Epi niıv yiır tu ol

Yıllar biter, yıllar başlar. Ümitler söner, ümitler yanar. İnsanlar gider, insanlar gelir. İnsanlar bunların arasında bir gider, bir gelir.
Çok çok uzun zaman oldu bir yılın gidişini kutlamaya başlamalı.
Çok zaman oldu yılın ilk gününü hüzünlü karşılayalı.
Çok şey denedim yeni yıl büyüsü için. Bütün bir yıl derslerde başarılı olmak için ders çalışarak girdim. Eğlenceli geçsin için televizyon seyrederek.
Tek başıma girdim, çok başıma girdim. Yatarak uğurladım, ayakta karşıladım.
Bir şey değişmedi elbette, hanelere eklenen yıllar dışında.
Yıllar söner, yıllar harlanır.
Ümitler biter, ümitler başlar.
Baki olan insanlık.
Bir de Galatasaray.
Tekraren tüm Gayın Sin ailesinin yeni yılını kutlarım…
Melih Abi, başta sen olmak üzere tüm Galatasaraylılara Bülent Timurlenk’in yeni yıl mesajını yolluyorum burdan
“Herkese, Rio Ferdinand’ın üstünden kafa vuracak; Ribery’nin deparını kesecek; Messi ile verkaça girecek; Casillas’ın sol doksanına takacak ve Essien’in şutunu çelecek kadar sağlıklı günler diliyorum 2010′da…”
Yeni yılın mutluluk getirmesi dileğiyle…
Melih Abi,
Başta Galatasaray sevgisi yangınına körükle giden sen olmak üzere tüm gayin-sin ailesinin yeni yılını kutlarım. Yeni yılda, yeni stadımızda en eski vizyonumuzu köküne kadar yaşamak dileğiyle…
Melih abi,
Senin ve tüm Gayin-Sin ailesinin yeni yılını kutlarım; saglık, mutluluk ve bol kupalar getirmesi dilegiyle hersey gonlunuzce olsun.
Bütün Galatasaray camiasının yeni yılı kutlu olsun. Nice başarılara, nice kupalara…
Ağabey, uzun zamandır sadece okuyor, birşey yazmıyorum. Her geçen gün, her okunan harf, her cümlen, her kelimen, takımımla ilgili biraz daha sabır aşılıyor bana, biraz daha pozitif enerji aşılıyor. Biliyorsun aylardır buralardayız, okuyoruz, yazıyoruz, yorumluyoruz. Hepimizin ortak noktası sevgi. Çünkü hepimiz bu takımı seviyoruz. Bu renkleri seviyoruz. Kazanırsak sevinçten kaybedersek üzüntüden uyuyamıyoruz bazı geceler.
Söylediğim gibi bizi burada buluşturan sevgidir.
2010 hepimiz için mutlu geçer umarım. Bu sevgimiz 2010′da daha da katlanır, daha da yücelir. Çünkü sevgi saygıyı getirir. Bu takımın, Rijkaard’ın, hatasıyla sevabıyla yönetimin bu saygıyı hakettiğini düşünüyorum. Bu renkleri çok seviyorum bu renkleri bana her kelimenle her cümlenle daha çok sevdirdiğin için seni de bir o kadar seviyorum. 2010′da da buradayım, 11′de de. 2012′deki şampiyonlar ligi finalinde de burada olacağım:)
Mutlu yıllar.
(Sencer selamlar. Dileklerin için çok sağol. Bu sene inanılmaz önemli. 2010. 2011. 2012. İnşallah güzel günler göreceğiz hep beraber. Tüm sarı kırmızı sevdalılarına selam olsun. Melih)
Yeni yılın kutlu olsun abi.İnşallah herşey dilediğin gibi olur.
Yeni yılın kutlu olsun Melih,Allah tüm dileklerini gönlüne göre versin, her şeyden önce sıhatlı ve şifalı yıllar dilerim sana ve Gayın-Sin ailesine.
Als letztes stirbt die Hoffnung mein Freund !
İyi seneler Melih abi,
Yazında çok güzel özetlemişsin.
“Yıllar söner, yıllar harlanır.
Ümitler biter, ümitler başlar.”
Bu satırları beğendim.
Melih Abi yeni yılını kutlar, Galatasaray’ımıza 2010 senesinde başarılar dilerim
tüm gayın-sin ailesinin yeni yılı kutlu olsun yeni yılda galatasarayımız’a da bol kupalar diliyorum
Öncelikle Melih Abi senin ve tüm site takipçilerinin yenli yılı kutlu olsun.
Yeni yıl Galatasaray için geleceğe emin adımlarla yürüdüğü bir yıl olmaya devam etsin. Bir şampiyonluk gorsek bir de Avrupa’da başarı eh bir de Aslantepe’de bir maç izlesek hep beraber yıl bitmeden daha ne olsun=) (tabii ki başımızda Rijkaard ile beraber=) )
Herkese sevgiler.
Yalnız değilsin Melih Abi! Tüm arkadaşlar, hep beraber seninleyiz..
Mutlu yıllar.
melih abi yeni yılın kutlu olsun.
Sevgili Melihciğim ve sevgili Gayın Sin Ailesi;
İnsanın asla yalnız olamadığını yıllar önce çekirgeye, anlatan kör hoca çakmıştı kafama. (Bknz M.Ö Kung Fu dizisi demeli miyim?) Bu kalabalıkta nasıl kendini yalnız hissedebilirdi ki insan. Kendi benliğimizden adetlerimizden hızla uzaklaşarak kutlasak da kutlanması gereken birbirimizi hatırlamak olunca varsın Amerikan hindisi yiyelim, varsın Hıristiyan kutlama şarkıları reklamlarımızı süslesin. Varsın vay yabancılar tatile gitti, yerli oyuncular kaldı desinler Amerikan hindisini yiyenler, varsın Gayın Sin, yerli yabancı değil sistem kurulacak diye iddia etsin, varsın uluç kardeşler Rijkaard bu işi bilmiyor biz daha iyi biliyoruz diye yırtsınlar kendilerini. Gülmek güzeldir, aynı şeylere gülen insanların birarada olması daha da güzeldir. Her nekadar artık eskisi kadar zevk almıyorsam da rasyonel yazarlardan, kendimi asla yalnız hissetmiyorum. Gayın Sin’de sizlerle muhabbet etmek yetiyor bana. yılbaşında da yıl sonunda da.
Hepinize mutlu, sağlıklı (her şeye rağmen
) bol galibiyetli bir İkibinon dilerim.
Melih Abi,
Senin ve tüm Gayın-Sin ailesinin yeni yılını kutlarım. Umarım bu sene Galatasarayımız için her birimde başarılarla geçer.
Abi, Gayın-Sin’ i özledim ben. Hem GSTV’de hem de Galatasaray Dergisi’nde Gayın-Sin[5 Edebiyat]‘ i özledim. Abi GSTV’ de daha geniş kapsamlı bir Gayın-Sin projesi vardı. Artık başlasın abi.
İyi seneler.
(Metin Kardeş. Lig Radyo’daki programı eski Gayın-Sin’e benzeyecek artık. Yani sadece tarih. GSTV için emin değilim. Hasan Bey’le (Tankaya) bir konuşmam lazım. Durum uygun olursa çok isterim yapmak böyle bir program. Seni sevgiyle selamlıyorum. Melih)
Melih abi sana seçimle ilgili birkaç sorum olacak.
1) Adnan Polat listesine kimleri alır?
2) Refik Arkan, Ünal Aysal’ı listesine alacakmış galiba. Geçtiğimiz aylarda şöyle bir haber çıktıydı;
“Ünal Aysal süresi yetmediği için Refik Arkan emanetçi başkan olacak. Sonra süresi dolunca Ünal Aysal başkanlığa oturacak.”
Bu yüzden mi acaba Refik Arkan’ın lisetesinde Ünal Aysal? Böyle bir şey olabilir mi?
3) Ünal Aysal paralı biri. Yıllar önce camia bizde parayla kulüp yönetilmez diye Cem Uzan destekli adaya karşı Mehmet Cansun’u seçtiydi. (Bunu ben hatırlamıyorum ama internette gezerken buldum)
Acaba camia aynı tepkiyi bu seçimde de verip Adnan Polat’ı seçer mi?
Saygılar.
(Bilal selamlar. Açıkçası birinci sorun hakkında hiçbir fikrim yok. Diğer konularda ise yorum yapmak için biraz beklemek lazım. İnsanlar açıkça adaylıklarını ilan ettikten sonra yorum yapmak en sağlıklısı. Şu an için her şey çok hipotetik. Sevgilerimle. Melih)
Merhaba Melih Abi,
Önümüzde ilk maça yaklaşık bir hafta var. Bu süre içinde Gayin-Sin topluluğu için şöyle bir konu yapabilirmiyiz; ”Galatasaray ile ilgili hatıralar 1.”
Bu konu altında tüm Gayin-Sin katılımcıları Galatasaray ile ilgili yaşadıkları önemli bir olayı anlatsın. Tabii öncelikle sizin yaşadığınız önemli bir hatırayla açılır perde.Ortaya çok ilginç ve eğlenceli hatıralar çıkacaktır kanımca.
Bunu her boşlukta tekrarlarız.Nacizane düşüncemdir.
Sonsuz sevgi ve saygılar.
Sonsuz sevgi ve selamlar.
(Erdal sevgili kardeşim. Güzel bir konu. Esasında kafamda 1973′teki ilk Atletico Madrid eşleşmesiyle ilgili bir yazı vardı. Bu yazıyla başlarız eski anıları derlemeye. Bir de şu var. Gayın-Sin’in pek farkedilmeyen bir tarafı 40 yaş üstü kuşaktan çok sayıda üye olması. Bu açıdan eminim eski anılarını anlatacak birçok Galatasaraylı çıkacaktır. Önerin için çok sağol. Görüşmek üzere. Melih)
Melih abi mutlu yıllar umarım 2010 senesi hem bizler hem
de Galatasarayımız için çok iyi geçer.
