<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Bursaspor maçının ardından: yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/</link>
	<description>İNSANIN İKTİDARA KARŞI SAVAŞI HAFIZANIN UNUTMAYA KARŞI SAVAŞIDIR - MİLAN KUNDERA</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Mar 2010 16:04:02 +0200</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Arda tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-2/#comment-9078</link>
		<dc:creator>Arda</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 09:24:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9078</guid>
		<description>Sevgiler Melih Abi, 
Uzun zamandır yorum yazamıyordum. Hem senin yorum yükünü arttırmamak adına hem de benim kısıtlı zamanım sebebiyle. Haftalardır söyleyemediklerimi toparlamayı düşünmüştüm ama satır aralarında okuduğum, bazı yorumlardan sezdiğim konulara değinince işin rengi değişti.

Şimdi en  önemli sorun, bu futbolcular kim? Tabii ki, isim vermeyeceksin; istemiyorum da zaten. Yönetim gerekeni yapınca bunu öğreniriz.
Fakat Arda Turan&#039;ın kaptanlığıyla ilgili sorunu olanlar da bu futbolcular mı? Arda&#039;nın bu isimleri uyardığı ama saygısız cevaplar aldığı söyleniyor. Uzatmaya gerek yok... Florya bunları kendi içinde çözecek karaktere sahip.

En kısa sürede bunları aşacağımızı umuyorum. Hiç sevmesem de bir de tahmin yapayım. Önümüzdeki 3 maçı kazanırsak devreyi lider bitireceğimizi düşünüyorum.

(Arda selam. Farkındayım buralarda olmadığının. İsimlere girmesek sanırım iyi olur. Aslında o kadar kötü durumda da değiliz diye düşünüyorum. Üçte üç yaparsak, lider olamasak bile, önemli bir yerde tamamlarız ilk yarıyı. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgiler Melih Abi,<br />
Uzun zamandır yorum yazamıyordum. Hem senin yorum yükünü arttırmamak adına hem de benim kısıtlı zamanım sebebiyle. Haftalardır söyleyemediklerimi toparlamayı düşünmüştüm ama satır aralarında okuduğum, bazı yorumlardan sezdiğim konulara değinince işin rengi değişti.</p>
<p>Şimdi en  önemli sorun, bu futbolcular kim? Tabii ki, isim vermeyeceksin; istemiyorum da zaten. Yönetim gerekeni yapınca bunu öğreniriz.<br />
Fakat Arda Turan&#8217;ın kaptanlığıyla ilgili sorunu olanlar da bu futbolcular mı? Arda&#8217;nın bu isimleri uyardığı ama saygısız cevaplar aldığı söyleniyor. Uzatmaya gerek yok&#8230; Florya bunları kendi içinde çözecek karaktere sahip.</p>
<p>En kısa sürede bunları aşacağımızı umuyorum. Hiç sevmesem de bir de tahmin yapayım. Önümüzdeki 3 maçı kazanırsak devreyi lider bitireceğimizi düşünüyorum.</p>
<p>(Arda selam. Farkındayım buralarda olmadığının. İsimlere girmesek sanırım iyi olur. Aslında o kadar kötü durumda da değiliz diye düşünüyorum. Üçte üç yaparsak, lider olamasak bile, önemli bir yerde tamamlarız ilk yarıyı. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>gtforce tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-2/#comment-9077</link>
		<dc:creator>gtforce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 04:09:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9077</guid>
		<description>Selam Melih
Yazınızdan bir cümle;
&quot;Galatasaray’ın Bursa’da yenilmek için nedenleri vardı ama bu nedenlerin hiçbiri teknik, taktik ya da futbolcuların kalitesiyle ilgili değildi.&quot;
&quot;futbolcuların kalitesiyle&quot; sözcük grubunu unutmadan hemen devam edelim 
&quot;Açık ve net konuşalım: Galatasaray Bursa’da profesyonelce yaşamayı başaramayan futbolcuları yüzünden yenildi.&quot;

Ve yine ilk bölümden &quot;bu nedenlerin hiçbiri teknik,taktik&quot; sözcük grubunu alıp sonrada şu paragrafı yerleştirelim &quot;Bu nedenle Bursaspor maçını 4-6-0, 4-3-3, üç orijinal orta saha, Arda Turan’dan santrfor olur mu türü bence afakî meselelerle tartışmanın yeri ve zamanı değil&quot;

Sonra da bunların birbiriyle alakasız olduğunu düşünmeye gayret edelim. Ben uzun süre uğraştım ama bir birbirleriyle alakasız olmalarına ikna olamadım. Hem kaliteleriyle alakalı olmayacak hem özel hayatlarını kontrol edemeyen bir mental zayıflık ve öncelik bilmezlik içinde olacaklar. Kaliteli futbolcu demek bu mudur ? İnsaf ! 
Teknik taktik zayıflıktan olmadığına nasıl ikna olabiliriz, bu adamlar 2 hafta antrenman yapmadı mı antremanlarda zayıflıkları tespit edilmedi mi, bu tespit edilemediyse başlarındaki hocalar ne işe yarar, bu futbolcular maçtan maça evlerinden mi alınarak sahaya çıkıyorlar, bu adamların günlük performanslarını takip etmekten sorumlu değil mi bu teknik kadro. Bu ara bağlantıları yapmadan nasıl sağlıklı bir sonuca varılabilir. Esas kendimizi kandırmak bu değil mi.
Zihinsel düzeyi böyle olan bir kadrodan ne beklenir ? 
Basına duyurulup dışarıda bilmemne lokantasında toplantı yapmak ne derece SAMİMİdir? Florya&#039;da oda mı yok ?
Kulaklar çekilmiş falan diye tatmin olmak bence bir başka aldanış ve çocukça bir bakış, baba egemen bir toplumda büyümenin travmaları.
Teknik kadro laboratuarda frankenstein yapma sevdasından bir an önce vazgeçmelidir. Arda&#039;nın santrafor oynaması mevcut durumu doğru okumamanın ve hatada ısrar etmenin neticesidir. Olayın önemli olan tarafı bu, yoksa kimin nerede oynadığı değil... Evet lütfen kendimizi kandırmayalım ve geniş bakmaya çalışalım...

(Teşekkürler. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam Melih<br />
Yazınızdan bir cümle;<br />
&#8220;Galatasaray’ın Bursa’da yenilmek için nedenleri vardı ama bu nedenlerin hiçbiri teknik, taktik ya da futbolcuların kalitesiyle ilgili değildi.&#8221;<br />
&#8220;futbolcuların kalitesiyle&#8221; sözcük grubunu unutmadan hemen devam edelim<br />
&#8220;Açık ve net konuşalım: Galatasaray Bursa’da profesyonelce yaşamayı başaramayan futbolcuları yüzünden yenildi.&#8221;</p>
<p>Ve yine ilk bölümden &#8220;bu nedenlerin hiçbiri teknik,taktik&#8221; sözcük grubunu alıp sonrada şu paragrafı yerleştirelim &#8220;Bu nedenle Bursaspor maçını 4-6-0, 4-3-3, üç orijinal orta saha, Arda Turan’dan santrfor olur mu türü bence afakî meselelerle tartışmanın yeri ve zamanı değil&#8221;</p>
<p>Sonra da bunların birbiriyle alakasız olduğunu düşünmeye gayret edelim. Ben uzun süre uğraştım ama bir birbirleriyle alakasız olmalarına ikna olamadım. Hem kaliteleriyle alakalı olmayacak hem özel hayatlarını kontrol edemeyen bir mental zayıflık ve öncelik bilmezlik içinde olacaklar. Kaliteli futbolcu demek bu mudur ? İnsaf !<br />
Teknik taktik zayıflıktan olmadığına nasıl ikna olabiliriz, bu adamlar 2 hafta antrenman yapmadı mı antremanlarda zayıflıkları tespit edilmedi mi, bu tespit edilemediyse başlarındaki hocalar ne işe yarar, bu futbolcular maçtan maça evlerinden mi alınarak sahaya çıkıyorlar, bu adamların günlük performanslarını takip etmekten sorumlu değil mi bu teknik kadro. Bu ara bağlantıları yapmadan nasıl sağlıklı bir sonuca varılabilir. Esas kendimizi kandırmak bu değil mi.<br />
Zihinsel düzeyi böyle olan bir kadrodan ne beklenir ?<br />
Basına duyurulup dışarıda bilmemne lokantasında toplantı yapmak ne derece SAMİMİdir? Florya&#8217;da oda mı yok ?<br />
Kulaklar çekilmiş falan diye tatmin olmak bence bir başka aldanış ve çocukça bir bakış, baba egemen bir toplumda büyümenin travmaları.<br />
Teknik kadro laboratuarda frankenstein yapma sevdasından bir an önce vazgeçmelidir. Arda&#8217;nın santrafor oynaması mevcut durumu doğru okumamanın ve hatada ısrar etmenin neticesidir. Olayın önemli olan tarafı bu, yoksa kimin nerede oynadığı değil&#8230; Evet lütfen kendimizi kandırmayalım ve geniş bakmaya çalışalım&#8230;</p>
<p>(Teşekkürler. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Galileo tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-2/#comment-9076</link>
		<dc:creator>Galileo</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 03:02:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9076</guid>
		<description>Sevgili Melih Abi,

Panathinaikos maçı ile ilgili henüz bir şey yazmadınız ancak ben sıcağı sıcağına düşüncelerimi yazmak istedim. Çünkü uzun süre sonra Galatasaray&#039;ı 90 dakika seyretme imkanım oldu. TRT&#039;nin verdiği 15 dakikalık özetlerden de pek birşey anlayamıyor insan. 90 dakikalık görüntüyü de hafta içi TRT3&#039;te çok alakasız saatlere koyuyorlar.

Bence takım Rijkaard&#039;ın istediklerini yapamıyor. Daha doğrusu Rijkaard&#039;ın istediklerini yapanlar var, yapamayanlar var ve bir de yapmak istemeyenler var. Bir defa Rijkaard&#039;ın istediği temel şey çok basit: boşa çıkacaksın ve boşta olana pas vereceksin. Ama Pana maçında çoğu kez, özellikle hücumda, boşta olana pas vermeme gibi bir alışkanlık vardı ki anlamak mümkün değil. Rijkaard ne demişti? Yıldız futbolcular da eğer takım iyi oynarsa parlarlar. Altın top ödülü verildi geçenlerde. Aday listede Barcelona&#039;dan tam 6 oyuncu vardı. İçlerinde Xavi, İniesta ve Yaya  Toure de vardı. Bu üç adamı alsak ve başka başka takımlara koysak acaba bu kadar sivrilirler mi? Demek istediğim onları yıldız yapan şey Barcelona&#039;nın takım oyunu.

Ama Galatasaray&#039;da bunu idrak edemeyen oyuncular bence. En başta da Arda. Eğer Galatasaray&#039;ın geleceğinden, vizyonundan konuşuyorsak, Arda&#039;nın bu takımdaki pozisyonunu da konuşmalıyız. Bu ayrı bir konu. İkinci ismi Sabri olarak vereceğim ama tam veremiyorum. Çünkü sık sık pas alışverişinde bulunduğu bir arkadaşı vardı, o da Arda. Özellikle ilk 20-25 dakika sürekli sağ kanattan, Arda ve Sabri ile yüklenmeye çalıştık. İstatistiğini tutmadım ama bu dönemde Sabri&#039;nin hücumda verdiği kaç pas isabetli oldu acaba? Bana öyle geldi ki 10 pasın 9 u rakibe gitti. Sabri&#039;yle o kadar çok top kullandık ki neredeyse oyunun merkezi oldu Sabri. Galatasaray gibi bir takımın oyun merkezinin sağ beki olması biraz garip değil mi? Peki ya Arda kaç kez aldığı topu olumlu kullandı acaba? Aldığı her topu kaç saniye ayağında tuttu acaba? Diyeceksiniz ki tam üç defa üç kişi arasından çıkıp tehlike yarattı. Peki, Barış&#039;a verdiği pozisyonu ele alalım. Doğru Barış karşı karşıya kaldı kaleciyle. Bu gollük bir pozisyondu. Ama acaba Barış bekliyor muydu böyle bir pası. Orada topla buluşması gereken kişi Barış mıydı? Topu önünde bulunca ne yapacağını şaşırdı çocuk. Şut atmakla pas vermek arasında kaldı. Şut atsa yeterli becerisi yok. Pas verse müsait kimse yok. Aslında Nonda ve Kewell var. Ama onlar da beklemiyorlar ki Arda&#039;nın hasbelkader üç kişi arasından çıkmasını. Pozisyon gol olsa bile Galatasaray&#039;dan beklenen gol atma şekli bu değil. Galatasaray&#039;dan beklenen planlı bir şekilde gol atması.

Bunlar olup biterken orta sahamızın biraz daha solunda neler olup bitiyordu? Mustafa Sarp sağdan kendisine atılan her pası hiç bekletmeden atması gereken yere atıyordu. Oyunu hiç zorlamadan... Aslolanın topun kendi takımında kalmasını sağlamak, topu rakibe vermemek ve oyunu tekrar ve tekrar, yeniden kurma şansı yaratmak olduğunu bilerek... Mustafa Sarp, Rijkaard&#039;ın Galatasaray&#039;da yaratmak istediği oyunun rol modelidir. Melih Abi siz sürekli bunu diyordunuz ama ben artık kendi gözlerimle bunu görüyorum ve gönül rahatlığıyla söylüyorum. Eğer Galatasaray&#039;da birisi oyunun, takımın lideri olacaksa o Mustafa Sarp&#039;tır. Size can-ı gönülden katılıyorum. Buna inanmayanlar varsa attığımız gole, daha da önemlisi geçersiz olan golümüze baksın. Her ikisinde de Mustafa Sarp&#039;ın olması tesadüf müdür? Hele o ilk gol. Topun nereye yol alacağını kestirmek, boş alana kaçmak, üstüne bir de o enfes aşırtmayı yapmak. Doğrusu sonuncusunu beklemiyordum Sarp&#039;tan. Bu çocuk eminim ki daha da iyi olabilir çünkü aslında çok fuleli ve topla çok hızlı mesafe katedebilir, rüzgar gibi... Herkes uyurken o golü atmış bile olabilir. 

