<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Ankaragücü maçının ardından: Total tutulma yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/</link>
	<description>İNSANIN İKTİDARA KARŞI SAVAŞI HAFIZANIN UNUTMAYA KARŞI SAVAŞIDIR - MİLAN KUNDERA</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Mar 2010 13:38:06 +0200</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Halim Bilgili tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8269</link>
		<dc:creator>Halim Bilgili</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 22:59:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8269</guid>
		<description>Sevgili Melih Abi,

Futbol gerçekten basit bir oyun, fazla söze ve edebiyata gerek yok. Ancak söz konusu olan Galatasaray ise her türlü yazım türünde elbette yazılabilir. Çünkü Galatasaray tarihtir, kuruluş amacı bellidir. Galatasaray Spor Kulübü ilelebet yaşayacak bir kurumdur. Galatasaraylı olduğum için gururur duyurum, tüm Galatasaraylılar&#039;ın duyduğu gibi.

Tamam hemen sadede geliyorum ve en son haftada aldığımız mağlubiyet hakkında bir kaç yorum yapmak istiyorum. Öncelikle hakemler; maçlar dikkatli izlendiyse takımızın puan olarak geriye düşmesinde çok büyük bir rolü hakemler üstleniyor. Ankaragücü maçında hakem Aydın&#039;a yapılan faulü göremediği gibi kesin olarak kırmızı kart olan pozisyonu es geçiyor, ardından ilgisiz bir pozisyonda Mustafa Sarp&#039;a haksız verdiği bir faul sonrası sarı kartı çıkartıyor, arkasından yetmezmiş gibi Nonda&#039;ya yapılan yorum gerektirmez bir penaltıyı da vermeyerek sanki Hıncal Uluç&#039;u haklı çıkartıyor. Bundan sonra da maç mağlubiyetimizle sonuçlanıyor. Tamam futbol üç skorlu bir oyun ama bu hakem hataları asla gündeme gelmiyor. Çünkü Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar gibi kesinlikle futbolla ilgisi olmayan iki insan yargıda bulunuyor ve tüm insanlar da maalesef medyanın yönlendirmesi sonucu buna inanıyor.

Galatasaray önce ciddi rakiplerle oynamıyordu dendi, daha sonra oynadı ve kazandı, ondan sonra bir gün mutlaka  yerde yenilecek dendi, tamam elbette her takım bir gün yenilir ama lütfen hakemlerin yanlı yönetimlerinden de bahsedilsin. Bu mümkün değil tabi çünkü Galatasaray&#039;ın puan kaybetmesi hatta mahvolması başta Selçuk Yula ve Ercan Saatçi gibi düşmanların ve rakip takımın istisnayı gerektirir tüm taraftarınca da istenendir. Bir zamanlar Özhan Canaydın masaya yumruğunu vurarak Galatasaray düşmanı Ali Aydın&#039;a hakemliği bıraktırmıştı. Kesinlikle Türkiye üzerinde iyilikle yapılan eleştiriler yerini bulmuyor maalesef. Galatasaray yönetimi bence bu konuda oldukça pasif kalıyor. Neticede Galatasaray her zaman kazanmalıdır. Mümkünse bu konuda da yorumda bulunmanızı rica ediyorum...

(Halim selamlar. Tuhaf bir şey. Hemen unuttuk. Son maçlarda şöyle bir görüntü çıkmaya başladı ya. Deplasmanda tecrübesiz hakemler veriliyor Galatasaray maçlarına. ASY&#039;de ise önemli hakemler. Unuttuğumuz şu. Bünyamin Gezer yönetiyordu Gaziantepspor maçını. Dün tekrarında yeniden izledim maçı. Ve tıpkı son maçtaki hakemin yönetimine benzer bir yönetim gösterdiğine bir daha şahit oldum. Mesela Keita&#039;ya iki kez inanılmaz faul yapılıyor, ki bir tanesinde dili dönmüştü Keita&#039;nın, faul yok. Bir de Arda&#039;nın çıkışında nasıl da onu tartaklamıştı.

Yalnız şunu unutmayalım. Galatasaray&#039;ı o sezon Beşiktaş&#039;la Fenerbahçe rekabetine o maçta çerez yapmışlardı ve Ali Aydın tek maçlık bir vukuattı. Kanımca geçen sezonki TFF çıkışından sonra yeniden bir çıkış yapamayız kurumsal olarak. Bu anlamda sivil toplum kuruluşları olarak düşündüğüm resmi ya da gayrı resmi kurumlar ön plana çıkmalı. Mesela uA önemli bir çıkış yapabilir hakemlere yönelik olarak. Ya da Galatasaraylı Sporcular Derneği.  Her şeyi kulüpten bekleyemeyiz, yapabilecekleri var, yapamayacakları. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Melih Abi,</p>
<p>Futbol gerçekten basit bir oyun, fazla söze ve edebiyata gerek yok. Ancak söz konusu olan Galatasaray ise her türlü yazım türünde elbette yazılabilir. Çünkü Galatasaray tarihtir, kuruluş amacı bellidir. Galatasaray Spor Kulübü ilelebet yaşayacak bir kurumdur. Galatasaraylı olduğum için gururur duyurum, tüm Galatasaraylılar&#8217;ın duyduğu gibi.</p>
<p>Tamam hemen sadede geliyorum ve en son haftada aldığımız mağlubiyet hakkında bir kaç yorum yapmak istiyorum. Öncelikle hakemler; maçlar dikkatli izlendiyse takımızın puan olarak geriye düşmesinde çok büyük bir rolü hakemler üstleniyor. Ankaragücü maçında hakem Aydın&#8217;a yapılan faulü göremediği gibi kesin olarak kırmızı kart olan pozisyonu es geçiyor, ardından ilgisiz bir pozisyonda Mustafa Sarp&#8217;a haksız verdiği bir faul sonrası sarı kartı çıkartıyor, arkasından yetmezmiş gibi Nonda&#8217;ya yapılan yorum gerektirmez bir penaltıyı da vermeyerek sanki Hıncal Uluç&#8217;u haklı çıkartıyor. Bundan sonra da maç mağlubiyetimizle sonuçlanıyor. Tamam futbol üç skorlu bir oyun ama bu hakem hataları asla gündeme gelmiyor. Çünkü Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar gibi kesinlikle futbolla ilgisi olmayan iki insan yargıda bulunuyor ve tüm insanlar da maalesef medyanın yönlendirmesi sonucu buna inanıyor.</p>
<p>Galatasaray önce ciddi rakiplerle oynamıyordu dendi, daha sonra oynadı ve kazandı, ondan sonra bir gün mutlaka  yerde yenilecek dendi, tamam elbette her takım bir gün yenilir ama lütfen hakemlerin yanlı yönetimlerinden de bahsedilsin. Bu mümkün değil tabi çünkü Galatasaray&#8217;ın puan kaybetmesi hatta mahvolması başta Selçuk Yula ve Ercan Saatçi gibi düşmanların ve rakip takımın istisnayı gerektirir tüm taraftarınca da istenendir. Bir zamanlar Özhan Canaydın masaya yumruğunu vurarak Galatasaray düşmanı Ali Aydın&#8217;a hakemliği bıraktırmıştı. Kesinlikle Türkiye üzerinde iyilikle yapılan eleştiriler yerini bulmuyor maalesef. Galatasaray yönetimi bence bu konuda oldukça pasif kalıyor. Neticede Galatasaray her zaman kazanmalıdır. Mümkünse bu konuda da yorumda bulunmanızı rica ediyorum&#8230;</p>
<p>(Halim selamlar. Tuhaf bir şey. Hemen unuttuk. Son maçlarda şöyle bir görüntü çıkmaya başladı ya. Deplasmanda tecrübesiz hakemler veriliyor Galatasaray maçlarına. ASY&#8217;de ise önemli hakemler. Unuttuğumuz şu. Bünyamin Gezer yönetiyordu Gaziantepspor maçını. Dün tekrarında yeniden izledim maçı. Ve tıpkı son maçtaki hakemin yönetimine benzer bir yönetim gösterdiğine bir daha şahit oldum. Mesela Keita&#8217;ya iki kez inanılmaz faul yapılıyor, ki bir tanesinde dili dönmüştü Keita&#8217;nın, faul yok. Bir de Arda&#8217;nın çıkışında nasıl da onu tartaklamıştı.</p>
<p>Yalnız şunu unutmayalım. Galatasaray&#8217;ı o sezon Beşiktaş&#8217;la Fenerbahçe rekabetine o maçta çerez yapmışlardı ve Ali Aydın tek maçlık bir vukuattı. Kanımca geçen sezonki TFF çıkışından sonra yeniden bir çıkış yapamayız kurumsal olarak. Bu anlamda sivil toplum kuruluşları olarak düşündüğüm resmi ya da gayrı resmi kurumlar ön plana çıkmalı. Mesela uA önemli bir çıkış yapabilir hakemlere yönelik olarak. Ya da Galatasaraylı Sporcular Derneği.  Her şeyi kulüpten bekleyemeyiz, yapabilecekleri var, yapamayacakları. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>emretez86 tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8227</link>
		<dc:creator>emretez86</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 10:44:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8227</guid>
		<description>Melih abi merhabalar,

Benim sana sormak istediğim husus şu; ne olacak bu Fenerbahçe – Galatasaray maçı? Takım disiplininin kaybolduğu anları göz önünde bulundurursak, özellikle son iki maç: Sturm Graz ve de Ankaragücü, Galatasarayımız ilk golü yerse oluşacak olan tablo beni korkutuyor. Biliyorum bu konuda birçok soru ve yorumun oldu, ama anladığım kadarıyla sen de beraberliğe razı bir görünüm içerisindesin. Tabii ki suçlamıyorum seni de, yürümeye başlamadan önce emeklemek gerekir.

Ben ilk golü atan taraf biz olursak, özellikle Elano’nun kontrataktaki akıllı pasları ile maçı koparabileceğimizi düşünmekteyim. Daha üç hafta varken aklım fikrim bu maçta, sana da rahatsızlık verdim kusura bakma.

Selamlar

(Emre selam. Estağfurullah ne rahatsızlığı. Açıkça ben de kafamda oynuyorum bu maçı ve özen önlemler almak gerektiği sonucuna varıyorum. Bu maçla ilgili temel soru şu. Galatasaray takım savunmasında iyi olurken ne oranda hücum gücünü yansıtacak sahaya?

Bu maçın iki şifresi var. İlk şifresi Fenerbahçe&#039;nin dikey bağlantısını kesmekle ilgili. Yani Emre Belözoğlu - Alexsandro de Souza - Güiza hattı. Tewente bunu yaptı ve Fenerbahçe&#039;yi kısır bir oyuna itti. 

İkinci şifre ise gerçek hız. Bunun için Fenerbahçe&#039;nin boyunu kısaltmak gerekiyor. Bu durumda Baros ve Keita&#039;nın hızından daha iyi yararlanabiliriz. Sturm maçında yaptığımız gibi.

Bu çerçevede bana 4-3-2-1 yapısıyla (4-3-3&#039;ün çam ağacı dizilişi versiyonu) sahaya çıkmakta fayda görünüyor. Ama en önde Keita oynayacak. Arkasında Elano ve Arda yanyana. Bu ikisi Belözoğlu-Christan&#039;a baskı yapacak. Onların da arkasında Barış-Mehmet ve Ayhan&#039;dan kurulu orta saha. Onlar da hem kanatları kapatacaklar, hem de Alex&#039;i rahatsız edecekler. Defansta da Gökhan olursa daha iyi elbette. Keita yorulduktan sonra onu Baros&#039;la değiştiririz. Ve duruma göre Elano Nonda değişikliği yaparak maçı ikinci yarıda kazanmak mümkün olur. Biraz değişik bir diziliş ama bence sonuç alır. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi merhabalar,</p>
<p>Benim sana sormak istediğim husus şu; ne olacak bu Fenerbahçe – Galatasaray maçı? Takım disiplininin kaybolduğu anları göz önünde bulundurursak, özellikle son iki maç: Sturm Graz ve de Ankaragücü, Galatasarayımız ilk golü yerse oluşacak olan tablo beni korkutuyor. Biliyorum bu konuda birçok soru ve yorumun oldu, ama anladığım kadarıyla sen de beraberliğe razı bir görünüm içerisindesin. Tabii ki suçlamıyorum seni de, yürümeye başlamadan önce emeklemek gerekir.</p>
<p>Ben ilk golü atan taraf biz olursak, özellikle Elano’nun kontrataktaki akıllı pasları ile maçı koparabileceğimizi düşünmekteyim. Daha üç hafta varken aklım fikrim bu maçta, sana da rahatsızlık verdim kusura bakma.</p>
<p>Selamlar</p>
<p>(Emre selam. Estağfurullah ne rahatsızlığı. Açıkça ben de kafamda oynuyorum bu maçı ve özen önlemler almak gerektiği sonucuna varıyorum. Bu maçla ilgili temel soru şu. Galatasaray takım savunmasında iyi olurken ne oranda hücum gücünü yansıtacak sahaya?</p>
<p>Bu maçın iki şifresi var. İlk şifresi Fenerbahçe&#8217;nin dikey bağlantısını kesmekle ilgili. Yani Emre Belözoğlu &#8211; Alexsandro de Souza &#8211; Güiza hattı. Tewente bunu yaptı ve Fenerbahçe&#8217;yi kısır bir oyuna itti. </p>
<p>İkinci şifre ise gerçek hız. Bunun için Fenerbahçe&#8217;nin boyunu kısaltmak gerekiyor. Bu durumda Baros ve Keita&#8217;nın hızından daha iyi yararlanabiliriz. Sturm maçında yaptığımız gibi.</p>
<p>Bu çerçevede bana 4-3-2-1 yapısıyla (4-3-3&#8242;ün çam ağacı dizilişi versiyonu) sahaya çıkmakta fayda görünüyor. Ama en önde Keita oynayacak. Arkasında Elano ve Arda yanyana. Bu ikisi Belözoğlu-Christan&#8217;a baskı yapacak. Onların da arkasında Barış-Mehmet ve Ayhan&#8217;dan kurulu orta saha. Onlar da hem kanatları kapatacaklar, hem de Alex&#8217;i rahatsız edecekler. Defansta da Gökhan olursa daha iyi elbette. Keita yorulduktan sonra onu Baros&#8217;la değiştiririz. Ve duruma göre Elano Nonda değişikliği yaparak maçı ikinci yarıda kazanmak mümkün olur. Biraz değişik bir diziliş ama bence sonuç alır. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ozan tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8223</link>
		<dc:creator>Ozan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 09:15:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8223</guid>
		<description>Merhaba,

Ferhat&#039;ın yazısına tamamen katılıyorum. Şu kısma özellikle: &quot;Ama ortalama spor izleyicisinin Rijkaard ve Galatasaray algısını istedikleri kadar baştan aşşağı değiştirip Rijkaard’a, yönetime ve futbolculara yönelik doğrudan ve dolaylı büyük bir tepki doğmasını sağlıyorlar.&quot;

Bugün yine komplo teorileri yazılıp çizilmiş. Devre arasında Rijkaard Milan&#039;a, Kewell Stoke City&#039;e gönderilmiş vs. Her ne kadar yönetimin teknik ekibe güveninin tam olduğundan kuşkumuz olmasa da, bu haberlerle dolduruşa gelen &quot;ortalama spor izleyicisi&quot;nin mağlubiyet sonrası tribünde protestolarda bulunabileceği, bunun sonucunda yönetimde çatlak sesler oluşabileceği veya Rijkaard ve teknik ekibin motivasyonunun azalacağı ve sezon sonunda ayrılabileceği ihtimalleri önümüzdeki tehdit unsurlarının en büyüğüdür diye düşünüyorum. Yazılanlar yazılmaya devam edecektir, bunu engelleyemeyiz (zaten asıl tehdit unsuru bu değil hiçbir zaman) ama taraftarın bilinçlenmesini sağlamak herkesin görevi olmalıdır (tribünde kendi futbolcumuza sövdürmememiz gibi).

Zaten Frank Rijkaard kendisi hakkında çıkan haberleri okuyup bunları kafasına takacak birisi değildir, fakat tribünde yuhalanmak böylesine kariyerli bir teknik adamın hevesini yok edip planlarını bir anda değiştirebilir. 
Yalan yazan basına karşı girişimler zamanında yapılmaya çalışılmıştı. Bundan 3 sene önce bir transfer dönemi yine taraftarın canına tak etmiş, uA forumda basına olta atılmıştı. Adnan Sezgin&#039;in, ismini şu an hatırlamadığım ve daha önce Galatasaray&#039;la adı hiç geçmemiş ünlü bir futbolcuya gizlice imza attırdığı forumda yazılmış, basına sızmaması için futbolcunun Adnan Sezgin&#039;le imza atarkenki fotoğraflarının isteyenlere özel mesaj yoluyla gönderileceği belirtilmişti. Fotoğrafları isteyen yüzlerce üyenin profilleri gözden geçirilip, önceki postlarına bir göz atılıp basın mensubu olmadığı anlaşılınca o üyeye şöyle bir özel mesaj gönderiliyordu: &quot;Sevgili renktaş, son zamanlarda forumumuzu okuyan bazı basın mensuplarının taraftarın gönlünden geçen isimlerle ilgili haber yapıp bunları sayfalarına taşıdıklarını görüyoruz. Bu isimleri deşifre etmek için gerçek olmayan bir iddiada bulunduk. Lütfen fotoğrafları görmüş gibi yapın ve oyunu bozmayın&quot;. Tabii ki günün sonlarına doğru bir üye oyunu bozmuş, &quot;Başlarım oyununuza, niye bu kadar insanı heveslendiriyorsunuz kardeşim&quot; şeklinde bir post atmıştı. Yine de ertesi gün (net hatırlamıyorum) Posta veya Takvim gazetelerinden birinde haber yapılmıştı. Bu tamamen spontane girişim bile sonuç verdiğine göre daha organize ve akıllı girişimlerle basının toplum üzerindeki etkisi azaltılabilir diye düşünüyorum.

Bu arada Arda&#039;nın maçın kırılma anını Baros&#039;un kaçırdığı gol olarak dile getirmesini ben yazmıştım. İnanması zor biliyorum (hatta başkası söylese ben de inanmazdım) fakat Arda&#039;nın hemen maç sonrası ağlamaktan şişmiş gözlerle Bahri Havadır&#039;ın sorularını yanıtladığı röportajda net olarak bunu söylediğini gözümle gördüm, şok oldum. İşin sevindirici yanı bu yorumun bizim bile gözümüzden kaçmış olması ki basın bunu nasıl haber yapmadı, büyük hayret içerisindeyim. Halbuki ne malzeme çıkardı, &quot;Cimbom&#039;da çatlak sesler&quot; &quot;İstenmeyen adam Baros&quot; &quot;Kaptan-Baros düellosu&quot;.

Mehmet Demirkol&#039;un ise her şeye rağmen bu kadar boş insan içerisinde okunabilecek bir yazar olduğunu düşünüyorum.

(Ozan selam. Açıkça ben taraftarın en azından bu yıl, &quot;Rijkaard istifa&quot; boyutuna geçebileceğine pek ihtimal vermiyorum. Elbette büyük konuşmamak lazım ama hissiyatım bu yönde. Ama tabi bir yandan üçüncü sene alınan Rizespor yenilgisinden sonra Florya&#039;nın basılmış olduğu gerçeğini de unutmuyorum ki 1987 taraftarının sabrı ve hoşgörüsü, 2009 taraftarınınkinin yanında Hazreti Eyyüb mesabesindedir.

Bunun yanısıra bazı futbolcularımıza küfür etme konusunda şu anki tribünün ciddi bir sabıka kaydının bulunduğu gerçeği de var. Özellikle Sabri Sarıoğlu ve de şimdilerde yavaş yavaş Mehmet Topal. Dediğin gibi bu algılamayı yaratan tamamen medya. Basında ya da forumlarda, bloglarda birkaç yazı çıkınca genel eğilik belirlenmiş oluyor bir şekilde. Ve bu aslında tıpkı bir dişmacunun tüpten sıkılmasından farksız. Çünkü o macunu nasıl tüpe yeniden doldurmak mümkün değilse, algılamalar da bir şekilde değişmeden kalabiliyorlar, ta ki ilk hatada yeniden ortaya çıkıncaya kadar.

Arda Turan&#039;ın konuşması konusunda sanırım Lig Radyo&#039;daki bir Gayın-Sin dinleyicisine de özür borçluyum. Ben sadece Arda&#039;nın stadın önündeki konuşmalarını dinlemişim demek ki. Meğer o stadın içinde maçın kırılma anı olarak Baros&#039;un kaçırdığı pozisyonu söylemiş. Bence de biraz ayıp etmiş. (O dinleyimiz de Baros&#039;un golü konusunda Arda&#039;nın sözlerinin tuhaflığını dile getirmişti.) Şu gerçek var ki basında Arda&#039;nın seveni çok daha fazla. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>Ferhat&#8217;ın yazısına tamamen katılıyorum. Şu kısma özellikle: &#8220;Ama ortalama spor izleyicisinin Rijkaard ve Galatasaray algısını istedikleri kadar baştan aşşağı değiştirip Rijkaard’a, yönetime ve futbolculara yönelik doğrudan ve dolaylı büyük bir tepki doğmasını sağlıyorlar.&#8221;</p>
<p>Bugün yine komplo teorileri yazılıp çizilmiş. Devre arasında Rijkaard Milan&#8217;a, Kewell Stoke City&#8217;e gönderilmiş vs. Her ne kadar yönetimin teknik ekibe güveninin tam olduğundan kuşkumuz olmasa da, bu haberlerle dolduruşa gelen &#8220;ortalama spor izleyicisi&#8221;nin mağlubiyet sonrası tribünde protestolarda bulunabileceği, bunun sonucunda yönetimde çatlak sesler oluşabileceği veya Rijkaard ve teknik ekibin motivasyonunun azalacağı ve sezon sonunda ayrılabileceği ihtimalleri önümüzdeki tehdit unsurlarının en büyüğüdür diye düşünüyorum. Yazılanlar yazılmaya devam edecektir, bunu engelleyemeyiz (zaten asıl tehdit unsuru bu değil hiçbir zaman) ama taraftarın bilinçlenmesini sağlamak herkesin görevi olmalıdır (tribünde kendi futbolcumuza sövdürmememiz gibi).</p>
<p>Zaten Frank Rijkaard kendisi hakkında çıkan haberleri okuyup bunları kafasına takacak birisi değildir, fakat tribünde yuhalanmak böylesine kariyerli bir teknik adamın hevesini yok edip planlarını bir anda değiştirebilir.<br />
Yalan yazan basına karşı girişimler zamanında yapılmaya çalışılmıştı. Bundan 3 sene önce bir transfer dönemi yine taraftarın canına tak etmiş, uA forumda basına olta atılmıştı. Adnan Sezgin&#8217;in, ismini şu an hatırlamadığım ve daha önce Galatasaray&#8217;la adı hiç geçmemiş ünlü bir futbolcuya gizlice imza attırdığı forumda yazılmış, basına sızmaması için futbolcunun Adnan Sezgin&#8217;le imza atarkenki fotoğraflarının isteyenlere özel mesaj yoluyla gönderileceği belirtilmişti. Fotoğrafları isteyen yüzlerce üyenin profilleri gözden geçirilip, önceki postlarına bir göz atılıp basın mensubu olmadığı anlaşılınca o üyeye şöyle bir özel mesaj gönderiliyordu: &#8220;Sevgili renktaş, son zamanlarda forumumuzu okuyan bazı basın mensuplarının taraftarın gönlünden geçen isimlerle ilgili haber yapıp bunları sayfalarına taşıdıklarını görüyoruz. Bu isimleri deşifre etmek için gerçek olmayan bir iddiada bulunduk. Lütfen fotoğrafları görmüş gibi yapın ve oyunu bozmayın&#8221;. Tabii ki günün sonlarına doğru bir üye oyunu bozmuş, &#8220;Başlarım oyununuza, niye bu kadar insanı heveslendiriyorsunuz kardeşim&#8221; şeklinde bir post atmıştı. Yine de ertesi gün (net hatırlamıyorum) Posta veya Takvim gazetelerinden birinde haber yapılmıştı. Bu tamamen spontane girişim bile sonuç verdiğine göre daha organize ve akıllı girişimlerle basının toplum üzerindeki etkisi azaltılabilir diye düşünüyorum.</p>
<p>Bu arada Arda&#8217;nın maçın kırılma anını Baros&#8217;un kaçırdığı gol olarak dile getirmesini ben yazmıştım. İnanması zor biliyorum (hatta başkası söylese ben de inanmazdım) fakat Arda&#8217;nın hemen maç sonrası ağlamaktan şişmiş gözlerle Bahri Havadır&#8217;ın sorularını yanıtladığı röportajda net olarak bunu söylediğini gözümle gördüm, şok oldum. İşin sevindirici yanı bu yorumun bizim bile gözümüzden kaçmış olması ki basın bunu nasıl haber yapmadı, büyük hayret içerisindeyim. Halbuki ne malzeme çıkardı, &#8220;Cimbom&#8217;da çatlak sesler&#8221; &#8220;İstenmeyen adam Baros&#8221; &#8220;Kaptan-Baros düellosu&#8221;.</p>
<p>Mehmet Demirkol&#8217;un ise her şeye rağmen bu kadar boş insan içerisinde okunabilecek bir yazar olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>(Ozan selam. Açıkça ben taraftarın en azından bu yıl, &#8220;Rijkaard istifa&#8221; boyutuna geçebileceğine pek ihtimal vermiyorum. Elbette büyük konuşmamak lazım ama hissiyatım bu yönde. Ama tabi bir yandan üçüncü sene alınan Rizespor yenilgisinden sonra Florya&#8217;nın basılmış olduğu gerçeğini de unutmuyorum ki 1987 taraftarının sabrı ve hoşgörüsü, 2009 taraftarınınkinin yanında Hazreti Eyyüb mesabesindedir.</p>
<p>Bunun yanısıra bazı futbolcularımıza küfür etme konusunda şu anki tribünün ciddi bir sabıka kaydının bulunduğu gerçeği de var. Özellikle Sabri Sarıoğlu ve de şimdilerde yavaş yavaş Mehmet Topal. Dediğin gibi bu algılamayı yaratan tamamen medya. Basında ya da forumlarda, bloglarda birkaç yazı çıkınca genel eğilik belirlenmiş oluyor bir şekilde. Ve bu aslında tıpkı bir dişmacunun tüpten sıkılmasından farksız. Çünkü o macunu nasıl tüpe yeniden doldurmak mümkün değilse, algılamalar da bir şekilde değişmeden kalabiliyorlar, ta ki ilk hatada yeniden ortaya çıkıncaya kadar.</p>
<p>Arda Turan&#8217;ın konuşması konusunda sanırım Lig Radyo&#8217;daki bir Gayın-Sin dinleyicisine de özür borçluyum. Ben sadece Arda&#8217;nın stadın önündeki konuşmalarını dinlemişim demek ki. Meğer o stadın içinde maçın kırılma anı olarak Baros&#8217;un kaçırdığı pozisyonu söylemiş. Bence de biraz ayıp etmiş. (O dinleyimiz de Baros&#8217;un golü konusunda Arda&#8217;nın sözlerinin tuhaflığını dile getirmişti.) Şu gerçek var ki basında Arda&#8217;nın seveni çok daha fazla. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ferhat tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8206</link>
		<dc:creator>Ferhat</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 23:48:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8206</guid>
		<description>Erasmus takma adlı yorumcu arkadaşın bilgi ve çıkarım dolu güzel yorumuna siz cevaben bu adamları fazla ciddiye almayalım anlamında;