Melih Abi selamlar.
“Galatasaray’da Polat muhaliflerinin seçimden ümidini kesmesi Refik Arkan’ın başkan adayıyım diye ortaya çıkmasından anlaşılabilir” demiş Bülent Timurlenk. Ben de muhalifleri ümitsiz görüyorum. Yani yola Polat’la devam edeceğiz gibi. Bu da birçok projenin oturması için çok olumlu bir gelişme olur. Ben Polat aleyhdârlarından korkmuyorum. Melih Abi, sence muhaliflerin en güçlü adayı kim olabilir ve zorlayabilir mi bu isim Polat’ı?
(Koray selamlar. Açıkça Adnan Öztürk aday olmasını bekliyorum. Çünkü çok uzun zamandan bu yana çalışıyor. Aday olması durumunda başkanlık için güçlü bir konuma geçer diye düşünüyorum Öztürk. Sanırım mali kongreye kadar her şey belli olur. Sevgilerimle. Melih)
Melih Abi merhaba,
Bu resim fotomontaj mı?
Değilse ve fotomontajsa bile harika duygular içeriyor.
Doğaçlaması harika bir resim. Tebrik ederim.
Sevgi ve saygılar.
(Erdal kardeş. Sanırım fotomontaj. Yazıdaki baki kalan insanlığı sembolize ediyor bu fotoğraf. Ben de internette buldum. Ancak şöyle bir şey var. Aslanlar karınları tok olduklarında savana bu gözlerle bakarlarmış. Önlerinde de ceylanlar zıplarmış. Sevgilerimle. Melih)
PS: Burçlara inanmam ama ben de bir aslanım. Burç tarafını değil ama zoolojik tarafını hasbelkader iyi bilirim.
Melih abi, Hakan Şükür neden susmuyor? Nedir bu kin, bu nefret? Aynı şeyleri daha ne kadar tekrarlayıp duracak televizyonlarda, gazetelerde? İnsan evladı bıkmaz mı? Bizlere yaşattığı sevinçlerden dolayı ağır ifadeler yazmak gelmiyor içimden, hala kendisine minnettarız. Ama yeter artık. Yerli futbolcular sanki simit parasına oynuyormuş gibi sürekli yabancı oyunculara ayrıcalık yapıldığından bahsetmekle ne yapmak istiyor eski yıldızımız ve kaptanımız?! Arda’yı başkan Polat’a karşı kışkırtmak ne demek? Söyledikleri Adnan Polat’dan çok Hakan’ın kendisine zarar veriyor. Sade taraftarın gözünde bütün sempatisini yitiriyor git gide çünkü. Birilerinin bunu Hakan’a anlatması lazım.
(Selam Şahin. Evet birilerinin bunu Hakan’a anlatması lazım ama o birileri bu kıtada değil. (Anladın sen onu.) Burada sistematik bir durum var. Ancak şu var. Böyle devam ederse ilarike yıllarda Gökmen Özdenak camia içinde ne hale geldiyse Şükür de o hale gelecek. Sevgilerimle. Melih)
Melih abi, yukarıda eğer aday olursa Adnan Öztürk’ü şanslı gördüğünü söylemişsin. Acaba bunu neye göre değenlendirdin, birşey mi biliyorsun yoksa tahmin mi?
Bir de sen kimin başkan olmasını istiyorsun? Açıklarsan sevinirim.
(Bilal selamlar. Açıkça Adnan Öztürk birinci favoridir demedim. Güçlü bir aday olur dedim izafi olarak.
Bunu söylememin nedeni şu: Mevcut yönetime güçlü bir tepki var.
Yani negatif oy kullananlar olacaktır.
Benim, konumum gereği bu konularda konuşmamam gerekiyor. Futbol olarak bakarsam tek istediğim şey, Rijkaard’ın 6 yıl Galatasaray’da kalması. Sevgilerimle. Melih)
Selamlar melih abi,
Benim için futbol adına 2009′un en güzel iki anı var. lki F. Rijkaard’ın Galatasarayımız’ın başına geçmesi ikinci olay ise sizinle ve Gayin-Sin ailesiyle tanışmam. Esasında sizinle tanışmamı da sağlayan F. Rijkaard’dır. Zira onunla ilgili yazdığınız bir yazı Sabah gazetesinde yayımlanmıştı. Okudum ve tüm futbol görüşüm değişti. Melih abi çok ama çok teşekkür ederim. Size ve hayatınızdaki herkese iyi yıllar.
(Yavuzcan. Estağfurullah Rijkaard ve Galatasaray bir yana, her şey bir yana. Kendimi azade tutarak Gayın-Sin’de gerçekten güzel insanlar var. Güzel Galatasaraylılar. Sevgi dolu, ümit dolu. Her birinden bir şey öğreniyoruz her yazdıklarında. Umarım bu beraberlik artarak sürer. Seni sevgiyle selamlıyorum. Melih)
Melih Abi Selamlar iyi seneler diliyorum.
Gstv’yi internetten izlediğinizi söylemiştiniz.Bende aynı şekilde izliyordum ancak yaklaşık 2 haftadır sürekli takılıyor,2010′un ilk haftasında netten izlemek için üye olunması gerekeceği duyurulmuştu sitede,bununla ilgili çalışmalar yüzünden mi yoksa sadece benim yaşadığım bir sorun mu bu anlayamadım.
(Zeynep selamlar. Sanırım siteyle ilgili bazı değişiklir yapılacak. Bundan olabilir. Ama ben geçen günkü ilk antrenman dışında gayet net izliyorum GSTV’yi internetten. Sevgi ve selam. Melih)
Melih Abi selam. Ricardo Costa transferi hakkında ne düşünüyorsun? GS Sözlük’te şöyle bir videoya rastladım. Sanırım fikir verebilir.
http://www.youtube.com/watch?v=Lt4ElMCYUxM
Ben Rijkaard’ın onayından fazla refesanslar da görüyorum bu adamın kariyerinde. Porto’da Mourinho’nun öğrencisi olması, Wolfsburg’da forma giymesi bence önemli. Adının çok duyulmuş olup olmaması önemli değil. Ayrıca bu oyuncu dar alanda Gökhan’dan da, Servet’ten de hızlı bir oyuncu. Galatasaray’ın ihtiyaç duyduğu tipte bir oyuncu olma ihtimali hiç düşük değil.
(Koraycığım. Her şeyden önce hızlı ve pozisyon bilgisi yüksek bir oyuncu. Ama ben olmayacağını düşünüyorum. Çünkü Galatasaray adı basında çıkmış hiçbir futbolcuyla anlaşmadı bugüne kadar. Sanki bana Brezilyalı bir stoper peşindeyiz gibi geliyor Elano referanslı. (Ama bunu lütfen kimse speküle etmesin. Ben bir çıkarımda bulunuyorum ve emin ol bildiğim hiçbir şey yok.)
Esasında defans bölgesine yapılacak bir takviyeye iskeletin ikinci önemli oyuncusu gözüyle bakmak lazım. Tıpkı Popa transferi gibi. Sevgilerimle. Melih)
Selamlar.
Biraz önce Koray’ın mesajına Ricardo Costa transferinin olma ihtimaline inanmadığımı söylemiştim. Onu düzeltiyorum. Olma ihtimali var. Sevgiler. Melih
Melih Abi ben de ASLAN’ım: 18/08/1967
Zamanın dehrinde ben de burçlarla + astroloji ve numeroloji ile çok ilgilendim. Belli de bir bilgi potansiyelim de var diyebilirim. Ama, spritüel ve bilinçli yaşam felsefesine girdikçe, bu konularla ilgili bilgilerin pek de anlamı kalmadı. Siz anlarsınız:))
Senin de doğum tarihini bildirsen, Gayin-Sin topluluğu olarak kutlamak sanırım beni ve tüm arkadaşları mutlu eder.
Sonsuz sevgi ve saygılar.
(Erdalcığım selamlar. Ben de vaktinde ezoretizm, hurufilik gibi alanlarda ciddi okumalar yaptım. Belki de burçlara şüpheci yaklaşımım bu yüzden.
Doğum tarihi izninle vermek istemiyorum. Çok hoşuma gitmiyor doğum gününü kutlamak. Vaktinde bununla ilgili alisamiyen.net’te tatsız bir gelişme de olmuştu. (Ben doğum günüme yaklaşınca tarihi değiştirirdim. Doğum günüm geçince de doğrusunu yazardım. Oradan bir admine mesaj atarak ayrılmıştım, üyeliğimin silinmesi için. Silmemişler. Böylece gerçek doğum günümde radara girmiş oldum. İnsanlar da sağolsun kutlamışlar. Ama ben çok utanmıştım.)
Seni sevgiyle selamlıyorum. Melih)
Hızlı, pozisyon almayı bilen, hamleli ve topu
kullanabilen bir süpürücü ve defans lideri konumunda olmalı GS’ın defansın ortasına aradığı yeni stoper.
Bu özelliklere sahip değilse gelecek olan gereksiz bir kalabalık ve karşılıksız bir yatırım olur.
İsmi geçen Costa kariyeriyle bu profile uygun bir aday gibi gözüküyor.
Ali Turan bedelsiz ve makul bir kontratla olabilecekse rotasyon için düşünülebilir.
Bonservis üstlenilmeye değecek bir katkısı olabileceğini düşünmüyorum.
Üç dört aynı tip oyuncu zenginleşmesi anlamına gelmiyor o mevkinin.
Forvete Sercan’ın dahil olması hoş bir yılbaşı armağanı olur.
Haziran’a bonservissiz bir Hamit transferiyle
tablo iyiden iyiye şekillenir.
Gelecek sezon daha bir FR takımı olur GS.
Yeni stada yakışan bir start olacak.
2010′lu yıllarımızın bu tabloda geçmesini umalım.
İlhan Berk’in deyişiyle ötesi zamanın işidir.
