Trabzonspor maçının ardından: Atışma ve Mevlana’nın testisi

B_9767144e06281eddf28b751d988e8909

 

 

Bir yazı okuduk gazetenin birinde geçenlerde. Doğu Karadeniz, özellikle de Trabzon folklorundaki “atışma” tarzında kaleme alınmış bir sonla bitiyordu bu yazı. Florya’da bir yerlerde Türk futbolcular biraraya gelmişler, karşılarında da pasaportları yabancı olanlar.

 

Bir atışmadır başlamış bu iki grup arasında.

 

Yabancılar: Biz tadile çıkayruk, iyi tadiller size.
Yerliler: Gitme sevduğum gitme, ne tadili bu boyle.

Yabancılar: Oynamayacağuz biz, sizler kalun ha boyle.
Yerliler: Nereye kitiysunuz, milli maç midur soyle

Yabancılar: Hayır uşağum hayır, iyi noeller size
Yerliler: Ne iştur anlamaduk, görüşürük elbette.

 

 

Yaratıcı drama tarzındaki bütün ödüllere aday olan yazıda Galatasaraylı futbolcular arasında gerçekleştiği iddia olunan atışma aynen bu tattaydı. Ve kıvamda. (Ben sadece arkada çalan kemençeyi ekledim senaryoya.)

 

Gülüyorsunuz değil mi? Halbuki aynen vaki. Atışma değil elbette. Gazetede yazılan. (Ofli Hoca olsa, “gülme uşağum gülme” derdi, “yazılan boyledir, bir eklemem varsa, çarpulayum ha purda.”)

 

Testinin evveli

 

Aslında çok şaşırmamak gerek. Galatasaray‘ın Atina’da oynayacağı Panathinaikos maçından önce de aynı arkadaşımız Rijkaard’ın bazı antrenmanlara çıkmadığını yazmıştı “testi kırılmadan” başlıklı yazısında. Yazı, “bir Galatasaray dostu” tadında sona eriyordu: “Ve içimi kemiren büyük bir endişeyle gittiğim Atina’dan, ister istemez bu satırları yazacağım testi kırılmadan. Umarım bu tokat bir işe yarar.”

 

Bu arkadaşımız neredeyse çok emindi Panathinaikos’un Galatasaray’a bir tokat atacağından. Testinin kırılacağından. Oysa ki tokatı atan Galatasaray olmuştu o maçta da. Testinin içinde ne olduğunu da o zamandan anlamıştık aslında.

 

Çok ilginç. İster haberci olsun, ister küçük ya da büyük unvanlı insanlar. İsterse kulübe üye. Mesele Galatasaray olunca insanların bir kısmı akıl ve hikmeti bir kenara itip ne görmek istiyorsa onun olup bittiğini sanıyorlar bir şekilde.

 

Halbuki neydi olay? Takımın teknik patronu, sakatlık ya da başka nedenlerden dolayı o maçta oynatmayı düşünmediği bazı futbolculara özel izin vermişti. İşte buydu olup biten. Sadece bu.

 

Öyle bir tartışma ki, yok yok

 

Ama ne yapıldı? Frank Rijkaard’ın aldığı ve uyguladığı bu kararın üzerine büyük bir kriz inşa edilmeye çalışıldı elbirliğiyle. Din (İslam Hıristiyan dinlerinin özel günlerini tartışırken bulduk kendimizi tuhaf biçimde), milliyetçilik (Galatasaray Türkler ve yabancılar ekseninde ikiye bölündü birden haberlerde ve tartışmalarda), yönetim (Rijkaard’ın bu kararı yönetim zaafı olarak algılatılmaya çalışıldı) eksenli bir tartışmanın içine yuvarlandı medya ve Galatasaray.

 

İşte bu sahnenin önünde oynandı Galatasaray – Trabzonspor maçı. Gol pozisyonu bakımından denk, ancak oynanan futbol bakımından iki takım arasında açık bir farkın bulunduğu bir maç izlediler Ali Sami Yen’dekiler o sahnenin önünde. Yenilmesine mukadder gözüyle bakılan Galatasaray, tek pasa ve hıza dayalı futbolu sayesinde Trabzonspor’u bir güzel süpürüverdi çoluk çocuk addedilen futbolcularıyla. Çocuk kalan Trabzonspor oldu. Büyüyen ise Galatasaray.

 

Aslında Rijkaard ve sahaya sürdüğü öğrencileri iki şey yaptılar oynadıkları futbolla ve elde ettikleri sonuçla. İlk olarak gerekli yanıtı verdiler Rijkaard’ın kararını sağından solundan eğip bükmeye çalışanlara. İkinci olarak da Mevlana’nın değerli bir sözünü hatırlattılar bizlere: “Testi içinde ne varsa onu sızdırır.”

 

Meraklısı için notlar: Mevlâna’dan sonra söz söyleyecek denli gafil değiliz çok şükür. Yazı bitti aslında. Futbola ilişkin birkaç gözlemin notlar şeklinde olması bu yüzden.

 

Belli ki Şenol Güneş Trabzonspor’a, Güney Kore’de Guus Hiddink’in ulusal takıma oynattığı hızlı ve pasa dayalı futbolu oturtmaya çalışıyor. Ancak yolun çok başındalar. Bu yolda sebat edilirse, geleceğin en heyecan verici takımlarından birisi olmaya aday Trabzonspor. Şenol Güneş’in dünkü şanssızlığı Galatasaray gibi iştahlı ve gençliğinden dolayı çok koşan bir takıma çarpmasıydı öncelikle. Bir de takımın Fenerbahçe yenilgisinin şokunu üzerinden atamamasına.

 

Galatasaray niçin böylesine iştahlı ve dirençli oynadı? İki nedeni var bunun. İlk neden kaptanı, yani Arda Turan. Her anlamda (futbol ve takım) liderliği üstlenerek yaş ortalaması hayli genç olan Galatasaray’ı sahanın her yerinde ve 95 dakikanın her anında oyunda tuttu Turan. (Eğer Graz’a götürülmüş olsaydı Arda Turan, benzer bir fotoğrafı orada da görecektik muhtemelen.)

 

Arda Turan’a bu görevinde üç futbolcu çok yardımcı oldu. İlki Sabri Sarıoğlu. Hızı, pozisyon bilgisi ve yırtıcılığıyla galibiyetin mimarlarından birisiydi Sarıoğlu. İkincisi Emre Aşık. Sahadaki duruşuyla 17 yaşındaki gençler için müthiş bir örnek olduğunu gösterdi yine. Üçüncüsü de Ayhan Akman. Ayağında fazla top tutmayarak (2 dakika 18 saniye boyunca tam 74 kez topla buluşmayı başardı Akman) Rijkaard’ın istediği basit futbolu anladığını belli etti herkese. Ayrıca attığı 55 isabetli pasla topun Galatasaray’da kalmasına yardım etti.

 

İştahlı oyunun ikinci nedeni ise Rijkaard’ın şans verdiği genç oyuncuların bunu kullanmak istemesi. Bundan en çok Rijkaard mutlu olmalı, çünkü hem gelecekteki Galatasaray’ı gördü Trabzonspor maçında, hem de Galatasaray’daki geleceğini. (Galatasaray’ın alt yapıdan yetişmiş beş oyuncuya görev vermesi de bu başlık içinde değerlendirilmeli mutlaka.)

 

Galatasaray’ın sahadaki en kırılgan yanı, duran toplardı. Kanat beklerinin kısa boylu olması ve genç futbolcuların adam paylaşımında yaptıkları hatalar yol açtı bu kırılganlığa. Bu nedenle, serbest vuruş ya da köşe vuruşu olsun, bütün duran toplarda ciddi tehlikeler yaşadı Galatasaray savunması. (Biri hariç, Trabzonspor elde ettiği üç pozisyonu duran toplara borçlu.)

 

Bazı insanlar Caner Erkin’in Volkan Yaman yerine transfer edilmesini dert edinmişlerdi kendilerine. Oysaki Trabzonspor karşılaşması, Caner Erkin’in Galatasaray’ın gelecekteki iskeletinin en önemli parçalarından biri olacağını gösterdiği maç olarak geçecek tarihe. Biraz daha özgüven, defans bilgisi, kuvvet ve hız kazanmış Caner Erkin, hem sol iç, hem de sol kanatta görev yapabilecek komple bir futbolcu olmaya aday.

Etiketler: ,

80 Kişi Fikrini Belirtmiş Bu Konuda: “Trabzonspor maçının ardından: Atışma ve Mevlana’nın testisi”

  1. Galileo Demiş ki:

    Harikasın Melih Abi! Başka şey demeye gerek yok!

    (Selam. Çok sağol. Sana da diyeyim, meraklısına notlar ekini. Bir de yazıdaki atışma bölümünü Fuat Saka’nın “rap atma” müziğini kafanda canlandırarak okursan (ben yazarken öyle yaptım, hatta horon bile teptim:-))) daha çok keyif alırsın. Sevgiler. Melih)

  2. rebugur Demiş ki:

    Melih abi durumu çok güzel özetlemişin. Maça gelince açıkçası itiraf etmeliyim ki maçı kazanmayı beklemiyordum ama maçı izlemeye başladıkça oynanan futbolu görünce maçı kazanacagız hissi oluşmaya başladı yavaş yavaş ama beni mutlu eden şey gerçekten oyuncuya baglı degil sisteme baglı bir takım görüntüsüne ulaşmış olmamız kim oynarsa oynasın takımın var olan sistem içerisinde mücadeleye en güzel şekilde yapması yeniliriz yeneriz o ayrı konu bilmiyorum ben mi yanılıyorum yoksa dogru mu seziyorum durumu.

    İkinci olarak şunu belirtmek istiyorum ben 20 yaşındayım ve ben bu yaşıma kadar Galatasaray’ın Aydın’a verdigi şansı başka bir futbolcuya verdigini görmedim ama Aydın tuhaf bir biçimde bu şansı kullanmamakta diretiyor oysa ne çok umutlu ve inançlıydık onun hakkında.

    Son olarak şuna deginmek istiyorum her ne kadar ne kadar az zaman alırlarsa alsınlar gerek Berkin gerek Çetin olsun genç yürekleri o formayla sahada görmek ayrı bir zevk be abi.

    (Selam Alkan. O zevki dün herkes aldı. Açıkçası takımı sahada görünce yeneceğimize emin oldum. Çünkü aslında çok koşan bir ekip. Bu takıma sadece Baros’u koysak Aydın Yılmaz’ın yerine ligdeki diğer takımları piranha gibi ısıra ısıra bitirirler. Yazıda kullanmadım, ama pas hızında Trabzonspor bu sezon Galatasaray’ın karşılaştığı en hızlı takımdı. Rijkaard’ın gençleri o Trabzonspor’u durdurdu. Sevgilerimle. Melih)

  3. Huseyin Anil Ok Demiş ki:

    Melih Abi Selamlar,

    Biliyorum sen katılmayacaksın ama ben iki düşüncemde sabitim. Birincisi Aydın Yılmaz’ın Cafercan Aksu, Özgür Can Özcan, Mülayim Erdem, İrfan Başaran, Oğuz Sabankay gibi gençlerden hiçbir fazlasının olmadığı ve bu takımda artık yerinin olmadığıdır. Artık kimden neyi garantisini alıyor bilemiyorum fakat Aydın bile göbek yaptıysa inan bu takımda adam kayırma vardır. En çok çalışması gereken, herkesin birşeyler beklediği, tabir-i caizse gözünün içine baktığı adam göbek yaptıysa yazık kere yazık. İşte 31 yaşındaki Kewell gençlerle ilgili “düzgün antreman yapmıyorlar” diye belki de bundan dolayı diyor.

    Ayrıca bahsetmek istediğim diğer konu ise bu akşam mükemmel oynayan Arda Turan’ın yanında Türk oyuncular olduğunda yüzünün 10 maçtır ilk defa güldüğüdür. Buna sebep olanlar isimleriyle beraber bellidir. Bu nasıl bir beyin yıkamadır ki milliyetçiliğin boyutlarını kişisel çıkarlar için bir insana kullandırtabilecek. Çıkıp ben Türk hoca isterim diye çekinmeden konuşturabilecek.

    Karamsarlık diyebilirsin ama Arda Turan gibi oyuncular Galatasaray Spor Kulübünün içerisinde olduğu sürece ne yabancı oyuncuların ne de teknik adamların kariyerleri çok uzun sürmeyecektir. Allah’a şükür ki bu sefer ezilmeye çalışılanlar ne Lincoln gibi sorunlu ne de Skibbe gibi güçsüz. Kısacası Allah koruyor Elano ve Rijkaard’ı.

    Hakan Ünsal ve Hakan Şükür gibiler yaşadığı sürece de kuyruk acılarının olduğu bu kulübe rahat vermemeye yeminliler. Ne desem boş, o kadar sinirliyim ki, bu güzelim maç akşamı bile içim sıkılıyor.

    Saygılar Abi.

    (Anılcığım selamlar. Yazıya bir ek yaptım “meraklısına notlar” olarak. Onu okursan sevinirim.
    Aydın Yılmaz kanımca kendisine verilen şansları giderek yitiriyor. Berkin Aslan’ı görmeye hazırlansak sanırım daha iyi olacak. Sevgilerimle. Melih)

  4. tatito Demiş ki:

    Altyapımızın, bizle aynı sistem oynamasının faydasını direkt görmeyi beklemiyordum açıkçası. Fakat Berkin’in oyuna girdikten sonra sanırım 85-90 arası bir dakikada Barış’a attığı ters topu görünce, yürümeyi bırakıp, artık koşmaya başladığımızı anladım.

    Elbette yine zorlanacağımız maçlar, belki de çok kötü oynayacağımız maçlar olacak ama sene başından bu yana çok, çok gelişme gösterdik doğrusu.

    Diğer kupa maçlarımızda daha çok A2 oyuncusu göreceğiz sanırım.

    Bir de ben kendi adıma Aydın Yılmaz’ı daha olumlu buldum bu maçta. Sürekli pres yaptı, top taşıdı, oyunu kanatlara yaydı vs.

    En azından bir şey yapma arzusu vardı. Muhtemelen yeniden kiralanacaktır veya takas vs. yapılacaktır tabii. Ama bu kıpırdanmasını belirtmek istedim.

    Maçın bana göre en güzel anı ise bana göre Berkin’in attığı ters top ve Barış ile Aydın’ın (Aydın olduğundan tam emin değilim, ikinci yarının sonlarına doğru bir pozisyondu) sağ kulvarda 2 verkaç ile 4-5 Trabzonsporlu oyuncuyu oyundan düşürmesiydi. Sonunda Barış’a faul yapıldı ama olsun. Çok güzel bir görüntüydü.

    Pas sen nelere kadirsin?

    Saygılar.

    (Anıl selamlar. Özellikle alt yapının başına Hollandalı teknik direktörün gelmesi iki önemli sıçrama yarattı Galatasaray’da. Hemen pas futboluna geçtiler. Bir de Rijkaard’ı alt yapıdaki futbolcular konusunda ciddi biçimde bilgilendirmeye başladı yeni hocamız. Nitekim Serdar Eylik yerine Berkin Aslan’ın oynaması, sağ bekte Çetin Güngör’ün A takıma alınması bunun sonucu.

    Esasında biraz iddialı olmamak adına yazıda değinmedim. Ama sistemin Galatasaray’da inanılmaz hızlı oturmaya başladığını bir kez daha gördük dünkü maçta. Selam ve sevgi. Melih)

  5. Kaan Uysal Demiş ki:

    Melih Abi,

    Bir süredir yazamıyordum, özledim sizleri.

    Dediğiniz gibi, alt yapı ile Rijkaard’ın uyumlu çalışması, çok ama çok önemli bir konuydu. Nihayet, bizi biz yapan en önemli değerlerden birisine bilimsel şekilde yaklaşılması, sanırım “vizyon” kelimesinin içini fazlasıyla dolduruyordur. Zira, alt yapıdan “doğru futbolcuların”, “doğru zamanda” A takıma alınması, ancak sistematik bir çalışmayla olacaktı ve alp yapı ile A takım arasındaki kopukluk, kurulan bu sağlam köprü ile giderilmeye başlandı sanırım. En büyük sevincim sanırım bu..

    (Bu arada federasyonun sitesinde Berkin’in soyadı Arslan olarak, resmi sitemizde ise Aslan olarak geçiyor. Bu konuda bir bilginiz var mı Melih Abi? Teşekkürler. Kaan.)

    (Selam Kaan. Özletme kendini. Berkin konusunda ben de bizim siteden aldım soyadını, ama sanırım TFF’ninki doğru. Araştıracağım. Sevgilerimle. Melih)

  6. onderali Demiş ki:

    Yazınızı büyük keyifle okudum.

    Bir “lazoğli” olarak okurken kıpır kıpır kıprandım. Yazınıza lezzet katan genç ve umut dolu Galatasaay için ayrıca heyecan duydum.

    Akıl ile heves, giderek takımın ruhu olmaya başlıyor. Teşekkürler Reejkard! Teşekkürler Melih ağbi…

    (Ben de teşekkür ederim Önder. Bir gün elbette beraber maça gideceğiz. Melih)

  7. ahcell Demiş ki:

    Merhaba Melih Bey, sistem adına verdiğiniz bilgiler ve ümit için teşekkür ederim. Ben Galatasaray bir sistem takımı olduğu için taraftarı olduğumu düşünüyorum. Futbolun ne olduğunu anlamaya başladığımda GS sistem ve takım oyunuyla birşeyler yapmaya çalışıyordu, FB ise bireysel sovmenlerle. (Yöneticiler dahil) Avrupadaki başarı tabloları da bunu tescilliyor. Tuttuğum takımın sistem takımı olması ve takım oyunu oynaması benim futbol anlayışımda neredeyse her şey. Biraz acı olacak ama bu uğurda Elano, M.Topal, H.Balta, Baroş’u vazgeçilmez görüp diğerlerinin önüne koymamda bu nedenle. Arda listeme takımın sembolü ve altyapımızın gururu kontenjanından giriyordu. Dün akşam o da isterse takımın sitemine uyan bir parça hatta takımın lideri ve ruhu olabileceğini gösterdi. İnşallah bu yolda yürümeye devam eder.

    Kısaca dün akşam takımla gurur duydum. Bugün çok keyifliyim. İnşallah seçimde yönetim değişse dahi bu değişiklik takıma ve teknik heyete yansımaz. Tüm arkadaşlara mutlu ve sağlıklı günler dilerim.