&quot;(Emrah selam. Kendi adıma faydalandığım bir yorum oldu bu. Sanırım Rıdvan Dilmen, Bülent Tulun, Hakan Ünsal merkezli eleştirileri fazla ciddiye alıyoruz.)&quot;

demişsiniz.

Ben de buna cevaben kendi adıma bu spor basının yavaş yavaş gelişen çirkin linç girişimini neden ciddiye aldığımı açıklamak istiyorum. Elbette futbolu ve Galatasarayı yakından takip eden biz gibi azınlıktaki Galatasaraylılar için saygıya değer yorumları yok bahsedilen spor yazarlarının. Ama ortalama spor izleyicisinin Rijkaard ve Galatasaray algısını istedikleri kadar baştan aşşağı değiştirip Rijkaard&#039;a, yönetime ve futbolculara yönelik doğrudan ve dolaylı büyük bir tepki doğmasını sağlıyorlar. Biraz daha açarak anlatırsam sanırım bu kişilerin saldırılarını neden ciddiye almak gerektiğini ve ne gibi bir önlem alınabileceğini kendimce açıklamış olurum. 

Bu adamlar geçen haftadan bu yana neler söylemişler diye şöyle bir göz gezdirdim yorumlarına. Uzun uzadıya ne demişler anlatmayacağım ama kimileri entellektüel (!) birikimini medyumluğa vardırmış (Hıncal) kimi kuyruk acısını uluya uluya haykırmış. (Hakanlar ve Hasan Şaş) Kimisi de hizmet ettiği efendilerini mutlu ederken Galatasaray taraftarını demorilize edip kendi taraftarını motive etmeye çalışmış. (Rıdvan Dilmen)

Rıdvan Dilmen, Hıncal Uluç, Hakan Ünsal, Hakan Şükür ve Hasan Şaş bu dediğim kişiler kendilerine göre hedef kitle olan ortalama Galatasaraylı&#039;nın Rijkaard algısını özgürce kirletme şansına sahipler. Sadece bununla da bitmiyor. Şu an mevcut medyadan Mehmet Çiftçi gibi muhabir olarak gündem belirleyenlerinden tutun, Selçuk Manav gibi inandırıcılığı bile olmayan saçmalıklarla göz boyayanlara kadar hemen her medya mensubu hemen her kaybedilen maç sonucunda çirkin yalanlarla ve hakarete varan yorumlarla Galatasaray taraftarını yönetime ve teknik ekibe istifa yönünde isyan ettirmeye çalışıyorlar. Futbolculara yönelik asılsız haberler resmi siteden yalanlansa bile bir futbolcunun ortalama Galatasaraylı&#039;nın gözündeki itibarı bu karaktersiz insanlarca yeterince sarsılıyor.Bu pislik at izi kalsın yöntemi birçok oyuncu hakkında pekçok yalan habere yöntem olarak kullanıldı. Masabaşı haberi de deniyor bu yönteme galiba. (Sezon başındaki Elano haberleri gibi. Shaktar Donetks bizzat yalanlamıştı haberi.)

Ha bunları ne diye mi söylüyorum. Çünkü bunlar saçmaldıkça veya alenen iftira attıkça hakaret ettikçe isyana teşvik ettikçe onlara cevaben karşılık veren Galatasaraylı yazar saysı oldukça az. Açıkçası şu basın denen çoğunlukla iki yüzlü organizmanın içinde saygı duyarak okuduğum Galatasaraylı olduğu bilinen ama tarafsız olduğu kadar da bilgili spor yazarı sayısı bir elin parmaklarından bile az. Olanlar da hasır altı edilen objektiflerden uzak insanlar. (Örneğin; Ahmet Çakır gibi.) En son sizin katılımınızla belki yalnızca bir kişi arttı.

Uzatmadan sadede gelirsek basın, sosyolojide kanaat önderleri dediğimiz karakterleri barındırıyor içinde. (Rıdvan Dilmen, Hıncal Uluç, Erman Toroğlu gibi popüler yüzler.) Ve malesef Galatasaray adına bilgili ve tarafsız diyebileceğimiz çok ön plana çıkan kanaat öderlerimiz yok. Bunun kültürel ortalamayla ilgisi var elbet ama ortalama bir Galatasasaray taraftarı bile kanaat önderi olarak gördüğü Rıdvan Dilmen ne diyorsa doğrudur algısına sahip. Yani kısaca o gol olur diyorsa olur gibi her dediği doğru kabul görüyor. Ya da &quot;bize haksızlık edildi, vefasızlık yapıldı!&quot; diye her objektif önünde ağlayan eski Kopenhag&#039;çıların bile saçma sapan lafları daha çok saygı görüyor hatta onların duygu sömürüsü yönetime olan güveni de azaltıyor. 

Artık neden ciddiye almak ve müdahale etmek gerektiğini sanırım anlatabildim. Bir tehdit var. Bu tehdit Mart&#039;taki seçimle mevcut yönetimi devirmek bunun akabinde mevcut teknik direktör ve kenar yönetimini uzaklaştırmak şeklinde algılanabilir. Kaynak olarak da eski futbolcularımızın çirkin saldırıları, Fenerbahçe medyası ve Bülent Tulun gibi önünde Ribery vak&#039;ası gibi büyük kariyer ayıpları olan eski yöneticilerin yönetime cephe alması olarak toplamda sayılabilir.

Benim önerim. Bir toplumsal hafıza modeli oluşturmak. Bununla Glatasaray taraftarı kulübe yapılan yanlışları unutmayacak ve ve hafızasında taze tutacak. Bununla birlikte futbol bilgi birikimi artacak. Ve birçok klişenin sonu gelecek. Örneğin bir hafıza havuzu oluşturulacak. Mesela eğer bir muhabir bir masabaşı haberi yaptıktan sonra haberin sahte olduğu belgelenirse buradan havuza kaydedilecek veri veritabanında tarihlenip saklanacak ve ileriki tarihlerde yine aynı muhabir yeni yalanlar öne sürerse hemen ortalama Galatasaralı&#039;nın gözünün önüne bu muhabirin kronolojik sabıkası serilecek. Bu, dost ve düşmanın seçilip bilinmesinden tutun kimin güvenilir olduğuna kadar bir çok doğru kanaate dönüşüp Galatasaraylı&#039;nın aklında yer edecek. Veya örneğin bir yazarın bir tarihte yazdığı yorumda çarpıttığı veya hakarete varan saldırıları saklanıp ardından yenileri eklenince bu kişilerin içyüzleri Galatasaraylı&#039;nın önünde birer CV gibi görünecek. Bu şekilde hem kendi okurları azaldığından kendilerine otokontrol yapıp saldırılarını azaltacak hem de daha önce de dediğim gibi dost düşman belli olacak.

Bir örnek verirsem daha net anlaşılır. Örneğin; tarafsızlığından sual olunmayan Mehmet Demirkol bu konuda tarafsız olduğunu takım tutmadığını belirtmişti yakın tarihte ama spor yazarlığına başladığı ilk günlerde hem Galatasaray&#039;ı hem de Fenerbahçeyi yakından tanıdığını belirtmek için &quot;birinin okulunu bitirdim diğerinin tribününden geliyorum&quot; demişti. Bu bilgiler kronolojik olarak tutulursa algı taze kalır. Aynı şekilde Mehmet Demirkol milli maç sonunda Emre Belözoğlu&#039;nun sahadan tribünde kendisine hareket çekmesinden sonra Emre hakkında ağzına geleni söylediği, Emre Belözoğlu&#039;ndan nefret ettiğini dile getirdiği bir çok yazısı varken bugün Emre Belözoğlu&#039;nun hırçın davranışlarının görmemezlikten gelinmesi gerektiğini belirten söylemleri mevcut. Hatta Emre Belözoğlu&#039;nun hoşgörülmesi gerektiğini toplum algısına telkinlemek içi onu Cantona&#039;ya benzetecek kadar ileriye götürüyor. Açık bir şekilde geçmişte &quot;milli takıma yakıştıramadığım&quot; dediği Emre Belözoğlu&#039;nu bugün birileri adına savunuyor. 

Dikkat ettinizse herhangi bir çıkarım yapmaya ekstra eyler söylemeye gerek yok. Böyle bir hafıza havuzu ya da spor yazarı almanağı düzenlenirse insanların bildiklerinin aslında öyle olmadığının anlaşılması sağlanabilir. Ekstra olarak bu ülkenin klişe söylemlerini çürüten yenilikçi yazılar yazan yazarların klişeci yazarlara cevapları da gösterilip bu birbirine karşılık gelen yazıları havuzda yanyana yayınlayarak Galatasaraylar için hangi fikrin daha doğru olduğu Galatasaraylılar&#039;ın kendi kararlarına sunulabilir. Böylece tek bir kaynağa doğru olup olmadığını bilmeden körü körüne sarılanlar karşıt fikirleri de görmüş olurlar. Bu karşılaştırmalı yazı örneğine Rıdvan Dilmen&#039;in B planı yorumuna Banu Yelkovan&#039;ın cevabını örnek verebiliriz. Böylece Rıdvan diyorsa doğrudur klişesi de yıkılır.

Tabi aklımda siz gibi değerli blog yazarlarının fikirlerini kullanmak da var. Yazılarınız olsun yorumlarınız olsun. Mesela her kameranın önünde kulübün vefa duygusunu eleştiren eski futbolcuların sözleri ile oluşan &quot;Galatasaray vefasız bir kulüptür.&quot; algısını yıkmak için flyingdutchman&#039;ın şu yazıları kendisinden izin alınarak yazılabilir;

http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/08/kopenhag-mizikacilari.html

http://vliegendenederlander.blogspot.com/2008/11/trk-futbolunun-kirgini.html

http://vliegendenederlander.blogspot.com/2007/12/blog-post.html

Aklımda bu hafıza havuzunun yaratılacağı havuz olarak bir internet sitesi var. Bir blog bunun için uygun değil. Site bir blogdan daha fonksiyonel olmalı. Öyle bir site yapılsın ki ekşi sözlük gibi onbinbinlerce insanın sık sık girip aradığını araştırıp kolayca bulacağı gündemi takip edilebileceği geçmişin kaydının izlenebileceği kimin ne düşündüğünü farklı yorumlarla görülebileceği popüler bir kaynak olsun. Güzel bir arayüze sahip olsun ve siz blogerlar ve araştırmacı yorumcular girip istediği her konunun altına istediği belgeyi veya yorumu yazabilsinler.

Bambaşka bir site tasarımı ve istenilen bilgiye kolayca ulaşım ve organize yazar kadrosu bunu gerçekleştirebilir.

Bu ütopik görünse de oturduğu yerden ahkam kesip 5 yılda Barcelona&#039;yı bugünlere getirenlerin futbol bilgisini sorgulayanlara bundan böyle oturduğu yerden sallamanın artık o kadar rahat olmayacağını gösterebilir. Söylediğim model inşa edilirse futbol bilgisinden sual olunmayan Hz. Rıdvan da Neeskens&#039;in kondisyoner olmadığını zahmet edip öğrenebilir.

Birilerine pislik atmanın kolay olmadığını göstermemiz gerek. Artık pabucun pahalı olduğunu bilmeliler bunun için de balık hafızalı taraftarlara saygı duydukları yazarların ne mal olduğunu göstermeniz şart.

(Selam Ferhat. Sanırım meramımı biraz yanlış anlattım. Bu insanların futbol bilgilerini biraz ciddiye alıyoruz anlamına bir şey demeye çalışmıştım. Diğer taraftan tehlikeli bir şey yaptıklarını düşünüyorum bu insanların. Ki bunu yeni yazıda biraz tarif etmeye çalıştım.

Önerin bence çok güzel. Biraz daha olgunlaştırmak gerek. Bu konuda seninle özel olarak yazışacağım. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Erasmus takma adlı yorumcu arkadaşın bilgi ve çıkarım dolu güzel yorumuna siz cevaben bu adamları fazla ciddiye almayalım anlamında;</p>
<p>&#8220;(Emrah selam. Kendi adıma faydalandığım bir yorum oldu bu. Sanırım Rıdvan Dilmen, Bülent Tulun, Hakan Ünsal merkezli eleştirileri fazla ciddiye alıyoruz.)&#8221;</p>
<p>demişsiniz.</p>
<p>Ben de buna cevaben kendi adıma bu spor basının yavaş yavaş gelişen çirkin linç girişimini neden ciddiye aldığımı açıklamak istiyorum. Elbette futbolu ve Galatasarayı yakından takip eden biz gibi azınlıktaki Galatasaraylılar için saygıya değer yorumları yok bahsedilen spor yazarlarının. Ama ortalama spor izleyicisinin Rijkaard ve Galatasaray algısını istedikleri kadar baştan aşşağı değiştirip Rijkaard&#8217;a, yönetime ve futbolculara yönelik doğrudan ve dolaylı büyük bir tepki doğmasını sağlıyorlar. Biraz daha açarak anlatırsam sanırım bu kişilerin saldırılarını neden ciddiye almak gerektiğini ve ne gibi bir önlem alınabileceğini kendimce açıklamış olurum. </p>
<p>Bu adamlar geçen haftadan bu yana neler söylemişler diye şöyle bir göz gezdirdim yorumlarına. Uzun uzadıya ne demişler anlatmayacağım ama kimileri entellektüel (!) birikimini medyumluğa vardırmış (Hıncal) kimi kuyruk acısını uluya uluya haykırmış. (Hakanlar ve Hasan Şaş) Kimisi de hizmet ettiği efendilerini mutlu ederken Galatasaray taraftarını demorilize edip kendi taraftarını motive etmeye çalışmış. (Rıdvan Dilmen)</p>
<p>Rıdvan Dilmen, Hıncal Uluç, Hakan Ünsal, Hakan Şükür ve Hasan Şaş bu dediğim kişiler kendilerine göre hedef kitle olan ortalama Galatasaraylı&#8217;nın Rijkaard algısını özgürce kirletme şansına sahipler. Sadece bununla da bitmiyor. Şu an mevcut medyadan Mehmet Çiftçi gibi muhabir olarak gündem belirleyenlerinden tutun, Selçuk Manav gibi inandırıcılığı bile olmayan saçmalıklarla göz boyayanlara kadar hemen her medya mensubu hemen her kaybedilen maç sonucunda çirkin yalanlarla ve hakarete varan yorumlarla Galatasaray taraftarını yönetime ve teknik ekibe istifa yönünde isyan ettirmeye çalışıyorlar. Futbolculara yönelik asılsız haberler resmi siteden yalanlansa bile bir futbolcunun ortalama Galatasaraylı&#8217;nın gözündeki itibarı bu karaktersiz insanlarca yeterince sarsılıyor.Bu pislik at izi kalsın yöntemi birçok oyuncu hakkında pekçok yalan habere yöntem olarak kullanıldı. Masabaşı haberi de deniyor bu yönteme galiba. (Sezon başındaki Elano haberleri gibi. Shaktar Donetks bizzat yalanlamıştı haberi.)</p>
<p>Ha bunları ne diye mi söylüyorum. Çünkü bunlar saçmaldıkça veya alenen iftira attıkça hakaret ettikçe isyana teşvik ettikçe onlara cevaben karşılık veren Galatasaraylı yazar saysı oldukça az. Açıkçası şu basın denen çoğunlukla iki yüzlü organizmanın içinde saygı duyarak okuduğum Galatasaraylı olduğu bilinen ama tarafsız olduğu kadar da bilgili spor yazarı sayısı bir elin parmaklarından bile az. Olanlar da hasır altı edilen objektiflerden uzak insanlar. (Örneğin; Ahmet Çakır gibi.) En son sizin katılımınızla belki yalnızca bir kişi arttı.</p>
<p>Uzatmadan sadede gelirsek basın, sosyolojide kanaat önderleri dediğimiz karakterleri barındırıyor içinde. (Rıdvan Dilmen, Hıncal Uluç, Erman Toroğlu gibi popüler yüzler.) Ve malesef Galatasaray adına bilgili ve tarafsız diyebileceğimiz çok ön plana çıkan kanaat öderlerimiz yok. Bunun kültürel ortalamayla ilgisi var elbet ama ortalama bir Galatasasaray taraftarı bile kanaat önderi olarak gördüğü Rıdvan Dilmen ne diyorsa doğrudur algısına sahip. Yani kısaca o gol olur diyorsa olur gibi her dediği doğru kabul görüyor. Ya da &#8220;bize haksızlık edildi, vefasızlık yapıldı!&#8221; diye her objektif önünde ağlayan eski Kopenhag&#8217;çıların bile saçma sapan lafları daha çok saygı görüyor hatta onların duygu sömürüsü yönetime olan güveni de azaltıyor. </p>
<p>Artık neden ciddiye almak ve müdahale etmek gerektiğini sanırım anlatabildim. Bir tehdit var. Bu tehdit Mart&#8217;taki seçimle mevcut yönetimi devirmek bunun akabinde mevcut teknik direktör ve kenar yönetimini uzaklaştırmak şeklinde algılanabilir. Kaynak olarak da eski futbolcularımızın çirkin saldırıları, Fenerbahçe medyası ve Bülent Tulun gibi önünde Ribery vak&#8217;ası gibi büyük kariyer ayıpları olan eski yöneticilerin yönetime cephe alması olarak toplamda sayılabilir.</p>
<p>Benim önerim. Bir toplumsal hafıza modeli oluşturmak. Bununla Glatasaray taraftarı kulübe yapılan yanlışları unutmayacak ve ve hafızasında taze tutacak. Bununla birlikte futbol bilgi birikimi artacak. Ve birçok klişenin sonu gelecek. Örneğin bir hafıza havuzu oluşturulacak. Mesela eğer bir muhabir bir masabaşı haberi yaptıktan sonra haberin sahte olduğu belgelenirse buradan havuza kaydedilecek veri veritabanında tarihlenip saklanacak ve ileriki tarihlerde yine aynı muhabir yeni yalanlar öne sürerse hemen ortalama Galatasaralı&#8217;nın gözünün önüne bu muhabirin kronolojik sabıkası serilecek. Bu, dost ve düşmanın seçilip bilinmesinden tutun kimin güvenilir olduğuna kadar bir çok doğru kanaate dönüşüp Galatasaraylı&#8217;nın aklında yer edecek. Veya örneğin bir yazarın bir tarihte yazdığı yorumda çarpıttığı veya hakarete varan saldırıları saklanıp ardından yenileri eklenince bu kişilerin içyüzleri Galatasaraylı&#8217;nın önünde birer CV gibi görünecek. Bu şekilde hem kendi okurları azaldığından kendilerine otokontrol yapıp saldırılarını azaltacak hem de daha önce de dediğim gibi dost düşman belli olacak.</p>
<p>Bir örnek verirsem daha net anlaşılır. Örneğin; tarafsızlığından sual olunmayan Mehmet Demirkol bu konuda tarafsız olduğunu takım tutmadığını belirtmişti yakın tarihte ama spor yazarlığına başladığı ilk günlerde hem Galatasaray&#8217;ı hem de Fenerbahçeyi yakından tanıdığını belirtmek için &#8220;birinin okulunu bitirdim diğerinin tribününden geliyorum&#8221; demişti. Bu bilgiler kronolojik olarak tutulursa algı taze kalır. Aynı şekilde Mehmet Demirkol milli maç sonunda Emre Belözoğlu&#8217;nun sahadan tribünde kendisine hareket çekmesinden sonra Emre hakkında ağzına geleni söylediği, Emre Belözoğlu&#8217;ndan nefret ettiğini dile getirdiği bir çok yazısı varken bugün Emre Belözoğlu&#8217;nun hırçın davranışlarının görmemezlikten gelinmesi gerektiğini belirten söylemleri mevcut. Hatta Emre Belözoğlu&#8217;nun hoşgörülmesi gerektiğini toplum algısına telkinlemek içi onu Cantona&#8217;ya benzetecek kadar ileriye götürüyor. Açık bir şekilde geçmişte &#8220;milli takıma yakıştıramadığım&#8221; dediği Emre Belözoğlu&#8217;nu bugün birileri adına savunuyor. </p>
<p>Dikkat ettinizse herhangi bir çıkarım yapmaya ekstra eyler söylemeye gerek yok. Böyle bir hafıza havuzu ya da spor yazarı almanağı düzenlenirse insanların bildiklerinin aslında öyle olmadığının anlaşılması sağlanabilir. Ekstra olarak bu ülkenin klişe söylemlerini çürüten yenilikçi yazılar yazan yazarların klişeci yazarlara cevapları da gösterilip bu birbirine karşılık gelen yazıları havuzda yanyana yayınlayarak Galatasaraylar için hangi fikrin daha doğru olduğu Galatasaraylılar&#8217;ın kendi kararlarına sunulabilir. Böylece tek bir kaynağa doğru olup olmadığını bilmeden körü körüne sarılanlar karşıt fikirleri de görmüş olurlar. Bu karşılaştırmalı yazı örneğine Rıdvan Dilmen&#8217;in B planı yorumuna Banu Yelkovan&#8217;ın cevabını örnek verebiliriz. Böylece Rıdvan diyorsa doğrudur klişesi de yıkılır.</p>
<p>Tabi aklımda siz gibi değerli blog yazarlarının fikirlerini kullanmak da var. Yazılarınız olsun yorumlarınız olsun. Mesela her kameranın önünde kulübün vefa duygusunu eleştiren eski futbolcuların sözleri ile oluşan &#8220;Galatasaray vefasız bir kulüptür.&#8221; algısını yıkmak için flyingdutchman&#8217;ın şu yazıları kendisinden izin alınarak yazılabilir;</p>
<p><a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/08/kopenhag-mizikacilari.html" rel="nofollow">http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/08/kopenhag-mizikacilari.html</a></p>
<p><a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/2008/11/trk-futbolunun-kirgini.html" rel="nofollow">http://vliegendenederlander.blogspot.com/2008/11/trk-futbolunun-kirgini.html</a></p>
<p><a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/2007/12/blog-post.html" rel="nofollow">http://vliegendenederlander.blogspot.com/2007/12/blog-post.html</a></p>
<p>Aklımda bu hafıza havuzunun yaratılacağı havuz olarak bir internet sitesi var. Bir blog bunun için uygun değil. Site bir blogdan daha fonksiyonel olmalı. Öyle bir site yapılsın ki ekşi sözlük gibi onbinbinlerce insanın sık sık girip aradığını araştırıp kolayca bulacağı gündemi takip edilebileceği geçmişin kaydının izlenebileceği kimin ne düşündüğünü farklı yorumlarla görülebileceği popüler bir kaynak olsun. Güzel bir arayüze sahip olsun ve siz blogerlar ve araştırmacı yorumcular girip istediği her konunun altına istediği belgeyi veya yorumu yazabilsinler.</p>
<p>Bambaşka bir site tasarımı ve istenilen bilgiye kolayca ulaşım ve organize yazar kadrosu bunu gerçekleştirebilir.</p>
<p>Bu ütopik görünse de oturduğu yerden ahkam kesip 5 yılda Barcelona&#8217;yı bugünlere getirenlerin futbol bilgisini sorgulayanlara bundan böyle oturduğu yerden sallamanın artık o kadar rahat olmayacağını gösterebilir. Söylediğim model inşa edilirse futbol bilgisinden sual olunmayan Hz. Rıdvan da Neeskens&#8217;in kondisyoner olmadığını zahmet edip öğrenebilir.</p>
<p>Birilerine pislik atmanın kolay olmadığını göstermemiz gerek. Artık pabucun pahalı olduğunu bilmeliler bunun için de balık hafızalı taraftarlara saygı duydukları yazarların ne mal olduğunu göstermeniz şart.</p>
<p>(Selam Ferhat. Sanırım meramımı biraz yanlış anlattım. Bu insanların futbol bilgilerini biraz ciddiye alıyoruz anlamına bir şey demeye çalışmıştım. Diğer taraftan tehlikeli bir şey yaptıklarını düşünüyorum bu insanların. Ki bunu yeni yazıda biraz tarif etmeye çalıştım.</p>
<p>Önerin bence çok güzel. Biraz daha olgunlaştırmak gerek. Bu konuda seninle özel olarak yazışacağım. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Erasmus tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8205</link>
		<dc:creator>Erasmus</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 19:17:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8205</guid>
		<description>Tekrardan merhabalar.

