Yoksa inşa edilmekte olan yeni bir yapının tuğlaları mı?
Kararı zaman verecek..
Yeter ki süreç kendi doğal akışını yaşasın, kendi mecrasında akma imkanı olsun.
Ocağın altı sönmüş diyenlere inanmayın..
Çayımız demleniyor..
Sadece çevremizdeki ses gürültüsüne kulaklarımızı kapatıp içimizdeki sese inanalım..

(Selam. Küçük bir araştırma yaptım. Sanırım sadece söz yazarlığıyla sınırlı değil bu yetenek. Serde şairlik de var. Ama tevazu daha ön planda kuşkusuz. Minik bir not. Bence medya erkenden söküleceğini anladı pençelerinin. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Tobol maçının ardından..<br />
Önce rakiple ilgili bir saptama..<br />
Tobol necip Türk basınının ifade ettiği gibi<br />
Türkiye liginde uzak ara küme düşecek bir takım asla değil.<br />
Denemesi mümkün olsa her şekilde ilk onda olacaklarına bahse girerdim. Türkiye liginde az takımın yapabildiği hızlı tek pas yapabilen bir kollektif uyumları var ve dikine hızlı çıkabilen, taktik disiplinden hiç kopmayan dirençli bir takım Tobol.</p>
<p>Tek tük istisnalar dışında GS ne oynadı diye bakmanın ötesine geçmeyen medyayı kendi küçük dünyalarıyla başbaşa bırakmaktan başka yapılabilecek bir şey yok..<br />
Perspektifleri günün skoru, takım dizilişi ve kimlerin oynadığıyla sınırlı olanlarla aynı yolun yolcusu değiliz.<br />
Belki zamanla GS&#8217;ın yapmak istedikleri daha gözükür hale geldikçe uzaklığımız azalır.<br />
O güne kadar havamızı kirletmemeleri için uzak durmak en iyisi galiba.</p>
<p>GS&#8217;ın oyununun geniş kitlelerce başka bir ufka yelken açmış rotasının  neresinde olduğu ve nereye evrilmekte olduğu üzerinden<br />
okunmasını bekleyemeyiz henüz..<br />
Ama herhalde FR&#8217;ın herhangi bir sezonluk TD<br />
değişimi olmadığını hissediyorlardır.<br />
Dünkü maç bu hissiyatın üzerine bir kaç tuğla koyabilmiş olması adına önemliydi.</p>
<p>Ne fark vardı sahada?<br />
Defans oyuncuları ileri rastgele top şişirmedi. Orkun&#8217;un degaj saplantısı çelişiyor bu durumla ve çözüm bekliyor.<br />
Top nadiren havaya kalktı.<br />
Sabri bir kez hariç sallapati orta yapmadı.<br />
Top rakipteyken hareketsiz top bekleyen kimse olmadı.<br />
Arda uzaktan şutlar denedi.<br />
Duran toptan iki gol atıldı.<br />
Fiziksel hazırlığının belli bir aşamasını geride bırakmamış hiç bir oyuncu maçı kurtaralım diye sahaya sürülmedi.<br />
Göze çarpan bu ve benzeri farklı görüntüler<br />
tesadüf mü sizce..<br />
Yoksa inşa edilmekte olan yeni bir yapının tuğlaları mı?<br />
Kararı zaman verecek..<br />
Yeter ki süreç kendi doğal akışını yaşasın, kendi mecrasında akma imkanı olsun.<br />
Ocağın altı sönmüş diyenlere inanmayın..<br />
Çayımız demleniyor..<br />
Sadece çevremizdeki ses gürültüsüne kulaklarımızı kapatıp içimizdeki sese inanalım..</p>
<p>(Selam. Küçük bir araştırma yaptım. Sanırım sadece söz yazarlığıyla sınırlı değil bu yetenek. Serde şairlik de var. Ama tevazu daha ön planda kuşkusuz. Minik bir not. Bence medya erkenden söküleceğini anladı pençelerinin. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Orcun tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6378</link>
		<dc:creator>Orcun</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 09:13:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6378</guid>
		<description>Sabırsızlıkla beklemekteyim :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sabırsızlıkla beklemekteyim <img src='http://gayin-sin.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>rebugur tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6376</link>
		<dc:creator>rebugur</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 07:45:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6376</guid>
		<description>medyayı anlamakta güçlük çekiyorum, neymiş takım vasat bir futbol ortaya koymuş.

insaf yahu çocukların hepsi bana göre kazanmak için muazzam bir çaba gösterdiler hiç mücadele etmeyen bir oyuncu var mıydı sahada? maçta birçok pozisyonu kaleci önledi kaldı ki rakip 11 kişiyle savunma yaparken top oynamak kolay bir şey degildir. Melih abi sen ne düşünüyorsun?Bilmiyorum geçen seneki Orkun&#039;la bu yıl ki Orkun arasında çok fark var, kalede duruşuyla güven vermeye başladı bana.

(Selam. Esasında Aykut Erçetin Orkun Usak&#039;tan daha iyi bir kaleci. Ne ki Aykut Erçetin muhtemel bir takasta kullanılacağı için iki maçta da Orkun Usak geçti kaleye. Ama bu Orkun Usak&#039;ın yedek kaleci olamayacağı anlamına gelmiyor. Maçla ilgili görüşlerimi yazıda yazdım. Görüşmek üzere. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>medyayı anlamakta güçlük çekiyorum, neymiş takım vasat bir futbol ortaya koymuş.</p>
<p>insaf yahu çocukların hepsi bana göre kazanmak için muazzam bir çaba gösterdiler hiç mücadele etmeyen bir oyuncu var mıydı sahada? maçta birçok pozisyonu kaleci önledi kaldı ki rakip 11 kişiyle savunma yaparken top oynamak kolay bir şey degildir. Melih abi sen ne düşünüyorsun?Bilmiyorum geçen seneki Orkun&#8217;la bu yıl ki Orkun arasında çok fark var, kalede duruşuyla güven vermeye başladı bana.</p>
<p>(Selam. Esasında Aykut Erçetin Orkun Usak&#8217;tan daha iyi bir kaleci. Ne ki Aykut Erçetin muhtemel bir takasta kullanılacağı için iki maçta da Orkun Usak geçti kaleye. Ama bu Orkun Usak&#8217;ın yedek kaleci olamayacağı anlamına gelmiyor. Maçla ilgili görüşlerimi yazıda yazdım. Görüşmek üzere. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ERHAN USTA tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6374</link>
		<dc:creator>ERHAN USTA</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 21:35:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6374</guid>
		<description>Melih abi selamlar ne olacak bu Galatasarayın hali?:)

Şaka bir yana ben bu maçta takımı fena bulmadım rakip kaleci iyi gününde olmasa daha farklı olurdu ayağa oynamaya çalışıyoruz, şişirme toplar yok, duran toptan goller atıyoruz, tam kadro olduğumuzda ve biraz daha kondisyonumuz arttığında tam süper olacak dediğim gibi takım iyi sayılırdı(Ayhan ve Sabri hariç) maç yazını bekliyorum kolay gelsin.

(Selam Erhan Usta. Sabri Sarıoğlu takımın bence en iyilerinden birisiydi. Sadece bir keresinde gereksiz biçimde şut attı, bir keresinde bir zamanlama hatası yaptı. Maç yazısında yazdığım gibi itfaiyecilik görevini iyi yaptı. Sabri Sarıoğlu meselesini kanımca bir takıntı haline getirmemek gerekir. Ki şu an gerek tribünün, gerek internet âleminin en çok takmış olduğu futbolcu konumunda. Eğer Rijkaard ona güveniyorsa ve forma veriyorsa, biz de güvenmeliyiz. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi selamlar ne olacak bu Galatasarayın hali?:)</p>
<p>Şaka bir yana ben bu maçta takımı fena bulmadım rakip kaleci iyi gününde olmasa daha farklı olurdu ayağa oynamaya çalışıyoruz, şişirme toplar yok, duran toptan goller atıyoruz, tam kadro olduğumuzda ve biraz daha kondisyonumuz arttığında tam süper olacak dediğim gibi takım iyi sayılırdı(Ayhan ve Sabri hariç) maç yazını bekliyorum kolay gelsin.</p>
<p>(Selam Erhan Usta. Sabri Sarıoğlu takımın bence en iyilerinden birisiydi. Sadece bir keresinde gereksiz biçimde şut attı, bir keresinde bir zamanlama hatası yaptı. Maç yazısında yazdığım gibi itfaiyecilik görevini iyi yaptı. Sabri Sarıoğlu meselesini kanımca bir takıntı haline getirmemek gerekir. Ki şu an gerek tribünün, gerek internet âleminin en çok takmış olduğu futbolcu konumunda. Eğer Rijkaard ona güveniyorsa ve forma veriyorsa, biz de güvenmeliyiz. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Emrah tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6372</link>
		<dc:creator>Emrah</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 20:49:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6372</guid>
		<description>Sevgili Melih,

Muhtemelen bir maç yazısı yazacaksındır ancak haftaya Maccabi Netanya maçı var.

Her sezon başı, takım hakkında görüş belirtmeden önce, ligde 5. haftanın geride kalmasını beklerim. Ne yazık ki bu sene Avrupa fikstürü buna elvermiyor. Bu sebeble, AN İTİBARİYLE takımda gördüğün EKSİKLİKLER nelerdir?

(Emrah selam. Tobol maçında yanımdakilere karşılaşmanın zor geçeceğini baştan söylemiştim. Maç sonunda umduğumdan daha az zorlandığımızı ve umduğumdan çok daha iyi oynadığımızı düşündüm. Bunda elbette takıma Kewell ve Linderoth&#039;un eklemlenmesinin payı vardı. (İyi futbol iyi futbolcularla oynanıyor çünkü.)

Bence şu an için gördüğüm en temel eksiklik, her ne kadar 90 dakikayı çıkarmış da olsa ilk kez, Baros&#039;un güçsüzlüğü. Kewell bir nebze olsun yükünü aldı Baros&#039;un, ama asıl Keita&#039;yı beklememiz gerekiyor galiba yükün daha da azalması için. Tabi Baros&#039;un da güçleneceğini düşünüyorum daha.

Bu arada Linderoth gerçekten çok iyi geri döndü. Onun saha içindeki mücadele gücü ve takımı öne itmesini görünce Tobol karşısında, yeni bir transfer yapmışcasına sevindim içimden. Bir de Mehmet Topal devreye girerse kanatlar hariç önemli bir kadro derinliğine ulaşacak Galatasaray.

Kadro derinliğini artırmak için (kalacaklarsa şayet) Aydın Yılmaz ve Yaser Yıldız&#039;la Serdar Eylik&#039;in çok büyük bir aşama katetmeleri gerekiyor. Bu mümkün olmazsa, Rijkaard bir transfer daha isteyebilir kanada. Ya da ofansif orta sahaya, Arda Turan&#039;ı kanada atabilmek için.

Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Melih,</p>
<p>Muhtemelen bir maç yazısı yazacaksındır ancak haftaya Maccabi Netanya maçı var.</p>
<p>Her sezon başı, takım hakkında görüş belirtmeden önce, ligde 5. haftanın geride kalmasını beklerim. Ne yazık ki bu sene Avrupa fikstürü buna elvermiyor. Bu sebeble, AN İTİBARİYLE takımda gördüğün EKSİKLİKLER nelerdir?</p>
<p>(Emrah selam. Tobol maçında yanımdakilere karşılaşmanın zor geçeceğini baştan söylemiştim. Maç sonunda umduğumdan daha az zorlandığımızı ve umduğumdan çok daha iyi oynadığımızı düşündüm. Bunda elbette takıma Kewell ve Linderoth&#8217;un eklemlenmesinin payı vardı. (İyi futbol iyi futbolcularla oynanıyor çünkü.)</p>
<p>Bence şu an için gördüğüm en temel eksiklik, her ne kadar 90 dakikayı çıkarmış da olsa ilk kez, Baros&#8217;un güçsüzlüğü. Kewell bir nebze olsun yükünü aldı Baros&#8217;un, ama asıl Keita&#8217;yı beklememiz gerekiyor galiba yükün daha da azalması için. Tabi Baros&#8217;un da güçleneceğini düşünüyorum daha.</p>
<p>Bu arada Linderoth gerçekten çok iyi geri döndü. Onun saha içindeki mücadele gücü ve takımı öne itmesini görünce Tobol karşısında, yeni bir transfer yapmışcasına sevindim içimden. Bir de Mehmet Topal devreye girerse kanatlar hariç önemli bir kadro derinliğine ulaşacak Galatasaray.</p>
<p>Kadro derinliğini artırmak için (kalacaklarsa şayet) Aydın Yılmaz ve Yaser Yıldız&#8217;la Serdar Eylik&#8217;in çok büyük bir aşama katetmeleri gerekiyor. Bu mümkün olmazsa, Rijkaard bir transfer daha isteyebilir kanada. Ya da ofansif orta sahaya, Arda Turan&#8217;ı kanada atabilmek için.</p>
<p>Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>prekazi-brooklyn tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6371</link>
		<dc:creator>prekazi-brooklyn</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 20:08:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6371</guid>
		<description>Melih agbi,
Emin adimlarla geliyoruz!!!
2. mac hakkinda yazacaksiniz degil mi?
Cok ama cok guzel ipuclari verdi bu 2. Tobol maci. Analizinizi bekliyoruz sabirsizlikla.
Sevgilerle,
Ahmet.