    (Ben de kendi adıma mutlu ve sağlıklı günler diliyorum. Melih)

  8. Emrah Demiş ki:

    Sevgili Melih,

    Dün takımda 2 kişi sırıttı. Biri Aydın, diğeri Ayhan’dı. Ayhan topu yanındaki arkadaşına aktarmaktan aciz. 3 basit topu Trabzonlu oyunculara teslim etti. Belki de renk körüdür diyorum, formaların renklerini seçemiyordur…

    Aydın ise her zamanki Aydın, tarif edecek kelimeler bulamıyorum.

    Caner ve Barış ise ikinci devre daha çok şans bulacaklar gibi geliyor bana. Uğur’un da Sabri’yi kesmesi imkansız gibi.

    ***

    YENİ YILIN ŞİMDİDEN KUTLU OLSUN MELİH’CİĞİM.

    (Emrah selam. Şimdi baktım istatistiklere. Ayhan’ın isabetsiz pas sayısı sadece 10. Fikir vermesi için bazı futbolcuların isabetsiz pas sayılarını veriyorum: Barış Özbek 20, Mustafa Sarp 5, Arda Turan 17, Caner Erkin 21. Topla oynadığı dakikaya göre en çok topla buluşup, en çok isabetli pas yapıp, en az isabetli pasla oynayan futbolcumuz Ayhan Akman. Caner Erkin yeni bir ufuk açtı futbolunda. Barış Özbek de dediğin gibi bence çok iyiydi.

    Sana da mutlu ve mesut bir yıl diliyorum. Her şey gönlünce olsun. Melih)

  9. mertdalgic Demiş ki:

    melih abi saygılar;
    yaz başından beri sitenizi büyük bir keyifle takip ediyorum. spor medyasının halini düşününce sizin gibi bloglar çölde vaha gibi kalıyor. aslında bugüne kadar sadece hem sizin hem diğer arkadaşlarımın yorumlarını okumak bana inanılmaz keyif veriyor ve bişeyler yazmaya gerek duymuyordum. yalnız bugün dünki oynadığımız inanılmaz keyifli futbola rağmen hakan ünsal’ın yazısı beni çıldırttı. bişey yazmazsam çatlıcam. bu nasıl sığ düşüncedir, nasıl takımı baltalamak için uğraşmak ve bile bile bunu yapanlara alet olmaktır. adamdaki faşizan zihniyeti,yabancı düşmanlığını ve yönetime olan kinini satırlarından hemen anlıyosunuz. bulunduğu yeri galatasaraya borçlu olan adam galatasarayın başarısızlığı için yazıyor. iddaa ediyorum bilerek yapıyor bunu. bana göre rıdvan dilmenin yaptığı yorumlar bile h.ünsalınkilerden daha iyi niyetlidir. eleştiri olmadan ilerleme olamaz buna yüzde yüz katılıyorum ama bu yapılan başka bişey.bu arada kendisi hürriyet sporun yeni transferi.maçta konuşulacak birçok güzellik var galatasaray adına,biçok eksiğimizde var doğal olarak.ama eski galatasaraylıların galatasaraydaki yabancıları bitirme çabası ve medyanın buna bilerek çanak tutması beni çok yaralıyor.abi maçla alakalı bişey yazmak haddimize değil zaten sizin şu yazdıklarınızın yanında ama bu adamlar benim çok canımı sıkıyor.o yüzden içimi döktüm biraz kusura bakma.

    (Estağfurullah. Hakan Ünsal’ın yazısını okumamıştım. (Daha doğrusu kimsenininkini okumadım. Bir bakacağım. Görüşmek üzere hoşgeldin diyorum Gayın-Sin’e. Sevgiler. Melih)

  10. zeynepeda Demiş ki:

    Melih Abi bugün gerçekten güzel birgün,dünkü maçı izlerken inanılmaz mutlu oldum.
    Alparslan oyundan çıkıyor Berkin giriyor,Çetin giriyor.Bundan daha büyük bir mutluluk olamaz.Maçı kaybetsekte bu gruptan bir şekilde çıkardık,kazanmamız bu açıdan değil ama gençlerimizi kazanmak ve medyanın saldırılarını onlardan uzak tutmak adına çok önemliydi.

    Gazetelerde Galatasaray Youla ile anlaştı diye haberler çıkmış.Disiplinsiz davranışları ve açıklamaları çok düşündürücü.Bu transfer olursa getirisi götürebileceklerinden fazla olur mu?

    (Zeynep selamlar. 4-6-0 formatındaki ısıran 4-3-3 bu sezonki en iyi futbolumuzdu bir anlamda. Youla haberlerine hiç inanmadım. Beşiktaş’ta bile oynayamayan bir futbolcunun Galatasaray’da yeri yoktur diye düşünürüm. Sevgilerimle. Melih)

  11. Alper Demiş ki:

    Selamlar melih abi
    Rijkaard geldiğinden beri en zevk aldığım Galatasaray’dı dün sahadaki.Belki benim beklentimle ilgili bu ama ben sahada böyle bir takım görmek istiyorum.
    Mücadele, taktik disiplin, özgüven.

    Buradan bizime paylaştıklarınız da gitgite bağımlılık yapar oldu.Maçın ertesi sabahlarını ilgiyle bekliyorum.

    Teşekkürler

    (Selam Alper. Ben de yazmayı seviyorum. Ama bazen zorlanıyorum doğrusu, belli bir düzeyi tutturmak için. Görüşmek üzere. Sevgilerimle. Melih)

  12. hakansukurunteknikolani Demiş ki:

    Melih Bey merhaba,

    Sizi geç keşfettim kusura bakmayın:) Ve hemen üye olayım dedim.

    30 yaşında, aklen güzel futbolu, kalben Galatasarayı tutan sıradan bir vatandaşım..

    Akıcı üslubunuz ve analitik bir zihin yeteneğini açıkça barındıran yorum kabiliyetiniz bu üyelikte en büyük sebeplerimdir.

    Yukarıda Anıl kardeşin, Arda-Milliyetçilik-Elano üçlemesi benim de kafamı kurcalıyordu. Bilmiyorum tabi belki bu konu konuşulmuştur burada daha önce ama, bana mühim bir mevzu gibi geliyor. Arda’nın karakterinden hiç şüphem olmamasına rağmen, insan yukarıdaki bakış açısıyla bakınca da hakikaten öyle görüyor.

    Üzerinde durulmaya değer gibi..

    Saygılar..

    (Merhaba. Hoşgeldin Gayın-Sin’e. Bu yerli yabancı meselesi iki sene önce etkiliydi takımda, ama bu etki artık kalmadı diye düşünürüm. Bir de Rijkaard’ın yönettiği bir takımda buna yer olamaz, olmamalı. Eğer Rijkaard bunu sezerse, ciddi manada tepki gösterirdi. Disiplin cezaları verirdi. Çok eminim buna. Yine de büyük konuşmayayım ve biraz daha izleyelim derim. Sevgilerimle. Melih)

  13. Ediz AY Demiş ki:

    Sevgiler Melih Abi,

    Senin yazının üstüne de laf söylemek olmaz ama :)
    Dünkü maçta en büyük alkışı bence seyirci almalı. Açık kanaldan yayınlanmasına ve yıldızların olmamasına rağmen tatmin edici bir topluluk vardı ASY’de. Öncelikle bu çok memnun etti. Sonra da tabi ki gençlerimizin saçtığı ışık. Dediğin gibi herkes aldı bu zevki.

    (Ediz selam. Estağfurullah son söz herkesin. Bilmiyorum maçta mıydın, ama ben seyirciyi pek beğenmiyorum nedense. Takımdaki coşku dün seyircide yoktu. Daha çok desteği ve alkışı hakediyor bu çocuklar. Sevgilerimle. Melih)

  14. ordaolmayanadam Demiş ki:

    Antalyaspor maçında yorumlarda konuşmuştuk Caner’in oyuna ofansif katkısını. Semih Yuvakuran benzetmesi yapmıştınız. Ben de Sol önde oynamasını düşlüyordum o gün gördükten sonra. Sanırım Caner, defansif olarak kendini geliştirirse Semih Yuvakuran onu tarif etmeye yetmeyecek. Bir de bir kaç pozisyon dışında Arda Turan da bana göre ilk defa Rijkaard’ın istediği oyuna yaklaştı. Tek pas oynadığında oyun o kadar güzel açılıyordu ki. Basit oyunun güzelliği umarım gün geçtikçe oyuncularımızda daha iyi yerleşecek. Ben bu konuda da en gayretli oyuncularımızdan birinin Barış olduğunu düşünüyorum. Belki yetenek olarak çoğunun gerisinde ama söyleneni yapmaya en çok gayret edenlerden biri olduğunu görüyorum sahada. Ayrıca Berkin’i görmek de hoştu :)

    (Selam Ömer. Dün ikinci yarıda Kapalı’nın hemen önünde Sabri-Barış-Arda-Aydın-Ayhan paslaşmaları çok güzeldi. Futbolun basit oynadıkça hız ve estetik kazandığı gerçeği bir gün tüm futbolcularımızın beyin hücrelerinin tek bilgisi olacak. Göreceğiz eminim o günü. Sevgi ve selam. Melih)

  15. fatih şişman Demiş ki:

    SELAMLAR

    Melih abi harikasın:)

    Su güzel yazının üzerine bize de söz söylemek düşmez elbette.

    sadece oyuncularımız ısınırken bakıyorum devre arasında sahaya yada mac oynanır iken Melih abi bu altyapıdan gelen arkadaslarımızın neden fizikleri geneli itibari ile minyon yani bu yetenekle alakalı oldugu kadar fiziklede alakalı bir durum sonucta fiziksizler yani bir hakan balta bir mustafa sarp kıvamında bir fizikle adam cıkartamıyor muyuz?

    bu hep aklıma takılmıstır yanlıs anlasılmasın ancak bir ferhat örnegin fiziksiz diye galatsarayda degil diye düsünüyorum dün aydına bakıyorum song neredeyese adım attırmadı genede iyidi istekliydi sistemin içinde idi aydın fakat fazlasıda olabilir biliyoruz

    ayrıca mustafa sarpı çok begendim bazen öyleki bir mac boyunca sadece sarp ı topla topsuz izleyebilirim gibi hissediyorum bazen
    öyle anlarda öyle gerekli yerlerdeki gercekten calısmak ve çalıskan olabilmekte yapılan işten zevk alıp basarılı olabilmenin sırrı heralde bunu özellikle bu yasındaki emre asık ve daha ilk senesinde bu performans ve yası ile mustafa sarp için söylüyorum

    lütfen ama lütfen takım olalım ayrlılık gayrılık olmasın bizim rakibimiz iki senedir kendimiziz melih abi 2 senedir adeta insanın nefsiyle savası misali bir ruh hali icersindeyiz sanki “ben demeyip biz olabildigimiz” anda neler yapabilecegimizi hepimiz iliklerimize kadar hissettik dün aksam

    helal olsun çocuklar!
    HEPİNİZİ ÇOK SEVİYORUZ

    SAYGILAR

    (Selam Fatih. Evet güzel bir akşamdı. Beklentiler çok az olduğu için oldu biraz da bu. Ama geleceğe yakılan bir ışık anlamında yıllar sonra çoğu insan bu ılık Aralık akşamını hatırlayacak Rijkaard’ın bebelerinden bahsederken. Sevgilerimle. Melih)

  16. erdalus Demiş ki:

    Merhaba Melih Abi,
    Bu güzel yazı için ellerine sağlık öncelikle.
    Rijkaard hocamızın takımı bu şekilde çıkaracağını Sturm maçından sonra yazmıştım ve beni yanıltmadı.
    Beni en çok üzen olay, Fatih Terim hocamızın takımımızın başına 2. gelişinde atması gereken tohumları ve yapması gerekenleri yaklaşık 7 yıl sonra Rijkaard hocamız yapıyor. Oysa Fatih Hocamızın 2. gelişinde eli çok güçlüydü. Kredisi (tabiri caizse) sonsuzdu. Eğer olur olmaz transferler yerine çoğunluğu alt yapıdan olan (ki o dönem altyapı jenerasyonumuz da çok iyiydi) futbolcu ordusu ile yola çıksaydı, Galatasaray ve belki dünya spor tarihi O’nun adını bir daha yazacaktı. Biz 16 yıl sabretmiştik Fatih Terim’in futbolculuk döneminde, 1/2 yıl kayıp olmazdı bizim için. Ve zaten kayıp yıllar olarak geçti o 5 yıl Kalli Hocamıza kadar.

    Bu açıdan, Rijkaard hocamızı saygıyla selamlıyorum. Korkusuzluğu, bilgeliğinin ürünüdür. Dünkü maçtan sonra, demeçler sırasında gözlerindeki mutluluk ve ışık beni fazlasıyla umutlandırdı. O ışığın Galatasaray’ı nerelere götüreceğini tahmin etmek zor değil.Ben Rijkaard’ın bu genç futbolcularla en azından kupada sonuna kadar ısrar edeceğini ve kupayı, adeta as takıma monte için test maçları olarak kullanacağını düşünüyorum.
    Sonsuz sevgi ve saygılar güzel ada Kıbrıs’tan.

    (Erdal selamlar. Kötü bir örnek. Terim ikinci kez geldiğinde yanılmıyorsam MS hastası olan İsmail yararına Trabzonspor’la bir maç yapmıştık. O maçta Terim tamamen gençleri oynatmıştı ve Trabzonspor’u eze eze 3-1 yenmiştik. Kendi adıma Terim’in sisteminin tuttuğunu düşünmüştüm o maçı izledikten sonra. Ama Terim daha sonra fırsat vermedi pek o gençlere.

    Dünkü maçı biraz da ona benzettim. Ama Rijkaard’ın adalet anlayışına güveniyorum. Bir de maç sonu demeci, onun beklentilerinin esas bu olduğunu net biçimde gösterdi. Umarım ve dilerim her şey güzel olur. Sevgiler. Melih)

  17. aksilaz says:

    Karayemiş fidanı gibi filizleniyoruz. Bilirsin hemşerim ne kadar sık ve dikine doğru yükselir bu ağaç. Zaman geçtikçe bize o güzel meyvesinden verecek.

    (Hemşerum. Bilirim elbette ilk öğrendiğim adı taflan olan karayemişin ağacını ve ekmek yaparken hamurun altına serilen yağlı yapraklarını. Güzel benzetme. Bir gün yiyeceğiz bu yemişleri. Dostlukla. Melih)

  18. Shahin Demiş ki:

    Melih abi, merhabalar. Muhteşem mücadele ve güzel oyundan dolayı takımımızı yürekden kutluyorum. Beklemediğim (muhtemelen Galatasaray’lıların büyük çoğunluğunun da beklemediği) şekilde gelecekle ilgili önemli ipuçları veren, aynı zamanda bazı düşüncelerimizin de sabitlenmesine neden olan iyi bir maç oldu. Öncelikle aslanların terlerinin son damlasına kadar mücadele ederek ahlaksız spor basınının iğrenç spekulasyonlarına mahal vermemeleri çok önemliydi. Ba maçı kaybetsek, basında ‘Yerliler yabancıların gidişine tepkili’, ‘Rijkaard’ın takım üzerinde otoritesi yok’, ‘Yönetim ne yaptığını şaşırmış durumda’ ve buna benzer yürek bulandıran, moral bozan iddialar, sallamalar devre arası tatili boyunca devam edecek ve bazı GS duayenleri Adnan Polat’a yönelik eleştiri bombardmanını yeniden başlatacaklardı. Çok şükür, bunu atlattık diyelim. Gelelim takımın durumuna.

    Melih abi, öncelikle bu Arda Turan meselesine bir aydınlatıcı yorum getirmenizi rica ediyorum. Küçük bir yazı yazabilirsiniz bu konuda. Bazı arkadaşlar Arda’nın yabancıları dışladığı, Elano’ya bilerek pas atmadığı fikrine kendilerini inandırmış durumda. Taraftarlar arasında gittikce yaygınlaşan bu düşünce çok tehlikeli. Zira Ali Sami Yen’de kötü oynadığı bir maçta binlerce kişi tarafından yuhlanabilir ve başka tepkiler de (Hasan Şaş olayı) görebilir kaptan. Bununla kendi ayağımıza kurşun sıkmış olur ve önemli silahımızdan kendimizi mahrum bırakmış oluruz ki, bu durumu en çok arzu edenlerin kimler olduğunu biliyoruz. Bu arkadaşlara daha önce Sabri ile ilgili hangi düşüncede olduklarını hatırlamalarını öneriyorum. Arda’nın Galatasaray’a ihanet anlamına gelebilecek hareketlerde bulunacağını nasıl düşünüyor ve dile getirebiliyorlar anlamış değilim. Arda’nın saha içi ve dışında Galatasaray’a nasıl güç kattığını bilmiyor mu bu kardeşlerimiz? Melih abi, yanlış hatırlamıyorsam Siz de yazmıştınız Arda sayesinde Türkiye’de binlerce çocuğun Galatasaray’lı olarak büyüdüğünü. Bir de yurtdışını düşünün. Arda şu an Tayyip Erdoğan’la beraber dünyada en çok tanınan türk. Benim vatanım Azerbaycan’da nasıl sevildiğini sanırım sizlere anlatmama gerek yok. Diğer Türk cumhuriyetlerinde de aynı derecede sevildiğine eminim. Arda Turan çok önemli bir marka ve kiymetini bilmemiz lazım. Diğelim ki Arda gerçekten çok yanlış işler yapıyor, hatta takıma ihanet ediyor. Bunu yöneticiler ve teknik kadro görmüyor da dışarıdaki insanlar mı görüyor? Kusura bakmayın, bu konunun üzerinde çok durdum, ama gerçekten beni çok rahatsız eden bir şey. Arkadaşlarımdan sadece anlayışlı olmalarını rica ediyor ve olaylara pozitiv yönden bakmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü hangi gözlükle bakarsanız öyle görürsünüz olayları.

    Caner Erkin’in takıma ısınması ve kalitesini göstermeye başlaması beni çok mutlu ediyor. Hatırlarsanız, Caner’in transferine çok sevinmiş ve kendisinin Galatasaray’a önemli katkılar yapacağını dile getirmiştim Gayin-Sin’de. Beni yanıltmadığı için çok sevinçliyim ve Caner’in daha iyi olacağından da eminim. Sezon sonu bonservisinin alınacağına, hocamızın da bu yönde talepte bulunacağına inanıyorum.