Oyunu okumak ya da okuyamamak arasındaki farkı sanıyorum halen maç devam ederken işler kötü gittiğinde bit taktik değişikliği olarak yorumluyoruz. Yani işler kötü gittiğinde saha içindeki dizilişe dokunmadan aynı bölgelerin oyuncularını diğer aynı bölge oyuncularla değiştirmek oyunu okuyamamak olarak anlaşılıyor Ali Okancı&#039;nın yazdıklarından. Buna müsadenizle Uğur Meleke&#039;nin bugün yazmış olduğu yazıyı kaynak göstererek itiraz etmek istiyorum. Ne diyor Meleke: &quot;...Tabii ki, oradaki 5 yıllık süreçte Rijkaard’ın Barcelonasının da (sezon içinde veya maç içinde) işler kötüye gittiğinde sistem değiştirdiği zamanlar oldu, ama ana yapı büyük ölçüde korunarak... Hollandalı’nın orada uyguladığı 3 temel dizilişi şöyleydi:
a) 4-2-1-3:  Bugün Rijkaard’ın G.Saray’da ağırlıklı oynattığı düzen, Barcelona’nın da çoğunlukla kullandığı dizilişti. Örneğin 2007-08’de 4’lü savunmanın önünde Toure-Xavi ikilisi, ofansif orta saha rolünde Gudjohnsen ve üçlü forvette sağdan sola Messi-Eto’o ve Henry... Galatasaray’daki karşılığı, bu hafta A.Gücü önünde başlayan takım gibi: 4’lü savunmanın önünde M.Sarp-Ayhan... Onların hemen önünde Elano... İleride Aydın-Baros-Arda üçlüsü.  
b) 4-3-3:  Şampiyon kapatılan 2004-05’te ezberlenen sistem. Dörtlü savunmanın önünde, sağdan sola Xavi, Marquez ve Deco üçlüsü... Forvette de Guily-Eto’o ve Ronaldinho... Galatasaray’daki karşılığı, dörtlü savunmanın önünde sağdan sola Barış-M.Topal-Ayhan gibi...    
c) 4-1-2-3:  Gole ihtiyaç duyulan anlarda kullanılan düzen. Dörtlü savunmanın önünde Toure; onun önünde de ofansif rolde Xavi-Iniesta ikilisi mesela... Galatasaray da, Graz maçının sonlarında bunu oynamıştı: Dörtlü savunmanın önünde M.Topal... Onun önünde Elano-Arda ikilisi. En önde Keita-Baros ve Kewell... Bu da G.Saray’ın 7 forvetinden 5’inin sahada olması demek...&quot;  

Yani aslına bakarsanız diziliş (taktik olarak algılanıyor) değiştirmek Rijkaard&#039;ın başvurduğu bir yöntem. Fakat burada önemli bir nokta var ki o da asıl şablon olarak varyasyonları ile birlikte hep 4-3-3&#039;ü kullanmakta Rijkaard. 

Öte yandan Borges&#039;in ekşi sözlükte Rıdvan Dilmen başlığı altında yaptığı yorumda da değindiği üzere (yorumun tamamını yukarıda post etmiştim) Rijkaard sisteminde sağ forvet, merkez forvet ve sol forvet kavramları vardır. Sağ ve sol forvetler iyice çizgilere doğru açılarak stoperlerin de kanat beklerine yaklaşmasını sağlarlar. Merkez forvet de sürekli yer değiştirerek arası açılmış olan stoperlerin dengesini iyice bozar. Bu sayede geriden gelen defansif orta saha oyuncuları pozisyon bulabilirler ki bunu bu sene Mustafa Sarp örneğinde görüyoruz. Yani sahayı enlemesine kullanmak da çok önemlidir. Burada geleceğim sonuç ise şudur; tüm bu şablonlara alışmak için zamana ve tabii ki de o zamanda çok iyi çalışmaya ihtiyaç vardır ki bence Rijkaard&#039;ın da her röportajında vurguladığı çalışmak konusu bu noktaya işaret eder. Dolayısıyla maç içinde bir takım sorunlar görülse bile takımın belli bir oyun disiplinin sağlayana kadar bu tip değişiklikler yapmamak en iyisidir. 

Sonuç olarak Rijkaard&#039;ın da dediği gibi oyunumuz tepkisel. İşler kötü gittiğinde oyun mentalitesi kaybolabiliyor. Bu tespitleri bu topraklarda çalıştığının 3. ayında yapabilecek ve Türk futbolcusunu okuyacak denli gelişmiş bir görüsü olan  teknik direktörün, oyunu okuyamayacak olduğunu düşünmek doğru olmaz diye düşünüyorum. Hele bu kişi tam bir sistem savunucusu ise. Durum savunduğu sistemi hiç bir karışıklığa yer vermeden çalıştırdığı takıma oturtana kadar tekrar tekrar üzerinde duracak olma sorunudur. Tabi buna sorun denirse.

Sevgilerimle.

(Emrah selam. Kendi adıma faydalandığım bir yorum oldu bu. Sanırım Rıdvan Dilmen, Bülent Tulun, Hakan Ünsal merkezli eleştirileri fazla ciddiye alıyoruz. Borges&#039;in de büyük bir isabetle dediği gibi averaj insanlar bunlar. Futbol görüşleri averaj, duruşları averaj.

Medyada çalışmak onlara hayatlarının hiçbir anında erişemeyecekleri bir haz veriyor. Rijkaard&#039;ı kendilerince dövmek. Ne büyük bir haz aslında bu küçük insanlar için, bir düşünsene. Sen Karabük&#039;ten gel Galatasaray&#039;a, topu kırar gibi oyna ilk baştan. Sonra Galatasaray adam etsin seni. Tuhaf örgütlenmelere girdiğin için gönderil bu takımdan, ondan sonra da kalk hayatının hiçbir anında yanyana bile gelemeyeceğin bir adamı asmaya kalk yazılarında. Keza bir diğeri. Vaktinde bu kulübün yönetim kurulu üyesiyken para karşılığında çalışacak profesyonel ol. Sonra da ekmek parası için pozisyon al sağda solda. (Rıdvan da belli ki Hiddink&#039;i gönderen adam olarak övünüyor kendisiyle.) Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tekrardan merhabalar.</p>
<p>Oyunu okumak ya da okuyamamak arasındaki farkı sanıyorum halen maç devam ederken işler kötü gittiğinde bit taktik değişikliği olarak yorumluyoruz. Yani işler kötü gittiğinde saha içindeki dizilişe dokunmadan aynı bölgelerin oyuncularını diğer aynı bölge oyuncularla değiştirmek oyunu okuyamamak olarak anlaşılıyor Ali Okancı&#8217;nın yazdıklarından. Buna müsadenizle Uğur Meleke&#8217;nin bugün yazmış olduğu yazıyı kaynak göstererek itiraz etmek istiyorum. Ne diyor Meleke: &#8220;&#8230;Tabii ki, oradaki 5 yıllık süreçte Rijkaard’ın Barcelonasının da (sezon içinde veya maç içinde) işler kötüye gittiğinde sistem değiştirdiği zamanlar oldu, ama ana yapı büyük ölçüde korunarak&#8230; Hollandalı’nın orada uyguladığı 3 temel dizilişi şöyleydi:<br />
a) 4-2-1-3:  Bugün Rijkaard’ın G.Saray’da ağırlıklı oynattığı düzen, Barcelona’nın da çoğunlukla kullandığı dizilişti. Örneğin 2007-08’de 4’lü savunmanın önünde Toure-Xavi ikilisi, ofansif orta saha rolünde Gudjohnsen ve üçlü forvette sağdan sola Messi-Eto’o ve Henry&#8230; Galatasaray’daki karşılığı, bu hafta A.Gücü önünde başlayan takım gibi: 4’lü savunmanın önünde M.Sarp-Ayhan&#8230; Onların hemen önünde Elano&#8230; İleride Aydın-Baros-Arda üçlüsü.<br />
b) 4-3-3:  Şampiyon kapatılan 2004-05’te ezberlenen sistem. Dörtlü savunmanın önünde, sağdan sola Xavi, Marquez ve Deco üçlüsü&#8230; Forvette de Guily-Eto’o ve Ronaldinho&#8230; Galatasaray’daki karşılığı, dörtlü savunmanın önünde sağdan sola Barış-M.Topal-Ayhan gibi&#8230;<br />
c) 4-1-2-3:  Gole ihtiyaç duyulan anlarda kullanılan düzen. Dörtlü savunmanın önünde Toure; onun önünde de ofansif rolde Xavi-Iniesta ikilisi mesela&#8230; Galatasaray da, Graz maçının sonlarında bunu oynamıştı: Dörtlü savunmanın önünde M.Topal&#8230; Onun önünde Elano-Arda ikilisi. En önde Keita-Baros ve Kewell&#8230; Bu da G.Saray’ın 7 forvetinden 5’inin sahada olması demek&#8230;&#8221;  </p>
<p>Yani aslına bakarsanız diziliş (taktik olarak algılanıyor) değiştirmek Rijkaard&#8217;ın başvurduğu bir yöntem. Fakat burada önemli bir nokta var ki o da asıl şablon olarak varyasyonları ile birlikte hep 4-3-3&#8242;ü kullanmakta Rijkaard. </p>
<p>Öte yandan Borges&#8217;in ekşi sözlükte Rıdvan Dilmen başlığı altında yaptığı yorumda da değindiği üzere (yorumun tamamını yukarıda post etmiştim) Rijkaard sisteminde sağ forvet, merkez forvet ve sol forvet kavramları vardır. Sağ ve sol forvetler iyice çizgilere doğru açılarak stoperlerin de kanat beklerine yaklaşmasını sağlarlar. Merkez forvet de sürekli yer değiştirerek arası açılmış olan stoperlerin dengesini iyice bozar. Bu sayede geriden gelen defansif orta saha oyuncuları pozisyon bulabilirler ki bunu bu sene Mustafa Sarp örneğinde görüyoruz. Yani sahayı enlemesine kullanmak da çok önemlidir. Burada geleceğim sonuç ise şudur; tüm bu şablonlara alışmak için zamana ve tabii ki de o zamanda çok iyi çalışmaya ihtiyaç vardır ki bence Rijkaard&#8217;ın da her röportajında vurguladığı çalışmak konusu bu noktaya işaret eder. Dolayısıyla maç içinde bir takım sorunlar görülse bile takımın belli bir oyun disiplinin sağlayana kadar bu tip değişiklikler yapmamak en iyisidir. </p>
<p>Sonuç olarak Rijkaard&#8217;ın da dediği gibi oyunumuz tepkisel. İşler kötü gittiğinde oyun mentalitesi kaybolabiliyor. Bu tespitleri bu topraklarda çalıştığının 3. ayında yapabilecek ve Türk futbolcusunu okuyacak denli gelişmiş bir görüsü olan  teknik direktörün, oyunu okuyamayacak olduğunu düşünmek doğru olmaz diye düşünüyorum. Hele bu kişi tam bir sistem savunucusu ise. Durum savunduğu sistemi hiç bir karışıklığa yer vermeden çalıştırdığı takıma oturtana kadar tekrar tekrar üzerinde duracak olma sorunudur. Tabi buna sorun denirse.</p>
<p>Sevgilerimle.</p>
<p>(Emrah selam. Kendi adıma faydalandığım bir yorum oldu bu. Sanırım Rıdvan Dilmen, Bülent Tulun, Hakan Ünsal merkezli eleştirileri fazla ciddiye alıyoruz. Borges&#8217;in de büyük bir isabetle dediği gibi averaj insanlar bunlar. Futbol görüşleri averaj, duruşları averaj.</p>
<p>Medyada çalışmak onlara hayatlarının hiçbir anında erişemeyecekleri bir haz veriyor. Rijkaard&#8217;ı kendilerince dövmek. Ne büyük bir haz aslında bu küçük insanlar için, bir düşünsene. Sen Karabük&#8217;ten gel Galatasaray&#8217;a, topu kırar gibi oyna ilk baştan. Sonra Galatasaray adam etsin seni. Tuhaf örgütlenmelere girdiğin için gönderil bu takımdan, ondan sonra da kalk hayatının hiçbir anında yanyana bile gelemeyeceğin bir adamı asmaya kalk yazılarında. Keza bir diğeri. Vaktinde bu kulübün yönetim kurulu üyesiyken para karşılığında çalışacak profesyonel ol. Sonra da ekmek parası için pozisyon al sağda solda. (Rıdvan da belli ki Hiddink&#8217;i gönderen adam olarak övünüyor kendisiyle.) Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>burakaslan tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8204</link>
		<dc:creator>burakaslan</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 19:02:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8204</guid>
		<description>Melih abi selamlar,

Maçın üzerimdeki olumsuz etkisini daha yeni attım. Az önce maçın 2. yarısını tekrar izledim. Hayret edilecek şekilde takım diğer maçlarda ne yaptıysa gene aynısını yapmış üstelik sakatlıktan yenı çıkan Ayhan dahi dakika 76 iken büyük bir gayret ile top çalıp, adam eksiltmiş ve pasını vermiş Kewell&#039;a. Bu takımdaki tek sorun hız senin de dediğn gibi. Hız sorunu, kısa vadede sadece oyuncuların özverisiye aşılabilir. Zaman içerisinde takım makina düzenine girebilirse o zaman rölantide oynarak da alacağımız maçlar olacaktır. Umarım son vuruşlardaki talihsizliklerin hepsi bu maça denk gelmiştir. 

İçimde bir his var ki sormayın. 25 Ekim&#039;i bekleyin. Sadece derbi yok o gün, benim doğum günüm aynı zamanda. Hayatımın en mutlu günü mü yoksa en mutsuz günü mü beraber göreceğiz. Maça dair tek kızgınlığım Servet&#039;in, Baros gol kaçırdığında arkasını dönüp, ellerini yana açmasıdır. Çok kızdım, çok sinirlendim. Sen kimsin ki, kimi gol kaçırdı diye yargılıyorsun. Sadece Servet&#039;in özgüveninden (!) tam 3 gol pozisyonu verdik. Daha dün kazma diye Fenerbahçe&#039;den kovulduğu günleri çabuk unuttu herhalde. Servet; sadece ve sadece topu uzaklaştır artık senden başka bir şey istemiyorum. Bu düşüncem üzerine yukarıda Arda&#039;nın maçın kırılma anı ile ilgili saptamasını da duyunca takımda Baros&#039;a karşı bir tavır alındığını düşünüyorum. Sen ne dersin abi?

Saygılar.

(Selam Burak. Öncelikle Servet için biraz ağır konuştuğunu söylemek istiyorum. Belli ki kızmışsın, ama &quot;sen kimsin ki&quot; biraz ağır olmuş. Açıkça ben Arda Turan&#039;ın Baros&#039;la ilgili sözlerini duymadım. (Halbuki maç sonu açıklamalarını dinlemiştim.) Dün Gayın-Sin&#039;de bunu söyleyince &quot;Arda&#039;yı koruma&quot; diye SMS geldi. Sanırım benim kaçırdığım Arda&#039;nın lafı şu: &quot;Maçın kırılma anı Baros&#039;un kaçırdığı gol.&quot;

Arda eğer böyle konuşmuşsa yanlış konuşmuş bence biraz. Özellikle bir kaptanın konuşurken biraz daha düşünceli olması lazım. Takımda Baros&#039;a karşı bir antipati olduğunu düşünmüyorum. Sadece hakemlerin Galatasaray&#039;a biraz cephe almasında Baros&#039;un katkısının olduğunu düşünüyor olabilirler ve bunda da çok haksız sayılmazlar. (Bir Galatasaray futbolcusu bilerek kendini yere atmaz. Atmamalı.) Diğer taraftan Nonda&#039;nın takım içinde sevildiği gerçeği de var. Maç içinde toplam dört asistimiz var. Bunlardan birisi Baros&#039;a, birisi Uçar&#039;a, diğer ikisi ise Nonda&#039;ya. Oysa ki Nonda sonradan girdi oyuna. (Ancak sorumluluk olarak bakınca fotoğrafa durum değişiyor. Baros kaçırdığı golden sonra neredeyse yıktı kendini. Ama Nonda biraz buz adam gibiydi gole çeviremediği iki pozisyonda. Hatta penaltıda.)

Galatasaray&#039;ın şöyle bir sorunu var. Orta saha ve kanatlar, Baros&#039;un özelliklerini dikkate alarak besleyemiyor santrforu. Bunu en iyi yapan tek futbolcumuz var, o da Elano. Sevgilerimle. Melih) </description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi selamlar,</p>
<p>Maçın üzerimdeki olumsuz etkisini daha yeni attım. Az önce maçın 2. yarısını tekrar izledim. Hayret edilecek şekilde takım diğer maçlarda ne yaptıysa gene aynısını yapmış üstelik sakatlıktan yenı çıkan Ayhan dahi dakika 76 iken büyük bir gayret ile top çalıp, adam eksiltmiş ve pasını vermiş Kewell&#8217;a. Bu takımdaki tek sorun hız senin de dediğn gibi. Hız sorunu, kısa vadede sadece oyuncuların özverisiye aşılabilir. Zaman içerisinde takım makina düzenine girebilirse o zaman rölantide oynarak da alacağımız maçlar olacaktır. Umarım son vuruşlardaki talihsizliklerin hepsi bu maça denk gelmiştir. </p>
<p>İçimde bir his var ki sormayın. 25 Ekim&#8217;i bekleyin. Sadece derbi yok o gün, benim doğum günüm aynı zamanda. Hayatımın en mutlu günü mü yoksa en mutsuz günü mü beraber göreceğiz. Maça dair tek kızgınlığım Servet&#8217;in, Baros gol kaçırdığında arkasını dönüp, ellerini yana açmasıdır. Çok kızdım, çok sinirlendim. Sen kimsin ki, kimi gol kaçırdı diye yargılıyorsun. Sadece Servet&#8217;in özgüveninden (!) tam 3 gol pozisyonu verdik. Daha dün kazma diye Fenerbahçe&#8217;den kovulduğu günleri çabuk unuttu herhalde. Servet; sadece ve sadece topu uzaklaştır artık senden başka bir şey istemiyorum. Bu düşüncem üzerine yukarıda Arda&#8217;nın maçın kırılma anı ile ilgili saptamasını da duyunca takımda Baros&#8217;a karşı bir tavır alındığını düşünüyorum. Sen ne dersin abi?</p>
<p>Saygılar.</p>
<p>(Selam Burak. Öncelikle Servet için biraz ağır konuştuğunu söylemek istiyorum. Belli ki kızmışsın, ama &#8220;sen kimsin ki&#8221; biraz ağır olmuş. Açıkça ben Arda Turan&#8217;ın Baros&#8217;la ilgili sözlerini duymadım. (Halbuki maç sonu açıklamalarını dinlemiştim.) Dün Gayın-Sin&#8217;de bunu söyleyince &#8220;Arda&#8217;yı koruma&#8221; diye SMS geldi. Sanırım benim kaçırdığım Arda&#8217;nın lafı şu: &#8220;Maçın kırılma anı Baros&#8217;un kaçırdığı gol.&#8221;</p>
<p>Arda eğer böyle konuşmuşsa yanlış konuşmuş bence biraz. Özellikle bir kaptanın konuşurken biraz daha düşünceli olması lazım. Takımda Baros&#8217;a karşı bir antipati olduğunu düşünmüyorum. Sadece hakemlerin Galatasaray&#8217;a biraz cephe almasında Baros&#8217;un katkısının olduğunu düşünüyor olabilirler ve bunda da çok haksız sayılmazlar. (Bir Galatasaray futbolcusu bilerek kendini yere atmaz. Atmamalı.) Diğer taraftan Nonda&#8217;nın takım içinde sevildiği gerçeği de var. Maç içinde toplam dört asistimiz var. Bunlardan birisi Baros&#8217;a, birisi Uçar&#8217;a, diğer ikisi ise Nonda&#8217;ya. Oysa ki Nonda sonradan girdi oyuna. (Ancak sorumluluk olarak bakınca fotoğrafa durum değişiyor. Baros kaçırdığı golden sonra neredeyse yıktı kendini. Ama Nonda biraz buz adam gibiydi gole çeviremediği iki pozisyonda. Hatta penaltıda.)</p>
<p>Galatasaray&#8217;ın şöyle bir sorunu var. Orta saha ve kanatlar, Baros&#8217;un özelliklerini dikkate alarak besleyemiyor santrforu. Bunu en iyi yapan tek futbolcumuz var, o da Elano. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>izmirli cimbomlu tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8203</link>
		<dc:creator>izmirli cimbomlu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 18:57:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8203</guid>
		<description>Abi merhaba. Ben GS&#039;daki bu düşüşün geçici olduğunu kısa zamanda toparlanacağımızı -hem ligde hem Avrupa&#039;da- düşünüyorum. Şunu sormak istiyorum FB sizce yeterince güçlü takımlarla oynadı mı? Yoksa biz FB&#039;nin oyununu büyütüyor muyuz acaba? Teşekkür ederim.

