Denizlispor maçının ardından: Generallerin gecesi

 

B_9d00335c37e6b045b812da246a13b27b

Bir haftada biraz geriye gitti Galatasaray. Hem taktik disiplin anlamında, hem de form.

Bir kaos futbolu oynamıyor Galatasaray ama oyunu üçüncü bölgede oynamak ve tutmak adına bir kaos hüküm sürüyor takımda.

Yine de sakatlıklar ve eksikliklerin olduğu ve rakibin ligde kalmak yolunda umutlanabilmek için bir anlamda varını yoğunu ortaya koyduğu bir haftada üç puan önemli. Üstelik tüm rakipler kazanmışken. MŞ

Etiketler:

63 Kişi Fikrini Belirtmiş Bu Konuda: “Denizlispor maçının ardından: Generallerin gecesi”

  1. Yekta Aslan says:

    Inanilmaz bir moral bozuklugu yasiyorum. Isin hucum tarafini pek dusunmuyorum zira ligin en cok gol atan takimiyiz. Golleri yine buluruz ilerideki haftalarda ama takim savunmasi SOS veriyor. Buna cozum sakatlarin iyilesmesi de degil. Keita-Kewell-Baros yok diyoruz ama onlar varken de takim savunmamiz arizaliydi. Vestel dalga dalga ustumuze geldi, IBB geldi bugun Denizli geldi.

    Hani Real Madrid’le oynasak anlarim adamlarin ayaginda top alamayisimizi ama lig sonuncusu bir takimin topu alir almaz orta sahada hicbir direncle karsilasmadan ceza sahamizin onunde bitmesi beni inanilmaz karamsarliga itti.

    (Yektacan. Umarım iyisindir. Çok endişe etme. İyi şeyler de var Galatasaray’da. Seni sevgiyle selamlıyorum. Melih)

  2. onderali Demiş ki:

    En azından oyuna hükmeden bir Galatasaray bekliyordum. Soru işareti?

    Melih Ağbi sanırım sen istatistikleri yazacaksın, ama benim gördüğüm kadarıyla pas trafiği, hızı son derece kötü bir karşılaşma oldu bizim açımızdan. Leo’nun vakit geçirme telaşı yediği golden daha kötüydü. Güncele, yani 3 puana sevinmek en azından Gayın-Sin’e yazan arkadaşlarımızın işi olmamalı.

    Bugün sahada Kewell, Baros ve diğer sakat futbolcularımız olsaydı büyük ihtimalle oynana n oyun daha değişik olmayacaktı.

    Ne bekliyorum: En azında ısıran, hükmeden, taktik varyasyonlarıyla umut veren bir takım, hepsi bu!

  3. Yekta Aslan says:

    Melih Abi. Iyi seyleri senin kaleminden okuyoruz ve mutlu oluyoruz. Endisem bugune yonelik sadece. Yoksa Rijkaard ile mutfakta pisen yemegin lezzetini Aslantep’de ziyadesiyle alacagiz buna inaniyorum.

    Secimin eli kulagindayken kongreye puan farkiyla geride girme ihtimalimiz beni rahatsiz ediyor. Yoksa sampiyonluk degil benim tasamin sebebi.Galatasaray’daki donusumun devami icin saha sonuclari iyi gitmeli bir sure. Kaygim bu benim. Az cok anliyorsundur sanirim beni.

  4. mkaragul Demiş ki:

    melih abi selamlar,uzun zamandır seni takip ediyordum üye olmak denizli maçı sonrasına kısmetmış.Bugunki oyun içinse,oyunu forsa edemedik nedense,halbuki denizlispor karşısında 2 farkı yakalasak oyun farklı bir yön alacaktı,rakibin kırılgan yapısı malum.Biz oyuna hükmetmeyince rakip direnç kazandı ve pozisyonlar yakaladı haliyle.

  5. MaMi Demiş ki:

    Bırakalıkm skoru.Bırakalım kim daha oynamış.Şükredelim bugün 2 oyuncumuz sakatlanmadı,ayakları kırılmadı diye.

    Caner ve Neill’e uçan tekme ile giren oyuncular az kalsın kırıyordu ayaklarını.

  6. Galileo Demiş ki:

    Melih Abi,

    Ben maçı radyodan dinledim. Ntv radyodan ve TRT radyosundan. Ama özetleri seyrettiğimde sandım ki başka maç dinlemişim. Başka maç anlatmış sanki spikerler. O kadar kötümser bir tablo çiziliyor ki sanki Galatasaray hiçbir şey yapmamış sanıyorsunuz maçta. Denizli dalga dalga gelmiş. Gelsin. İsterse 1000 tane pozisyona girsin. Değerlendirmeyi bilmedikten sonra neye yarar? Attıkları golü beğendim ama. Arka direk golü. Neill ofsaytı bozmasa yemeyebilirdik.

    Evet çok kolay gelmiş Denizli Galatasaray’ın üstüne. Ama ben Galatasaray’ı – özellikle hücumda – mental açıdan çok iyi buldum. Ne yaptığını çok iyi bilen bir takım vardı. İlerki günler adına iyi ışık veren iki pozisyon kaldı aklımda. Biri, maçın başlarında, Neill’ın karşı takımın tehlikeli atağını kestikten sonra hemen yerden uzun pasla Jo’yu görmesi; diğeriyse Jo’nun ilk yarının sonunda kaçırdığı gol pozisyonu öncesi atağa çıkış şeklimiz ve hızımız. Açıkçası Barcelona’nın Valladolid’e Xavi’yle attığı ikinci goldeki atağa çıkışı hatırlattı bana.

    Leo Franco yine eleştirilerin odağında olacaktır. Maç kurtarmıyor, top kaptırıyor, topu çarptırıyor, saatli bomba… Maçın sonlarına doğru Arda’yla kaçırdığımız bir pozisyon var. Orada atağın başlangıcı, ceza sahası dışına çıkan Leo Franco’nun verdiği harika pas. Atak oynayan bir takımın kalecisinin, takımını hızla atağa kaldırmasının bir örneğiydi bence.

    Yeni bir araya gelmiş bir onbir için zor bir maçtı. Ama ben kendi adıma iyi sinyaller aldım. En azından takımın yapmak istedikleriyle… İki üç maç daha bir arada oynadıktan sonra bu takım harika olur bence.

    Medya eleştirisine hiç giremeyeceğim. Ama artık şundan eminim ki Galatasaray karşıtlığını biz kesinlikle abartmıyoruz burada yazdıklarımızla. Ve ne yazık ki Rijkaard’ı kendi içerisinden okuyabilen kimse yok. Gayin-sin olarak farklı bakabilen bir azınlığız biz sadece.

  7. dt.ibo Demiş ki:

    Melih Bey,
    geçen hafta Arda demiştim bu hafta yine demek zorunda kalıyorum. Evet Dos Santos yeni gelen bir futbolcu gibi değilde takımın yıldızıymış gibi biraz egoistçe oynadı doğrudur (e havaalanında öyle karşılarsan çocuk ne sansın :) ) ancak kaptana yakışmadı bir pozisyon sonra Dos Santos boş olduğu halde diğer tarafa yüzünü dönmek, görmemiş gibi davranmak.
    Yanlış anlaşılmasın hep Arda’yı eleştirmek istemiyorum ama onu o kadar seviyoruz ki bu tarz hareketleri yakıştıramıyoruz. Ne de olsa Metin Oktay forması sırtında

  8. Galileo Demiş ki:

    Söylemeyi unuttum: Caner Erkin ve Neill’ın ayakları kırılmadığı için de çok şanslıyız!

  9. Arda Demiş ki:

    Maça dair uzun uzun konuşmak istemiyorum. Moral bozucu bir akşam olduğu konusunda hepimiz anlaşırız heralde.

    Değinmek istediğim konu Elano’nun rolü. Elano’yu artık 3. bölge civarında değil de santra civarlarında görüyoruz. Gaziantepspor maçında da bu maçta da o bölgede görevlerini gayet iyi yaptı. Uzun toplar, savunma, yeri geldiğinde pres, pas organizasyonu gibi. Öte yanda Rijkaard’ın aradığı orta saha oyuncusunu Emre Çolak’tan çıkarma planı olduğunu düşünüyorum. Bir on numaradan çok bir orta saha oyuncusu üretmeye çabalıyor. Denizlispor maçında Emre Çolak fiziken zorlanmasının yanında pas organizasyonlarında da aksadı. Hem tercihleri hem uygulaması problemliydi. Bu sanıyorum Emre’nin civarında oynayan Elano’yu da etkiledi. İkili arasındaki pas trafiği bozuk olunca oyunun genelinde bir çözümsüzlük türedi.

    Özetlersem Emre Çolak-Elano ikilisi pek işleyemedi ve ben bunu daha çok Emre’ye bağladım. Sezonun ilk devresinde şikayet ettiğimiz Elano’nun 3. bölgenin gerisinde kalması sorununu da tekrar gözlemledim. Maçın bazı bölümlerinde sırf bu noktaya dikkat ettim zaman içinde tekrar değinebiliriz umarım bu konuya.

    İyi geceler herkese.

  10. zekpir26 Demiş ki:

    aslında sağ tarafa keita geldikten sonra galatasarayın hucum gücü daha iyi olacak. çünkü özellikle ikinci yarı yapılan akınların çoğunluğu sol taraftan yapıldı. lucas defansı biraz toparlamışa benziyor. ilk yarıda önemli işler yaptı. yani bu maç oyun olarak pek iyi olmasakta ilerleyen haftalarda daha iyi olacağız.

  11. Ozan Kayhan Demiş ki:

    Melih abi,
    Naçizane bir eleştirim olacak Oyuncuların yeriyle bu kadar oynamak ne kadar doğrudur acaba?Misal Caner orta sahada müthiş oynarken tekrar bekte başlaması bu sefer olmadı çünkü Denizli otobana çevirdi bizim sol tarafı Nitekim ileriye alındığı zaman atak yapamadılar sol taraftan ayrıca Elano’nun istikrar sorunu olabilirmi?geçen hafta basan top çalan diri kalan Elanodan bu hafta eser yoktu neredeyse.Hocamız hala arayışta belliki Dos Santos santrafor arkası,sol açık,forvet Arda santrafor arkası sağ açık,sol açık,Uğur sağ bek,sol bek eminim onlarında başı dönmüştür şahsen benim başım döndü kim ne oynuyor diye düşünmekten Sabri,Keita ve Hakan Balta’nın katılımıyla umarım bu arayışlara bir süre nokta konur.Saygılarımla

  12. Samet_Gayin-Sin Demiş ki:

    Selam Melih Abi.

    Leo Franco diyerek başlamak istiyorum. Samet Aybaba her çıktığı yerde der ya hani : “Ben topçu değil, futbolcuydum. Topçu diye sağa sola gelişigüzel top atan adamlara derler” diye. Leo Franco “topçu” bile değil kaleci hiç değil.