Orta sahanın daha solundaki diğer adam, Elano. Ve Elano. Zavallı adam. Kaç kere topla buluşabildi acaba bu çocuk maç boyu. O kadar unutuldu ki bu çocuk, artık dışlandığı hissine kapılıyorum. Bana bu duyguyu ne yazık ki başta Arda-Sabri ikilisi veriyorlar. Galatasaray bizim havasındalar sanki. Eve gelen misafir çocuğu kıskanan küçük çocuklar gibiler. İnşallah ben yanılıyorumdur. Elano bize imzayı attığında, ona Lincoln&#039;ü sormuşlardı. O da Lincoln&#039;ü artık unutmamız gerektiğini, kendisinin çok çalışkan birisi olduğunu, buraya da çalışmaya geldiğini söylemişti. Keşke Lincoln&#039;ün yaptığı kaprisin onda birini yapsa... Keşke Lincoln&#039;deki kredinin onda birine sahip olsa... Çocuk o kadar az kredisi varmış gibi oynuyor ki bir hata yapsa hemen gönderilecekmiş gibi hissediyor. Ayağına nadiren gelen topu çok isabetli (en azından düşünce olarak doğru yere), çok çabuk çıkarıyordu. Attığı paslar uzun mesafeli, kontra toplardı. Diğer futbolcularla 10 dakika boyunca yapamadığımız işi Elano&#039;nun bir oyunun yönünü değiştiren pasıyla yapıyorduk. Ama dediğim gibi o kadar unutuldu ki, oyuna tutunmak için, takıma tutunmak için yeri geldi kontra atakta en geriye gelip son adama hayat kurtaran son müdahaleyi yaptı, yeri geldi top kazanmak için olur olmaz yerde rakibe faul yapmak zorunda kaldı. Dediği çalışkan bir insan Ralph Elano Blumer. Lincoln gibi küsmüyor Ralph. Nam-ı diğer çiçekçi (Blumer), çiçek gibi bir insan aslında. 

Bana göre Elano&#039;nun durumu Arda&#039;nın hükümranlığının göstergesi. İkisinin topla kaçar kere buluştuklarını, kaçar saniye topu ayaklarında tuttuklarına dair istatistiği elde ettiğimizde bunu göreceğimize eminim.

Ve Leo Franco. Bir kaleci bir takımın yarısı. Neden? Çünkü 10 kişi atıyor, kaleci tutuyor. En primitif haliyle bu. İki takım var. Ama birisi kazanacak. İkisi de atmak isteyecek. Eh birinin tutmak zorunda kalması kaçınılmaz kazanmak için. Oyunun diğer yarısının, tutkuyla bağlı olmadığımız yarısının, tutmak kısmının en büyük aktörü kaleci. Kalecinin kuramsal rolü bu. Ve bu kadar önemli. Rakip herkesi geçebilir. Ama kaleciyi geçemezse gol olmaz. Bu kadar basit. Allah aşkına biz bu Leo Franco&#039;yu neden getirdik??? Peki De Sanctis neden vardı geçen sene? İddia ediyorum geçen sene Orkun olsaydı kalede, UEFA&#039;da devam edecektik. Manisa&#039;ya gönderilen Orkun&#039;un ne eksiği var şu Leo Franco&#039;dan??? Ligde 18 tane gol yemişiz. Orkun olsaydı daha mı çok yiyecektik? Geçen sene de Sanctis ile 40 küsur gol yedik üç kulvarda. Peki o zaman yabancı kalecinin anlamı ne? Anlamak mümkün değil! Leo Franco kötü kaleci olmayabilir. Ama Orkun&#039;dan üstünlüğü nerede? Büyük takımların iyi kaleciye değil büyük kaleciye ihtiyaçları vardır. Mondragon gibi, Simoviç gibi, Rüştü gibi... Kontenjanın birini niye buraya harcıyoruz? Lütfen kimse golleri takım halinde yediğimizi söylemesin. Takım halinde rakibe izin veriyor olabilirsiniz. Ama kaleciniz büyükse o, rakibe dur der ve size maç alır. En azından bazen. Büyük kaleci 14 maçta 18 tane gol yemez.

Rijkaard&#039;ın istediklerini yapmaya çalışıp da yapamayanlar da var. Servet, Mehmet Topal ve Hakan Balta. Topu o kadar yavaş çeviriyorlar ki rakip kendi sahasında istediği gibi gardını alacak zaman buluyor. Buna bir de topu ayağında fazlaca tutanlar da eklenince bu gece ilk 20 dakikayı heba etti Galatasaray. İlk şutumuzu kaleye gönderdiğimizde bilmiyorum dakikalar kaçı gösteriyordu. 

Haftasonu oynanan El Clasico&#039;dan örneklerle bitirmek istiyorum son olarak. Bence çok ders vardı Galatasaray adına burada. Barcelona&#039;nın oyunundaki temel nokta boşta olana bir an önce pası geçirmekti. Hani Arda&#039;ya Türkiye&#039;nin Messi&#039;si diyoruz ya umarım Messi&#039;yi seyretmiştir Arda. Top Messi&#039;ye geldiğinde başında 3 kişi oluyor. Yapabilecek gibiyse bunları eksiltiyor Messi, yapamayacaksa en basit pası veriyor. Arda ise üç kişinin başına gelmesini bekliyor. Sonra da onları geçmeye çalışıyor. Geçtiyse &#039;vay be nası geçti üç kişiyi diyoruz&#039;. İyi de ondan beklenen bu değil ki. Tüm bunlar olurken de çevresindeki 5-6 arkadaşını unutuyor. Halbuki esas olan geri kalan 9 kişiyi de oyundan kopartmamak, hareketliliklerine ket vurmamak ve topun dolaşımını sağlamak. Herkes hareket halinde, herkes top istiyor. Birnevi kanın vücutta dolaşması gibi topun da dolaşması lazım sahada ve rakibin başının dönmesi. Ama kan dolaşımı duruyor. Kalp de duruyor. Takım, yani organizma da ölüyor. Koca Cristiano Ronaldo yeni sakatlıktan çıktığı için kenara alındı 70&#039;te ama gıkını çıkarmadı. Gitti paşa paşa yerine oturdu. 90 milyon dolarlık adamdan bahsediyorum. Arda acaba benzeri bir durumda ne yapardı?

Peki Barcelona hiç mi pozisyon vermedi Real&#039;e? Verdi. Hem de en gaflette olduğu anlarda verdi. Ama geçiş oyununu mükemmel oynadılar. Kaka, Ronaldo ve Higuain çok hızlı aktılar Barça kalesine kontrataklarda. Ama sürekli birbirinin kademesine girdiler. Son müdahaleleri hep Barçalılar yaptı. En çok da Puyol. Hatta bir pozisyonda epey ilerde kaldı. Ama en geriye gelen o oldu ve golü önledi. Peki ya Pique&#039;nin maçın tek golündeki katkısına ne demeli? Pique ne zaman çıkacak ileriye acaba diyordum kendi kendime. İlk çıkışında gol geldi. Barça hücumda bir kişi fazla olup o ana kadar geçemediği Real defansını Pique&#039;nin yalancı koşusuyla şaşırtarak aştı. Derslik bir goldü. Özellikle sevgili Servet için. Bir defans (tandem) oyuncusu kaç kere ileri çıkar, nasıl çıkar, çıktığında ne yapar gibi soruların cevabını verdi Pique aslında. Benim aldığım dersse defansımızda ille de Servet-Gökhan gibi kule gibi adamlar olmak zorunda olmadığı. Puyol-Pique ikilisi fizik olarak daha zayıflar. Ama ben bir defans oyuncusunun topun önüne atlayıp gol kurtardığını onlar sayesinde hatırladım uzun süre sonra. Kafalarını kullanıyorlar ve herşeylerini veriyorlar takıma. Üstün fizikleriyle arz-ı endam eden bu oyuncularımızın (Hakan Balta dahil) formalarının çamur olduğunu da henüz görmedik. Ah kaptan Bülent ah dedim, Puyol&#039;u görünce... Emre Güngör&#039;de bu söylediklerimi gördüğümü söylemeliyim. O bizim geleceğimiz. Bence çok üstüne eğilmeli Rijkaard onun.  

İnanılmaz uzun oldu Melih Abi. Ama yazmak zorunda hissettim kendimi, sürç-i lisan ettiysek affola...

Sevgiler

Emrah

(Emrah selam. Leo Franco konusuna katılmayacağım. Çünkü iki net kurtarışı vardı Leo&#039;nun, bir de iki kez zamanında çıktı. Sarp biraz daha yumuşak olabilirse daha da sivrilecek takım içinde. Bir de özgüven meselesi var. Dünkü maçı Rijkaard&#039;ın dediği gibi özgüven tazelemek olarak görmekte fayda var.