(Selam. Basınımız Ricardo haberini büyük bir coşkuyla vermiş “şok üstüne şok” başlığıyla. Bu başlıkları atan gazeteciler tuttukları takımın bu sene Avrupa’dan hiçbir futbolcuyu transfer etmeye ikna edemediklerini unutuyorlar. Oysa ki Ricardo Sezgin’in de dediği gibi Galatasaray’ın ilgilendiği futbolculardan sadece biriydi.
Şu çok açık ki sistemin daha iyi işlemesine yol açacak bir yabancı stoper gelecek ara transferde. Bekleyip göreceğiz.
Muhtemelen Ali Turan Haziran ayında katılacak takıma. Belki de o da katılınca ekibe Mustafa Sarp gibi formayı bir daha çıkarmamak üzere giyebilir. Görüşmek üzere saygı ve sevgilerimle. Melih)
“Biraz önce Koray’ın mesajına Ricardo Costa transferinin olma ihtimaline inanmadığımı söylemiştim. Onu düzeltiyorum. Olma ihtimali var. Sevgiler. Melih”
Sanırım bir duyum var:) Bir de ben bu oyuncunun sanılandan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Almanya Ligi’ni çok izlemedim, ne yazık ki çok bilgim yok; ama netten izlediğim görüntüler ve oyuncunun referansları çok güven verici. Tabii özet görüntülere büsbütün güvenmemek gerekiyor. Ancak ben Galatasaray’ın esas eksiğinin Linderoth olduğunu düşünüyorum. Artık kendisinden umudu kestim (ne kadar iyimser bir insanım diye düşünüyorum bunu yazarken. İki buçuk yıldır adamın oynadığı maç sayısı on, on beş falan, benim umudum yeni tükenmeye başlıyor ve içimden, çok alttan bir ses “acaba?” diyor hâlâ).
Barça 2005-2006 sezonun devre arasında Edgar Davids’i kiralamış ve muazzam bir çıkışa geçmişti. Costa da bize belki o etkiyi yapar.
Costa’nın geldiğini düşünürsek, alınacak forvetin yerli olması gerekiyor. Adaylar kimler olabilir? Sercan Yıldırım iyimser bir seçenek olarak görünüyor. Halil Altıntop’unsa bu yıl sonu sözleşmesinin bitiyor olması “acaba?” dedirtebilir bize. Ancak kolay görünmüyor. Sanıyorum Cem Sultan ya da Anıl Dilaver de Rijkaard’ın istediği seviyede değiller. Forvet transferinde yönetime Allah kolaylıklar versin. Skala çok dar.
Bir de sözü geçmiş: bu başlığın fotoğrafı, yani aslan ile kuzunun yan yana durması, Alevi-Bektaşi inancında çok sık kullanılan bir tema, bir yerde bir eşitlik (ama nerdedir bu eşitlik, devir nazariyesinde mi?). Hacı Bektaş Veli’nin “incinsen de incitme” sözünü hatırlatıyor bana aslan ile kuzu yan yana geldiğinde bir görselde. Ama bir espri olarak: yine de o kuzunun yerinde olmak istemem
(Selam Koray. Esasen Sezgin’in Ricardo için, “ilgilendiğimiz futbolcular arasında” demesinden sonra benim Ricardo’nun olmayacağını söylemem yakışık almazdı. Bu yüzden revize etmek gereği hissettim yazdığımı. Stoper pozisyonu için beklediğim birisi var. Umarım olur. Ümidimi kaybetmedim.
Anıl Dilaver ilginç bir futbolcu. Seviyesini her gün artırıyor. Ama şu an için A takım seviyesinde değil. Cem Sultan için ise Jan Hoca sanırım henüz izin vermedi yukarıya çıkması için.
Aslan ve kuzu için Alevi-Bektaşinde bulunduğu doğru. Ancak asıl figün aslan ve geyiktir. Çoğu zaman Hacı Bektaş Veli, bir dizinde aslan, diğer dizinde geyikle tasvir edilir. Ve yine bildiğin gibi aslan Hazreti Ali’yi tanımlamak için kullanılır. Sevgilerimle. Melih)
Bir de Melih Abi, aslan burçlarıyla ilgili çok sevdiğim bir söz var: Aslanlar aslında demokratik insanlardır, ama sadece kendinden sonra konuşulmasına pek anlam veremezler. (Metis’ten çıkan Terazi’nin Hüznü adlı bir kitaptı, yazarı aklımda değil)
Hoş bir cümle diye yazıyorum sadece, senin öyle olduğunu iddia etmiyorum, yanlış anlama sakın:)
(Koray selam. Bu cümleyi unutmayacağım. Gerçekten güzel. Ben aslanların kuzuları sevenlerinin cinsindenim sanırım:-)) Sevgiler. Melih)
Selam,
Lig Radyo’da sizin saatinizde Hakan Sukur’un programı vardı. Saatı mı degıstı anlamadım. Kendi adıma sok oldum. Malum sahsı duyunca.
Ne zaman dinleyebilecegiz Gayın-Sin’i?
Teşekkürler.
(Selam İlker. Bugün katılamayacaktım programa. Bu nedenle sanırım değişiklik yaptılar. Radyoyu dinleme fırsatı da bulamadım. Bir dahaki hafta yer alacağım programda. Sevgilerimle. Melih)
Merhabalar..
Uzun süredir takip ettiğim bu güzel siteye nihayet üye oldum
Gerci üyeliksiz mesaj atıldıgı zamanlar yazıyordum arada:)
Ben de Rijkaard’ın uzun süreler Galatasaray’da çalışmasını cok ama cok isteyenlerdenim.
Gecenlerde okuduğum bir yorumda sanırım Madridli Lassana Diarra’nın Bordeaux’dan R.Madrid’e gectiğini yazmıştı. Sanırım Bordeaux’daki Alou Diarra (ufak bir detay ama kafama takılmıştı bu, sadece yazmak istedim.)
Umarım yapacagımız transferler arasında 1 tane de siyahi önlibero olur (Yaya Toure tarzında).
Sevgilerimle.
(Selamlar Osman. Üyeliğin hayırlı olsun. Sanırım Lassana Diarra, ki sadece Lass olarak tanınıyor, EPL kökenli. (Eskiden Chelsea’deydi.) Diğer Diarra ise (Muhammed) Olympique Lyonnais kökenli. Alou Diarra ise dediğin gibi halen Bordeaux’da. Geçen sezonki eşleşmede canlı olarak izlemiştik.
Sanırım ara transferde defansif orta saha futbolcusu transfer edilmeyecek. Bir de şöyle bir durum var. Halihazırda 7 yabancı futbolcusu var Galatasaray’ın. Tek yabancı hakkı da stoper pozisyonu için kullanılacak. Santrforda yerli oyunculara yönelmenin nedeni bu. Haziran’da duruma göre Linderoth ve Nonda ayrılırsa takımdan yabancı kontenjanında iki pozisyon açılacak. Böylece forvet ve orta saha için yeni yabancı futbolcu transfer etmek şansı doğacak. Görüşmek üzere. Melih)
Melih Abi
Yeni yil herkes icin ama ozellikle senin gibi guzel insanlar icin cok guzel gecsin. Sen herkesi sevgiyle selamliyorsun ya ben de seni Okyanuslar otesinden saygi ve hurmetle selamliyorum.
(Sevgi ve hürmet bizden Yektacan. Özletme kendini. Amerika’ya selam ve sevgi. Melih)
Melih Abi,
Bir not da dergimiz için yazalım. Bundan 1 yıl önce kimsenin hayalinden geçmeyen hocamız Rijkaard’ın resminin, Ocak 2010 dergimizin kapağını süslemesi gurur verici. Ayrıca ilk bakışta fotoğraf gibi görünse de harika bir resim. Çizenin (S.Görkiz) eline sağlık.
Sevgi ve selamlar.
(Erdal selam. Çok haklısın. Müthiş bir çalışma. Sıtkı Usta gerçekten çok iyi bir iş çıkardı. İnanılmaz yoruldu. Bu yüzden bir dahaki hocamızın kıvırcık saçlı olmamasını ümit ediyor:-)) Sevgiler. Melih)
(Sevgi Galatasaraylılar. Caner Kardeşimiz çok özel bir Galatasaraylı. Önündeki engellere karşın Galatasaray’la ilgili her şeyi takip etmeye çalışıyor. Lütfen onun bu isteğini yerine getirelim. Eminim vardır oralarda oturan birisi. Sevgiler. Melih)
iyi günler melih abi benim bir isteğim olacak senden ve gayın sin ailesinin diğer bireylerinden. ben bu ay galatasaray dergisi aldım fakat yazıları bütüteçle bile okunabillecek gibi değil o yüzden elinde gs dergisinin 86.sayısı bulunan ve boğaziçi üniversittesi kuzey yerleşkesine gidebilecek durumda olan arkadaşlar aracılığıyla bu dergiyi bana okumalarını rica ediyorum. getem hakkındaki bilgileri http://www.getem.bogun.edu.tr adresinden alabilirler. saygılar
Melih Abi selamlar,
Yukarıdaki bir yorumunda sene sonu gidebilecek yabancılar arasında Kewell’ı saymamışsın. Ben şu ana kadar sözleşme yapılamamasını pek hayra yoramıyorum, ne dersin, kalır mı Kewell?
(Selamlar Gültekin. Kewell’da hiçbir sorun yok. Elbette kalacak, her ne kadar basınımız onu buradan göndermeye çalışsa da. Sağlıcakla kal. Melih)
Melih abi, Özhan Canaydın’ın malum gazetedeki haberini, röportajını nasıl yorumluyorsun?