(Ahmet selam. Biraz geç de olsa yazdım. Ve yazmak istememe rağmen da uzatmamak için yazmadığım da üç konu vardı. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih agbi,<br />
Emin adimlarla geliyoruz!!!<br />
2. mac hakkinda yazacaksiniz degil mi?<br />
Cok ama cok guzel ipuclari verdi bu 2. Tobol maci. Analizinizi bekliyoruz sabirsizlikla.<br />
Sevgilerle,<br />
Ahmet.</p>
<p>(Ahmet selam. Biraz geç de olsa yazdım. Ve yazmak istememe rağmen da uzatmamak için yazmadığım da üç konu vardı. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>feroxius tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6370</link>
		<dc:creator>feroxius</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 17:11:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6370</guid>
		<description>Melih Ağabey çok teşekkür ediyorum cesaretlendirici sözlerin için. Gerçi özenli Türkçe diyerek beni biraz mahcup ettin :-) Çünkü dalgınlıkla baslarda bazı cümleleri bitirmeden yenisine geçmişim, tuhaf olmuş. Ama anlaşılabildiğine çok sevindim. Bundan böyle fırsat buldukça ve elimden geldiğince Gayin-Sin okyanusunda bir damla olmaya çalışacağım. 

Dün bu yazıyı kaleme alırken biraz doluydum o yüzden asil konuya, yani Tobol maçına pek değinmemişim. Beni Tobol maçı öncesi ve sonrası en çok rahatsız eden konulardan biri medya ve taraftarda rastlanan küçümseme ve hatta aşağılama eğilimiydi. Bunu iki nedenden ötürü çok rahatsız edici buluyorum.

Birincisi, etik perspektiften baktığımda Tobol küçük ve oldukça iddiasız bir takim gibi görünse de, köy takimi vb. aşağılayıcı ifadeleri kullanan kişilerin nereden gelip nereye gittiğinin farkında olmayan bir kitle olduğunu düşünüyorum. Yani bundan çok değil 10 yıl önce Galatasaray, Türkiye futbolunu Avrupa’ya açarken Avrupa’daki futbol “otoriteleri” de Galatasaray için aşağı yukarı ayni tepkileri veriyor, kimisi turları bile geçemezler derken GS elemelerde ilerledikçe bir sonraki maçta Avrupalı rakibin en az 5 gol atıp bu kendini bilmez ve “şanslı” Türk takımına sonunda haddini bildireceği hayallerini kuruyordu. 

Kısacası Tobol niçin günün birinde Kazakistan’ın Galatasaray’ı olmasın? Niçin bu yollardan geçen ve bu tür muamelelerin ne kadar onur kırıcı olduğunu en iyi bilmesi gereken biz Galatasaraylılar onlara en ufak saygıyı göstermekten kaçınıyoruz? 10 yılda gele gele bu noktaya mi geldik? 

İkincisi, evet Tobol’un kadrosunda GS’nin o dönemki kadrosunda bulunan oyuncu kadrosunun kalitesine bireysel anlamda yaklaşabilen oyuncu yok. Ama Kostanay’da oynanan maçta gördüğüm kadarıyla durduramadıkları rakibe çaresizce faul yapmaları ya da kurnaz numaralarla yerlerde debelenmelerine karşın (ki bu tür kurnazlıkları bile hafif bir tebessümle hoş gördüğümü söylemeliyim) kollektif disiplini iyi oturtmuş ve bu disiplinden şaşmayan, staminası (dayanma gücü) oldukça yüksek (ki bu kanımca branştan bağımsız olarak eski Sovyet ekolünden yetişmiş tüm sporcuların ortak özelliğidir, hatta bu durum balede de böyledir) ayni zamanda soğukkanlı bicimde paslaşan bir takimdi. Bu takdirde Tobol’ün kötü bir takim olduğunu söylemek sanırım kişinin futbol bilgisinden bağımsız olarak ciddi anlamda önyargılı olduğunu gösterir. Galatasaray 5 gol atmalıydı mantığını çok sakat buluyorum. Tobol gibi futbol sahnesinde kendine bir avuç yer kapmaya çalışan bir takimi 5-0 yenseniz ne olur? GS gibi bir takim olarak bundan ne kazanırsınız? Peki, Tobol ne kaybeder? Bir maçtan öte, belki de dünyanın unutulmuş bir kıyısında kendilerince futbol oynayıp kurdukları hayalleri kaybederler. Bu durum ise Galatasaray taraftarının 10 yılda egosunun ne kadar büyüyüp, hayallerinin ne kadar küçüldüğünü gösterir. Zira Galatasaray’ın içinde bulunduğu durumda başarı kriteri Tobol’ü 5-0 yenmek olmuşsa bu camiada ciddi sorunlar var demektir. Galatasaray ille birilerini 5-0 yenmekle gurur duyacaksa bunlar günümüzde Bayer Leverkusen gibi kendi çizgisindeki takımlar olmalıdır.

Öte yandan dünyadan bihaber spor medyasının kitleleri gazlamak için kullandığı “YAHU KEWELL NEREDE? KEITA NICIN OYNAMIYOR?? TAKIM ALARM VERIYOR. RIJKAARD FUTBOL ÖGREN!!” içerikli abuklamalara dönüp su soruyu soralım. Geçen sezon sakatlıklardan belini doğrultamadığı için tarihinin en rezil lig tecrübelerinden birini yaşamış bir takıma, as oyuncularını temmuzun ortasında forma sokmadığı için çemkirmek (bu sözcüğü kullandığım için üzgünüm) nasıl bir zihniyetin, nasıl bir cehaletin eseridir? Temmuzda 90 dakika maç yapmaya başlayan bir kadro ocak ayında ne hale gelir? Acaba bu yaygaraları kopartanların insan fizyolojisinin çalışma prensipleri hakkında en ufak bir fikri var mıdır? Büyük olasılıkla bugünkü maça da Galatasaray ağırlıklı olarak yedeklerden oluşan bir kadroyla çıkacak ve turu (eğer çok büyük bir sürpriz olmazsa) geçecektir. 

Tobol’e karşı sahaya sürülen ilk 11’e bakarak Rijkaard artik takimi öğrenmeli vb. sözler edenlerin ise ya iyi niyetlerini ya da planlamaya dair bilgilerini sorgulamak durumunda kalıyorum. Bir diğer yazar familyası da 4-3-3 bu takımın karakterine uymuyor, 4-4-2’ye geçilsin diyecek kadar ortada döneni okumaktan aciz bir tablo çiziyor. Eğer Galatasaray’ın derdi yeni ufukları keşfetmek değil eski tas eski hamam mantığında devam edip Türkiye hudutları içinde “King of the Garbage Pile” (çöp yığınının kralı) olmak olsaydı zaten Rijkaard’i takimin başına getirmez, dönüp dolaşıp kimilerinin yaptığı gibi kovduğu teknik direktörleri getirip takimin başına koyar, Lucescu mu olsun, Terim mi olsun yavanlığına koyverirdi.

Oysa hedef 3 İstanbul kulübünün çekişmesinde tabiri yerindeyse fındık fıstık olup kaynayan 10 küsur Anadolu kulübünden müteşekkil bir ligde kabadayılık etmek değil uzak denizlere açılacak hazırlığı yapmak olduğundan Rijkaard bugün Florya’dadır. Tabii “X,Y adam değil” ekseninde yaşayan bir spor basınından (ki dün bir spor gazetesinde eğer yanlış anlamadıysam Rijkaard’dan “esmer hayta” diye bahsedecek kadar düzeysiz bir yazar profili gördüğümü ve iğrendiğimi eklemeliyim) ve spor algısı 6alatasaray, Fener5ahce, 8taş derinliğinde seyreden YouTube kuşağı bir taraftar kitlesinden bunu görmesini beklemek çok mantıklı olmasa da, umut fakirin ekmeği misali bunu görebilecekleri bir günün hayalini kuruyoruz.

Galatasaray belki bu dönem bastan sona oldukça tutuk ve bizleri çok da tatmin etmeyen bir futbol ortaya koyacaktır. Böyle bir durumda çok içiniz daralırsa siz de benim gibi yapmayı deneyin ve Andersen’in “çirkin ördek yavrusu” masalını aklınıza getirin. Belki iki hikâye arasındaki benzerlik kimin hangi yolda ve hangi yolun doğru yol olduğuna dair bir ipucu verecektir.

@ Orcun
Güzel sözlerin için asil ben çok teşekkür ederim. Sınırlı futbol bilgime karşın bu tartışmaya bir renk katabildiysem ne mutlu bana. Ama son cümlende de belirttiğin gibi asil teşekkürü hakedenin Melih Ağabey olduğunu düşünüyorum.

Sevgiler, saygılar
Onur Yavuz

(Onur selam. Öncelikle yazını biraz geç okuduğum için özür dilerim. Tobol maçında şunu gördüm ki, Galatasaray seyircisi Rijkaard&#039;ın niçin Türkiye&#039;ye getirildiğini çok iyi anlamış, bunu özümsemiş ve onun liderliğini üstlendiği devrime katılmaya çoktan hazır. Biz internet âlemine bakarak Galatasaray taraftarı hakkında birkaç olumsuz yorum yazmıştık (özellikle de ben) ama gördüm ki gerçek Galatasaray taraftarı internet âleminin ve spor medyasının çok önünde. Hepsi heyecanlılar.

Sanırım bazı şeylerden akıllanmıyoruz. Özellikle de isme göre takımı değerlendirme huyundan. Trömsö&#039;yü geçiyorum, geçen sezon Metalist tüm Türkiye&#039;ye bir takımı değerlendirirken isme bakmamak gerektiğini göstermişti aslında, UEFA Kupası&#039;nda Beşiktaş&#039;ı eleyip Galatasaray&#039;dan daha iyi bir derece yaptığında. (Ben bazı Galatasaraylılar&#039;ın Tobol&#039;ü küçümsemelerinin temel nedenini Galatasaray&#039;ı Barça gibi görmeleri olduğunu düşünüyorum. Senin deyiminle nereden gelip nereye gittiğini bilmeme sendromu. Ya da &quot;maksimalizm&quot; diyelim.)

Çirkin ördek benzetmesi çok doğru. Ama Tobol karşısında son yarım saatteki takım bayağı bayağı kuğuya doğru evrilmeye başlamıştı. Keita ve Topal&#039;ın katılmasıyla ciddi güçlü bir ekip haline gelecek Galatasaray. Bu görüldü Tobol karşısında.