Sabri&#039;ye gelince. Tam 77 kez topla buluştu Sabri. Bunların 68&#039;inde pas verdi. Bu pasların 54&#039;ü isabetliydi, 12&#039;si ise isabetsiz. Takımda en çok topla oynayan futbolcu ise Sabri&#039;yle beraber Arda Turan değil Mehmet Topal&#039;dı. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Melih Abi,</p>
<p>Panathinaikos maçı ile ilgili henüz bir şey yazmadınız ancak ben sıcağı sıcağına düşüncelerimi yazmak istedim. Çünkü uzun süre sonra Galatasaray&#8217;ı 90 dakika seyretme imkanım oldu. TRT&#8217;nin verdiği 15 dakikalık özetlerden de pek birşey anlayamıyor insan. 90 dakikalık görüntüyü de hafta içi TRT3&#8242;te çok alakasız saatlere koyuyorlar.</p>
<p>Bence takım Rijkaard&#8217;ın istediklerini yapamıyor. Daha doğrusu Rijkaard&#8217;ın istediklerini yapanlar var, yapamayanlar var ve bir de yapmak istemeyenler var. Bir defa Rijkaard&#8217;ın istediği temel şey çok basit: boşa çıkacaksın ve boşta olana pas vereceksin. Ama Pana maçında çoğu kez, özellikle hücumda, boşta olana pas vermeme gibi bir alışkanlık vardı ki anlamak mümkün değil. Rijkaard ne demişti? Yıldız futbolcular da eğer takım iyi oynarsa parlarlar. Altın top ödülü verildi geçenlerde. Aday listede Barcelona&#8217;dan tam 6 oyuncu vardı. İçlerinde Xavi, İniesta ve Yaya  Toure de vardı. Bu üç adamı alsak ve başka başka takımlara koysak acaba bu kadar sivrilirler mi? Demek istediğim onları yıldız yapan şey Barcelona&#8217;nın takım oyunu.</p>
<p>Ama Galatasaray&#8217;da bunu idrak edemeyen oyuncular bence. En başta da Arda. Eğer Galatasaray&#8217;ın geleceğinden, vizyonundan konuşuyorsak, Arda&#8217;nın bu takımdaki pozisyonunu da konuşmalıyız. Bu ayrı bir konu. İkinci ismi Sabri olarak vereceğim ama tam veremiyorum. Çünkü sık sık pas alışverişinde bulunduğu bir arkadaşı vardı, o da Arda. Özellikle ilk 20-25 dakika sürekli sağ kanattan, Arda ve Sabri ile yüklenmeye çalıştık. İstatistiğini tutmadım ama bu dönemde Sabri&#8217;nin hücumda verdiği kaç pas isabetli oldu acaba? Bana öyle geldi ki 10 pasın 9 u rakibe gitti. Sabri&#8217;yle o kadar çok top kullandık ki neredeyse oyunun merkezi oldu Sabri. Galatasaray gibi bir takımın oyun merkezinin sağ beki olması biraz garip değil mi? Peki ya Arda kaç kez aldığı topu olumlu kullandı acaba? Aldığı her topu kaç saniye ayağında tuttu acaba? Diyeceksiniz ki tam üç defa üç kişi arasından çıkıp tehlike yarattı. Peki, Barış&#8217;a verdiği pozisyonu ele alalım. Doğru Barış karşı karşıya kaldı kaleciyle. Bu gollük bir pozisyondu. Ama acaba Barış bekliyor muydu böyle bir pası. Orada topla buluşması gereken kişi Barış mıydı? Topu önünde bulunca ne yapacağını şaşırdı çocuk. Şut atmakla pas vermek arasında kaldı. Şut atsa yeterli becerisi yok. Pas verse müsait kimse yok. Aslında Nonda ve Kewell var. Ama onlar da beklemiyorlar ki Arda&#8217;nın hasbelkader üç kişi arasından çıkmasını. Pozisyon gol olsa bile Galatasaray&#8217;dan beklenen gol atma şekli bu değil. Galatasaray&#8217;dan beklenen planlı bir şekilde gol atması.</p>
<p>Bunlar olup biterken orta sahamızın biraz daha solunda neler olup bitiyordu? Mustafa Sarp sağdan kendisine atılan her pası hiç bekletmeden atması gereken yere atıyordu. Oyunu hiç zorlamadan&#8230; Aslolanın topun kendi takımında kalmasını sağlamak, topu rakibe vermemek ve oyunu tekrar ve tekrar, yeniden kurma şansı yaratmak olduğunu bilerek&#8230; Mustafa Sarp, Rijkaard&#8217;ın Galatasaray&#8217;da yaratmak istediği oyunun rol modelidir. Melih Abi siz sürekli bunu diyordunuz ama ben artık kendi gözlerimle bunu görüyorum ve gönül rahatlığıyla söylüyorum. Eğer Galatasaray&#8217;da birisi oyunun, takımın lideri olacaksa o Mustafa Sarp&#8217;tır. Size can-ı gönülden katılıyorum. Buna inanmayanlar varsa attığımız gole, daha da önemlisi geçersiz olan golümüze baksın. Her ikisinde de Mustafa Sarp&#8217;ın olması tesadüf müdür? Hele o ilk gol. Topun nereye yol alacağını kestirmek, boş alana kaçmak, üstüne bir de o enfes aşırtmayı yapmak. Doğrusu sonuncusunu beklemiyordum Sarp&#8217;tan. Bu çocuk eminim ki daha da iyi olabilir çünkü aslında çok fuleli ve topla çok hızlı mesafe katedebilir, rüzgar gibi&#8230; Herkes uyurken o golü atmış bile olabilir. </p>
<p>Orta sahanın daha solundaki diğer adam, Elano. Ve Elano. Zavallı adam. Kaç kere topla buluşabildi acaba bu çocuk maç boyu. O kadar unutuldu ki bu çocuk, artık dışlandığı hissine kapılıyorum. Bana bu duyguyu ne yazık ki başta Arda-Sabri ikilisi veriyorlar. Galatasaray bizim havasındalar sanki. Eve gelen misafir çocuğu kıskanan küçük çocuklar gibiler. İnşallah ben yanılıyorumdur. Elano bize imzayı attığında, ona Lincoln&#8217;ü sormuşlardı. O da Lincoln&#8217;ü artık unutmamız gerektiğini, kendisinin çok çalışkan birisi olduğunu, buraya da çalışmaya geldiğini söylemişti. Keşke Lincoln&#8217;ün yaptığı kaprisin onda birini yapsa&#8230; Keşke Lincoln&#8217;deki kredinin onda birine sahip olsa&#8230; Çocuk o kadar az kredisi varmış gibi oynuyor ki bir hata yapsa hemen gönderilecekmiş gibi hissediyor. Ayağına nadiren gelen topu çok isabetli (en azından düşünce olarak doğru yere), çok çabuk çıkarıyordu. Attığı paslar uzun mesafeli, kontra toplardı. Diğer futbolcularla 10 dakika boyunca yapamadığımız işi Elano&#8217;nun bir oyunun yönünü değiştiren pasıyla yapıyorduk. Ama dediğim gibi o kadar unutuldu ki, oyuna tutunmak için, takıma tutunmak için yeri geldi kontra atakta en geriye gelip son adama hayat kurtaran son müdahaleyi yaptı, yeri geldi top kazanmak için olur olmaz yerde rakibe faul yapmak zorunda kaldı. Dediği çalışkan bir insan Ralph Elano Blumer. Lincoln gibi küsmüyor Ralph. Nam-ı diğer çiçekçi (Blumer), çiçek gibi bir insan aslında. </p>
<p>Bana göre Elano&#8217;nun durumu Arda&#8217;nın hükümranlığının göstergesi. İkisinin topla kaçar kere buluştuklarını, kaçar saniye topu ayaklarında tuttuklarına dair istatistiği elde ettiğimizde bunu göreceğimize eminim.</p>
<p>Ve Leo Franco. Bir kaleci bir takımın yarısı. Neden? Çünkü 10 kişi atıyor, kaleci tutuyor. En primitif haliyle bu. İki takım var. Ama birisi kazanacak. İkisi de atmak isteyecek. Eh birinin tutmak zorunda kalması kaçınılmaz kazanmak için. Oyunun diğer yarısının, tutkuyla bağlı olmadığımız yarısının, tutmak kısmının en büyük aktörü kaleci. Kalecinin kuramsal rolü bu. Ve bu kadar önemli. Rakip herkesi geçebilir. Ama kaleciyi geçemezse gol olmaz. Bu kadar basit. Allah aşkına biz bu Leo Franco&#8217;yu neden getirdik??? Peki De Sanctis neden vardı geçen sene? İddia ediyorum geçen sene Orkun olsaydı kalede, UEFA&#8217;da devam edecektik. Manisa&#8217;ya gönderilen Orkun&#8217;un ne eksiği var şu Leo Franco&#8217;dan??? Ligde 18 tane gol yemişiz. Orkun olsaydı daha mı çok yiyecektik? Geçen sene de Sanctis ile 40 küsur gol yedik üç kulvarda. Peki o zaman yabancı kalecinin anlamı ne? Anlamak mümkün değil! Leo Franco kötü kaleci olmayabilir. Ama Orkun&#8217;dan üstünlüğü nerede? Büyük takımların iyi kaleciye değil büyük kaleciye ihtiyaçları vardır. Mondragon gibi, Simoviç gibi, Rüştü gibi&#8230; Kontenjanın birini niye buraya harcıyoruz? Lütfen kimse golleri takım halinde yediğimizi söylemesin. Takım halinde rakibe izin veriyor olabilirsiniz. Ama kaleciniz büyükse o, rakibe dur der ve size maç alır. En azından bazen. Büyük kaleci 14 maçta 18 tane gol yemez.</p>
<p>Rijkaard&#8217;ın istediklerini yapmaya çalışıp da yapamayanlar da var. Servet, Mehmet Topal ve Hakan Balta. Topu o kadar yavaş çeviriyorlar ki rakip kendi sahasında istediği gibi gardını alacak zaman buluyor. Buna bir de topu ayağında fazlaca tutanlar da eklenince bu gece ilk 20 dakikayı heba etti Galatasaray. İlk şutumuzu kaleye gönderdiğimizde bilmiyorum dakikalar kaçı gösteriyordu. </p>
<p>Haftasonu oynanan El Clasico&#8217;dan örneklerle bitirmek istiyorum son olarak. Bence çok ders vardı Galatasaray adına burada. Barcelona&#8217;nın oyunundaki temel nokta boşta olana bir an önce pası geçirmekti. Hani Arda&#8217;ya Türkiye&#8217;nin Messi&#8217;si diyoruz ya umarım Messi&#8217;yi seyretmiştir Arda. Top Messi&#8217;ye geldiğinde başında 3 kişi oluyor. Yapabilecek gibiyse bunları eksiltiyor Messi, yapamayacaksa en basit pası veriyor. Arda ise üç kişinin başına gelmesini bekliyor. Sonra da onları geçmeye çalışıyor. Geçtiyse &#8216;vay be nası geçti üç kişiyi diyoruz&#8217;. İyi de ondan beklenen bu değil ki. Tüm bunlar olurken de çevresindeki 5-6 arkadaşını unutuyor. Halbuki esas olan geri kalan 9 kişiyi de oyundan kopartmamak, hareketliliklerine ket vurmamak ve topun dolaşımını sağlamak. Herkes hareket halinde, herkes top istiyor. Birnevi kanın vücutta dolaşması gibi topun da dolaşması lazım sahada ve rakibin başının dönmesi. Ama kan dolaşımı duruyor. Kalp de duruyor. Takım, yani organizma da ölüyor. Koca Cristiano Ronaldo yeni sakatlıktan çıktığı için kenara alındı 70&#8242;te ama gıkını çıkarmadı. Gitti paşa paşa yerine oturdu. 90 milyon dolarlık adamdan bahsediyorum. Arda acaba benzeri bir durumda ne yapardı?</p>
<p>Peki Barcelona hiç mi pozisyon vermedi Real&#8217;e? Verdi. Hem de en gaflette olduğu anlarda verdi. Ama geçiş oyununu mükemmel oynadılar. Kaka, Ronaldo ve Higuain çok hızlı aktılar Barça kalesine kontrataklarda. Ama sürekli birbirinin kademesine girdiler. Son müdahaleleri hep Barçalılar yaptı. En çok da Puyol. Hatta bir pozisyonda epey ilerde kaldı. Ama en geriye gelen o oldu ve golü önledi. Peki ya Pique&#8217;nin maçın tek golündeki katkısına ne demeli? Pique ne zaman çıkacak ileriye acaba diyordum kendi kendime. İlk çıkışında gol geldi. Barça hücumda bir kişi fazla olup o ana kadar geçemediği Real defansını Pique&#8217;nin yalancı koşusuyla şaşırtarak aştı. Derslik bir goldü. Özellikle sevgili Servet için. Bir defans (tandem) oyuncusu kaç kere ileri çıkar, nasıl çıkar, çıktığında ne yapar gibi soruların cevabını verdi Pique aslında. Benim aldığım dersse defansımızda ille de Servet-Gökhan gibi kule gibi adamlar olmak zorunda olmadığı. Puyol-Pique ikilisi fizik olarak daha zayıflar. Ama ben bir defans oyuncusunun topun önüne atlayıp gol kurtardığını onlar sayesinde hatırladım uzun süre sonra. Kafalarını kullanıyorlar ve herşeylerini veriyorlar takıma. Üstün fizikleriyle arz-ı endam eden bu oyuncularımızın (Hakan Balta dahil) formalarının çamur olduğunu da henüz görmedik. Ah kaptan Bülent ah dedim, Puyol&#8217;u görünce&#8230; Emre Güngör&#8217;de bu söylediklerimi gördüğümü söylemeliyim. O bizim geleceğimiz. Bence çok üstüne eğilmeli Rijkaard onun.  </p>
<p>İnanılmaz uzun oldu Melih Abi. Ama yazmak zorunda hissettim kendimi, sürç-i lisan ettiysek affola&#8230;</p>
<p>Sevgiler</p>
<p>Emrah</p>
<p>(Emrah selam. Leo Franco konusuna katılmayacağım. Çünkü iki net kurtarışı vardı Leo&#8217;nun, bir de iki kez zamanında çıktı. Sarp biraz daha yumuşak olabilirse daha da sivrilecek takım içinde. Bir de özgüven meselesi var. Dünkü maçı Rijkaard&#8217;ın dediği gibi özgüven tazelemek olarak görmekte fayda var.</p>
<p>Sabri&#8217;ye gelince. Tam 77 kez topla buluştu Sabri. Bunların 68&#8242;inde pas verdi. Bu pasların 54&#8242;ü isabetliydi, 12&#8217;si ise isabetsiz. Takımda en çok topla oynayan futbolcu ise Sabri&#8217;yle beraber Arda Turan değil Mehmet Topal&#8217;dı. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ozan Kayhan tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-2/#comment-9075</link>
		<dc:creator>Ozan Kayhan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 00:43:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9075</guid>
		<description>Sevgili Melih abi,

Uzunca bir aradır yorum yazmıyordum. Ben gidişatı hiç beğenmiyorum. Kimin ne oynadığı belli değil. Bugünkü Panathinakos maçında sadece 1 tane Aslan yürek vardı sahada Arda Turan zaman zaman belki de biraz Mustafa Sarp orta saha felaket hele ikinci yarı rakip elini kolunu sallayarak Orta sahayı geçiyor değişikliğe rağmen ne Barış ne Ayhan ne de Mustafa Sarp çare olamıyor Elano deseniz tam bir fiyasko. İki pas yapamıyorlar hep geri hep geri Arda olmasa takımı ileriye taşıyacak adam yok yorgunluk demişsin abi neyin yorgunluğu bence üzülerek söylüyorum beceriksizlik bu. Böyle futbol oynarsak vay halimize devre arasında mutlak takviyeye ihtiyaç var orta sahamız çökük vaziyette birde defanstan doğru düzgün top çıkaracak bir adam. Leo Franco nasıl kaleciliktir bu hiçbir topa çıkmıyor çıktığı topları alamıyor sürekli panik halinde Galatasaray&#039;ın kalesine yakışmıyor. Ufuk ve Aykut&#039;a olan üstünlüğü nedir acaba? Grup lideriyiz çok şükür ama şahsen geleceğe dair bir kıpırtı göremiyorum. Umarım Rijkaard bizi bırakmaz çünkü katetmemiz gereken çok uzun bir yol var önümüzde futbol adına.  Saygılarımla...