    Bir an Uefa Finali Henry’nin kafa vuruşu geldi aklıma Tafi ne güzel çelmişti… Leo’dan topu tutmasını beklemiyoruz bir zahmet uzansın yeter.

    Ayrıca 32 yaşına gelmiş Avrupa görmüş yıllarca üst klasman maçlar oynamış ama hiçbir tecrübe edinememiş… Sarıyı yedi üstüne kaldırmış elleri hakemi alkışlıyor oyuncu değişikliği hakkımızda yokken.

    Ayrıca o mutsuz, isteksiz, ruhsuz halini görünce bile sinirleniyor insan.

    GS TV’de Yalnız Futbol’da demiştiniz ya hani abi “Eğri gemi doğru sefer yaptı” diye Leo için. Doğru gemi eğri sefer yapmış. Bu cümledeki anlatım bozukluğunu bulunuz…

  13. tatito Demiş ki:

    Pek yorum yapılacak bir maç değildi abi bana göre. Jo’nun oyunu umut verdi. Keza Emre’nin iyi oynamasa da ilk 11′e kadar yükselmesi gurur vericiydi Galatasaray özkaynak sistemi için. Gio’nun merhaba deyişi vs. vs.

    Fakat özellikle belirtilmesi gereken şey; İkinci yarının son 20 dakikası 4-3-3′e geçince takımın nasıl rahatladığını, nasıl top yaptığını, nasıl rakibe top göstermediğini Rijkaard’da görmüş olmalı ki Keita gelince sistemimiz değişecek dedi.

    Galatasaray’ın 4-3-3′te bu kadar rahat oynadığını görmek beni sevindirdi. Tahmin ediyorum Rijkaard’ı da ki maç sonu böyle dedi.

    Sevgiler abi.

  14. Umutation Demiş ki:

    burada haftalardır 4-3-3 övülürken bir anda 4-4-1-1′e geçiş oldu ve 4-4-1-1′in iyi yönleri sayılmaya, bu geçişteki artılar anlatılmaya başlandı.

    anlamadığım eksilen, bu geçişle kaybettiğimiz avantajlar yok mu? ya da 4-3-3 aslında bize göre değil miydi? bu haftaki futbolla da 6 ayda takım 1 adım ilerlememiş gibiydi. kafam çok karışık… neye inanacağımı şaşırdım.

  15. aquarius Demiş ki:

    Selamlar,

    Oncelikle cok fazla mucadelinin oldugu bir macti. Pas yapamadigimiz icin ve bundada Emre Colak’in, Jo’nun ve Santos’un ilk ciddi maclari olmasinin bir etkiside vardi saniyorum, mucadeleye karsilik vererek kazanabilirdik onuda yaptik. Ben acikcasi birkac mac belkide birkac ay cok iyi futbol beklemenin biraz haksizlik olacagini dusunuyorum. Cunku takimda cok fazla yenilik ve ustune cok fazla sakat oyuncu var ikinci bir sezon basi yasiyor gibiyiz. Ozellikle onumuzdeki deplasman maclarini mucadelemizle kazasiz belasiz atlatabilirsek onumuz cok acilacaktir.

    Maci izlerken Rijkard’in Elano alinirken soyledigi bir cumlegeldi aklima. Yetenekli oyuncularinizin sayisi ne kadar fazla ise sizin icin o kadar iyidir demisti. Aslinda soylemek istedigi sudu sanirim, yetenekli ve sisteme uygun kosan oyuncunuzun sayisi onemlidir demek istiyordu. Aldirdigi oyunculara da bakarsak hepsi oyunu iki younlu oynayabilecek oyuncular. Burada Dos Santos digerlerine gore biraz daha hucuma yonelik gorunuyor. Onun icin Arda’yi sol kanatta izlemeye alismamiz gerekecek cunku sistemde bir tane serbest adama hak var ve o adam savunma tarafinda da biraz serbestlik sahibi. Arda savunma gecmisi olan da bir oyuncu oldugu icin forvet arkasinda ki eski guzel gunlerine veda etmesi gerekicek, sol kanatta kendine yeni bir hayat kurmak icin. Tabi son olarak Caner’e yilmayan guzel futbolu icinde tesekkur etmek istiyorum umarim boyle devam eder.

    Sevgiler.

  16. CH Demiş ki:

    Olumlu dusunmek guzel ve gerekli ama olmayan ve hatta – ilk 6 hafta haric – sene basindan beri olamayan bazi seyleri tespit etmek de en az olumlu dusunmek kadar onemli sanirim. Evet eksikler vardi ve dogrudan etkiledi takimin oynamak istedigi oyunu ama bir sey varki bu takimin en buyuk sorunu koordinasyon eksikligi ve de ne yazikki disiplin!

    Tek tek baktigimizda tum mevkilerin aslinda bir hayli cabaladigini goruyoruz ustelik devre arasindan sonra konsiyon sorunu da halledilmis gorunuyor ama bir ‘takim’ icinde olmasi gereken ‘ayni amaca odakli’ hareket etme butunlugunu maalesef goremiyoruz. Oyuncu tercihleri/degisiklikleri bu noktada polemikci bosbogaz skor yazarlari icin oldugu kadar onemli degil olmamasi gerekir bizler icin sonuc olarak.

    Baris teknik olarak yetersiz bulunabilir-ki oyledir bence de, Elano’dan yaratilmak istenen oyuncu tipi yaratilamayabilir (ki mantikli bir denemedir yalnizca), Emre Colak henuz cok tecrubesiz olabilir (ki suphesiz oyle ve hata yapmak en cok ona yakisiyor kimse kizmamali), Caner mecburiyetten gercek yerinde (ki bu da gulunc geliyor bana zira sene basinda hakiki solbek Volkan’i gonderip Caner transfer edildiginde kimsenin haberi yokmus demekki bu cocugun ‘gercek’ mevkisinin ne oldugundan) oynamamis olabilir, Jo’nun kondisyon eksigi olabilir, Dos Santos henuz 3 gun once takima katilmistir dogal olarak bir cok yonden eksikleri ve zamani ihtiyaci vardir vs vs ama bir ekipte ‘takim olma bilinci’ eksik olamaz olmamali. Koskoca Frank Rijkaard’i koskoca yapan bir cok ozellik var ama en buyugu, en bilineni ve de ona sayginlik kazandirani herkesin dilinde sakiz olmus ama bizim topraklarimizda anlamini bir turlu layikiyla bulamamis total futbol oynama dusuncesi. En kisa ve oz ifadeyle, pozisyon/gorev ne olursa olsun herkesin birbirine yardimci olmasi, birlikte dusunup birlikte hareket etmeyi ogrenmesi (iste bu biraz zaman alir evet) kisacasi mac sirasinda yapilmasi gerekenlerin herkes tarafindan ayni sekilde algilanip, birbirleriyle konusmaksizin ortak bir karar alinmasi. Yazarken bile zorlanirken, tum bunlari ozumsemenin ne kadar guc olabilecegini dusunememek icin art niyetli yada sabah/fotomac yazari olmak gerekir biliyorum ama sindiremedigim, bunca ay gecmesine ragmen olusmasi gereken bu mental gelisimin hala daha baslangic seviyelerinde seyretmesi. Ornegin siz bu ulkenin son yillarda yetistirdigi en buyuk yetenek, Galatasaray gibi Turkiye’nin spordaki en buyuk markasinin futbol takimi kaptanligina getirilmis iseniz formsuz olmaya, kotu maclar cikartmaya hakkiniz hala daha vardir ve olacaktir elbette ama total futbol’un gerektirdigi uzere iSTiSNASIZ tum takim arkadaslariniz icin oynamazsaniz er yada gec bu grubun disinda bulursunuz kendinizi. Bu yalnizca bir ornek tabiiki ama sanirim en rahatsiz, en huzursuz edeni. Simdi lutfen kimse Arda bu ulkenin goz bebegidir ne curetle boyle konusuyorsun demesin zira o yalnizca (cok buyuk) bir ornek. Ayrica Hasan Sasvari yersiz/zamansiz fantazi yapma cabalarina hic girmiyorum cunku teknik yorumlardan evvel zihinsel engelleri asmamiz gerekli total futbolun ne demek oldugunu anlayabilmek icin. (Bknz. Rijkaard-Barcelona-takimdaki Katalan oyuncu dominasyonu-Total ‘uzay’ futbolu)

    Her ne kadar bir felsefeyi oturtmak icin yeterli bir sure olmasa da, 8 aydir birlikte calismalarina ragmen bu istikrarsizlik olanca hiziyla devam ediyor ve korkarim edecek de bir sure cunku bu oyle rakamlarin, dizilislerin etkin oldugu yalnizca bir taktik degil gercektende bir felsefe. Beni boyle olumsuz dusunmeye iten ise hayatin pek cok alaninda kollektif dusunmeyi unutmaya baslamis bir toplumun bireylerinin, ustelik de cok genc yaslarda, en cok kazandiran, en populer mesleklerden birini yaparken nasil olupta tum bu bakis acilarindan arinip birlikte hareket etmeyi benimseyecekleri.
    Biraz karamsar oldu sanirim ama neden lig sonuncusu Denizli’ye 8 gol atamadik serzenisi falan degil bu asla hatta bu macin skoruyla alakasi dahi yok. Kaygim su ki umarim yakin gelecekte ‘Rijkaard bu takima fazlaydi zaten’ tarzi yorumlar okumak zorunda kalmayiz zira adam degil Turkiye, her nerede calissa bu derinlik ve insanlikla cok zorlanacaktir adim gibi eminim.

    Ps: Rijkaard Brezilya’lilarla anlasamaz (cok anlamli) onermesini de bu toplumsal zaafiyetler acisindan degerlendirmek lazim. Ha dersenizki hal boyleyken neden 3 Brezilya’liyi birden kendisi topladi bu takima, iste o bir soru isareti benim icin de ama unutmayinki ikisi simdilik yalnizca kiralik.:)

  17. CH Demiş ki:

    Not: ilk paragraf sizin Yekta’ya mesajiniza bir gonderme degil asla ben yalnizca kendi kendimle mucadele ediyorum sene basindan beri:)

    Saygilar,
    Caner

  18. orhanmurat Demiş ki:

    Melih Abi,

    Kadroyu gorunce cok umutluydum guzel bir oyun icin ama ne yazikki beklentilerim bosuna cikti. Sanirim son maclarda sol kanatda yakaladigimiz H. Balta-Caner uyumunun Caner-Arda ikilisiyle yakalayamamiz onemli bir etken oldu bu kotu oyunda. Maalesef cok umitvar oldugum E. Colak da bugun pek parlak bir oyun oynayamadi biraz da agir bir sorumluluk tasidigi icin belki de.