Görüşmek üzere sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih Ağabey çok teşekkür ediyorum cesaretlendirici sözlerin için. Gerçi özenli Türkçe diyerek beni biraz mahcup ettin <img src='http://gayin-sin.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' />  Çünkü dalgınlıkla baslarda bazı cümleleri bitirmeden yenisine geçmişim, tuhaf olmuş. Ama anlaşılabildiğine çok sevindim. Bundan böyle fırsat buldukça ve elimden geldiğince Gayin-Sin okyanusunda bir damla olmaya çalışacağım. </p>
<p>Dün bu yazıyı kaleme alırken biraz doluydum o yüzden asil konuya, yani Tobol maçına pek değinmemişim. Beni Tobol maçı öncesi ve sonrası en çok rahatsız eden konulardan biri medya ve taraftarda rastlanan küçümseme ve hatta aşağılama eğilimiydi. Bunu iki nedenden ötürü çok rahatsız edici buluyorum.</p>
<p>Birincisi, etik perspektiften baktığımda Tobol küçük ve oldukça iddiasız bir takim gibi görünse de, köy takimi vb. aşağılayıcı ifadeleri kullanan kişilerin nereden gelip nereye gittiğinin farkında olmayan bir kitle olduğunu düşünüyorum. Yani bundan çok değil 10 yıl önce Galatasaray, Türkiye futbolunu Avrupa’ya açarken Avrupa’daki futbol “otoriteleri” de Galatasaray için aşağı yukarı ayni tepkileri veriyor, kimisi turları bile geçemezler derken GS elemelerde ilerledikçe bir sonraki maçta Avrupalı rakibin en az 5 gol atıp bu kendini bilmez ve “şanslı” Türk takımına sonunda haddini bildireceği hayallerini kuruyordu. </p>
<p>Kısacası Tobol niçin günün birinde Kazakistan’ın Galatasaray’ı olmasın? Niçin bu yollardan geçen ve bu tür muamelelerin ne kadar onur kırıcı olduğunu en iyi bilmesi gereken biz Galatasaraylılar onlara en ufak saygıyı göstermekten kaçınıyoruz? 10 yılda gele gele bu noktaya mi geldik? </p>
<p>İkincisi, evet Tobol’un kadrosunda GS’nin o dönemki kadrosunda bulunan oyuncu kadrosunun kalitesine bireysel anlamda yaklaşabilen oyuncu yok. Ama Kostanay’da oynanan maçta gördüğüm kadarıyla durduramadıkları rakibe çaresizce faul yapmaları ya da kurnaz numaralarla yerlerde debelenmelerine karşın (ki bu tür kurnazlıkları bile hafif bir tebessümle hoş gördüğümü söylemeliyim) kollektif disiplini iyi oturtmuş ve bu disiplinden şaşmayan, staminası (dayanma gücü) oldukça yüksek (ki bu kanımca branştan bağımsız olarak eski Sovyet ekolünden yetişmiş tüm sporcuların ortak özelliğidir, hatta bu durum balede de böyledir) ayni zamanda soğukkanlı bicimde paslaşan bir takimdi. Bu takdirde Tobol’ün kötü bir takim olduğunu söylemek sanırım kişinin futbol bilgisinden bağımsız olarak ciddi anlamda önyargılı olduğunu gösterir. Galatasaray 5 gol atmalıydı mantığını çok sakat buluyorum. Tobol gibi futbol sahnesinde kendine bir avuç yer kapmaya çalışan bir takimi 5-0 yenseniz ne olur? GS gibi bir takim olarak bundan ne kazanırsınız? Peki, Tobol ne kaybeder? Bir maçtan öte, belki de dünyanın unutulmuş bir kıyısında kendilerince futbol oynayıp kurdukları hayalleri kaybederler. Bu durum ise Galatasaray taraftarının 10 yılda egosunun ne kadar büyüyüp, hayallerinin ne kadar küçüldüğünü gösterir. Zira Galatasaray’ın içinde bulunduğu durumda başarı kriteri Tobol’ü 5-0 yenmek olmuşsa bu camiada ciddi sorunlar var demektir. Galatasaray ille birilerini 5-0 yenmekle gurur duyacaksa bunlar günümüzde Bayer Leverkusen gibi kendi çizgisindeki takımlar olmalıdır.</p>
<p>Öte yandan dünyadan bihaber spor medyasının kitleleri gazlamak için kullandığı “YAHU KEWELL NEREDE? KEITA NICIN OYNAMIYOR?? TAKIM ALARM VERIYOR. RIJKAARD FUTBOL ÖGREN!!” içerikli abuklamalara dönüp su soruyu soralım. Geçen sezon sakatlıklardan belini doğrultamadığı için tarihinin en rezil lig tecrübelerinden birini yaşamış bir takıma, as oyuncularını temmuzun ortasında forma sokmadığı için çemkirmek (bu sözcüğü kullandığım için üzgünüm) nasıl bir zihniyetin, nasıl bir cehaletin eseridir? Temmuzda 90 dakika maç yapmaya başlayan bir kadro ocak ayında ne hale gelir? Acaba bu yaygaraları kopartanların insan fizyolojisinin çalışma prensipleri hakkında en ufak bir fikri var mıdır? Büyük olasılıkla bugünkü maça da Galatasaray ağırlıklı olarak yedeklerden oluşan bir kadroyla çıkacak ve turu (eğer çok büyük bir sürpriz olmazsa) geçecektir. </p>
<p>Tobol’e karşı sahaya sürülen ilk 11’e bakarak Rijkaard artik takimi öğrenmeli vb. sözler edenlerin ise ya iyi niyetlerini ya da planlamaya dair bilgilerini sorgulamak durumunda kalıyorum. Bir diğer yazar familyası da 4-3-3 bu takımın karakterine uymuyor, 4-4-2’ye geçilsin diyecek kadar ortada döneni okumaktan aciz bir tablo çiziyor. Eğer Galatasaray’ın derdi yeni ufukları keşfetmek değil eski tas eski hamam mantığında devam edip Türkiye hudutları içinde “King of the Garbage Pile” (çöp yığınının kralı) olmak olsaydı zaten Rijkaard’i takimin başına getirmez, dönüp dolaşıp kimilerinin yaptığı gibi kovduğu teknik direktörleri getirip takimin başına koyar, Lucescu mu olsun, Terim mi olsun yavanlığına koyverirdi.</p>
<p>Oysa hedef 3 İstanbul kulübünün çekişmesinde tabiri yerindeyse fındık fıstık olup kaynayan 10 küsur Anadolu kulübünden müteşekkil bir ligde kabadayılık etmek değil uzak denizlere açılacak hazırlığı yapmak olduğundan Rijkaard bugün Florya’dadır. Tabii “X,Y adam değil” ekseninde yaşayan bir spor basınından (ki dün bir spor gazetesinde eğer yanlış anlamadıysam Rijkaard’dan “esmer hayta” diye bahsedecek kadar düzeysiz bir yazar profili gördüğümü ve iğrendiğimi eklemeliyim) ve spor algısı 6alatasaray, Fener5ahce, 8taş derinliğinde seyreden YouTube kuşağı bir taraftar kitlesinden bunu görmesini beklemek çok mantıklı olmasa da, umut fakirin ekmeği misali bunu görebilecekleri bir günün hayalini kuruyoruz.</p>
<p>Galatasaray belki bu dönem bastan sona oldukça tutuk ve bizleri çok da tatmin etmeyen bir futbol ortaya koyacaktır. Böyle bir durumda çok içiniz daralırsa siz de benim gibi yapmayı deneyin ve Andersen’in “çirkin ördek yavrusu” masalını aklınıza getirin. Belki iki hikâye arasındaki benzerlik kimin hangi yolda ve hangi yolun doğru yol olduğuna dair bir ipucu verecektir.</p>
<p>@ Orcun<br />
Güzel sözlerin için asil ben çok teşekkür ederim. Sınırlı futbol bilgime karşın bu tartışmaya bir renk katabildiysem ne mutlu bana. Ama son cümlende de belirttiğin gibi asil teşekkürü hakedenin Melih Ağabey olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Sevgiler, saygılar<br />
Onur Yavuz</p>
<p>(Onur selam. Öncelikle yazını biraz geç okuduğum için özür dilerim. Tobol maçında şunu gördüm ki, Galatasaray seyircisi Rijkaard&#8217;ın niçin Türkiye&#8217;ye getirildiğini çok iyi anlamış, bunu özümsemiş ve onun liderliğini üstlendiği devrime katılmaya çoktan hazır. Biz internet âlemine bakarak Galatasaray taraftarı hakkında birkaç olumsuz yorum yazmıştık (özellikle de ben) ama gördüm ki gerçek Galatasaray taraftarı internet âleminin ve spor medyasının çok önünde. Hepsi heyecanlılar.</p>
<p>Sanırım bazı şeylerden akıllanmıyoruz. Özellikle de isme göre takımı değerlendirme huyundan. Trömsö&#8217;yü geçiyorum, geçen sezon Metalist tüm Türkiye&#8217;ye bir takımı değerlendirirken isme bakmamak gerektiğini göstermişti aslında, UEFA Kupası&#8217;nda Beşiktaş&#8217;ı eleyip Galatasaray&#8217;dan daha iyi bir derece yaptığında. (Ben bazı Galatasaraylılar&#8217;ın Tobol&#8217;ü küçümsemelerinin temel nedenini Galatasaray&#8217;ı Barça gibi görmeleri olduğunu düşünüyorum. Senin deyiminle nereden gelip nereye gittiğini bilmeme sendromu. Ya da &#8220;maksimalizm&#8221; diyelim.)</p>
<p>Çirkin ördek benzetmesi çok doğru. Ama Tobol karşısında son yarım saatteki takım bayağı bayağı kuğuya doğru evrilmeye başlamıştı. Keita ve Topal&#8217;ın katılmasıyla ciddi güçlü bir ekip haline gelecek Galatasaray. Bu görüldü Tobol karşısında.</p>
<p>Görüşmek üzere sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sg_gs tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6369</link>
		<dc:creator>sg_gs</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 16:12:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6369</guid>
		<description>Merhaba,

Gerek Melih Agabey&#039;in gerekse diger kullanicilarin yazilarini begenerek okuyorum. Melih Agabey Turkce imla kurallarina verdigin ozeni biliyoruz fakat bazi diger yazarlar gibi sen de yabanci kelimeleri cok kullaniyorsun. Multikulturel, kompetisyon gibi cok rahatca Turkce karsiliklari bulunabilecek kelimelerin tercih edilmemesini rica ediyorum. 

Bunun disinda, mac saatini bekledigimiz su saatlerde acaba mac sonrasi bir transfer haberi almamiz olasi olur mu? Biri Deco mu dedi yoksa? :)

(Selam. Bu konuda daha da özenli davranacağımdan emin olabilirsin. Şimdilik kimsenin bir şey dediği yok. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>Gerek Melih Agabey&#8217;in gerekse diger kullanicilarin yazilarini begenerek okuyorum. Melih Agabey Turkce imla kurallarina verdigin ozeni biliyoruz fakat bazi diger yazarlar gibi sen de yabanci kelimeleri cok kullaniyorsun. Multikulturel, kompetisyon gibi cok rahatca Turkce karsiliklari bulunabilecek kelimelerin tercih edilmemesini rica ediyorum. </p>
<p>Bunun disinda, mac saatini bekledigimiz su saatlerde acaba mac sonrasi bir transfer haberi almamiz olasi olur mu? Biri Deco mu dedi yoksa? <img src='http://gayin-sin.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>(Selam. Bu konuda daha da özenli davranacağımdan emin olabilirsin. Şimdilik kimsenin bir şey dediği yok. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ozgur Ozdogru tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6368</link>
		<dc:creator>Ozgur Ozdogru</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 14:49:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6368</guid>
		<description>Enseyi karartmaya lüzum yok, Tobol&#039;la ilk maça çıkartılan kadrodan tutun da Emre Çolak&#039;ın bir süre daha PAF&#039;ta tutulmasına dek teknik ekibin verdiği tüm kararlar, uzun zamandır Galatasaray&#039;ın teknik anlamda tutarlı, doğru ve bir futbol politikası çerçevesinde verdiği ilk kararlardı, bundan sonraki süreçte de bu vizyon ve prensiplerle, bildikleri yoldan şaşmadan ilerlemeleri tek dileğim. 

Umarım yönetim günlük politikalara, ucuz, anlık tribün tepkilerine yenik düşmez ve bu &quot;dream team&quot; teknik ekibin her anlamda destekçisi olurlar. 

Galatasaray çok önemli bir eşikte duruyor şu an, elimize yüzümüze bulaştırmadan bu devrimi gerçekleştirmeliyiz. Bunun daha az sancılı olması icin de orta sahaya tek ama doğru bir transfer yetebilir, umarım bu şansı iyi kullanırız.

Sevgiler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Enseyi karartmaya lüzum yok, Tobol&#8217;la ilk maça çıkartılan kadrodan tutun da Emre Çolak&#8217;ın bir süre daha PAF&#8217;ta tutulmasına dek teknik ekibin verdiği tüm kararlar, uzun zamandır Galatasaray&#8217;ın teknik anlamda tutarlı, doğru ve bir futbol politikası çerçevesinde verdiği ilk kararlardı, bundan sonraki süreçte de bu vizyon ve prensiplerle, bildikleri yoldan şaşmadan ilerlemeleri tek dileğim. </p>
<p>Umarım yönetim günlük politikalara, ucuz, anlık tribün tepkilerine yenik düşmez ve bu &#8220;dream team&#8221; teknik ekibin her anlamda destekçisi olurlar. </p>
<p>Galatasaray çok önemli bir eşikte duruyor şu an, elimize yüzümüze bulaştırmadan bu devrimi gerçekleştirmeliyiz. Bunun daha az sancılı olması icin de orta sahaya tek ama doğru bir transfer yetebilir, umarım bu şansı iyi kullanırız.</p>
<p>Sevgiler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Samet_Gayin-Sin tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6366</link>
		<dc:creator>Samet_Gayin-Sin</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 12:36:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6366</guid>
		<description>Melih Abi Deco haberinin şaşırtmaca olduğunu mu düşünüyorsun?
Sence yeni transfer(ler)imizin açıklanması kaç günü bulur?