    Sabri Sarıoğlu takımın vazgeçilmez oyuncularından olduğunu bir kez daha sergiledi bu maçta. İnanılmaz hızına bu sezondan itibaren futbol aklını da eklemesi Sabri’yi bir anda farklı kategoyiye yükseltti. Gerçekten de hucumlara çıkışı, attığı paslar ve savunmada kademelere girmesi mükemmele yakın bir düzeye ulaştı. Kendisini en kötü oynadığı dönemlerde bile sırf mücadelesi, formayı terletmesinden dolayı desteklemiş birisi olduğum için bu durum beni ayrıca mutlu etmekte.

    İkinci yarı içi orta sahamızın kalitesinin yükseltilmesini zaruri sayıyorum. Bu transferle mi olur, yoksa takım içinden çözüm mü bulunur, orasını bilemem. Ayhan, Mustafa, Barış 18 için çok değerli ve gerekli oyuncular. Ama Galatasaray’a sınıf atlatacak orta saha olmadıklarını hepimiz biliyoruz. Çok iyi fizik kondisyon yüklemesi yapılırsa ve devamlılık gösterirlerse Topal-Elano-Arda üçlüsü şuanki kadroda en iyi çözüm gibi duruyor. Aslında takımın 3 tane çok iyi transfere ihtiyacı var Sizin de belirttiğiniz gibi. Mevkiler belli. Devre arası bu transferlerden kaçı yapılır, tabii ki orası yönetimin bileceği iş. Bekleyelim, görelim.

    (Şahin selamlar. Arda Turan konusunda yazı meselesini gündemime alıyorum. Ben de senin gibi Arda Turan’ın yabancı düşmanlığının kalesi olarak görüldüğünü ve bunun hem yanlış, hem de tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Caner Erkin inşallah daha iyi olacak. Görüşmek üzere Azerbaycan’a selamlar. Melih)

  19. TAHTASAKAL Demiş ki:

    Melih Bey Selamlar,
    Gökmen Özdemir; bugünkü yazısında 4-3-3 yerine 4-4-1-1 gibi bir sistemin Galatasaray’a daha uygun geldiğini anlatmış, bir göz atmanızı öneririm. Aslında ben de epeydir bu konu üzerinde düşünüyorum. Hatta Galatasaray’ın sağ ve sol iç orta oyuncularının kanatlara yaklaşıp üçgenler yapmadığı gibi bir soru da sormuştum size.
    Sistem dünkü gibi 4′lü bir orta saha ile işleyince kanatta ikişer adamla oynadık. Teoride 4-3-3 de bir kanat boyunda tam 3 oyuncunun (kanat bek, orta iç oyuncunun yaklaşması ve kanat forvet) olması gerekirken Galatasaray’da işler şu şekilde yürüyor. Kanat bek ileri fırlıyor (Mesela Caner), sol iç orta oyuncusu ona yaklaşmıyor, Sol kanat Arda ‘da zaten içeri kıvrılmayı sevdiği için defansın kanat bölgelerine yediğimiz kontra ters toplar bizim gol yememize sebep oluyor. Hücumu da kanatta tek bir kişinin üzerine yıkıyoruz. Bence Rijkaard 4-3-3 ten vazgeçmeyeceğine göre yapmamız gereken orta üçlünün kayarak, kanatlara yardım ederek oynamayı öğrenmesi. Bu konudaki görüşlerini rica ederim. Saygılarımla
    Ahmet

    (Ahmet selam. Bu konuya sonra döneyim mi izin verirsen. Çünkü uzun yazacak vaktim yok. Görüşmek üzere sevgilerimle. Melih)

  20. u-topie Demiş ki:

    Bir taşla birden fazla kuş vurulmuş oldu Trabzon maçında.
    Öncelikle müthiş bir özgüven enjekte edilmiş oldu GS’ın damarlarına.
    Ligimizin tepe takımlarından birine belki de bu topraklarda başka hiç bir takımın aklından bile geçiremeyeceği alt yapı takviyeli ,yabancısız bir kadroyla çıkılıp skor ve oyun olarak üstünlük sağlanmasını tüm rakiplerim ,uykularını kaçıracak,gözünü korkutan bir hamle oldu.
    Adeta ‘Haberiniz olsun.Bu lige fazla gelecek bir takım geliyor.’ meydan okumasıydı.
    İkincisi bireylerden bağımsız bir oyun şablonunun takımın genlerine yerleşmekte olduğunun altını çizen bir test oldu.
    İstisnalar hariç sırıtmadı yeni rol alanlar.
    Üçüncüsü alt yapıyı kavrayan bir bütünsellik,geçişkenlik adına önemli bir dönemeç oldu.Alt yapıdaki gençlerin yüreklendiği,önünün açık olduğunu hissettiği
    ivmelendirici bir adım oldu.
    Bireysel performans olarak Caner Erkin’in
    ‘Ben de varım.Beni de hesaba katın.’ dediği bir başlangıç oldu.Herşeyiyle yıldız kumaşı olan bir Caner gördüm kendi adıma.İkinci bir Arda Turan ışığı veriyor.
    Aydın için üzgünüm.Olmayacak.Birbirimizn vaktini harcıyoruz.Ve ona tanınan imkan olası başka alternatiflerin önünü tıkıyor.
    Ayhan’ın Mustafa’nın tempolarının varmak istediğimiz oyun için yetersiz olduğunu düşünüyorum.Top rakipteyken daha hamleli,GS’da iken daha çabuk olabilmeliler.
    Sabri örnek bir kişisel gelişim vakası olma
    yolunda büyük adımlar atıyor bu sezon.
    Noel izinleri,rotasyon vs.eleştri sahipleri
    adına üzgünüm sadece.
    Hep beraber öğrenmeye devam.

  21. Cem Klay Demiş ki:

    Merhaba Melih Ağabey,

    Dün maçtan önce umutsuzdum. Trabzonspor’un Fenerbahçe mağlubiyetiyle bize daha çok saldırgan olabileceğini düşünüyordum ama tam tersi oldu. Genç ve eksik Galatasaray Trabzon’u hapsetti maç genelinde. Özellikle 19-60 arası müthiştik. Attığımız gollerden önce yaptığımız pas rallilerini izlemek çok keyifliydi.

    Caner Erekin’i çok beğendim. Keza Sabri, Mustafa ve Ayhan ve kaptan Ardayı.. Çok başarılılardı..

    3 transfer dedi trt sipikeri. Yerli orta saha, stoper ve forvet. Benim forvete adayım Halil, orta sahayada Manisalı Sezer. Stoper içim Ankarasporlu Ediz’in adı geçiyor. Sen ne düşünüyorusn abi benim tahminlerim hakkında ve birde ufak soru; Yabancı oyuncu transferi olurmu ?.

    (Selam Cem. Bence olacak yabancı transferi. Daha doğrusu çok bastıracak bu tarnsfer için. Sevgiler. Melih)

  22. Quer10 Demiş ki:

    Bu maçın bu zamana konması bizim açımızdan bence olumlu bir avantaj oldu diye düşünüyorum.
    Oynamayan veya daha az oynayan oyuncuların formlarını görmek açısından çok olumlu bir maç olduğu kanısındayım
    Özellikle herkes gibi bende Caneri çok beğendim diğer oyuncularda genelde görevlerini yerine getirirken Büyük Kaptan B.Korkmazında gitmeden M.Sarpı takıma kazandırması ne kada büyük bir G.Saraylı olduğunun bugünlerde daha iyi anlaşılmasını sağladığını düşünüyorum.
    Sene başında yine burada Elano ve Gutierrez isimlerini paylaşmıştım ki yine aldığım duyumları size aktarmak istediğimi belirteyim.
    Defansa kesin bir yabancı stoper alınacak 5 aday var ve benim duyduklarım V.Kompany,F.Coloccini,J.Andrade,P.Geromel ve Luisao.
    O.Saha için Linderoth gönderilmesi düşünülüyor ve birde yine oyunun her iki yönünüde oynayan adam aranıyor buradada bir kaç isim var ve birde yerli G.İnler var ancak bu transfer zor gözüküyor.V.Şen,H.Altıntop diğer yerli adaylar ancak yabancı oyuncu gelme ihtimali çok daha yüksek.
    Forvet için ise Nonda sezon sonuna kadar akımda kalacağından yerli transferi düşünülüyor ilk hedef malum Sercan.Sonrasında Halil,Mevlüt,M.Batdal alternatifler arasında.
    Ben duyduklarımı paylaşmak istedim sizinde duyumlarınız varsa paylaşırsanız sevinirim.

    (Berk selam. Yazın isim bazında konuşarak hata yapmıştık transfer sezonunda. Bu hatayı bir daha tekrarlamamak ve Galatasaray’a zarar vermemek adına, dilersen isim konuşmayalım. Yöneticiler transferi bitirince hep beraber öğreniriz kimin geldiğini. Seni sevgiyle selamlıyorum. Melih)

  23. yasin akin says:

    Merhaba Melih Abi.

    Bir Konyalı olarak çok beğendim yazıyı.Ancak ufak bir not düşeyim.İyi niyetinden kimsenin şüphesi yok ama başlığı bir daha kontrol edersen sevinirim.Mevlananın nesi? :) ))

    (Yasin selam. Emin ol, sen yazınca farkettim. Bu yüzden izninle değiştiremeyeceğim başlığı. İçin rahat. Sevgiler. Melih)

  24. cemkorkmaz Demiş ki:

    Selamlar Melih Abi,

    Maç hakkında konuşmayacağım.Tek kelimeyle oynamamız gereken futbol için muhteşem derecede umut vericiydi.Benim söylemek istediğim başka şeyler var.Az önce taraftar sitemizde yorumlara bakıyordum.Çok ilginç şeyler var.Hala Rijkaard’ın mantığını oynatmak istediği futbolu anlayamamış gibiler.Yan pas geriye pas istemiyorlar.Daha 1 hafta önce Caner Erkin’e kötü futbolcu gönderilsin diyenler şimdi muhteşem diyorlar.Bu nasıl iştir anlamadım.Ayrıca şu Ayhan’ı hala eleştiriyorlar.Bence Ayhan bu kadroda ve bu sistemde en kilit oyuncu.Malum Mustafa Sarp ve Mehmet Topal orta sahada kaptığı topları arkadaşlarına aktarma konusunda biraz sıkıntılılar.Bence Ayhan bu kadronun en önemli oyuncusu.Hem top kapma özelliği olan hem top saklayıp boşta bulunan adama pas atma özelliği bulunuyor.Geçen sene ondan önceki sene Ayhan’ın nasıl oynadığını çok çabuk unutuyorlar.Umarım onlar da artık futbolun sadece sonuç oyunu olmadığını görürler.

    Saygılar.

  25. ahmet ilker Demiş ki:

    selamlar,

    trabzon fenerbahçe maçını seyrettiğimde trabzonun aslında ne kadar hırpalanmış ve gerek fizik gerek mental olarak alt seviyelerde olduğunu görmüş oldum.trabzon fenerbahçeye karşı kendi sahasında alışıldık olmadık şekilde çok az posizyona girdi.ama inanıyorum ve istiyorum ki önümüzdeki günlerde eski güzel günlerine dönerler.ki bu şenol hoca ile çok da zor olmayacaktır.
    dün akşamki maçtan evvel galatasarayın tam kadro trabzona karşı tamamiyle yerli futbolcularla oynayacağını öğrenince oldukça sevinmiştim.yenileceğimi aklımın ucundan geçmiyordu çünkü trabzonu biliyordum en azından berabere kalacağımızı bilmenin bir kahinlik olduğunu düşünmüyordum.nitekim maçı aldık,en kötü bir gol daha yer berabere kalırdık.lakin futbol ne durumdaydı, en önemli olan oydu.
    açıkçası ben takımımın oynadığı futbol beni hayal kırıklığına uğrattı.bu maçı 5-0 da alabilirdik ama oynana futbolun iyi olduğunu göstermezdi bu.forvetsiz oynadığımızı kesinlikle mazeret olarak kabul etmiyorum.o ceza sahasında çoğalamıyorsak, ve o galatasaraylı hiçbir futbolcunun olmadığı, olsa da yanlış yerde bulunan futbolcunun olduğu yere değil de üç tabzonlunun arasına altılan ortanın, sırf “orta atmak” amacıyla yapıldığını gösterir.ya da ayağınla yıktığın köşe gönderini, o kutsal mekanda kalkıp alıp yerine dikmek yerine, sanki dünyanın en iyi yabancı futbolcusu gibi ukala bir şekilde bırakıp hiçbirşey yapamadığın ceza sahasına gitmenin de ne ahlakla ne de profesyonellikle alakası yoktur.
    Melih bey, inanabiliyor musunuz alisamiyen’de bir galatasaraylı futbolcu hem de altyapıdan! köşe gönderini düşürüyor ve arkasına bakmadan gidiyor peşinden bir trabzonlu gelip o bayrağı yerine koymaya çalışıyor!!!! bunun galatasaraylılık ruhunu bırakın spor ruhunda bile yeri yoktur.
    Demek ki ya bazı bünyeler galatasaraylı olmanın, metin oktay gibi bir efsanenin ter akıttığı formaya ter akıtma şerefine erişmenin, ali sami yen’in, turgay şeren’in ve diğer bir sürü saygın insanın oluşturduğu ruhu ya biz veremiyoruz ya da bazı bünyeler alamıyor.
    belki bu çoğu kimseye önemsizmiş gibi gelebilecek hadise bir çok şeyin işaretidir.aynı kişi idmanlarda da neeskens’in arkası dönükken antremanı boşladığını hareketleri yapmadığını ve bu duruma kewell’ın bile tepki gösterdiğini okuyoruz.
    isterse dünyanın en iyi futbolcusu olsun, bir mahalle takımını dünya şampiyonu yapsın, kimsenin bunu bu stadda yapmaya hakkı yoktur.ve bu ruh ve hareket hali bizi türlü başarılara götüren atmosferi yok eder.
    eğer benim takımımın yedekleri tam kadro önemli bir rakiple karşılaşıyorsa, ceza sahasına orta yapmadan önce bakacak,adam yoksa iş olsun diye atmayacak,köşe gönderlerini düşürdü mü alacak takacak yerine, iki gol attı mı gülüp küçümsemeyecek en az kendi kadar köklü bir takımı,ya da pas atacaksa doğru yere atacak atamıyorsa her idmandan sonra bin kere orta ve pas çalışacak tek başına.
    bunu yabancı futbolculardan bekleyemeyiz tabi ama zaten onlar bu yanlarını çocukluklarından beridir geliştiriyorlar ama bu hemen “oldum” diyen türk ve altyapı oyuncularından bekliyoruz.
    türk altyapı oyuncuları 8-9 yaşlarında iken mahallelerde öğrenirken futbolu, aynı yaştaki yabancı futbolcular adam eksiltmenin,sıfıra inince ona basan rakipten evvel orta atmanın inceliklerini öğreniyorlar.yoksa bizim nüfus olarak 10 da birimiz bile olmayan hollandadan nasıl bu kadar oyuncu çıkıyor hiç düşündük mü?
    İnanın bu çocukların isimlerinin sonuna -dinho,-dona ekleri geldiği zaman da kimse kalkıp onları daha değerli algılamayacaktır.bu yüzden floryadaki hollandalıların ayak sesleri bundan on yıl sonrasında daha da gür yankılanacaktır.
    hep beraber görelim

    (Ahmet selam. Yorum için sağol. Umarım göreceğiz o günleri. Sevgiler. Melih)

  26. MaMi Demiş ki:

    Melih abi zahmet olmaz ise bizim pas hızımızı yazabilir misin?

    (Mami selam. Galatasaray’ın pas hızı 2.90 saniyeydi. Bu sezonun en iyi ikinci derecesi. İsabetli pas hızı ise 3.85 saniyeydi. Bu da sezonun en iyi yedinci derecesi. Sevgilerimle. Melih)

  27. Umut Naderi says:

    Merhaba Melih abi,
    Ben maçın sadece ilk yarısını izleyebildim ama ilk yarıda gördüğüm kadarı ile Caner’in aslında bir sol bek değil bir hücum oyuncusu, bir sol açık olduğu anlaşıldı. Gençlerbirliği maçında da Caner harika bir performans ortaya koymuştu ancak defansa yardım etmesi gerektiği için hücuma fazla katılım şansı bulamamıştı. Rijkaard’ın Alparslan’ı sol beke koyması üzerine Caner tüm hücum hünerlerini sergiledi bana göre. Oynadığı ilk maçtan beri çıkışlar gösteren Caner bence sol bekte de, sol açıkta da iyi bir avantaj Galatasaray adına.

    Bir başka konu ise stoperlerimiz çok yavaş. Servet kafa toplarında başarılı ancak, hızlı bir oyuncu geldiğinde çabuk geçiliyor. Devre arasında bir stoperin alınması şart. Atletico Madrid Agüero’yu oynattığı takdirde, Servet, Agüero tarafından çok rahat geçilebilecek birisi. Emre Aşık’tan memnunum ancak o çok yaşlandı ve en geç 1 sene sonra futbolu bırakmaya hazır.

    (Umut selam. Sanırım bir stoper transfer edilecek. Sevgiler. Melih)

  28. Helvacı Demiş ki:

    Melih Bey, selamlar. Yazılarınızı büyük bir dikkat ve hevesle takip ediyorum ve kendi adıma inanılmaz istifade ediyorum. Benim merak ettiğim gerek Graz, gerekse Trabzon maçında bu kadar eksiğe rağmen sakatlanmadan önce bizlere büyük ümitler veren Serkan Çalık niye kadroya alınmıyor? Bu iki maçta forvet olarak Aydın’dan sakatlıktan çıkmış hali ile sınırlı dakika alsa bile daha etkili olabileceğini düşünüyorum. Ayrıca genel olarak yeni sistemde kanat adamı olarak etkili olabileceğini tahmin ediyorum. En önemli özellik olarak solda Kewell’ın ters kanattan gelen akınlarda gol bölgesine gidip etkili olmasının bir benzerini onun da yapabileceğini düşünüyorum. Bu dediğim durum bu sezon yalnızca Aydın’ın Keita’ya ve Ayhan’ın Sabri’ye attırdığı gollerde geçerli oldu, bunda önemli etken sağ kanattaki oyuncuların gol bölgesine Kewell kadar giremeyişi, girse de etkili olamayışı. Sanırım siz de tam bu yüzden Baros’un sağ kanatta oynamasını istiyorsunuz. Serkan Çalık ile ilgili görüş ve bilgilerinizi belirtebilirseniz çok memnun olurum. En derin saygılarımla.