(Bilalcığım yorumlamasan bu haberi. Sayın Canaydın’a senin nezdinde sağlık ve sihhat diliyorum. Sevgilerimle. Melih)
Melih Abi. Galatasaray’in ciddi domestik ve uluslararasi basarilarin gorundugu bir ufka dogru yol almaya baslamasindan bu yana uykulari kacan cogu medya babalarinin ve calisanlarinin oldskuul yontemlere mesailerini ve hayatlarini harcamalarinin, kamp fotolarinin hissettirdigi o arkadaslik ve uyum karsisinda faydasiz kalacagini ongoruyorum. Bir kameraya poz veren insanlarin memnuniyetlerini ve samimiyetlerini olcme konusunda gormek istediklerinin otesine gecemeyen biri degilsem eger, bu fotograflarin, yonetimin dogru transfer hamleleri yapacagina olan guvenle birleserek sezon sonu umit ettigimiz yerde olacagimizin endikeyşınını sundugunu soyleyebilirim. Saygilar sunarim (ve de yu tu elbette.)
(Akif selamlar. Son bir aydan bu yana Fenerbahçe’de olanların 10′da biri olsaydı Galatasaray’da, dünyayı başımıza geçirmişlerdi. Hatırlayalım teker teker.
- Tuhaf biçimde kaza yapan futbolcular.
- Grup seks skandalı.
- Şike suçlamasına karışan futbolcular.
- Roberto Carlos’un açıklamaları.
- Şike suçlamasına adı karışan futbolcuların kulüple ilişkilerinin kesilmesi.
Tüm bunlar varken biz ne okuyoruz basında. Roberto Carlos 2 milyonu tepmiş. Dos Santos 13 milyona Real’e gidiyormuş.
Dönüp baktığımızda Antalya’daki kampa ve oradaki görüntülere. Bir huzur havası yükseliyor. Ama ne okuyoruz:
- Galatasaray’a şok üstüne şok.
- Kewell gidiyor.
- Nonda gidiyor.
Sözün bittiği nokta. Seni sevgiyle selamlıyorum. Melih)
Selamlar Melih ağabey size bir şey soracam merak ettim.
Goal.com da Galatasaray’da gelmiş geçmiş en iyi 10 yabancı futbolcuyu yazmışsınız fakat Hagi’yi yazmamanıza şaşırdım doğrusu, bana göre gelmiş geçmiş en iyi yabancı futbolcumuz Hagi’dir.
Saygılarımla…
Mutlu seneler dilerim.
(Selamlar. Çok şaşırdım doğrusu. Geçenlerde Mehmet Ayan’la konuşmuştuk, bana 1989′a kadarki en iyi 10 yabancı futbolcumuzun isimlerini sormuştu 4-4-2′de yayınlanmak üzere. Ben de ona önce 1989′a kadar 10 tane iyi yabancı çıkmayabilir demiştim. O da 2000′e kadarkini sormuştu.
Ancak ben ta ilk günden bu yana olanları da ekleyerek 1989′a kadarkileri birer cümle yazarak gönderdim ona. Siteye mi koymuşlar? Çok şaşırdım.
Dikkatli bir okur o futbolcuların 1989′a kadarki dönemde oynadığı görür ve bilir. Farkına varılmalı ki bırakalım Hagi’yi, o listede Falco Goetz bile yok. Duruma hemen müdahale edeceğim. Bilgilendirdiğin için sağol. Tuhaf şey şu internet:-)) Sevgilerimle. Melih)
Melih ağabey, devre arasında Popescu bir adam aranması bana biraz tuhaf geliyor. Popescu gibi oyuncular özel oyunculardır. Popescu Barça’nın o dönemki efsane kadrosunun kaptanı idi. Döneminin oynanılan futboluna göre zekası çok ileride bir oyuncu idi. Bu yüzdendirki GS’den sonra bile o yaşına rağmen bir Seri-A transferi yapmıştır kendisi. Böyle oyuncuların sıkışılan zamanlarda kolay bulunup takıma getirileceği kanısında değilim. Çok büyük bir mucize olur ise getirilebilinir. GS yönetimi kanımca 2009 yazında Gökhan Zan’ın gelişi ile Servet’in açığını kapatıp bir de yabancı stoper alacaktı. Ancak Servet’in kalması ile 8 mio gibi bir paradan da olununca herhalde o stoperden vazgecildi. Belki de yönetim transferi gerçekleştirecekti ama GS dergisinin son sayısında da takımı sezon başında çok iyi tanımadığını söyleyen Rijkaard stoper istemedi bunlar tamamen benim kurduğum varsayımlar. Bence sportif direktör kavramı tam burada devreye giriyor. Eger GS’de uzun süreli çalışan misal Bakero (İsimler yerli yabancı çoğaltılabilir) gibi Rijkaard’ın da saygı duyacağı bir sportif direktörümüz olsaydı Rijkaard’ın stoper eksikliğini farketmesi için geçirilen yarım dönem ziyan edilmeyip sezon başında oyun kurucu stoperimiz kadroya dahil edilecekti. Nonda’nın kontratı uzatılmayıp sezon başında yollar ayrılacaktı. Ya da Graffithe, Gökhan Gönül gibi isimler önceki yıllarda GS’a kazandırılacaktı.
Ben dışarıdan biri olarak böyle görüyorum ancak belki de bunların hepsinin gerekli nedenleri vardır. Avrupa’da final hedefi koyuyorsak takımın omurgası olan bölgelere sezon başında birinci sınıf oyuncuların alınması gerekir ya da çok iyi bir altyapı sistemine sahip olursunuz oyuncular 9 yasından beri 4-3-3 oynarlar takımın en kritik bölgelerine özkaynak düzeninden oyuncular yerleştirirsiniz ve belli bir zaman gelir alırsınız o hedeflenen kupayı. Bugünkü yönetimimiz her sezon iyi oyuncular alıyor tıpkı Moratti’nin İnter’i gibi.. Ardından büyük hedefler konuluyor ancak sezon planlaması ve organizasyon birinci sınıf bir şekilde yapılmadığı için GS her transfer döneminde bütçe sıkıntısına rağmen transfer yapmak zorunda kalıyor. Unutmayalım ki geçen sezon UEFA finali konulan yolun sonunda seçilen bazı yanlış tecihler sonrası Bursaspor ile Lig beşinciliği için çekişmek zorunda kaldık. Ümit ediyorum ki yönetimimiz yaptığı tercih hatalarını artık yaşayarak düzeltmek zorunda kalmaz.
(Kaan selamlar. Bazı doğrular içeriyor yorumun. Ancak şunu unutmamak gerekiyor ki Galatasaray bir dernek ve kongreyle yönetiliyor. Avrupa’da olduğu gibi şirket yönetimi söz konusu değil. Böyle olunca başkanlara göre şekilleniyor bu işler. Mesele bu açıdan bakınca 2006 sonrasında iç tutarlılığı olan bir politika izleniyor diye düşünüyorum. Yani yeni bir iskelet yaratmak.
Geçen sezon büyük sakatlıklardan dolayı Kewell’un stoper oynamak zorunda kaldığı bir eşleşme sonucunda döndük çeyrek finalin kapısından. Bunu da unutmamak gerek. Sevgilerimle. Melih)
Slm Melih abi,
Marquez haberinden bilginiz var mi?
(Oğuz selamlar. Açıkça hiçbir haberim yok bu konuyla ilgili. Sevgilerimle. Melih)
Melih Abi.. Galatasaray’a sinkaflı sözler sarfeden bir !!!spor müdürünün!!! Ve her gün Galatasaray’ın aleyhine haber yapan o spor müdürünün gazetesine röpörtaj veren eski başkanımız Özhan Canaydın’ın bu yaptığı sizce normal mi? Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yoksa ben mi abartıyorum bana göre o spor müdürünün o sözlerinden sonra değil hiçbir eski başkanımızın hiçbir futbolcumuzun o gazeteye röportaj vermemesi lazım..
(Umut selam. Hürriyet Gazetesi’ne verdiği röportajı takdir etmesi gereken insan Sayın Canaydın. Kendisi böyle tensib buyuruyorsa diyecek hiçbir şeyimiz olmaz elbette. Kendisine bir kez daha sağlık ve sıhhat diliyorum. Sevgilerimle. Melih)
Melih Abi,
Amerika’dan cok cok selamlar. Yazilarinizi yaz basindan beri ilgiyle ve begeniyle takip ediyorum. FB macindan sonra yazdiginiz “Savasin Korkusuna Yenilen Takim” baslikli yazinizi tam uc defa okudum. Bence su ana kadar yapilmis en guzel analiz GS-FB maclari hakkinda. Edebiyata merakli olan bir insan olarak yazilarinizdaki akiciliga ve edebilige de ayrica hayranim.
Alparslan gibi kabiliyetli ve suratli bir oyuncunun bonservisi ile gonderilmesi hakkinda ne dusunuyorsunuz? Aydin’a verilen sans ona da verilemez miydi acaba? En azindan daha ne yaptigini bilen bir oyuncu idi. Gecen sezon, Kocaelispor macinda yaptigi asisti hala unutamiyorum.
Anlayamadigim bir diger konu da takimimizdaki stoper secimi. Maalesef ne Servet ne de Gokhan Zan ideal bir stoperde olmasi gereken cabukluk, hamle zamanlamasi, oyunu okuma, topu oyuna sokma, surat, hava topu, bire bir rakibi marke etme gibi ozelliklerin coguna sahip degiller. Eskiden de stoperlerimiz teknik acidan cok iyi degillerdi belki ama en azindan hava toplarinda veya da adam marke etmede cok iyilerdi. Mesela B. Korkmaz zaman zaman iskalari ile bize zor anlar yasattirirdi ama cok buyuk yildizari sahadan silmisti bircok macta. Ama GS ne zaman etkili santrforlari olan takimlarla oynasa iki stoperimiz de maalesef cok zorlaniyorlar. Kiessling Servet eslesmesi ornek olarak gosterilebilir herhalde. Maalesef ikisi de uzun boylu olmalarina ragmen hava toplarinda da cok etkin olduklari soylenemez. Daha da ilginc olan bu iki stoperimiz maclarda genel olarak formalarinin bile camurlanmamasi ki bunun nedeninin Popescu orneginde oldugu gibi dogru pozisyon almak oldugunu dusunmuyorum. Kisisel olarak Emre Gungor’u cok begeniyorum ama o da ne yazik ki hep sakat. Ilk geldigi sezonki performansi bana B. Korkmaz’i hatirlatmisti.