(Sarper selamlar. Sanırım mesele güçlüden öte, akıllı takımlarla oynamak. Mesela ben bir tane akıllı takım biliyorum Fenerbahçe&#039;yle oynayan: Twente. Her takım gibi Fenerbahçe&#039;nin avantajları ve dezavantajları var. Eğer akıllı ve düşündüklerinizi yapacak denli de güçlüyseniz futbolda sürpriz yoktur aslında. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Abi merhaba. Ben GS&#8217;daki bu düşüşün geçici olduğunu kısa zamanda toparlanacağımızı -hem ligde hem Avrupa&#8217;da- düşünüyorum. Şunu sormak istiyorum FB sizce yeterince güçlü takımlarla oynadı mı? Yoksa biz FB&#8217;nin oyununu büyütüyor muyuz acaba? Teşekkür ederim.</p>
<p>(Sarper selamlar. Sanırım mesele güçlüden öte, akıllı takımlarla oynamak. Mesela ben bir tane akıllı takım biliyorum Fenerbahçe&#8217;yle oynayan: Twente. Her takım gibi Fenerbahçe&#8217;nin avantajları ve dezavantajları var. Eğer akıllı ve düşündüklerinizi yapacak denli de güçlüyseniz futbolda sürpriz yoktur aslında. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>oasisi tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8202</link>
		<dc:creator>oasisi</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 16:36:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8202</guid>
		<description>Merhaba Melih abi,

A planıdır, B planıdır diye gidiyor tartışma. Son olarak A planının daha da geliştirilmesi düşüncesi buna eklendi. Bunlarla birlikte Rijkaard&#039;ın Barcelona&#039;sı ile Rijkaard&#039;ın Galatasaray&#039;ı kıyaslamaları başladı. Ben günlerdir bu tartışmaların neresindeyim diye düşünüyorum. Uzun vadeli olarak, kariyeri, Barcelona ile elde ettiği başarıları açısından Rijkaard&#039;ı destekliyor, sabredilerek Galatasaray&#039;ın başında kalmasını diliyorum. Ancak diğer taraftan geride kalan 8 hafta itibariyle bazı şeyleri sorgulama ihtiyacı da hissediyorum. Şu ana kadar izlediğimiz Galatasaray&#039;da gördük ki Rijkaard A planı olarak nitelendirilen, kafasında oluşturmuş olduğu şablonla maçlara çıkıyor. Nonda ya da Baros, Mehmet Topal ya da Ayhan, Mustafa Sarp ya da Ayhan, Elano ya da Kewell, Sabri ya da Uğur vs. şeklinde bu şablona dokunmadan sadece oyuncuları değiştirerek içeride ve dışarıda maçlarına çıkıyor. Ben Galatasaray&#039;a 3 puan aldığı maçlarda kazandıranın bu şablon değil, oyuncuların o maçtaki bireysel performanslarının olduğuna inanıyorum; Keita, Arda ve Nonda vs. gibi. Ama bu isimler formsuz olduğunda işte ortaya son 3 maçta alınan iki beraberlik ve 1 yenilgi çıkıyor.

Rijkaard&#039;ı eleştirenlerin ortak görüşü ne peki? Yani bu A planıdır, B planıdır tartışması nereden çıkıyor? Tek bir şeyden, Rijkaard&#039;ın maçları okuyamamasından. Yani B planı denilen şey ya da C, D, E her neyse, maçın gidişatına göre taktiksel bazı değişikliklerin yapılması anlamını taşıyor. Türkiye&#039;deki spor yazarlarının bazılarının skor yazarı olduğu fikrine katılmakla birlikte aynı şekilde birçoğunun ortak fikri olan maçları okuyamaması düşüncesine de sonuna kadar katılıyorum. Ama aynı zamanda bunun Galatasaray&#039;ı ve Türk futbolunu, Türk takımlarının oyun anlayışlarını tanımasıyla eş orantılı olduğuna da inanıyorum. Bunun için de biraz daha zaman diyorum. Bakın Rijkaard&#039;ın hocalarından Cruyff, Barça TV&#039;de başlayan yeni bir programda bu konuyla ilgili neler söylemiş?!

&quot;Futbolun stratejisi olduğu doğru. Eğer karşımdaki takımda belirli özelliklere sahip bir bek varsa onu yenmesi için bir kanat oyuncusu ile oynarım. Ama maçtan önce aldığınız tüm kararlar havada kalır. Çünkü rakip takımın nasıl oynayacağını asla tam olarak bilemezsiniz. Bu yüzden ilk 5 dakika maçın nasıl gittiğini gördükten sonra stratejinizi uygulama yoluna gidersiniz. Uygun olduğuna inandığınız değişiklikleri yapmaya başlarsınız. Maçı okumak hem oyuncu hem de teknik adamlık dönemimde benim en iyi erdemlerimden biriydi.&quot;

&quot;It’s true that football also has strategy. If I see that a team has a full back with certain characteristics, I’ll play a winger who can beat him. But all the decisions you can take before a match stay up in the air because you never know how the other team will play. You can apply the strategy as you go, after seeing how the match is going after five minutes and you make the changes you believe are appropriate. Reading the match as a player and then as a coach has been one of my best virtues.&quot;

Cruyff&#039;a katılmamak aptallık olur. Benim de anlatmak istediğim tamamiyle bu. İşte Cruyff&#039;un bu düşüncelerini şu ana kadar Rijkaard&#039;tan görebildik mi, bu soruya evet demek şimdilik biraz zor. Yoksa bu maçı okuma bence Nonda&#039;yı çıkarıp Baros&#039;u almak ya da her ikisini de birarada oynatma meselesi değildir. Başka bir şey ya bu başka birşey işte! Sadece biraz daha zaman...;
-----------
Ali Okancı blogunda yazmış. Ben de bu yoruma katılıyorum.

Sen ne düşünyorsun?

(Selamlar. Ben açıkça bu görüşe katılmıyorum. Bunu da şimdi kaleme almakta olduğum, daha doğrusu yazmaya çalıştığım yazıda açıklamaya gayret edeceğim. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Melih abi,</p>
<p>A planıdır, B planıdır diye gidiyor tartışma. Son olarak A planının daha da geliştirilmesi düşüncesi buna eklendi. Bunlarla birlikte Rijkaard&#8217;ın Barcelona&#8217;sı ile Rijkaard&#8217;ın Galatasaray&#8217;ı kıyaslamaları başladı. Ben günlerdir bu tartışmaların neresindeyim diye düşünüyorum. Uzun vadeli olarak, kariyeri, Barcelona ile elde ettiği başarıları açısından Rijkaard&#8217;ı destekliyor, sabredilerek Galatasaray&#8217;ın başında kalmasını diliyorum. Ancak diğer taraftan geride kalan 8 hafta itibariyle bazı şeyleri sorgulama ihtiyacı da hissediyorum. Şu ana kadar izlediğimiz Galatasaray&#8217;da gördük ki Rijkaard A planı olarak nitelendirilen, kafasında oluşturmuş olduğu şablonla maçlara çıkıyor. Nonda ya da Baros, Mehmet Topal ya da Ayhan, Mustafa Sarp ya da Ayhan, Elano ya da Kewell, Sabri ya da Uğur vs. şeklinde bu şablona dokunmadan sadece oyuncuları değiştirerek içeride ve dışarıda maçlarına çıkıyor. Ben Galatasaray&#8217;a 3 puan aldığı maçlarda kazandıranın bu şablon değil, oyuncuların o maçtaki bireysel performanslarının olduğuna inanıyorum; Keita, Arda ve Nonda vs. gibi. Ama bu isimler formsuz olduğunda işte ortaya son 3 maçta alınan iki beraberlik ve 1 yenilgi çıkıyor.</p>
<p>Rijkaard&#8217;ı eleştirenlerin ortak görüşü ne peki? Yani bu A planıdır, B planıdır tartışması nereden çıkıyor? Tek bir şeyden, Rijkaard&#8217;ın maçları okuyamamasından. Yani B planı denilen şey ya da C, D, E her neyse, maçın gidişatına göre taktiksel bazı değişikliklerin yapılması anlamını taşıyor. Türkiye&#8217;deki spor yazarlarının bazılarının skor yazarı olduğu fikrine katılmakla birlikte aynı şekilde birçoğunun ortak fikri olan maçları okuyamaması düşüncesine de sonuna kadar katılıyorum. Ama aynı zamanda bunun Galatasaray&#8217;ı ve Türk futbolunu, Türk takımlarının oyun anlayışlarını tanımasıyla eş orantılı olduğuna da inanıyorum. Bunun için de biraz daha zaman diyorum. Bakın Rijkaard&#8217;ın hocalarından Cruyff, Barça TV&#8217;de başlayan yeni bir programda bu konuyla ilgili neler söylemiş?!</p>
<p>&#8220;Futbolun stratejisi olduğu doğru. Eğer karşımdaki takımda belirli özelliklere sahip bir bek varsa onu yenmesi için bir kanat oyuncusu ile oynarım. Ama maçtan önce aldığınız tüm kararlar havada kalır. Çünkü rakip takımın nasıl oynayacağını asla tam olarak bilemezsiniz. Bu yüzden ilk 5 dakika maçın nasıl gittiğini gördükten sonra stratejinizi uygulama yoluna gidersiniz. Uygun olduğuna inandığınız değişiklikleri yapmaya başlarsınız. Maçı okumak hem oyuncu hem de teknik adamlık dönemimde benim en iyi erdemlerimden biriydi.&#8221;</p>
<p>&#8220;It’s true that football also has strategy. If I see that a team has a full back with certain characteristics, I’ll play a winger who can beat him. But all the decisions you can take before a match stay up in the air because you never know how the other team will play. You can apply the strategy as you go, after seeing how the match is going after five minutes and you make the changes you believe are appropriate. Reading the match as a player and then as a coach has been one of my best virtues.&#8221;</p>
<p>Cruyff&#8217;a katılmamak aptallık olur. Benim de anlatmak istediğim tamamiyle bu. İşte Cruyff&#8217;un bu düşüncelerini şu ana kadar Rijkaard&#8217;tan görebildik mi, bu soruya evet demek şimdilik biraz zor. Yoksa bu maçı okuma bence Nonda&#8217;yı çıkarıp Baros&#8217;u almak ya da her ikisini de birarada oynatma meselesi değildir. Başka bir şey ya bu başka birşey işte! Sadece biraz daha zaman&#8230;;<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Ali Okancı blogunda yazmış. Ben de bu yoruma katılıyorum.</p>
<p>Sen ne düşünyorsun?</p>
<p>(Selamlar. Ben açıkça bu görüşe katılmıyorum. Bunu da şimdi kaleme almakta olduğum, daha doğrusu yazmaya çalıştığım yazıda açıklamaya gayret edeceğim. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>u-topie tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8201</link>
		<dc:creator>u-topie</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 14:38:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8201</guid>
		<description>İyi bir öğrenme süreci için neye ihtiyacımız olur?
Önce verileni süzüp kendine ait kılabilme kapasitesine.
Sonra öğrettiği konuya hakim, kendini yanlış anlaşılmayacak şekilde ifade edebilen öğretici bir kadroya.
Süreci kendi &quot;show&quot;una dönüştürmeden, bilgisi üzerinde sörf yapmaya kalkışmayan, aktaracaklarına odaklanan bir kadroya.
Sonra öğrenme niyeti ve iradesine.
Bir sonraki adımda öğrenilenin paylaşılacağı, geliştirilebileceği destekleyici ortama.
Birbirini teşvik eden, tetikleyen, özendiren grup psikolojisinin hüküm sürdüğü bir ortama.
Kimsenin öne çıkmaya, bir diğerine tur bindirmeye soyunmadığı dayanışmacı bir ortama..

Bugüne kadar bildiklerinizle yetinemeyeceğiniz, bildiklerinizi yeniden elden geçirip, zenginleştirmak zorunda olduğunuz yeni bir ufka dönmüşseniz yüzünüzü; varacağınız yere varıp varamayacağınız veya bunun ne kadar süreceği bu ortamı ne kadar yaratabildiğinize bağlı olacaktır.
GS&#039;ın içinde bulunduğu ortama bu gözle baktığımda iyimser kanattayım.
Her sürecin bir doğal ömrü var.
Yaşanan dalgalanmaların rötara neden olmaması noktasında iş sadece Öğretici&#039;ye düşmüyor.
Birçok değişkenin etkilediği  hep birlikte öğrenilen bu sürecte hepimiz üzerimize düşeni yapıyor muyuz?
Yanıtlamamız gereken soru bu.
Unutmayalım bugün elde ettiklerimiz dün ne yaptıklarımızla ilşkili.
Yarın karşımıza çıkacak tablo ise bugün ne yaptığımızın sonucu olacak.

(Selam. Çok gömülü olsa da kelimelerin arkasına bu yorumdaki bilge söz, yine de anlaşılacaktır eminim burada ve her yerde. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İyi bir öğrenme süreci için neye ihtiyacımız olur?<br />
Önce verileni süzüp kendine ait kılabilme kapasitesine.<br />
Sonra öğrettiği konuya hakim, kendini yanlış anlaşılmayacak şekilde ifade edebilen öğretici bir kadroya.<br />
Süreci kendi &#8220;show&#8221;una dönüştürmeden, bilgisi üzerinde sörf yapmaya kalkışmayan, aktaracaklarına odaklanan bir kadroya.<br />
Sonra öğrenme niyeti ve iradesine.<br />
Bir sonraki adımda öğrenilenin paylaşılacağı, geliştirilebileceği destekleyici ortama.<br />
Birbirini teşvik eden, tetikleyen, özendiren grup psikolojisinin hüküm sürdüğü bir ortama.<br />
Kimsenin öne çıkmaya, bir diğerine tur bindirmeye soyunmadığı dayanışmacı bir ortama..</p>
<p>Bugüne kadar bildiklerinizle yetinemeyeceğiniz, bildiklerinizi yeniden elden geçirip, zenginleştirmak zorunda olduğunuz yeni bir ufka dönmüşseniz yüzünüzü; varacağınız yere varıp varamayacağınız veya bunun ne kadar süreceği bu ortamı ne kadar yaratabildiğinize bağlı olacaktır.<br />
GS&#8217;ın içinde bulunduğu ortama bu gözle baktığımda iyimser kanattayım.<br />
Her sürecin bir doğal ömrü var.<br />
Yaşanan dalgalanmaların rötara neden olmaması noktasında iş sadece Öğretici&#8217;ye düşmüyor.<br />
Birçok değişkenin etkilediği  hep birlikte öğrenilen bu sürecte hepimiz üzerimize düşeni yapıyor muyuz?<br />
Yanıtlamamız gereken soru bu.<br />
Unutmayalım bugün elde ettiklerimiz dün ne yaptıklarımızla ilşkili.<br />
Yarın karşımıza çıkacak tablo ise bugün ne yaptığımızın sonucu olacak.</p>
<p>(Selam. Çok gömülü olsa da kelimelerin arkasına bu yorumdaki bilge söz, yine de anlaşılacaktır eminim burada ve her yerde. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ferhat tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8200</link>
		<dc:creator>Ferhat</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 13:26:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8200</guid>
		<description>Aydın Karabulut ve Theo Weeks serbest kalmış duyduğuma göre. Bu alternatifler düşünülüyor mu?

(Ferhat selam. Pek ihtimal vermiyorum buna. Ama yine de belli olmaz. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aydın Karabulut ve Theo Weeks serbest kalmış duyduğuma göre. Bu alternatifler düşünülüyor mu?</p>
<p>(Ferhat selam. Pek ihtimal vermiyorum buna. Ama yine de belli olmaz. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ozan tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8199</link>
		<dc:creator>Ozan</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 13:23:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8199</guid>
		<description>Melih abi selamlar,
İlk yazım, futbol hakkında olsun çok isterdim ama dün basında çıkan bazı haberleri araştırma gereği hissettim. Gerçeklik payı olduğuna inandığım için değil, basınımızın içinde bulunduğu aciz durumdan rahatsız oldum. Selçuk Manav&#039;ın haberini zaten bilmeyen kalmadı sanırım. Bir sene eskiye dönelim:

-Tarih 12 Kasım 2008. Fotomaç gazetesi, Selçuk Manav haberi

Aragones Uzağı Göremiyor
İspanya&#039;nın Getafe takımının teknik direktörü Victor Munoz, F.Bahçe&#039;nin hocasıyla ilgili çok çarpıcı iddialarda bulundu. Munoz, ATV Spor Müdürü Selçuk Manav&#039;a yaptığı açıklamada &quot;Aragones&#039;in gözleri bozuktur. Sahanın her noktasını göremez. Yardımcıları olmasa işi zor&quot; dedi.

Yani İspanya&#039;da teknik direktörlük yapmış herhangi bir 3 büyük takım teknik direktörünü karalamak için Selçuk Manav&#039;ın kafasında yaratmış olduğu sanal bir karakterden başka birşey değil bu &quot;bombacı Víctor Muñoz&quot;. 
 
Milliyet&#039;te Mehmet Çiftçi imzalı diğer bir haberde ise İspanyol Sport gazetesinden alıntı (!) yapılarak (ki bu gazete Katalan gazetesi olup Barcelona&#039;ya yakınlığıyla bilinir) şöyle denilmiş: 

&quot;Barça&#039;da da böyle mi yaptı?&quot;
http://www.milliyet.com.tr/Spor/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&amp;KategoriID=6&amp;ArticleID=1147346&amp;Date=07.10.2009&amp;b=BU%20KEZ%20TUTAR%20MI

&quot;İspanyol basını, saha dışında oyuncularına tam özgürlük tanıyan Hollandalı teknik adamın Barça’dan ayrılmasına sebep olan hatalarını tek tek sıraladı. Sport gazetesi, Katalan ekibinin, Guardiola göreve geldikten sonra Rijkaard modelini rafa kaldırarak ayağa kalktığını yazdı.(...)&quot;

Şeklinde devam ediyor. İspanyol Sport gazetesinin web sitesi arşivinde sadece &quot;Rijkaard&quot; kelimesi kullanarak yaptığım aramada böyle bir haber çıkmadı. Hatta dün çıkan bir haberde o dönem Rijkaard&#039;in yardımcılığını yapmış olan Eusobio Sacristán&#039;ın röportajına yer verilmiş, genelinde Pep Guardiola&#039;yı övdüğü röportajın son kısmında Frank Rijkaard&#039;dan bahsedilmiş: 

Sobre la buena trayectoria de Rijkaard en el Galatasaray, Eusebio indicó que “seguro que las cosas le irán bien y esté donde esté será muy querido. Se lo merece”. De su proyecto en el Celta, el técnico remarcó que “queremos devolver al club donde le corresponde, entre los grandes de España, y estamos poniendo las bases para conseguirlo” 

Yani, (Rijkaard&#039;ın Galatasaray&#039;daki iyi gidişiyle ilgili Eusobio &quot;Eminim işler onun için iyi gidecektir ve nerede olursa olsun sevilecektir, zaten bunu hakediyor&quot; şeklinde konuştu) diye bitiyor haber. Tabii ki bunu haber yapsa Milliyet sütunlarına sansasyonel bir şekilde taşınmayacaktı. 

Haberi yapan arkadaşı Facebook&#039;ta bulup mesaj attım (İspanya networkünde olduğundan profilini görüntüleyebildim. Katalunya&#039;da yaşayan birden çok Mehmet Çiftçi olacak değil ya, zaten o profil resmi de bir gazeteciden başkasına ait olamaz).

&quot;Mehmet Bey bugun Milliyet&#039;teki haberinizin kaynagi olan habere ait Sport gazetesinde birsey goremedim, linki gonderebilir misiniz lutfen? Tesekkurler, iyi calismalar &quot; şeklindeki mesajıma tabii ki bir yanıt beklemiyordum. Ama en azından yazıp çizdiklerinin takip edildiğini,  gerçekliklerinin araştırıldığını, enformatiğin bu denli ilerlediği çağımızda insanları halen aptal yerine koymanın aslında kendi aptallıkları olduğunu anlayıp biraz utanır diye düşündüm. Belki yarın başka bir mağlubiyet sonrası Marca veya AS gazetelerinden alıntı(!) yapmadan önce bir kez daha düşünür! 

Üzücü fakat gerçek olan ise bu haberlerin bilinçsiz taraftarlar tarafından da körü körüne okunuyor olması ve alınacak kötü bir sonuçtan sonra tribünde tepki şekline dönüşebilme ihtimali. 

Bu arada aynı Sport gazetesinde çıkan &quot;¿Cuántos les meteremos hoy?&quot; (Bugün kaç atacağız?) başlıklı bir diğer ilginç köşe yazısının Rijkaard&#039;la ilgili bir bölümünü de paylaşmak istiyorum:

El problema no es que los seguidores piensen así , que ya es bueno para los corazones de los culés, el problema es que también lo piensen los jugadores. El día que ellos lo sientan así, que se relajen, que se crean superiores, ese día, el Barça de Guardiola volverá a ser el Barça de las dos últimos años de Rijkaard. La autocomplaciencia, esa palabra que tanto usamos hace un par de temporadas no debería repetirse nunca más.

Barça&#039;nın oturmuş kadrosuna övgüler yağdırıp bileğinin bükülemeyeceğini belirttikten sonra şöyle devam etmiş Joan Vehils:
&quot;Problem taraftarın takımı yenilmez görmesi değil, zaten bu Culé&#039;lerin (Barcelona taraftarları) kalp sağlığı açısından iyi birşey, asıl problem oyuncuların bu şekilde düşünmesi olacaktır. Ve böyle hissetikleri, rahatladıkları, en iyi olduklarına inandıkları gün Guardiola&#039;nın Barça&#039;sı Rijkaard&#039;ın son iki senesindeki Barça&#039;ya döner. 2 sezon önce çok kullandığımız bir kelime olan &quot;auto-complacency&quot; (tam çevirisini bilemedim, rehavet - kendini üstün görme denebilir) kelimesi bir daha kullanılabilecek duruma gelmemelidir.&quot;

Şöyle bir sorum olacak size: Frank Rijkaard&#039;ın Barcelona&#039;da geçirdiği kötü ilk sezon ve 5 sene içerisinde edindiği tecrübe, hemen hemen aynı sistemi Galatasaray&#039;a empoze etme süreci sırasında kendisine yardımcı olacak, hatta görüyoruz ki Barcelona&#039;da başta yaşadığı tatsız dönemin bir benzerini edindiği bu tecrübe sayesinde Galatasaray&#039;da görmeyeceğiz. Bu, işin tamamen teknik ve taktik anlamda tecrübesi, bu konuda sıkıntı yok. Fakat Rijkaard&#039;ın Barcelona&#039;da son döneminde yaşadığı ve görevine son verilmesine kadar sebep olan sıkıntılar tamamen takım içi disiplin eksikliğinden kaynaklanıyordu. Bunu geçenlerde başkanları Laporta da açıkça ifade etti. Takımın yıldızları birbirleri hakkında medya üzerinden atıp tutuyor, iş dönüp dolaşıp Rijkaard&#039;a varıyordu. 
Sizce Rijkaard bu anlamda da bir tecrübe edinmiş midir? Görüyoruz ki Rijkaard gayet yumuşak karakterli bir insan, yeri geldiğinde otoriter olabiliyor fakat yıldızlardan kurulu bir takımda çıkabilecek olası tatsızlıkları engelleyebilir veya Barcelona&#039;da yaşadığı benzer durum nedeniyle bunu öngörüp önlemini alabilir mi? Yani kısacası bir teknik direktörün mental anlamda bir tecrübe kazanması mümkün müdür geçmişte yaşadıklarından? 
Rijkaard&#039;ın rotasyon sistemi ve adı/şanı ne olursa olsun her futbolcunun kötü performans sonrası takımdan kesileceğinin gösterilmesi takım içi rekabeti gereğinden daha üst yerlere getirip havanın bozulmasına yol açabilir mi? Son maçta henüz korkulacak derecede olmasa bile ilerisi için bizi kaygılandıran birtakım ego savaşları gördük hep birlikte. Örneğin Arda gibi gerçekten üst düzey zekaya sahip bir futbolcunun, bir kaptanın, maçın en önemli kırılma anının sorulması üzerine yorum yapmaktan kaçınmak yerine &quot;Baros&#039;un pozisyonuydu&quot; demesi (halbuki bana göre de kırılma anı geçenlerde bu sayfada bir arkadaşın ifade ettiği gibi &quot;Arda&#039;nın çalımlarla girip pas vermek yerine topu kendi yarattığı dağlara gönderdiği pozisyon&quot; olabilir) sizce kaygılanacak bir durum değil mi?
Sevgiler, Ozan.
P.S: Biraz kötümser hava yaratmış olabilirim ama eminim cevaplarınız üzerine içim rahatlayacaktır :)

(Ozan selamlar. Öncelikle bu güzel araştırma için teşekkür borçluyuz sana. Önemli bir iş yapmışsın.