(Selam Samet. Deco şaşırtmaca değildi. Unutmayalım ki dış basın kaynaklı haberler de çıktı. (Bence Galatasaray en fazla üç transfer yapacak, biri yabancı ikisi yerli. Ama zamanlamayı bilmiyorum. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih Abi Deco haberinin şaşırtmaca olduğunu mu düşünüyorsun?<br />
Sence yeni transfer(ler)imizin açıklanması kaç günü bulur?</p>
<p>(Selam Samet. Deco şaşırtmaca değildi. Unutmayalım ki dış basın kaynaklı haberler de çıktı. (Bence Galatasaray en fazla üç transfer yapacak, biri yabancı ikisi yerli. Ama zamanlamayı bilmiyorum. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Orcun tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6365</link>
		<dc:creator>Orcun</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 11:34:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6365</guid>
		<description>@ feroxius
Ne diyeceğimi bilemiyorum, sadece şoktayım.. Tarif edilemez bir keyif aldım, yorum dendiğinde hakaret sayılabilecek üstteki yazıyı okurken. Muhteşem bilgilerle donattınız çok teşekkürler. 

Bir teşekkür de, böylesine bilgi birikimine sahip kişileri, bu bilgilerini herkesle paylaşması konusunda teşvik edecek yazılar yazan ve böylesi bir blog sitesi oluşturan Melih Şabanoğlu&#039;na..
Saygılar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@ feroxius<br />
Ne diyeceğimi bilemiyorum, sadece şoktayım.. Tarif edilemez bir keyif aldım, yorum dendiğinde hakaret sayılabilecek üstteki yazıyı okurken. Muhteşem bilgilerle donattınız çok teşekkürler. </p>
<p>Bir teşekkür de, böylesine bilgi birikimine sahip kişileri, bu bilgilerini herkesle paylaşması konusunda teşvik edecek yazılar yazan ve böylesi bir blog sitesi oluşturan Melih Şabanoğlu&#8217;na..<br />
Saygılar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sezoln tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6364</link>
		<dc:creator>Sezoln</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 10:31:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6364</guid>
		<description>Ben Galatasaray&#039;ın şiddetle bir oyun kurucuya ihtiyacı var desem
siz de &quot;Selam Sezer. Deco nasıl olur&quot; deseniz keşke :)))

(Selam Sezer. Sanırım bu tip şeyleri ilk önce resmi siteden duyacağız. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Galatasaray&#8217;ın şiddetle bir oyun kurucuya ihtiyacı var desem<br />
siz de &#8220;Selam Sezer. Deco nasıl olur&#8221; deseniz keşke <img src='http://gayin-sin.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> ))</p>
<p>(Selam Sezer. Sanırım bu tip şeyleri ilk önce resmi siteden duyacağız. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>y1905 tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6360</link>
		<dc:creator>y1905</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 00:57:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6360</guid>
		<description>Merhaba Melih Agabey,

Tobol rövansinin yorumunu yapacagin yazidan sonra kaleme alacagin ilk yazinin 

&quot;Hacitu&quot; basligi altinda cok dekoratif bir yazi olma ihtimali nedir sence? :)

Sevgilerle.

(:-))) Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Melih Agabey,</p>
<p>Tobol rövansinin yorumunu yapacagin yazidan sonra kaleme alacagin ilk yazinin </p>
<p>&#8220;Hacitu&#8221; basligi altinda cok dekoratif bir yazi olma ihtimali nedir sence? <img src='http://gayin-sin.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Sevgilerle.</p>
<p>(:-))) Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Doruk tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6356</link>
		<dc:creator>Doruk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 19:35:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6356</guid>
		<description>İyi akşamlar Melih Abi, aylardır kafamı kurcalayan bir soruyu burada sana sormak istiyorum. Piyasadaki; &quot;geleceği görme yetisinden&quot; aciz, yalnızca düne ve bugüne odaklanan skor yazarları (ki pek çoğu ne yazık ki Galatasaraylıdır) nasıl oluyor da gazetelerde iş buluyor? Kimse çıkıp demiyor mu onlara &quot;ne biçim GAZETECİSİN sen&quot; diye?

(Selam Doruk. Gazetecilikte malum en iyi haber &quot;kötü&quot; haberdir. Yani insanların öldüğü, yaralandığı haber. &quot;Bad news, good news&quot; diye adlandırılır bu durum. Bu yüzden sert eleştiri daha makbul sayılır basında, ki halk da sert eleştiri yapanları daha benimser, onlara sahip çıkar. Çark böyledir. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İyi akşamlar Melih Abi, aylardır kafamı kurcalayan bir soruyu burada sana sormak istiyorum. Piyasadaki; &#8220;geleceği görme yetisinden&#8221; aciz, yalnızca düne ve bugüne odaklanan skor yazarları (ki pek çoğu ne yazık ki Galatasaraylıdır) nasıl oluyor da gazetelerde iş buluyor? Kimse çıkıp demiyor mu onlara &#8220;ne biçim GAZETECİSİN sen&#8221; diye?</p>
<p>(Selam Doruk. Gazetecilikte malum en iyi haber &#8220;kötü&#8221; haberdir. Yani insanların öldüğü, yaralandığı haber. &#8220;Bad news, good news&#8221; diye adlandırılır bu durum. Bu yüzden sert eleştiri daha makbul sayılır basında, ki halk da sert eleştiri yapanları daha benimser, onlara sahip çıkar. Çark böyledir. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>feroxius tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6355</link>
		<dc:creator>feroxius</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 18:18:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6355</guid>
		<description>(Bu kez başa yorum yapıyorum önce. Çünkü uzun diye okunulmamasından korktuğum harika bir yazı var aşağıda. Lütfen okuyun. Melih)

Selamlar Melih Ağabey,

Sitenizi bir kaç aydır beğenerek takip ediyorum ve sözün burasında bilgiden çok bilgi kirliliğinin hüküm sürdüğü Türkçe internet ortamına adeta bir ışık huzmesi gibi girerek bazı şeylerin aslında çok farklı yapılabileceğini ortaya koyduğunuz için teşekkür ederek söze başlamak istiyorum. Uzun zamandır bir şeyler yazmak istiyordum ama her seferinde çeşitli sebeplerden ötürü erteledim. Bunlardan en önemlisi de oldukça fakir olan futbol bilgim ile görüntü kirliliği yaratmaktan çekinmemdi. O yüzden simdi yazacaklarım biraz uzun olabilir.

Dürüst olmam gerekirse ben ortalama altı bir futbol “tüketicisiyim”. Türkiye’de yaşadığım 17 yıl boyunca Galatasaray’ın Türkiye’deki spor anlayışını kökünden değiştirdiği 1999–2000 sezonuna kadar futbolla hiç ilgilenmedim. Bu futbolu ilgi çekici olmayan bir spor olmayan bir spor olarak görmemden çok, o güne dek tecrübe ettiğim Türkiye’deki futbolsever profilinin bende sürekli olarak şiddete meyyal, cahil ve lümpen bir intiba yaratmasının yani sıra, uğrunda bu kadar kıyamet kopartılan bir sporun verip verebileceği tek şeyin Türkiye 1. Ligi denen (şimdilerde Süper Lig olmuş) standartları belli bir kompetisyonda tabir yerindeyse (burada biraz sert bir dil kullanacağım) kendi çöplüğünde eşinip, bu çöplüğün kralı olmaktan öteye bir vizyon taşımamasıydı. Bu aslında küçük, günübirlik hedefleri bir düstur haline getirmiş olan, dünyaya kapalı Türkiye’nin bir tekrarıydı ve dolayısıyla çok sıkıcıydı.

Tüm bunlara rağmen o güne dek hayatımda bir maçın 90 dakikasına katlanabilmeyi beceremediğim halde Galatasaraylı olduğumu iç rahatlığıyla söyleyebilirdim. Çünkü Galatasaray bir takımdan ya da kulüpten fazlasıydı benim için. Galatasaray bir kültürdü, ömrünü dolduran Doğu Roma’dan miras aldığı antik imparatorluk kavramını 20. yüzyıla kadar taşımış Akdeniz-Türk uygarlığının bugüne dek süregelmiş köklü bir kurumuydu. 

Doğu Roma sancağına ve hanedanlık armasına rengini veren, bahar aylarında 7 kat erguvana kesen 7 tepenin şehri İstanbul’un ta kendisi olmak ve bu bin yıllık İstanbul rengini bu sezonda gördüğümüz üzere formasına aktararak neyin mirasçısı olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini dünyaya zarafetle ilan edebilmek, geleneğe ve kimliğe arkasını dönmeden, dünyaya açılabilmek, çeşitlilikten korkmamak demekti. Galatasaray tüketim yerine eğitim demekti.

2000 yılında uzun seneler süren uğraşların, uzun vadeli hedefe yönelik çalışmaların ve en öz bicimde “vizyon” sahibi olmanın meyveleri toplandığı eğitim ve is hayati gibi sebeplerle 9 yıl boyunca tekrar ayak basamamak üzere doğduğum toprakları terk edip İsviçre’ye yerleştim. Bu tarihten sonra en fazla Galatasaray’ın Türkiye futboluna kattığı öforiyle oynayan Milli Takim’in başarılarını takip edebildim. Bir süre sonra Türkiye A Milli Futbol takiminin oynadığı futbolun da kendini tekrar eden bir hale dönüşmesiyle bu ilgim de giderek söndü. Ta ki Euro 2008’de sahadaki tüm kaosa rağmen inanç ve bireysel yetenekleriyle yarı finale kadar çıkan milli oyuncuları izleyene dek. O andan itibaren Türkiye’de tekrar bir şeylerin kıpırdanmaya başladığını ve bazı şeyleri kökünden değiştirebilecek bir oyuncu kuşağının yetişmiş olduğunu fark ettim. Ama anladığım kadarıyla çok ciddi bir eksik hala olduğu yerde duruyordu. Bu yetenekli kuşağı yoğurup gerçek potansiyelini ortaya çıkaracak, denemekten korkmayan iyi bir pedagogun, iyi bir teknik adamın varlığı…

Bu satırdan itibaren mesleki anlamda uzmanı olduğum iki alanı baz alarak ve bunlarla analojiler kurarak düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım. Dediğim gibi, futboldan pek anladığımı iddia edemem. Uzmanı olduğum iki alan ise uzun yıllar mesleki olarak icra ettiğim klasik bale ve şimdiki mesleğim olan psikoloji.

Çok istememe rağmen 2008 Süper Lig sezonunu buradan takip edemedim. Sanırım 1 aydır burada da LigTV yayınları başladı ve bir paket almayı düşünüyorum, buna rağmen gecen senenin maçlarını bölük pörçük de olsa çeşitli kaynaklardan izleyip anlamaya çalıştım.

Galatasaray’ın gecen yıl oynadığı futbol mantalite açısından bende oyuncuların çelişkiler yaşadığı izlenimi yaratıyordu. Ortada uygulanan yeni bir sistem vardı ama sistemi uygulatacak kişi, bu denli devrimsel bir görevi Galatasaray kalibresindeki bir takıma kolayca kabul ettirebilecek otorite ve karizmaya sahip değildi. Bülent Korkmaz döneminde ise öne çıkan problemlerin daha çok taktik ve motivasyonel olduğunu düşünüyorum.

Burada motivasyondan bahsetmişken uzun zamandır kendime sorduğum bir soru da Galatasaray’daki teknik kadronun bugüne dek bir spor psikologu içerip içermediği. Sanırım su anki teknik kadrodaki hocalarımızdan biri ayni zamanda spor psikolojisi dalında uzman. Bunun değerinin Türkiye’de ne kadar anlaşıldığını bilemeyeceğim ama sahadaki oyuncu davranışlarına bakan bir psikolog olarak söyleyebileceğim, bugün ben dahil herkese sac bas yolduran bir Sabri Sarıoğlu’nun problemlerinin teknik yetersizlikten veya bazılarının iddia ettiği gibi “aptallık” gibi nedenlerden ziyade gerekli mantal dinginliğe sahip olmamaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Aslında Arda gibi soğukkanlılığını koruyabilen bir kaç oyuncu dışında Türkiye’de yetişmiş Türk oyuncularımızın çok büyük çoğunluğunun kanımca zayıf yönü teknik ya da fizik yetersizlik değil (fiziksel güç olarak kat etmeleri gereken bazı mesafeler olsa da) özgüven eksikliği ve İngilizce terminolojide “composure” diye ifade ettiğimiz ve konsantrasyon, optik algı / vücut koordinasyonu gibi hayati önemdeki fonksiyonların optimal çalışmasına temel oluşturan “dinginlik” özelliği.