    Kalecimiz Leo Franco ise maalesef hic guven vermiyor. Yan toplarda ceza sahasina hakim olmayisi ve geri paslarinda topu bazen rakibe bazen de kendi arkadaslarina carptirmasi onemli bir handikap. Maalesef su gune kadar mac kazandiran bir kaleci goruntusu cizmedi GS’da oynadigi surece. Her ne kadar La Liga’da 12 sezon oynamissa da, orada da cok parlak bir kariyeri oldugunu soylemeyemeyiz diye dusunuyorum. Acikcasi kupa maclarinda izledigimiz Ufuk’un ondan cok daha ustun oldugunu dusunuyorum. Zaten 2. Feldkamp doneminde Manisa’daki Vestel macinda kalitesini ve yeteneklerini gostermisti bize, takimimizi da 3 puandan ederek. Bence Real Madrid’in Casillas’da, Barcelona’nin da Valdes’de gosterdigi sabri biz de Ufuk’a gostermeliyiz.

    Bir de fikrini almak istedigim bir diger konu da FR’nin oyuncu degisiklikleri icin neredeyse her zaman macin 60′li dakikalarini beklemesi. Acaba bu sadece onun tarzi ile mi ilgili? 2. devreye muhtemel bir Gio-E. Colak degisikligi ile baslasaydik, Denizlispor bu kadar baski kurabilir miydi ustumuzde?

    Yazilarini okumak bir zevk, mac yazini ve cevabini sabirsizlikla bekliyorum.

    Sevgiler,

    Murat

  19. ERHAN USTA Demiş ki:

    Melih abi selamlar oldukça kötü oynadık karşımızda iyi bir takım olsaydı olabilecekleri düşünmek istemiyorum elini sallayan orta sahamızı geçti Elano kötüydü bence şahsi fikrim Elano nun yanında Sabri nin oynaması yönünde (sen ne dersin abi)Neill fena değildi JO ve Giovani ye biraz zaman lazım ama klasları ortada netice itibari ile abi bu takım takır takır pozisyon vermeden ve çok pozisyon bularak top oynayabilecekmi lütfen içimizi bir rahatlat Saygılar kolay gelsin abi

  20. Naar Demiş ki:

    Ben bu maçta Denizlispor’un ciddi manada iyi oynadığını düşünüyorum. Bu oyunu bütün maçlarda oynasalar bırakın küme düşmeyi, ilk 5 sırayı zorlayabilirlerdi. Galatasaray’ın defansif zafiyetini 2 sebebe bağlıyorum. İlki Mustafa-Elano ikilisinin yetersiz kalması. İkincisi beklerin yetersiz kalması.

  21. erdalus Demiş ki:

    Melih Abi günaydın.
    Generaller ve ışığında büyüyenler de diyebilir miyiz başlığa nacizane.
    Dünkü maçtan sonra endişeye kapılan çok arkadaşımız var. Ama dünkü futbolda tek ve önemli nokta,Rijkaard’ın Emre Çolak tercihiydi. Ben şunu anladım;Rijkaard Emre Çolak’ı kazanma adına dün çok hızlı oynattı Galatasaray’ı. Belki kaybedebilirdik de, ama 3 tane yeseydik, 4 tane atabileceğimiz bir maçtı. Zaten maç 2-0 olacakken 1-1′e döndü.
    Şimdi Emre Çolak çok şanslı. Öncelik şansı sahada O’nu her yerde destekleyen ve güç veren(adeta itici güç) Arda Abisi ver. Diğer şansı da O’nu kazanmak adına maç kaybetmeyi dahi göze alabilen hocası Rijkaard var. Bunları görerek Emre’nin kendisi için yapılanları görmesi lazım. Nefesini iyi kullanması, heyecanını yavaş yavaş tecrübeye dönüştürmesi lazım.
    Kaldıki çok hızlı ve baskın oynadı Galatasaray 1. gole kadar. O gole kadar 3 tane atabilecek kadar da güzel oynadı.
    Yazıda dediğiniz gibi, VAROLMA yada olmama maçı oynayan bir rakip vardı karşımızda.Bu sebeple 1-0 geriye düştüklerinde İRKİLME yaşadı rakibimiz ve anladılar ki KAYBEDECEK BİRŞEYLERİ YOK! ve adeta extra adrenalin yüklendi Denizlisporlu futbolcular yedikleri golden sonra.
    Hakan Balta’nın da önemini görmek lazım dünkü maça bakarak.
    1.Önemi; O’nun varlığı Caner’i esas yeri olan sol açığa itecek.(A.Madrid maçı için bu çok gerekli)
    2. Önemi; çok sade oynamasına rağmen şu an için Galatasaray’ın sol savunmasının en iyisi olması.
    Barış 1.golde çok iyi bir orta yaptı kaptanına.Çok da hırslı ama şunu görmesi gerekiyor; hem Arda, hem Keita ve son zamanlarda Sabri, BAKARAK orta yapıyorlar. Yani adrese teslim pas atıyorlar, böylelikle topu rakip kalede sonuçlandırmak veya orada eritmek(kontra yemeden) çok daha mühim.Bunu gerçekleştirmesi lazım.

  22. erdalus Demiş ki:

    Melih Abicim(bunu yayınlama ltf) yukarıdaki yazıma sevgi ve selamlarımı ekmeni rica ederim.
    Sevgi ve saygılarımla.

  23. Alper Demiş ki:

    Melih abi selamlar
    İstatistikleri bilmiyorum ama karlı zeminde bile daha yüksek pas oranımız vardı.Konsantrasyon eksikliğine bağlıyorum bu maçtaki aksaklıkları.

    Adaptasyonları bu şekilde kayıpsız atlatmak önemliydi sonuç olarak.
    Tek olumsuzluk zaman zaman takımın kaleciden itibaren uzun oynama sevdasına kapılmasıydı.Bu da belki hocanın talimatı olabilir çünkü uyarmadı.
    Sevgiler..

  24. erdalus Demiş ki:

    Melih Abi,
    Bugün akşam ara transfer bitiyor sanırım. Ama, dünkü maçta gördük ki, Jo çıktıktan sonra ciddi anlamda gol sıkıntısı çektik. Dolayısıyla, bugün 1 yerli santrafor alabiliriz diye bir düşüncem var. Bu Sercan olmayacağı için, Mustafa Pektemek (tanımıyorum kendisini) olabilir mi?
    Bir de yediğimiz golde Leo Franco’yu çok umursuz gördüm. Golde daha dikkatli olup çıkarabilirdi diye kanımca.
    Sevgi ve saygılarımla.

  25. serkanber Demiş ki:

    Melih Abi yazınızın tam metnini merakla bekliyorum ve dünkü maçta yaşadığımız endişe verici aksaklıklardan ziyade kıyıda köşede kalmış iki konuyu sizinle paylaşmak istiyorum.

    Birincisi kalecimizle ilgili. Leo Franco`nun gelen topları “uçmaya değer” ve “ayakta şöyle bir uzanmak kafi” şeklinde iki kategoriye ayırdığından ve nedense reyini sürekli ikincisinden yana kullandığına dair çok ciddi kuşkularım var. Vicente Calderon`dan çime bulanmamış bir kaleci şortu ile sağ salim çıkmamız mümkün müdür?

    İkincisi defansın göbeğiyle ilgili. Defansın organizatörlüğünü bugüne kadar üstlenen Servet`in yanına yıllarca milli takım kaptanlığı yapmış “doğası lider” bir oyuncu geldi. Maç boyunca ikisi tarafından verilen ayrı ayrı direktiflerle karşılaştık. Bunun yanı sıra Servet`in topu oyuna sokmaya çalışma gibi bir isteği de var. Topla oynamayı ve ilerlemeyi çok seviyor. Ancak zaten bu niteliği nedeniyle alındı Lucas. Defansın göbeğindeki bu “ikilik” önceki yazınızda belirttiğiniz “birinci çocuk” “ikinci çocuk” ikileminden daha çok göze çarpmıyor mu şu an için? Zira ben Arda`nın ve Gio`nun karakterleriyle öngördüğünüz bu sorunun önüne set çekebileceklerini düşünüyorum.

    Şimdiden çok teşekkür ederim Melih Abi.

  26. Emrah Demiş ki:

    Sevgili Melih,

    Sabri ve Balta takıma girip form tutana kadar Lucas ve Servet’in performansını değerlendiremeyiz. Dün çok fazla pozisyon verdik. Sorun bence sağ ve sol bekteydi. Uğur tam kapasite oynamasına rağmen bence sıradan bir defans oyuncusu. Caner’in ise bek oynaması bir facia. Mutlaka defansif yönünü kuvvetlendirmesi lazım… Diyorum, bilerek mi bu kadar kötü oynuyor, hani hocaya “Ben sol bek değilim ve orada oynamak istemiyorum, benim yerim sol açık” demek istiyormuş gibiydi dün gece…

    Elano ve Emre’de vasat oynayınca bu sefer bütün yük Mustafa’ya kaldı. Orta alanda tek ayakta kalan isim Mustafa’ydı dün yine… Emre belki gelecek senelerin oyuncusu ama önümüzdeki kritik 4 aylık periodda çok fazla katkısının olacağını sanmıyorum. Fiziken çok yetersiz.

    Jo istekli ve besbelli yetenekli. Gio, defans yapma konusunda bize sıkıntılar yaratacakmış izlenimi verdi. İnşallah yanılırım. Sadece top bizdeyken oynayacak, top rakipteyken eli belinde izleyecekse işimiz zor.

    Keita, Sabri, Balta şu takıma acilen girsin. Topal’da iyileşsin. Ve mümkünse en az 1 ay hiçbir futbolcumuz sakatlanmasın :)

    İyi bir hafta diliyorum sana.

  27. Emrah Demiş ki:

    Sevgili Melih,

    Çok özür dileyerek bir de ekleme yapmak istiyorum. Barış konusunda. Barış ön libero ve sağ içte oynarken çok etkili maçlar çıkardı. Ayhan’ı kesen Barış olmuştu. Ancak şu anda, son 3 maçtır -yokluktan olsa gerek- Rijkaard onu sağ kanat oynatıyor. Bakıyoruz maça Barış yok. Takım savunmasına ciddi katkısı olması gereken futbolcu, ortalıkta yok. Ofansta ise bir görünüp, bir kayboluyor. Belli ki, o bölgenin oyuncusu değil Barış. Bence 1 kişi eksik oynuyoruz Barış sağ kanat oynarken…

    Rijkaard bu sorunu görmüştür umarım, ya yine sağ içte, ya da ön liberoda oynatır kendisini.