(Ozancığım biraz kötümser olmamış mı bu yazdıkların. PAO maçındaki Galatasaray&#039;ın kötü olduğunu söylemek mümkün değil. Maç yazısında da yazdığım gibi. Beklemek gerek. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Melih abi,</p>
<p>Uzunca bir aradır yorum yazmıyordum. Ben gidişatı hiç beğenmiyorum. Kimin ne oynadığı belli değil. Bugünkü Panathinakos maçında sadece 1 tane Aslan yürek vardı sahada Arda Turan zaman zaman belki de biraz Mustafa Sarp orta saha felaket hele ikinci yarı rakip elini kolunu sallayarak Orta sahayı geçiyor değişikliğe rağmen ne Barış ne Ayhan ne de Mustafa Sarp çare olamıyor Elano deseniz tam bir fiyasko. İki pas yapamıyorlar hep geri hep geri Arda olmasa takımı ileriye taşıyacak adam yok yorgunluk demişsin abi neyin yorgunluğu bence üzülerek söylüyorum beceriksizlik bu. Böyle futbol oynarsak vay halimize devre arasında mutlak takviyeye ihtiyaç var orta sahamız çökük vaziyette birde defanstan doğru düzgün top çıkaracak bir adam. Leo Franco nasıl kaleciliktir bu hiçbir topa çıkmıyor çıktığı topları alamıyor sürekli panik halinde Galatasaray&#8217;ın kalesine yakışmıyor. Ufuk ve Aykut&#8217;a olan üstünlüğü nedir acaba? Grup lideriyiz çok şükür ama şahsen geleceğe dair bir kıpırtı göremiyorum. Umarım Rijkaard bizi bırakmaz çünkü katetmemiz gereken çok uzun bir yol var önümüzde futbol adına.  Saygılarımla&#8230;</p>
<p>(Ozancığım biraz kötümser olmamış mı bu yazdıkların. PAO maçındaki Galatasaray&#8217;ın kötü olduğunu söylemek mümkün değil. Maç yazısında da yazdığım gibi. Beklemek gerek. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kaanbican tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-2/#comment-9074</link>
		<dc:creator>kaanbican</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 23:11:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9074</guid>
		<description>Melih abi merhaba,
Tabii ki haklısınız, profesyonelce yaşamayı bilmek lazım. Bu kamp yapmak tartışmasından maç kazanmak, daha çok gol atmaya kadar süren bir mesele. Bunun iki günde geleceğini de beklemiyoruz. Fakat hala niye bir baba figürüne ihtiyaç duyuluyor? Kendi kişiliklerini destekleyen, saygı gösteren ve gerektiğinde yalnız bırakan bir düşünceyi olumlamazlarsa suçluluk/sorumluluk/yenilgi ve otorite arasında gidip gelecekler sürekli olarak. Benim asıl anlamadığım bunun neden oyunculara öğretilmediği. Başka bir tavırı, daha bireysel bir ahlak anlayışını savunan çok değerli insanlar geçti Derwall&#039;den bu yana kulübümüzden. Hagi&#039;nin yaşamını bir rol modeli olarak neden hatırlamadıklarını veya Lincoln&#039;ün neden bir türlü bizde dikiş tutturamadığının kurumsal cevapları da olmalı. Sadece şımarık olmak mı? Bireysel başarı ve ahlakın öğretilebilir olduğuna ve bizim de bunu başarmamız gerektiğine inanıyorum. Sevgilerimle,

(Kaancığım selamlar. Açıkça meseleye galiba insanların hata yapma hakkı ve özgürlüğü vardır diye bakılıyor. Bir de bazı meselelerin obsesyona yani takıntıya dönüşmesi kolay önlenecek bir şey değil. Bir de nihayetinde para ve sosyal statü peşinde koşan kısmen eğitimsiz bir kesimden konuşuyoruz. Ne olacak ki bir gece sabahlasam cehaletiyle yaşayabiliyorlar. Esasen şahsi kanaatim, sporcu sağlığı, beslenmesi, kültürü meselesi önce yöneticilerin bu konuda eğitilmesiyle başlamalı. Yönetici rem uykusunun ne olduğunu bilirse, futbolcuya da o gözle bakar. Ben yine de kötümser değilim asla. Kötü olanlar, kötü yaşayanlar gider. Mesele bunları enterne edebilmek Galatasaray&#039;da. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi merhaba,<br />
Tabii ki haklısınız, profesyonelce yaşamayı bilmek lazım. Bu kamp yapmak tartışmasından maç kazanmak, daha çok gol atmaya kadar süren bir mesele. Bunun iki günde geleceğini de beklemiyoruz. Fakat hala niye bir baba figürüne ihtiyaç duyuluyor? Kendi kişiliklerini destekleyen, saygı gösteren ve gerektiğinde yalnız bırakan bir düşünceyi olumlamazlarsa suçluluk/sorumluluk/yenilgi ve otorite arasında gidip gelecekler sürekli olarak. Benim asıl anlamadığım bunun neden oyunculara öğretilmediği. Başka bir tavırı, daha bireysel bir ahlak anlayışını savunan çok değerli insanlar geçti Derwall&#8217;den bu yana kulübümüzden. Hagi&#8217;nin yaşamını bir rol modeli olarak neden hatırlamadıklarını veya Lincoln&#8217;ün neden bir türlü bizde dikiş tutturamadığının kurumsal cevapları da olmalı. Sadece şımarık olmak mı? Bireysel başarı ve ahlakın öğretilebilir olduğuna ve bizim de bunu başarmamız gerektiğine inanıyorum. Sevgilerimle,</p>
<p>(Kaancığım selamlar. Açıkça meseleye galiba insanların hata yapma hakkı ve özgürlüğü vardır diye bakılıyor. Bir de bazı meselelerin obsesyona yani takıntıya dönüşmesi kolay önlenecek bir şey değil. Bir de nihayetinde para ve sosyal statü peşinde koşan kısmen eğitimsiz bir kesimden konuşuyoruz. Ne olacak ki bir gece sabahlasam cehaletiyle yaşayabiliyorlar. Esasen şahsi kanaatim, sporcu sağlığı, beslenmesi, kültürü meselesi önce yöneticilerin bu konuda eğitilmesiyle başlamalı. Yönetici rem uykusunun ne olduğunu bilirse, futbolcuya da o gözle bakar. Ben yine de kötümser değilim asla. Kötü olanlar, kötü yaşayanlar gider. Mesele bunları enterne edebilmek Galatasaray&#8217;da. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Erasmus tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9073</link>
		<dc:creator>Erasmus</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 18:13:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9073</guid>
		<description>Anlamadığım bir şey var. Geçen sene Barcelona şampiyonlar ligini kazandıktan sonra Pep, FR&#039;ye teşekkür ediyor. Bu sene Real Madrid maçından sonra, tekrar, FR bize cesur futbolu öğretmeseydi bu günleri göremezdik diyor. Sene başında Laporta bu senenin en büyük transferini Türkler yaptı diyor. Hıncal Uluç dışında FR&#039;ın değerini bilmeyen ve kabul etmeyen yok. Yenilmez armada Barcelona&#039;nın yaratıcısı. Elinde böyle bir şans var değerlendirmemeni anlayamıyorum.

Ben bir mühendis olarak, profesyonel spor ile alakam bile olmamasına rağmen düzenli bir hayat sürmenin sporcular için ne kadar önemli olduğunu algılayabiliyorum. Hatta başarılı olduğunu gördüğüm tüm insanların düzenli bir hayatları olduğuna tanıklık ediyorum. Hayatları düzenli olmayan sporcuların kısa bir süre içerisinde kariyerlerinin dibe vurduğunu görüyorum. Aksi örneklerin de 38 yaşında bile oynayacak gücü kendisinde bulduğunu görüyorum. Bu durumda Galatasaray futbol takımı oyuncularının bu tip davranışlar içerisinde olmasının bir açıklamasını bulamıyorum.

Nasıl bu kadar mantıksız bir iş yapılır. Ülkemdeki köşeyi dönme zihniyeti mi sebep oluyor buna diyorum. Hani hiç çalışmadan, emek vermeden her şeyi bir anda elde etme hevesi mi olabilir diye soruyorum. O zaman  yabancı futbolcular ya da altyapılarını yurt dışında oluşturmuş türk oyuncularımızın bu tip davranışlarına anlam bulamıyorum. Bir anlam bulan kişinin de beni aydınlatmasını istiyorum.

Çok ama çok üzücü bir durum. Keşke bunları hiç yazmasaydınız Melih Bey. Biz sizin dediğiniz aile içinde tartışır dururduk sorunları. 

Sorun oyuncuların iş ahlakları ile ilgili olunca konuşacak bir şey kalmıyor çünkü.

(Selamlar Erasmus. Böyle şeylerin bu zamanda olması aslında daha iyi. Zamanlama olarak yani. Çünkü selki farkı açacaktık ama kaybedilmiş bir şey de yok. Bir de inanılmaz büyütülecek bir mesele değil. Galatasaray düştüğü yerden kalkar. Ki kalkmaya da başladı. Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Anlamadığım bir şey var. Geçen sene Barcelona şampiyonlar ligini kazandıktan sonra Pep, FR&#8217;ye teşekkür ediyor. Bu sene Real Madrid maçından sonra, tekrar, FR bize cesur futbolu öğretmeseydi bu günleri göremezdik diyor. Sene başında Laporta bu senenin en büyük transferini Türkler yaptı diyor. Hıncal Uluç dışında FR&#8217;ın değerini bilmeyen ve kabul etmeyen yok. Yenilmez armada Barcelona&#8217;nın yaratıcısı. Elinde böyle bir şans var değerlendirmemeni anlayamıyorum.</p>
<p>Ben bir mühendis olarak, profesyonel spor ile alakam bile olmamasına rağmen düzenli bir hayat sürmenin sporcular için ne kadar önemli olduğunu algılayabiliyorum. Hatta başarılı olduğunu gördüğüm tüm insanların düzenli bir hayatları olduğuna tanıklık ediyorum. Hayatları düzenli olmayan sporcuların kısa bir süre içerisinde kariyerlerinin dibe vurduğunu görüyorum. Aksi örneklerin de 38 yaşında bile oynayacak gücü kendisinde bulduğunu görüyorum. Bu durumda Galatasaray futbol takımı oyuncularının bu tip davranışlar içerisinde olmasının bir açıklamasını bulamıyorum.</p>
<p>Nasıl bu kadar mantıksız bir iş yapılır. Ülkemdeki köşeyi dönme zihniyeti mi sebep oluyor buna diyorum. Hani hiç çalışmadan, emek vermeden her şeyi bir anda elde etme hevesi mi olabilir diye soruyorum. O zaman  yabancı futbolcular ya da altyapılarını yurt dışında oluşturmuş türk oyuncularımızın bu tip davranışlarına anlam bulamıyorum. Bir anlam bulan kişinin de beni aydınlatmasını istiyorum.</p>
<p>Çok ama çok üzücü bir durum. Keşke bunları hiç yazmasaydınız Melih Bey. Biz sizin dediğiniz aile içinde tartışır dururduk sorunları. </p>
<p>Sorun oyuncuların iş ahlakları ile ilgili olunca konuşacak bir şey kalmıyor çünkü.</p>
<p>(Selamlar Erasmus. Böyle şeylerin bu zamanda olması aslında daha iyi. Zamanlama olarak yani. Çünkü selki farkı açacaktık ama kaybedilmiş bir şey de yok. Bir de inanılmaz büyütülecek bir mesele değil. Galatasaray düştüğü yerden kalkar. Ki kalkmaya da başladı. Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>keremgs1905 tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9072</link>
		<dc:creator>keremgs1905</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 17:30:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9072</guid>
		<description>Selam Melih abi ,

Macla ilgili yazilacak bisey olmadigini dusunuyordum ve senin ne yazacagini merak ediyordum sende benim gibi dusunuyormussun belli ki kizmissin sende benim gibi.

((Kaptan Arda Turan’ın son yemeği de bunun işareti. ))

Bir de abi bunu acar misin tam olarak anlamadim ?

(Kerem selam. Evet biraz kızdığım doğru. Ama büyütülecek bir şey de yok. 
Yemekten kasıt futbolcuların da bu durumu kendi aralarında konuştukları ve birbirlerinin dikkatlerini çektikleri.
Sevgiler. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam Melih abi ,</p>
<p>Macla ilgili yazilacak bisey olmadigini dusunuyordum ve senin ne yazacagini merak ediyordum sende benim gibi dusunuyormussun belli ki kizmissin sende benim gibi.</p>
<p>((Kaptan Arda Turan’ın son yemeği de bunun işareti. ))</p>
<p>Bir de abi bunu acar misin tam olarak anlamadim ?</p>
<p>(Kerem selam. Evet biraz kızdığım doğru. Ama büyütülecek bir şey de yok.<br />
Yemekten kasıt futbolcuların da bu durumu kendi aralarında konuştukları ve birbirlerinin dikkatlerini çektikleri.<br />
Sevgiler. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cem Klay tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9071</link>
		<dc:creator>Cem Klay</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 16:50:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9071</guid>
		<description>Merhaba Melih ağabey,

Yazınızla beni bir karamsarlığa ittiniz açıkçası. Sizin bu yazınızdan bazı futbolcular ile devre arasında yolların ayrılabileceğinide çıkarttım tabi bu benim sadece kendi görüşüm. Bu yazıdan sonra kafama birkaç şey takıldı izninle sormak istiyorum;

Futbolcuların bu tavırlarında Rijkaard&#039;ın oyuncuları sıkı kampa almaması ve onlara çeşitli serbestlik tanıması (alışveriş merkezlerine gezme, sık sık izin verme ) etkili olmuş olabilirmi ? Bildiğim kadarıyla Rijkaard Kalli dönemindeki gibi sıkı bir kamp taktiği uygulatmıyor oyunculara.

Futbolcuların kulağının çekilmesi Rijkaard&#039;ın talimatı doğrultusundamı yapılmıştır sizce, yoksa yönetim kararı kendi başınamı verip Rijkaard&#039;a bildirmiştir ?

3 savaşçı orta saha konusunda ben hala şüpheliyim. Şöyle ki; Fenerbahçe maçının 2. dakikasına kadar gol rekoru kıran bir Galatasaray, tabiri doğruysa 3 savaşçı orta sahaya döndü. Ve hücum futbolu bir anda kısır futboluna döndü. Bunda medya eleştirilerin katkısı var mıdır sizce, yani Adnan Sezgin bu işe karışıp akıl vermiş olabilir mi ?