Özgüven eksikliğinin önemli ölçüde bireyselliği yok etmeye meyilli ve keskin hiyerarşik toplum yapımızla bağlantılı olduğunu düşünsem de en azından “dinginlik” probleminin doğru bir psikolojik destekle çözümleneceğini ve bu şekilde pek çok oyuncumuzdan bugüne dek görmeyi hayal edemediğimiz performansı alabileceğimizi garanti edebilirim. Bunun çok güzel bir örneğini 4-2 yendiğimiz halde elendiğimiz İsviçre-Türkiye maçında görmüştük. Teknik olarak adeta karşımızda ezilen İsviçreli gepegenç oyuncuların ceza sahamıza sakin ve planlı paslarla gelişleri ve ayni sakinlikle çektikleri isabetli sutlara karşılık, “overmotivation” dediğimiz aşırı beklentilerin yüküyle gerilim içinde çıktıkları sahada yılların tecrübeli savunma oyuncusu Alpay’ın daha maçın başında istemsizce yaptığı bir hareketle ceza sahasında elle müdahale sonucu İsviçre’ye kazandırdığı penaltı atisini hatırlayalım.

Örneğin Sabri’nin kullandığı ortalar ve uzun paslarda da ayni kontrolsüzlüğü, beklentileri „bu sefer“ karşılama isteğiyle yapılan hareketlerde vücudun bir anda kasılıp istemsiz tepkiler vererek her şeyi berbat etmesini görüyorum. Dahası yıllar önce henüz 22 yaşında bir genç balet olarak uçaktan indiğim sırada karşıma çıkan direktörümün, 1. solist sakatlandı simdi çıkıp 20 dakika emprovizasyon yapacaksın dediği günü, o zamana dek onlarca defa çıktığım sahnenin birden devleşip beni yuttuğu, gayet alışık olduğum spot ışıklarının gözümü kör ettiği ve emprovizasyonun sonlarında gerilimden ötürü baldırlarıma giren korkunç krampla sahneye yığıldığım akşamı tekrar yaşıyorum. Ve ülkemin insaninin empatiden ne kadar uzak ve bilmediği şeyler hakkında ahkam kesmeyi ne kadar sevdiğini görüp bunalıyorum.

Bugün tüm bu sorunları asabilecek ve takımdaki otorite boşluğunu ortadan kaldırabilecek bir teknik ekip ve bu ekibin başında Türkiye’nin hayal bile edemeyeceği kalitede bir direktör var. Galatasaray kaosla gecen yılların ardından köklü geleneklerinden birinin de vizyon sahibi olmak ve bu ülkeye vizyon getirmek, dışarıya açılabilmek olduğunu hatırlayıp gereken adimi attı. Ve tabii bu da beklediğim tepkiyi doğurdu. 

Kim bilir hangi tavizlerle tabiri yerindeyse kıtipiyoz Türk basınında kıtipiyoz bir köse edinebilmiş, ne uzar ne kısalır vasıflı insanlar sanki kahvehaneden arkadaşlarıymış gibi Rijkaard’a sataşmaya başladılar. Rijkaard’in, Neeskens’in kim olduğunu aşağı yukarı bilen herkes için yazdıkları içerikle ancak soytarı muamelesi görebilecek bu kişilerin dünyada ne olup bittiğini pek de bilmeyen ama asil etkiyi yaratan büyük kitleler üzerindeki gücü de malum. Şu anda en çok korktuğum şey Rijkaard gibi bir insana ve ekibine minik iktidar savaşları için Galatasaray’da ayıp edilmesi ve saygısız bir muamele görmesi. Bunun olacağına çok da ihtimal vermemekle birlikte böyle bir şeyin olması durumunda bu kulübün o andan itibaren ağzıyla kuş tutsa bana yaranamayacak olduğunu çok iyi biliyorum. Bu ayni zamanda Türk futboluyla ilgili kafamda olan tüm bağları sonsuza dek kopardığım an olacaktır.

Bugün vasıfsız Türk spor yazarlarının Rijkaard hakkındaki atıp tutmalarını, basit, zavallı günübirlik mantıklarını ve sistem anlayışından ne kadar uzak olduklarını gördükçe aklıma 2. Dünya Savaşındaki Alman panzer birliklerinin yaratıcısı General Heinz Guderian’in Hitler ile ilgili yaptığı bir tespit aklıma geliyor. Guderian Moskova’ya yapılan taarruzun aşırı soğuk nedeniyle duracağını hesap etmiş ve hakli çıktıktan sonra Hitler ile sert bir münakasa yasamıştır. Hitler -40 derecede benzini donan tankların çalışmadığı argümanına taarruzdan önce altlarında ateş yakmak suretiyle bu problemlin giderileceği talimatıyla cevap vermiş, 5 metre derinliğe kadar donan toprağa siper ya da avcı çukuru kazmanın olanaksızlığına karşılık ise obüs atışlarıyla delikler açılıp buraya mevzilenilmesini istemiştir. Guderian ise cephe çizgisinin 20 km gerisinde bulunan Orel mevkiine çekilmek ve burada hazır bulunan kapali beton mevkiiler içinde kışı rahat bir bicimde geçirerek baharda tekrar taarruza başlamanın doğru mantık olacağını savunmakta, yazlık keten üniformalarla açıkta kalan askerlerinin donmakta olduğunu anlatmaktadır. Hitler ise bırakın geçici süreyle 20 km mesafe geri çekilmeyi her metre için çarpışılması gerektiğini söyleyerek toplantıyı bitirir. Guderian anılarında bunun üzerine söyle nakleder:

&quot;Artik aramız tamamen açılmıştı ve bir daha kapanamazdı. Moskova’ya yaptığımız taarruz tamamen durmuştu ve bu duvara yazı yazmaktan farklı bir şey değildi. Artik bu adamla bir şey konuşamayacağımı anlamıştım, çünkü savaşların sadece cephe çizgisinin ilerlemesiyle kazanıldığını sanacak kadar askerlik sanatından anlıyordu.&quot;

Sanırım yukarıdaki anekdot “uçakla 6 saat” gidilen bir yolda as oyuncularını riske atmaktansa gençlere güzel bir maç tecrübesi kazandırmayı ve bu arada içi bos bir gösterişe kaçmadan avantajlı bir skoru garantileyecek kadar iyi bir stratej ve planlamacı olan Rijkaard ile daha onu sezon başlamadan linç etmeye çalışan bir takim zevatın durumunu görmek açısından yararlı olmuştur.

Bu zevatın gazına gelerek ayni linç kampanyasına katılan 6 saatlik uçak mesafesinin neye tekabül ettiği konusunda hiç bir fikri olmayan ve jet-lag dendiğinde büyük ihtimalle ttnet’in internet hızından bahsedildiğini sanacak olan diğer kitleye de anlayış göstermek istiyorum ama tepkilerinin ilkelliği, saygısızlıkları ve lümpenlikleri öfkemi bastırmama mani oluyor.

Bu arada Rijkaard’in geleceğini parlak gördüğü genç oyuncuları Bayer Leverkusen maçından sonra tekrar sahaya sürmemesi de ne kadar iyi bir pedagog olduğunu gösterir. Zira teknik yeterliliğine rağmen örneğin Emre Colak Leverkusen maçında rakip oyuncular tarafından fiziken bayağı bir itilip kakıldı ve topla oynanmasına izin verilmedi. Atak varyasyonlarının bu maçta gittikçe kanatlara kaymasının sebeplerinden biri de aslında buydu. Orta sahamızdaki genç oyuncuların Leverkusen’in A takimi oyuncuları tarafından adeta çiğnenmesi... Başarılı kuşaklar yetiştirmek isteyen hiç bir hocanın bu gençleri daha parlamadan sönecekleri durumlarda sahaya sürmesini beklemem ve desteklemem. Rijkaard da bunu yapmaktan hakli olarak kaçındı.

Çok uzun yazdığımın farkındayım ama son olarak tercümanla ilgili kısa bir not düşmek istiyorum. Tek kelimeyle çok yetersiz ve çok kötü çeviriler yapıyor. Bu durum sadece Rijkaard’in sözlerini “utanç verici” ve “acı çekmemiz gerek” gibi inanılmaz örneklerde gördüğümüz üzere Türkçeye çevirmesiyle sınırlı değil. Türk gazetecilerinin sorularını da İngilizceye tamamen eksik ve keyfi bicimde çeviriyor. Örneğin Rijkaard’a Rüştü Reçber ile ilgili soruyu tamamen eksik çevirmişti, Rijkaard’in cevabını da yorumlar katarak çevirdi. Bugüne dek sadece basın açıklamalarını değil YouTube’da çok kısa bir egzersiz videosunu da izledim. Video’da Rijkaard’in ağzından orta saha sözcüğü çıkmamasına rağmen çevirisinde oyunculara “orta sahada X yapıyoruz” diye aktarıyordu. Bu yetersizlik ve lakaytlığına rağmen nasıl bu pozisyona getirildiğini anlamamak bir yana bu pozisyonda kalmasının yakında çok ciddi problemlere yol açacağını ve Rijkaard ekibini linç etmek için bekleyen bir kısım tetikçiye ciddi kozlar vererek basa bela açacağını düşünüyorum. Bunun da ötesinde teknik direktifleri oyunculara yanlış aktarıyor olduğunu gördüğüm zaman çok sinirlendim. İspanyolca çevirilerinde de İngilizce olduğu gibi yorum katıyor. Bu konuda yönetimin tez elden bir şeyler yapması ve doğru bir kişinin o pozisyona getirilmesi gerektiği kanısındayım. Bu isi layığıyla yapabilecek bir sürü insan varken Galatasaray gibi ciddi ve iddialı bir kulübün böyle bir hata yapmasının da üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum. Son olarak yazımda ortaya çıkmış olması muhtemel bazı Türkçe karakter hatalarından ötürü de özür diliyorum.