  28. lion_cy Demiş ki:

    Çoğu performansta olduğu gibi,futbol da naçizane görüşüm,ahenk işidir.Yeni futbolcuları katmazsak,Ayhan Akman,Harry Kewell ve Blumer Elano dışında bir ritimle oynayan yok gibi.Bu da Galatasaray’ı korkak,tereddütlü bir oyun oynar şekilde görmemize sebep oluyor;gerçekte kötü olduğu için değil.Kasımpaşa’nın Fenerbahçe ile oynadığı maçta yaptıklarını,bizim mevcut kadromuzla yaptığımızı düşünebiliyor musunuz?.O zaman rakipler bundan sonraki 10 yıllarda,dünya bizden,Türkiye’nin Barça’sı değil de Galatasaray’ı olarak bahsedecektir.Bu sebeple,bence tek ihtiyacımız olan şey,nasıl yapılacaksa,içimizde dışarı çıkmak için haykıran “ahengi” sergilemek.Sanırım o zaman,Feldkamp’ın arı işçi Galatasaray’ı,sanatçı ünvanını da sıfatlarına ekleyecektir.
    Sevgiler

  29. Adilcem Demiş ki:

    Abi selamlar

    Takım savunmasının kötü olduğunu düşünmüyorum şahsen.Arda-Jo-Emre-Elano-Barış çok yardım ettiler savunmaya.Bana göre sorun Emre’nin yetersiz fiziği ve Elano’nun hastalığından dolayı güçsüzlüğydü.Ve birde buna Caner’in arkaya kolay adam kaçırması eklenince Denizli gibi bir takım perişan etti bizi.Rakip hep Emre Elano’yu kolay geçerek ortadan geldi sonrada ya şut vurdu ya da Caner’in tarafında geldi.Şahsen takım savunması adına iyi yolda olduğumuzu düşünüyorum.Ancak benim için çok çok büyük bir sorun var.Takımda oyun disiplini yok.Gol attıktan sonra oyun disiplinini bırakıyoruz.Hiç baskı kurmuyoruz.Geriye çekiliyoruz.Rıjkaard’ın buna acil çare bulması lazım.

  30. Baris Tokyay Demiş ki:

    Merhaba Melih Abi,
    Bir süre daha sakatlık sebebiyle oynayamayacak yıldızlarımızın yerine yeni yıldızlar alındı. Bu kararı veren de teknik ekip olduğuna göre ve onlardan daha iyi de bilmediğimize göre yapılanlara yanlış dememek lazım. Sizce teknip ekip ile yönetim yapılacak transferler hakkında konuşurken neler demişlerdir birbirlerine? FR, oynamak istedikleri futbolu nası ifade etmiştir yönetime? Denizlispor maçında buna yönelik sahneler gördük mü? 1+2′nin 1′i için M.Sarp hazır gözükmedi acaba bir de Topal+Arda+Elano denenir mi Antalya maçında?
    FB’nin başarılı bir kontrol futbolu uynadığını düşünüyorum, bu futbol karşısında rakibin morali bozuluyor ve dengesini kaybedip kolay gol yiyor ama önemli olan o kontrol futbolunu oynamak ama biz kaosu tercih ettik dün. halbuki Barış dışındaki her oyuncumuz top tutup pas yapabilme yetisi üst düzey oyuncularımız. Acaba Emre Çolak’ı da 11′de görünce herkes hazırlık maçı zannedip yeterince konsantre olmadı mı maça?
    Saygılar

  31. ERHAN USTA Demiş ki:

    Abi özür dileyerek tekrar yazıyorum Biz neden hızlı oynayamıyoruz tempomuz çok düşük cevap için şimdiden teşekkürler

  32. Shahin Demiş ki:

    Melih abi, merhabalar. Sayın Rijkaard’ın Denizlispor’u ciddiye almadığı Emre Çolak tercihinden belliydi. Yoksa rakibin bu kadar sert ve dirençli olacağını tahmin etse, ne fizik, ne de mental açıdan hazır olmayan Emre’ye ilk 11’de yer vermezdi diye düşünüyorum. Emre Çolak tercihi ve Caner’in sol beke kaydırılması son maçlardaki oyun düzenimizi bozdu. Emre Güngör oyuna girdikten sonra oluşan savunma hattı ile başlamalıydık bence. (Kayserispor karşısına kesinlikle böyle çıkmalıyız Hakan Balta yetişmeyecekse.)

    Uğur hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor ne yazık ki. Ne savunmada etkili, ne hucumda. Dilerim transferin son günü Ali Turan kadroya dahil edilir. Hatta Hakan Balta’ya alternativ olarak Çağlar’ın da alınmasından yanayım şartlar uyğunsa.

    Jo’nun beklediğim gibi kalitesini göstermeğe başlaması sevindirici. Jo CSKA’da oynadığı düzeyi burada yakalarsa inanılmaz etkili olacaktır. Keita’nın 11’e dahil olmasından sonra Jo’nun daha çok gol pozisyonuna gireceğini düşünüyorum.

    Kaleci meselesine gelince… 1994 yılından beri Galatasaray’ı dikkatli takip etmeye çalışıyorum, bu kadar kötü kaleci görmedim. Kesin hükümlerle konuşmaktan hiç hoşlanmam, ama Leo Franco Galatasaray’a yakışmıyor. Kötü kaleciliği yetmiyormuş gibi bir de sorumsuzca işler yapmaya başladı. Ben Ufuk’un muhteşem kaleci olduğunu iddida etmiyorum, lakin Leo’dan kötü olamayacağından eminim. Rijkaard daha ne kadar sabır gösterecek, göreceğiz.

    Her şeye rağmen çok kiymetli 3 puanı alaraq yola devam etmemiz güzel. Ama bu oyun en zorlu deplasmanımız olan Kayserispor maçı öncesi umut vermedi kesinlikle. Keita’nın da dönüşü ile Rijkaard’ın bu maçta orta sahayı nasıl kuracağını merak ediyorum.

  33. tarkan1905 Demiş ki:

    Melih Bey merhaba,
    Oyun iyi olmasa da sıkıntılı bir maçın ardından gelen 3 puan çok iyi oldu. Herkes yapılan son transferlerden sonra eksikleri pek dikkate almıyor ama dün Rjikard’ın sezon başındaki 11’inden 5 kişi yoktu.(Sabri-Balta-Keita-Kewell-Baros) Bu da sağ ve sol kanatlar ile merkez forvete tekabül ediyor ki takımın yarısından bahsediyoruz.
    Olumsuzluklar
    1) Leo Franco. GS kalesinde Simoviç, Tafarel ve Mondragon’u görmüş her taraftar gibi ben de bu adama ısınamadım. Ligdeki BJK maçı dışında iyi diyebileceğim ikinci bir maçı yok. Düşünün bütün oyuncu değişiklikleri bitmiş ve sen sarı kartı aldıktan sonra hakemi alkışlıyorsun. Olacak iş değil. Keşke Nonda yerine o gitseydi.
    Pek ihtimal vermiyorum ama sizce bir son dakika sürprizi olur da Franco gidip yerine UEFA Avrupa Liginde oynayacak bir forvet gelir mi?
    2) Sol önde oynadığı zaman çok iyi performans gösteren Caner, sol beke geçince hem hücum gücünden kaybediyoruz hem de savunma bilgisinin az olması sebebiyle savunma da sıkıntı yaşıyoruz.
    3) Emre Çolak maalesef şu anda Turkcell Süper Ligin sertliğine uygun değil.
    4) Elano, hafta içinde geçirdiği sağlık problemi nedeniyle fizik olarak iyi değildi. Sarp ile beraber orta göbeği kapatamadı, ama 45+1’de Jo’ya attığı uzun pas mükemmeldi.
    Güzellikler
    1) Arda, kariyerinin şu ana kadar ki en güzel kafa golünü attı. Hafta arasındaki Gio transferinden dolayı kafasının karışabileceğini düşünüyordum ama takımı çok iyi sahiplendi, hep oyunun içinde kaldı. Kimin gelirse gelsin Arda iyi oynadığı sürece bu takımın en büyük yıldızı.
    2) Barış, kısıtlı teknik kapasitesine karşın verimli oynadı.Goldeki ortası ve ikinci yarının başındaki sol şutu çok iyiydi.
    3) Jo, ikinci maçı olmasına rağmen çok iyi mücadele etti, güzel bir gol attı, 45+1’de kaçırdığı golde bile Denizlili oyuncuyu geçişi güzeldi.
    4) Mustafa Sarp, iyi ki var.
    5) Emre Güngör’ün bir maçı daha sakatlanmadan tamamlaması çok iyi. Sağlam olduğu zaman hamleli ve çabuk bir adam olmasının faydasını görüyoruz.
    6) Neill, 1-1’den sonra çok önemli bir hata yapsa da sağlam oynadı.
    Şubat ayı ile beraber zor bir döneme giriyoruz. 25 günde 7 maç.(2 Avrupa Ligi,2 Türkiye Kupası,3 Lig)
    Avrupa Liginde ve Türkiye Kupası’nda tamam veya devam, Ligde Kayseri ve Beşiktaş gibi iki zor deplasman.
    Hakkımızda hayırlısı olsun, iyi düşünelim iyi olsun. Sevgiler&saygılar.
    NOT: Basında yer aldığına göre karşı yakadakiler son transferlerden sonra çok üzülmüşler ve FBTV’de yaptıkları programda takımdaki Türk futbolcuların önünü kapattığımızı söyleyerek durumu protesto etmişler(!!!).Bunlar bir alemdir, hiç unutmuyorum 2004’te 5-1’lik kupa finalinden sonra yayın akışını değiştirerek Tokat Plevnespor voleybol maçının tekrarını vermişlerdi. Ne diyelim inşallah 5 Mayıstaki kupa finalinden ve 16 Mayıstaki ligin son maçından sonra da voleybol maçlarının tekrarını seyrederler.

  34. mkkadi Demiş ki:

    Merhaba Melih Abi. Ben bizim temel sorunumuzun pas futbolunu uygulayamamız olarak gördüm Denizli maçında. Aslında rakip istediği kadar güçlü olsun sen topu koşturursan rakip sadece yorulur bişey yapamaz. İBB maçında topla oynama son dakikalarda %20′lerdeydi. Neredeyse hiç pas yapamadık. Ve baskı yedik. Ama denizli maçında baskı yemedik son dakikalarda çünkü takım pas yaptı ve topu ileride tuttu.

    Sadece merak ettiğim Melih Abi çok iyi pas yapıyor olsak bile rakip defanstan gelen uzun toplarla pozisyon yiyoruz. Mesela Antalya maçı baskı yemedik ama dakika 90+2. Adam defanstan top şişiriyor bizim kalede pozisyon oluyor. Dünde şişirme toplarda sorun yaşadığımız oldu. Kornerlerde de çok top sektiriyoruz gibi geliyor. Bunun nedeni ne olabilir? Teşekkürler.