Sondan başlayayım. Aslında Rijkaard maç içinde Keita&#039;ya Kasımpaşa maçında yaptığı gibi Arda&#039;yı çekip konuşmuştu. Ben de bu konuşmadan sonra işlerin düzeleceğini ümit etmiştim. Ama Arda ilk ve tek asistini yapmak için 85&#039;inci dakiyı bekledi, 1-0 gerideyken (Nonda&#039;ya çıkardığı top.) Açıkça şu çok net ki, Rijkaard&#039;ın son söyleşisinde bireysel oynadık diyerek ismini vermediği ilk futbolcu Arda Turan. (Yazmayı planladığım &quot;Yeni Galatasaray&quot; yazısında Arda&#039;yla ilgili ilginç istatistikleri paylaşacağım.) Özellikle ulusal maç sonrasında değişik bir Arda Turan izledik, izliyoruz hep beraber. Maalesef.

Esasında Rijkaard&#039;ın Arda hakkındaki görüşlerini iyi biliyoruz. Kendisiyle yapılan ilk söyleşide gerek satır araları, gerekse de aleni olarak söylediği şeylerde Arda&#039;ya önüne koyması gereken hedefi çok net iletmişti Rijkaard. Ama belli ki Arda yaşının verdiği dezavantajla bunları anlayabilecek bir zihniyette değil henüz.

İkinci sorun. Yani Barça&#039;daki disiplinsizlikler. Esasında bu kaçınılmaz bir şey. Ve insanla kaim meseleler. Nedeni şu: Belirli bir zafer ve başarı elde edilince bu zaferden pay alma konusunda ciddi savaşlar çıkıyor ortaya insanlar arasında. Barça&#039;da da olup biten buydu. Başarılarla daha da egoları yükselen futbolcular birbirlerine girdiler. (Benzer bir süreç Pep&#039;in Barçası&#039;nı da bekliyor hâlâ.)

Hemen hemen aynı şeyi biz de yaşamıştık 2000&#039;de. Terim&#039;le bazı futbolcular (Hakan Şükür, vb.) arasında net bir gerilim oluşmuştu başarıyı sahiplenmek adına. (Jeep davası bunun uzantısıdır.) Aynı gerilim yönetimle Terim arasında da vardı.

Biz de Rijkaard yönetiminde ciddi bir zafer elde edince aynı şeyler yeniden olacak. Bunu Rijkaard&#039;ın disiplini sağlayamamasıyla değil insanın fıtratıyla açıklamak sanırım daha doğru.

Bu gibi durumda yapılması gereken kadroda revizyona gitmek olmalı. (Mesela Eto&#039;o&#039;nun Inter&#039;e gitmesini ve Ibra&#039;nın Barça&#039;yı gelmesini bu manada okumalıyız. Bizde de Hakan Şükür&#039;ün gidip Jardel&#039;in gelmesi benzer bir operasyondu. Ama maalesef iyi yönetemedik bunu Hakan Şükür&#039;ün takımın içindeki uzantıları nedeniyle.)

Sanırım biraz ifade edebildim meramımı. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi selamlar,<br />
İlk yazım, futbol hakkında olsun çok isterdim ama dün basında çıkan bazı haberleri araştırma gereği hissettim. Gerçeklik payı olduğuna inandığım için değil, basınımızın içinde bulunduğu aciz durumdan rahatsız oldum. Selçuk Manav&#8217;ın haberini zaten bilmeyen kalmadı sanırım. Bir sene eskiye dönelim:</p>
<p>-Tarih 12 Kasım 2008. Fotomaç gazetesi, Selçuk Manav haberi</p>
<p>Aragones Uzağı Göremiyor<br />
İspanya&#8217;nın Getafe takımının teknik direktörü Victor Munoz, F.Bahçe&#8217;nin hocasıyla ilgili çok çarpıcı iddialarda bulundu. Munoz, ATV Spor Müdürü Selçuk Manav&#8217;a yaptığı açıklamada &#8220;Aragones&#8217;in gözleri bozuktur. Sahanın her noktasını göremez. Yardımcıları olmasa işi zor&#8221; dedi.</p>
<p>Yani İspanya&#8217;da teknik direktörlük yapmış herhangi bir 3 büyük takım teknik direktörünü karalamak için Selçuk Manav&#8217;ın kafasında yaratmış olduğu sanal bir karakterden başka birşey değil bu &#8220;bombacı Víctor Muñoz&#8221;. </p>
<p>Milliyet&#8217;te Mehmet Çiftçi imzalı diğer bir haberde ise İspanyol Sport gazetesinden alıntı (!) yapılarak (ki bu gazete Katalan gazetesi olup Barcelona&#8217;ya yakınlığıyla bilinir) şöyle denilmiş: </p>
<p>&#8220;Barça&#8217;da da böyle mi yaptı?&#8221;<br />
<a href="http://www.milliyet.com.tr/Spor/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&amp;KategoriID=6&amp;ArticleID=1147346&amp;Date=07.10.2009&amp;b=BU%20KEZ%20TUTAR%20MI" rel="nofollow">http://www.milliyet.com.tr/Spor/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&amp;KategoriID=6&amp;ArticleID=1147346&amp;Date=07.10.2009&amp;b=BU%20KEZ%20TUTAR%20MI</a></p>
<p>&#8220;İspanyol basını, saha dışında oyuncularına tam özgürlük tanıyan Hollandalı teknik adamın Barça’dan ayrılmasına sebep olan hatalarını tek tek sıraladı. Sport gazetesi, Katalan ekibinin, Guardiola göreve geldikten sonra Rijkaard modelini rafa kaldırarak ayağa kalktığını yazdı.(&#8230;)&#8221;</p>
<p>Şeklinde devam ediyor. İspanyol Sport gazetesinin web sitesi arşivinde sadece &#8220;Rijkaard&#8221; kelimesi kullanarak yaptığım aramada böyle bir haber çıkmadı. Hatta dün çıkan bir haberde o dönem Rijkaard&#8217;in yardımcılığını yapmış olan Eusobio Sacristán&#8217;ın röportajına yer verilmiş, genelinde Pep Guardiola&#8217;yı övdüğü röportajın son kısmında Frank Rijkaard&#8217;dan bahsedilmiş: </p>
<p>Sobre la buena trayectoria de Rijkaard en el Galatasaray, Eusebio indicó que “seguro que las cosas le irán bien y esté donde esté será muy querido. Se lo merece”. De su proyecto en el Celta, el técnico remarcó que “queremos devolver al club donde le corresponde, entre los grandes de España, y estamos poniendo las bases para conseguirlo” </p>
<p>Yani, (Rijkaard&#8217;ın Galatasaray&#8217;daki iyi gidişiyle ilgili Eusobio &#8220;Eminim işler onun için iyi gidecektir ve nerede olursa olsun sevilecektir, zaten bunu hakediyor&#8221; şeklinde konuştu) diye bitiyor haber. Tabii ki bunu haber yapsa Milliyet sütunlarına sansasyonel bir şekilde taşınmayacaktı. </p>
<p>Haberi yapan arkadaşı Facebook&#8217;ta bulup mesaj attım (İspanya networkünde olduğundan profilini görüntüleyebildim. Katalunya&#8217;da yaşayan birden çok Mehmet Çiftçi olacak değil ya, zaten o profil resmi de bir gazeteciden başkasına ait olamaz).</p>
<p>&#8220;Mehmet Bey bugun Milliyet&#8217;teki haberinizin kaynagi olan habere ait Sport gazetesinde birsey goremedim, linki gonderebilir misiniz lutfen? Tesekkurler, iyi calismalar &#8221; şeklindeki mesajıma tabii ki bir yanıt beklemiyordum. Ama en azından yazıp çizdiklerinin takip edildiğini,  gerçekliklerinin araştırıldığını, enformatiğin bu denli ilerlediği çağımızda insanları halen aptal yerine koymanın aslında kendi aptallıkları olduğunu anlayıp biraz utanır diye düşündüm. Belki yarın başka bir mağlubiyet sonrası Marca veya AS gazetelerinden alıntı(!) yapmadan önce bir kez daha düşünür! </p>
<p>Üzücü fakat gerçek olan ise bu haberlerin bilinçsiz taraftarlar tarafından da körü körüne okunuyor olması ve alınacak kötü bir sonuçtan sonra tribünde tepki şekline dönüşebilme ihtimali. </p>
<p>Bu arada aynı Sport gazetesinde çıkan &#8220;¿Cuántos les meteremos hoy?&#8221; (Bugün kaç atacağız?) başlıklı bir diğer ilginç köşe yazısının Rijkaard&#8217;la ilgili bir bölümünü de paylaşmak istiyorum:</p>
<p>El problema no es que los seguidores piensen así , que ya es bueno para los corazones de los culés, el problema es que también lo piensen los jugadores. El día que ellos lo sientan así, que se relajen, que se crean superiores, ese día, el Barça de Guardiola volverá a ser el Barça de las dos últimos años de Rijkaard. La autocomplaciencia, esa palabra que tanto usamos hace un par de temporadas no debería repetirse nunca más.</p>
<p>Barça&#8217;nın oturmuş kadrosuna övgüler yağdırıp bileğinin bükülemeyeceğini belirttikten sonra şöyle devam etmiş Joan Vehils:<br />
&#8220;Problem taraftarın takımı yenilmez görmesi değil, zaten bu Culé&#8217;lerin (Barcelona taraftarları) kalp sağlığı açısından iyi birşey, asıl problem oyuncuların bu şekilde düşünmesi olacaktır. Ve böyle hissetikleri, rahatladıkları, en iyi olduklarına inandıkları gün Guardiola&#8217;nın Barça&#8217;sı Rijkaard&#8217;ın son iki senesindeki Barça&#8217;ya döner. 2 sezon önce çok kullandığımız bir kelime olan &#8220;auto-complacency&#8221; (tam çevirisini bilemedim, rehavet &#8211; kendini üstün görme denebilir) kelimesi bir daha kullanılabilecek duruma gelmemelidir.&#8221;</p>
<p>Şöyle bir sorum olacak size: Frank Rijkaard&#8217;ın Barcelona&#8217;da geçirdiği kötü ilk sezon ve 5 sene içerisinde edindiği tecrübe, hemen hemen aynı sistemi Galatasaray&#8217;a empoze etme süreci sırasında kendisine yardımcı olacak, hatta görüyoruz ki Barcelona&#8217;da başta yaşadığı tatsız dönemin bir benzerini edindiği bu tecrübe sayesinde Galatasaray&#8217;da görmeyeceğiz. Bu, işin tamamen teknik ve taktik anlamda tecrübesi, bu konuda sıkıntı yok. Fakat Rijkaard&#8217;ın Barcelona&#8217;da son döneminde yaşadığı ve görevine son verilmesine kadar sebep olan sıkıntılar tamamen takım içi disiplin eksikliğinden kaynaklanıyordu. Bunu geçenlerde başkanları Laporta da açıkça ifade etti. Takımın yıldızları birbirleri hakkında medya üzerinden atıp tutuyor, iş dönüp dolaşıp Rijkaard&#8217;a varıyordu.<br />
Sizce Rijkaard bu anlamda da bir tecrübe edinmiş midir? Görüyoruz ki Rijkaard gayet yumuşak karakterli bir insan, yeri geldiğinde otoriter olabiliyor fakat yıldızlardan kurulu bir takımda çıkabilecek olası tatsızlıkları engelleyebilir veya Barcelona&#8217;da yaşadığı benzer durum nedeniyle bunu öngörüp önlemini alabilir mi? Yani kısacası bir teknik direktörün mental anlamda bir tecrübe kazanması mümkün müdür geçmişte yaşadıklarından?<br />
Rijkaard&#8217;ın rotasyon sistemi ve adı/şanı ne olursa olsun her futbolcunun kötü performans sonrası takımdan kesileceğinin gösterilmesi takım içi rekabeti gereğinden daha üst yerlere getirip havanın bozulmasına yol açabilir mi? Son maçta henüz korkulacak derecede olmasa bile ilerisi için bizi kaygılandıran birtakım ego savaşları gördük hep birlikte. Örneğin Arda gibi gerçekten üst düzey zekaya sahip bir futbolcunun, bir kaptanın, maçın en önemli kırılma anının sorulması üzerine yorum yapmaktan kaçınmak yerine &#8220;Baros&#8217;un pozisyonuydu&#8221; demesi (halbuki bana göre de kırılma anı geçenlerde bu sayfada bir arkadaşın ifade ettiği gibi &#8220;Arda&#8217;nın çalımlarla girip pas vermek yerine topu kendi yarattığı dağlara gönderdiği pozisyon&#8221; olabilir) sizce kaygılanacak bir durum değil mi?<br />
Sevgiler, Ozan.<br />
P.S: Biraz kötümser hava yaratmış olabilirim ama eminim cevaplarınız üzerine içim rahatlayacaktır <img src='http://gayin-sin.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>(Ozan selamlar. Öncelikle bu güzel araştırma için teşekkür borçluyuz sana. Önemli bir iş yapmışsın.</p>
<p>Sondan başlayayım. Aslında Rijkaard maç içinde Keita&#8217;ya Kasımpaşa maçında yaptığı gibi Arda&#8217;yı çekip konuşmuştu. Ben de bu konuşmadan sonra işlerin düzeleceğini ümit etmiştim. Ama Arda ilk ve tek asistini yapmak için 85&#8242;inci dakiyı bekledi, 1-0 gerideyken (Nonda&#8217;ya çıkardığı top.) Açıkça şu çok net ki, Rijkaard&#8217;ın son söyleşisinde bireysel oynadık diyerek ismini vermediği ilk futbolcu Arda Turan. (Yazmayı planladığım &#8220;Yeni Galatasaray&#8221; yazısında Arda&#8217;yla ilgili ilginç istatistikleri paylaşacağım.) Özellikle ulusal maç sonrasında değişik bir Arda Turan izledik, izliyoruz hep beraber. Maalesef.</p>
<p>Esasında Rijkaard&#8217;ın Arda hakkındaki görüşlerini iyi biliyoruz. Kendisiyle yapılan ilk söyleşide gerek satır araları, gerekse de aleni olarak söylediği şeylerde Arda&#8217;ya önüne koyması gereken hedefi çok net iletmişti Rijkaard. Ama belli ki Arda yaşının verdiği dezavantajla bunları anlayabilecek bir zihniyette değil henüz.</p>
<p>İkinci sorun. Yani Barça&#8217;daki disiplinsizlikler. Esasında bu kaçınılmaz bir şey. Ve insanla kaim meseleler. Nedeni şu: Belirli bir zafer ve başarı elde edilince bu zaferden pay alma konusunda ciddi savaşlar çıkıyor ortaya insanlar arasında. Barça&#8217;da da olup biten buydu. Başarılarla daha da egoları yükselen futbolcular birbirlerine girdiler. (Benzer bir süreç Pep&#8217;in Barçası&#8217;nı da bekliyor hâlâ.)</p>
<p>Hemen hemen aynı şeyi biz de yaşamıştık 2000&#8242;de. Terim&#8217;le bazı futbolcular (Hakan Şükür, vb.) arasında net bir gerilim oluşmuştu başarıyı sahiplenmek adına. (Jeep davası bunun uzantısıdır.) Aynı gerilim yönetimle Terim arasında da vardı.</p>
<p>Biz de Rijkaard yönetiminde ciddi bir zafer elde edince aynı şeyler yeniden olacak. Bunu Rijkaard&#8217;ın disiplini sağlayamamasıyla değil insanın fıtratıyla açıklamak sanırım daha doğru.</p>
<p>Bu gibi durumda yapılması gereken kadroda revizyona gitmek olmalı. (Mesela Eto&#8217;o'nun Inter&#8217;e gitmesini ve Ibra&#8217;nın Barça&#8217;yı gelmesini bu manada okumalıyız. Bizde de Hakan Şükür&#8217;ün gidip Jardel&#8217;in gelmesi benzer bir operasyondu. Ama maalesef iyi yönetemedik bunu Hakan Şükür&#8217;ün takımın içindeki uzantıları nedeniyle.)</p>
<p>Sanırım biraz ifade edebildim meramımı. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Orcun tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8198</link>
		<dc:creator>Orcun</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 12:07:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8198</guid>
		<description>Selamlar.
Defalarca okunmayı, üzerine bol bol düşünmeyi ve akıllardan hiçbir koşulda çıkarmamayı gerektircek bir yazı da Ersin Düzen&#039;den gelmiş. Böyle yazıların çoğalması dileğiye, teşekkürler E.D.

BİZE FELSEFE YAPMA RIJKAARD ! 
Herkes A&#039;dan B&#039;den bahsederken ben de biraz imha planından söz edeyim. Kimin planı ? Türkiye&#039;ye gelen yabancı hocaları ve futbolcuları ilk başarısız sonuçta tez elden evlerine postalamak için ellerini ovuşturanların planı. Galatasaray üç maçtır kazanamıyor diye herkes diline doladı Rijkaard&#039;ı. Hatta futbol bilgisinden şüphe edenler bile var ! Kariyerine baktığınızda şüphe etmeniz gerekiyor zaten !!! Ajax, Milan, Hollanda milli takımına baktığınızda ne futbol oynamış ki ? Ya da Barcelona&#039;da 5 sezon görev yaparken hangi kupayı kaldırmış ki ? Futbolu bilseydi Sparta Rotterdam&#039;ın küme düşmesine engel olmaz mıydı ! Ya da şu an Galatasaray&#039;ın başında değil, Avrupa&#039;da büyük bir ligde görev yapmaz mıydı ? Rijkaard&#039;ın ne farkı var ki zaten Hiddink&#039;le , Zico&#039;yla , Lucescu&#039;yla , Gerets&#039;le , Löw&#039;le , Tigana&#039;yla veya Del Bosque&#039;yle. Onlar da futbolu bilmezdi. Onlar ki aslında her sene en azından Avrupa&#039;da yarı final , final oynayan bir takımın başına gelmişlerdi. Onlar ki aslında her Avrupa şampiyonası her Dünya Kupası&#039;nda yerini banko alıp , herkesin korkulu rüyası olan bir ülkede görev yapıyorlardı. Öyle bir ülke ki , yurt dışında en az 10-15 futbolcusu oynuyor. Öyle bir lige sahip ki Premier League , La Liga halt etmiş. Fenerbahçe-Galatasaray derbisi deyince bırakın o ülkede , Avrupa&#039;da hayat duruyor. Kim takar El Clasico&#039;yu ! Lig maçları dünyanın dört bir yanından naklen yayınlanıyor. Uluslararası medya halkın futbola olan ilgisi için belgeseller çekiyor. Stadların hepsi UEFA&#039;dan 5 yıldız almış. Zemin öyle güzel ki bakmaya doyamazsın. Tribünler tıklım tıklım , cıvıl cıvıldır. Seyirci ortalamasında İngiltere yanına yanaşamaz. Ülkenin medyası yalan haberden nefret eder. Yöneticisi kavga , taraftarı küfür etmez. Futbolcusu her deplasmana giderken kitap okur. Maç sonunda önündeki maçlara bakıp , yenilgiyi hakeme bağlamaz. Teknik direktörü galibiyette saha kenarında on takla atmaz . Yorumcuları saygılıdır , bilgilidir , yabancı dil bilir. Stada gider maç izler. Öyle Marca , L&#039;Equipe yazarları gibi evinde pineklemez. Hakemi eyyam yapmaz , büyük küçük demeden çalar düdüğünü. Şampiyonlar Ligi&#039;nde her sene maç yönetirler , 2 Dünya Kupası , 3 Avrupa Şampiyonası görmüşlerdir. Kulüpleri zengindir. Borcu yoktur , fazlası vardır. Satmak için kombine kart , forma yetiştiremez. Dilediğinde basar parayı en iyi yabancıyı alır. Ama gerek yoktur , çünkü yerli futbolcuları dünyanın en iyisidir. Messi&#039;yi de İbo&#039;yu da Kaka&#039;yı da kıyas kabul etmez. Durum böyleyken Rijkaard&#039;dan ne hayır görür bu ülke ? O değil ; Mourinho , Capello , Ferguson bavulu toplayıp gelse ne yazar ! Onlar bile stajyer kalır Avrupa&#039;nın en iyi liginde. Bizimkilerden üçü İtalya , ikisi İspanya , biri de İngiltere&#039;de görev yapıyor ya. Ey Rijkaard efendi iyi dinle şimdi beni. Barcelona&#039;ya ne verdin ki , Galatasaray&#039;a , Türk futboluna ne vereceksin. Güzel futbol , total futbol neyine. Senden istenen sadece kazanman. 1-0 olsun senin olsun. Yıllardır maç kaybetmedi bu ülkenin milli takımı. Brezilya&#039;nın İspanya&#039;nın rekoru neymiş ki ? Lucescu 50 maç yenilmedi , ilk mağlubiyette kapı önüne koyuldu. Senin takımın kadar pozisyon da vermiyordu üstelik. Bakma sen Hiddink&#039;in Kore&#039;de , Chelsea&#039;de , Avustralya&#039;da , Rusya&#039;da başarılarına. Buraya geldiğinde çömezdi. Löw torpille geçti Almanya&#039;nın başına. Del Bosque dışında adam yoktu İspanya&#039;yı yönetecek. Organizasyon , organizasyon diyerek felsefe yapma. Saha kenarında şov yap. Elini , kolunu salla sağa sola. Arada hakemin üzerine yürü , hakaret et. Burası önce düşme potasına girip sonra 2 sene üst üste şampiyon yaptığın Barcelona&#039;ya benzemez. Asla kaybetmeyeceksin ! Arsenal finalinde yaptığın değişikliklerle Şampiyonlar Ligi kupasını alman da neymiş. Alfabenin tüm harfleriyle plan yap bize. Korkak olma , cesur ol. 4 forvet yetmez 7 kişi olsun. Ama pozisyon verme , gol yeme. Bir de bu ülkede olduğuna şükret , daha öğreneceğin çok şey var !