Kusura bakmayin biraz uzun bir yazi oldu ama cok uzun bir sureden beri yazamiyordum ve bu hep paylasmak istedigim bir konuydu.
Sevgiler,
Murat
(Selamlar. Öncelikle övgü dolu sözleriniz için çok teşekkürler.
Maç yazılarında herkes aynı kesime, ya da okur profiline sesleniyor. Biraz vakit darlığından oluyor bu, biraz da medyanın en eğitimsiz insan tarafından bile anlaşıbilir olma kaygısından.
Ben ise farklı bir kesime seslenmek istedim. Benim seslenmek istediğim kesim kabaca şöyle: Takımları hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen, oynanan oyuna daha çok matematik açıdan bakan ve futbola lümpen bir çerçevede değil, ciddi bir iş kolu (buseness) ve kültürü olarak bakan bir kesim. Yani kabaca futbolla kültürüyle birlikte ilgilenen bir kesim.
Bunu da yapabileceğim yer tabii ki daha fazla özgürlük anlamına gelen internet medyasıydı. Bunu yaptım ya da yapamadım bilemiyorum. Ama yola çıkış öncülüm buydu.
Stoper konusuna gelince. Bu konuda belirleyici olan üç parametre var. İlki sertlik, ikincisi hız, yani hamleli olmak, üçüncüsü de sistemin parçası olmak. Bu kapsamda yanyana oynayan tandemin bu fonksiyonları ortaklaşa ifa etmesi gerekiyor. Ben bu açıdan bakınca en zorlanan yerin hız ve sistemin parçası olmak olduğunu görüyorum. Özellikle de hız. (Bunu PAO maçlarında net olarak izledik. Bahsettiğiniz Emre Güngör hamleli olması itibariyle çok iyi maalesef para kazandığı mesleğe saygısı olmadığı için unutmamız gerekiyor onu.)
Sevgi ve selamlarımla. Melih)
Melih Abi günaydın,
Sabah kahvemi içerken, sitemizdeki yazıları, sizin ve arkadaşlarımızın değerli yorumlarını okuyorum.Biz burada aklı selim arkadaşlarla, sağduyulu görüş ve yorumlar belirtiyoruz. Gereksiz yere bazı gazeteleri okuma ihtiyacı da kalmıyor. Bağnaz bir insan değilim ama, Hürriyet Gazetesi’ni netten bile okumuyorum. Zaten önemli bir haber en geç yarım saat içinde internette tüm gazetelerde yayınlanıyor.
Sevgi ve saygılarımla.
(Erdal selamlar. Önemli bir yabancı bloggerın beğendiğim bir sözü var. “Haber önemliyse gelir beni bulur” diyor. Durum buraya gidiyor, ama bir de basının durumu var. Maalesef Galatasaray medyanın önemli bir kuşatması altında. Ben de gençken hasbelkader 7 yıl gazetecilik yaptım. Ama böylesi iğrenç bir habercilik anlayışı yoktu o zaman. O zamanda da gazetelerde Fenerbahçeliler çoğunluktaydı, ama kimse bindirme haber yapmazdı. Galatasaray sanırım demokrat yapısının cezasını çekiyor. Sevgilerimle. Melih)
Melih Abi,
Sanırım bazı arkadaşlarımızın yönetimimizin stratejisi hakkında eksik bilgileri var.
Ben algıladığım, hissettiğim ve gördüğüm kadarıyla; tüm sevgisini,enerjisini ve zamanını Galatasarayımız’a ayıran fedakar bir yönetimimiz var.
Çok iyi hatırlıyorum, önceki başkanımız Canaydın dönemiydi. Maddi kriz yönetimin elini kolunu bağlamıştı. O zaman yönetimde olmayan şimdiki başkanımız Adnan Polat, tüm sevgisi ve Galatasaraylılığını gösterip tüm yönetici, üye, işadamlarını yardım kampanyasına davet etti. Ve öncülüğünde kendisi bir miktar para koydu. Ne kadar amacına ulaşmıştır ayrı konu ama, ben başkanımız Adnan Polat’ı kulübümüze çok yakıştırıyorum.
2.Başkanılığı döneminde takımın başına Kalli’yi getirmesi şunu gösterdi ki; artık Galatasaray yeni bir yapılanmanın eşiğindeydi. Ve bu yapılanma için ne gerkiyorsa yapılacaktı.
Kalli çok radikal bir seçimdi ama Adnan Başkan hiç taviz vermedi. Başta, biz bile bazı şeyleri anlayamadık. Hakan ve Lincoln’e verilen cezalar da hiç tesadüf değilmiş bugün bakıldığında.
Takımın Kalli hocamızdan Rijkaard hocamıza uzanması ve bu arada çok önemli futbolcuların kuluple ilişkisinin kesilmesi, Adnan Başkanımızın ufkunun bizden ilerde olduğunu gösterdi. Devrimler yapıldık sıra biz bazı gerçeklerin farkına varıyoruz.
Hani İst.B.B. maçından sonraki yazınız; KAYBEDERKEN KAZANMAK.. Bu yazı geçen yıl UEFA yolunda kaybettiğimiz Hamburg maçına götürüyor beni. Belki biz UEFA finaline gitseydik, bu devrim ve yapılanma eksik kalacaktı kimbilir. (Nacizane görüşümdür).
Adnan Başkanımızın Galatasaraylılığını fiiliyata geçirmesi ve bunu yaparken kulüp menfaatlerini kendi menfaatlerinden yukarda tutmasını görmek ve takdir etmek lazım.Bu yolda yapılan hataları da hoşgörmek gerekir ki hatanın olması için bir fiiliyatın olması gerektiğini unutmamak gerekir.
Adnan Başkanımız Alp Başkanımız döneminde de bizi son derece mutlu eden, güven veren bir yöneticiydi. Bugün küçük oğluma ismini verdiğim Hakan Şükür transferi ve efsane Kalli transferini yapan kişilerin başındaydı.
Ayrıca Kalli ile olan arkadaşlığı Galatasarayımızın futbol gelişimine çok çok büyük katkılar sağlamıştır.
Belki çok görünüyor ama bana göre az bile yazdım Adnan Başkan için. O’na şükranlarımı sunuyorum.
Haldun Üstünel’i yönetime getirmesi de bana Alp Başkanımız dönemindeki Adnan Polat profilini çağrıştırıyor. Bu da demektir ki; Galatasaray gelecek onyıllara basamakları tek tek çıkan, deneyimli yöneticiler hazırlıyor. Üstünel’in sihirbazlığı esasında Adnan Başkanımızın 18 sene önceki sihirbazlığında yatmaktadır.
Çok iyi bir hukukçu olan 2. başkanımız Sn. Helvacı, Cemal Nalga olayında çok hassas davranmış, bilgi ve becerisini gösterip kulübümüzün krizi atlatmasında (bana göre) büyük pay sahibi olmuştur.
Yönetim bu olayda dağılmamış ve tam bir bütünlük örneği göstermiştir. Bugün, Avrupa’da ve dünyanın DEĞERLERİNE SAHİP ülkelerinde, en ufak bir skandalda istifa eden başkan ve yöneticileri gıptayla seyrederken, Cemal Nalga krizinde,Yiğit Şardan başkanımızın istifa edip, soruşturmanın önünü açması ve tüm hatalıların kuluple ilişkisinin kesilmesi, Galatasarayımız için bir MİLAT’tır.
Bugün mutlulukla duyduk ki Yiğit Başkanımız’ın hakları kendisine geri verilmiştir. İnanın bu olay karşısındaki dik ve onurlu duruşumuz onlarca şampiyonluğa bedeldir.
Yukarıdaki bir yazıda son bir aydır Fenerbahçe ile ilgili skandalları okudukça ve bu olay karşısındaki ilgi kulübün yönetici ve medya hareketlerini gözlemledikçe, yönetimimizin duruşunu ve birlikteliğini takdirle karşılıyorum.
Bu yazıyı yazma fırsatını yakaladığım bir site olması dolayısıyla size de sonsuz teşekkürler Melih abi.
Sonsuz sevgi ve selamlar.
(Erdalcığım. Yorumun için çok sağol. Bu arada Hakan’a sonsuz sevgi ve Galatasaray selamları. Melih)
Merhaba Melih abi,
Transfer haberleri dönedursun, takımın kampta çok verimli çalıştığını okuyoruz her gün. Ordu maçı da güzel bir hazırlık maçı olacak. Yalnız Sabri’nin sakatlığı geçmek bilmedi, bu konuda herhangi bir bilgin var mı? Takımla çalışma imkanı bulamaması ikinci yarı performansını etkiler mi sence?
Sevgiler
Ozan
P.S: Madrid’e geliyor musun abi? Gelmeyi düşünen diğer arkadaşlardan da Madrid/İspanya ile ilgili soracakları olanlar varsa yardımcı olabilirim.. (ozangulen@yahoo.com)
(Ozan kardeş. Öncelikle Madrid’e gelmiyorum. Ama gelen Gayın-Sin müdavimleri seni mutlaka bulacaktır.