    (Selamlar Osman Bey. Öncelikle yorumunuz ve teveccühünüz için teşekkürler. Kanat oynamayı bilmek önemli. Mesela Caner Erkin golü atmadan önce de benzer bir pozisyon olmuştu ama penaltı noktasına doğru hareketlenmediği için tehlike üretememiştik. Benzer şey son Gençler maçında tam iki defa oldu. Birinde Arda Turan, diğerinde de Keita ters topta hareketlenmediği için tehlike yaratamadık. Bunu takımda en iyi uygulayan insan Kewell. Sonra da Baros.

    Serkan Çalık düzelmiş ve antrenman maçlarında yer almaya başlamıştı. Ama sonra yeniden sakatlandı. Belki devre arasındaki kampta yeniden gözüne girmeye çalışır Rijkaard’ın. Ama artık onun için hayat çok zor. Çünkü Uğur’u geçti neredeyse oynamadığı sürenin uzunluğu konusunda. Selam ve sevgilerimle. Melih)

  29. Galileo Demiş ki:

    Trabzon atışmasının üstüne laf etmek istemedim. Çünkü çok harikaydı, yerlere yattım gülmekten. Şimdi Fuat Saka’ya söylettiriyorum o replikleri, rap atma eşliğinde. Ama Melih Abi, madem yazıya ek yaptın ben de yorumuma ek yapıyorum izninle.

    Öncelikle gençlerin performansı üzerinden biraz tatsız bir konu: Graz maçından sonra sevgili Mehmet Demirkol, Rijkaard’ın bir kurtarma imtihanı yaptığını, gençlerin de sınıfta kaldığını yazdı. Acaba bu maçla ilgili ne düşünüyor? Gene mi sınıfta kaldı gençler acaba? Sizin basına girmesine önayak olduğunuz birisi Mehmet Demirkol, bunu biliyorum. Bu konu üstünde durmamın sebebi aslında Demirkol gibi değerli birinden beklenmeyecek şeyleri okumam zaman zaman. Başkası olsa hiç üstünde durmam. Ama böyle çelişkiler ortaya koyunca, ne yazıkki insan ister istemez başka ihtimaller getiriyor kafasına.

    İkincisi Aydın Yılmaz konusu. Galatasaraylılar hatırlarlar mı bilmiyorum ama, Fatih Terim diye bir teknik direktörleri vardı. Onu sevebilirsiniz sevmeyebilirsiniz. Ama ilk yükseliş döneminde, hem milli takımda hem Galatasaray’da sürekli insanları kazanmaktan yanaydı. Kimleri kimleri kazanmıştı lütfen bir hatırlayalım. ‘96′da göreve geldiğinde, taraftarın hiç ama hiç değer vermediği oyuncuları baştan yarattı. O oyuncuların 2000′de hangi kupayı kaldırdıklarını hepimiz biliyoruz. Bundan gayrı ben insanların kazanıldığını gördüm hep Galatasaray tarihinin kendi yaşamım boyunca tanıklık ettiğim kesitinde. İnsanları kaybedenler, suyun karşı tarafında. Kaybolup gitmiş nice yıldız futbolcular tarihini öğrenmek isteyenler oraya baksın lütfen. Kendi takımında bir türlü huzur bulamayıp Galatasaray’da yeniden doğan Ayhan Akman’ı, zamanın sıkı Fenerbahçelisi Emre Aşık’ı görmek isteyenler ise bu tarafa. Şimdi bu insanlar gönülden Galatasaray’a bağlılar. Biz kimleri kimleri kazanmışız, kendi evladımızı mı kazanamayacağız! Ben Aydın’dan ümitliyim. Gönlüm onun kaybedilmesine hiç elvermiyor. O çok yetenekli bir oyuncu ve biz onu kazanacağız.

    Bir eleştiri kendime, Gençlerbirliği maçından sonraki yorumumda Galatasaray’dan hiçbir zaman sert, vücut vücuda ve mücadeleci bir savunma görmeyeceğimiz kanısında olduğumu söylemiştim. Sağolsunlar, oyuncular Trabzonspor maçında beni tekzip ettiler.

    Ve Melih Abi. Rijkaard’tan başka bir diğer bilge de sensin. Burada Arda’ya çok eleştiriler oldu (bendeniz dahildim). Ona sahip çıktın. Elano’ya pas atılmıyor kasten dedik. Sen başka türlü düşündüğünü söyledin ve hepsinde de sonunda sen haklı çıktın. Galatasaray’da geleceği görmek isteyen için seni dinlemek yeterli bence.

    Ve son olarak, önümüzde çok zaman var ama Atletico Madrid eşleşmesiyle ilgili yazını merakla bekliyorum. Keza TRT, 1973’teki rövanşı gösterdi geçenlerde. Çok heyecan verici ve keyifli bir eşleşme olacak bence. Yazısı da bir o kadar keyifli olur diye düşünüyorum.

    Sevgiler ve Saygılar

    (Selam aziz kardeşim. Estağfurullah. Bilgelik deyince dururum biraz. Hem de çok uzun. Etletica maçını yazacağım eskilerde oyanan. Görüşmek üzere, sevgilerimle. Melih)

  30. Ozan Kayhan Demiş ki:

    Sevgili Melih Abi,Yine bir solukta okudum yorumunu herzaman ki gibi müthiş.Bir takım yerlere umarım iyi mesajlar ulaşmıştır zira Kaptan’ın üzerinden bir takım kişiler prim yapmaya Galatasaray’ımızı karıştırma çabası içerisindeler gereken dersi Galatasaray kaptanına yakışır bir şekilde sahadaki rüya gibi futboluyla herzaman cevabını veriyor Allaha çok şükür ve Caner hergeçengün futboluyla büyüyor ve büyülüyor daha öncede nacizane değinmiştim Melih abi.Bu maçta hiçbir eksiklik hissetmedim desem yeridir bir kaç pozisyon hatası dışında son maçlarda biraz burulmuştum açıkçası fakat dünkü takımı görünce yerini heyecan,coşku ve yarınları mükemmel olan bir takımın izleri kaldı fotoğrafta ve o fotoğraf muhteşemdi.Melih abi bu sezon için ve Atl.Madrid maçı için bir sorum olacak sence eksiğimiz varmıdır?yada eksik olduğuna inandığın bişeyler varmıdır takımda?takviye konusunda görüşlerini merak ediyorum Melih abi.Saygılar sunarım iyi akşamlar…

    (Ozancığım yanıt vereceğim bu sorularına. Sevgiler. Melih)

  31. Koray Özdemir Demiş ki:

    Melih Abi selam.

    Blog’uma adını değiştirerek geri döndüm ve Trabzonspor maçı için şunları yazdım:

    “Maçın kendisinden önce maçın saatini konuşmamız gerekiyor sanırım. İstanbul’da, Aralık ayının 23’ünde, saat 21:30’da bir maç başlar mı? Ali Sami Yen’in konfor bakımından Türkiye’nin en iyisi olmadığını da göz önünde bulundurursak, gece yarısı bitecek bir kupa maçına kaç taraftar gelir ki? TFF neye dayanarak bu kararı vermiş, anlamak güç. Program buna göre düzenlenemez miydi?

    Kimse bu maç öncesinde Galatasaray’ı favori görmüyordu. Aksine, medya içsavaş çığlıkları atıyordu. Kewell, Elano, Leo Franco, Keita ülkelerine dönmüştü Noel için. Yerli futbolcuların bundan müthiş rahatsız olduğunu iddia ediyordu tanıdık birkaç ses. Bu sesleri tanıyan Galatasaraylılar elbette inanmadılar onlara. Çünkü bu taraftarlar için daha önemliydi sahada Serdar’ı, Cem Sultan’ı, Çetin Güngör’ü, Berkin’i izleme olasılığı. Rijkaard da altyapısını, genç aslanlarını, şehzadelerini merak eden taraftarın bu isteğini geri çevirmedi. Alparslan, Çetin, kısa süre de olsa Berkin sahada arz-ı endâm ettiler. Rakip Trabzonspor gibi güçlü bir takım olmasa muhtemelen sahadakiler daha çok zaman alacak, öteki genç aslanlar da sahada yer bulacaktı. Örneğin Şehzade Cem’i Sami Yen’de görmek birçok taraftarın istediği bir şeydir. Emre Çolak’ın sahaya adım attığını görmek, önemlidir birçok Galatasaray taraftarı için. İkinci kupanın bir sonraki maçlarında muhtemelen göreceğiz bu isimleri. Şanslıysak 90 dakika boyunca üstelik.

    Maçla ilgili öngörülerin neredeyse hiçbiri gerçekleşmedi. Medya Galatasaray’ın beraberliğine bile ihtimal vermiyordu. Trabzonspor’un çok da zorlanmadan kazanacağı düşünülüyordu. Çünkü “Galatasaray’ın yabancıları ülkelerine gitmişti ve yerliler bundan çok rahatsızdı.” İlk düdük çaldığında gördük ki yok öyle bir şey. Takım son derece hırslıydı. Özellikle takım savunması adına çok başarılıydı Galatasaray. Bunda takımın yaş ortalamasının düşmesi de özellikle göz önünde bulundurulmalı.

    Antalyaspor, Gençlerbirliği maçları gibi Trabzonspor maçı da Galatasaray için çok önemliydi. Bu üç maç da birer galibiyetten daha değerliydiler çünkü. Onlara bu değeri bahşedense Galatasaray’ın futbol karakterini bize gösteren öğelerdi. Bu üç maçta Galatasaray, artık belli bir futbol karakteri, belli bir futbol sistemine sahip olduğunu gösterdi bize. Top, defanstan çıkarken çok fazla havalanmadı. Galatasaray oyunun neredeyse hiçbir bölümünde, hücum ederken aklı, sistemi dışlamadı. İkinci yarı için çok önemli veriler bunlar. Pas ve sistem futbolunun oturması Galatasaray’a bazı maçları kendiliğinden kazandıracaktır. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi pas yaparken rakip takımın enerjisini savunmada tüketmek. İkincisiyse boşlukları doldurabilmek, sahanın en metrekaresini bir tehlike alanına evirebilmek. Özellikle Keita ve Baros’un geri dönmesinden sonra ve Elano’nun pasları, Kewell’ın pozisyon bilgisiyle Galatasaray gittikçe daha ölümcül hücumlar yapacak. Son üç maçta bunları gördük.

    Tüm bunların yanında Arda Turan’ın tek pas futboluna gittikçe daha çok kaydığını görmemiz de ümit vericiydi. Arda ortasahada zaman zaman Galatasaray’ı yavaşlatabilen bir futbolcu. Çok yetenekli olmasına karşın, özellikle bazen ortasahada sonuca hiçbir olumlu etki etmeyecek çalımlara girmesi bunda baş etken. Gençlerbirliği ve Trabzonspor maçında gördük ki Arda’nın bu huyu da kontrol altına alınıyor. Tek pas yaptığında Galatasaray inanılmaz zor bir takım görüntüsü verdi dün gece. Ancak bir şey daha var es geçilmemesi gerekn. Arda golden sonra sevincini kulübede bekleyen genç oyuncularla paylaştı. Bunu Türkiye’de kaç takımda gerçekleşir acaba?

    Savunma yaparken de böyleydi bu. Trabzonspor’un kalemizde bulduğu 4 pozisyon var, bunlardan 3’ü duran top organizasyonlarından geliyor. Yani yan toplara biraz daha iyi çalışıp, daha iyi yer tutmaya dikkat etmemiz gerekiyor. Bunun haricinde bir pozisyon vermemiz gerçekten önemli. Bu, takımın maçı ne kadar istediğini gösteriyor.

    Dün gece Caner Erkin’i kazandı bu takım. Caner’in ilk maçlarından sonra “Volkan neden gönderildi anlayamadım” diye soranlar neredeydi? Caner’i övmekle meşguldü bu insanlar. Caner, Rijkaard’ın oyununa en uygun oyunculardan biri. Harika bir sol bek olmayabilir, ama harika bir hücum oyuncusu. Ayhan Akman’ın uzun zamandır yalnız başına Galatasaray’da üstlendiği görevi ondan bekleyebiliriz yakın gelecekte.

    Maçın en üzücü olayı ise Sabri’nin sakatlanması oldu sanırım. Onun erken dönmesi takım için önemli. Çünkü rakibi en fazla rahatsız eden oyuncularımızdan biri Sabri. Çünkü o bir defans oyuncusu olarak fazla hücumcu ve rakibin sol bekini müthiş rahatsız ediyor. Hızlı, güçlü ve enerjik. Tempolu bir oyuncu. Ona lig içerisinde çok ihtiyacımız olacak.

    Kısacası bu takım zor bir yolda emin adımlarla ilerliyor. Sistem Galatasaray’da beklenenden hızlı oturuyor. Hâlâ bazı şeyler için zaman gerekiyor elbette. Ancak bu oyun şampiyonluk için umutlanmamız için fazlasıyla yeter.”

    http://viansullivan.blogspot.com/2009/12/normal-0-21-false-false-false-tr-x-none.html

  32. Koray Özdemir Demiş ki:

    Melih Abi bir de görmüşsündür muhtemelen, Berkin’in röportajı var sitede. Altyapı için önemli ipuçları veriyor bu röportaj. Örneğin J. Derks Berkin’le ilk konuşmasında ona Kewell’ı örnek gösterip, top ters kanattayken arka direğe gitmesini söylemiş. Rijkaard da ona pozisyon konusunda öğütler vermiş. Altyapımız sonunda gerçekten de çalışır hâle gelecek gibi. Ben öteki grup maçlarında daha çok genç oyuncumuzun 11′e gireceğini düşünüyorum. Ve büyük bir heyecanla Şehzade Cem’i bekliyorum.

    Röportaj için: http://www.galatasaray.org/galatasaraytv/roportaj/haber/5723.php

  33. spulatoglu Demiş ki:

    Selamlar ve saygılar sevgili hemşerim,

    Vallahi zevkle okuyorum yorumlarınızı. Ayrıca maçları da eski gözlüğümün dışında bir gözlükle daha seyrediyorum sayenizde. Tam tarifini veremeyeceğim ama yıllardır eksikliği hissedilen bişeyler akmaya başladı semadan sanki… Dualar mı kabul oluyor nedir bilmem?!

    Bir de… Bir de şu, Barcelona’dan vazgeçtim (şimdilik kaydıyla tabii) geçen akşamki Catalunya-Arjantin milli maçında Catalunya’nın başında Johann Cruyf ve talebelerinin oynadığı oyunu gördüm de; bir “ahh” çektim derinden… Bizimkiler de şöyle ip gibi pasları top yerden 10 cm havaya kalkmadan veriverseler de, pası alan da züp diye ayağına yapıştırıverse şöyle…

    “Ahhh” dedim vallahi… Şu Rijkaard yok mu ?! Ne güzel köhne futbolumuzla kavrulup gidiyorduk köyümüzde… Ne gerek vardı yani, “total futbol” falan diyerek ensemize tokadı aşkedip başımızı göğe kaldırmamıza vesile oldu, gökyüzündeki yıldızları gösyteriverdi… Ne gerek vardı yani…

    Uyanmak insanı deli ediyor zevkten ama… Şu gaflet içinde hala horlayanların hasedleriyle uğraşmak yok mu? Çekilmiyorlar bu kafayla !

    Ellerinize yüreğinize sağlık…

    Semih Pulatoğlu

  34. cambriem says:

    Selamlar.
    Trabzon maçında böyle bir futbol beklemiyordum hatta ne yalan atayım iddaa bile oynadım tek bu maçdan yattım.Benim açımdan çok sevinçli ve ilerisi için umutlandığım bir geceydi.Sabrinin Ardaya verdiği gol pası,Canerin sol kannattaki canlılığı, takımın oyun içinde ikinci yarının bazı bölümlerinde kopması dışında kondisyonunuda çok beğendim. Aydın konusundada bence biraz Anadolu turu yapması lazım kendi acısından daha iyi olacağını düşünüyorum.Avrupa ligi bu sene hiç umrumda değil inşallah Şampiyon oluruz ve yeni stadımızda Şampiyonlar ligi maçlarını izleriz.
    Saygılarımla…

  35. Melih ERTAN Demiş ki:

    Melih abi selamlar,

    Yazını çok beğendim. Özellikle yandaş medya kısmını. Ben bu tarz haberlere hiç bir şekilde inanmıyorum. Taraftarımızı biraz daha bilinçlendirip bu tarz yıkıcı haberlere meydan bırakmamalıyız.
    Dünkü maç ile ilgili bir iki oyuncu ile ilgili görüş belirmek isterim.

    Sabri–> Umarım sakatlığı ciddi değildir, Allah nazarlardan korusun.

    Caner–> Gerçek mevkisinin sol açık olduğunu bizler biliyorduk. Dün tüm Türkiye’ye kanıtladı. Attığı gol zamanlama harikasıydı.

    Emre–> Tam bir profosyonel. Her eve lazım.

    Arda–> Her zaman söylemişimdir, Arda Türkiye’nin yetişdirdiği en iyi oyunculardan biri. Dün kalitesini gösterdi. Ben istiyorum ki Arda’nın Elano ile beraber oynadığında da aynı perfermansı sergilemesi. Gençlerbirliği maçına dönecek olursak, maç içinde Elano’ya verdiği yerinde ve zamanındaki TEK pas gol oldu. Senin de yazdığın gibi, “Yer yüzü ile gözyüzü arasında olanlar”, biraz daha göğe yükselmesi lazım.

    Aydın–> Ona verilen şans Galatasaray tarihinde hiçbir futbolcuya verilmedi. Konya maçında attığı golü unutmak mümkün mü? Ama kendini hiç geliştiremedi. Sarırım Manisa’da oynarken ciddi bir sakatlık geçirmişti.

    Hafta içi olması, havanın soğukluğu ve maçın nispeten geç saatte olmasından dolayı maçı evden izleyebildim. Maç içindeki pas trafiğinden benim başım döndü, Trabzonsporlu futbolcuları düşünemiyorum.

    Sevgiler.
    Şimdiden iyi yıllar. 2010′nun Galatasaray’ımızın yılı olması dileğiyle.

    Melih ERTAN

  36. Umutation Demiş ki:

    Dün sistem işledi, çünkü 11 oyuncuyla sahadaydı Galatasaray. Zaten sistemi bozan şeyler Servet’in bıkmadan denediği uzun toplar ve Elano’ya ısrarla pas atılmaması. As kadro çıktığımız maçlarda 10 kişi kalmamıza ve hücumumuzun büyük sekteye uğramasına neden oluyor. Çok zorda kalındığı için mecbur pas atıldığında ise attığı ölümcül paslar, ters toplar da kahrolmamıza neden oluyor…

    Bir de Baros tarafı var tabii, ona da pas atılmıyordu aynı oyuncu(lar) tarafından ancak uzun süredir sakat olduğu için unutuldu. O da iyileşince 9 kişi kalabiliriz sahada.