  35. hakan_isik Demiş ki:

    Merhabalar Melih Bey,

    Açıkçası beni çok endişelendiren bir bir o kadar da umutlandıran bir maçtı.
    Endişelendiğim şey hala kalecisiz oynamakta ısrar ediyoruz. bu kaleci bu yıl bir tane maçta gol kurtarmadı. Her geleni kabul ediyor. Arka direkte yarım yamalak vurulmuş kafa şutunu bile içeri aldı. Allah aşkına bu Ufuk ile Aykut’un suçu Türk pasaportu taşıyor olmalarımı? Bu arkadaşlar verilen şansı iyi değerlendirmişlerdi oysaki. Bu kaleciyle işimiz zor. bununla birlikte orta sahamız doğru hamle zamanlamalarıyla top çalamıyor. Tüm ataklarda stoperlerle karşı karşıya kalıyor rakipler. Arkada kalecide yok eğer top çerçeveyi bulursa gol. Allahtan stoperlerimiz iyi.
    İyi taraf ise Jo güzel bir gol atarak bizi umutlandırdı. Dos Santos ise çok iyi kumaşı olduğunu topu ayağına aldığında belli etti. Takım olarak formsuzuz ve Teknik heyet’in bu takıma isim dışında ne verdiğini sorgular oldum. Bu takımı bu oyuncularla Skibbe’ye versek dahamı kötü olurdu? transferler bizi çok havaya sokmuştu ama maalesef biraz durup düşünmek gerek. Ayrıca Galatasaray’da sağlık heyeti tam bir fiyasko. Kewell, Baros, H.Balta, M.Topal, Sabri, G.Zan, gibi milyonlarca EURO verdiğimiz adamlar oynayamıyor. Giden gelmiyor, bunun artık hesabını sormak lazım. 3 senedir yarım yamalak takımla oynuyoruz ama sağlık heyeti ne iş yapar anlayamadım.

  36. uraskaan Demiş ki:

    Futbol bilginlerinden derin dersler adık bu transfer döneminde.Ülkemizin futbol Bilgiçi Dilmen’in futbol kültürünün ne kadar derin olduğunu her transferden sonra görüyorduk zaten.İşte üstadımızdan inciler…Keita’yı bilmiyorum ama düşüşte olan bir futbolcudur muhakkak yoksa GS’ye gelmez…Elano ismini duyduğum ama tanımadığım bir oyuncu.Lincoln gibi mücadele etmeyen top gelinceye oynayan tipik 10 numaradır herhalde yoksa GS’ye gelmez…Neil’i hiç tanımıyorum.Ama Premier Lig’de oynuyormuş…Lugano gibi bir futbolcuya benziyor…Jo’yu CSKA maçlarında izledim.(Sadece FB-CSKA maçları)Ama o Jo bu Jo değil…Zaten o Jo olsa GS’de ne işi var…Zaten bu sene hiç gol atamamış gol atsa takımı bırakırmı hiç…Dos Santos yetenekli (ilk defa Dos Santos’u tanımıyorum demedi o da NTV Barça maçlarını verdiğinden dünyada sadece Barça takımından bihaber yorumcumuz) …Dos Santos Arda’dan kötüymüş…İngilterede maç oynamamış teknik direktörü Santosu istemiyormuş..Kariyeri düşüşte zaten düşüşte olmasa Türkiye’ye gelmezmiş … Ve bu hafta Rijkaard Emre Güngör’ü defansif önlemleri arttırmak için almış skoru garantilemek için…Ülkemizin Akil insan ilan ettiği Dilmen’in aklına maalesef A.Madrid maçı provasının yapıldığı gelmiyor…Mehmet Demirkol ise:Santos gelirse Caner’i kaybederiz diyor ve ekliyor,bu sadece Galatasaray için değil milli takım içinde önemli diyor.Santos ise geldiğinde orta sahanın sağında en verimli olacağını söylüyor.Uğur Meleke ise Bilica’nın Neil ile bir savunmacı olarak karşılaştıralamacağı kanısında.Bilica’nın Popescu gibi bir oyunkurucu stoper olduğunu düşünüyor Meleke.Nonda’nın devre arasında GS’ye geldiğini ekliyor arkasından…İşte bilginlerimiz ile bir transfer dönemini böyle hareketli ve bilgi akışına maruz kalarak geçirdik.

  37. locarelli Demiş ki:

    merhaba,Tum elestirilere saygiliyim , ancak neler oldugunu anlayamiyorum,
    Tum yapilanlara, olusturulan kadroya baktigimda , her seyin cok iyi olmasi gerektigini dusunuyorum ancak maalesef degil .
    Neyin eksik oldugunu da bilemiyorum. Sanirim ” takim olmak” konusunda eksiklerimiz var, ya da daha kestirmesi ” takim degiliz” gibi duruyoruz.
    Bence halledilmesi gereken sorun bu . Yoksa sayisal varyasyonlarda veya kadro kalitesi konusunda bir sikintimiz yok.
    Herkese selamlar

  38. Orhun Demiş ki:

    Selamlar Melih abi. Uğur Meleke bugünkü yazısında forvet problemiyle ilgili köşesinde yer ayırmış, ne düşündüğünüzü merak ediyorum ve yazının o kısmını aynen kopyalıyorum.
    “Giovani’nin 20 yaşında, oynamayı ve kendini ispat etmeyi çok istediği bir dönemde Galatasaray’da forma bulması hem oyuncu hem de takım için büyük fırsat… Tek santrfor oynamaya gerek City’den gerek Everton’dan alışık olan Jo’nun da nihayet İstanbul’da beklentileri karşılayacağına dair sinyaller var. Ama “Madrid santrforu” konusu, (son 20 dakikadaki Giovani denemesine rağmen) Ocak ayı sonunda hâlâ Galatasaray’ın problem rafında duruyor.
    Benim Madrid santrforu için favorim Arda idi. Bu maçtan sadece 1 saat önce başlayan Arsenal-Manchester maçında santrfor oynayan Arşavin, Arda’dan 5 santim kısa. Üstelik Arda kadar iyi kafa hakimiyeti de yok. Ama Wenger, kulübesinde Bendtner’i olmasına rağmen uzun süredir Arşavin’i santrforda kullanıyor, Rus oyuncu da pas bağlantısına yaptığı katkıyla pozisyonunun hakkını elinden geldiğince veriyor. Sadece 23 yaşında olan ve hâlâ farklı pozisyonlarda kodlanmaya müsait olan Arda, bu fırsatlı fikstürde santrforda denenmeli.”

  39. Melih ERTAN Demiş ki:

    Melih abi selamlar;

    Yazılarını sürekli takip ediyorum ve beğenerek okuyorum. Fırsat buldukça da dilimin döndüğünce bir şeyler anlatıyorum. Sağolasın sen de her seferinde yayınlıyor ve cevap yazıyorsun teşekkürler.

    Maça gelince; dünkü Galatasaray sahaya çıkıp önemli bir üç puan aldı. Oyunun belli bölümlerinde iyi oynamamıza rağmen genel olarak baktığımızda tatmin edici bir oyun yoktu. Denizli’ye gitme fırsatım olmadığı için TV’den izledim maçı.

    Aslında maç ile ilgili söyleyecek çok bir şey benim adıma, fakat medyadan biraz bahsetmek ve rahatsızlığımı dile getirmek istiyorum. Ercan Saatçi olayından, malum gazeteyi evime sokmuyorum, internet sitesine girmiyorum ve biliyorum ki bu konuda en az benim kadar hassas Galatasaraylı dostlar da vardır. Bugün malum gazetenin kardeş kuruluşu olan diğer gazetede Dos Santos haberi vardı. Neymiş Arda Gio’yu azarlamış. Çok güldüm. Melih abi bazen iş stresinden bunalınca okuyorum o haberleri gülüp eğleniyorum ve neşem yerine geliyor. Ama birçok Galatasaray taraftarı o haberlere inanabiliyor. Gene ülkemizin ulusal kanalından maçtan sonra yapılan yorumlar beni hayli üzdü, yorumlayan gazeteci abimiz futbolu 80lerdeki gibi oynanıyor sanıyor galiba. Jo için sırtı “kaleye dönük oynayamıyor, yanına bir tane daha Nonda tarzında forvet lazım” dedi. Bu gazeteci abimiz Galatasaray’ın son iki sezonda oynadığı yaklaşık 100 maçı izlememiş sanırım. Galatasaray’ımız bahsedilen tipte kaleye sırtı dönük oynayacak, şişirme topları indirecek bir forvet ile oynamıyor, serbest kale önünde gezinen defansı yıpratan, arkadan gelecek oyunculara koridorlar açacak tipte (Baroş, Jo, Kewell gibi) forvetlerle oynuyoruz. Rıdvan’dan hiç bahsetmiyorum. Türkiye’de futbolu ondan iyi bilen yok(!). Taraftarlar olarak bizler örgütlenip bu tarz haberlere tepkimizi koyalım ve çevremizdeki Galatasaylıları da uyaralım istiyorum. Bunu nasıl yaparız bilmiyorum. Yönetimin de bu konuya el atması gerektiğini düşünüyorum. Bu tarz haberleri resmi sitemizden yalanlasak belki, biraz olsun azalabilir.

    Melih abi kusura bakma, maçta gördüklerimden çok medyayı eleştirdim. Bu arada Arda için bir cümle, sanırım kendisiyle konuşulmuş, ciddi bir düzelme gözlemledim. Ayrıca kaptanımız doğum günü de kutluyorum buradan. Ne kadar yetenekli olduğunu son dakikada iki Denizlisporlu futbolcuyu geçerek gösterdi.

    Boğazın diğer tarafında rakibimiz kovduğu futbolcusunu 4 tane cezalı oyuncu var diye affediyor. Biz ARDAmız için tükürdüğümüzü yalar, beyaz Arda Formasını giyeriz. Bir iki maç sonra, belki Ali Sami Yen’deki Antalya maçına…

    Sevgiler
    Melih ERTAN

  40. Clair Demiş ki:

    Melih abi, Aydın Yılmaz Eskişehirspor’a kiralanmış.Keşke İbb’ye gitseydi zira en parlak dönemini İbb’deyken yaşamıştı. Bu saatten sonra bize hayır gelmez galiba Aydın’dan.Zaten bonservis opsiyonu Eskişehir’deymiş.