Sabri Sarıoğlu bir antrenmana çıksın yeter. Kaç maç oynamadı Lig’in ilk yarısında, son Trabzonspor maçında müthişti. Bence artık Sabri takımın as futbolcusu. İnsan onu görünce bir güven doluyor kalbine. Ve de Sabri aslında hiçbir zaman (biz onu beğenmezken bile) bitik bir futbolcu olmadı. Her zaman için fizik kondisyonu üst sınıftaydı. Dolayısıyla sorun yok. Kaldı ki o da orada çalışıyor bir şekilde. Görüşmek üzere sevgilerimle. Melih)
Melih Abi selamlar. Bugün bloguma şunları yazdım stoper transferiyle ilgili:
Marquez transferi çok iyimser bir beklenti olarak görülebilir Galatasaray için; çünkü bu oyuncu daha iki ay önce takımıyla sözleşme yeniledi. Ayrıca Barcelona’nın 5 stoperinden Milito iki yıla yakın bir süredir sakat. Geride 4 stoper kalıyor, Chygrynskiy, Pique, Puyol, Marquez. Barcelona’nın bu dört oyuncudan birini satacağını düşünmek iyimserlik sayılır. Özellikle geçen CL final maçında sakatlık ve ceza sorunları nedeniyle Toure’yi stopere çekmek zorunda kalmış olduklarını düşünürsek, 3 stoperle sezonu götürmeye girişmeyecekleri çok açık. Üstelik Yaya Toure ve S. Keita da sakat, yani defansif ortasaha pozisyonu için de bir alternatif olarak Marquez ellerinde bulunması gereken bir oyuncu. Bırakmazlar. Marquez bence şu durumda ancak model olabilir.
Bizim alacağımız oyuncu Türkiye ligi gibi sert olan İngiltere ya da İtalya’da oynamış, sert futbola alışmış biri olmalı. Ama ayağı da iyi olmalı. Devre arası için zor bir hedef, ancak kiralama yoluna gidilebilir. Ben Marquez’den çok Ricardo Costa sıkletinde bir oyuncu bekliyorum. Her maç harika oynaması, maç kurtarması gerekmez alınacak oyuncunun. her maç harika oynamasına gerek yoktur. Takım onun hataları yüzünden maç da kaybedebilir, gol de yiyebilir; yeter ki pozisyon bilgisi, mücadele gücü ve pas isabet oranı yüksek olsun. Geriden iyimser, şişirme toplar atmasın. Yaradana sığınarak hamle yapmasın, hakemle oynamasın, zırt pırt sakatlanmasın. Mourinho’nun öğrencisi olması ve Wolfsburg’da forma giymesi yeterince geçerli referanslar. Bu oyuncuyu Rijkaard da onayladıysa ona güvenirim. Endişelenmem. Ancak görülen o ki bu isim takıma kazandırılamayacak.
Takımın kaçak stoperi Emre Güngör’se sezon sonunda kesinlikle gönderilmeli (Galatasaray’da oynayan bir oyuncu için o kadar zor “gönderilmeli” derim ki…). Bir oyuncu bu kadar sık sakatlanıyorsa ve bu sakatlıklar darbeye bağlı değilse, maçın 6. dakikasıda oluyorsa, sorumlusu kendisidir. Emre’nin ben Galatasaray’a yakışmadığını düşünüyorum. Önümüzdeki yıl Servet, Zan, Ali Turan’la birlikte iyi bir yabancı stoper olmalı stoper dörtlümüz; buna bir Semih Kaya, bir Murat Akça elbette eklenebilir. Sezon sonu için, bizi 3 stoperle ilk yarıyı götürmemize neden olan Emre Güngör’ün gidiş bileti bence çoktan hazır.
http://viansullivan.blogspot.com/2010/01/stoper-transferi.html
(Koray kardeş. Paylaşımın için çok sağol. Marquez şu an için ciddi bir çölde vaha durumunda. Ama yine de iyi bir stoperden ümit kesilmemeli. A2′den gelecek stoper adayları arasına Osman Sinanoğlu da sokulmalı. Ayakları çok yumuşak boyu ve fiziğine oranla. Biraz daha sert futbola alışsa, yıllarca bırakmaz formayı. Sevgilerimle. Melih)
Melih Abi selamlar,
Geçtiğimiz sezon futbolcular arasındaki gruplaşmanın bizi şampiyonluktan ve Avrupa’da en azından yarı finalden ettiğini düşünüyorum. Futbolcular arasındaki soğukluğu geçtiğimiz sezon Antalya deplasmanında takımla birlikte kaldığım otelde gözlemlemiştim. Nitekim o maçı da 1-0 kaybetmiştik. Ama bir de şu Antalya kampına bakıyorum yüzüm gülüyor. Bana Fatih Terim döneminde 9 puan geriden gelip şampiyon olduğumuz Marmaris kampını hatırlatıyor. Antalya kampında futbolcular birbirleriyle ve teknik ekiple kaynaşmış durumda, keyifli ancak disiplinli bir havada çalışıyorlar. Transfer yapmasak bile, bu ekip olabilmenin, bizi bu yıl şampiyon yapacağına inanıyorum. Anladığım kadarıyla bu tabloyu gören karşı taraf medyası hemen gardını almış ve Arda ile Haldun Üstünel’in küs olduklarını üfürmeye başlamış. E tabi korku dağları bekler. Umarım takımımızın bu güzel havasını seçim süreci bozmaz. Selamlar
(Doktorum selamlar. Biliyorsun Murphy Yasası’nda şöyle der. Bir şey kötü gidecekse kötü gider. Geçen sene öyleydi. Ben açıkça futbolcular arasındaki gruplaşma yüzünden şampiyonluğun kaçırıldığına inanmıyorum. Başka yapısal nedenler vardı.
Bu sezon ise müthiş bir kaynaşma var. Ve dediğin gibi medya da av peşinde. Korku da var elbette. Bu yüzden antermanda kim kime kızmış, bu tür şeylerden medet umuluyor artık. Galatasaray kuvvetli durduktan sonra kimse tutamaz onu. Görüşmek üzere sevgilerimle. Melih)
Melih abi,
Galatasaray’da sportif direktörlük gibi bir görevlendirme düşünülüyor mu? Uzun dönemli planlamalar yapacak bir bilen, mesala Hagi.
Saygılarımla.
(Selamlar Başaran. Şu an Rijkaard’ın üzerinde sportif direktörlük yapacak isim bulmak çok zor. Ama Rijkaard dönemi sonrası şart. Açıkça Cruijff neyse Barça için Rijkaard’ın bizim için öyle bir anlamı olacak diye düşünüyorum. (Cruijff teknik direktör olana kadar Barcelona Atletico’dan biraz daha iyi bir takım ve kulüptü. Ama bugün geldiği noktaya bak.) Dolayısıyla şu 4-5 yıl çok önemli. Bu dört beş yıl boyunca ray döşemek gibi geleceğini planlamalı Galatasaray. Sonrasında bu raylar üzerinde gidecektir sistem. Sevgilerimle Melih)
Selam Melih Abi,
Hürriyet gazetesi tüm hatları ile Galatasaraya saldırıya geçmiş durumda. Bence eski futbolcuların Canaydın’a yaptıkları ziyaret de planlı bir şekilde yapıldı. Gidip ziyaretinizi yapmışsınız ne diye bunu reklam verir şekilde Hürriyet gazetesinde yer verirsiniz sessiz sedasız kimseler görmeden reklamsız yapamaz mıydınız ziyaretinizi.
Bir yorumunuzda Adnan Öztürk başkan seçilirse bize düşen kayıtsız şartsız desteklemek demiştiniz. Ben bir taraftar olarak Ribery olayında gazetelere, TV’lere çıkarak “benim Marsilya’da 30 bin kişinin çalıştığı bir iş yerim var istersem Marsilya başkanını alırım kulübünü alırım” gibi sırf kendi reklamını yapmak için açıklamalar yapan bir insanı ben desteklemem. Ayrıca sıkıntıyı çeken Adnan Polat ve ekibinin GS tam rahat ve huzura kavuşurken GS’dan ayrılmasını da kabul edemem.
Bilgin Gökberk mükemmel bir yazı yazmış. Tarihin en başarısız yönetiminde başkan yardımcılığı yapmış Refik Arkan bile başkanlık için “Ünal Aysal benimle beraber” deyip aday olacağını söylüyor diyor. Ben yıllardır hiç çözemedim Liseli-Lisesiz olayını. Ama bu yönetim Lisesiz diye desteklenmeyecekse bunun hesabı mutlaka sorulur ve olan Galatasaray’a ve biz renkleri canı gönülden seven taraftara olur.
FB sadece Mehmet Topuz’a 10 milyon euro verdi diger oyuncular hariç. BJK ise Tabata’ya 8, İsmail’e 6,5 milyon euro verdi. GS ise bonservis bedeli ödemeden Leo Franco transferine karşı olmama rağmen Gökhan Zan ve Mustafa’yı transfer etti. FB’nin Mehmet Topuz’a verdiği paradan az vererek o oyuncudan 2 gömlek daha üstün bir oyuncuyu Keita’yı transfer etti. BJK’nın Tabata’ya verdiği paradan daha az paraya Brezilya milli takımında oynayan belki de en iyi uzun pas özelliği olan bir oyuncu Elano’yu transfer etti. Ve bu süre zarfında dünya ekonomik krize girmesine rağmen ve her sene olan futbolcuların paralarını alamadıkları gerekçesi adı altında hiçbir haber çıkmadı. Stad inşaatı güzel bir şekilde devam etmekte. Forma satışı özellikle mor forma GS rekorunu kırmış durumda. GS Mobile GSTV, GS Bonus kart gibi kulübe gelir getirecek birçok proje faaliyete geçmiş durumda. Türk Telekom ile Türk tarihinin en büyük sponsorluk anlaşması yapıldı. Takımın başında (eger GS’da olmasaydı Türk milli takımın başına geçirilecek 1 numaralı hoca adayıydı) Frank Rijkaard gibi bir futbol efsanesi getirildi. Alt yapı yeniden organize edilerek planlı programlı şekilde hem sistem hem oyuncu gelişimi için adımlar atıldı. Bence en önemlisi 2 sene öncesine kadar karamsar olan taraftar artık önündeki ışığı görüyor ve hepsi mutlu.
Melih abi ben 17 senedir futbolu takip etmeye çalışan maçlara giden fırsat bulduğunda dünyadaki öbür liglerdeki maçları TR’de alt liglerdeki maçları tüm haberleri takip eden biriyim. Bir düşüncemi sizle paylaşmak istiyorum.