Sizin yazınızdan sonra kafamdaki şüpheleri bilginize dayanarak sormak istedim sadece.

(Cem selam. Sondan başlayayım. Sence Rijkaard kendisine, &quot;şunu yap, bunu oynat&quot; denevek bir adam mı? Değil tabi. Sadece işler biraz sarpa sarınca medya yeniden eski &quot;setlerine&quot; geri döndü. Galatasaray bu sezon kamp yapmadan yürüyecek. Futbolcular profesyonelliği kafalarını gözlerini yara yara öğrenecekler. Bundan dört yıl sonra da Galatasaray Türkiye&#039;deki kalıp ve algılamaları değiştiren takım olarak geçecek tarihe. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Melih ağabey,</p>
<p>Yazınızla beni bir karamsarlığa ittiniz açıkçası. Sizin bu yazınızdan bazı futbolcular ile devre arasında yolların ayrılabileceğinide çıkarttım tabi bu benim sadece kendi görüşüm. Bu yazıdan sonra kafama birkaç şey takıldı izninle sormak istiyorum;</p>
<p>Futbolcuların bu tavırlarında Rijkaard&#8217;ın oyuncuları sıkı kampa almaması ve onlara çeşitli serbestlik tanıması (alışveriş merkezlerine gezme, sık sık izin verme ) etkili olmuş olabilirmi ? Bildiğim kadarıyla Rijkaard Kalli dönemindeki gibi sıkı bir kamp taktiği uygulatmıyor oyunculara.</p>
<p>Futbolcuların kulağının çekilmesi Rijkaard&#8217;ın talimatı doğrultusundamı yapılmıştır sizce, yoksa yönetim kararı kendi başınamı verip Rijkaard&#8217;a bildirmiştir ?</p>
<p>3 savaşçı orta saha konusunda ben hala şüpheliyim. Şöyle ki; Fenerbahçe maçının 2. dakikasına kadar gol rekoru kıran bir Galatasaray, tabiri doğruysa 3 savaşçı orta sahaya döndü. Ve hücum futbolu bir anda kısır futboluna döndü. Bunda medya eleştirilerin katkısı var mıdır sizce, yani Adnan Sezgin bu işe karışıp akıl vermiş olabilir mi ?</p>
<p>Sizin yazınızdan sonra kafamdaki şüpheleri bilginize dayanarak sormak istedim sadece.</p>
<p>(Cem selam. Sondan başlayayım. Sence Rijkaard kendisine, &#8220;şunu yap, bunu oynat&#8221; denevek bir adam mı? Değil tabi. Sadece işler biraz sarpa sarınca medya yeniden eski &#8220;setlerine&#8221; geri döndü. Galatasaray bu sezon kamp yapmadan yürüyecek. Futbolcular profesyonelliği kafalarını gözlerini yara yara öğrenecekler. Bundan dört yıl sonra da Galatasaray Türkiye&#8217;deki kalıp ve algılamaları değiştiren takım olarak geçecek tarihe. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cngrlyln tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9070</link>
		<dc:creator>cngrlyln</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 14:46:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9070</guid>
		<description>Melih abi, Arda Turan&#039;ı şahsen çok seviyorum ama sanırım bu özel hayatına dikkat etmeyenlerin başında kendisi de geliyor ve yine sanırım onun kulağı iyi çekilmemiş. 
Hala S.Kobal ile fotoğrafları boy boy medyada. 
Rijkaard şöyle birş ey demişti daha önce ;
Mühim olan yıldız oyuncu yükü altında ezilmemektedir. Ne sahada ne de dışarıda.
Umarım çok sevdiğimiz Arda Turan kendine gerekli payı çıkarıyordur.

Saygılar.

(Selam. Esasında bir futbolcunun bir sevgilisi varsa, bu iyi bir şeydir.
Bu anlamda isimlerden bahsetmezsek sanırım en doğru şeyi yapmış oluruz.
Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi, Arda Turan&#8217;ı şahsen çok seviyorum ama sanırım bu özel hayatına dikkat etmeyenlerin başında kendisi de geliyor ve yine sanırım onun kulağı iyi çekilmemiş.<br />
Hala S.Kobal ile fotoğrafları boy boy medyada.<br />
Rijkaard şöyle birş ey demişti daha önce ;<br />
Mühim olan yıldız oyuncu yükü altında ezilmemektedir. Ne sahada ne de dışarıda.<br />
Umarım çok sevdiğimiz Arda Turan kendine gerekli payı çıkarıyordur.</p>
<p>Saygılar.</p>
<p>(Selam. Esasında bir futbolcunun bir sevgilisi varsa, bu iyi bir şeydir.<br />
Bu anlamda isimlerden bahsetmezsek sanırım en doğru şeyi yapmış oluruz.<br />
Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Baris Tokyay tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9069</link>
		<dc:creator>Baris Tokyay</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 14:41:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9069</guid>
		<description>Merhaba Melih Abi,
Duyduklarının bildiklerinin bende olduğu gibi sende de hayal kırıklığı yarattığı belli. Sanırım haddini aşan yorumlar olmasın, hiç bir oyuncumuz ağızlara sakız olmasın diye isim vermedin, uygun bulursan zaten verirsin lakin benim merka ettiğim 2 konu: 1) Ne zamandır biliniyordu yönetim tarafından 2) Devamının gelmemesi için alınan önlemler neler?
Saygılar

(Selam Barış. Ben yatılı okudum. Bu tür şeylere karşı önlem alınamaz. Bir insan bir şey yapmak isterse bir yolunu bulur yapar. (Bu anlamda kamplara gizlice &quot;kadın&quot; sokulmuşluğu da vardır.) Önlem teknik heyetle işbirliği yaparak kadro dışı bırakmaktır ilk planda. Devam etmesi durumunda Necati Ateş&#039;in başına ne geldiyse, onların da başına gelir. Sevgilerimle. Melih)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Melih Abi,<br />
Duyduklarının bildiklerinin bende olduğu gibi sende de hayal kırıklığı yarattığı belli. Sanırım haddini aşan yorumlar olmasın, hiç bir oyuncumuz ağızlara sakız olmasın diye isim vermedin, uygun bulursan zaten verirsin lakin benim merka ettiğim 2 konu: 1) Ne zamandır biliniyordu yönetim tarafından 2) Devamının gelmemesi için alınan önlemler neler?<br />
Saygılar</p>
<p>(Selam Barış. Ben yatılı okudum. Bu tür şeylere karşı önlem alınamaz. Bir insan bir şey yapmak isterse bir yolunu bulur yapar. (Bu anlamda kamplara gizlice &#8220;kadın&#8221; sokulmuşluğu da vardır.) Önlem teknik heyetle işbirliği yaparak kadro dışı bırakmaktır ilk planda. Devam etmesi durumunda Necati Ateş&#8217;in başına ne geldiyse, onların da başına gelir. Sevgilerimle. Melih)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Melih tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9068</link>
		<dc:creator>Melih</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 14:02:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9068</guid>
		<description>Selamlar.

İzninizle bir açıklama yapmak istiyorum.
Burada biz bizeyiz ve bir aileyiz. O yüzden bildiklerimi izninizle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Galatasaray&#039;ın Bursa&#039;da yenilmek için nedenleri vardı ama bu nedenlerin hiçbiri teknik, taktik ya da futbolcuların kalitesiyle ilgili değildi.

Açık ve net konuşalım: Galatasaray Bursa&#039;da profesyonelce yaşamayı başaramayan futbolcuları yüzünden yenildi.

Maçı seyrederken inanılmaz güçsüz oldukları göze çarpıyordu zaten Galatasaraylı futbolcuların. Keza İstanbul&#039;daki Manisaspor maçında da görülmüştü bu, ikinci yarı rakibin baskısını tamamen kabullenmişti Galatasaray. Bu güçsüzlük Bursa&#039;da zirveye çıktı. Zaten maç boyunca Galatasaraylı futbolcuların inanılmaz sinirli olmasının nedeni de buydu. Güçsüzdüler.

Belli ki ulusal maçlar nedeniyle verilen arayı iyi değerlendirmedi Galatasaraylı futbolcular. (Dikkatli okurlar Manisaspor maçı yazısının sonunda bunu ihsas ettiğimi anlamış olmalılar.)

Bu nedenle Bursaspor maçını 4-6-0, 4-3-3, üç orijinal orta saha, Arda Turan&#039;dan santrfor olur mu türü bence afakî meselelerle tartışmanın yeri ve zamanı değil. Çünkü sorun bahsedildiği gibi başka bir yerde.

Duyduğuma göre profesyonelce yaşamayan futbolcuların kulakları çekildi Bursa maçından sonra. Kaptan Arda Turan&#039;ın son yemeği de bunun işareti.

Bu arada, dün Turgay Renklikurt Üstadımız&#039;la konuşma fırsatı buldum. Düzgün yaşamayan futbolcuların iki-üç günde kendilerine gelemeyeceklerini söyledi. Dolayısıyla bugünkü Panathinaikos maçından da fazla ümitvar değilim, ama yine de yukarı doğru burnumuzu kaldıracağımız bir maç olacak diye düşünüyorum.

Şimdi hiçbir edit ve yorum yapmadan yaklaşık 50 yorumu yayınlayacağım.

Yazı için özür diliyorum, ama kimseyi (kendim de dahilim buna) kandırmanın alemi yoktu.

Sevgilerimle.