  41. MustafaBattal Demiş ki:

    İyi akşamlar Melih Abi,
    Kağıt üstünde kolay gözüken maçtı denizli maçı, ne de olsa lig sonuncusu ,hükmen kazanılan ankaraspor maçı dışında 3 puan alamamış bi ekipti, denizlispor.Ama sahada geçen hafta fenerbahçeyi de oldukça zorlamasına rağmen kazanamayan, iyi mücadele eden,hırslı bi denizlspor vardı.Galatasaray en iyi yaptığı işi yani pas futbolunu uygulamaya sokamayınca biraz zorlandı.Aslında saha koşulları;geçen hafta buzda bile 500 küsür pas yapan Gs için bulunmaz bi nimetti.Ama sorun sanırım oyuncuların sık sık pozisyon değiştirerek oynaması ve yeni katılan oyuncuların tam olarak adapte olamamasıydı.Eminim ki, Gs bu sorunu en kısa sürede atlatacaktır.
    Elanonun bu takım için bulunmaz bi nimet olduğunu düşünüyorum.Defansif olarak oynamasına rağmen geriden çok güzel “elano” pasları çıkardı.Jo ve dos santosun gelmesiyle barosun yokluğunda ,bu paslar daha da göze batacak.Ama onuda oyundan yıldıran bi braga vardı.Sanırım oyundan erken çıkarılması da bu yüzdendi.Çünkü kendisi oldukça sert ve acımasız ikili mücadelelerde bulunan bi kasaptı.Özellikle canere karşı bi pozisyonu vardı ki ,içim cız etti(http://img203.imageshack.us/img203/1198/bragacanerinbacaginikir.jpg).
    Kaos sonucu da olsa önemli bi üç puan aldığımızı düşünüyorum.İnanıyorum ki ,kötü oynarken kazandığımız bu puanlar bizi şampiyonluğa götürecek.
    Saygılarımla,
    Mustafa

  42. KSword Demiş ki:

    Selamlar,

    Daha önce bir yorumumda GS’ın Denizlspor maçında bile zorlanabileceğini düşündüğümü yazmıştım. Aslında yanılmışım düşündüğüm sebepler açısından. Bence gol sonrası o uzun düşüşün sebebi, GS’ın maç başındaki yüksek tempodan sonra fiziksel düşüşüydü. Orta saha oyuncuları tek hamleyle savunma görevlerini geçiştirmeye çalıştılar. Televizyondan izlerken anlaşılması zor olan bir muhtemel sebep daha var; defans yeteri kadar öne çıkmamış da olabilir.

    Belki de milli takımın en zayıf olduğu yer olan sol beki uzun seneler sonra en iyi doldurabilecek futbolcu olarak görüyorum Caner Erkin’i. Maalesef yeterli motivasyonu yok. Daha fazla basit oynamayı öğrenmeli. Daha az riskli oynamalı veya riski hücumdayken almalı. Her top kullanışının sansayonel olmasını istiyor sanki. Sizin de düşüncelerinizi merak ediyorum.

    Aydın Yılmaz da satılmış. FR’ın zamanında dünyanın en iyi kalecilarindan biri olarak kabul edilen Rüştü Reçber’i keserek kaleyi Valdes’e vermesi düşünülünce, bu çocukların nasıl olup da bu fırsatı değerlendiremediği düşündürücü.

    Sevgi ve saygılarımla,

  43. Burak Koksal Demiş ki:

    Mac istedigimiz gibi gecmedi. galatasaray’in daha iyi futbol oynamasini, topa sahip olup daha cok atak yapmasini bekliyorduk ama olmadi. Bence en onemli sebep Denizlispor’un inanilmaz sert oyunuydu. Rakiplerin bu futbol anlayisi ile Galatasaray’in iyi futbol oynamasini beklemek yanlis olur. Bence Galatasaray’in iyi oyununu her zaman oldugu gibi Avrupa maclarinda gorecegiz.

  44. arenafutbol says:

    http://www.ArenaFutbol.org en iyi blog yarışmasında editörlerimiz tarafından belirlenen fahri (onursal) katılımcı olmaya hak kazandınız.
    Tarafımızdan devamlı olarak takip edilen bu blogunuzu, en iyinin seçileceği yarışmamızda görmek isteriz. Ödüllerin bulunduğu yarışmamıza katılımınızla bize onur ve yarışmaya rekabet katacağınızı belirtmek isteriz.
    not:Bu yarışma için sadece 10 tane onursal katılımcı seçilecek. Blogunuz aradığımız niteliklere ve fazlasına sahip olduğu için sizi fahri üyelerden biri olarak seçtik.

    Emre Akın
    arenafutbol@hotmail.com

    Yarışmaya katılmak için OLUMLU veya OLUMSUZ cevabınızı mail veya msn yoluyla atmanızı rica ediyoruz.

    not2:Size ulaşmanın en kolay ve en garanti yolun yorum yazmak olduğunu bildiğimiz için bu yola başvurduk.

    Yarışma tanıtma bölümü: http://forum.arenafutbol.org/blog-dunyas-f149/en-yi-blog-yarmas-t12988.htm

  45. oskurr Demiş ki:

    İyi günler,

    Yeni transferlerimizi ve oyun yapımızı izlemek için heyecanlanıyordum maç öncesi. Açıkçası kaos futbolundan enstantaneler gördük bu maçta. Zaten Denizlispor oyuncuları gibi kasap(belki ağır bir itham ama gerçek) oyunculara karşı başka türlü mücadele edemezdik.
    http://img203.imageshack.us/i/bragacanerinbacaginikir.jpg/
    http://img188.imageshack.us/i/enginmemislerlucasneill.jpg/

    Kısacası sahadaki futbol hoşuma gitmedi, Emre, Elano çok zayıf kaldı malesef. Bu ikiliyi teknik oynayan bir rakibe karşı oynarken görmek isterdim. Zaten Rijkaard bu iki oyuncuyu da çıkartıp dirençli bir ortasaha yaratmaya çalıştı. İki defansif yönü kuvvetli açık, ortada ayhan-sarp ikilisi. Zaten bu düzenden sonra Denizlispor pozisyon bulamadı. Denizlispor oyunculara neden pozitif futbol oynamıyorsunuz diye kızamıyorum ancak; kısa vadeli kazançların bazen geleceği karartacağını bilmeleri gerekiyor.

    Bu arada geçmiş olsun, umarım daha iyisinizdir.

  46. u-topie Demiş ki:

    Kadro sakatlıklarla erozyona uğramış.
    İlk kez birlikte oynayanlar cabası.
    Bu ortamda Denizli’den kazasız çıkmak önemli.
    Oynanan oyunun tatmin edici olmaması doğal.
    Şubat ayında kazasız atlatılacak her maç kazanılan zaman olacak sonrası için.
    Geçiş süreci devam ediyor.
    Sahada oynanan kadar hatta daha da önemli oyunun nereye evrilebileceği .
    Biliyoruz ki adım adım yukarı çıkacak bu takım.
    Sakatlar geri dönecek.
    Yeniler kendine gelecek,takımla bütünleşecek.
    Örneğin bu sezon bir daha hem Keita’nın hem Sabri’nin her ikisinin birden oynamadığı bir maç oynamaz GS ki Sabri/Keita’lı bir sağ kanat Uğur/Barış ‘lı bir kanatla mukayese bile edilemez.
    Yeri gelmişken Uğur’la ilgili bir soru.
    Bir an unutun alt yapı kökenini.
    Duygusal olmadan bakmayı deneyin.
    Yarının GS’ının sağ kanadını teslim edermisiniz Uğur’a gönül rahatlığıyla.
    Bağlaşık bir soru daha.
    Fiziki kaos futbolunun has evladı Barış’ın akışkan hız futbolunun bir ferdi olması mümkün olacak mı acaba?
    Parantezi kapatıp yenilerle devam edelim.
    Potansiyelleri ve muhtemel katkıları üzerine keskin laflar edenlere bir küçük hatırlatma.
    Acele etmesinler.
    En azından geri dönüş kapılarını tümüye kapatmasınlar.
    Manevra imkanlarını tümüyle sıfırlamasınlar.
    Mahcup olurlar sonra.
    Jo yürüyerek onun üzerinde gol atarsa ,Neil’li defans onun altında gol yerse ikinci yarıda söyleyecek lafları kalmaz.
    G.Santos hızıyla rakiplerini sarhoş ederken ,göz kamaştırırken görmezden gelmek kolsy olmaz.
    Bu kadro müthiş akışkan bir pas ve hız futbolu oynama potansiyeline sahip hareketli beşli altılı bloğuyla.
    Hele M.Baroş’un katılımı sonrası kontrolu çok zor bir güç olur GS.
    Hakemlerimiz tolerans göstermezse sertliğe onbire onbir bitmez bir çok maçı GS’ın.
    Çözüm bekleyen temel konu top rakipteyken sağlanamayan orta saha sertliği.
    Burada takım içinden sıçrayacak bir kahramana gerek var sanki.
    M.TOPAL olabilirmi acaba?
    Gözümüz ufuk çizgisinde nefeslerimizi tutma zamanı.
    Mart ayına her kulvarda potada varılırsa görkemli ve keyifli bir bahar bizi bekliyor.

  47. Mert Demiş ki:

    Sezonun belki de en kötü futbolunu oynadık. Orta saha hakimiyeti, bir maçı kazanmak için en önemli unsur, bir başka deyişle hamledir. Galatasaray bu maçta bunu yapamadı. Hemen hemen maçın tamamına yakını Denizlispor’un orta saha hakimiyetiyle geçti. Braga’nın inanılmaz performansı önderliğinde Denizlispor’un da gelecek adına umut verici bir oyun ortaya koyduğunu söylemek mümkün kendileri adına. Ancak ligin dibindeler, acil şekilde maç kazanmaya ihtiyaçları var, bu maçı kazansalar ya da en azından puan alsalar büyük moral yakalayacaklardı ve bunun bilinciyle oynadılar elbette. Hava güzel, zemin harika peki ne eksikti Galatasaray’da?

    Öncelikle uyum yoktu Galatasaray’da. Hakan, Sabri, M.Topal, Baros, Kewell ve Keita gibi çok önemli oyuncularından yoksun olmasının etkisi elbette ki gözardı edilemez. Ancak saha içindeki oyuncularıyla, rakibi kolayca forsa edebilmeliydi Galatasaray, en azından 50-60 dakika. Ama bu olmadı. Top rakipteyken Jo, Emre, Arda ve sonradan dahil olan Gio gibi oyuncular rakibe yeterince basmadılar, alan daraltmadılar, dolayısıyla takım savunması oldukça geriye düştü. Sarp pek çok zaman tek başına mücadele etti orta alanda. Elano da formunu yakaladığı bi kaç maçtan sonra biraz etkisiz kaldı orta alanda, elbette topun rakipte olduğu zamanlarda. Savunma hattı da değişmişti, sol açıkta form yakalayan Caner, beke geçmek zorunda kalmıştı elbette formunun gerisinde kaldı. Caner’in defansif eksikliği çok sırıtıyor takımda, asıl yerinin sol açık olduğu bir gerçek; ancak açıkta ya da bekte oynasın savunma yönünü geliştirmesi gerekli mutlaka. Uğur iyi niyetine rağmen kritik yerlerde hatalar yaptı ve pozisyon vermemizi sağladı yine. Neill ve Servet ikilisi birlikte 2. maçını oynadı. Tam anlamıyla alışmaları biraz daha zaman alacaktır kuşkusuz ama Neill’in Servet’i rahatlattığı çok net görülüyor. Servet’in mücadelelerde kendine güveni artmış, dolayısıyla daha sağlam oynuyor. Verdiğimiz bir çok pozisyonda neden takım savunmasının adeta çökmesiydi bu maçta bana kalırsa. Arda, Jo, Elano, Barış hep kopuk kopuk oynadılar. Giovani Dos Santos, girer girmez topu ne kadar özlediğini gösterdi; hep kendisi kullanmaya çalıştı ilk paslar yerine; ama elbette bir şey söylemek için henüz çok erken, o muhteşem hızını ve topla kabiliyetini takım lehine kullandığı takdirde Keita ile birlikte neler yapacaklarını çok merak ediyorum şimdiden.