Sevgiler, saygılar

(Selamlar. Öncelikle seni Gayın-Sin&#039;de görmekten mutlu olduğumu söyleyeyim. Ocak ayında ilk kez yola koyulduğumuzda manifesto türü bir yazı koymak istemiştim bloga, burasının bir post değil yazı cenneti olacağını belirten. Sonra bunun örtük olarak zaten ortaya çıkacağını düşünerek vazgeçtim. Bu nedenle yukarıdaki gibi, Türkçesi özenli, futbola mültidisipliner bakan ve önüne gelen bir hadiseyi başka disiplinlerden örneklerle izah ederek ufuk açan bir yazıyı görmekten çok memnunum. Özellikle de Sabri Sarıoğlu meselesinde ezber bozucu bir bakış açısına sahip olduğu için. Görüşmek üzere sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>(Bu kez başa yorum yapıyorum önce. Çünkü uzun diye okunulmamasından korktuğum harika bir yazı var aşağıda. Lütfen okuyun. Melih)</p>
<p>Selamlar Melih Ağabey,</p>
<p>Sitenizi bir kaç aydır beğenerek takip ediyorum ve sözün burasında bilgiden çok bilgi kirliliğinin hüküm sürdüğü Türkçe internet ortamına adeta bir ışık huzmesi gibi girerek bazı şeylerin aslında çok farklı yapılabileceğini ortaya koyduğunuz için teşekkür ederek söze başlamak istiyorum. Uzun zamandır bir şeyler yazmak istiyordum ama her seferinde çeşitli sebeplerden ötürü erteledim. Bunlardan en önemlisi de oldukça fakir olan futbol bilgim ile görüntü kirliliği yaratmaktan çekinmemdi. O yüzden simdi yazacaklarım biraz uzun olabilir.</p>
<p>Dürüst olmam gerekirse ben ortalama altı bir futbol “tüketicisiyim”. Türkiye’de yaşadığım 17 yıl boyunca Galatasaray’ın Türkiye’deki spor anlayışını kökünden değiştirdiği 1999–2000 sezonuna kadar futbolla hiç ilgilenmedim. Bu futbolu ilgi çekici olmayan bir spor olmayan bir spor olarak görmemden çok, o güne dek tecrübe ettiğim Türkiye’deki futbolsever profilinin bende sürekli olarak şiddete meyyal, cahil ve lümpen bir intiba yaratmasının yani sıra, uğrunda bu kadar kıyamet kopartılan bir sporun verip verebileceği tek şeyin Türkiye 1. Ligi denen (şimdilerde Süper Lig olmuş) standartları belli bir kompetisyonda tabir yerindeyse (burada biraz sert bir dil kullanacağım) kendi çöplüğünde eşinip, bu çöplüğün kralı olmaktan öteye bir vizyon taşımamasıydı. Bu aslında küçük, günübirlik hedefleri bir düstur haline getirmiş olan, dünyaya kapalı Türkiye’nin bir tekrarıydı ve dolayısıyla çok sıkıcıydı.</p>
<p>Tüm bunlara rağmen o güne dek hayatımda bir maçın 90 dakikasına katlanabilmeyi beceremediğim halde Galatasaraylı olduğumu iç rahatlığıyla söyleyebilirdim. Çünkü Galatasaray bir takımdan ya da kulüpten fazlasıydı benim için. Galatasaray bir kültürdü, ömrünü dolduran Doğu Roma’dan miras aldığı antik imparatorluk kavramını 20. yüzyıla kadar taşımış Akdeniz-Türk uygarlığının bugüne dek süregelmiş köklü bir kurumuydu. </p>
<p>Doğu Roma sancağına ve hanedanlık armasına rengini veren, bahar aylarında 7 kat erguvana kesen 7 tepenin şehri İstanbul’un ta kendisi olmak ve bu bin yıllık İstanbul rengini bu sezonda gördüğümüz üzere formasına aktararak neyin mirasçısı olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini dünyaya zarafetle ilan edebilmek, geleneğe ve kimliğe arkasını dönmeden, dünyaya açılabilmek, çeşitlilikten korkmamak demekti. Galatasaray tüketim yerine eğitim demekti.</p>
<p>2000 yılında uzun seneler süren uğraşların, uzun vadeli hedefe yönelik çalışmaların ve en öz bicimde “vizyon” sahibi olmanın meyveleri toplandığı eğitim ve is hayati gibi sebeplerle 9 yıl boyunca tekrar ayak basamamak üzere doğduğum toprakları terk edip İsviçre’ye yerleştim. Bu tarihten sonra en fazla Galatasaray’ın Türkiye futboluna kattığı öforiyle oynayan Milli Takim’in başarılarını takip edebildim. Bir süre sonra Türkiye A Milli Futbol takiminin oynadığı futbolun da kendini tekrar eden bir hale dönüşmesiyle bu ilgim de giderek söndü. Ta ki Euro 2008’de sahadaki tüm kaosa rağmen inanç ve bireysel yetenekleriyle yarı finale kadar çıkan milli oyuncuları izleyene dek. O andan itibaren Türkiye’de tekrar bir şeylerin kıpırdanmaya başladığını ve bazı şeyleri kökünden değiştirebilecek bir oyuncu kuşağının yetişmiş olduğunu fark ettim. Ama anladığım kadarıyla çok ciddi bir eksik hala olduğu yerde duruyordu. Bu yetenekli kuşağı yoğurup gerçek potansiyelini ortaya çıkaracak, denemekten korkmayan iyi bir pedagogun, iyi bir teknik adamın varlığı…</p>
<p>Bu satırdan itibaren mesleki anlamda uzmanı olduğum iki alanı baz alarak ve bunlarla analojiler kurarak düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım. Dediğim gibi, futboldan pek anladığımı iddia edemem. Uzmanı olduğum iki alan ise uzun yıllar mesleki olarak icra ettiğim klasik bale ve şimdiki mesleğim olan psikoloji.</p>
<p>Çok istememe rağmen 2008 Süper Lig sezonunu buradan takip edemedim. Sanırım 1 aydır burada da LigTV yayınları başladı ve bir paket almayı düşünüyorum, buna rağmen gecen senenin maçlarını bölük pörçük de olsa çeşitli kaynaklardan izleyip anlamaya çalıştım.</p>
<p>Galatasaray’ın gecen yıl oynadığı futbol mantalite açısından bende oyuncuların çelişkiler yaşadığı izlenimi yaratıyordu. Ortada uygulanan yeni bir sistem vardı ama sistemi uygulatacak kişi, bu denli devrimsel bir görevi Galatasaray kalibresindeki bir takıma kolayca kabul ettirebilecek otorite ve karizmaya sahip değildi. Bülent Korkmaz döneminde ise öne çıkan problemlerin daha çok taktik ve motivasyonel olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Burada motivasyondan bahsetmişken uzun zamandır kendime sorduğum bir soru da Galatasaray’daki teknik kadronun bugüne dek bir spor psikologu içerip içermediği. Sanırım su anki teknik kadrodaki hocalarımızdan biri ayni zamanda spor psikolojisi dalında uzman. Bunun değerinin Türkiye’de ne kadar anlaşıldığını bilemeyeceğim ama sahadaki oyuncu davranışlarına bakan bir psikolog olarak söyleyebileceğim, bugün ben dahil herkese sac bas yolduran bir Sabri Sarıoğlu’nun problemlerinin teknik yetersizlikten veya bazılarının iddia ettiği gibi “aptallık” gibi nedenlerden ziyade gerekli mantal dinginliğe sahip olmamaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Aslında Arda gibi soğukkanlılığını koruyabilen bir kaç oyuncu dışında Türkiye’de yetişmiş Türk oyuncularımızın çok büyük çoğunluğunun kanımca zayıf yönü teknik ya da fizik yetersizlik değil (fiziksel güç olarak kat etmeleri gereken bazı mesafeler olsa da) özgüven eksikliği ve İngilizce terminolojide “composure” diye ifade ettiğimiz ve konsantrasyon, optik algı / vücut koordinasyonu gibi hayati önemdeki fonksiyonların optimal çalışmasına temel oluşturan “dinginlik” özelliği.</p>
<p>Özgüven eksikliğinin önemli ölçüde bireyselliği yok etmeye meyilli ve keskin hiyerarşik toplum yapımızla bağlantılı olduğunu düşünsem de en azından “dinginlik” probleminin doğru bir psikolojik destekle çözümleneceğini ve bu şekilde pek çok oyuncumuzdan bugüne dek görmeyi hayal edemediğimiz performansı alabileceğimizi garanti edebilirim. Bunun çok güzel bir örneğini 4-2 yendiğimiz halde elendiğimiz İsviçre-Türkiye maçında görmüştük. Teknik olarak adeta karşımızda ezilen İsviçreli gepegenç oyuncuların ceza sahamıza sakin ve planlı paslarla gelişleri ve ayni sakinlikle çektikleri isabetli sutlara karşılık, “overmotivation” dediğimiz aşırı beklentilerin yüküyle gerilim içinde çıktıkları sahada yılların tecrübeli savunma oyuncusu Alpay’ın daha maçın başında istemsizce yaptığı bir hareketle ceza sahasında elle müdahale sonucu İsviçre’ye kazandırdığı penaltı atisini hatırlayalım.</p>
<p>Örneğin Sabri’nin kullandığı ortalar ve uzun paslarda da ayni kontrolsüzlüğü, beklentileri „bu sefer“ karşılama isteğiyle yapılan hareketlerde vücudun bir anda kasılıp istemsiz tepkiler vererek her şeyi berbat etmesini görüyorum. Dahası yıllar önce henüz 22 yaşında bir genç balet olarak uçaktan indiğim sırada karşıma çıkan direktörümün, 1. solist sakatlandı simdi çıkıp 20 dakika emprovizasyon yapacaksın dediği günü, o zamana dek onlarca defa çıktığım sahnenin birden devleşip beni yuttuğu, gayet alışık olduğum spot ışıklarının gözümü kör ettiği ve emprovizasyonun sonlarında gerilimden ötürü baldırlarıma giren korkunç krampla sahneye yığıldığım akşamı tekrar yaşıyorum. Ve ülkemin insaninin empatiden ne kadar uzak ve bilmediği şeyler hakkında ahkam kesmeyi ne kadar sevdiğini görüp bunalıyorum.</p>
<p>Bugün tüm bu sorunları asabilecek ve takımdaki otorite boşluğunu ortadan kaldırabilecek bir teknik ekip ve bu ekibin başında Türkiye’nin hayal bile edemeyeceği kalitede bir direktör var. Galatasaray kaosla gecen yılların ardından köklü geleneklerinden birinin de vizyon sahibi olmak ve bu ülkeye vizyon getirmek, dışarıya açılabilmek olduğunu hatırlayıp gereken adimi attı. Ve tabii bu da beklediğim tepkiyi doğurdu. </p>
<p>Kim bilir hangi tavizlerle tabiri yerindeyse kıtipiyoz Türk basınında kıtipiyoz bir köse edinebilmiş, ne uzar ne kısalır vasıflı insanlar sanki kahvehaneden arkadaşlarıymış gibi Rijkaard’a sataşmaya başladılar. Rijkaard’in, Neeskens’in kim olduğunu aşağı yukarı bilen herkes için yazdıkları içerikle ancak soytarı muamelesi görebilecek bu kişilerin dünyada ne olup bittiğini pek de bilmeyen ama asil etkiyi yaratan büyük kitleler üzerindeki gücü de malum. Şu anda en çok korktuğum şey Rijkaard gibi bir insana ve ekibine minik iktidar savaşları için Galatasaray’da ayıp edilmesi ve saygısız bir muamele görmesi. Bunun olacağına çok da ihtimal vermemekle birlikte böyle bir şeyin olması durumunda bu kulübün o andan itibaren ağzıyla kuş tutsa bana yaranamayacak olduğunu çok iyi biliyorum. Bu ayni zamanda Türk futboluyla ilgili kafamda olan tüm bağları sonsuza dek kopardığım an olacaktır.</p>
<p>Bugün vasıfsız Türk spor yazarlarının Rijkaard hakkındaki atıp tutmalarını, basit, zavallı günübirlik mantıklarını ve sistem anlayışından ne kadar uzak olduklarını gördükçe aklıma 2. Dünya Savaşındaki Alman panzer birliklerinin yaratıcısı General Heinz Guderian’in Hitler ile ilgili yaptığı bir tespit aklıma geliyor. Guderian Moskova’ya yapılan taarruzun aşırı soğuk nedeniyle duracağını hesap etmiş ve hakli çıktıktan sonra Hitler ile sert bir münakasa yasamıştır. Hitler -40 derecede benzini donan tankların çalışmadığı argümanına taarruzdan önce altlarında ateş yakmak suretiyle bu problemlin giderileceği talimatıyla cevap vermiş, 5 metre derinliğe kadar donan toprağa siper ya da avcı çukuru kazmanın olanaksızlığına karşılık ise obüs atışlarıyla delikler açılıp buraya mevzilenilmesini istemiştir. Guderian ise cephe çizgisinin 20 km gerisinde bulunan Orel mevkiine çekilmek ve burada hazır bulunan kapali beton mevkiiler içinde kışı rahat bir bicimde geçirerek baharda tekrar taarruza başlamanın doğru mantık olacağını savunmakta, yazlık keten üniformalarla açıkta kalan askerlerinin donmakta olduğunu anlatmaktadır. Hitler ise bırakın geçici süreyle 20 km mesafe geri çekilmeyi her metre için çarpışılması gerektiğini söyleyerek toplantıyı bitirir. Guderian anılarında bunun üzerine söyle nakleder:</p>
<p>&#8220;Artik aramız tamamen açılmıştı ve bir daha kapanamazdı. Moskova’ya yaptığımız taarruz tamamen durmuştu ve bu duvara yazı yazmaktan farklı bir şey değildi. Artik bu adamla bir şey konuşamayacağımı anlamıştım, çünkü savaşların sadece cephe çizgisinin ilerlemesiyle kazanıldığını sanacak kadar askerlik sanatından anlıyordu.&#8221;</p>
<p>Sanırım yukarıdaki anekdot “uçakla 6 saat” gidilen bir yolda as oyuncularını riske atmaktansa gençlere güzel bir maç tecrübesi kazandırmayı ve bu arada içi bos bir gösterişe kaçmadan avantajlı bir skoru garantileyecek kadar iyi bir stratej ve planlamacı olan Rijkaard ile daha onu sezon başlamadan linç etmeye çalışan bir takim zevatın durumunu görmek açısından yararlı olmuştur.</p>
<p>Bu zevatın gazına gelerek ayni linç kampanyasına katılan 6 saatlik uçak mesafesinin neye tekabül ettiği konusunda hiç bir fikri olmayan ve jet-lag dendiğinde büyük ihtimalle ttnet’in internet hızından bahsedildiğini sanacak olan diğer kitleye de anlayış göstermek istiyorum ama tepkilerinin ilkelliği, saygısızlıkları ve lümpenlikleri öfkemi bastırmama mani oluyor.</p>
<p>Bu arada Rijkaard’in geleceğini parlak gördüğü genç oyuncuları Bayer Leverkusen maçından sonra tekrar sahaya sürmemesi de ne kadar iyi bir pedagog olduğunu gösterir. Zira teknik yeterliliğine rağmen örneğin Emre Colak Leverkusen maçında rakip oyuncular tarafından fiziken bayağı bir itilip kakıldı ve topla oynanmasına izin verilmedi. Atak varyasyonlarının bu maçta gittikçe kanatlara kaymasının sebeplerinden biri de aslında buydu. Orta sahamızdaki genç oyuncuların Leverkusen’in A takimi oyuncuları tarafından adeta çiğnenmesi&#8230; Başarılı kuşaklar yetiştirmek isteyen hiç bir hocanın bu gençleri daha parlamadan sönecekleri durumlarda sahaya sürmesini beklemem ve desteklemem. Rijkaard da bunu yapmaktan hakli olarak kaçındı.</p>
<p>Çok uzun yazdığımın farkındayım ama son olarak tercümanla ilgili kısa bir not düşmek istiyorum. Tek kelimeyle çok yetersiz ve çok kötü çeviriler yapıyor. Bu durum sadece Rijkaard’in sözlerini “utanç verici” ve “acı çekmemiz gerek” gibi inanılmaz örneklerde gördüğümüz üzere Türkçeye çevirmesiyle sınırlı değil. Türk gazetecilerinin sorularını da İngilizceye tamamen eksik ve keyfi bicimde çeviriyor. Örneğin Rijkaard’a Rüştü Reçber ile ilgili soruyu tamamen eksik çevirmişti, Rijkaard’in cevabını da yorumlar katarak çevirdi. Bugüne dek sadece basın açıklamalarını değil YouTube’da çok kısa bir egzersiz videosunu da izledim. Video’da Rijkaard’in ağzından orta saha sözcüğü çıkmamasına rağmen çevirisinde oyunculara “orta sahada X yapıyoruz” diye aktarıyordu. Bu yetersizlik ve lakaytlığına rağmen nasıl bu pozisyona getirildiğini anlamamak bir yana bu pozisyonda kalmasının yakında çok ciddi problemlere yol açacağını ve Rijkaard ekibini linç etmek için bekleyen bir kısım tetikçiye ciddi kozlar vererek basa bela açacağını düşünüyorum. Bunun da ötesinde teknik direktifleri oyunculara yanlış aktarıyor olduğunu gördüğüm zaman çok sinirlendim. İspanyolca çevirilerinde de İngilizce olduğu gibi yorum katıyor. Bu konuda yönetimin tez elden bir şeyler yapması ve doğru bir kişinin o pozisyona getirilmesi gerektiği kanısındayım. Bu isi layığıyla yapabilecek bir sürü insan varken Galatasaray gibi ciddi ve iddialı bir kulübün böyle bir hata yapmasının da üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum. Son olarak yazımda ortaya çıkmış olması muhtemel bazı Türkçe karakter hatalarından ötürü de özür diliyorum.</p>
<p>Sevgiler, saygılar</p>
<p>(Selamlar. Öncelikle seni Gayın-Sin&#8217;de görmekten mutlu olduğumu söyleyeyim. Ocak ayında ilk kez yola koyulduğumuzda manifesto türü bir yazı koymak istemiştim bloga, burasının bir post değil yazı cenneti olacağını belirten. Sonra bunun örtük olarak zaten ortaya çıkacağını düşünerek vazgeçtim. Bu nedenle yukarıdaki gibi, Türkçesi özenli, futbola mültidisipliner bakan ve önüne gelen bir hadiseyi başka disiplinlerden örneklerle izah ederek ufuk açan bir yazıyı görmekten çok memnunum. Özellikle de Sabri Sarıoğlu meselesinde ezber bozucu bir bakış açısına sahip olduğu için. Görüşmek üzere sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>canerskcvhr tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6354</link>
		<dc:creator>canerskcvhr</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 17:32:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6354</guid>
		<description>iyi akşamlar melih abi, takımdan kimler gitti en azından doğrulattığın kadarıyla paylaşır mısın? ben şu ana kadar emre çolak&#039;ın paf&#039;a gönderildiğini ve eylik&#039;in kaldığını biliyorum, bir de basında yazdığı gibi a. erdem gidecekse hakan balta&#039;nın yine bir yedeği olmayacak.