    Galatasaray’da yabancılar ve yerliler arasında bir sorun var, ama kaynağı Rijkaard değil…

    (Selam. Bence biraz daha beklemek lazım bu ayrımın net ve kesin biçimde olduğunu söylemek için. Sevgilerimle. Melih)

  37. Melih says:

    Selamlar.

    Sağolun. 32 yorum var okunmayı bekleyen.
    Bir de sabah erken uçağı Adana’ya giden.
    Bu yüzden izninizle edit etmeden okuyacağım yazıları.
    Ve minik minik yanıtlar yazacağım.
    Sevgi ve selamlar herkese.

    Melih

  38. kadircan Demiş ki:

    Melih Abi merhaba,

    Bu maçı Galatasaray’ın mücadele gücü ve presi açısından Sivasspor maçına çok benzettim. Sanırım Fenerbahçe mağlubiyetinden sonra çıktığımız ilk lig maçıydı ve orta sahada Topal-Sarp-Barış üçlüsüyle ilk kez oynamıştık. Müthiş bir presle pozisyon vermeden maçı tamamlamıştık.

    O maçla ilgili yazını tekrar okuduğumda Sivasspor’un Galatasaray’ın presi karşısında topu hızlı çevirmek zorunda kaldığından ve o ana kadarki en hızlı rakibimiz olduğundan bahsettiğini gördüm.

    Bence bu maçta da hemen hemen aynı şeyler yaşandı. Yani eğer Trabzonspor hızlı paslaşmışsa bunun Şenol Güneş’in 3 haftada getirdiği bir yenilikten çok Galatasaray’ın nefes aldırmayan presinin getirdiği zorunluluktan olduğunu düşünüyorum. Şenol Güneş’in Trabzonspor’a etkisi devre arasından sonra daha net görülebilir gibime geliyor.

    Bir de Sivas maçında da Kaptan Arda sağ açıkta oynamıştı. Kendisi her ne kadar solda daha rahat ettiğini söylese de ben sağda takıma daha yararlı olduğunu düşünüyorum. Sol kanattaki hareket repertuvarını artık savunma oyuncuları ezberledi, sağdan hücum ettiğinde daha farklı hareketler denemek zorunda kalıyor, bu da oyununu tembellikten kurtarıp daha yaratıcı olmaya zorluyor.

    Diğer yandan savunmada da özellikle sağ tarafı Arda-Barış-Sabri üçlüsüne emanet ettiğimizde müthiş bir presle rakibi bitiriyorlar. Bu formül Keita’nın Afrika Uluslar Kupası’nda olacağı günlerde tekrar denenebilir.

    Saygılar.

  39. Melih says:

    Selamlar.

    Uçak için çıkmak zorundayım.
    Bu yüzden oiğer yorumları edit etmeden ve yanıtlamadan gönderiyorum.
    Sağlıcakla kalın. Akşam görüşmek üzere.

    Melih

  40. erdalus Demiş ki:

    Melih Abi merhaba,
    Bu maillere bu kadar özen gösterdiğin için gerçekten çok teşekkür ederiz.

    2. Terim dönemindeki o 3-1 lik Trabzon maçını ve önceki günkü 2-1 lik maçı bu sutunlara taşımamızın nedeni, bilinçaltında aynı olayı düşünmemizdir. Önceki günkü 2-1′lik maçın bana 2. Terim dönemini çağrıştırmasının başka sebebi yok. Amacım Terim hocamızı küçük düşürmek değil, Kalli ile beraber altın harflerle ismi yazılmıştır tarihe ve Galatasaray sistem ve felsefesine yakışan en iyi 2 hocadırlar. Ancak, aradığım sorunun cevabını bulamıyorum! 2. Terim dönemimde, Fatih hocamız o 3-1′lik takımın üzerinde neden ısrar etmedi, sizin, benim gördüğümüz o ışığı neden söndürdü? Neden o başarılı jenerasyon isimli/isimsiz takımlarda dolaşıyor… Sorum sadece bu! ve burda amacımız üzüm yemek, bize hizmet veren hocaları kötülemek değil hiçbir zaman.
    Sonsuz sevgi ve saygılar.

    (Selamlar Erdal. Vaktinde Florya’ya giderdim antrenmanları izlemek için. Ve Hayrettin’i çok başarılı bulurdum. Bir gün Mustafa Denizli’ye sormuştum niçin Simoviç yerine Hayrettin’i oynatmadığını. Bana yaklaşık olarak şöyle demişti: Yeni futbolcular bazı maçlarda mükemmel oynayabilirler ama bunu bütün sezona yayamazlar. İstikrar açısından Simoviç benim birinci kalecimdir.”

    Esasında bu yanıtta saklı sorunun cevabı. İki nedenden. Bütün bir genç takımı bir anda kazanmak mümkün olmaz. Gençleri tecrübelilerle birlikte kazanabiliriz sadece. (1992-93′te Kalli böyle yapmıştı. Erdal, Yusuf, İsmail, Uğur gibi futbolcularla birlikte oynatmıştı gençleri.) İkinci olarak da futbolcular yavaş yavaş dakika alarak olgunlaşırlar. Mesela Arda Turan böyle kazanıldı. Keza Messi de. Galatasaray da Trabzonspor maçında şans verdiği futbolcuları böyle kazanacak. Sevgilerimle. Melih)

  41. ibrahim taskin Demiş ki:

    Melih Abi merhaba,

    Bu çok güzel yazını okumak yine bir büyük keyif. Bu keyiften daha fazlası ise; yorum yapan arkadaşların da düşüncelerini okumak. Gerçekten buraya her ziyaretimde yorum sayılarını kontrol ediyorum ve arttığını görünce neşeleniyorum.

    Maç hakkında söylenenler söylenmiş. Herkesin eline, ağzına sağlık. Sahadaki futbolun dışında söylemek istediğim iki şey var.

    Bunlardan birincisi; Galatarasay gibi büyük bir camianın birkaç gün önce Trabzonspor Fenerbahçe maçından dönerken trafik kazasında yaşamlarını yitiren en büyüğü 24 en küçüğü 19 yaşındaki 4 Trabzonspor’lu taraftar için tribünlerimizde bir pankartın olmaması. Kesinlikle büyüklüğümüze yakışmadı. Hayal kırıklığına uğradım.

    İkincisi konu ise; TRT’nin maç yayınıydı. Sürekli eski açığı çekmek, hatta bir ara küfürlü tezahüratı tüm Türkiye’ye seyrettirerek dinlettirmek, ayıbın da ötesi büyük bir terbiyesizlik. Milyonlarca Trabzonspor taraftarına, sporsevere devlet eliyle yapılmış koca bir ayıp. Eğri oturup, doğru konuşmak gerekirse bunun bir deplasmanda kendi takımıma yapıldığını görmek beni çılgına çevirir.

    Selam, sevgi ve saygılarımla,

    (İbrahim selamlar. Bu bahsettiğin iki konu da önemli. Keşke bir pankart olsaydı tribünde (ki PAO maçında Galatasaray bu inceliği yapmıştı.) İkinci konu ise TRT’nin ayıbı. Sevgilerimle. Melih)

  42. hakansukurunteknikolani Demiş ki:

    Arda’nın Elanoya pas atmaması özelinde, “Kaptanımızda bir yabancı ayrımcılığı olabilir mi” kuşkumuz üzerine Arda’yı koruyucu açıklamalar yapmış bazı arkadaşlar.

    Aslında bu kuşkuyu duyup dillendirenler de, Arda’yı koruyanlar da, Galatasarayı düşünmek dışında birşey yapmıyor. Önce bunu ortaya koymalı..

    Açıkçası bu kuşkuyu ortaya koyan biri olarak, ben de Arda’nın böyle davranacağına en fazla %10 ihtimal veririm. Bu mesele hakkında Melih Bey gibi düşünmekte ve biraz daha beklemeli demekteyim..

    Yoksa Arda ile ilgili zamanında hürriyette şu yazıyı da yazmıştı fakir:

    http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10436619

    Saygılar..

    Sinan

    (Sinan selamlar. Bu paylaşım için çok teşekkürler. Sakin olmakta her zaman fayda var. Sezon başından bu yaha sakin olmanın çok faydasını gördük. Sevgilerimle. Melih)

  43. yavuzca Demiş ki:

    iyi günler herkese , selamlar saygılar sevgili melih abi, medya hep galatsaray aleyhine haberler üretiyor. bir şekilde parçalamak istiyorlar bu yapıyı. 2000 yılından beri bu böyle. ne yapalım başarı düşmanların artmasına sebep olur. yeni yılda daha güzel başarılar kazanacağımıza inanıyorum. herkese mutlu ve güzel yılar temennisiyle…

    (Yavuz selam. Bunun iki nedeni var. İlki kötü haber iyi haberden iyidir basında. (Bu tabi Galatasaray’a ilişkin kötü içerikli haberlerin çok olduğu manasına gelmiyor hiçbir zaman.) İkincisi maalesef medyada Galatasaray’ın gücü fazla değil. Sana da Gayın-Sin ailesi nezdinde iyi ve mutlu yıllar. Her şey gönlünce olsun. Melih)

  44. Umut Naderi says:

    Merhaba Melih abi,
    Sana bir küçük sorum olacak;
    Eğer Galatasaray, Avrupa Ligi içerisinde mücadele eden bir başka takımdan oyuncu transfer ederse, o oyuncu Avrupa Ligi içerisinde Galatasaray forması ile mücadele edebilir mi?

    Bu soruyu sormamın nedeni Avrupa kupaları için liste lig başında veriliyor olması.

    (Umut selam. Bu sorunun yanıtını tam bilmiyorum açıkça. CL’de mücadele eden bir oyuncu Avrupa Ligi’nde oynayabiliyor galiba ama yine de kesin konuşmayayım. Bir bilen buraya yazarsa öğreniriz hep beraber. Sevgilerimle. Melih)

  45. Big Koala Demiş ki:

    Merhaba

    Melih abi slm ( daha önce böyle bir tabir kullanmadığımı fark etmişsinizdir, bunun sebebi bir yere ısınmamın zaman alması ve bu tür sıfatların hangi yakınlığa göre söyleneceğinin önemli olduğunu düşünmem. Buradan da yaşınıza değil şahsınıza hürmeten abi dediğimi bilmenizi isterim) 2 haftadır takip edemiyorum sizi, askerdeyim artık. Bu haftasonu yemin töreni vardı ve 2 gece sıcak su ve geniş bi yatağın keyfini sürebildik. Bu arada yapmamış olan arkadaşlara tavsiye yaşınız küçükken gidin askere 30′a dayanınca biraz daha zorlaştığını söyleyebilirim.

    Galatasaray’ın sadece Trabzon maçını izleyebildim aklımda kalan tarifi zor bir keyif almış olmam. Gençleri izlemek dışında, gençlerdeki çoşkuyu görmek de güzeldi. Buradaki çoğu kişinin aksine ben Aydın’ı beğendim. Çünkü genelde ben futbolcuları yaptıklarının yanında yağmak istedikleriyle değerlendiririm ve bence Aydın doğru hamleleri düşündü ancak çoğu zaman hata yapar mıyım acaba korkusundan tökezledi. Bunun basit bir kendine güvensizlik olarak yorumlayamayız. Servet ve Ayhan tipi kızan abileri olduğu müddetçe bunu nasıl aşacağını merak ediyorum. Aydın’ın yaptığı koşuları takip ederseniz Arda’yı ne kadar rahatlattığını görürsünüz. (belki bir Baros değil ama kesinlikle Nonda’dan daha iyiydi bence) Aydın’dan santrfor olmaz bu kesin, ancak wide 4-3-3 oynayabilen ve aynı zamanda ileri uçta da nasıl oynananacağını öğrenmiş (Kewell değil ama olduğu kadar) bir Türk oyuncusu her eve lazım.

    Askerde en çok özlediğim şeylerden biri sitenizi takip edememek, yapabildiğiniz müddetçe bilgiyi ve kültürü paylaşın uzak kalınca daha iyi anlıyorsunuz bu gerçekten keyifli ve doyurucu.

    Herkese selamlar,

    Ali Fuat Doğan

    (Aliciğim selamlar. Öncelikle hayırlı teskereler. Askerlik konusunda çok haklısın. Ne kadar erken o kadar iyi. Çünkü düzey daha genç olanın daha kolay sindirebileceği bir düzey. (Ben de 28 yaşımda yapmıştım, iyi bilirim.)

    Ben de ikinci kez izledim maçı ve Aydın’ı. Seninle aynı fikirdeyim. Gol vuruşları dışında bence iyi maç çıkardı. Zaten tersini düşünseydi Rijkaard onu çıkarırdı.

    Sana iyi askerlikler diliyorum Gayın-Sin adına. Umarım en hasarsız vaziyette tamamlarsın. Selam ve sevgi. Melih)

  46. tatito Demiş ki:

    Selamlar abi,

    Hakan Ünsal’ın Galatasaray’a üye yapılmasını anlayamıyorum. Üstelik Adnan Polat kendi cebinden vermiş sanırım parayı. Onu da geçiyorum, şu üyelik belgesini bile almaya gitmemiş Hakan Ünsal. Zerre saygı duymadığım, ismini büyük harfle yazmamın sebebinin sadece burasının saygı duyulacak bir platform olması olduğu, bir tek Galatasaray taraftarının bile zerre haz ettiğine inanmadığım bir adamı nasıl üye yaparız aklım almıyor. Üstelik Adnan Polat’ın bu kadar niye iyi davrandığını da anlamıyorum. İyi davranıp tekrar kazanmak mı istiyor bu adamı? Bence Hakan Ünsal’ı Geri Dönüşüm projesine sokmak için çok geç artık.

    İnsan ayıp olmasın diye üyelik belgesini almaya gider yahu. Galatasaray’a zerre saygı duymayan bu adam nasıl ama nasıl olur da üye yapılır. Sinirlenmemek elde değil. Delirmemek elde değil.

    Çok şey söyleyebilirim. Çoğu da ağır olabilir. Sana ve buranın okuyucularına saygımdan içime atıyorum Melih abi. Umarım bir gün kulübümüzün damarlarında tıkanıklık yaratmaz bu durum.

    Sevgiler.

    (Anılcığım selamlar. Hakan Ünsal kulübe üye olma hakkını kullanıyorsa bunu sadece saygıyla karşılayabiliriz. Bu yasal bir durum. Hiç sanmam ki Adnan Polat kendi cebinden versin Ünsal’ın parasını. Sevgilerimle. Melih)

  47. burakaslan Demiş ki:

    Melih abi,

    Yavuz arkadaşımızın sorusuna cevap ve örnek vereyim. Eskiden oynayamıyordu ancak geçen seneden beri, böyle bir şey var. Mesela Ajax, UEFA’da oynarken Huntelaar forma giyiyordu ancak Real Madrid kendisini transfer etti devre arasında. Keza aynı şekilde Bordeaux Şampiyonlar liginde grup maçları yaptı ve UEFA’ya devam etti. LARS olarak bilinen Lassana Diarra’yı da verdiler Real Madrid’e. UEFA kuralına göre, bir takım, aynı sezonda başka takımlarda Avrupa kupası maçlarına çıkmış en fazla 2 oyuncuyu ocak sonrası dönemde yani tekrar liste verilen dönemde oynatabiliyor.

    Umarım faydalı olabilmişimdir.

    Saygılar&İyi yıllar

    (Burakçığım sağol bilgilendirmen için. Sevgiler. Melih)

  48. Cengizhan Yüceil Demiş ki:

    Uzman değilim ama uzmanından (Tarık Nejat) (ç)alıntı yapayım.

    Biliniyordur ama yine de hatırlatalım. Oyuncunun, aşağıda irdelediğimiz durumlarda, eski takımıyla Avrupa turnuvalarında (CL veya EL) maça çıktığını düşünüyoruz. Hiç oynamadıysa, maç kadrolarında yeralmış olsa bile sorun yok, oynamamış sayılıyor. Bu da biliniyordur, yine de hatırlatalım, CL veya EL dediğimizde bu turnuvaların ilk eleme turlarından başlayan süreci kastediyoruz.

    Bu çerçevede, CL ve EL’de oynamış oyuncuların transferi ile ilgili kriter, oyuncunun eski takımının yeni takımıyla aynı turnuvada önceden birlikte bulunmamış veya halen birlikte bulunmuyor olması.

    Dolayısıyla, EL’e katılmış, elenmiş veya devam eden bir takımın oyuncusunu, EL’de oynatamıyoruz.

    Aynı mantıkla, eski takımı CL’ne katılmış, bu turnuvaya devam eden veya elenmiş herhangi bir takımdan oyuncu transfer edersek bu oyuncu EL ile CL ayrı turnuva oldukları için EL’de oynayabiliyor.

    Ancak eski takımı CL’den EL’e geçiş yapmışsa, yani oyuncumuz CL’de üçüncü olup 1/32′ye katılan sekiz takımdan birinden transfer edilmişse, EL’de oynatamıyoruz.

    Bunun yanı sıra başka kısıtlamalar var:

    Halen geçerli, yani UEFA’ya en son vermiş olduğumuz 25 kişilik listede toplam üç değişiklik yapabiliyoruz. Yani beş muhteşem transfer yapsak bile bu oyunculardan sadece üçünü listeye katma imkanımız var.

    Ayrıca, CL ile ilgili yukarıda anlattığım kritere uygun olan ancak bir futbolcu sokabiliyoruz listeye. Örneğin Messi ile Ronaldo’yu transfer edersek, ikisinden birini tercih etmemiz gerekiyor EL için.

    PAF’lar için hiçbir kısıtlama yok herhangi bir dönemde girip çıkabiliyorlar.

    (Cengiz selamlar. Sağolasın bilgi için. Anladığım kadarıyla ilk hedef CL takımları. Bir tane çok iyi futbolcuyla anlaşıp oynatabileceğiz görüldüğü kadarıyla. Sevgi ve selam. Melih)

  49. Doruk says:

    Selamlar Melih Abi.

    Çok ama çok sinirliyim. Sanırım son rezaletten (bana göre öyle) haberin var. Hakan Ünsal denen tarikatçı provakatör nasıl olur da benim kulübüme üye olur? Bir yazısında yabancılara diğer yazısında yönetime sallayan bu canlı kulübe nasıl olur da kulübe üye olur? Hiç mi kimse karşı çıkmadı onun üyeliğine? Kulübe üye olabilmek için her şeyini verebilecek gerçek Galatasaray sevdalılarına çok yazık… Ben başkan olacaktım; bırakın onun üyeliğini kabul etmeyi, ne yapar eder ona referans olan iki üyeyi de bulup kulüpten ihraç ederdim.