    Ligin zirvesindeki tüm takımların kayıpsız geçtiği haftada Galatasaray önemli bir 3 puanı kötü bir oyunla da olsa aldı. Önümüzde son derece kritik maçlar var. İçeride ve dışarıda Antalyaspor’la oynanacak kupa maçları ve bu maçların arasında tansiyonu yüksek olacağını tahmin ettiğim Kayserispor deplasmanı. Bütün bu maçlardan belki daha önemlisi Atletico maçları, ve tabiki bunların arasındaki Beşiktaş maçı. Galatasaray’ın kısa zamanda yeni transferleriyle uyumu yakalayıp tam anlamıyla ‘takım’ olması gerekiyor. Kaliteli ayaklarımızla her maçta gol bulabileceğimize eminim ancak takım olamazsak çok fazla pozisyon vermeye ve dolayısıyla goller yemeye hazır olmamız gerekiyor. Son olarak Leo Franco; evet çok kötü bir maç çıkardı, önceki performansı da tartışmaya açılabilir; ancak kendisi hakkında daha net yargıları ancak bu önemli maçlar sonrasında verebileceğimizi düşünüyorum.

  48. yeniyazar Demiş ki:

    Bu garabette gerçeklik payı var mıdır ?

    “Fenerbahçe’den Transfer Tepkisi

    Galatasaray’ın ara transfer döneminde Neil, Jo ve Santos’u alması Fenerbahçe’de kıskançlık krizine neden oldu.FB TV’de yayınlanan programda ezeli rekabete yakışmayacak ilginç yorumlar yapıldı.

    Türkiye ara transferde Galatasaray’ın patlattığı transfer bombalarını konuşurken, ezeli rakip Fenerbahçe’den ortalığı sarsacak bir tepki geldi… Sarı-Lacivertli kulübün resmi yayın organı FB TV’de yayınlanan ‘Yer 6′ isimli programda Galatasaray’ın Jo ve Dos Santos transferleri gösterilerek, “150 milyon dolar borcu olan bir kulüp bu transferleri nasıl yapıyor? Değirmenin suyu nereden geliyor? Bunun adı günü kurtarmaktır” ifadeleri kullanıldı. Takvim’in haberine göne programda ayrıca Sarı-Kırmızılı kulübün borçları nedeniyle ilerki yıllarda FIFA nezninde büyük sıkıntılar yaşayacağı da belirtildi.

    TÜRK FUTBOLUNUN ÖNÜNÜ KAPATIYORLAR

    Galatasaray’ın yabancı transferleriyle kadrodaki Türk futbolcuların önünü kapadığı da vurgulanırken, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın her seferinde dile getirdiği ’sınırsız yabancı’ isteğine değinilmemesi dikkat çekti.

    Programda geçen hafta Galatasaray’ın Gaziantepspor’u 1-0 yendiği maçın hakemi de eleştirilerek, “Sanırım gözüne kar kaçtı. Galatasaray lehine verdiği kararlarla birilerinin gözüne girmiştir” denildi. Şimdi herkes Sarı-Kırmızılı cephenin bu sözlere yanıtını bekliyor.
    …”

    milliyet.com.tr 01/02/2010

    http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1193387

  49. burakaslan Demiş ki:

    Meli abicim,

    Keita’ya ceza geliyor diye haberler çıktı medyada. Durum nedir acaba? Bir bilgin var mı?

    http://www101.mackolik.com/Futbol/Haber/91348/Keitaya-Agir-Ceza-Geliyor

    Teşekkürler,

  50. ILKER UCAR says:

    Selam hemserim,Abicim

    Umarım saglık sorunun falan yoktur bu aralar
    bir ugursuzluktur gıdıyor.Yıllardır ihmal ettiğim ayagımdan ameliyat oldum futboldan kalma hasar.Bir ters hareketimde beni yolda bıraktı mecburen ameliyat olduk.Ben iyiyim su an ama sen nasılsın valla endişeleniyorum iyi oldugunu haber verde yazı olmasa da olur.

    sevgiler

  51. profesor Demiş ki:

    Delirtecek bunlar beni.. Çileden Çıkardılar Denizli maçında.. Saçımı başımı yoldum. Yahu bu nasıl bir futbol anlayışı.. 15 sene profesyonel futbol oynadım. Ama bu kadar kötü bir futbol daha görmedim.
    3. Bölgeye resmen top alamadık rezalet. Adamlar gayr-i ciddi oynamalarına rağmen her topta çok rahat orta sahamızı geçtiler. Bu takımın artık kendini bir şekilde toparlaması şarttır.

  52. ahcell Demiş ki:

    Merhaba Melih Bey, Antalya ile oynanan kupa maçı şimdi bitti. Takım olarak iyi oynamadık, hazır değildik. Ancak maç sonunda yakalanan 3 fırsat var açıkca ikisi çok moralimi bozdu.
    -Arda’nın iyi pozisyon alan Santos’a vermediği pas.
    -Elano’nun çok güzel hareketlerle önünü boşaltmasında Arda’nın ısrarla topu almaya çalışıp pozisyonu öldürmesi.
    -Üçüncüsü ve en neti yine Elano’nun Santos tarafından harcanan pozisyonu. Santos yeni geldi, alışmamış veya savruk olabilir Ancak kaptanın 2 pozisyonu beni üzdü. Bir gerçek daha var, beraberliği hak etmemiştik…

  53. sultani Demiş ki:

    Abi iyi şeyler lafının altını doldurmanı rica etsem

  54. magirtas Demiş ki:

    Selamlar,

    Denizlispor maçında bunları yazdığınıza göre tüm iyimserliğinize rağmen, Antalyaspor maçı için ne yazacaksınız çok merak ediyorum?

    Yol doğru ama biz geriye doğru gidiyoruz sanki…

  55. ERHAN USTA Demiş ki:

    Melih abi selamlar öncelikle umarım büyük bir sorunun yoktur valla kaç gündür yolunu gözlüyorum Antalya maçı için birşey söylemek istiyorum ben maalesef umudumu yitirdim sezon başındaki takım gitti takımın elle tutulur bir yanı yok hiç mücadele etmiyoruz iki pas yapamıyoruz birde sakatlıklar artarak devam ediyor bu gidiş hiç iyi değil işimiz sadece kişisel beceriye kalmış tamam keita kewell baros vs vs yok ama tek tek bakınca süper kadro var abi bana gerçekten umutlu olabileceğim birşeyler söyleyebilirmisin ciddi anlamda şimdiden teşekkür ederim kolay gelsin abi

  56. onderali Demiş ki:

    Sevgili Melih Ağbi,

    Denizli maçının üzerine dün akşamki Antalya maçı tam bir felaketti. Bırakalım oyuna hükmetmeyi pas trafiği açısından da bozguna uğradığımızı düşünüyorum. Bir hiç 90 dakika seyrettik kısaca.
    Umarım ve umarım…

  57. aytekin Demiş ki:

    MELİH ABİ SELAMLAR ONCELİKLE.
    COK UZUN ZAMANDIR OKUYARAK ISTIFADE ETMEME RAGMEN HIC YAZMA GEREGI DUYMADIM AMA ARTIK ICIM ICIME SIGMIYOR BI SEKILDE KUSMAM LAZIM ICIMDEKILERI.
    ONCE DENIZLI MACI SONRASINDA ANTALYA…
    BI TAKIM BU KADAR MI PAS GARIBANI OLABILIR. TAKIMIN BASINDA FR VAR AMA FUTBOL OLE DEMIYOR. TAKIM COK KOSUYOR MUCADELE EDIYOR AMA NERDEYSE HIC TOP KAPAMIYOR. 3. BOLGEDE TOPLA OYNAYAMIYOR. BU FUTBLCULARI TOPU SISIRMEYECEKSIN ARKADAS, TOPU KAPTIRACAK OLSANDA GOL YIYECEK OLSAK DA TP SISIRMEK YOK PAS YAPACAKSIN DEMIYOR MU. GAZIANTEP MACINDA BI ARA SOLE BI ISTATISTIK VARDI DAKIKA YANLIS HATIRLAMIYORSAM 65. BASARILI PAS GS:484 GA:154 DU.NASIL MUTLU OLMUSTUM. O AGUR ZEMINDE ERTESI GUN ONCA SPOR YAZARI GS UZUN OYNAMALIYDI DEMESINE RAGMEN TAKIM NERDEYSE HIC TOP SISIRMEDI. ELANODA EN IYI OYUNUNU OYNADI. AMA YA SONRASI ANTALYA DA DENIZLIDE SAHA MUKEMMEL AMA FUTBOL OLARAK RESMEN EZILDIK.
    KUSURA BAKMA DALDAN DALA ATLIYORUM AMA ELIMDE DEGIL CUNKU NERDEYSE HIC UMUDUM KALMADI TAKIM HAKKINDA. BEN BUNLARI YAZARKEN OGRENDIM KI JO 3 HAFTA YOK VE FENER BURSA YI 3 SIFIR YENMEKTE. HAYIR OYUNUMUZ GUZEL OLSA HIC GAM YEMEM YENDIK YENILDIK ZATEN GECEN YARI BOYUNCA KAYBETTIGIMIZ HER PUANDA BUNUNLA TESELLI ETTIK KENDIMIZI. OYNAMAK ISTEDIGIMIZ OYUN PAS FUTBOLU KOLAY DEGIL FUTBOLCUNULARIN MANALITESINI DEGISTIRMEK . O YUZDEN ZAMAN LAZIM DIYE AMA BU KADARDA SAVURUK FUTBOL OLMAZ KI.
    SABRI HAKAN YKTU DEFANSTA BELKI AMA B BAHANE OLMAMALI. DOS SANTOS COK HAREKETLI BELKI AMA FORVET OYNAR MI.
    ARDA TOPSUZ ALANDA PRES YAPIYOR GIBI GOZUKUYOR AMA HIC TOP KAZANMADI BU PRESLE MAC BOYUNCA NE ANLADIM BEN BUNDAN SIMDI.
    CANER HIC OYNAMADI BENCE. HERSEYE ITIRAZ EDIYR.
    NEIL I COK BEGENIYORUM HEM HIRS OLARAK HEM TPU OYUNA COK IYI SOKUYOR
    FIRDIKTEN SONRA ELANO COK IYIYDI BENDE
    IKINCI YARI BIRAZ AYHAN OYNADI O KADAR
    SANIRIM KEWELLI BAROS U KEITA YI VE SABRININ EKSIKLIGINI HISSEDECEZ VE ONUMUZDEKI SU ZOR FIKSTURLE BAKALIM DOS SANTOS NASIL TASIYACAK BIZI FORVETTE

  58. yasin_26 Demiş ki:

    Melih abi selamlar…Antalya maçıyla alakalı düşüncelerinizi sabırsızlıkla bekliyorum.Lakin hiç bir teselli beni tatmin etmeyecek.İnanılmaz bir isteksizlik ve vurdumduymazlık var takımda.Galatasaray takımının futbolcularının bu şeklilde oynamaya hakkı yok.Bu tamamen ihanettir.Antalya maçını tekrar izleyip bu oyunlarından utanmalılar.Kafam çok bozuk abi bildiğin gibi değil.Bana lütfen bişeyler söyleyin…

  59. suhan cem Demiş ki:

    Eskiden GS camiası küçükdü içine kapalıydı. Basın bunu dağıtmak için hep fitne sokardı. Bunu bildiği için de camia her fitnede daha da birleşirdi. Şimdilerdeyse, basının fitnelerine gerek kalmayacak şekilde, takımı yıkmak için çalışan taraftarlar dolaşmakta cevrede.