Melih

PS: Dün Gayın-Sin&#039;i dinleyenler ve Yalnız Futbol&#039;u seyredenler zaman zaman açık, zaman zaman da örtük olarak bunun söylendiğini farketmişlerdir. Dünkü Yalnız Futbol&#039;da şunu göstermeye çalıştık: Bütün Bursaspor atakları Galatasaray&#039;ın savrukluğuyla başladı. Sezon başında stratejik taç ve korner atan takım Bursaspor maçında taç ve korner bile kullanamaz durumdaydı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar.</p>
<p>İzninizle bir açıklama yapmak istiyorum.<br />
Burada biz bizeyiz ve bir aileyiz. O yüzden bildiklerimi izninizle sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Galatasaray&#8217;ın Bursa&#8217;da yenilmek için nedenleri vardı ama bu nedenlerin hiçbiri teknik, taktik ya da futbolcuların kalitesiyle ilgili değildi.</p>
<p>Açık ve net konuşalım: Galatasaray Bursa&#8217;da profesyonelce yaşamayı başaramayan futbolcuları yüzünden yenildi.</p>
<p>Maçı seyrederken inanılmaz güçsüz oldukları göze çarpıyordu zaten Galatasaraylı futbolcuların. Keza İstanbul&#8217;daki Manisaspor maçında da görülmüştü bu, ikinci yarı rakibin baskısını tamamen kabullenmişti Galatasaray. Bu güçsüzlük Bursa&#8217;da zirveye çıktı. Zaten maç boyunca Galatasaraylı futbolcuların inanılmaz sinirli olmasının nedeni de buydu. Güçsüzdüler.</p>
<p>Belli ki ulusal maçlar nedeniyle verilen arayı iyi değerlendirmedi Galatasaraylı futbolcular. (Dikkatli okurlar Manisaspor maçı yazısının sonunda bunu ihsas ettiğimi anlamış olmalılar.)</p>
<p>Bu nedenle Bursaspor maçını 4-6-0, 4-3-3, üç orijinal orta saha, Arda Turan&#8217;dan santrfor olur mu türü bence afakî meselelerle tartışmanın yeri ve zamanı değil. Çünkü sorun bahsedildiği gibi başka bir yerde.</p>
<p>Duyduğuma göre profesyonelce yaşamayan futbolcuların kulakları çekildi Bursa maçından sonra. Kaptan Arda Turan&#8217;ın son yemeği de bunun işareti.</p>
<p>Bu arada, dün Turgay Renklikurt Üstadımız&#8217;la konuşma fırsatı buldum. Düzgün yaşamayan futbolcuların iki-üç günde kendilerine gelemeyeceklerini söyledi. Dolayısıyla bugünkü Panathinaikos maçından da fazla ümitvar değilim, ama yine de yukarı doğru burnumuzu kaldıracağımız bir maç olacak diye düşünüyorum.</p>
<p>Şimdi hiçbir edit ve yorum yapmadan yaklaşık 50 yorumu yayınlayacağım.</p>
<p>Yazı için özür diliyorum, ama kimseyi (kendim de dahilim buna) kandırmanın alemi yoktu.</p>
<p>Sevgilerimle.</p>
<p>Melih</p>
<p>PS: Dün Gayın-Sin&#8217;i dinleyenler ve Yalnız Futbol&#8217;u seyredenler zaman zaman açık, zaman zaman da örtük olarak bunun söylendiğini farketmişlerdir. Dünkü Yalnız Futbol&#8217;da şunu göstermeye çalıştık: Bütün Bursaspor atakları Galatasaray&#8217;ın savrukluğuyla başladı. Sezon başında stratejik taç ve korner atan takım Bursaspor maçında taç ve korner bile kullanamaz durumdaydı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>u-topie tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9067</link>
		<dc:creator>u-topie</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 11:34:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9067</guid>
		<description>Herşeyden önce &#039;&#039;Burası Türkiye.Dışarıda başarısı kabul görmüş olMASI burada geçerli olacağı anlamına gelmez.Biz farklıyız.&#039;&#039; söylemini kırmak zorunda GS.
Her yenilik girişiminin karşısına dikilen bu lokal kolaycılığa teslim olunmamalı.
Dünyada öne çıkan bir araba modeli veya ayakkabı kolayca Türkiye&#039;de de çok satar olabiliyor.Türk tüketicisi bu anlamda dünya trendlerinin dışında bir davranış göstermiyor çoğu zaman. Dışımızdaki referanslar hükmünü yürütüyor.
Bir çok ürünün Türkiye pazarında ki kendi kategorisindeki  payı Avrupa&#039;nın bir çok ülkesinde ki pazar payı ile örtüşüyor.
Çok az sapma ve zaman kaymasıyla bu örnekler
yeme içme tercihlerinden ev dekorasyonuna bir çok alana yaygınlaştırılabilir.
Şahsına münhasır ve dünyadan farklılaşmış homojen bir kitle yaşamıyor bu topraklarda sonuçta.
Ortalama insanımızın davranışı ve reaksiyonları ihmal edilebilecek yerel sapmalarla benzeşiyor dünyanın herhangi bir noktasında ki insanların tavırlarıyla.
Farkımız var doğal olarak.Ama abartıldığı kadar değil.
Öyleyse ne oluyor da iş futbola gelince biz dünyadan kopuyoruz;dünyada geçerli değerler,uygulamalar biz de geçersizleşiyor.
Küçük ,kımıltısız dünyalarımız ,tuttuğumuz köşe başları adına bir tehlike olarak algılanıyor olmasın kapımızı çalan her yeni
girişim.
Kontrol edegeldiğimiz ,gücümüzün yettiğine inandığımız düzeni tehdit edebilme ihtimali
olmasın her yeniliğin karşısına topyekün bir reddedişle dikilmemiz.
Kendi adımıza denemediğimiz,yeterince emek verip ,kafa yorup başaramadığımız bir şeyleri
birilerinin gelip başarması ; tüm geçmişimizin sorgulanır hale gelmesi korkusu olmasın yeni olanı itibarsızlaştırmak için elimizden geleni ardımıza koymayışımız.
Günübirlik,zahmetsiz ,rastgele akıp giden,gelecek duygusu yarından öteye gitmeyen hayatlarımızı sistemine güvenen insanların
gelip alt üst edeceği kaygısı olmasın onları aramıza kabul etmemekteki direncimizin kaynağı.
Gözünle görmediğine inanmayan,ortaya çıkan farkı kondurmayan,somutun nedensellik ilişkilerini kavrayamayan ,soyutlama yeteneği kısıtlı bir kitleye kendinden farklı olanı benimsetmek hiç kolay değil. 
Ama bu ruhsal iklimi aşmalı GS.
Kesif bir sis gibi yol almasını güçleştiren bu ortama hapsolmamalı.
Uluslararası referansları pusulası olmaya devam etmeli.
Geçici sendelemelerde tereddüt yaşamamalı.
FR ve ekibine sıkı sıkıya sarılmalı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Herşeyden önce &#8221;Burası Türkiye.Dışarıda başarısı kabul görmüş olMASI burada geçerli olacağı anlamına gelmez.Biz farklıyız.&#8221; söylemini kırmak zorunda GS.<br />
Her yenilik girişiminin karşısına dikilen bu lokal kolaycılığa teslim olunmamalı.<br />
Dünyada öne çıkan bir araba modeli veya ayakkabı kolayca Türkiye&#8217;de de çok satar olabiliyor.Türk tüketicisi bu anlamda dünya trendlerinin dışında bir davranış göstermiyor çoğu zaman. Dışımızdaki referanslar hükmünü yürütüyor.<br />
Bir çok ürünün Türkiye pazarında ki kendi kategorisindeki  payı Avrupa&#8217;nın bir çok ülkesinde ki pazar payı ile örtüşüyor.<br />
Çok az sapma ve zaman kaymasıyla bu örnekler<br />
yeme içme tercihlerinden ev dekorasyonuna bir çok alana yaygınlaştırılabilir.<br />
Şahsına münhasır ve dünyadan farklılaşmış homojen bir kitle yaşamıyor bu topraklarda sonuçta.<br />
Ortalama insanımızın davranışı ve reaksiyonları ihmal edilebilecek yerel sapmalarla benzeşiyor dünyanın herhangi bir noktasında ki insanların tavırlarıyla.<br />
Farkımız var doğal olarak.Ama abartıldığı kadar değil.<br />
Öyleyse ne oluyor da iş futbola gelince biz dünyadan kopuyoruz;dünyada geçerli değerler,uygulamalar biz de geçersizleşiyor.<br />
Küçük ,kımıltısız dünyalarımız ,tuttuğumuz köşe başları adına bir tehlike olarak algılanıyor olmasın kapımızı çalan her yeni<br />
girişim.<br />
Kontrol edegeldiğimiz ,gücümüzün yettiğine inandığımız düzeni tehdit edebilme ihtimali<br />
olmasın her yeniliğin karşısına topyekün bir reddedişle dikilmemiz.<br />
Kendi adımıza denemediğimiz,yeterince emek verip ,kafa yorup başaramadığımız bir şeyleri<br />
birilerinin gelip başarması ; tüm geçmişimizin sorgulanır hale gelmesi korkusu olmasın yeni olanı itibarsızlaştırmak için elimizden geleni ardımıza koymayışımız.<br />
Günübirlik,zahmetsiz ,rastgele akıp giden,gelecek duygusu yarından öteye gitmeyen hayatlarımızı sistemine güvenen insanların<br />
gelip alt üst edeceği kaygısı olmasın onları aramıza kabul etmemekteki direncimizin kaynağı.<br />
Gözünle görmediğine inanmayan,ortaya çıkan farkı kondurmayan,somutun nedensellik ilişkilerini kavrayamayan ,soyutlama yeteneği kısıtlı bir kitleye kendinden farklı olanı benimsetmek hiç kolay değil.<br />
Ama bu ruhsal iklimi aşmalı GS.<br />
Kesif bir sis gibi yol almasını güçleştiren bu ortama hapsolmamalı.<br />
Uluslararası referansları pusulası olmaya devam etmeli.<br />
Geçici sendelemelerde tereddüt yaşamamalı.<br />
FR ve ekibine sıkı sıkıya sarılmalı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>futursuzfuturist tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9066</link>
		<dc:creator>futursuzfuturist</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 18:00:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9066</guid>
		<description>Melih Abi Selamlar,
Çok yogun oldugun için hic yazasım gelmiyor ama artık bana da fazla gelmeye başladı görmezden gelmesi takım içindeki Elano durumunu (sorununu) O yüzdenbelki de dikkatini çekmez bu yoğunlukta diye ufak bir post-it mahiyetinde, bugünkü (2.12.09) gs.org&#039;da barbekü partisiyle ilgili fotoğraflarda Elano&#039;ya iki karede dikkatini çekmek isterim. 6, 8, ve 13. fotoğraflara bakarsan eğer ne demek istedigimi daha dogrusu ne dememeye calıştıgımı anlayacaksın kesinlikle. 13. fotoda hangisi Elano diye uğraşma istersen Abi, mavi polarlı Baros onun sağındaki yalnız insan da kuvvetle muhtemel Elano. Yorumu yayınlayıp yayınlamamak sana kalmış Abi, ben sadece rahatsız oldum artık bu ne olduğunu tanımlayamadıgım durumdan.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih Abi Selamlar,<br />
Çok yogun oldugun için hic yazasım gelmiyor ama artık bana da fazla gelmeye başladı görmezden gelmesi takım içindeki Elano durumunu (sorununu) O yüzdenbelki de dikkatini çekmez bu yoğunlukta diye ufak bir post-it mahiyetinde, bugünkü (2.12.09) gs.org&#8217;da barbekü partisiyle ilgili fotoğraflarda Elano&#8217;ya iki karede dikkatini çekmek isterim. 6, 8, ve 13. fotoğraflara bakarsan eğer ne demek istedigimi daha dogrusu ne dememeye calıştıgımı anlayacaksın kesinlikle. 13. fotoda hangisi Elano diye uğraşma istersen Abi, mavi polarlı Baros onun sağındaki yalnız insan da kuvvetle muhtemel Elano. Yorumu yayınlayıp yayınlamamak sana kalmış Abi, ben sadece rahatsız oldum artık bu ne olduğunu tanımlayamadıgım durumdan.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>murat başcı tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9065</link>
		<dc:creator>murat başcı</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 14:44:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9065</guid>
		<description>bir önceki yorumumda kombinasyon hesabında bir hata yapmışım...bir kişi eksiltmekle ortaya çıkan alternatif farkı 700 üzeri değil 36 dır..liseyi bitireli 20 yıl olunca hafıza tekliyor.özür dilerim..ama sonuç değişmiyor..yönetimin üzerine titrediği bir kişilik ilave teknik heyete sırf matematiksel olarak dahi büyük yük çıkartıyor..ki FR bunu iki kişilik ilave ile yaşıyor...(ayhan da yoktu sezon önü uzun süre..hatta linderothu da dahile edebiliriz.) tekrar özür dilerim</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bir önceki yorumumda kombinasyon hesabında bir hata yapmışım&#8230;bir kişi eksiltmekle ortaya çıkan alternatif farkı 700 üzeri değil 36 dır..liseyi bitireli 20 yıl olunca hafıza tekliyor.özür dilerim..ama sonuç değişmiyor..yönetimin üzerine titrediği bir kişilik ilave teknik heyete sırf matematiksel olarak dahi büyük yük çıkartıyor..ki FR bunu iki kişilik ilave ile yaşıyor&#8230;(ayhan da yoktu sezon önü uzun süre..hatta linderothu da dahile edebiliriz.) tekrar özür dilerim</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>izmirli cimbomlu tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9063</link>
		<dc:creator>izmirli cimbomlu</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 09:29:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9063</guid>
		<description>Abi takım gidişatı nasıl görüyorsunuz? ilk yarı sonuna kadaR LİDER olabilirmiyiz abi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Abi takım gidişatı nasıl görüyorsunuz? ilk yarı sonuna kadaR LİDER olabilirmiyiz abi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sultani tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9061</link>
		<dc:creator>sultani</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 20:27:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9061</guid>
		<description>Bursa maçının yoruma açık bir tarafı yok esasında.Barış , Topal ve Sarp&#039;tan Xavi , İniesta , Keita( Toure ) üçlüsü olmayacağı gibi Servet ve Zan&#039;dan Piquet ,Puyol kaptandan da Messi olmayacağı çok açık.Ya teknik adsamın direttiği siteme uygun en az 5 futbolcu alınacak ( sağ ve sol bek dahil çünkü sürekli ileride oynamayı ve defans bloğunu beslemeyi öngören sistemde Sabri ve Balta bu profile uygun oyuncular değil ) ya da sistem inadından vazgeçilip futbolculara yakın gelen bir sisteme dönülecek.İnter karşısında Barcelona&#039;nın yanlış hatırlamıyorsam 500 küsür pasına karşın İnter&#039;in 290 pası vardı.Bu istatistiğe ne Galatasaray ne de başka bir takım ulaşabilir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa maçının yoruma açık bir tarafı yok esasında.Barış , Topal ve Sarp&#8217;tan Xavi , İniesta , Keita( Toure ) üçlüsü olmayacağı gibi Servet ve Zan&#8217;dan Piquet ,Puyol kaptandan da Messi olmayacağı çok açık.Ya teknik adsamın direttiği siteme uygun en az 5 futbolcu alınacak ( sağ ve sol bek dahil çünkü sürekli ileride oynamayı ve defans bloğunu beslemeyi öngören sistemde Sabri ve Balta bu profile uygun oyuncular değil ) ya da sistem inadından vazgeçilip futbolculara yakın gelen bir sisteme dönülecek.İnter karşısında Barcelona&#8217;nın yanlış hatırlamıyorsam 500 küsür pasına karşın İnter&#8217;in 290 pası vardı.Bu istatistiğe ne Galatasaray ne de başka bir takım ulaşabilir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>gozguc tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9060</link>
		<dc:creator>gozguc</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 19:48:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9060</guid>
		<description>Melih Abi, yazınızı sabırsızlıkla bekliyoruz. Selamlar.Gökmen.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih Abi, yazınızı sabırsızlıkla bekliyoruz. Selamlar.Gökmen.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Melih tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9059</link>
		<dc:creator>Melih</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 14:53:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9059</guid>
		<description>Selamlar.

Bir bayram tatili yaptım.
Genel bir analiz yazısı yazıyorum.
Sezon başından bu yana.
Bitince yayınlayacağım.
Özür ve sevgiler.