(Orçun selam. Yazı için sağol. Ders alırlar mı yazanlar? Hiç sanmam. Ama yine de önemli bir yazı. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar.<br />
Defalarca okunmayı, üzerine bol bol düşünmeyi ve akıllardan hiçbir koşulda çıkarmamayı gerektircek bir yazı da Ersin Düzen&#8217;den gelmiş. Böyle yazıların çoğalması dileğiye, teşekkürler E.D.</p>
<p>BİZE FELSEFE YAPMA RIJKAARD !<br />
Herkes A&#8217;dan B&#8217;den bahsederken ben de biraz imha planından söz edeyim. Kimin planı ? Türkiye&#8217;ye gelen yabancı hocaları ve futbolcuları ilk başarısız sonuçta tez elden evlerine postalamak için ellerini ovuşturanların planı. Galatasaray üç maçtır kazanamıyor diye herkes diline doladı Rijkaard&#8217;ı. Hatta futbol bilgisinden şüphe edenler bile var ! Kariyerine baktığınızda şüphe etmeniz gerekiyor zaten !!! Ajax, Milan, Hollanda milli takımına baktığınızda ne futbol oynamış ki ? Ya da Barcelona&#8217;da 5 sezon görev yaparken hangi kupayı kaldırmış ki ? Futbolu bilseydi Sparta Rotterdam&#8217;ın küme düşmesine engel olmaz mıydı ! Ya da şu an Galatasaray&#8217;ın başında değil, Avrupa&#8217;da büyük bir ligde görev yapmaz mıydı ? Rijkaard&#8217;ın ne farkı var ki zaten Hiddink&#8217;le , Zico&#8217;yla , Lucescu&#8217;yla , Gerets&#8217;le , Löw&#8217;le , Tigana&#8217;yla veya Del Bosque&#8217;yle. Onlar da futbolu bilmezdi. Onlar ki aslında her sene en azından Avrupa&#8217;da yarı final , final oynayan bir takımın başına gelmişlerdi. Onlar ki aslında her Avrupa şampiyonası her Dünya Kupası&#8217;nda yerini banko alıp , herkesin korkulu rüyası olan bir ülkede görev yapıyorlardı. Öyle bir ülke ki , yurt dışında en az 10-15 futbolcusu oynuyor. Öyle bir lige sahip ki Premier League , La Liga halt etmiş. Fenerbahçe-Galatasaray derbisi deyince bırakın o ülkede , Avrupa&#8217;da hayat duruyor. Kim takar El Clasico&#8217;yu ! Lig maçları dünyanın dört bir yanından naklen yayınlanıyor. Uluslararası medya halkın futbola olan ilgisi için belgeseller çekiyor. Stadların hepsi UEFA&#8217;dan 5 yıldız almış. Zemin öyle güzel ki bakmaya doyamazsın. Tribünler tıklım tıklım , cıvıl cıvıldır. Seyirci ortalamasında İngiltere yanına yanaşamaz. Ülkenin medyası yalan haberden nefret eder. Yöneticisi kavga , taraftarı küfür etmez. Futbolcusu her deplasmana giderken kitap okur. Maç sonunda önündeki maçlara bakıp , yenilgiyi hakeme bağlamaz. Teknik direktörü galibiyette saha kenarında on takla atmaz . Yorumcuları saygılıdır , bilgilidir , yabancı dil bilir. Stada gider maç izler. Öyle Marca , L&#8217;Equipe yazarları gibi evinde pineklemez. Hakemi eyyam yapmaz , büyük küçük demeden çalar düdüğünü. Şampiyonlar Ligi&#8217;nde her sene maç yönetirler , 2 Dünya Kupası , 3 Avrupa Şampiyonası görmüşlerdir. Kulüpleri zengindir. Borcu yoktur , fazlası vardır. Satmak için kombine kart , forma yetiştiremez. Dilediğinde basar parayı en iyi yabancıyı alır. Ama gerek yoktur , çünkü yerli futbolcuları dünyanın en iyisidir. Messi&#8217;yi de İbo&#8217;yu da Kaka&#8217;yı da kıyas kabul etmez. Durum böyleyken Rijkaard&#8217;dan ne hayır görür bu ülke ? O değil ; Mourinho , Capello , Ferguson bavulu toplayıp gelse ne yazar ! Onlar bile stajyer kalır Avrupa&#8217;nın en iyi liginde. Bizimkilerden üçü İtalya , ikisi İspanya , biri de İngiltere&#8217;de görev yapıyor ya. Ey Rijkaard efendi iyi dinle şimdi beni. Barcelona&#8217;ya ne verdin ki , Galatasaray&#8217;a , Türk futboluna ne vereceksin. Güzel futbol , total futbol neyine. Senden istenen sadece kazanman. 1-0 olsun senin olsun. Yıllardır maç kaybetmedi bu ülkenin milli takımı. Brezilya&#8217;nın İspanya&#8217;nın rekoru neymiş ki ? Lucescu 50 maç yenilmedi , ilk mağlubiyette kapı önüne koyuldu. Senin takımın kadar pozisyon da vermiyordu üstelik. Bakma sen Hiddink&#8217;in Kore&#8217;de , Chelsea&#8217;de , Avustralya&#8217;da , Rusya&#8217;da başarılarına. Buraya geldiğinde çömezdi. Löw torpille geçti Almanya&#8217;nın başına. Del Bosque dışında adam yoktu İspanya&#8217;yı yönetecek. Organizasyon , organizasyon diyerek felsefe yapma. Saha kenarında şov yap. Elini , kolunu salla sağa sola. Arada hakemin üzerine yürü , hakaret et. Burası önce düşme potasına girip sonra 2 sene üst üste şampiyon yaptığın Barcelona&#8217;ya benzemez. Asla kaybetmeyeceksin ! Arsenal finalinde yaptığın değişikliklerle Şampiyonlar Ligi kupasını alman da neymiş. Alfabenin tüm harfleriyle plan yap bize. Korkak olma , cesur ol. 4 forvet yetmez 7 kişi olsun. Ama pozisyon verme , gol yeme. Bir de bu ülkede olduğuna şükret , daha öğreneceğin çok şey var !</p>
<p>(Orçun selam. Yazı için sağol. Ders alırlar mı yazanlar? Hiç sanmam. Ama yine de önemli bir yazı. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Clair tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8197</link>
		<dc:creator>Clair</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 09:11:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8197</guid>
		<description>Merhaba Melih abi,
Bugün basında Rijkaard&#039;ın yönetimden ara transferde bir santrafor ve bir stoper istediği ileri sürüldü. Oysa sizin belirttiğiniz ve bizim de gördüğümüz kadarıyla takımımızın öncelikle orta sahaya, yani Ayhan&#039;ın alternatifi olabilecek bir takviye yapması. Bir de ben ara transferde çok kaliteli oyuncular bulabileceğimizi sanmıyorum. Zaten Galatasaray ağırlıklı olarak transferleri hep sezon sonunda yapmıştır. Sevgiler, Mehmet..

(Mehmet selam. Açıkça bir fikrim yok bu haberlerin doğruluğu konusunda. Ama stoper envanterini yenilemekte fayda var. Bu konuda anlaşıyoruz sanırım. Çünkü şu an açıkça dört değil üç stopere sahibiz ve her maç ikisinin oynadığını düşünürsek çok az bu sayı. Santrfon konusunda emin değilim. Sanki sol kanatta da oynayan bir merkez forvet tarifi var gibi geliyor bana.

Mevsim konusunda kısmen haklısın. Ama uygun bir fırsatın çıkma olasılığı da yok değil Şubat&#039;ta. Görüşmek üzere, sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Melih abi,<br />
Bugün basında Rijkaard&#8217;ın yönetimden ara transferde bir santrafor ve bir stoper istediği ileri sürüldü. Oysa sizin belirttiğiniz ve bizim de gördüğümüz kadarıyla takımımızın öncelikle orta sahaya, yani Ayhan&#8217;ın alternatifi olabilecek bir takviye yapması. Bir de ben ara transferde çok kaliteli oyuncular bulabileceğimizi sanmıyorum. Zaten Galatasaray ağırlıklı olarak transferleri hep sezon sonunda yapmıştır. Sevgiler, Mehmet..</p>
<p>(Mehmet selam. Açıkça bir fikrim yok bu haberlerin doğruluğu konusunda. Ama stoper envanterini yenilemekte fayda var. Bu konuda anlaşıyoruz sanırım. Çünkü şu an açıkça dört değil üç stopere sahibiz ve her maç ikisinin oynadığını düşünürsek çok az bu sayı. Santrfon konusunda emin değilim. Sanki sol kanatta da oynayan bir merkez forvet tarifi var gibi geliyor bana.</p>
<p>Mevsim konusunda kısmen haklısın. Ama uygun bir fırsatın çıkma olasılığı da yok değil Şubat&#8217;ta. Görüşmek üzere, sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Emre Shsvr tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8196</link>
		<dc:creator>Emre Shsvr</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 06:25:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8196</guid>
		<description>Melih Agabey selam,

Elinizde Milan Baros&#039;un verimlilik oranı var mı? Attıgı / girdigi pozisyon olarak. Kanımca bu oran oldukça düşük. Gol kralı olduğu geçen sezon da dahil. Sanırım Gol Kralı titri herkesin gözüne perde indirdi ama bu randıman ile işimiz çok zor.

(Emre selam. Acıkça böyle bir veri yok elimde. Sadece bu sezon için çalışabilirim. Ama tahminim 4&#039;te bir filandır. Bu oranı da normal buluyorum. Aslında Baros öyle cayır cayın pozisyona giren bir futbolcu değil. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih Agabey selam,</p>
<p>Elinizde Milan Baros&#8217;un verimlilik oranı var mı? Attıgı / girdigi pozisyon olarak. Kanımca bu oran oldukça düşük. Gol kralı olduğu geçen sezon da dahil. Sanırım Gol Kralı titri herkesin gözüne perde indirdi ama bu randıman ile işimiz çok zor.</p>
<p>(Emre selam. Acıkça böyle bir veri yok elimde. Sadece bu sezon için çalışabilirim. Ama tahminim 4&#8242;te bir filandır. Bu oranı da normal buluyorum. Aslında Baros öyle cayır cayın pozisyona giren bir futbolcu değil. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suhan cem tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8195</link>
		<dc:creator>suhan cem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 20:01:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8195</guid>
		<description>Öyle tatlı yorumlar gelmiş ki, üzerine bence; bana yorum yapma açısı bile bırakmamış arkadaşlar. Bundan da hiç şikayetçi değil tam tersine mutlu oldum. Birkaç detaya dikkat etmenizi isteyeceğim.

1- Bu sene GS’ın ligde puan kaybettiği iki maçta da defans kurgumuzda Hakan Balta stoper oynamış. Bir başka deyişle, sol kanadımızda bu işi kotaracak bir sol beki yaratamamışız. Ya da stoper olarak 2 orijinal stoper kullanamamışız. Ve bu şartlar altında GS defansına kötü denebilmiş (nerede gördülerse o defansı.)

2- “Servet ileri çıkıyor sağ açık gibi bile oynuyor bu ne saçmalık” deniyor basında. O Servet ki hatırlarsınız, Kasımpaşa maçında, durum 1-0 iken bile, ileri çıkışlarında Reijkaard’dan izin alarak çıkıyordu. Hatta bir pozisyon vardı TV’lerde, herkesin dikkatini çekmiştir. Servet  “ ileride kalayım mı? ” diye kenara sorduğunda,  “geri dön” işareti alınca koşa koşa geri dönmüştü.  Yani Servet’in ileri çıkışlarını, kafasına göre yaptığını düşünmeyin.

3- Servet ileri çıktığında, yerine kalan diğer stoperin, stoper nitelikte bir adam olması zaruriyeti. Olmadığı zaman da, işte Uğur gibi oyuncularımızın, gelen rakip forveti oyalamak savunmayı yerine oturtmak için zaman kazanmak yerine topu kapma hamlelerine boyun eğmek ve rakibi Leo Franco ile karşı karşıya bırakmaktan ibaret..

4- Rıdvan için yorum yapılmış. Kendisini reelden de tanıyorum. Türk futbolunun, şanslı tiplerinden  biridir kendisi. O kadar sigara içmesine rağmen, ne Hakan Balta gibi haber olmuştur top oynarken, ne de o kadar altılı ganyan oynamasına hatta bir ara iki tane bayiye sahip olmasına rağmen, bir Sergen, İbrahim Akın kadar duyulmamıştır. Hep bir çapanoğlu arayan kompleksli bir yapım mı var bilmiyorum, bunlar neden söylenmez anlatılmaz hep düşünmüşümdür.

5- Mehmet Demirkol ile ilgili görüşleri ve onun görüşlerini de duydukça, GS’ın artık üyelik sistemini gözden geçirmesi gerektiği, sırf Galatasaray Liseli diye insanların genel kurul üyeliği kazanmaması gerektiğini de düşünüyorum bu lafımdan Mehmet Demirkol’a saygısızlık ettiğimi düşünmeyin ama hak verirsiniz ki Galatasaray’ın kaderini genel kurullarda Galatasaraylılar&#039;ın belirlemesi gerekir
.
6- Ankaragücü maçında takım kötü oynadı, yorgundu ama bunun sebebi olarak biraz da maçın gündüz oynanması ve zeminin etkisini de göz ardı etmemek gerekir. Malum zemin  adelelere yük bindiren çabuk yoran bir zemin. Üstelik Sturm Graz’ı yenmek için takım 2.5 gün önce büyük bir hırs ve tempo yapmıştı.

7- Gecen senenin kötü GS’ında gol kralı olmuş bir futbolcumuzun golcü olmadığını söyleyen basında ve burada eleştiriler okudum çok üzüldüm. Tabii ki Baros, bir Fabiano değil ya da Drogba. Bütün bunlara rağmen, “golcü değil” demek de bence futbol bilmezliğin bir başka şekilde ifade edilişidir diye düşünüyorum. Tıpkı “Elano topçu değil, Alex süper topçu” diyenlerin, birinin milli takımda oynmasına rağmen diğerinin hazırlık maçına bile çağırılmayışını görmediği gibi.

8- GS futbol takımına, burada oturduğum yerden reçete yazacak değilim. Zaten yazdığım an kendimi inkar etmiş olurum. Zira, Frank’e güveniyorum. Şu anda diyeceklerimi ve dediklerimi de sadece öngörü olarak yazıyorum Çünkü bunun tahlilinin yapıldığına eminim.

Takımın şu an en büyük problemi bence 2. bir stoperin acilen takıma dönmesi ihtiyacıdır. Bunun dışında Linderoth takıma girdiği anda da pas yüzdemiz yükselecek ve dikine oyun anlayışımız hızlanacaktır. Bir arkadaş bir takım yapmış ben de kendime göre bir takım yapmak istiyorum.
   					Leo Franco 							 Sabri  			 Gökhan 		 Servet 		 Hakan Balta
  			Mehmet Topal  	          Linderoth 									    Elano 				
  		 Keita  			    Baros  			 Kewell

Diyebilirsiniz “Arda nerde bu takımda”. Haklı da olabilirsiniz ama hep ısrarla diyorum Arda, İniesta gibi oynamaya alışmak zorunda. Eğer alışmıyorsa, takımda, Linderoth veya Ayhan gibi, ileri dönük savunmacı bir orta saha elemanının, fazladan bulunması daha iyi olacaktır. Ya da Kewell’dan sol açık pozisyonunu alabilir Arda. Ama şu anki oyunu itibarı ile, takımın en çok çalışan, en çok koşan, elemanı olmasına rağmen, takımı en çok yavaşlatan özellikleri de içinde taşıyor.

9- Özellikle deplasman maçlarında, Arda&#039;nın olmaması gerekiyor. İç sahamızdaki maçlarda da kesinlikle Arda ile başlamalıyız. Nitekim Panathinaikos maçında Arda yoktu ama takım dikine hızlı bir sürü atak yaptı. Çünkü rakip de açılıyordu. Açılan rakiplere karşı hızlı dikine oyun anlayışımızı, Arda bu oyun yapısı ile sekteye uğratıyor. Ama rakip kapandı mı o zaman Kewell gibi oyuncularımızın etkinliği azalacağından, Arda, kuşkusuz o kıvrak çalımlarının, adam eksiltme özelliğinin de etkisiyle, kapalı defansları açmak için iyi bir çilingir oluyor. Ama her ihtimalde Elano’dan yararlanmak lazım
.
10- Bu futbolu çok iyi bilen, basındaki akbabalara, biraz futbol kursuna gitmelerini tavsiye diyorum. Çift forvet ile tek forvet arasında büyük bir futbol yapısı farkı olduğunu anlayamayan çözümleyemeyen insanlar çünkü. Kaldı ki geçen seneki Manchester City’nin forveti kimlermiş bir baksınlar. O bölgede Elano oynuyordu. Avrupa’nın tüm büyük takımları tek forvet oynuyor. Raul son maçta, Benzema’nın arkasında Kaka ile yan yana oynadı Sevilla&#039;ya karşı. Liverpool’da Torres tek forvet. Chelsea’de Drogba tek forvet, Anelka arkasında oynuyor. Bunları göremeyen bizim futbol uleması olan tükürdüğümü yalamam tayfası hala bildiklerini okuyor. Umarım yönetimimiz tv seyretmiyordur ya da bunlardan etkilenmez. Reijkaard’a saçma bir şekilde “Nonda ile Baros’u beraber oynat” baskısına girmezler

11- Son olarak “kamp tekrar başlasın” dediklerini duydum. Melih abi, var mı öyle bir şey? Bir futbolcuya “sana güveniyorum” diyip kampı iptal ettikten sonra tekrar kampları başlatmak “sizden adam olmaz size güvenmiyorum” mesajını vermektir. Bu olay, takıma kısa vade de iş yapsa da uzun zaman da  zarar verir. Bunun kesinlikle önüne geçilmeli. Böyle şark zihniyetiyle; -maçları kazanıyoruz tamam kamp yok, aha maç kaybettik hemen kampa dönelim -mantığıyla yola çıkp ilk zorlukta dönmek çok saçma. Zaten bu şark zihniyeti değil mi – ya B planını ortay koy, hemen sistemi değiştir, savunmadan adam çıkar, orta sahaya koy, al Nonda’yı oyuna- baskısını yapan. Şark&#039;ta böyledir işte hep. Başladığın hiç bir işi bitiremezsin. Bir sistem oturtmaya başlarsın ilk darbede hemen başka sisteme geç derler. O zaman hocaya ne gerek var ki. Bildiğini sananlardan bir 20 kişilik heyet belirleyelim onlar her hafta bizim ilk 11’i belirlesin 4-4-2 çıkalım oyuna.

12- Çok uzattım son bir soru ile bitireyim yazıyı. Eğer Nonda – Baros ileride çift forvet oynarsa, ve takım 1-0 yenik ise Reijkaard’ın B planı ne olmalı, ne yapmalı? (malum yedeklerde başka santrafor özellikli topçu da yok ki onu alsın Reijkaard 3&#039;lesin forveti.)

(Cem selam. Hızlı hızlı üzerinden geçeyim.

1. Servet&#039;in Kasımpaşa maçında ileri oynamak izin istemesi başka, arada bir topla rakip 18&#039;e koşular yapıyor olması başka. İlkini hiç sıcak bakmıyor Rijkaard. (Ama Eskişehirspor maçının son 10 dakikasında ilerideydi.) İkincisini ise belli ki Rijkaard&#039;ın kendisi istiyor. Onu topla çıkmaya özendiriyor. Özendirmese zaten son maçlarda sık sık bunu yapmazdı Servet.

2. Bu konunun biraz da pedagojik olduğunu düşünüyorum. Rijkaard bir şekilde Servet&#039;in kendisinin yetenekleri konusunda daha sağlıklı düşünmesini istiyor olabilir. Yani Servet her defasında ileri çıkmayı deneyip bir şey yapamadığını görünce ve Pepe olmadığının biraz daha farkına varınca, diğer bir deyişle kendini daha iyi tanıyınca daha iyi oynayacaktır.

3. Hakan Balta&#039;nın iyi bir stoper olduğunu düşünmüyorum. Ne mizacı, ne de duruşu itibariyle bir stoper değil Balta. Sadece orada da oynayabilen bir futbolcu. Defansta en temel sıkıntı 4 kişilik kadroda yer alan Emre Güngör&#039;den yararlanamamasıdır Galatasaray&#039;ın.

4. Uğur Uçar&#039;ı Ankaragücü maçında o hataya iten şey fizik güçsüzlüğü oldu. Güçsüzlüğü ise kanat bindirmeler nedeniyle enerjisini tüketmesinden kaynaklandı. Maç kondisyonu yeterince iyi değil, futbolun iki yönünü de iyi oynayabilmesi için. Bir kanat bekinin o tip pozisyonlarda aynı çalımı iki kez yememesi lazım. En kötü kırmızı kart görevek denli rakibini indirmesi lazım. Evet Uğur Uçar&#039;ı çok seviyoruz, hücumdaki asistleri çok önemli ama birinci görevi defans Uçar&#039;ın.

5. Sanırım sezon başında Elano transferini isterken Arda&#039;yla Elano&#039;yu yanyana oynatmak gibi bir fikri vardı Rijkaard&#039;ın. Bu aşı henüz tutmadı. Nedenlerine girmek istemiyorum. Ama Arda Turan&#039;sız bir takım yapmak pek doğru gelmiyor bana. Bu daha başka istenmeyen komplikasyonlara yol açar.

6. Kamp için karar hakkı her zaman için Rijkaard olacaktır. O isterse başlar, ama başlaması için bir neden görmüyorum. Belki kısa vadede bir şeyler kaybedebiliriz bu konuda. Ama profesyonalizmin oturmasından kazanacağım şeyler uzun vadede daha fazla ve daha önemli.

Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öyle tatlı yorumlar gelmiş ki, üzerine bence; bana yorum yapma açısı bile bırakmamış arkadaşlar. Bundan da hiç şikayetçi değil tam tersine mutlu oldum. Birkaç detaya dikkat etmenizi isteyeceğim.</p>
<p>1- Bu sene GS’ın ligde puan kaybettiği iki maçta da defans kurgumuzda Hakan Balta stoper oynamış. Bir başka deyişle, sol kanadımızda bu işi kotaracak bir sol beki yaratamamışız. Ya da stoper olarak 2 orijinal stoper kullanamamışız. Ve bu şartlar altında GS defansına kötü denebilmiş (nerede gördülerse o defansı.)</p>
<p>2- “Servet ileri çıkıyor sağ açık gibi bile oynuyor bu ne saçmalık” deniyor basında. O Servet ki hatırlarsınız, Kasımpaşa maçında, durum 1-0 iken bile, ileri çıkışlarında Reijkaard’dan izin alarak çıkıyordu. Hatta bir pozisyon vardı TV’lerde, herkesin dikkatini çekmiştir. Servet  “ ileride kalayım mı? ” diye kenara sorduğunda,  “geri dön” işareti alınca koşa koşa geri dönmüştü.  Yani Servet’in ileri çıkışlarını, kafasına göre yaptığını düşünmeyin.</p>
<p>3- Servet ileri çıktığında, yerine kalan diğer stoperin, stoper nitelikte bir adam olması zaruriyeti. Olmadığı zaman da, işte Uğur gibi oyuncularımızın, gelen rakip forveti oyalamak savunmayı yerine oturtmak için zaman kazanmak yerine topu kapma hamlelerine boyun eğmek ve rakibi Leo Franco ile karşı karşıya bırakmaktan ibaret..</p>
<p>4- Rıdvan için yorum yapılmış. Kendisini reelden de tanıyorum. Türk futbolunun, şanslı tiplerinden  biridir kendisi. O kadar sigara içmesine rağmen, ne Hakan Balta gibi haber olmuştur top oynarken, ne de o kadar altılı ganyan oynamasına hatta bir ara iki tane bayiye sahip olmasına rağmen, bir Sergen, İbrahim Akın kadar duyulmamıştır. Hep bir çapanoğlu arayan kompleksli bir yapım mı var bilmiyorum, bunlar neden söylenmez anlatılmaz hep düşünmüşümdür.</p>
<p>5- Mehmet Demirkol ile ilgili görüşleri ve onun görüşlerini de duydukça, GS’ın artık üyelik sistemini gözden geçirmesi gerektiği, sırf Galatasaray Liseli diye insanların genel kurul üyeliği kazanmaması gerektiğini de düşünüyorum bu lafımdan Mehmet Demirkol’a saygısızlık ettiğimi düşünmeyin ama hak verirsiniz ki Galatasaray’ın kaderini genel kurullarda Galatasaraylılar&#8217;ın belirlemesi gerekir<br />
.<br />
6- Ankaragücü maçında takım kötü oynadı, yorgundu ama bunun sebebi olarak biraz da maçın gündüz oynanması ve zeminin etkisini de göz ardı etmemek gerekir. Malum zemin  adelelere yük bindiren çabuk yoran bir zemin. Üstelik Sturm Graz’ı yenmek için takım 2.5 gün önce büyük bir hırs ve tempo yapmıştı.</p>
<p>7- Gecen senenin kötü GS’ında gol kralı olmuş bir futbolcumuzun golcü olmadığını söyleyen basında ve burada eleştiriler okudum çok üzüldüm. Tabii ki Baros, bir Fabiano değil ya da Drogba. Bütün bunlara rağmen, “golcü değil” demek de bence futbol bilmezliğin bir başka şekilde ifade edilişidir diye düşünüyorum. Tıpkı “Elano topçu değil, Alex süper topçu” diyenlerin, birinin milli takımda oynmasına rağmen diğerinin hazırlık maçına bile çağırılmayışını görmediği gibi.</p>
<p>8- GS futbol takımına, burada oturduğum yerden reçete yazacak değilim. Zaten yazdığım an kendimi inkar etmiş olurum. Zira, Frank’e güveniyorum. Şu anda diyeceklerimi ve dediklerimi de sadece öngörü olarak yazıyorum Çünkü bunun tahlilinin yapıldığına eminim.</p>
<p>Takımın şu an en büyük problemi bence 2. bir stoperin acilen takıma dönmesi ihtiyacıdır. Bunun dışında Linderoth takıma girdiği anda da pas yüzdemiz yükselecek ve dikine oyun anlayışımız hızlanacaktır. Bir arkadaş bir takım yapmış ben de kendime göre bir takım yapmak istiyorum.<br />
   					Leo Franco 							 Sabri  			 Gökhan 		 Servet 		 Hakan Balta<br />
  			Mehmet Topal  	          Linderoth 									    Elano<br />
  		 Keita  			    Baros  			 Kewell</p>
<p>Diyebilirsiniz “Arda nerde bu takımda”. Haklı da olabilirsiniz ama hep ısrarla diyorum Arda, İniesta gibi oynamaya alışmak zorunda. Eğer alışmıyorsa, takımda, Linderoth veya Ayhan gibi, ileri dönük savunmacı bir orta saha elemanının, fazladan bulunması daha iyi olacaktır. Ya da Kewell’dan sol açık pozisyonunu alabilir Arda. Ama şu anki oyunu itibarı ile, takımın en çok çalışan, en çok koşan, elemanı olmasına rağmen, takımı en çok yavaşlatan özellikleri de içinde taşıyor.</p>
<p>9- Özellikle deplasman maçlarında, Arda&#8217;nın olmaması gerekiyor. İç sahamızdaki maçlarda da kesinlikle Arda ile başlamalıyız. Nitekim Panathinaikos maçında Arda yoktu ama takım dikine hızlı bir sürü atak yaptı. Çünkü rakip de açılıyordu. Açılan rakiplere karşı hızlı dikine oyun anlayışımızı, Arda bu oyun yapısı ile sekteye uğratıyor. Ama rakip kapandı mı o zaman Kewell gibi oyuncularımızın etkinliği azalacağından, Arda, kuşkusuz o kıvrak çalımlarının, adam eksiltme özelliğinin de etkisiyle, kapalı defansları açmak için iyi bir çilingir oluyor. Ama her ihtimalde Elano’dan yararlanmak lazım<br />
.<br />
10- Bu futbolu çok iyi bilen, basındaki akbabalara, biraz futbol kursuna gitmelerini tavsiye diyorum. Çift forvet ile tek forvet arasında büyük bir futbol yapısı farkı olduğunu anlayamayan çözümleyemeyen insanlar çünkü. Kaldı ki geçen seneki Manchester City’nin forveti kimlermiş bir baksınlar. O bölgede Elano oynuyordu. Avrupa’nın tüm büyük takımları tek forvet oynuyor. Raul son maçta, Benzema’nın arkasında Kaka ile yan yana oynadı Sevilla&#8217;ya karşı. Liverpool’da Torres tek forvet. Chelsea’de Drogba tek forvet, Anelka arkasında oynuyor. Bunları göremeyen bizim futbol uleması olan tükürdüğümü yalamam tayfası hala bildiklerini okuyor. Umarım yönetimimiz tv seyretmiyordur ya da bunlardan etkilenmez. Reijkaard’a saçma bir şekilde “Nonda ile Baros’u beraber oynat” baskısına girmezler</p>
<p>11- Son olarak “kamp tekrar başlasın” dediklerini duydum. Melih abi, var mı öyle bir şey? Bir futbolcuya “sana güveniyorum” diyip kampı iptal ettikten sonra tekrar kampları başlatmak “sizden adam olmaz size güvenmiyorum” mesajını vermektir. Bu olay, takıma kısa vade de iş yapsa da uzun zaman da  zarar verir. Bunun kesinlikle önüne geçilmeli. Böyle şark zihniyetiyle; -maçları kazanıyoruz tamam kamp yok, aha maç kaybettik hemen kampa dönelim -mantığıyla yola çıkp ilk zorlukta dönmek çok saçma. Zaten bu şark zihniyeti değil mi – ya B planını ortay koy, hemen sistemi değiştir, savunmadan adam çıkar, orta sahaya koy, al Nonda’yı oyuna- baskısını yapan. Şark&#8217;ta böyledir işte hep. Başladığın hiç bir işi bitiremezsin. Bir sistem oturtmaya başlarsın ilk darbede hemen başka sisteme geç derler. O zaman hocaya ne gerek var ki. Bildiğini sananlardan bir 20 kişilik heyet belirleyelim onlar her hafta bizim ilk 11’i belirlesin 4-4-2 çıkalım oyuna.</p>
<p>12- Çok uzattım son bir soru ile bitireyim yazıyı. Eğer Nonda – Baros ileride çift forvet oynarsa, ve takım 1-0 yenik ise Reijkaard’ın B planı ne olmalı, ne yapmalı? (malum yedeklerde başka santrafor özellikli topçu da yok ki onu alsın Reijkaard 3&#8242;lesin forveti.)</p>
<p>(Cem selam. Hızlı hızlı üzerinden geçeyim.</p>
<p>1. Servet&#8217;in Kasımpaşa maçında ileri oynamak izin istemesi başka, arada bir topla rakip 18&#8242;e koşular yapıyor olması başka. İlkini hiç sıcak bakmıyor Rijkaard. (Ama Eskişehirspor maçının son 10 dakikasında ilerideydi.) İkincisini ise belli ki Rijkaard&#8217;ın kendisi istiyor. Onu topla çıkmaya özendiriyor. Özendirmese zaten son maçlarda sık sık bunu yapmazdı Servet.</p>
<p>2. Bu konunun biraz da pedagojik olduğunu düşünüyorum. Rijkaard bir şekilde Servet&#8217;in kendisinin yetenekleri konusunda daha sağlıklı düşünmesini istiyor olabilir. Yani Servet her defasında ileri çıkmayı deneyip bir şey yapamadığını görünce ve Pepe olmadığının biraz daha farkına varınca, diğer bir deyişle kendini daha iyi tanıyınca daha iyi oynayacaktır.</p>
<p>3. Hakan Balta&#8217;nın iyi bir stoper olduğunu düşünmüyorum. Ne mizacı, ne de duruşu itibariyle bir stoper değil Balta. Sadece orada da oynayabilen bir futbolcu. Defansta en temel sıkıntı 4 kişilik kadroda yer alan Emre Güngör&#8217;den yararlanamamasıdır Galatasaray&#8217;ın.</p>
<p>4. Uğur Uçar&#8217;ı Ankaragücü maçında o hataya iten şey fizik güçsüzlüğü oldu. Güçsüzlüğü ise kanat bindirmeler nedeniyle enerjisini tüketmesinden kaynaklandı. Maç kondisyonu yeterince iyi değil, futbolun iki yönünü de iyi oynayabilmesi için. Bir kanat bekinin o tip pozisyonlarda aynı çalımı iki kez yememesi lazım. En kötü kırmızı kart görevek denli rakibini indirmesi lazım. Evet Uğur Uçar&#8217;ı çok seviyoruz, hücumdaki asistleri çok önemli ama birinci görevi defans Uçar&#8217;ın.</p>
<p>5. Sanırım sezon başında Elano transferini isterken Arda&#8217;yla Elano&#8217;yu yanyana oynatmak gibi bir fikri vardı Rijkaard&#8217;ın. Bu aşı henüz tutmadı. Nedenlerine girmek istemiyorum. Ama Arda Turan&#8217;sız bir takım yapmak pek doğru gelmiyor bana. Bu daha başka istenmeyen komplikasyonlara yol açar.</p>
<p>6. Kamp için karar hakkı her zaman için Rijkaard olacaktır. O isterse başlar, ama başlaması için bir neden görmüyorum. Belki kısa vadede bir şeyler kaybedebiliriz bu konuda. Ama profesyonalizmin oturmasından kazanacağım şeyler uzun vadede daha fazla ve daha önemli.</p>
<p>Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>yasin_26 tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8194</link>
		<dc:creator>yasin_26</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 18:15:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8194</guid>
		<description>Melih abi bir de son zamanlarda yönetimden de bazı kişilerin Tv deki -affınıza sığınarak söylüyorum-çakmanın çakması yazar bozuntularının dediği gibi &quot;Rijkard ın b planı yok,Hep aynı değişiklikleri yapıyor,arda şöyle böyle&quot;&quot;gibi abuk subuk şeyler söylediğini duyuyoruz bunlar ne oranda doğru?Sen bizden daha iyi takip ediyor ve biliyorsundur,,,Umuyorum yönetim takıma bu şekilde müdahale etmez...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi bir de son zamanlarda yönetimden de bazı kişilerin Tv deki -affınıza sığınarak söylüyorum-çakmanın çakması yazar bozuntularının dediği gibi &#8220;Rijkard ın b planı yok,Hep aynı değişiklikleri yapıyor,arda şöyle böyle&#8221;"gibi abuk subuk şeyler söylediğini duyuyoruz bunlar ne oranda doğru?Sen bizden daha iyi takip ediyor ve biliyorsundur,,,Umuyorum yönetim takıma bu şekilde müdahale etmez&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>yasin_26 tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8193</link>
		<dc:creator>yasin_26</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 18:02:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8193</guid>
		<description>Melih abi selamlar... Yukardaki cevaplarınızdan birinde Rijkaard&#039;ın kendisine yakışmayan bir hareket yaptığını yazmışsınız. O hareket neydi söyleyebilir misiniz?

(Elbette Yasin. Bence basın toplantısında Gökhan Zan&#039;ın sakatlığıyla ilgili söylediği şey onun tarzı değil. Çünkü aradan net bir ay geçmiş. Galatasaray&#039;ın bir sıkıntısı varsa bunu Fatih Terim&#039;le doğrudan halledebilirdi. Bir ay boyunca sessizliği muhafaza ettikten sonra bir basın toplantısında bunu söylemeyi ben pek yakıştıramadım açıkça Rijkaard&#039;a. Hadi diyeceğim bu bir stratejik açılımdı, böylece Sabri Sarıoğlu&#039;nu kurtardık millu takımdan. Ama onun yeri orası değildi, söylemesi gereken insan da Rijkaard. (Mesela atıyorum futbol şubesinden bir yönetici dillenderebilirdi bunu.) Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi selamlar&#8230; Yukardaki cevaplarınızdan birinde Rijkaard&#8217;ın kendisine yakışmayan bir hareket yaptığını yazmışsınız. O hareket neydi söyleyebilir misiniz?</p>
<p>(Elbette Yasin. Bence basın toplantısında Gökhan Zan&#8217;ın sakatlığıyla ilgili söylediği şey onun tarzı değil. Çünkü aradan net bir ay geçmiş. Galatasaray&#8217;ın bir sıkıntısı varsa bunu Fatih Terim&#8217;le doğrudan halledebilirdi. Bir ay boyunca sessizliği muhafaza ettikten sonra bir basın toplantısında bunu söylemeyi ben pek yakıştıramadım açıkça Rijkaard&#8217;a. Hadi diyeceğim bu bir stratejik açılımdı, böylece Sabri Sarıoğlu&#8217;nu kurtardık millu takımdan. Ama onun yeri orası değildi, söylemesi gereken insan da Rijkaard. (Mesela atıyorum futbol şubesinden bir yönetici dillenderebilirdi bunu.) Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Adilcem tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8192</link>
		<dc:creator>Adilcem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 17:34:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8192</guid>
		<description>Abi selamlar;

Ben -Ankaragücü maçından bağımsız- bir şey sormak istiyorum:

Sence Baros bizim sistemimiz için yeterli bir forvet mi? Baros&#039;un hızlı olması,arkadaşlarına koridor açması,rakibi yorması gibi çok iyi özellikleri var. Ancak vücudunu kullanamıyor. Sırtı dönük top tutamıyor. Birçok maçta iyi pas trafiği yaptığımız zaman hep 3. bölgede kesintiye uğruyordu. Sanki Nonda bizim sistemimiz için daha uygun bir forvet. Benim düşünceme göre en iyi pas trafiğimizin olduğu maç Eskişehir maçı. O maçta Arda biraz daha takım oyunu oynasaydı daha üretken ve bol gollü bir maç olabilirdi.O yüzden bize Nonda gibi ama daha hızlısı(Dzeko, Semih gibi...) bir forvet lazım diye düşünüyorum. Sen ne düşünüyorsun?

(Adilcem selamlar. Naçizane fikrim şöyle. Galatasaray&#039;ın birinci merkez forveti Milan Baros&#039;tur. Shabani Nonda ise iyi bir santrfordur. Evet dediğin gibi sırtını rakibe dayayarak takımı ileride tutacak bir futbolcu değildir Milan Baros. Ama zaten Galatasaray&#039;ın oyun felsefesinde de buna ihtiyaç yok. (Bu klasik 4-4-2 felsefesidir.)

Galatasaray ise ucu sivri bir kalem gibi yayılıyor sahaya. Bu kalemin en sivri noktası ise Baros. Yani bizim oyun sistemimizde Baros yüzünü rakibe dönüyor ve forvet arkasından kendi koşu yoluna pas atmalarını, yani kendini beslemelerini istiyor. Baros&#039;un sıkıntısı takımda onun bu ihtiyacını giderecek insanların fazla bulunmaması. Mesela yeni gelmesine rağmen onu en iyi besleyen futbolcu Elano oldu. (Sturm maçında farkı yaratan futbolcuydu Elano.)

Arda Turan ise yaşı biraz küçük olduğu için öyle zekice pas vermeyi emeklilik günlerine saklıyormuş gibi pek beslemiyor Baros&#039;u. Arda Turan&#039;ın forvet arkası bir futbolcunun neler yapması gerektiği konusunda gideceği çok mesafe var. Zaten son dönemde yaşadığımız en büyük sorunumuz da bu . Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Abi selamlar;</p>
<p>Ben -Ankaragücü maçından bağımsız- bir şey sormak istiyorum:</p>
<p>Sence Baros bizim sistemimiz için yeterli bir forvet mi? Baros&#8217;un hızlı olması,arkadaşlarına koridor açması,rakibi yorması gibi çok iyi özellikleri var. Ancak vücudunu kullanamıyor. Sırtı dönük top tutamıyor. Birçok maçta iyi pas trafiği yaptığımız zaman hep 3. bölgede kesintiye uğruyordu. Sanki Nonda bizim sistemimiz için daha uygun bir forvet. Benim düşünceme göre en iyi pas trafiğimizin olduğu maç Eskişehir maçı. O maçta Arda biraz daha takım oyunu oynasaydı daha üretken ve bol gollü bir maç olabilirdi.O yüzden bize Nonda gibi ama daha hızlısı(Dzeko, Semih gibi&#8230;) bir forvet lazım diye düşünüyorum. Sen ne düşünüyorsun?</p>
<p>(Adilcem selamlar. Naçizane fikrim şöyle. Galatasaray&#8217;ın birinci merkez forveti Milan Baros&#8217;tur. Shabani Nonda ise iyi bir santrfordur. Evet dediğin gibi sırtını rakibe dayayarak takımı ileride tutacak bir futbolcu değildir Milan Baros. Ama zaten Galatasaray&#8217;ın oyun felsefesinde de buna ihtiyaç yok. (Bu klasik 4-4-2 felsefesidir.)</p>
<p>Galatasaray ise ucu sivri bir kalem gibi yayılıyor sahaya. Bu kalemin en sivri noktası ise Baros. Yani bizim oyun sistemimizde Baros yüzünü rakibe dönüyor ve forvet arkasından kendi koşu yoluna pas atmalarını, yani kendini beslemelerini istiyor. Baros&#8217;un sıkıntısı takımda onun bu ihtiyacını giderecek insanların fazla bulunmaması. Mesela yeni gelmesine rağmen onu en iyi besleyen futbolcu Elano oldu. (Sturm maçında farkı yaratan futbolcuydu Elano.)</p>
<p>Arda Turan ise yaşı biraz küçük olduğu için öyle zekice pas vermeyi emeklilik günlerine saklıyormuş gibi pek beslemiyor Baros&#8217;u. Arda Turan&#8217;ın forvet arkası bir futbolcunun neler yapması gerektiği konusunda gideceği çok mesafe var. Zaten son dönemde yaşadığımız en büyük sorunumuz da bu . Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Melih tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8191</link>
		<dc:creator>Melih</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 17:00:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8191</guid>
		<description>Selamlar.

İki gün içinde okumadan gönderdiğim mesajları geriye dönerek okuyup, imla hatalarını (niçin yapacağım bunu; şundan galiba, buradaki yazılar bir külliyat oluşturuyor her maça ilişkin, yıllar sonra birisi bir maçın nasıl algılandığını görmek için girerse buraya imla hatasız metinler görmeli)  düzelteceğim. Ve de gerekirse yorum yazacağım.

Gecikme için özür diliyorum bir kez daha.

Sevgilerimle.

Melih</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar.</p>
<p>İki gün içinde okumadan gönderdiğim mesajları geriye dönerek okuyup, imla hatalarını (niçin yapacağım bunu; şundan galiba, buradaki yazılar bir külliyat oluşturuyor her maça ilişkin, yıllar sonra birisi bir maçın nasıl algılandığını görmek için girerse buraya imla hatasız metinler görmeli)  düzelteceğim. Ve de gerekirse yorum yazacağım.</p>
<p>Gecikme için özür diliyorum bir kez daha.</p>
<p>Sevgilerimle.</p>
<p>Melih</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ahcell tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8190</link>
		<dc:creator>ahcell</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 13:41:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8190</guid>
		<description>Selam Melih Bey, bugün Sayın Ümit AKTAN&#039;ın yazısını okudum. Okumadıysanız lütfen sizde okuyun. Aşağıdaki özet kısmı yazının mantığını yeterince delillendirmiyor çünkü. Yazının çok doğru, Ümit Bey&#039;in haklı olduğunu düşünüyorum. Sizin bu yazıya yorumunuz nedir? Yönetimimiz bu konu üzerinde çalışıyor mu? Bilgilendirirseniz sevinirim.

Yazının linki ve özeti aşağıdadır. İyi çalışmalar...
http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=421004
&quot;ÖZETLE...
Sahanı oynarken değil, oyundan önce ve sonra da koruyacaksın...
Sana biçilen değeri reddedip, verilecek olan hakkını değil, alabileceğin hakkını kovalayacaksın...
Bakınız... Fark 5 puan... Averaj da bitmiş...
Türkiye ne kadar huzurlu değil mi?
Tersi olsaydı şimdi.
Tekmeyi basıp yırtan Lugano yerine Servet olsaydı, penaltısı verilmeyen Nonda değil Güiza olsaydı, seyreyleyin gümbürtüyü...
Kadıköy’de küfrü duymayan sistem, Türkiye’nin huzurlu olmasına şükretmektedir.
Demek ki, sizin “başarınız” Türkiye’nin huzurunu bozmaktan geçmektedir.
Ya Türkiye huzursuz olacak, ya da siz...
Tercih sizindir...
Şimdi ligin tepesini “uygun” hale getirdiler ve Türkiye huzurlu. Sizin “başarılı” olmanız Türkiye’nin huzurunun bozulmasına bağlı demek ki...
İşte bu nedenle, bunu yapamayacağınız için, bunu yapmak size yakışmayacağı için “hazır” değilsiniz başarıya...&quot;

(Selamlar. Aslında blogda bir köşe oluşturmak istiyorum okunası yazılar diye. Olsaydı sabah okuduğum ve çok beğendiğim bu yazıyı koymak isterdim. Ümit Abi gerçekten çok güzel yazmış. Açıkçası yönetimin ne yaptığını, bu konularla ilgilendiğini bilmiyorum. Kısmen ilgileniyordur, ama kısmen de bizim yöneticilerin pek düzeltemeyeceği meseleler. Ama zaten şöyle bir durumumuz var. Bence camia için inanılmaz önemli yazılar yazan bir isim Ümit Aktan. Ama benim Galatasaraylım yazılarını bile okumaz Ümit Aktan&#039;ın. Çok üzücü gerçekten. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam Melih Bey, bugün Sayın Ümit AKTAN&#8217;ın yazısını okudum. Okumadıysanız lütfen sizde okuyun. Aşağıdaki özet kısmı yazının mantığını yeterince delillendirmiyor çünkü. Yazının çok doğru, Ümit Bey&#8217;in haklı olduğunu düşünüyorum. Sizin bu yazıya yorumunuz nedir? Yönetimimiz bu konu üzerinde çalışıyor mu? Bilgilendirirseniz sevinirim.</p>
<p>Yazının linki ve özeti aşağıdadır. İyi çalışmalar&#8230;<br />
<a href="http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=421004" rel="nofollow">http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=421004</a><br />
&#8220;ÖZETLE&#8230;<br />
Sahanı oynarken değil, oyundan önce ve sonra da koruyacaksın&#8230;<br />
Sana biçilen değeri reddedip, verilecek olan hakkını değil, alabileceğin hakkını kovalayacaksın&#8230;<br />
Bakınız&#8230; Fark 5 puan&#8230; Averaj da bitmiş&#8230;<br />
Türkiye ne kadar huzurlu değil mi?<br />
Tersi olsaydı şimdi.<br />
Tekmeyi basıp yırtan Lugano yerine Servet olsaydı, penaltısı verilmeyen Nonda değil Güiza olsaydı, seyreyleyin gümbürtüyü&#8230;<br />
Kadıköy’de küfrü duymayan sistem, Türkiye’nin huzurlu olmasına şükretmektedir.<br />
Demek ki, sizin “başarınız” Türkiye’nin huzurunu bozmaktan geçmektedir.<br />
Ya Türkiye huzursuz olacak, ya da siz&#8230;<br />
Tercih sizindir&#8230;<br />
Şimdi ligin tepesini “uygun” hale getirdiler ve Türkiye huzurlu. Sizin “başarılı” olmanız Türkiye’nin huzurunun bozulmasına bağlı demek ki&#8230;<br />
İşte bu nedenle, bunu yapamayacağınız için, bunu yapmak size yakışmayacağı için “hazır” değilsiniz başarıya&#8230;&#8221;</p>
<p>(Selamlar. Aslında blogda bir köşe oluşturmak istiyorum okunası yazılar diye. Olsaydı sabah okuduğum ve çok beğendiğim bu yazıyı koymak isterdim. Ümit Abi gerçekten çok güzel yazmış. Açıkçası yönetimin ne yaptığını, bu konularla ilgilendiğini bilmiyorum. Kısmen ilgileniyordur, ama kısmen de bizim yöneticilerin pek düzeltemeyeceği meseleler. Ama zaten şöyle bir durumumuz var. Bence camia için inanılmaz önemli yazılar yazan bir isim Ümit Aktan. Ama benim Galatasaraylım yazılarını bile okumaz Ümit Aktan&#8217;ın. Çok üzücü gerçekten. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>corneliuss tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8189</link>
		<dc:creator>corneliuss</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 11:12:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8189</guid>
		<description>Melih Abi merhaba,
Cok olmadı yazılarını takip etmeye başlayalı (yaklaşık son bir ay) ama gördüm ki en dolu, en gerçekçi, en analiz gibi analiz olan yazıları yazıyorsun. Tek dileğim sizin ve katılımcıların burada yapmış olduğu yapıcı yorumların kulüp ve futbol yönetimince de duyulması... Umarım bir yerlere ulaşıyordur buradaki yorumlar ve tartışmalar... Altta da benim kendi Ankaragücü maçı yorumum... Genel olarak yenilginin suyun yüzündeki kısmını özetlemeye çalıştım... 