    (Doruk selamlar. Daha önce de yazdım. Bir insan yasal hakkını kullanıyorsa buna sadece saygı duymak lazım. Biraz sakin olalım. Birisinin yasal hakkını kısıtlamak Galatasaray’ı bir yere götürmez. Sevgilerimle. Melih)

  50. must@f@ Demiş ki:

    Abi selamlar.. Maçlara ara verilmişken bugunki Telekom maçını yorumlasan çok super olur dusuncesındeyım.. Sahada maçı kazanmak için çabalayan aslanlarımızı gordukce gozlerım yaşardı. İki tane kendını bılmez densizin yaptıklarından sora bu duruma dusen basketbol takımımız ligde kalarak herkese gerçek gucumuzu gosterecektir.

    Beni üzen şampiyonluk yarışındaki 2 takımı yenmemız ama playoffta oynayamamız bu cok kotu bır durum.. Bir de GS taraftarına seslenıyorum futbol nasıl Galatasaray kulubunun takımı ise basketbolda aynı şekilde Galatasaray kulubunun takımıdır. Onda da GS arması vardır ve bugun o arma forma ıcın nasıl bır mucadele verıldı.. Galatasaray tek futbol takımı ıle değil tum branslarıyla Galatasaray’dır..Galatasaray TURKİYE’dir…

    (Mustafa merhaba. Maalesef Telekom maçını seyredemedim. Kaldıki seyretsem bile maç yazısı yazmazdım herhalde. Çünkü basketbol tam anlamıyla hâkim olduğum bir spor değil. Belki sadece mücadele açısından ele alabilirdim yazsaydım.

    Ancak dediğin doğru. Galatasaray’ın bütün takımlarını desteklemek lazım. Şöyle ki Galatasaray’ın kurbağa yarışı bile olsa ona bile gitmek gerek. Sevgi ve selam. Melih)

  51. erdalus Demiş ki:

    Melih Abi merhaba,
    GS TV de dün akşam FUTBOL AKŞAMI programının tekrarı yayınlandı. Levent Tüzemen ve Cüneyt Tanman’la beraber kaptanımız Arda Turan’da katıldı (konuk olarak) programa. Arda, Elona’dan bahsederken; ”Elano çok karekterli, çok savaşan ve takım için her şeyini ortaya koyan bir arkadaşım..”dedi. Bunu, yukarıda Arda’nın Elano hakkında neler düşündüğünü soran arkadaşımız için yazdım. GS TV hemen her hafta futbolcularımızı programlara çıkarıp merak edilenleri soruyor futbolcularımıza. Böylelikle en doğru ve samimi cevapları alabiliyoruz. Mesela dün akşam son pas programında Ayhan Akman vardı. Askerlik ve yurtdışı haberi ile ilgili olarak; futbolcuların 38 yaşına kadar askerliğini tecil ettirme hakkı olduğunu ve şu anda Galatasaray ile 2 yıllık kontratı olduğu ve kesinlikle oynamak istediğini söyledi.
    Sonsuz sevgi ve selamlar.

    (Erdalcığım. Öncelikle gecikme için çok çok özür diliyorum. İnanılmaz yoğun bir tempoyla yaşadım son birkaç zaman.

    Benim gördüğüm çok insan GSTV seyretmiyor. Halbuki İnternet’ten de izlenebiliyor. Dediğin gibi muhtelif konular hakkında birinci derecede haber kaynağı GSTV. Takip etmekte fayda var. Her bakımdan. Kıbrıs’a selamlar. Mutlu yıllar. Melih)

  52. Sacco Demiş ki:

    Merhabalar,
    Maça dair söylenecek yeni bir şey yok. İlk yazı hakkımı yerli-yabancı çekişmesi konusunda kullanayım.

    Bu konuyu en çok gündeme getirenler futbolcu eskisi yorumcular (H.Şükür- H.Ünsal-H.Şaş) ya da geçmişten beri takım içinde köstebek sahibi olan muhabirler. Aslında ciddiye alınması gereken bir durum var ortada. Geçen sene Skibbe’nin yollanmasıyla sonuçlanan süreci başlatan kişi bence H.Şükür’dü. İlk yarının son, 2.yarı ilk maçı olan Sivas maçı öncesi H.Şükür, yabancıların deplasman seçmesi, buzlu sahada oynamak istememeleri vs.. üzerinden yerlilerin ne denli hakkının yendiğinden, yabancıların hakettiğinden fazla değer gördüğünden bahsetmesinden, bunun takım içinde 2. yarı çok sorun olacağını öngörüsünde bulunmasından sonra “Eyvah” dedim. Açıkca ilk yarının en iyi oyuncusu seçilen Lincoln’ü ve Baros’u hedeflemişti. Sonra olanlar malum. Yerlilerin yerli meleği Bülent Korkmaz takımın başına geçince de noktayı koyuverdi.

    H.Şükür için aslında bu durum yeni sayılmazdı. Hagi’yi, Popescu’yu da çok sevdiğini sanmıyorum. Hagi’nin çoşkulu kutlamalarında hep şöyle bir yüzü asılırdı. Yönetimle olan parasal pazarlıklarda da genelde gündeme gelen Hagi’nin aldığı para ve Hakan’ın da eşdeğer bir ücret istemesiydi. En sonunda da maaşı daha iyi, kendi ifadesiyle daha profesyonel bir kulübe gitti. Arkasından da arkadaşlarını çağırıverdi. Arkadaşları da sağolsunlar bir yandan “yabancı” Jardel’i yemekle meşgulken (oynamayız tehditiyle ilk yarının gol kralı Jardel’i 2. yarı oynattırmamışlardı); bir yandan da “aman başımıza sakatlık falan gelmesin de sözleşmemiz yatmasın” derdiyle kendilerini korumaya almışlardı.

    Bir başka Hakan (Ünsal olanı) Şampiyonlar Ligi’ni yarıda bırakıp profesyonel profesyonel İngiltere’nin yolunu tuttu. Yabancı diyarlarda geçirdikleri bu sürede futbol adına başarılarından söz etmek zor. Zaten sık sık ülkemizi ziyarete geliyorlardı. (Sakatlık, izin dönemi, yılbaşı, bayram, düğün dernek, vs.. her fırsatta..) Sonunda kesin dönüş ve kesin düşüş dönemleri geldi çattı. Vasat yabancılarla sorun yoktu ama kaliteli haliyle de pahalı adam gelince her dönemin favorisi milliyetçilik silahına sarılmak farz oldu. Ülke içinde aldıkları rakamlar yurtdışında alınmıyor. (Aldıkları rakamları yükselten de aslında kaliteli yabancılara verilen rakamlar olmuştu. bkz Hagi-H.Şükür…) Üstelik vergisi falan da var. Kimse 11 garantisi falan da vermiyor. Üstelik abinin yabancı dilde karşılığı da yok. O zaman yaşasın rekabetsiz gül bahçesi yerli yurdum…

    Kaliteli adam gelince işler farklılaşıyor. Baros gelince Ü.Karan onunla rekabet etmek zorunda kalıyor; 18 maç forma giyip 0 gol attığı sezon sonunda yeterince şans verilmediğinden dolayı oturup dertleniveriyor. H.Şükür tipi santrafor daha az aranan bir şey oluyor, H.Şükür’e 50 yaşına kadar ihtiyaç duyulmuyor, vs.. Lincoln oynayıverince kimse H.Şaş’ın ne denli büyük yıldız olduğunu hatırlamıyor… Şimdi de Elano Ayhan’a tehdit… Örnekler çoğaltılabilir. Bir dönemin başarılarda büyük payı olan futbolcularımızın bir kısmı maddi manevi anlamda hakettikleri değeri fazlasıyla aldılar, bir kısmıysa alamadı… Yaşlar kemale erdi; fiziksel güçler tükendi, oyun anlayışları değişti, seyirci yeni yüzler talep etti, vs… O dönem bitti.

    Nasıl 90′ların Milan’ı bittiyse, şimdinin Barcelona’sı bitecekse… Tekrar tekrar o dönemin karşılığını istemek doğru değil artık. Takım içinde sahip oldukları güce dayanarak gençleri kışkırtmak doğru değil.
    Arda gibilerinin de eski abilerinin gözlüğünü çıkartması şart. Çünkü hayal ettiği dünyada ondan daha büyük yıldızlar olacak, çok daha fazla para kazananlar olacak, kimse abi demeyecek ona, rekabet edecek… Abilerine kulaklarını kapatıp, bugünden bunlara alışmaya çalışmalı. Hayal ettiği dünyaya ancak böyle ulaşabilir.

    (Selamlar Sakıp. Öncelikle hoşgeldin diyeyim Gayın-Sin’e. Akıcı ve dergi haberciliği tadındaki yorumunun için teşekkürler. İki küçük ekleme yapmak istiyorum. Ben Ayhan Akman’ın bu tip meseleler içinde olduğunu çok fazla düşünmüyorum. (Ama ihtiyat payım da var.)

    Arda Turan’ın temel meselesi ise daha şahsi meseleler. (Yüzde 90 niesbetinde filan bu özel işlerini düşünüyor.) Ama yine de eski futbolcularla “tehlikeli yakınlaşmalar” içinde bulunabileceğini düşünmüyor değilim.

    Yorumdaki gecikme için özür dileyerek mutlu yıllar diliyorum. Melih)

  53. teko Demiş ki:

    Melih Abi selamlar. Bulduğu her fırsatta Galatasaray’a vurmaya çalışan, Galatasaray sayesinde bir yerlere geldiği halde sürekli Galatasaray’ı ve yönetimini baltalamaya çalışan KÜÇÜK Hakan’ın kulübe üye yapılmasını doğru buluyor musun? Kaldı ki üye yapıldıktan sonra da ödediği katılım ücretinden dolayı yönetime kin kusmaya devam etti.

    (Selamlar. Açıkça yoğunluktan meseleyi takip etmedim. Bunlar mı başvurmuşlar kulübe, yoksa başka bir şey mi olmuş. Benim çizgim hukuk ve demokrasi çizgisi. Eğer bu insanlar kulübe üye olmak için başvurmuşlarsa ve de bu istek hukuka uygunsa almamak yanlış olur. Açıkça böyle düşünüyorum. Sevgilerimle. Mutlu yıllar.)

  54. Shahin Demiş ki:

    Melih abi, Hakan Ünsal meselesinden bağımsız olarak eski futbolcularımızın kulüp üyeliğini nasıl değerlendirmek gerekir? Gerçekten Galatasaray’a sahip çıkmak, camia ile yakınlaşmak, kaynaşmak mı amaçları? Öyleyse alkışlamak gerekir tabii ki. Ama son günlere kadar hiç öyle davranmadıklarını da biliyoruz bazılarının. Özellikle de Hakan Ünsal’ın yanısıra Hakan Şükür ve Hasan Şaş Galatasaray yönetimini ve takımını her fırsatta eleştirmeye hazır ‘tarafsız’ yorumcu imajı çizmeğe çalışıyorlardı izleyebildiğim kadarıyla. Büyük saygı duyduğum Tugay Kerimoğlu da Arda’nın Fenerbahçe’ye transferinden yana olduğunu belirten demeç vermiş ve Galatasaraylı olmasına rağmen kendini hiç bir kulüp ve ya kuruma bağlamak istemediğini, profesyonel olduğunu söylemişti.

    (Selamlar Şahin. Geçen gün bir radyo programında Hasan şaş’ı dinledim ve içindeki öfkenin büyüklüğüne şahit oldum. Kewell, Baros, Elano, Keita için “maliyetleri çok fazla dedi” ve devam etti. “Ama bakın Fenerbahçe’ye, Santos’u aldılar şimdi çok yüksek fiyata Real’a satıyorlar. Yabancı transferi böyle yapılmalı.”

    Şimdi. Galatasaray hakkında böyle düşünen, vizyonları bu olan insanlarla yanyana dahi gelmek istemem. Ama bu insanlar kulübe üye olmak istiyorlarsa ve bu da yasal haklarıysa üye olmalarını savunurum her platformda. (Bakınız Voltaire.) Yani dünya görüşüyle hukuku ayırmaya çalışıyorum anlayacağın üzere. Seni sevgiyle selamlıyorum. Azerbaycan’a selamlar ve mutlu yıllar. Melih)

  55. Melih ERTAN Demiş ki:

    Melih abi selamlar,

    Telekom maçında tribundeydim, parkedeki aslanlara sonsuz teşekkürler. Her zaman onların arkasındayız. Bilemizin hakkıyla bu ligde de kalacağız. Çok kaliteli yabancı basketbolcularımız var, sonuna kadar savaşıp Galatasarayımız’ı hak ettiği yere taşıyacaklardır. Gene Telekom maçı ile ilgili, maçın başında güvenlik güçleri sadece bir tribunün yarısına GS taraftarına izin verdiler. Küçük olan Ahmet Cömert spor salonunda üst üste maç izlemek zorunda kaldık.

    Futbola dönecek olursak, Cengizhan bey de anlatmış, bizim stoper ihtiyacımızı CL takımlarından karşılayacak gibiyiz (oynayan veya elenen). Kanımca Rusya’ya sattığımız Meira’nın geldiği yerden gelecek.

    Sarı – Kırmızı bir 2010 dileklerimle.
    Sevgiler.

    (Sevgili Adaşım. Seni kutluyorum içinde Galatasaray aşkı duyarak basketbol maçına gittiğıin için. Keşke birçok Galatasaraylı senin gibi olsa.

    Benim stoper konusunda bir öngörüm var. Muhtemelen Brezilyalı olacak yeni stoperimiz. Sevgilerimle. Melih)

  56. ILKER UCAR says:

    Selamlar ,

    Oncelikle butun arkadaslarımızın yenı yılını kutlar, saglıklı,mutlu ve şampiyonluklu bir yıl dilerim.
    Yonetimimizin uyelik beratlarını alanlar icin duzenlemiş oldugu toplatıya ki bu gerci 500 kişi civarındaymış katılmayan Haricicileri gercekten ayıpladım. Bu arkadaslarımız gercekten sadece top oynamışlar. Insanlıktan ve Galatasaray degerleri ile uzaktan yakından ilgileri olmamış. Sebebi her ne olursa olsun kişiler geçicidir kurumlar kalıcıdır ve GS Kulubu kalıcıdır ve bu kurumun yonetimi davetiye cıkarmışsa buna icabet edeceksin yok etmiyorsan senin orada yerin yok.

    Ben bugunden itibaren kendi adıma malum kişileri düşkün ilan ediyorum ve oldugum ortamlarda asla sozlerini bile ettirmiyeceğim.

    Bu konuda mutlaka bir acıklama olacaktır ama inanın bana kabak tadı verdi bu doyumsuzlar. Kulubun tapusunuda mı istiyorlar.

    Bu kadar mı capsız insanlar bunlar. Şimdi basarılı olmaya daha cok mecburuz. Bu sene mutlaka şampiyon olmalıyız. Adnan Polat kongreden zaferle ayrılmalı ve bu devrım basarıya ulasmalı, sonunda da mutlaka Avrupa’dan kupa ile gelmeli. Iste o zaman ne diyecekler merak ediyorum.

    Cok sinirli oldugum icin bu tonda yazdım butun arkadasların affına sıgınıyorum. Cunku biz burada hep guzellıklerden bahsedilmesine alısmıstık.
    Saygılar

    (İlker selamlar. Kızgınlığını çok iyi anlıyorum. Göreceksin kongre döneminde daha da çirkinleşecek bu arkadaşlar. Çünkü temel motif şu. Taraftar nezdinde şu anki sempatiyi gölgelemenin yolu taraftarın sevdiği insanları ön plana çıkarmak. Özellikle büyük lakaplı olanı iyi izlenmeli bundan sonra. Seni sevgiyle selamlıyorum. Mutlu ve neşeli yıllar. Melih)

  57. teko Demiş ki:

    Melih Abi pardon. Yukarıları okumadan sormuştum sorumu, meğer cevabını vermişsin. O zaman şunu sormak isterim. Kulübe üye olmasının Küçük Hakan’ın yasal hakkı olduğunu belirtmişsin. Bunun doğrusu ‘kulüp üyeliğine müracaat etmek yasal hakkı’ olmayacak mı? Müracaat etmek nasıl ki onun yasal hakkı oluyorsa, üyelik talebini reddetmek de kulübün yasal hakkı oluyor normalde. Avrupa’dan getirdikleri kupa nedeniyle kendilerini imtiyazlı ve Galatasaray isminin önünde gören şahıslar üye olduktan sonra da kulübün tapusunu istemeye kalkmazlar mı?

    (Selam. Ben şöyle düşünüyorum. Galatasaray’da yıllarca oynamış insanların kulübe üyelik hakları olmalı. Mesela ben kongrelerde Fatih Terim, Cüneyt Tanman, Erhan Önal, Öner Kılıç gibi gibi eski futbolcularımızı görünce çok mutlu oluyorum. Hakan Ünsal ve onun gibiler konusunda izlenmesi gereken prosedür şu olmalı kanımca. Kulübe üye olarak alınır. Ama yazılarında kulübü rencide edici şeyler yazarlarsa, ki mutlaka yapacaklardır bunu, üyelikten atarsın. Yani sokağa iade edersin. Böylece herkes yerini ve konumunu bilmiş olur. Sevgilerimle. Melih)

  58. Koray Özdemir Demiş ki:

    Melih Abi selamlar

    Hakan Ünsal’ın Galatasaray’a üye olması bence de çirkin bir şey. Bu Hakan Ünsal’ın Galatasaray olmadan hiçbir anlam ifade etmeyeceğinin, kendi başına bir birey olarak deniz seviyesinde olduğunun açık bir kanıtı. Hakan Ünsal olabilecek en çirkin insanlardan, en çirkin gazetecilerden biri. O yüzden bu habere şaşırmadım. Galatasaray’da kümelenmeleri, Galatasaray üzerinden rant sağlamaları şaşırtıcı değil. Kim bilir, belki onlara üye olmalarını söyleyen de Amerika’daki bir ağızdır. Belki teşkilatlanmalarını orada da sürdürme çabaları içindedirler.

    Ayrıca buraya yazdım, ama yorumları pek okuyamadın galiba. Blog’uma başka bir isim altında devam ediyorum. Hakan Ünsal’la ilgili kısa bir şey yazdım:

    http://viansullivan.blogspot.com/2009/12/hakan-unsaln-yabanc-dusmanlg.html

    Sevgiler, esenlikler..