Melih</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar.</p>
<p>Bir bayram tatili yaptım.<br />
Genel bir analiz yazısı yazıyorum.<br />
Sezon başından bu yana.<br />
Bitince yayınlayacağım.<br />
Özür ve sevgiler.</p>
<p>Melih</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>murat başcı tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9058</link>
		<dc:creator>murat başcı</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 13:36:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9058</guid>
		<description>Merhabalar herkese,
Melih bey günlerdir sessiz, inşallah endişe verici bir gelişme olmamıştır yaşamında.
istanbul koçlarının kurban edildiği bayram haftasında konuyla ilgili tüm benzetmeler ve şakalar hedefini bulmuştur artık sanırım.
maalesef gene kaybettik...maçı yarım gözle ara ara seyredebildim ancak kritiklerden anladığım ve kısmen gördüklerim kadarıyla 1-0 bitmiş olmasına sevinmemiz gerekirmiş galiba..
teknik analizler bir yana, bu konu sizin uzmanlığınıza giriyor Melih bey, ben yönetim kavramı üzerine bir başka açıdan değerlendirme yapmak istiyorum...
sezona fırtına gibi giren (sadece skor değil)GS, haftalardır kimyası bozuk bir tempoda sürükleniyor...benim takip ettiğim kadarıyla sorunların başlangıç tarihi Elano&#039;nun takıma katıldığı tarihe denk geliyor..elbette yorgunluk, formsuzluk vs. pek çok şey sıralanabilir ancak bence büyük klüp olma yolunda büyük düşünebilmeyi sürdüremeyen yönetimimizin de payı var bu yaşananlarda..şöyle ki:
Avrupa&#039;da kalbur üstü takımlar sadece 11 lerini değil, 18 lerini hatta 25 lerini düşünerek yüksek kalitede bir grup oluşturmaya gayret ederler klüp imkanları ölçüsünde....ve oluşan grubun yönetimi için görev verdikleri teknik heyete çok istisna haller dışında karışmazlar..
bizde ise şöyle bir sıkıntı çıkıyor...çok maliyetle alınmış bir topçu formsuzluk yüzünden 2 hafta kızağa alınırsa yönetim hemen kulağını çekiyor TD&#039;nin...örnek Lincoln, Delgado, Nihat, Guiza, Elano vs..
Elbette ki yapılmış olan büyük masraflar somut gerçeklerdir..ama bu masraflar klubün başarısı için yapılıyorsa ve o haldeyken oynatmamak daha faydalı oluyorsa, paradoks gibi olacak ama oynatmak asında zarara sokmak oluyor klübü..yani o kadar para verdik mantığıyla taksimetre hesabı yapmak karlı değildir...ancak bizim yöneticilerimiz maalesef sezon başında &quot;sonuna dek ardında durduklarını&quot; söyledikleri teknik heyeti, ilk düşüş periyodunda taraftar ve medyaya karşı yalnız bırakıyorlar..hatta daha da ötesi baskı yapıyorlar...&quot;oynat oynat&quot; diye...malum &quot;Azizsilin Forte&quot; ve muhadilleri..
Elano&#039;nun kalitesini tartışmaya açmak çılgınlıktır..ancak hiçbir transferin başarılı olacak diye garantisi de yoktur, kuralı da..tersini düşünelim Elano son derece başarılı olsaydı ama GS dökülseydi &quot;ne güzel oldu, verdiğimiz paraya değdi&quot; diyebilir miydik? benim gördüğüm Elano 18&#039;e girmeye başladığı anlardan itibaren teknik heyet 11&#039;in içindeki 5 - 6 kişiden oluşacak hücum hattına yerleştirmeye çalıştığı yeni bir ağır top buldu kucağında..ve onun dahil edildiği varyasyonların sayısı misli ile arttı...(elbette buna ilk 1 ay olmayan Ayhan&#039;ın dönüşünü de eklememiz lazım)teknik heyet 2 aydır test yapıyor..sanki sezon önü gibi..nonda-baros-arda-elano-kewell-keita-aydın...7 kişiden en fazla 4ü oynayabiliyor..nonda-aydın otomatik yedek.mesele kim diğer yedek..
ayrıca...sarp-topal-linderoth-ayhan-barış...5 kişiden en fazla 3 ü oynuyor...
sonuç defansif orta sahada 5 in 3 lü kombinasyonu kadar alternatif varken ileride 7 nin 4 lüsü kadar.. matematik olarak bu hesaplar yapılır ise ve her iki grubun toplamından 1 er kişi (ayhan - elano) çıkartılır ise çıkan fark oldukça çarpıcı aslında..7 kişiden 4 seçmek ile 6 kişiden 4 seçmek arasında 700ün üzerinde fark var matematik olarak..
sonuç..teknik heyetin zaten matematik olarak seçim olasılıkları misli ile artmışken, yani yeniden sezon başı gibi arayış içine girmiş iken, yönetimler yaptıkları bireysel futbolcu yatırımlarının değerinin kaybolmaması adına teknik yönetimleri sıkıştırmakta...ama aslında bu yönettikleri klübe zarar demek bence...bence keşke yönetimimiz ligin 4. haftasından bu yana olan tüm boşluklarda, milli aralar vs...bol bol, gerekirse 2 günde 1,  özel maçlar ayarlasa idi de hiç değilse teknik heyete kısa bir sezon önü şansı verseydi..&quot;kamp uygulamalarına dönüş, 2 orta saha 3 sol açık vs.&quot; diyeceklerine böylesi daha faydalı olurdu kanaatimce..
elbette her şeyi tek açıdan değerlendirmek doğru değildir.  pek çok farklı faktör de var bu yaşanan süreçlerde. ama bence nasıl ki taraftar maalesef takımın çok gerisinde diyor isek, bence yönetim zihniyetimiz de maalesefe teknik heyetimizin ve olması gerekenin gerisinde..
bunun da altında, ülkeye 150 bin dolara gelen topçuyu ertesi yıl 3 milyona transfer eden zihniyet yatıyor..bu artışı ancak oynaması ve başarılı olması ile açıklayabilecekleri için sürekli uğraşılıyor...guizaya tabataya lincolne (şimdilik elano demiyorum) dünyada kimsenin vermeyeceği paraları verip getirtince başarısız olma ihtimallerini kendi yöneticilik başarısızlığı olarak algılayan yönetimlerimiz transfer edecekeleri topçulara piyasa değerleri üzerinden ücretler vermemrye başladıklarında o zaman takıma girip girmemeleri ile fazla ilgilenmeyecekler bence. ama bu da olmayacak duaya amin oluyor bu ülkede..olsun...akılcı olsun...amin olsun
herkesin geçmiş bayramlarını kutlarım..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar herkese,<br />
Melih bey günlerdir sessiz, inşallah endişe verici bir gelişme olmamıştır yaşamında.<br />
istanbul koçlarının kurban edildiği bayram haftasında konuyla ilgili tüm benzetmeler ve şakalar hedefini bulmuştur artık sanırım.<br />
maalesef gene kaybettik&#8230;maçı yarım gözle ara ara seyredebildim ancak kritiklerden anladığım ve kısmen gördüklerim kadarıyla 1-0 bitmiş olmasına sevinmemiz gerekirmiş galiba..<br />
teknik analizler bir yana, bu konu sizin uzmanlığınıza giriyor Melih bey, ben yönetim kavramı üzerine bir başka açıdan değerlendirme yapmak istiyorum&#8230;<br />
sezona fırtına gibi giren (sadece skor değil)GS, haftalardır kimyası bozuk bir tempoda sürükleniyor&#8230;benim takip ettiğim kadarıyla sorunların başlangıç tarihi Elano&#8217;nun takıma katıldığı tarihe denk geliyor..elbette yorgunluk, formsuzluk vs. pek çok şey sıralanabilir ancak bence büyük klüp olma yolunda büyük düşünebilmeyi sürdüremeyen yönetimimizin de payı var bu yaşananlarda..şöyle ki:<br />
Avrupa&#8217;da kalbur üstü takımlar sadece 11 lerini değil, 18 lerini hatta 25 lerini düşünerek yüksek kalitede bir grup oluşturmaya gayret ederler klüp imkanları ölçüsünde&#8230;.ve oluşan grubun yönetimi için görev verdikleri teknik heyete çok istisna haller dışında karışmazlar..<br />
bizde ise şöyle bir sıkıntı çıkıyor&#8230;çok maliyetle alınmış bir topçu formsuzluk yüzünden 2 hafta kızağa alınırsa yönetim hemen kulağını çekiyor TD&#8217;nin&#8230;örnek Lincoln, Delgado, Nihat, Guiza, Elano vs..<br />
Elbette ki yapılmış olan büyük masraflar somut gerçeklerdir..ama bu masraflar klubün başarısı için yapılıyorsa ve o haldeyken oynatmamak daha faydalı oluyorsa, paradoks gibi olacak ama oynatmak asında zarara sokmak oluyor klübü..yani o kadar para verdik mantığıyla taksimetre hesabı yapmak karlı değildir&#8230;ancak bizim yöneticilerimiz maalesef sezon başında &#8220;sonuna dek ardında durduklarını&#8221; söyledikleri teknik heyeti, ilk düşüş periyodunda taraftar ve medyaya karşı yalnız bırakıyorlar..hatta daha da ötesi baskı yapıyorlar&#8230;&#8221;oynat oynat&#8221; diye&#8230;malum &#8220;Azizsilin Forte&#8221; ve muhadilleri..<br />
Elano&#8217;nun kalitesini tartışmaya açmak çılgınlıktır..ancak hiçbir transferin başarılı olacak diye garantisi de yoktur, kuralı da..tersini düşünelim Elano son derece başarılı olsaydı ama GS dökülseydi &#8220;ne güzel oldu, verdiğimiz paraya değdi&#8221; diyebilir miydik? benim gördüğüm Elano 18&#8242;e girmeye başladığı anlardan itibaren teknik heyet 11&#8242;in içindeki 5 &#8211; 6 kişiden oluşacak hücum hattına yerleştirmeye çalıştığı yeni bir ağır top buldu kucağında..ve onun dahil edildiği varyasyonların sayısı misli ile arttı&#8230;(elbette buna ilk 1 ay olmayan Ayhan&#8217;ın dönüşünü de eklememiz lazım)teknik heyet 2 aydır test yapıyor..sanki sezon önü gibi..nonda-baros-arda-elano-kewell-keita-aydın&#8230;7 kişiden en fazla 4ü oynayabiliyor..nonda-aydın otomatik yedek.mesele kim diğer yedek..<br />
ayrıca&#8230;sarp-topal-linderoth-ayhan-barış&#8230;5 kişiden en fazla 3 ü oynuyor&#8230;<br />
sonuç defansif orta sahada 5 in 3 lü kombinasyonu kadar alternatif varken ileride 7 nin 4 lüsü kadar.. matematik olarak bu hesaplar yapılır ise ve her iki grubun toplamından 1 er kişi (ayhan &#8211; elano) çıkartılır ise çıkan fark oldukça çarpıcı aslında..7 kişiden 4 seçmek ile 6 kişiden 4 seçmek arasında 700ün üzerinde fark var matematik olarak..<br />
sonuç..teknik heyetin zaten matematik olarak seçim olasılıkları misli ile artmışken, yani yeniden sezon başı gibi arayış içine girmiş iken, yönetimler yaptıkları bireysel futbolcu yatırımlarının değerinin kaybolmaması adına teknik yönetimleri sıkıştırmakta&#8230;ama aslında bu yönettikleri klübe zarar demek bence&#8230;bence keşke yönetimimiz ligin 4. haftasından bu yana olan tüm boşluklarda, milli aralar vs&#8230;bol bol, gerekirse 2 günde 1,  özel maçlar ayarlasa idi de hiç değilse teknik heyete kısa bir sezon önü şansı verseydi..&#8221;kamp uygulamalarına dönüş, 2 orta saha 3 sol açık vs.&#8221; diyeceklerine böylesi daha faydalı olurdu kanaatimce..<br />
elbette her şeyi tek açıdan değerlendirmek doğru değildir.  pek çok farklı faktör de var bu yaşanan süreçlerde. ama bence nasıl ki taraftar maalesef takımın çok gerisinde diyor isek, bence yönetim zihniyetimiz de maalesefe teknik heyetimizin ve olması gerekenin gerisinde..<br />
bunun da altında, ülkeye 150 bin dolara gelen topçuyu ertesi yıl 3 milyona transfer eden zihniyet yatıyor..bu artışı ancak oynaması ve başarılı olması ile açıklayabilecekleri için sürekli uğraşılıyor&#8230;guizaya tabataya lincolne (şimdilik elano demiyorum) dünyada kimsenin vermeyeceği paraları verip getirtince başarısız olma ihtimallerini kendi yöneticilik başarısızlığı olarak algılayan yönetimlerimiz transfer edecekeleri topçulara piyasa değerleri üzerinden ücretler vermemrye başladıklarında o zaman takıma girip girmemeleri ile fazla ilgilenmeyecekler bence. ama bu da olmayacak duaya amin oluyor bu ülkede..olsun&#8230;akılcı olsun&#8230;amin olsun<br />
herkesin geçmiş bayramlarını kutlarım..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Emre Shsvr tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9057</link>
		<dc:creator>Emre Shsvr</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 13:18:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9057</guid>
		<description>Melih ağabey selam,

Araya bayram girdi senin yazı da gecikti sanırım.

Açıkçası benim gerek GS gerekse FR&#039;den ümidim azalmaya başladı. Nedeni ise FR bu futbolcu takımına fazla beyefendi kalıyor. 

Rakipler Galatasaray&#039;dan Fener macında toplamda 6 km, Bursa macında ise 11 km fazla koşmuşlar. Yani bize kıyasla Fener 12, Bursa 13 kişiyle oynamış (kaynak: Haberturk, Fatih Altaylı). 

Ayrıca RM zaferi sonrası Pep te bu konuya parmak basmış, FR temelleri attı ben takıma enerji ekledim demiş, benzer açıklamayı birkaç hafta önce Eto&#039;o da yapmıştı.

Bu kadar az koşan bir takımdan bir şampiyon çıkması imkansız. Doğru bir klişe vardır, en az rakibin kadar koşacaksın ki &quot;varsa&quot; kalite farkın ortaya çıksın.