(Canerciğim. Bu biraz karışık mesele. Gönderilecek isimler takasta kullanılacağı için gizli ve hassa yürütülüyor bu operasyon. Şu an için bildiğimiz PAF ayağı. Diğer taraf kesin belli değil. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>iyi akşamlar melih abi, takımdan kimler gitti en azından doğrulattığın kadarıyla paylaşır mısın? ben şu ana kadar emre çolak&#8217;ın paf&#8217;a gönderildiğini ve eylik&#8217;in kaldığını biliyorum, bir de basında yazdığı gibi a. erdem gidecekse hakan balta&#8217;nın yine bir yedeği olmayacak.</p>
<p>(Canerciğim. Bu biraz karışık mesele. Gönderilecek isimler takasta kullanılacağı için gizli ve hassa yürütülüyor bu operasyon. Şu an için bildiğimiz PAF ayağı. Diğer taraf kesin belli değil. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Samet_Gayin-Sin tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6353</link>
		<dc:creator>Samet_Gayin-Sin</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 17:22:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6353</guid>
		<description>Selam Melih Abi.
&quot;Interested&quot; ile &quot;interesting&quot;i karıştırtıran bir tercüman hakkında pek olumlu düşünemiyorum.

Yönetime ulaşmadı mı bu konu acaba? Veya Yako Bey bir uyarıda bulunmadı mı yönetim adına tercümana?

Galatasaray gibi bir kulüpte olmaması gereken şeyler bunlar.

Keita&#039;nın sertifika sorunu da cabası.

(Selam Samet. Keita&#039;nın meselesi banka teminatı. Finansal meseler çerçevesinde düzelir. Mesele değil. Tercümana gelince. Aslında bu iş de futbolculuk, çalıştırıcılık, ya da diğer meslekler gibi. Hata yaparak olgunlaşılıyor.

Bildiğim kadarıyla Yako İgual, tercümandan oldukça memnun. 25 yaşında pırıl pırıl bir genç olduğunu söylüyor ve dört lisanı iyi bildiğinden bahsediyor. Sanırım öfkelenmeden ve tolerans göstererek bakmak lazım meseleye.

Bu arada tercümana gerekli uyarılar da yapılıyormuş. Yani konu biliniyor ancak tercüman değiştirilmesi gündemde değil. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam Melih Abi.<br />
&#8220;Interested&#8221; ile &#8220;interesting&#8221;i karıştırtıran bir tercüman hakkında pek olumlu düşünemiyorum.</p>
<p>Yönetime ulaşmadı mı bu konu acaba? Veya Yako Bey bir uyarıda bulunmadı mı yönetim adına tercümana?</p>
<p>Galatasaray gibi bir kulüpte olmaması gereken şeyler bunlar.</p>
<p>Keita&#8217;nın sertifika sorunu da cabası.</p>
<p>(Selam Samet. Keita&#8217;nın meselesi banka teminatı. Finansal meseler çerçevesinde düzelir. Mesele değil. Tercümana gelince. Aslında bu iş de futbolculuk, çalıştırıcılık, ya da diğer meslekler gibi. Hata yaparak olgunlaşılıyor.</p>
<p>Bildiğim kadarıyla Yako İgual, tercümandan oldukça memnun. 25 yaşında pırıl pırıl bir genç olduğunu söylüyor ve dört lisanı iyi bildiğinden bahsediyor. Sanırım öfkelenmeden ve tolerans göstererek bakmak lazım meseleye.</p>
<p>Bu arada tercümana gerekli uyarılar da yapılıyormuş. Yani konu biliniyor ancak tercüman değiştirilmesi gündemde değil. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>idris tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6352</link>
		<dc:creator>idris</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 17:18:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6352</guid>
		<description>Selamlar...
Yazılarınızı zaten 10-15 defa tekrar tekrar okuyorum da yapılan yorumları ve onlara yapılan cevabi yorumları defalarca okumak neyin nesi, anlayamadım. Ne kadar güzel şeyler çıkıyor, yorum yapan arkadaşlarımı ve sizi tebrik etmek istiyorum. 
Konulara gelelim: 
- Rakibimizin son yaptığı transerleri kötüleyerek bir yerlere varamayız, bekleyip göreceğiz. Ben de pek ümitli değilim ama bakarsınız maya tutar, içeride onların yedeği olacak bundan önce as oyuncu statüsündeki oyuncular hır çıkarmaz o zaman bir şeyler olabilir. 
-Daum&#039;un çalışabileceği oyuncular böyle isimsiz oyuncular zaten. Yıldızlardan nefret ettiğini biliyoruz. Dikkat edin yıldızları yok. Carlos&#039;u da by-pass etmiş olmadı mı son transferlerle?
- Hocamız bugün basın toplantısında çeşitli açıklamalarda bulundu. Benim en çok dikkatimi çeken Tobol maçına ilişkin söyledikleriydi. FR Tobol diye bir takımın varlığını kabul ediyor ve imaen de olsa Ali Sami Yen&#039;de onların da şansı olduğunu belirtiyor. Bu ciddiyetle Tobol&#039;u rahat geçeceğimizi düşünüyorum. (Futbolcular benim kadar rahat olmasınlar ama:))
- Bir sorum var size: Hatırlayamadığım için soruyorum... Uğur sakatlanmadan önce sağ bek mevkiinde Sabri-Uğur değişmeli mi oynuyordu, Sabri sağ açık mı oynuyordu? 

Saygılar...

(Selam İdris. Evet yorumlardaki konular çok verimli oluyor. Çok üstadâne yazan arkadaşlarımız var. Önemli konuları gündeme getiren arkadaşlarımız var. Önemli şeyleri soran arkadaşlarımız var. Velhasıl yorum bazında da önemli bir külliyat çıkıyor ortaya. Soruna gelince. Kalli 4-3-1-2 oynatıyordu takımı genellikle. Bu durumda Barış Özbek&#039;le Sabri Sarıoğlu sağda Uğur Uçar&#039;ın önünde rotasyona giriyorlardı sıklıkla. Tabi Serkan Çalık da vardı o kanatta, forveti çiftlerken kullanmak dışında.

Bu Daum meselesi enteresan. Geçen gün Levent Tüzemen Sabah&#039;ta önemli bir yazı yazdı, 4-3-3 sistemi yüzünden takıma giremeyecek birçok oyuncudan bahsederek. Doğrudur, yanlıştır ama yazdı işte bir Galatasaraylı olarak. Düşüncesini hür biçimde açıkladı. Bu yazıdan sonra tartışmalar yapıldı. Burada bir sorun yok. Galatasaray kendi demokrasi teamülü çerçevesinde bir şeyleri tartışıyor ve tartışacak.

Uzatmayayım. Bildiğin gibi Alex&#039;in gelmesinden sonra Türkiye&#039;de ilk kez 4-2-3-1&#039;i Daum oynattı. Şimdi de yine aynı sistemle devam ediyor. Fenerbahçe&#039;nin sağ kanadına bakıyorum. Mehmet Topuz, Özer Hurmacı, Deivid, Kazım Kazım. Hadi Özer Hurmacı Alex&#039;in rotasyonuna girebilecek birisi. Ama kimse bunu mesele etmiyor, yani bu sistemde birçok oyuncu göz göre heba olacak diyen yok.