    Bir haftada kral yapılanların, 1 günde soytarıya dönüştürüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Futbol bilmezliği geçtim empati kurmak bile yok. 2 hafta önce takımını direk şampiyon ilan edenler, bugün ilk beşe giremeyiz,Şampiyon olamayız demeye başladı.

    Peki iki haftada ne değişti? Yüklemelerden çıkmış, sakatlıklardan beli bükülmüş bir takımın gene de her maça ideal 11ini mi çıkarmasını bekliyorlardı? Hocanın, böbrek taşı düşürmüş elano’yu, daha geleli 1 hafta olmamış Gio’yu yedek tutma hakkı yokmu? Son iki maçta baktınızmı bu takımın yedeklerine? Size ilk yarı ve ikinci yarı takımın ideal 11lerini yazacağım

    Franco/sabri-gökhan-servet-hakan/mustafa-topal-arda/keita-baros-kewell

    ufuk/ uğur-neill-servet-caner/mustafa-elano-arda/gio-jo-barış
    ilk yarıdaki ideal 11imizden 7 farklı oyuncu var şu an kadroda ideal 11 diye.. ondan sonra halamı sistem oturmadı diyende var, bu burada oynarmı o orada oynarmı? diyende var. sabri,hakan,gökhan,emre Aşık, mehmet topal,elano,kewell,baros sakat. keita afrika kupasından dönmüş, neill gio ve jo ise yeni transfer. Takımın omurgası değil, tüm kemikleri değişmiş nerdeyse. Ve yapılan eleştiriler.

    Gerçekten futboldan soğudum. soğumamın sebebi, takımımın oyunu değil. bu istikrarsız, kendi bencil ve küçük düşüncelerine hapsolmuş, adı taraftar olan insanlar yüzünden. Bir tanesi ayda 5 milyon vermiş hepi topu 5 TL (yazı ile beş türk lirası) GSTV’ye üye olmuş. 2 hafta önce methiyeler düzdüğü yönetime küfürler edip o 5 lirayı helal etmediğini söylüyor ve kapatmak için başvurduğunu belirtiyor. ben de o seviyeye indim. Masasına 10 TL bıraktım bir daha mümkünse yanımda GS deme diye..

    söyle şimdi melih abi? tut ki şampiyon olduk tut ki şampiyonlar ligini aldık. ben artık güvenemediğim bu adamlarla nasıl omuz omuza şarkı söyleyeceğim? nasıl güveneceğim şampiyon olduktan bir ay sonra, gene o küfürleri sallamayacaklarını?

    NOT. FB futbol takımı tempolu oyuna alışık olmayan bir takımdır. Daum’da genelde aynı 11 ile maç yapan bir hoca. 1 ay sonra o takım çok sakat verecek ve/veya sahada yürüyecek hali olmayacak. Şu an hırslı oynamalarının tek sebebi, GS’ın yaptığı transferler yüzünden, “onur savaşı” psikolojisinde olmaları. Ama bu 60 kilo bir adamın 100 kilo bir adama direk kafalama girmesine benziyor. ilk girdiğinde yıprattın yıprattın. ondan sonra o yüz kiloluk adam, en başta döverken yorulacağından daha az yorularak altmış kiloluğu döver…

  60. zencimusa Demiş ki:

    Merhaba Melih Abi,
    Yorum ve yazılarınızı uzun süredir takip etmekle birlikte sitenize ilk defa yorum gönderiyorum. Dün gerçekten üzücü bir oyun vardı sahada takımımız adına. İlerleyen haftalarda önemli bir eşiği aşarak hedefimize daha büyük adımlarla ilerleyeceğimize inanıyorum. bu inancımın temelinde, oyuncularımızın ve teknik ekibimizin ve de yönetimimizin kalitesine olan inancım yatıyor.
    Sizin yorumunuzu merak ettiğim iki konu var, size zahmet vermemiş olacaksam bu konulardaki yorumlarınızı sabırsızlıkla beklediğimi belirteyim. Birincisi, Takımımızın son 4-5 maçında zirve yaptığını gözlemlediğim rakip ekiplerin aşırı sert oyunu. özellikle Antep maçından itibaren kasten atıldığını düşündüğüm tekmeler havalarda uçuşuyor ve daha çiçeği burnundaki transferlerimiz adeta yıldırılıyor. eğer yanlış bir gözlem yapmadıysam aynı manzaraları ezeli rakiplerimizin maçlarında görmek pek mümkün değil, ki görsek bile sert yaptırımlara maruz kalıyor bu futbolcular.
    İkinci konu ise, Mehmet Özdilek ve Rıza Çalımbay’ın büyük takımlarla yaptıkları maçlarda bazı durumlar dikkatimi çekiyor. bunu söylerken biraz çekiniyorum ama burnuma hiç hoş kokular gelmiyor ve özellikle Antalyaspor’un üç büyük takımla yaptığı son maçlardaki oyun farkı bu durumla ilgili işaretler taşıyor diye tahmin ediyorum.. Teknik adamlar imkanlar nisbetinde geçmişlerine (duygusal manada) sünger çekmeliler diye düşünüyorum..
    Saygılarımla..

  61. Helvacı Demiş ki:

    Melih Abi, selamlar.Son iki maç Denizli ve Antalya maçları çok ürküttü beni.Karamsarlığa doğru gidiyorum.Sene başından bu yana yeni teknik ekiple devrim niteliğinde yeni bir anlayışın yerleşmesi adına yaşanan sancılar hiçbir zaman üzmedi beni ama bu son iki maç o yeni anlayıştan çok uzakta geçti.İlk defa bu iki maçta bu kadar çok kaleci degajı ve uzun kullanılan aut atışı gördüm.Saha içinde topu alan tek başına ilerleme peşinde.Üst üste 3 pas yapamamak bir yana yapmayı denememek gibi vahim bir durum oluştu.Biraz Antalya maçının 2.yarısı Elano girişiyle durumda düzelme oldu.Asıl endişe edilecek durum bence şu:Bu son iki maçta olan pas oyunundan uzaklaşıp kaos futboluna dönüş, amaçsız uzun toplar bunlar Rijkard’ın tercihi mi?Yoksa tabi ki böyle bir durum olmayıp başta kaleciler olmak üzere oyuncuların onun talimatlarını dinlememiş olmaları mı?Her ikisi de oldukça can sıkıcı.Saygılar…

  62. Akif Deniz Demiş ki:

    Melih Abi fikirlerinize ihtiyac duydugum kritik bir donemdeyiz. Umarim her sey yolundadir.

    Bugun Galatasaray’in her seyiyle, herkes tarafindan elestirildigi bir gun. Her renkten insan Galatasaray’in futbolcusu, yoneticisi, taraftari hakkinda hos olmayan seyler soyluyor. Fenerbahce’nin belini dogrultmasi ve son haftalarda acikca Turkiye Ligi sampiyonluguna yakisir kararlilikta, sertlikte ve akilda futbol oynamasi ulkenin medya organlarinda muazzam bir cosku yaratmis durumda. Ama ben Kayseri’deki Galatasaray’in verdigi mucadeleden cok memnunum. Galatasaray’in mesnetsizce harcanmaya calisildigi noktadan depara kalkacagini umuyorum. Cunku 1)Takimin radikal bir sorunu yok. Devre arasinda iskeleti zorunlu olarak degismis bir takimin yuksek pas yuzdesini 3. bolgede gerceklestirmesinin imkani yok. Iskelet degismeseydi Galatasaray bunu bugun yapabiliyor olacakti. 2)Elano, Giovani, Keita ve Arda’nin uretkensizligi surekli olamaz. Her zaman boyle zeminde, bu kadar gergin bir ortamda oynanmayacak. Keita’nin 2 aydan bu yana oynadigi ilk mac, Giovani 3 mac ust uste oynamadi henuz, Elano’na da ayni sekilde, Arda bu takimin kaptani ve yukumlulukleri var, vs. 3)Sezon basi atan ama cok yemesiyle elestirilen Galatasaray bir negatif ozelliginden bir derece kurtuluyor: Cok pozisyon vermek. Orta sahasinin kolay gecilmesi rakiplerinin golle burun buruna oldugu anlamina gelmiyor. 2. ve 3. bolge arasi yardimlasma ve gecis problemi sabitse de tandeminin oldukca saglamlastigi asikar. 4)2 mac kazanamayinca Galatasaray’i gormemis taraftarlarin, aymaz yonetimlerin, lakait topcularin kulubu ilan edenlere kotu haber: Santrada pas atacak adam bulamayip topu markajdaki adama dogru savurup kaybeden Mustafa Sarp, bir Elano, Arda, Gio, vs. bulur, o topu rakibe vermez. O zaman iste cok sey degisir. Bu kadar cok pas hatasi ve topsuz alan organizasyonu yalniz Galatasaray’da degil Uluslararasi kupalarda var olan hicbir takimda surekli olamaz. Dolayisiyla Galatasaray’i TSL’nin ilk iki sirasindan uzaklasmasi icin bu mevcut sorunlarin kisa vadede ortaya cikmasi yeterli degil. Ama birkac oyuncusunu daha sakatlamak ise yarayabilir.

    Bu kisa vadeli bunalimdan Galatasaray’in cikmasi ve rotasina tekrar yerlesmesi icin bir seye ihtiyac var: Carsamba gunu TK’da turu gecmek. Ondan sonra ara ve sonra buyuk maclar. Cok acik ve net. Bu sezonun donum noktasi Turkiye Kupasi ceyrek final 2. macidir!

  63. Melih says:

    Selam.

    Döndüm ve buradayım.
    Bütün mesajları bir bakıp yayınlayacağım.

    Sevgiler.

    Melih

Görüşünüzü Belirtin:


    Yorum yapabilmek için üye olmak zorundasınız. Üye Girişi Yapın yada Üye Olun