    (Koraycığım selamlar. Paylaşımın için çok sağol. Görüşmek üzere sana sevgi ve mutluluk dolu yıllar diliyorum. Melih)

  59. reyes Demiş ki:

    Selam Melih abi,
    Bu sezon şampiyon olmamız zor gibi görünüyor. Onun için devre arası transferinde çok dikkatli olunması gerekiyor. Ve sezon sonu istediğimiz yerde ligi bitiremezsekte takıma ve hocalarımıza destek olup önümüzdeki sezon kadroya 1-2 iyi oyuncuyla takviye edip istediğimiz başarılara kavuşabileceğimizi düşünüyorum. Tabii ki bu futbol bizim sahada oynayıp hak ederek kazanmaktan başka çaremiz yok. Karşı taraf bu sezon şampiyon olmaları için ellerinden gelen gelmeyen her türlü yolu deneyeceklerdir. İster federasyon ister hakemler ister “oynayacakları rakip takımlarla” ilişkileri olsun tüm istediklerini yapacaklarını ve ligi 1. sırada bitireceklerini düşünüyorum. Bizim yapmamız gereken istikrarlı bir kadro ve birkaç iyi ve genç oyuncuyla yolumuza devam etmek olmalı. Sezon sonu sözleşmeleri bitecek olan birçok Türk futbolcu var özellikle gurbetçi oyuncumuzu kesinlikle kaçırmamalıyız. Ne yapıp edip transfer etmek gerekiyor.

    Görünen o ki bir yabancı stoper takıma katılacak. Ve basında adı geçen Boulahrouz olmaz inşallah. İkinci bir Meira vakası olur. Sanki Hollanda liginden bir transfer olacak gibi. Bir de forvet konusu. Çok özlediğimiz Baroş’un alternatifi olacak forvet bakalım kim olacak? Bu arada bazı haberler Baroş’un lig başladıktan 2-3 hafta sonra takıma katılabileceği yönünde bu sakatlık biraz fazla sürmedi mi melih abi. İnşallah haber doğru değildir ve Baroşumuz’a artık kavuşuruz. Ama sanırım kart sınırında galiba iyi bir alternatif gerekecek bize. Başka hangi transferler olacak açıkça merak ediyorum. İnşallah uzun yıllar faydalanabileceğimiz iyi oyuncular olur.

    İnşallah ikinci yarı pas sayımızı daha çok artırarak sistemde ileri giden bir takım görürüz ve maçları rakip sahada oynayan. Ben hala takım içinde GS’a yakışmayan futbolcular görüyorum.

    Bir söz de Caner için bir şey söylemek istiyorum. Yönetim acilen bonservisini almalı Melih abi. Rijkaard hocamız gerekli şansları verip gelişmesinde yardımcı olursa Kewell’dan sonra takıma ve Türkiye ligine idol olacak bir futbolcu geliyor. Bu sadece Trabzon maçındaki performansı için değil Vestel Manisaspor’dan beri takip ettiğim bildiğim için. Caner çok büyük futbolcu olacak, yeter ki bireysel gelişimini profesyoneller eşliğinde geliştirsin. Ronaldo Manchester United’a geldiğinde herkes bu mu Beckham’ın alternatifi diyordu ama Ferguson ve ekibi onu çok geliştirdi ve dünya yıldızı yaptı. Biz de ümidi kestiğimiz Aydın’ın yerine Caner’i hasretle bekliyoruz. İnşallah Caner yüzümüzü kara çıkartmayacak.
    Selamlarımla..

    (Burak kardeş selamlar. Ben stoperimizin Latin Amerika kökenli olacağını düşünüyorum. Santrforumuz da Türk olacak. Ana plan bu. B planı ise stoperde yerli oyuncu kullanmak, bu durumda santrforda yabancı hakkımızı kullanabiliriz. (Hepimizin şunu bilmesi gerekiyor ki Linderoth gitmiyor. Dolayısıyla sadece bir yabancı hakkımız var.) Benim gönlüm A planından yana. Çünkü devre arasında iyi bir yabancı stoper transfer edilebilir, ama santrfor edilemez.

    Baros’un kemiği kaynadı. Ama form tutması zaman alacaktır. Benim de aynı yerden ayağım kırılmıştı iki sene önce. Alçıdan çıkınca kullanılmaya kullanılmaya ayak bileğim diğerine göre yarı yarıya incelmişti. Öyle kolay işler değil yani, eski formu hemen yakalamak. (Servet Çetin bile geçen sezon sonunda oynayamıyordu, kemiği kaynamasına rağmen. Bunu sadece Barış Özbek yaptı.) Ben Baros’a inanıyorum. Çok profesyonel bir futbolcu.

    Caner Erkin transfer edilince herkes bir sol bek geldiğini düşündü. Ama Caner üç pozisyonda oynayabilen bir oyuncu. (Bu arada Aydın Yılmaz’dan hiçbir zaman ümidimi kesmeyeceğim. Çünkü çok iyi futbolcu olması için mantal bir eşiği atlaması gerekiyor. Bunu da atlaması esasında imkansız değil. Seni sevgiyle selamlıyorum. Melih)

  60. Melih says:

    Selamlar.

    Biraz yoğundum. Bu akşamdan itibaren yeniden buradayım.

    Sevgiler.

    Melih

  61. u-topie Demiş ki:

    Hakemlerimizi değerlendirirken öncelikle bir
    tanım koyabilmeliyiz ortaya.
    İyi hakem dediğimizde veya maçı iyi yönetti dediğimizde hangi kriterleri ne düzeyde yerine getirip bu sıfatı hak ettiklerini somut olarak ifade edebilmemiz için.
    Veya başarısız bulduklarımızın hangi eşiği
    aşamadıklarını açıkça konuşabilmek için.
    Öncelikle temel bir kabulü olmalı sahaya adım atan tüm hakemlerimizin.
    Stadlara gelen veya dekoder alan insanların beklentilerinin zevk alacakları bir oyun seyretmek olduğunu tereddütsüz kabul etmeliler..
    Sık sık kesilen, her dakika duran, hızlanamayan bir oyunun futbolun ruhuna ve özüne aykırı olduğunda mutabık olabilmeliyiz.
    Futbolun kuralları var.
    Ama kurallardan ibaret değil bu oyun.
    Hakemlerimizin amacı TOPUN OYUNDA KALDIĞI SÜREYİ MAKSİMİZE ETMEK olmalı.
    Bunu engelleyen oyunculara müsamaha göstermemeliler.
    Zamana oynayan takımların oyundan çaldığı dakikaları uzatma olarak oynatma konusunda
    cüretkar olmalılar.
    ÇOK DÜDÜK ÇALMAK negatif bir kriter sayılmalı.
    Minumum düdükle maçı bitirmek bir başarı kriteri olarak deklare edilmeli MHK tarafından.
    Özendirilmeli.
    Zaman çalma teşebbüsleri daha maçın başında ikaz ve gerekirse kartla cezalandırılarak engellenmeli.
    Aynı şekilde sertlik durumunda kart için son dakikalar beklenmemeli.
    İstatistiğe değil, oyunun ruhuna hizmet etmek öncelik olmalı.
    Yorum yapılması gereken durumlarda tercihleri
    OYNAMAK İSTEYEN, tempoyu yükseltmek isteyenden yana olmalı.
    Oyunu bozmaktan, durağanlaştırmaktan yana olan lehine kullanmamalılar tercih haklarını.
    Hepimiz bilmeliyiz ki her şeyin kontrol altında olabilmesinin tek yolunun hızı ve tempoyu düşük tutmaktan geçtiğini düşünmeye başladığımız an futbolun
    bitkisel hayata geçtiği an aynı zamanda.
    Bu anlamda tempoyu ve oyunun akışını arttırmak amacıyla risk almaktan çekinmeyenler özendirilmeli, teşvik görmeli.
    Bu yolda hatalarının tolere edileceği deklare edilmeli.
    Hakem değerlendirmelerinde bu bakışın baz alınacağı ve etkin kılınacağı ilan edilmeli.
    Verilen, verilmeyen kararlardan çok bu temel ilkeler öne çıkarılmalı.
    Oyunun akış hızında ki yükselişle saha içi ego yarıştırmaların ters yönde hareket edeceği hesaba katılmalı.
    Birindeki artış diğerini aşağı çekecektir.
    Daha az zaman kalacaktır oyun dışı kurnazlıklara, hesaplara tempolu akışta.
    Sahadaki oyuncuların niyetini oyunun özüne, ruhuna tabi kılabilmek olmalı hakemin önceliği.
    Kendine biat ettirmek değil.
    Bu iradeyi ortaya koyabilenlerin yolu açılmalı, asarım keserim şekilciliğinin prim yapmayacağının altı çizilmeli.
    Kendini sahada GÖRÜNMEZ KILAN, adeta gereksizleştiren, önemsizleştiren, sanki yokmuşcasına hissettirebilen hakemler iltifat görmeli.
    Dik dik bakıp, kendini ve egosunu maçın üstüne çıkarmaya çalışanlar değil.
    Korku salarak değil, adaletine ikna ederek kabul görebilmek esas olmalı.
    Vicdanlarından ve adaletlerinden herkesin
    kuşku duyduğu varsayımıyla tersini kanıtlamak zorunda olduklarını düşünmekten kurtulmalı hakemler.
    Herkes önyargısız adım atabilmelı stada.
    Seyredenler de, yönetenler de.
    Çıkarsız, hesapsız, kitapsız bir sukunet yüceltilmeli.
    Ve asla kaybetmek istemeyecekleri bir statü ve gelir seviyesine sahip olmalılar.
    Gelirlerinin önemli bir bölümünün maç başı değil sezonluk sabit ödeme şeklinde oluşmalı.
    Federasyondan bağımsız ve daha uzun süreli,
    özerk ve sadece futbolun emrinde bir MHK
    yönlendiriciliğinde..
    Bu temel kriterlerin eleştrilerin esası ve tribünlerin önceliği olabilmesini hemen beklemek gerçekçi değil belki.
    Ama futbolun yönetenleri ve MHK’dan buna paralel ilkesel tercih ve yönlendirmeleri
    beklemek hakkımız.
    Kafasını kurallara ve güne gömen değil,
    bu oyunun geleceğine ve daha seyirlik hale gelmesine kafa yoran bir irade olmalı federasyonda.
    Asında sorumuz şu.
    Ne istiyoruz?
    Veya aynı şeyleri mi istiyoruz?
    Ne beklediğimizi tarif etmek bu anlamda önemli bir başlangıç noktası olabilir.
    Ve hiç bir yararı olmayacak didişmeleri, kendi dediğinden başka bir şey duymayan koroları gündemden düşürebilmenin de
    ilk adımı olur böyle bir deklarasyon.
    Futbolumuzu yönetetenlerden kişisel değerlendirmeleri aşan böyle bir temel sistemik yaklaşım beklemek çok mu hayalcilik olur acaba?

    (Selamlar. Bence çok hayalcilik olmaz insanların yaptıkları işte başarılı olma hasletlerini düşününce. Ama yine aynı insanların takım renkleri için doğruyu bükme güçlerini düşününce ne söylesek kâfi değil.

    Esasında maç süreleri konusunda bir yazı var kafamda istatistiklere dayanan. Umarım yazarım. Sevgi ve dostlukla. Melih)

  62. Cengizhan Yüceil Demiş ki:

    Bugün de Milliyet’te Elano röportajı vardı. Sahiye benziyor.

    Arda’nın GSTV’deki programından sonra hala endişe taşıyan arkadaşımız varsa, bir de o röportajı okusun derim.

    Bu işler bitti artık. Galatasaray medya mikserlerinin hayallerinin çok ötesine geçiyor.

    Bu arada…

    Kulübe üye olmak isteyen ve buna hakkı olan üye olur. Bu zamana kadar neden bu haklarını kullanmadıkları, neden böyle toplu bir girişim olduğu konuları manidar elbette ama üyeliği sorgulamak doğru değil. Neticede Galatasaraylı bu insanlar. Camiada duayeninden profesyoneline kişisel konuları Galatasaray’a hizmetle karıştıran çok insan var zaten, 2000 kuşağı topçularımız da bunlara eklenmiş oldu. Bu insanların üyeliğine karşı çıkmak, üye yapısının daha demokratikleşmesi, genişlemesi ile ilgili düşüncelerle de çelişmek demektir ayrıca.

    Tabii çok komik bir karşı cephe bekliyor olacak Polat’ı seçimlerde o da ayrı. Umarım aptalca bir yola sürüklenmez de Galatasaray bol bol eğleniriz o süreçte.

    (Cengizhan selamlar. Elano söyleşisini okudum. Evet sahiciye benziyor. Mehmet Çiftçi belli ki Brezilya’ya gitmek istemiş. Benim hoşuma giden o söyleşinin Aziz Yıldırım haberinin üzerinde olması.

    Seçime gelince. Bu futbolculardan bazıların seçimlerde aday olması beklenen birisiyle dirsek teması var. Hatta geçen gün ofisini bile ziyaret ettiğini duydum bu futbolcunun.

    Üyelik konusundaki şu cümlen müthiş: “Bu insanların üyeliğine karşı çıkmak, üye yapısının daha demokratikleşmesi, genişlemesi ile ilgili düşüncelerle de çelişmek demektir ayrıca.” Budur. Sevgi ve dostlukla. Mutlu yıllar. Melih”

  63. aobekar Demiş ki:

    Selamlar Melih Abi,
    Sizin aracılığınızla tüm Galatasaray camiasının yeni yılını kutluyorum. Saygılarımla. Ali Osman

    (Ali Osman, ben de senin yeni yılını kutluyorum. Her şey gönlünce olsun. Melih)

  64. u-topie Demiş ki:

    Tekrar edildikçe inanırlığı güçlenen ve sorgulanmaksızın kabul gören bir çok şehir efsanemiz var.
    Toplumun hafızasında yer edindiği, algıları
    kolayca biçimlendirdiği görüldükçe yenileri sürülüyor tezgaha.
    Bu tarzın neredeyse klasikleşen klişelerinden biri olan FB’nin mali gücünün diğer Türk takımlarının fersah fersah önünde olduğuyla ilgili olanından bahsetmeyeceğim.
    TSL ilk beş takım içinde tartışmasız en kötü bilançoya sahip olan takım oysa FB.
    İtirazı olan herkesle makyajsız doneler üzerinden her platformda tartışabiliriz.
    Oysa sokakta çevirip on kişiye sorsanız bambaşka yanıt alacağınız kesin.

    Ligin ikinci yarısı için oluşturulmaya çalışılan bir başka efsanaemizden bahsetmek istiyorum.
    FB ligin ikinci yarısında sadece dört kez Istanbul dışına çıkacakmış.
    Oysa rakiplerinin çok sayıda deplasmanı varmış.
    Bu müthiş fikstür avantajıyla şampiyonluğun favorisiymiş.
    Bakalım öyle miymiş.
    GS fikstürüyle mukayeseli bakacağım.
    Dört ortak deplasmanı var her iki takımın.
    Sivasspor
    Manisaspor
    Gençlerbirliği
    Ist.Büyükşehir.

    Üçer adet bana göre denk deplasmanları var her iki takımın.
    FB’nin Ankaragücü, Kasımpaşa ve GS deplasmanlarına karşılık GS’ın Eskişehirspor, Denizlispor ve Beşiktaş deplasmanları.

    Geldik müthiş avantaj olarak lanse edilen fikstür farklılığına.
    FB Kayserispor ve Trabzonspor ile evinde oynarken GS dışarıda oynuyor.
    Hangi Kayserispor?
    FB’yi özellikle ikinci yarıda sahadan süpüren, buna karşılık ASY’den dört gollü ağır bir skorla dönen Kayserispor.
    Hangi Trabzonspor?

    Evindeki FB maçına 1-0 önde başlaması hakem tarafından engellendiğinden dengede ve pozisyonsuz gitmiş bir maçta FB’ye tek golle yenilmiş ve bir kaç gün sonra GS’ın neredeyse rezerv kadrosuna sadece skor olarak değil futbol olarak da boyun eğmiş Trabzonspor.

    Bir tarafta oyunu sahasında kabul edip kontraya bel bağlayan, kapalı savunmaları açmak için oyunu forse edemeyen oyun tarzıyla FB.

    Diğer yanda pasa ve hıza dayalı, oyunu rakip sahada ve topu kendisinde tutarak oynamaya evrilen ve ikinci yarıda oyununu daha da oturtmuş olacak bir GS.
    Bu pencereden bakınca bu iki maçtan FB’nin
    uzak ara puan farkı yaratabileceğini öngörmek
    çok gerçekçi durmuyor.

    Hele GS/FB maçının ASY’de oynanacak olduğunu
    bilirken..

    Kendi adıma ikinci yarıda GS’ın 17 maçın 14/15′ini üç puanla geçeceğini ve yerine oturan taşlarıyla ciddi sakatlıklar yaşanmazsa Nisan sonlarında şampiyonluk yarışında tek başına kalacağını öngörüyorum.
    GS’ın yarışı kendisiyle olacaktır saha içinde.
    Yeter ki saha dışı varyasyonları ekarte edebilsin.

    (Üstadım selamlar.

    Kanımca iki parametre daha var tabloya eklenmesi gereken. İlki Rijkaard’ın ikinci yarı performansı. İspanya’da şampiyonluğu kaçırdığı senelerde bile çok iyi bir performans göstermişti Rijkaard ve Barçası.

    İkincisi de Galatasaray ikinci yarıya iyi başlama ihtimalinin ilk yarıda olduğu gibi çok yüksek olması. Eğer bunu yapabilirse Galatasaray, yani ilk beş haftadaki dört maçtan, ki üçü deplasmanda, 12 puan çıkarırsa o çok bahsedilen fikstür avantajı ters döner. Bekleyip göreceğiz.

    Size ve sevdiklerinize mutlu, sağlıklı ve başarı dolu bir sene diliyorum. Her şey gönlünüzce olsun. Selam ve saygı.)