“Eger bu yapılan oyunlar sonucunda meşhur muhalifler Adnan Polat’a seçimi kaybettirirse Galatasaray taraftarı tribün baskısıyla o başkanı o koltuktan indirir.”
Adnan Polat ve özellikle Haldun Üstünel’e öyle bir sevgi var ki Anadolu’nun herhangi bir ilinde rastgele Lig TV ile maç izlenen bir yere gidin GS taraftarının görüşlerini bir dinleyin Melih abi herkesin tahmininden daha çok bir sevgi var Adnan Polat ve Haldun Üstünel’e karşı. Kongre yapıldıktan sonra GS lige havlu atıp 3. de bitirebilir şampiyon da olabilir. Bilgin beyin dediği gibi tarihin en kötü yönetimine bir çok kez şans verenler Adnan Polat’a 2. bir şansı vermesi gerekiyor. Ben hakkaniyete inanan birisiyim ve Adnan Polat’ın bu seçimi kazanacağını düşünüyorum. İnşallah onun da seçim ile ilgili plan projeleri vardır ve güçlü isimlerle seçime girer.
Çok uzun yazdım galiba Melih abi ama uzun zamandır yazmayı düşünüyordum fikirlerimi. Takım ile ilgili bir yorum yazmadım ama transferle ilgili bir fikrimi söyleyebilirim. Hamit 3-4 milyon gibi bir bonservis bedeli ile transfer edilebilir. Bu oyuncuyu kaçırmamamız gerekiyor hem takıma yapacağı katkı ile hem de bazılarına vereceği mesaj ile.
Görüşmek üzere..
(Burakçığım selamlar. Hamit Altıntop sanırım sezon sonu döneminde konuşulması gereken bir transfer olur. Yorumunun büyük bir bölümü için teşekkürler. Sadece şu bölüm hakkında konuşmak istiyorum. Demişsin ya, “Eger bu yapılan oyunlar sonucunda meşhur muhalifler Adnan Polat’a seçimi kaybettirirse Galatasaray taraftarı tribün baskısıyla o başkanı o koltuktan indirir” diye. Varsayımsal bile konuşsak böyle bir şeyin vuku bulması çok yanlış olur Burak. İşte o zaman Fenerbahçe oluruz. Her şeyden önce kongere kararına saygılı olmak gerek. Görüşmek üzere sevgilerimle. Melih)
Melih abi, Adnan Polat seçimi kazanmak için ne gibi hamleler yapabilir?
(Bilal selamlar. Buradaki kıstaslar belli. Öncelikle şirket evliliği. İkinci olarak kurumsal hedefler. Üçüncü olarak da yönetim listesi. Sevgilerimle. Melih)
Sevgili Melih,
Özledik valla… Seni özledik, Galatasaray’ı özledik, futbolu özledik…
Transferlerde kritik döneme girildi sanırım. Ali Turan, Costa, Sercan ve adını bile duymadığımız diğer adaylar. İnşallah Galatasaray için hayırlı bir ara transfer sezonu olur. Sercan’ın gelip gelmeyeceği bu akşam belli olacak diyorlar. Sercan’ın ciddi anlamda masada olduğunu tahmin etmiş, bu sayfalarda paylaşmıştım. Eğer Bursa yüksek peşinatta diretmezse bu çocuğa bu forma çok yakışacak.
Öte yandan seçim kazanı fokurdamaya başladı ne yazık ki. Bilgin Gökberk bugün bir yazı yazmış (Dünyaya Açılan Galatasaray Penceresini Sadece Liseye Açmak İstiyorlar). Okumanı isterim. Bu konuda konuşmamak adına hassas olduğunu biliyor, hak veriyorum. Sevincim, liseci zihniyete sahip olmadığından ileri gelir…
Bildiğim tek bir şey var; Eğer bu gelenekçi zihniyet hali hazırdaki yönetimi düşürür ve yerine kendi mezheplerine yakın bir başkan seçerlerse, Galatasaray tekrar eski karanlık günlerine dönecek.
Bu kadar iş bitirici, aynı zamanda bir o kadar da şeffaf bir yönetim anlayışımız olmamıştı 2000′den bu yana. Özhan Ağabey döneminde, bir şeyler içeriden sızarsa halkın haberi olurdu. Bu yönetimde Adnan Polat bizzat ve olay anında açıklıyor tüm kamuoyuna gerçekleri. İyi veya kötü, fark etmez. Kameranın içine baka baka açıklıyor ve doğruları konuşuyor. Dürüst bir başkan Adnan Polat. ‘Management’ derslerinde öğretildiği gibi modern yönetim teorilerini benimsemiş, yetkileri devreden bir başkan. Asla despot değil.
Ve dedim ya; tüm bunların yanında icraat adamı. Eski bir TRT programının ismiyle; “İcraatın içinden” bu Polat
Neyse çenem düştü. Galatasaray’ımı geriye götürecek her gelişme canımı fazlasıyla sıkıyor. Takım iyi giderse kimse sesini çıkaramaz.
HA GAYRET ASLANLAR…
ÖNCE TAKIM İÇİN, SONRA GALATASARAY’IN GELECEĞİ İÇİN OYNAYIN MART’A KADAR.
Sonra, varın bildiğiniz gibi oynayın, en kötü halinizle şampiyon olmanız lazım zaten.
(Emrah selamlar. Bal damlamış kaleminden.
Sercan’la başlayayım. Ben bu transferi biraz uzak görüyorum bize. Bu bütçelerle çok zor. Ben de çok yakıştırıyorum Galatasaray’ın oynamak istediği futbola Sercan Yıldırım’ı, ama iç pazardan bu mantaliteyle futbolcu transfer etmek çok zor.
Evet ben lisemi severim, hem de lisecilerin sevdiklerinden daha çok. Keşke onlar da sevmiş ve anlamış olsalardı liseyi. Neyse bu konu üzücü bir mesele. Britanya’ya selam ve sevgiler. Melih)
Abi selamlar
Yönetimimiz acaba Emre Güngör’ü uyarmayı düşünmüyor mu? Gene sakatlanmış. Allah aşkına hadi Linde gibi farklı yerlerden sakatlansa tamam şanssız bu çocuk diyeceğim. Ama her seferinde aynı yerden sakatlanıyor. Demek ki vücut iyi beslenmiyor, iyi dinlenmiyor ki toparlıyamıyor. Sisteme cuk oturacak bir adamı göz göre göre kaybediyoruz.
(Selam Adilcem. Uyarılmayı çoktan aştı Emre Güngör. Ama yöneticilerin peşine polis takacak hali yok. En kötü sözleşmesi fesholur, kaybeden de kendisi olur. Türkiye bir Yusuf Tunaoğlu örneği yaşadı daha önce. Ya da Tarık Daşgün. Büyük yeteneklerdi ama özel hayatları yüzünden yar olmadılar futbola. Serde delikanlılık da var ya. Bir de eğitimsizlik eklenince gelinen sonuç çok normal. Florya’da işbaşı yapan Jan Derks’i en çok bu yüzden seviyorum. Çünkü özel eğitimi ilk kez gündemine aldı Galatasaray onun sayesinde. Sevgilerimle. Melih)
Melih agabey, Emre Gungor hakkindaki yorumun kafami karistirdi. Daha once de onda umitsiz oldugunu hissettirmistin ama bu son cumle cok net. Tam olarak sorunu nedir Emre’nin?
(Seçkin selam. Emre Güngör’ün temel sorunu kendine bakamamak. Dün Servet Çetin’i izledim GSTV’de. “Neredeyse bütün günümü Florya’da geçiriyorum ve fazladan çalışıyorum. Kuvvetli olunca sakatlanmıyorsunuz da” yollu konuştu Çetin. Bir futbolcu düşünelim ki 1.5 yıldan bu yana iki maç üst üste oynamamış. Kimi suçlayacağız bu durumda? Sağlık kurulunu değil sanırım. Sevgilerimle. Melih)
Uğur Meleke, bir yazısında Kayserisporlu Serdar Kesimal’ı yazmıştı. Meleke’nin tarifine göre bu oyuncu tam bizim aradığımız gibi. Ancak çok genç; kısa vadeli bir plan içinde yer verilemez gibi geliyor. Bu oyuncuyu ikinci yarı ayrı bir dikkatle izleyeceğim.
Bu arada basketbol takımımıza 5 puanı iade edildi, sitede atlanmış sanırım
Salı akşamı Abdi İpekçi’de olacağım ben, bir aksilik olmazsa. Şu günlerde bütün taraftarımız elinden geldiğince basketbol takımımızı da desteklemeli bence.
Bir de Melih Abi, Seyrantepe’ye kapalı bir spor salonu yapılacak mı daha sonra? Böyle bir proje var mı, biliyor musun? Takım, maçlarını Ahmet Cömert, Ayhan Şahenk, Abdi İpekçi’de oynuyor, belli bir salon olmayışı zarar veriyor diye düşünüyorum salona gelecek seyirci konusunda.
(Koraycığım selamlar. Basketbol takımı benim son dönemde gördüğüm en karakterli ekip. Hızlı ve seri bir basketbol oynuyorlar. Ayrıca da çok sertler.
Aslantepe’de benim bildiğim kadarıyla basketbol salonu için ber yer var. Ancak burası için farklı görüşler var. Bazı insanlar buraya basketbol ve voleybol salonu yapılmasından yana. Bazıları ise basketbol ve voleybol için başka bir yerde başka bir kompleksin daha iyi oyacağını düşünüyor, İstanbul’un başka bir yerinde daha bir yere sahip olmak için. Daha doğrusu sadece Aslantepe’ye sıkışmamak için. Ben de açıkçası böyle düşünüyorum. Sevgilerimle. Melih)
Melih abi bazı forumlarda devre arasında Sabri’nin İtalya’ya transfer olacagı konuşuluyor senin bu konuda bir bilgin var mı ?