Saygılar...

Evet bir şok. Hem de aslında Galatasaray&#039;ın tarihinde eğer panik yapılmazsa sonradan olumluya dönen şoklardan biri daha olmaya aday bir şok... Fatih Terim&#039;in ilk sezonunda Sami Yen&#039;de Fenerbahçe&#039;ye kaybedilen 4-0&#039;lık maç ya da UEFA kupasının alındığı sene Şampiyonlar Ligi&#039;nde Chelsea&#039;ye Sami Yen&#039;de 5-0 kaybedilen maç gibi algılanabilir işin olumlu yanından bakmak istersek. 


Analizde Galatasaray&#039;ın bahanelerini sıralamak istiyorum öncelikle:
1- Erken başlayan sezon: Her zaman tehlike olmuştur futbol takımları için... Erken tutulan form ve diğer takımların form tutmaya başladıkları an yaşanan form grafiğindeki gerileme.
2- Sakatlıklar: Yeni bir şey değil Galatasaray için. Ama hangi takım elindeki dört stoperden üçünü son yıllarda Türkiye&#039;de ve dünyada aynı anda sakat verdi merak ediyorum? Bu sakatlıkların sonucu olarak ideal defans kurgusundan fersah fersah uzak bir Galatasaray ve bunun takım oyunu üzerindeki etkileri. Özellikle sol ve sağ kanatların kullanılamaması. 
3- Hakem rezaleti: İddia ediyorum, eğer bu maç berabere bitmiş olsa ya da Galatasaray 1-0 yenilmiş olsa her şeyden çok konuşulacak olan konulardan biri olacaktı karşılaşmanın meziyetsiz ve biraz da art niyetli hakemi Koray Gençerler... Nonda&#039;ya yapılan penaltının verilmeyişi bir yana, Aydın&#039;ın ceza sahası girişinde almış olduğu darbe ve sonrasında Ankaragücü&#039;nden Ceyhun lehine faulle alakası olmayan pozisyonda verilen faul... Tam da Galatasaray&#039;ın oyuna yüklenmeye başladığı anlarda ardı ardına yanlış yorumlanan ikili mücadeleler... 
4- Takımda yine birinci maddenin devamı olan bireysel çöküşler ve takım içindeki mutsuz hava... Arda&#039;nın neşesi son bir aydır kaçık, neden olduğu belli değil... Hatta taa milli maçtan bu yana diye daha da kesin bir tarih verebiliriz burada... Hakan Balta&#039;nın sakatlıktan sonra bir türlü forma giremeyişi, keza Ayhan&#039;ın da... Elano&#039;nun takıma uyum gösteremiyor olması, Baros ve Nonda&#039;nın gol kaçırma yarışına girmesi vs. 


Eğer Baros ve Nonda&#039;dan birisi dakika 80. öncesindeki %100 gollük pozisyonlardan birini gol yapmış olsalardı bugün skor yazarları bambaşka şeyler konuşacaktı. Evet Galatasaray kötü ama gerek bu maç, gerek Sturm Graz maçı, gerekse Eskişehir maçı Galatasaray&#039;ın rahatlıkla kazanabileceği pozisyonları bulduğu maçlardı. Ama olmadı... Ama futbol tanrıları böyle istedi. 


Şimdi milli maç arası ve sonrasında Galatasaray için hiç de kolay olmayan iki maç var: Trabzonspor ve Fenerbahçe maçları. Bir nevi Galatasaray için ölüm kalım serisi diyebiliriz. Bu iki haftada sakatlıkların dengesi (yeni sakatlıklar ve düzelenler), Rijkaard&#039;ın milli oyuncular olmadan yapacağı taktik çalışmalar ve yönetimin takım içindeki huzursuzluğun kaynağını bulması belki de Galatasaray için yeniden çıkışın başlangıcı olur.

(Selam. Gayın-Sin&#039;e hoşgeldin. Her şeyden önce özenli bir Türkçe&#039;ye sahip analiz için teşekkür ederim. Sanırım 3-0&#039;a en çok bozulan ve kızan Rijkaard oldu. Maç sonu basın toplantısını izledim sonra, vücut dilinden çok belli oluyordu run hali gibi, ki şimdiye kadarki cool (sakin ve özgüvenli) duruşunu bile bozdu biraz ve bence ona yakışmayan bir şey bile yaptı. Umarım dediğin gibi olur ve bu maçtan sonra yükselişe geçer Galatasaray. Bu da aslında zor bir şey değil, çünkü takımın bu duruma niçin geldiği çok net. Sevgilerimle ve görüşmek üzere. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih Abi merhaba,<br />
Cok olmadı yazılarını takip etmeye başlayalı (yaklaşık son bir ay) ama gördüm ki en dolu, en gerçekçi, en analiz gibi analiz olan yazıları yazıyorsun. Tek dileğim sizin ve katılımcıların burada yapmış olduğu yapıcı yorumların kulüp ve futbol yönetimince de duyulması&#8230; Umarım bir yerlere ulaşıyordur buradaki yorumlar ve tartışmalar&#8230; Altta da benim kendi Ankaragücü maçı yorumum&#8230; Genel olarak yenilginin suyun yüzündeki kısmını özetlemeye çalıştım&#8230; </p>
<p>Saygılar&#8230;</p>
<p>Evet bir şok. Hem de aslında Galatasaray&#8217;ın tarihinde eğer panik yapılmazsa sonradan olumluya dönen şoklardan biri daha olmaya aday bir şok&#8230; Fatih Terim&#8217;in ilk sezonunda Sami Yen&#8217;de Fenerbahçe&#8217;ye kaybedilen 4-0&#8242;lık maç ya da UEFA kupasının alındığı sene Şampiyonlar Ligi&#8217;nde Chelsea&#8217;ye Sami Yen&#8217;de 5-0 kaybedilen maç gibi algılanabilir işin olumlu yanından bakmak istersek. </p>
<p>Analizde Galatasaray&#8217;ın bahanelerini sıralamak istiyorum öncelikle:<br />
1- Erken başlayan sezon: Her zaman tehlike olmuştur futbol takımları için&#8230; Erken tutulan form ve diğer takımların form tutmaya başladıkları an yaşanan form grafiğindeki gerileme.<br />
2- Sakatlıklar: Yeni bir şey değil Galatasaray için. Ama hangi takım elindeki dört stoperden üçünü son yıllarda Türkiye&#8217;de ve dünyada aynı anda sakat verdi merak ediyorum? Bu sakatlıkların sonucu olarak ideal defans kurgusundan fersah fersah uzak bir Galatasaray ve bunun takım oyunu üzerindeki etkileri. Özellikle sol ve sağ kanatların kullanılamaması.<br />
3- Hakem rezaleti: İddia ediyorum, eğer bu maç berabere bitmiş olsa ya da Galatasaray 1-0 yenilmiş olsa her şeyden çok konuşulacak olan konulardan biri olacaktı karşılaşmanın meziyetsiz ve biraz da art niyetli hakemi Koray Gençerler&#8230; Nonda&#8217;ya yapılan penaltının verilmeyişi bir yana, Aydın&#8217;ın ceza sahası girişinde almış olduğu darbe ve sonrasında Ankaragücü&#8217;nden Ceyhun lehine faulle alakası olmayan pozisyonda verilen faul&#8230; Tam da Galatasaray&#8217;ın oyuna yüklenmeye başladığı anlarda ardı ardına yanlış yorumlanan ikili mücadeleler&#8230;<br />
4- Takımda yine birinci maddenin devamı olan bireysel çöküşler ve takım içindeki mutsuz hava&#8230; Arda&#8217;nın neşesi son bir aydır kaçık, neden olduğu belli değil&#8230; Hatta taa milli maçtan bu yana diye daha da kesin bir tarih verebiliriz burada&#8230; Hakan Balta&#8217;nın sakatlıktan sonra bir türlü forma giremeyişi, keza Ayhan&#8217;ın da&#8230; Elano&#8217;nun takıma uyum gösteremiyor olması, Baros ve Nonda&#8217;nın gol kaçırma yarışına girmesi vs. </p>
<p>Eğer Baros ve Nonda&#8217;dan birisi dakika 80. öncesindeki %100 gollük pozisyonlardan birini gol yapmış olsalardı bugün skor yazarları bambaşka şeyler konuşacaktı. Evet Galatasaray kötü ama gerek bu maç, gerek Sturm Graz maçı, gerekse Eskişehir maçı Galatasaray&#8217;ın rahatlıkla kazanabileceği pozisyonları bulduğu maçlardı. Ama olmadı&#8230; Ama futbol tanrıları böyle istedi. </p>
<p>Şimdi milli maç arası ve sonrasında Galatasaray için hiç de kolay olmayan iki maç var: Trabzonspor ve Fenerbahçe maçları. Bir nevi Galatasaray için ölüm kalım serisi diyebiliriz. Bu iki haftada sakatlıkların dengesi (yeni sakatlıklar ve düzelenler), Rijkaard&#8217;ın milli oyuncular olmadan yapacağı taktik çalışmalar ve yönetimin takım içindeki huzursuzluğun kaynağını bulması belki de Galatasaray için yeniden çıkışın başlangıcı olur.</p>
<p>(Selam. Gayın-Sin&#8217;e hoşgeldin. Her şeyden önce özenli bir Türkçe&#8217;ye sahip analiz için teşekkür ederim. Sanırım 3-0&#8242;a en çok bozulan ve kızan Rijkaard oldu. Maç sonu basın toplantısını izledim sonra, vücut dilinden çok belli oluyordu run hali gibi, ki şimdiye kadarki cool (sakin ve özgüvenli) duruşunu bile bozdu biraz ve bence ona yakışmayan bir şey bile yaptı. Umarım dediğin gibi olur ve bu maçtan sonra yükselişe geçer Galatasaray. Bu da aslında zor bir şey değil, çünkü takımın bu duruma niçin geldiği çok net. Sevgilerimle ve görüşmek üzere. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Melih tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8188</link>
		<dc:creator>Melih</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 07:37:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8188</guid>
		<description>Selam.

Bugün radyo ve TV günü.
Akşama kadar yokuz.
Akşam yorumları okuyacağım.
Görüşmek üzere, sevgi ve merhamet.

Melih</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam.</p>
<p>Bugün radyo ve TV günü.<br />
Akşama kadar yokuz.<br />
Akşam yorumları okuyacağım.<br />
Görüşmek üzere, sevgi ve merhamet.</p>
<p>Melih</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>aktuccar tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8187</link>
		<dc:creator>aktuccar</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 06:01:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8187</guid>
		<description>Melih abi total tutulma umarim bu sene bir daha bizim takima ugramaz. Yazi da yorumlarda cok doyurucu. Rijkaard&#039;in da GS TV&#039;de ima ettigi gibi bu futbolcularin TS macinda Aslanlar gibi oynayip taraftara kendini affettirmeli. Tribunlerde ne olursa olsun tepki gostermemeli. 
Arkadaslarin da dedigi gibi daha yasanacak ne zaferler var. Teknik kadro gerekeni yapacak. Bu maglubiyetten iyi bir ders cikarirsak ekim ayi bizim icin cok basarili gececektir diye umuyorum. Gokhan Zan&#039;in eksikligini bu kadar hissedecegimiz hic aklima gelmezdi. Saglicakla kalin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi total tutulma umarim bu sene bir daha bizim takima ugramaz. Yazi da yorumlarda cok doyurucu. Rijkaard&#8217;in da GS TV&#8217;de ima ettigi gibi bu futbolcularin TS macinda Aslanlar gibi oynayip taraftara kendini affettirmeli. Tribunlerde ne olursa olsun tepki gostermemeli.<br />
Arkadaslarin da dedigi gibi daha yasanacak ne zaferler var. Teknik kadro gerekeni yapacak. Bu maglubiyetten iyi bir ders cikarirsak ekim ayi bizim icin cok basarili gececektir diye umuyorum. Gokhan Zan&#8217;in eksikligini bu kadar hissedecegimiz hic aklima gelmezdi. Saglicakla kalin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>galaleon tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8186</link>
		<dc:creator>galaleon</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 23:15:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8186</guid>
		<description>TOBİAS LİNDEROTH,
Bu kuzeyliye transfer edildiği günden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz belkide.hız ve pas deyince akla hemen o geliyor. Suat kaya nın güncel versiyonu. Yanına partner olarak arda yı bile monte edebiliriz. Xavi iniesta yı yakalama arayışı için. en az onlar kadar iyi bir ikili olurlar . Ne dersin melih abi</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>TOBİAS LİNDEROTH,<br />
Bu kuzeyliye transfer edildiği günden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz belkide.hız ve pas deyince akla hemen o geliyor. Suat kaya nın güncel versiyonu. Yanına partner olarak arda yı bile monte edebiliriz. Xavi iniesta yı yakalama arayışı için. en az onlar kadar iyi bir ikili olurlar . Ne dersin melih abi</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmed Sadi tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/10/04/ankaragucu-macinin-ardindan-total-tutulma/comment-page-3/#comment-8185</link>
		<dc:creator>Mehmed Sadi</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 23:10:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1540#comment-8185</guid>
		<description>(Melih Hocam affina siginarak:)
dayanamadim ne yapayim )

&quot;Selcuk Manav Ispanyadan dillendiriyor&quot;
----------------------------------------

İspanya’da Zaragoza, Villarreal ve Getafe takımlarında teknik direktörlük yapan Victor Munoz, yakından tanıdığı Rijkaard’ı  FOTOMACA anlattı. 

BIZ ONUNLA ETLE TIRNAKK GIBIYDIKKK !!!

Biz onunla yakin bir dost, biz onunla abi kardes, biz onunla etle tirnak kadar yakindik.
Belki bir Bonie ve Clayd gibi degil ama, biz onunla Siyah ile Beyaz, Süheyl ile Behzat gibiydik.

  „B“ PLANI YOKTURRR !!!
Munoz, 
Ridvan yerden göge kadar haklidir. 
G.Saray’ın hocası için “Hiçbir zaman ‘B planı’ yoktur.  
dedi..
Hatta  - C - , - D -  ,  - E . plani bile oldugunu düsünmüyorum, 
birak alfabeyi, elinde söyle bir derli toplu bir imar plani ciksin disimi kirarim arkadas!
diye ekledi.
TAKTIKTEN ANLAMAZZZZZ !!!!
Taktikten anlamaz. Çok unutkandır, evinin telefon numarasını bile unutur” 
diye feveran eden Munoz… 
“Takımı maça iyi hazırlar ama hiçbir zaman B planı yoktur Çok unutkandır, evinin telefon numarasını bile unutuyor”. 

RAHATINA DÜSKÜNNN!!!!

Munoz, Rijkaard’ın rahatına çok düşkün olduğunu belirterek 
“Futbolcuların problemleriyle ilginmez. 
Soyunma odasında hiçbir şekilde sorunlara müdahele etmez. 
Evinin telefonunu bazen unuttuğunu biliyorum” dedi. 
İspanyol hoca, “Rijkaard 1 hafta sonra karşılaşacağı rakiplerin maçlarını kasetten bile izlemez. 
Analize vakit ayırmaz, bu da kendine aşırı güvenindendir. 
Tahminim, rahatlığını bozmamak için böyle davranıyor” ifadesini kullandı.

Cok dertli oldugu gözlenen Munoz sözlerine devam etti…

 
Yaram yokki gocunayim arkadasim!
Anakaragücü macini seyredince nevrim döndü.
Bu ne kepazeliktir dedim! 
Önce sinirden evde ne var ne yok kirdim döktüm.
Bir süre sonra sakinlesip kendime gelince…

Aklima FOTOMACIN telefon numarasini nerde bulabilirim diye düsündüm! 
Kader bu olmali diye gecirdim icimden.
Niye TUTTO SPORT  , LE MOND,  LA GAZETTA DELLA SPORT  degilde 
FOTOMACTI ! 
Takdiri ilahi dedim kendi kendime.
Iyi de bu Telefon numarasini nerden bulacaktim?
Aklima hemen bizim kösedeki manav Rafael geldi.
Bilse bilse FOTOMACIN „ Son Numarasini „ 
o bilir dedim ve  hemen aradim.
Düsündüklerimi ona da anlattim.
Rafael de, 
“Yasananlar icin söylenecek bisey yok! 
Ama Hikmet Karaman büyük hoca!
Anakaragücü maci burda cok ses getirdi! 
Hikmetinden sual olunmaz ama Barca yöneticileri Hikmet hocayi izlemek icin Ankaraya gidiyorlarmis diye duydum. 
Ardindan Rafael, 
Her ne kadar  hakkinda  - cakma Fatih Terim - tabirini kullansalarda, 
kendisinde prima bir Imparator kumasi var. 
Ah birde katalanca bilse tadindan yenmeyecek ya… „ 
gibi laga luga ile 
kafami iyice karistiracak beyanlarda bulundu.
Evet kafam iyice karismisti! 
Oysa ben kendisinden efendice, 
„FOTOMACIN telefonu nu varmi Rafael uzatma! 
Yedin beynimin ceperlerini… „
diye inim inim inlerken, 
O laf olsun torba dolsun adina,  kafama “ damacana” muamelesi yapmisti.
O sirada telefonum aci aci caldi.
Inanmiyorum! Inanamiyorum!
O la la..!
Telefondaki Selcuk Manav di.
Ilahi kader aglarini yavas yavas örüyordu.
Selcuk a bildigim herseyi anlattim.
Frank in, araba taksidi icin benden aldigi paradan bahsetmedim tabi.
Veee anladim ki arkadas bu dünyada her manav ayni degil!
Bir bu bizim serefsiz Rafael e bak birde Selcuk a
Arada Erman hoca hacminde kabzimal farki var bir kere.
Herkes Rafael kadar dedikoducu degil birrrr.
Herkes Asparagasla haber yapacak kadar ucuz degil ikiiii.
Kaldi ki Rafael bir gazeteci bile degil alti üstü alelade bir Manav!
Bütün mesele Gazeteci ile Manav in arasindaki farki anlayabilmekte…
Bütün mesele yürekte…
Sen elmayi seviyorsun diye…
-	„ VICTORRRR!!! “
Geliyorum tatlimm…
Aldim elime bir Fotomac, gectim lig Tv nin basina,
Ah ulan Rafael ahhh..!

VICTOR MUNOZ 
ISPANYADAN yellendirdi.
Yerse…</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>(Melih Hocam affina siginarak:)<br />
dayanamadim ne yapayim )</p>
<p>&#8220;Selcuk Manav Ispanyadan dillendiriyor&#8221;<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>İspanya’da Zaragoza, Villarreal ve Getafe takımlarında teknik direktörlük yapan Victor Munoz, yakından tanıdığı Rijkaard’ı  FOTOMACA anlattı. </p>
<p>BIZ ONUNLA ETLE TIRNAKK GIBIYDIKKK !!!</p>
<p>Biz onunla yakin bir dost, biz onunla abi kardes, biz onunla etle tirnak kadar yakindik.<br />
Belki bir Bonie ve Clayd gibi degil ama, biz onunla Siyah ile Beyaz, Süheyl ile Behzat gibiydik.</p>
<p>  „B“ PLANI YOKTURRR !!!<br />
Munoz,<br />
Ridvan yerden göge kadar haklidir.<br />
G.Saray’ın hocası için “Hiçbir zaman ‘B planı’ yoktur.<br />
dedi..<br />
Hatta  &#8211; C &#8211; , &#8211; D &#8211;  ,  &#8211; E . plani bile oldugunu düsünmüyorum,<br />
birak alfabeyi, elinde söyle bir derli toplu bir imar plani ciksin disimi kirarim arkadas!<br />
diye ekledi.<br />
TAKTIKTEN ANLAMAZZZZZ !!!!<br />
Taktikten anlamaz. Çok unutkandır, evinin telefon numarasını bile unutur”<br />
diye feveran eden Munoz…<br />
“Takımı maça iyi hazırlar ama hiçbir zaman B planı yoktur Çok unutkandır, evinin telefon numarasını bile unutuyor”. </p>
<p>RAHATINA DÜSKÜNNN!!!!</p>
<p>Munoz, Rijkaard’ın rahatına çok düşkün olduğunu belirterek<br />
“Futbolcuların problemleriyle ilginmez.<br />
Soyunma odasında hiçbir şekilde sorunlara müdahele etmez.<br />
Evinin telefonunu bazen unuttuğunu biliyorum” dedi.<br />
İspanyol hoca, “Rijkaard 1 hafta sonra karşılaşacağı rakiplerin maçlarını kasetten bile izlemez.<br />
Analize vakit ayırmaz, bu da kendine aşırı güvenindendir.<br />
Tahminim, rahatlığını bozmamak için böyle davranıyor” ifadesini kullandı.</p>
<p>Cok dertli oldugu gözlenen Munoz sözlerine devam etti…</p>
<p>Yaram yokki gocunayim arkadasim!<br />
Anakaragücü macini seyredince nevrim döndü.<br />
Bu ne kepazeliktir dedim!<br />
Önce sinirden evde ne var ne yok kirdim döktüm.<br />
Bir süre sonra sakinlesip kendime gelince…</p>
<p>Aklima FOTOMACIN telefon numarasini nerde bulabilirim diye düsündüm!<br />
Kader bu olmali diye gecirdim icimden.<br />
Niye TUTTO SPORT  , LE MOND,  LA GAZETTA DELLA SPORT  degilde<br />
FOTOMACTI !<br />
Takdiri ilahi dedim kendi kendime.<br />
Iyi de bu Telefon numarasini nerden bulacaktim?<br />
Aklima hemen bizim kösedeki manav Rafael geldi.<br />
Bilse bilse FOTOMACIN „ Son Numarasini „<br />
o bilir dedim ve  hemen aradim.<br />
Düsündüklerimi ona da anlattim.<br />
Rafael de,<br />
“Yasananlar icin söylenecek bisey yok!<br />
Ama Hikmet Karaman büyük hoca!<br />
Anakaragücü maci burda cok ses getirdi!<br />
Hikmetinden sual olunmaz ama Barca yöneticileri Hikmet hocayi izlemek icin Ankaraya gidiyorlarmis diye duydum.<br />
Ardindan Rafael,<br />
Her ne kadar  hakkinda  &#8211; cakma Fatih Terim &#8211; tabirini kullansalarda,<br />
kendisinde prima bir Imparator kumasi var.<br />
Ah birde katalanca bilse tadindan yenmeyecek ya… „<br />
gibi laga luga ile<br />
kafami iyice karistiracak beyanlarda bulundu.<br />
Evet kafam iyice karismisti!<br />
Oysa ben kendisinden efendice,<br />
„FOTOMACIN telefonu nu varmi Rafael uzatma!<br />
Yedin beynimin ceperlerini… „<br />
diye inim inim inlerken,<br />
O laf olsun torba dolsun adina,  kafama “ damacana” muamelesi yapmisti.<br />
O sirada telefonum aci aci caldi.<br />
Inanmiyorum! Inanamiyorum!<br />
O la la..!<br />
Telefondaki Selcuk Manav di.<br />
Ilahi kader aglarini yavas yavas örüyordu.<br />
Selcuk a bildigim herseyi anlattim.<br />
Frank in, araba taksidi icin benden aldigi paradan bahsetmedim tabi.<br />
Veee anladim ki arkadas bu dünyada her manav ayni degil!<br />
Bir bu bizim serefsiz Rafael e bak birde Selcuk a<br />
Arada Erman hoca hacminde kabzimal farki var bir kere.<br />
Herkes Rafael kadar dedikoducu degil birrrr.<br />
Herkes Asparagasla haber yapacak kadar ucuz degil ikiiii.<br />
Kaldi ki Rafael bir gazeteci bile degil alti üstü alelade bir Manav!<br />
Bütün mesele Gazeteci ile Manav in arasindaki farki anlayabilmekte…<br />
Bütün mesele yürekte…<br />
Sen elmayi seviyorsun diye…<br />
-	„ VICTORRRR!!! “<br />
Geliyorum tatlimm…<br />
Aldim elime bir Fotomac, gectim lig Tv nin basina,<br />
Ah ulan Rafael ahhh..!</p>
<p>VICTOR MUNOZ<br />
ISPANYADAN yellendirdi.<br />
Yerse…</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