Aslında Galatasaray&#039;ı bundan (da) seviyorum. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar&#8230;<br />
Yazılarınızı zaten 10-15 defa tekrar tekrar okuyorum da yapılan yorumları ve onlara yapılan cevabi yorumları defalarca okumak neyin nesi, anlayamadım. Ne kadar güzel şeyler çıkıyor, yorum yapan arkadaşlarımı ve sizi tebrik etmek istiyorum.<br />
Konulara gelelim:<br />
- Rakibimizin son yaptığı transerleri kötüleyerek bir yerlere varamayız, bekleyip göreceğiz. Ben de pek ümitli değilim ama bakarsınız maya tutar, içeride onların yedeği olacak bundan önce as oyuncu statüsündeki oyuncular hır çıkarmaz o zaman bir şeyler olabilir.<br />
-Daum&#8217;un çalışabileceği oyuncular böyle isimsiz oyuncular zaten. Yıldızlardan nefret ettiğini biliyoruz. Dikkat edin yıldızları yok. Carlos&#8217;u da by-pass etmiş olmadı mı son transferlerle?<br />
- Hocamız bugün basın toplantısında çeşitli açıklamalarda bulundu. Benim en çok dikkatimi çeken Tobol maçına ilişkin söyledikleriydi. FR Tobol diye bir takımın varlığını kabul ediyor ve imaen de olsa Ali Sami Yen&#8217;de onların da şansı olduğunu belirtiyor. Bu ciddiyetle Tobol&#8217;u rahat geçeceğimizi düşünüyorum. (Futbolcular benim kadar rahat olmasınlar ama:))<br />
- Bir sorum var size: Hatırlayamadığım için soruyorum&#8230; Uğur sakatlanmadan önce sağ bek mevkiinde Sabri-Uğur değişmeli mi oynuyordu, Sabri sağ açık mı oynuyordu? </p>
<p>Saygılar&#8230;</p>
<p>(Selam İdris. Evet yorumlardaki konular çok verimli oluyor. Çok üstadâne yazan arkadaşlarımız var. Önemli konuları gündeme getiren arkadaşlarımız var. Önemli şeyleri soran arkadaşlarımız var. Velhasıl yorum bazında da önemli bir külliyat çıkıyor ortaya. Soruna gelince. Kalli 4-3-1-2 oynatıyordu takımı genellikle. Bu durumda Barış Özbek&#8217;le Sabri Sarıoğlu sağda Uğur Uçar&#8217;ın önünde rotasyona giriyorlardı sıklıkla. Tabi Serkan Çalık da vardı o kanatta, forveti çiftlerken kullanmak dışında.</p>
<p>Bu Daum meselesi enteresan. Geçen gün Levent Tüzemen Sabah&#8217;ta önemli bir yazı yazdı, 4-3-3 sistemi yüzünden takıma giremeyecek birçok oyuncudan bahsederek. Doğrudur, yanlıştır ama yazdı işte bir Galatasaraylı olarak. Düşüncesini hür biçimde açıkladı. Bu yazıdan sonra tartışmalar yapıldı. Burada bir sorun yok. Galatasaray kendi demokrasi teamülü çerçevesinde bir şeyleri tartışıyor ve tartışacak.</p>
<p>Uzatmayayım. Bildiğin gibi Alex&#8217;in gelmesinden sonra Türkiye&#8217;de ilk kez 4-2-3-1&#8242;i Daum oynattı. Şimdi de yine aynı sistemle devam ediyor. Fenerbahçe&#8217;nin sağ kanadına bakıyorum. Mehmet Topuz, Özer Hurmacı, Deivid, Kazım Kazım. Hadi Özer Hurmacı Alex&#8217;in rotasyonuna girebilecek birisi. Ama kimse bunu mesele etmiyor, yani bu sistemde birçok oyuncu göz göre heba olacak diyen yok.</p>
<p>Aslında Galatasaray&#8217;ı bundan (da) seviyorum. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ERHAN USTA tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6351</link>
		<dc:creator>ERHAN USTA</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 16:29:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6351</guid>
		<description>Melih abi Keita ile ilgili sorun tam olarak nedir saygılar.

(Selam Erhan Usta. Keita transferiyle ilgili sorun galiba, teminat mektubunun gönderilememiş olması. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi Keita ile ilgili sorun tam olarak nedir saygılar.</p>
<p>(Selam Erhan Usta. Keita transferiyle ilgili sorun galiba, teminat mektubunun gönderilememiş olması. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>devran tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6350</link>
		<dc:creator>devran</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 16:15:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6350</guid>
		<description>Melih abi öncelikle merhaba.
Belki kızabilirsin ama transfer çalışmaları devam ediyor mu? Biraz olsun bilgilendirebilirsen seviniriz!
Hoşçakal!

(Selam Devran. Sanırım devam ediyor çalışmalar. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi öncelikle merhaba.<br />
Belki kızabilirsin ama transfer çalışmaları devam ediyor mu? Biraz olsun bilgilendirebilirsen seviniriz!<br />
Hoşçakal!</p>
<p>(Selam Devran. Sanırım devam ediyor çalışmalar. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>gunslinger tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6349</link>
		<dc:creator>gunslinger</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 15:54:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6349</guid>
		<description>İyi akşamlar Melih abi.

Şu ana kadar okuduğum en iyi Tobol macı Galatasaray analizi.. Kesinlikle harika.. Biraz sabır gerekiyor başarı için.. Ben futbolcularımıza da teknik ekibimize de kısacası bütün Galatasaray camiasına güveniyorum, inanıyorum.. Kısa vadede başarı gelmeyebilir fakat uzun vadede cok onem kazanacak işler yapıyor sayın Rijkaard. Gençlerimizin önünü açıyor, onlara bir abi belki de baba şevkatiyle yaklaşıp onları takıma kazandırıyor.. Bu her teknik direktörün yapabileceği bir şey değil..

Bu takımın eninde sonunda başarıyı yakalayacağını düşünüyorum.. Biraz zaman alabilir ama başarılı olacakları kesin..

Bu arada Melih abi bazı bloglarda transfer görüşmelerinin yapıldıgı 2 oyuncuyla anlasılmak üzere olduğu yazılıyor.. Bu konu hakkında bir bilgin var mı? Çok faal olmasam da bu forumda yorumlardan okuduğum kadarıyla transfer muhabbetlerinden pek hoşlanmıyorsun ama merak ettiğim için sordum.. 

Saygılarımla.. 
Kürşat Can Ata

(Selamlar Kürşat. Yorumun için teşekkürler. Bildiğin gibi transfer zor bir süreç. Olgunlaştırmak ve çok çalışmak gerekiyor. Sanırım yeni transferler olgunlaşmak üzere. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İyi akşamlar Melih abi.</p>
<p>Şu ana kadar okuduğum en iyi Tobol macı Galatasaray analizi.. Kesinlikle harika.. Biraz sabır gerekiyor başarı için.. Ben futbolcularımıza da teknik ekibimize de kısacası bütün Galatasaray camiasına güveniyorum, inanıyorum.. Kısa vadede başarı gelmeyebilir fakat uzun vadede cok onem kazanacak işler yapıyor sayın Rijkaard. Gençlerimizin önünü açıyor, onlara bir abi belki de baba şevkatiyle yaklaşıp onları takıma kazandırıyor.. Bu her teknik direktörün yapabileceği bir şey değil..</p>
<p>Bu takımın eninde sonunda başarıyı yakalayacağını düşünüyorum.. Biraz zaman alabilir ama başarılı olacakları kesin..</p>
<p>Bu arada Melih abi bazı bloglarda transfer görüşmelerinin yapıldıgı 2 oyuncuyla anlasılmak üzere olduğu yazılıyor.. Bu konu hakkında bir bilgin var mı? Çok faal olmasam da bu forumda yorumlardan okuduğum kadarıyla transfer muhabbetlerinden pek hoşlanmıyorsun ama merak ettiğim için sordum.. </p>
<p>Saygılarımla..<br />
Kürşat Can Ata</p>
<p>(Selamlar Kürşat. Yorumun için teşekkürler. Bildiğin gibi transfer zor bir süreç. Olgunlaştırmak ve çok çalışmak gerekiyor. Sanırım yeni transferler olgunlaşmak üzere. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>turgay tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6347</link>
		<dc:creator>turgay</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 14:27:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6347</guid>
		<description>Melih Abi merhaba,

Transfer söylentileri yine arttı. Gerçekleşmesi yakın mıdır? Yarın açıklanacağına dair söylentiler var.

(Selam Turgay. Söylentiler niçin artıyor? Fenerbahçe iki transfer yaptı diye mi? Uygun zaman ve şartta yapar Galatasaray transferini. Bunu öğrendik sanırım artık. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih Abi merhaba,</p>
<p>Transfer söylentileri yine arttı. Gerçekleşmesi yakın mıdır? Yarın açıklanacağına dair söylentiler var.</p>
<p>(Selam Turgay. Söylentiler niçin artıyor? Fenerbahçe iki transfer yaptı diye mi? Uygun zaman ve şartta yapar Galatasaray transferini. Bunu öğrendik sanırım artık. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Emrah tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/07/17/tobol-macinin-ardindan-4-3-2-1-0-4-3-3/comment-page-4/#comment-6343</link>
		<dc:creator>Emrah</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 13:23:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1313#comment-6343</guid>
		<description>Sevgili Melih,

Rijkaard&#039;ın tercümanının İspanyolcasını öven bir kaç satır yazmıştım. Ancak o günden beri Rijkaard ile İngilizce anlaştıklarını görüyorum. Ve İngilizcesinin İspanyolcası kadar iyi olmadığını söylemek zorundayım. Veya belki de İspanyolcayı da böyle gelişi güzel çeviriyordu. Bana, rahatlığı, akıcılığı, uzun cümleleri aklında tutup bir seferde aktarabilmesi bir fikir vermişti, yoksa İspanyolcam yok. Bu kadar yanlış çevirsem, ben de çevrirdim herhalde o denli akıcı:)

Bugün, bütün basın organlarında, tercüman yüzünden yanlış aksettirilmiş fahiş hatalar var.

EkşiSözlükten alıntılıyorum;

***
&quot;if we are interested... we make transfer bla bla&quot;

çeviri: &quot;eğer futbolcu ilginçse transfer ederiz, ilginç değilse etmeyiz vs.&quot; 

ilginç futbolcu nedir arkadaşım !?? &quot;ilgi duymak, ilgilenmek&quot; nedir bilmezsen azcık ayıp olmaz mı?!

bir diğeri ise:

&quot;we have to sacrifice... to win bla bla&quot;

çeviri: &quot;acı çekmemiz gerek&quot;

güzel kardeşim, &quot;fedakarlık&quot;la &quot;acı çekmek&quot; arasında ciddi bir fark var. daha da vahimi, bu ifadenin birçok spor sitesinde an itibariyle manşet olması.

***

Kısaca durum çok ciddi ve vahim...

(Farkındayım Emrah. Sanırım aslında İngilizcesi&#039;nden daha çok Türkçesi kötü. &quot;Interested&quot;ı ilgilendiğimiz yerine &quot;ilginç&quot; olarak çevirmek biraz tuhaf. Halbuki ilginç bulduğumuz diye çevirse çok da yanlış olmayacaktı.

To sacriface fiilini de yanlış çevirmiş. &quot;Acı çekmemiz&quot; yerine &quot;fedakârlık yapmamız&quot; diye çevirmesi lazımdı. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Melih,</p>
<p>Rijkaard&#8217;ın tercümanının İspanyolcasını öven bir kaç satır yazmıştım. Ancak o günden beri Rijkaard ile İngilizce anlaştıklarını görüyorum. Ve İngilizcesinin İspanyolcası kadar iyi olmadığını söylemek zorundayım. Veya belki de İspanyolcayı da böyle gelişi güzel çeviriyordu. Bana, rahatlığı, akıcılığı, uzun cümleleri aklında tutup bir seferde aktarabilmesi bir fikir vermişti, yoksa İspanyolcam yok. Bu kadar yanlış çevirsem, ben de çevrirdim herhalde o denli akıcı:)</p>
<p>Bugün, bütün basın organlarında, tercüman yüzünden yanlış aksettirilmiş fahiş hatalar var.</p>
<p>EkşiSözlükten alıntılıyorum;</p>
<p>***<br />
&#8220;if we are interested&#8230; we make transfer bla bla&#8221;</p>
<p>çeviri: &#8220;eğer futbolcu ilginçse transfer ederiz, ilginç değilse etmeyiz vs.&#8221; </p>
<p>ilginç futbolcu nedir arkadaşım !?? &#8220;ilgi duymak, ilgilenmek&#8221; nedir bilmezsen azcık ayıp olmaz mı?!</p>
<p>bir diğeri ise:</p>
<p>&#8220;we have to sacrifice&#8230; to win bla bla&#8221;</p>
<p>çeviri: &#8220;acı çekmemiz gerek&#8221;</p>
<p>güzel kardeşim, &#8220;fedakarlık&#8221;la &#8220;acı çekmek&#8221; arasında ciddi bir fark var. daha da vahimi, bu ifadenin birçok spor sitesinde an itibariyle manşet olması.</p>
<p>***</p>
<p>Kısaca durum çok ciddi ve vahim&#8230;</p>
<p>(Farkındayım Emrah. Sanırım aslında İngilizcesi&#8217;nden daha çok Türkçesi kötü. &#8220;Interested&#8221;ı ilgilendiğimiz yerine &#8220;ilginç&#8221; olarak çevirmek biraz tuhaf. Halbuki ilginç bulduğumuz diye çevirse çok da yanlış olmayacaktı.</p>
<p>To sacriface fiilini de yanlış çevirmiş. &#8220;Acı çekmemiz&#8221; yerine &#8220;fedakârlık yapmamız&#8221; diye çevirmesi lazımdı. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