Bence takımın ilk sıkıntısı koşmak ve mucadele etmek. Koşan ayaklarımızın kalite sorunu da bir sonraki sıkıntımız.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih ağabey selam,</p>
<p>Araya bayram girdi senin yazı da gecikti sanırım.</p>
<p>Açıkçası benim gerek GS gerekse FR&#8217;den ümidim azalmaya başladı. Nedeni ise FR bu futbolcu takımına fazla beyefendi kalıyor. </p>
<p>Rakipler Galatasaray&#8217;dan Fener macında toplamda 6 km, Bursa macında ise 11 km fazla koşmuşlar. Yani bize kıyasla Fener 12, Bursa 13 kişiyle oynamış (kaynak: Haberturk, Fatih Altaylı). </p>
<p>Ayrıca RM zaferi sonrası Pep te bu konuya parmak basmış, FR temelleri attı ben takıma enerji ekledim demiş, benzer açıklamayı birkaç hafta önce Eto&#8217;o da yapmıştı.</p>
<p>Bu kadar az koşan bir takımdan bir şampiyon çıkması imkansız. Doğru bir klişe vardır, en az rakibin kadar koşacaksın ki &#8220;varsa&#8221; kalite farkın ortaya çıksın.</p>
<p>Bence takımın ilk sıkıntısı koşmak ve mucadele etmek. Koşan ayaklarımızın kalite sorunu da bir sonraki sıkıntımız.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>gencKamil tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9055</link>
		<dc:creator>gencKamil</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 09:00:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9055</guid>
		<description>Merhaba Melih Abi,
bu kez yazi gelmeyecek mi? Merakla bekliyorum.
Selamlar...

Kamil</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Melih Abi,<br />
bu kez yazi gelmeyecek mi? Merakla bekliyorum.<br />
Selamlar&#8230;</p>
<p>Kamil</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>u-topie tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9054</link>
		<dc:creator>u-topie</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 08:51:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9054</guid>
		<description>Üç temel sorunu var GS&#039;ın oyununun.
*Orta sahanın statikliği.Boşa çıkıp top istenmeyişi.Bu arıza azalan pas seçeneği,artan top kayıpları ve oyunun kontrolunun ele geçirilemeyişine yol açıyor.
*Topun rakip sahaya taşınma hızı.Kaç saniyede
rakip ceza sahasına ulaşılabildiği konusundaki yetersizlik.Bu arıza da hep sete  ve kapalı savunmalara karşı hücum edilmesi anlamına geliyor.
*Defansın topu oyuna sokma kapasitesi..
Bu faktörde orta sahanın statikliği ile üst üste binerek oyunu yayma ve hücum seçeneklerini kısıtlıyor GS&#039;ın.
Bu faktörlerin altını Manisa maçı sonu yorumumda çizmiş ve oynanan oyunun ümit ateşimizin altına daha fazla odun atmasını beklediğimiz cümlesiyle bitirmiştim.
Bursa maçı sonrasında aynı noktadayız.
Gelişen ,öğrenen bir organizma adına kaybedilen bir zaman dilimi son iki hafta.
H.Balta&#039;daki düşüş sürüyor.
Girilen pozisyonların gole dönüştürülmesi verimliliğinde  ve duran toplar etkinliğinde sezon başı performans sürdürülebilmiş olsayduı bu dönem daha az hasarla atlatılabilirdi.
Olmadı.
14 maç sonunda maç başı ortalama puan 2.07.
Geçen yıl Beşiktaş&#039;ı şampiyon yapan puana tekabül ediyor.
Bu sezon yetmez.
Devre 38 puanla bitirilebilirse yeni oluşan bir takım için hiç kötü değil.
Muhtemelen daha fazlasını toplayan olmayacaktır devre sonu itibariyle.
Eurolig&#039;de gruptan birinci çıkmamak ve devreyi lider bitirmemek için bir engel yok.
Ama gönül daha heyecan ve umut veren bir oyun istiyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Üç temel sorunu var GS&#8217;ın oyununun.<br />
*Orta sahanın statikliği.Boşa çıkıp top istenmeyişi.Bu arıza azalan pas seçeneği,artan top kayıpları ve oyunun kontrolunun ele geçirilemeyişine yol açıyor.<br />
*Topun rakip sahaya taşınma hızı.Kaç saniyede<br />
rakip ceza sahasına ulaşılabildiği konusundaki yetersizlik.Bu arıza da hep sete  ve kapalı savunmalara karşı hücum edilmesi anlamına geliyor.<br />
*Defansın topu oyuna sokma kapasitesi..<br />
Bu faktörde orta sahanın statikliği ile üst üste binerek oyunu yayma ve hücum seçeneklerini kısıtlıyor GS&#8217;ın.<br />
Bu faktörlerin altını Manisa maçı sonu yorumumda çizmiş ve oynanan oyunun ümit ateşimizin altına daha fazla odun atmasını beklediğimiz cümlesiyle bitirmiştim.<br />
Bursa maçı sonrasında aynı noktadayız.<br />
Gelişen ,öğrenen bir organizma adına kaybedilen bir zaman dilimi son iki hafta.<br />
H.Balta&#8217;daki düşüş sürüyor.<br />
Girilen pozisyonların gole dönüştürülmesi verimliliğinde  ve duran toplar etkinliğinde sezon başı performans sürdürülebilmiş olsayduı bu dönem daha az hasarla atlatılabilirdi.<br />
Olmadı.<br />
14 maç sonunda maç başı ortalama puan 2.07.<br />
Geçen yıl Beşiktaş&#8217;ı şampiyon yapan puana tekabül ediyor.<br />
Bu sezon yetmez.<br />
Devre 38 puanla bitirilebilirse yeni oluşan bir takım için hiç kötü değil.<br />
Muhtemelen daha fazlasını toplayan olmayacaktır devre sonu itibariyle.<br />
Eurolig&#8217;de gruptan birinci çıkmamak ve devreyi lider bitirmemek için bir engel yok.<br />
Ama gönül daha heyecan ve umut veren bir oyun istiyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Trevan tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9053</link>
		<dc:creator>Trevan</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 07:45:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9053</guid>
		<description>Melih Abi,

Oncelikle gecmis bayraminiz kutlu olsun.

Mac icin benim yorumum cok kisa olacak; sezon basindan beri ilk defa gol pozisyonuna bile giremeden, olumlu hic bir sey yapamadan bitirdigimiz tek mac.  

Herkese saygilar,

Cem,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih Abi,</p>
<p>Oncelikle gecmis bayraminiz kutlu olsun.</p>
<p>Mac icin benim yorumum cok kisa olacak; sezon basindan beri ilk defa gol pozisyonuna bile giremeden, olumlu hic bir sey yapamadan bitirdigimiz tek mac.  </p>
<p>Herkese saygilar,</p>
<p>Cem,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Koray Özdemir tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9052</link>
		<dc:creator>Koray Özdemir</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 06:53:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9052</guid>
		<description>Açıkçası Bursaspor maçı benim hiç beklemediğim bir şekilde geçti: Beklemediğim şey, Galatasaray&#039;ın sertliğe karşılık verememesiydi. Bunda en büyük pay iyi paslaşamamız oldu sanırım. Rakibi yoramadık. Bursapor kontratağa çok yatkın bir takım, Sercan ile Volkan çok hızlı, son vuruşları kötü olmayan oyuncular. Sık sık ani çıkışlarla Galatasaray defansını zorladı bu iki oyuncu. Bu çıkışları engellemenin yolu bu oyuncuları tutmak değil, onlara pas atılmasını engellemektir. Ders gibi (hatta tez gibi) Barcelona futbolu bunu bize gösteriyor. Alonso, Ronaldo, Kaka üçgeni bu anlamda yaratıcı olamadı. Puyol&#039;un sert savunmasıyla karşılaştılar. Top Barcelona&#039;dayken de pas veren oyuncu yerinde durmuyor, ya kendini boşa çıkarıyor, ya da defansın arkasına koşu yapıyordu. Galatasaray&#039;da bunları göremedik. PAO maçı bir yerinden doğuş olmalı bu anlamda. Rijkaard&#039;ın kavi eli takımda bir şeylerin yerini değiştirecek gibi. 

Arda&#039;nın forvetin ortasında oynaması eleştiriliyor. Oysa Barça-Real maçında Barça&#039;da forvetin ortasında uzun süre Messi&#039;yi izledik. Bu iki oyuncunun (hız dışında) özellikleri birbirinin aynısı, kimse bu karşılaştırmayı yapmadı. Aradaki fark takımların paslaşma oranlarıydı. Biz havadan oynamaya çalıştık, çünkü kendini boşa çıkaran oyuncularımız yoktu pek, Barça ise Messi&#039;nin ayağına pas verdi. Sorun bu. 

Bu arada medyamız da Rijkaard&#039;ı göndermeye çalışıyor. Dün Lig TV&#039;de Rijkaard&#039;ın kriz yönetemediğini, Barça&#039;dan da bu nedenle ayrıldığı söylendi. İlk yarıyı düşme potasında bitirmek Barça gibi bir takım için kriz değilse, nedir kriz? diye sormak istedim. Galatasaray&#039;ın birkaç maç üst üste kazanması gerekiyor tepesinde dönenen akbabaları kovmak için. Nalga skandalı, istifalar, basketbol takımının çöküşü, Fenerbahçe maçındaki oyuncu kayıpları, oynanan futbol, takımı çok zorluyor. Toparlanmamız gerek. Biraz daha fazla çalışmamız gerek.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Açıkçası Bursaspor maçı benim hiç beklemediğim bir şekilde geçti: Beklemediğim şey, Galatasaray&#8217;ın sertliğe karşılık verememesiydi. Bunda en büyük pay iyi paslaşamamız oldu sanırım. Rakibi yoramadık. Bursapor kontratağa çok yatkın bir takım, Sercan ile Volkan çok hızlı, son vuruşları kötü olmayan oyuncular. Sık sık ani çıkışlarla Galatasaray defansını zorladı bu iki oyuncu. Bu çıkışları engellemenin yolu bu oyuncuları tutmak değil, onlara pas atılmasını engellemektir. Ders gibi (hatta tez gibi) Barcelona futbolu bunu bize gösteriyor. Alonso, Ronaldo, Kaka üçgeni bu anlamda yaratıcı olamadı. Puyol&#8217;un sert savunmasıyla karşılaştılar. Top Barcelona&#8217;dayken de pas veren oyuncu yerinde durmuyor, ya kendini boşa çıkarıyor, ya da defansın arkasına koşu yapıyordu. Galatasaray&#8217;da bunları göremedik. PAO maçı bir yerinden doğuş olmalı bu anlamda. Rijkaard&#8217;ın kavi eli takımda bir şeylerin yerini değiştirecek gibi. </p>
<p>Arda&#8217;nın forvetin ortasında oynaması eleştiriliyor. Oysa Barça-Real maçında Barça&#8217;da forvetin ortasında uzun süre Messi&#8217;yi izledik. Bu iki oyuncunun (hız dışında) özellikleri birbirinin aynısı, kimse bu karşılaştırmayı yapmadı. Aradaki fark takımların paslaşma oranlarıydı. Biz havadan oynamaya çalıştık, çünkü kendini boşa çıkaran oyuncularımız yoktu pek, Barça ise Messi&#8217;nin ayağına pas verdi. Sorun bu. </p>
<p>Bu arada medyamız da Rijkaard&#8217;ı göndermeye çalışıyor. Dün Lig TV&#8217;de Rijkaard&#8217;ın kriz yönetemediğini, Barça&#8217;dan da bu nedenle ayrıldığı söylendi. İlk yarıyı düşme potasında bitirmek Barça gibi bir takım için kriz değilse, nedir kriz? diye sormak istedim. Galatasaray&#8217;ın birkaç maç üst üste kazanması gerekiyor tepesinde dönenen akbabaları kovmak için. Nalga skandalı, istifalar, basketbol takımının çöküşü, Fenerbahçe maçındaki oyuncu kayıpları, oynanan futbol, takımı çok zorluyor. Toparlanmamız gerek. Biraz daha fazla çalışmamız gerek.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cngrlyln tarafından</title>
		<link>http://gayin-sin.net/2009/11/28/bursaspor-macinin-ardindan/comment-page-1/#comment-9051</link>
		<dc:creator>cngrlyln</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 06:34:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://gayin-sin.net/?p=1655#comment-9051</guid>
		<description>Melih abi selamlar, 

benim sorum maç ile ilgili değil, sanki maçtan daha önemli bir mevzu var gibi. 
Birkaç gündür bazı yazarlar tarafından sürekli Rijkaard&#039;ın yönetimin kadroya karışmaya kalkması sebebiyle Hollanda&#039;ya kaçtığı söyleniyor ki bunu diyenlerden biri fotomaç gibi genelde tutarsız haberler yapan gazetenin dışında daha sağlam bir gazetede köşe yazarlığı yapan ve bugüne kadar &#039;&#039;köstek&#039;&#039; duruşu segilemeyen biri. 
Bu olaylar aslı nedir sizce ? 
Neler oluyor, neler yapılmaya çalışılıyor sizce ?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Melih abi selamlar, </p>
<p>benim sorum maç ile ilgili değil, sanki maçtan daha önemli bir mevzu var gibi.<br />
Birkaç gündür bazı yazarlar tarafından sürekli Rijkaard&#8217;ın yönetimin kadroya karışmaya kalkması sebebiyle Hollanda&#8217;ya kaçtığı söyleniyor ki bunu diyenlerden biri fotomaç gibi genelde tutarsız haberler yapan gazetenin dışında daha sağlam bir gazetede köşe yazarlığı yapan ve bugüne kadar &#8221;köstek&#8221; duruşu segilemeyen biri.<br />
Bu olaylar aslı nedir sizce ?<br />
Neler oluyor, neler yapılmaya çalışılıyor sizce ?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