(Yok Alkan. Hiçbir ihtimal de vermiyorum. Klasik Türk medyası haberi. Sevgiler. Melih)
Melih Abi sence ayın 15′inden sonra yapılan transferler ne işe yarar ve yönetim transferi ne zaman bitirir. Gidip de 31 Ocak’ta şaka gibi transfer yapmasak bari…
(Samet selamlar. Kızgınlığını anlıyorum ama kolay değil bu işler. Yazıda da belirtmeye çalıştığım gibi Galatasaray’ın acilen bir stopere ihtiyacı var. Bence Ali Turan transferi olursa iyi bir iş sayacağım.
Bir de Galatasaray’ın şaka gibi bir transfer yapacağını sanmıyorum. Referanslara bakınca Kewell, Baros, Keita, Elano, Meira gibi önemli isimler görüyoruz transfer edilmiş. Bu futbolcuları transfer etmiş bir ekibin şaka gibi bir transfer yapacağını düşünemiyorum. Sevgilerimle. Melih)
Selamlar Melih abi uzun bir zamandır görüşemedik nasılsın iyi misin? malum bu sene öss’ye gireceğiz o nedenle ders dışı şeylerle zor ilgileniyorum. Allah’tan okul sınavlarımız bitti de bir kaç gündür başka şeylere bakma fırsatım oldu. neyse Melih abi yazının başığı kadar içeriği de çok güzel daha önce okumuştum bir daha okudum şimdi. Melih abi dediğim gibi bu sene arkadaşlarımızla öss’ye diğer bir adıyla ygs ve lys’ye gireceğiz o yüzden bu bizim taraftar grubumuzla yani asyas dolambacıyla pek ilgilenemiyoruz. sadece bir blog açtık internetten şimdi senin görüşünü alayım dedim acaba bu sene sırf derslere mi yoğunlaşsak yoksa az da olsa bu konuyla ilgilensek mi ilgilenmeyince de üzülüyoruz. Neyse çok konuştum ben kendine iyi bak bir de unutmadan frank rijkaard’ın geçenlerde katıldığı gstv’deki program var ya, benim sorum günün sorusu seçildi çok mutlu oldum Melih abi. neyse hayırlı günler bu mesajı okuyan herkesede sana da selamlar…
(Ayşe selamlar. Öncelikle eğitim tabi. Bu yüzden sınavlara iyi çalışman lazım. Galatasaray’ı mümkün olduğunca arkalara atarsan iyi olur.
Bu arada Rijkaard’a senin sorunun sorulmuş olması, sanırım hayatın boyunca unutmayağın güzel bir anı olarak kalacak dimağında. Sitenizi inceleyeceğim. Görüşmek üzere bol İskender’li ve ders çalışmalı günler diliyorum sana ve arkadaşlarına. Sevgiler. Melih)
Bir Orduspor maçı oynadık ki üstüne bir iki laf etmeden olmazdı.
Ordu’da öyle şartlar vardı ki hani Galatasaray’ı, ligin ikinci yarısı başlamadan, yok yere kurban etmek isteseniz ancak bu kadar iyi bir komplo kurardınız.
İnsanlıktan, futboldan ve mantıktan bihaber bir hakem, sahaya sırf rakibi tekmelemek için çıkmış futbolcular ve dere, tepe haline gelmiş bir zemin. Ben Galatasaray’a büyük geçmiş olsun diyorum.
Sporda aktif rol alan insanların rollerinin niteliğinden önce başka vasıflara sahip olması gerekir bence. Bir hakem önce iyi bir insan olmalı. En azından futbolcuların üstüne canavar gibi gelip onları korkutmamalı. Bir örnek: Orduspor ani atakta. Ayhan zemin yüzünden yere düşüyor, rakibi durdurmak için son çare faul yapıyor. Atak gollük. Ayhan zaten yaptığının farkında. Bilerek yapmış, golü önlemek uğruna. Ama sarı kart göstermek için Ayhan’ın üstüne öyle bir geliyor ki Bünyamin Gezer, sanırsınız ki Ayhan adam öldürmüş.
İkincisi mantıklı olmalı bir hakem. Zeki olmalı. Hem de bayağı bir zeki olmalı. Ama Bünyamin Gezer’de mantığın da zekanın da kırıntısı yok. Kamera, Arda’nın bacaklarını gösterdi kenara alındıktan sonra. Bilemiyorum dikkat ettiniz mi? Yara bere içinde kalmıştı. Galatasaray’da yara bere içinde kalmış futbolcular. Ama maç sonu istatistiklere bakıyorum. Orduspor sadece 1 sarı kart görmüş, buna karşılık Galatasaray 3 sarı kart. Galatasaray’ın sarı kartlarından 2’si ani atağı kesmekten, 1′i ise sertliğe (hatta vahşiliğe) isyan etmekten. Bu durumu hangi mantıkla açıklayabilmek mümkün bilemiyorum. Çok acayip bir hakemlik tablosu var ortada.
Bence MHK başkanı Oğuz Sarvan açık seçik dalga geçiyor Galatasaray’la. 10.haftadaki facia ve rezillklere karşın yine Bekçi Murtaza’yı gönderiyor Galatasaray’ın başına ve yeni bir kabus yaşatıyor gönlünce.
Geçen gün radyoda bir panel dinledim. Orada pasif ofsayt uygulaması ile ilgili konuşuldu bir ara. Oğuz Sarvan, Antalyaspor-Galatasaray maçındaki golleri (Antalya’nın attığı goller), FIFA ve UEFA’ya, seminerlerde bu uygulamaya örnek bir ders olarak gösterilmesi için önereceklerini söyledi. Yani bu sözlere inanmaya çabalıyorum ama inanamıyorum. 4-5 oyuncu pasif ofsaytta olacak, ama bir oyuncu geriden çıktı diye gol olacak. 4-5 oyuncu – neredeyse bir takımın yarısı – nasıl pasif sayılabiliyor. 4-5 kişinin mevcudiyeti bile kaleciyi şaşırtmaya yeter. Acaba sayın Sarvan’ın ağzından çıkanı kulakları duyuyor mu! Atak yapan takımın yarısı pasif olacak ve tek kişi tek başına rakip takımı yenmiş sayılacak. Pasifte kalan o takım yarısına sorarlar uyuyor muydunuz diye! Futbolun ruhuna, ofsaytın felsefesine ihanet! Aklıyla savunma yapan, atak ve güzel futbol oynamaya çalışan takımı katletmek demek bu! Bir futbol cinayeti!
Pasif ofsayte ders olarak değil ama pasif ofsaytın ne denli tartışmalı bir karar olduğunu ortaya koymak ve dünya çapında bir tartışma başlatmak için mükemmel birer örnek olabilir o goller. Galatasaray dergisinin son sayısında, Rijkaard, ofsayt kuralıyla ilgili çok ilginç şeyler söylüyor. Ofsayt kuralını asla anlayamadığını, pasif ofsayt uygulamasının ise aklıyla savunma yapan, atak futbol oynamaya çalışan takımları cezalandırdığını söylüyor. Pasif ofsayt riskine karşı takımların oyunu geride beklemek zorunda kaldığını belirtiyor.
Bir tarafta böyle bir felsefe, bu felsefeyle şampiyon olmaya çalışan bir hoca ve bir takım, diğer tarafta tam zıt kutupta bir felsefede, bu takımın yarıştığı şampiyonayı idare edenler.
Şampiyon olmamız hiç ama hiç kolay değil. Hakem konuşmaktan nefret ediyor ve utanıyorum ama öyle görünüyor ki bu faktör önümüzü fazlasıyla tıkamaya çalışacak. Ha Galatasaray çok mu mükemmel top oynuyor? Hayır, ben kendi adıma Servet, Hakan Balta ve Emre Aşık’ın zekâ ve tekniklerinin bizi hedeflere götürmeye yetmeyeceğini, özellikle Emre Aşık’a artık teşekkür edilmesi gerektiğini, Linderoth’un hem mental hem de fiziksel olarak futbolu unutmuş olduğunu gördüm. Ama ileri uçta çok zeki ve teknik bir oyuncu var. Onlarla kolayca ve çabucak sonuca gidebiliriz. Ama sorun şu ki geriden onlara top gelmiyor. Servet’e, Emre’ye ‘yolla yarim tez yolla, oyalı da mendile sar yolla’ diye seslenmek gerekiyor. İleriye top geldiği zamanlarda ise bugünkü gibi vahşiliklere müsamaha gösterecek hakemler olursa korkarım ki bizim takımın bir şey başarması mümkün değil.
(Emrah selam. Çok özür dilerim bu çok güzel yorumunu geç okuduğum için. Gerçekten teşekkür ediyorum sana, özellikle de hakemlikle ilgili sözlerine. Diyecek bir şey yok üstüne. Her şey çok net. Görüşmek üzere. Melih)
Merhaba Melih abi,
”G.Saray zengin oldu!” diye bir haber çıktı.
Aslı var mıdır ?
(Selamlar. Okumadım o haberi ama bence aslı yok. Galatasaray’ın tam anlamıyla finansal borçtan kurtulması herhalde 3-4 yılı bulur. Sevgilerimle. Melih)
Melih Abi kendimi anlatamadım sanırım. Oyuncu kalitesi anlamında değil, zamanlama olarak şaka gibi dedim. Rijkaard zaten 3-4 hafta oyuncuyu etüt etmeden oynatmaz. Daum gibi “Hoşgeldin al buda forman” demez. Bu anlamda geç kalırsak kaliteninde pek bir öneminin kalacağını sanmıyorum.
(Sametçiğim özür dilerim. Türkçe’de fiile yakın kelimeler vurgular fikri. “Şaka gibi 31 Ocak’ta bir transfer” demek farklı, “31 Ocak’ta şaka gibi bir transfer” demek farklı anlam kazandırır cümleye. Elbette hazırlık kampına yetişmemesi kötü transferin. Ama hazır gelen önemli bir oyuncu da kabulüm. Sevgilerimle. Melih)