  65. ILKER UCAR says:

    Selamlar,

    Ali Turan Galatasaray ımızda.AA haberine gore
    125 Avro +A2 oyuncusu karsılıgında gerceklesmiş bu transfer.Sağ bek ve sağ stoper oynayabiliyor.Kulubumuze hayırlı olsun.
    Bu mevkide yerli oyuncu ile boslugu doldurmak bence cok ıyı olacak.
    Saygılar

    (Selam İlker. Bu haber yayınlandı ama sonra Kayserispor yönetimi tarafından yalanlandı. Esasında ben bu operasyonun yabancı stoper arayışından vazgeçildiği anlamına gelmediğini düşünüyorum. Galiba stoper envanteri yenileniyor orta vadede. (Emre Güngör’ün kalıcı olmadığı, Emre Aşık’ın yaşı düşünülünce.) Sevgilerimle. Melih)

  66. erdalus Demiş ki:

    Sevgili Melih Abi,
    Seni tanımak 2009 yılının en güzel olaylarından biriydi. Galatasaray kültürünü, sevgisini, felsefesini senin gibi kanıksamış bir insanla aynı ortamda düşünceler paylaşmak bizim için büyük bir şans…
    Bazen üzüldük, üzülürken paylaştık.. Bazen çok sevindik, bunu da çokça paylaştık.. Paylaştıkça gördük ki;üzüntüler ve sevinçler bir düzlemde toplu bir resim çektiren insanların ortak noktası oldu. Bu resimden herkes bir pay ve anlam çıkardı. Sonuçta Galatasarayımız’a daha da anlam katmak için yeni yılda daha çok resimde bir araya gelmek ümidi taşıyoruz.

    Siz bizimle sadece Galatasaray kültürünü değil, sahip olduğunuz engin Türk ve Dünya Edebiyatı yanısıra tarih bilgi ve kültürünüzü de paylaştınız. Sitemiz, futbol merkezli olmakla beraber, olayları yaşanmışlıklarla ve yaşanacaklarla çok güzel bağladınız kendi uslubunuzla.

    Elinize ve yüreğinize sağlık.

    Verdiğiniz emek için size çok çok teşekkür ederken, bu siteye katılan tüm arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum.
    Yeni yılınızı sevgi ve saygıyla kutluyor, sağlık ve mutluluğun her daim yanınızda olmasını diliyorum.
    Umarım 2010 yılında KKTC Galatasaray Taraftarlar Derneği olarak sizi KKTC de ağırlarız.
    Sonsuz sevgi ve saygılar,
    Erdal Dulaklı.

    (Erdalcığım aziz kardeşim. İnanılmaz hislendirdin beni bu mesajımla. Elbette tarif ettiğin insan değilim, ama sanırım hepimiz o yolda yürüyoruz karınca misalı. Yeni yyılda her şey gönlünce, gönlümüzce olsun. Sevgiler. Melih)

  67. Enver Ozturk Demiş ki:

    Selam Melih abi hoşgelmişsin. Özlettin kendini.

    Aydın için dediğin mental eşiği atlatması gerekiyor düşüncene katılıyorum, bu çocuğa zor zamanında destek olucağız, hiçbirşey de olmayabilir kötü oynarsa zaten gider en büyük kaybı da kendisi yaşar; ama bizim işimiz destek olmak. Aydın’ ın aldığı 200-300 binler Galatasaray’ ı kurtarmayacak ya?

    Yeteneksiz birisi değil, hatta ben şu oynadığı topu Bursa’ da, Kayseri’ de filan oynasa büyük takımların isteyeceği türden bir topçu olabilirdi diye düşünüyorum; ama işte yeteneklerini kullanmak için önce o fiziksel ve mental eşiği atlatıp silkelenip kendine gelebilmeli, ünlü düşünürümüzün dediği gibi yetenek varsa onu kullanmak için de önce “lazım kafa”. Kewell’ in bize kendisini daha iyi hissetmek için bunun için de futbol oynamasının bilincinde olduğu için geldi, işte Aydın’ da olaylara bu gözle bakmaya başlarsa iyi bir topçumuz olabilir, neden olmasın?

    Fatih 21′inde İstanbul’ u fetheder, bazısı da biraz daha sosyal sorunlarıyla boğuşur, geç olgunlaşır, yapacak birşey yok destek olmaktan başka..

    (Enver selamlar. Geçen gün asist skalasını çıkardım. Duran toplar hariç Galatasaray’da en çok asist yapan oyuncu Aydın Yılmaz. Önünde de iki asist fazlasıyla Keita var. Onun da önünde bir asist fazlasıyla Arda Turan. Dünkü Yalnız Futbol’da bunu gündeme getirdim. Sağolsunlar genç arkadaşlarımız itiraz ettiler.

    Ben özetle şöyle düşünüyorum. Aydın Yılmaz sezona çok iyi başladı ve Ankaraspor maçı dahil ilk 10 maçta çok iyi oynadı. (Bakınız Nonda’ya attırdığı gol.) Daha sonra tuhaf biçimde Arda Turan’la aynı zamanda geriledi. Bir de şu var. Aydın Yılmaz bol sakatlığı olan bir arkadaşımızdı. Bu sezon onu da biraz atlattı. Bahsettiğim mantal eşiği atlatırsa önemli bir futbolcu kazanacağız.

    Ve de en nihayet. Yıllardan bu yana bir günah keçisi yaratıyoruz Galatasaray âlemi olarak. Önceki yıllarda Cihan Haspolatlı’ydı bu günah keçisi, Orhan Ak’tı, Sabri Sarıoğlu’ydu. Bu sezon da Aydın Yılmaz. Dünyanın en kolay şeyi insan kaybetmek. En zor şeyi de insan kazanmak. Ben Rijkaard pes etmediği sürece Aydın Yılmaz’dan ümitliyim, ümitli olmak istiyorum. Sevgilerimle. Melih)

  68. idris Demiş ki:

    Selamlar Melih Abi…

    Önümüzde iki konu var: 1- Alparslan Erdem, 2- Ali Turan.

    Alparslan Erdem: Bu oyuncu 2,5 yıllık bir anlaşma imzalayarak Gençlerbirliği’ne transfer oldu. Sol kanatta epey sıkıntı çeken bizim böyle bir oyuncuyu elden çıkarmış olmamız düşündürücü. Sol tarafta Balta ve Caner’den başka kim var bilemiyorum. Bu anlamda doğru mu yaptık bilmiyorum. Ayrıca ilk Tobol maçında gördüğü kırmızı kartın buna etkisi nedir, onu da bilmiyorum.

    Ali Turan: Henüz resmi sitemizde aıklanmamış olsa da bu transfere bitti gözüyle bakabiliriz. Kayseri tarafının açıklamaları en azından rahat olmamızı sağılıyor. 125 bin euro + a2 takımından bir oyuncu karşılığında geliyor Ali Turan… A2 oyuncusu kim bilmiyoruz. Ancak Servet ile birlikte çok iyi bir ikili olacaklarını düşünüyorum. Hayırlı olsun demekten başka diyecek bir şey bulamıyorum.

    Saygılar…

    (Selam İdris. Biliyorsun Ali Turan meselesi yalanlandı. Beklemedeyiz.

    Alpaslan Erdem. İki yıl boyunca üç teknik direktör tarafından yeterli şansı buldu Alpaslan Erdem. Gençlerbirliği onun kendini gösterebileceği bir kulüp. Teknik direktörü de Alman. Umarım Türk futboluna yeniden kazanılır Alpaslan Erdem. Bir de onun yerine oynayabilecek futbolcular arasında Uğur Uçar da var.

    Yeni yılda sana ve sevdiklerine mutluluklar diliyorum. Sevgiyle kal. Melih)

  69. bilal Demiş ki:

    Selam Melih abi, bu benim ilk yorumum.
    Benim kafama yukarıda söylediğin şu sözün takıldı

    “Seçime gelince. Bu futbolculardan bazıların seçimlerde aday olması beklenen birisiyle dirsek teması var. Hatta geçen gün ofisini bile ziyaret ettiğini duydum bu futbolcunun.”

    Şimdi bu aday Adnan Öztürk muhtemelen. Peki o futbolcu niye ona destek veriyor?
    1) Adnan Öztürk başkan olursa o futbolcu kulupte görev mi alacak?
    2) Yoksa görev beklentisi yok amacı Adnan Polat’a karşı olmak mı?
    İyi seneler.

    (Bilal selamlar. Sen de hoşgeldin Gayın-Sin’e.
    Açıkça isim konuşmak istemiyorum hem futbolcu, hem de başkan adayı konusunda. O yüzden beni mazur gör lütfen.

    Bahsettiğim bu ziyaretin bin türlü nedeni olabilir. Ama söz ettiğin senaryo da uzak değil, yani eski futbolcularımızın futbol yönetiminde söz sahibi olması. Esasen Florya’nın yönetimi inanılmaz kuvvetli bir makam. Bütün herkesin gözü orada. Umarım ve dilerim Rijkaard ve ekibi yıllar yıllar boyu Florya’da kalırlar. Diğer senaryo ise bana biraz uzak geliyor. Çünkü eski futbolcularımızın yönetime girmesi kimseyi kuvvetli kılmaz. Hatta zayıflatır. Sevgilerimle. Melih)

  70. idris Demiş ki:

    Ah nasıl atlarım, nasıl nasıl? Sizin şahsınızda tüm gayın-sin ailesinin yeni yılını kutlar mutluluklar dilerim…

    Bu arada Ali Turan meselesi karışık gerçekten.
    Selamlar…

    (Sevgili İdris. Atlamış değildin benim için. Nasılsa bir daha yazmayı düşünüyordur diye düşündüm. Ben de senin nezdinde tarihi boyunca Galatasaray’a kanat gerenleri büyük saygıyla anarken bütün Galatasaray Dünyası’na mutlu ve başarı dolu bir sene diliyorum. Melih)

  71. ibrahim taskin Demiş ki:

    Merhaba Melih Abi,

    Medyanın Kayserispor basın sözcüsünün dilinden aktardığına göre, Ali Turan konusunda iki takımın da anlaştığı, Galatasaray’ın Ali Turan’a karşılık 125.000 Euro+A2′den bir futbolcu vereceği dile getirildi. Ardından Kayseri başkanı ve genel menejeri haberi yalanladı. Aklımıza Topuz transferi geldi elbette ama biz bir Kayserispor “duruşu” deyip, transferin gerçekleştiğini varsayarsak, bu durum sonrasında yabancı bir forvet oyuncusuna yöneleceğiz demektir (sizin öngörünüze göre plan B) bu durum formamızı terletmeyi gönülden isteyen ve bence şu an Türkiye’nin en önemli iki forveti olan Gökhan Ünal ve Sercan Yıldırım’dan vazgeçtiğimiz anlamına mı geliyor? Öyleyse çok üzülürüm bu duruma.

    Herkesin yeni yılını da kutlar, sağlık ve esenlikler dilerim.

    (Selam İbrahim. Daha önce de yazdım. Ben Ali Turan’ı kadroya katmanın her halükârda stoper envanterini kuvvetlendirmek anlamına geldiğini düşünüyorum. Zira Ali Turan sert ve hızlı bir stoper ama oyun kurma konusunda fazla beklenti içine girmemek gerek. Bir tür Emre Güngör’ün yerine, ya da bir dahaki sezon Servet Çetin’in gitme ihtimaline karşı alınmış bir stoper olarak bakabiliriz. Bir de tabi fazla iddialı olmamak lazım. Nasıl Emre Güngör transfer edildikten sonra Song’u kesmişse, Ali Turan’ın da transferin gerçekleşmesi durumunda takımın vazgeçilmezi olabileceğini de düşünmek gerek.

    Yani demem o ki yabancı stoper arayışımız bence baki. Bir de şu var, devre arasında stoper bulunabilir ama iyi bir santrfor bulmak için dua etmek gerek. Bu durumda Halil, Sercan, Gökhan merkezli düşüncelere devam edebiliriz. Sevgilerimle. Melih)

  72. bilal Demiş ki:

    Melih abi, sence Marttaki seçimlerde ne olur?
    Seçimde kim daha şanslı?
    Bir de Melih abi mesela seçimi Adnan Öztürk kazandı. Sen Adnan Öztürk hakkında ne düşünüyorsun?
    Saygılar.

    (Selamlar Bilal. Kongre kulisleri başladı ama şimdiden adaylığını açıklayan kimse yok. O yüzden bir şey demek pek mümkün değil. Eğer Adnan Öztürk Galatasaray Başkanı seçilirse yapacağımız tek şey onu kayıtsız şartsız desteklemek olur. Sevgilerimle. Melih)

  73. uraskaan Demiş ki:

    Arouna Koné, Pavlyuchenko, Sebastián Leto gibi isimler denk getirilebilinirse GS’a kazandırılabilinir. Pavlyuchenko maliyeti yüksek olmasına ragmen hocası ile bir türlü anlasamayor bu da bana Elano’nun oynamak için tekrar GS’ı seçme nedenini hatırlatıyor. Bir Hollandalı’nın elinde işlenip parlayan Pavlyuchenko belki başka bir Hollandalı’yı seçip tekrar eski günlerine dönmek isteyebilir.

    Sebatian Leto da bir Hollandalı’nın elinde işlenirken hocasının ayrılmasıyla sezon basındaki performansından uzaklastı. Bence GS’ın sistemine direkt oturan bir oyuncu olur. Kone ise iki yıl önce ha geldi ha gelecek diye beklediğimiz isim. Bir oyuncunun yanlış kulüp seçerek kariyerinde nasıl iki sezonu yok ettiğni gördük. Kone’nin maliyetinin düşük olması ve Keita’nın da bulunmasından dolayı bir de Florya’nın havası ve suyundan kendini bulması beni şaşırtmaz. Sercan’nın 10 mio euro ettiği bir ortamda kendimce düşündüm ve asagı yukarı maliyeti Sercan’nın kine yakın hatta daha aşagıda olan GS’a gelmesini istediğim birkaç oyuncuyu paylaşmak istedim. İyi seneler Melih ağabey.

    (Kaan selamlar. Eğer santrfor ya da forveti yabancı hakkından kullanacak olursak bu kez stoperin yerli olması gerekiyor. Sanırım Rijkaard’ın ilk arzusu defansa yabancı bir oyuncu almak. Forveti de yerli bir futbolcuyla desteklemek. Bekleyip göreceğiz. Sana da mutlu yıllar. Melih)

  74. basaransahin Demiş ki:

    Merhaba Melih Abi,
    Umarım beni hatırlamışsındır. Trabzonspor ile oynadığımız kupa maçını beraber izlemiştik. Mart ayındaki kongre ile ilgili değerli yorumlarını belirtmişsin. Önümüzdeki günler hayli hareketli olacağa benziyor. Zemin biraz kaygan ama ben kongre üyelerinin sağlıklı bir karar vereceğini tahmin ediyorum.
    Saygılarımla.

    (Ben de öyle tahmin ediyorum. Ne olursa iyi olur diyorum. Sevgilerimle. Melih)

  75. rebugur Demiş ki:

    Melih abi bir arkadaşa cevap verirken şunu yazmışın: Eğer Adnan Öztürk Galatasaray Başkanı seçilirse yapacağımız tek şey onu kayıtsız şartsız desteklemek olur.

    Melih abi benim merak ettigim Adnan Öztürk’ün kazanma ihtimali var mı sence?

    (Olabilir açıkça. Ama üç adaylı bir seçimde şans çok azalır. Sevgilerimle. Melih)

  76. Samet_Gayin-Sin Demiş ki:

    Melih Abi transfer(ler) ne zaman açıklanır en geç?

    (Bilmem ki Samet. Keşke hemen Antalya kampına katılsalar. Sevgilerimle. Melih)

  77. Samet_Gayin-Sin Demiş ki:

    Cimbom’a Ribery müjdesi!

    Senelerdir Frank Ribery’nin, Marsilya’ya transferinin geçersiz olduğunun savaşını veren Galatasaray’a süren davadan güzel haberler geldi. CAS’a başvuran Fransız futbolcunun eski menajeri Bruno Heiderscheid’in bu isteği reddedilirken, aksi yönde karar çıktı ve yaptığı tüm sözleşmeler geçersiz sayıldı. Frank Ribery, yıllar önce Heiderscheid ile çalışmaktan vazgeçmiş ve Fransız menajerler Jean Pierre Bernes ve Alain Migliaccio ile çalışmaya başlamıştı.

    Geçersiz sayılıyor

    2 menajerin Ribery, G.Saray’da iken sahte sözleşme düzenleyip, Marsilya ile temasa geçtiği ortaya çıktı. Fransız menajerlerin, Marsilya’ya Ribery’nin G.Saray ile sözleşmesi devam ettiği halde “14 Haziran 2005′te bitecek” şeklinde düzenleyerek anlaşma yaptığı belirlendi. FIFA’ya göre Ribery ve Marsilya arasındaki sözleşme geçersiz kabul ediliyor. CAS eğer G.Saray’ın şikayetini haklı bulursa, Marsilya’nın, Ribery’yi B.Münih’e satarken kazandığı 25 milyon euro Aslan’ın olacak.

    Melih Abi böyle bir şeyin olma ihtimali var mı sence?

    (Samet selamlar. Açıkça piyango gibi olur bu meblağ Galatasaray için. Hukuken ne kadar şansımız olduğunu ise bilmiyorum açıkça. Dilerim hukuk savaşını Galatasaray kazanır. Sevgilerimle. Melih)

  78. Mustafa Akkoc Demiş ki:

    Selam Melih Abi…
    Galatasarayın son dergisinde Başkan 2010 yılı ekonomik açıdan patlama yapacağımız bir yıl olacak dedi. (Stadımız bitecek, yapılan projelerimizden daha fazla katkı alacağız, vs.)

    Stadın isim hakkından TT den bir sürü paralar alındı. (Basından duyduğumuz kadarı ile.) Bu paralar şirketlerin birleşmesi için kullanılacak dendi. Bu muabbet uzun zamandır devam etse de somut bir adım hala atılamadı. Bu konu hakkında bilgin var mı? Adnan Polat bu projeyi seçimlerden sonramı gerçekleştirmeyi amaçlıyor olabilir mi?

    (Mustafa selamlar. Açıkça şirket birleşmesi için fazla vakit kalmadı. Gönülden geçen bu evliliğin kongreden evvel ve bir an önce yapılması. Bekleyip göreceğiz. Sevgilerimle. Melih)

  79. mevlana hikayesindeki gibi kır şişelerini Galatasaray, şişeler kırıldıkça, iyi futbol oynadıkça futbol şaşılarının da kendi gözlerinden şüphe etmesini sağlarız belki. kıralım o şişeyi.

    (Teşekkürler yorum için. Sevgiler. Melih)

  80. Samet_Gayin-Sin Demiş ki:

    Melih Abi Kewell hakkında bir bilgin var mı? Yada izlenimin? Seneye bizde kalmayacak gibi geliyor bana. Eğer öyle olsa sözleşme imzalamaz mıydık?

    (Sametçiğim gönlün rahat olsun. Kewell Galatasaray’da kalacak. Kulüple arasında hiçbir sorun yok. Sevgilerimle. Melih)

Görüşünüzü Belirtin:


    Yorum yapabilmek için üye olmak zorundasınız. Üye Girişi Yapın yada Üye Olun