İslam Çupi’nin kaleminden Metin Oktay’ın golleri: Ağları yırtan gol
İslam Çupi. Herkes onu kimselerin aklına gelmeyen benzetmeleriyle bilir. Hâlâ milat kabul edilen yazılarıyla bilir bir de. Fenerbahçeliliğiyle bilinir de, kimseler hatırlamaz onun da yolunun Galatasaray Lisesi’yle kesiştiğini.
Tıpkı Fenerbahçe’nin alamet-i fârikası “kanarya”nın mucidi Cihat Arman. Fenerbahçe’nin Mütarake Dönemi’nde halkın en sevdiği takım olmasının stratejisini kuran ve uygulayan Ali Naci Karacan. Fahri hamiliğini üstlenmesine karşın tarihin yeniden yazılması sonucunda bir anda Fenerbahçe başkanları arasında adı geçen şehzade Ömer Faruk. Ya da “bu son günlerde kanım biraz Fenerliler’e kaynıyor gibi” diye yazan Nazım Hikmet gibi… İslam Çupi’nin de ömrünün bir bölümü Galatasaray Lisesi’nde geçti.
Samimi ve kararlı bir Fenerbahçeli’ydi İslam Çupi, bu yüzden tuttuğu takımın dergisini daha rahat ortamlarda okumak için ayrıldı Mektep’ten. (Çünkü tuvaletlerde gizli gizli okuduğu için Fenerbahçe dergisini, idarede “komünist mi acaba” sorusu doğurmuştu 589 İslam.)
Sonra yolu eski adıyla Vefa Sultanisi’ne düştü Çupi’nin. Ardından da gazeteciliğe. Yani kurşun kaleme ve kağıda. Ya da mürekkebe ve sahaya. Metin Oktay’ın Galatasaray’a gelmesinden iki yıl sonra başladı gazeteciliğe İslam Çupi. Ve denilebilir ki Metin Oktay yaşadıkça o da yanında oldu hep. Beraber yaşadılar, beraber içtiler, beraber ağladılar.
Önce Kral göçtü bu dünyadan, ardında bugün bile hatırlanan goller bırakarak. 10 yıl sonra da Çupi, ardında binlerce yazı ve “Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz” lafını Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın duvarına emanet ederek.
Ömrünün bir bölümünde, henüz sağ iken Metin Oktay, onun attığı bazı golleri için yazılar kaleme aldı İslam Çupi. İşte onlardan, yani gollerden sadece birisi, ama en çok hatırlananı. Metin Oktay’ın 10 Haziran 1959’da o günün Mithatpaşa, bu gününün İnönü Stadı’nın deniz tarafındaki Fenerbahçe kalesine attığı ağları yırtan golü ve İslam Çupi’nin kurşun kalemi. Yanyana ve başbaşa.
“Bu da meşin tarihine “ağların bile tutamadığı gol” olarak geçecek.Galatasaray’ın maçtan önceki klâsına favorilik etiketi iliştirilen Fenerbahçe’yi devirişi, bir büyük olayla düğümlenecekti. Bu büyük düellonun sonunda sarı-kırmızı taraftarların gözleri, deniz tarafındaki kalenin sol üst direğine dönmüştü. Orada kocaman bir delik vardı. Direğe çakılı çivilere gerilmiş ağlar paramparça olmuştu. Sanki Özcan’ın koruduğu Fenerbahçe kalesini, futbol topu değil de; yırtıcılığı aşırı, bir köpek balığı ziyaret etmişti. Ve bu deliğin şerefine kalkan sesler vardı Mithatpaşa’da. Onbinler bir dev ağızmış gibi bağırıyorlardı:
“Me-tiin, Me-tiin!” diye. KRAL, Fenerbahçe’nin yıkılıp gittiği mücadelede yine soldan topla yürümüştü. Naci bastırmıştı hemen. Metin bir çalımla ondan kaçırmıştı meşin yuvarlağı. Devrin en büyük santrhafı, markajından bir sabun gibi kayıp giden Metin’e artık sadece bakıyordu. Çok çaprazdan vurdu Metin! Topun şiddetinden Özcan’ın sadece saçının telleri kalkmış, Fenerbahçe’ye ise yırtık ağlar ve bıçak gibi kesen bir gole üzülmek kalmıştı.”
(Gazete kupürü için Milliyet’e teşekkür ediyorum. MŞ)
Etiketler: Galatasaray, Kral, Metin Oktay

Ben İslam Çupi’nin en çok “kişi serseriliğine hürmetim vardır” sözünü seviyorum. Çupi’nin yazıları İletişim Yayınlarınca basıldı, cilt cilt. Kitaplardan birinin adı: Her Şey Sağ Bekin Lahana Dolmasını Yemesiyle Başladı. Nedense İletişim Yayınları’na elli kere gitmeme, oradan birçok kitap, dergi karşın bu kitabı almayı hep unuturum.
Teşekkürler Melih Abi bu güzel anımsatma için. Çupi güzel adamlardandı, Meriç Tunca’lardan, Saatçi’lerden çok farklı olan. Onun gibi insanlar olmasa Fenerbahçe’ye olan saygım asla bu derece olmazdı.
Melih Bey merhaba,
Bu güzel paylaşım için teşekkürler. Size sormak istediğim Fenerbahçe yazarları ağların çürümüş olduğunu , kalitesiz olduğunu idda ederler. Bunun doğruluk payı var mıdır ? Birde bu lig maçı mıdır yoksa kupa ?
Sevgilerimle
(Selamlar. Bu çürüme de en komik iddiadır. O dönemin filelerden sorumlu olan malzemecisinin beyanı var fileler sağlamdı diye. Ama ciddiye alınmaz tabi. Ayrıca madem çürüktü başka futbolcular da (mesela Fenerbahçeliler de) yırtsalardı ya fileleri. Niçin yırtamamışlar? Ayrıca bunu o zaman niçin kimse yazmamış? Bayılıyorum bu tip ilgili insanlar öldükten sonra ortaya atılan iddialara. Sevgilerimle. Melih)
Çok güzel bir yazı olmuş Melih abi. Eline sağlık. İslam Çupi’nin de toprağı bol olsun. Allah rahmet eylesin.
“Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz.” bu lafı Fenerbahçe’nin yıllarda yaptığı işlerle içini yavaş yavaş boşalttığına inanıyorum. Büyüklük tek kalmakla olmuyor bence. Fenerbahçe şu an tek duruyor gibi. Zira herkesi kendinden uzaklaştırmış durumda. Bir kişinin olduğu yerde büyüklük söz konusu olamaz bence. Asıl büyüklük topluluğun arasında yükselmektir. Umarım günler, aylar veya yıllar geçer de Fenerbahçe tekrar “gerçekten” büyük olur.
Saygılar abi.
Metin Oktayın “Sevenlerimizi üzmeyelim Baba”,İslam Çupinin “Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz” sözleri dünya üzerinde hiç bir servetle ölçülemez,kutsal kalmaları,asırlarca değerlerini yitirmemeleri için NO AL CALCİO MODERNO !
Paylaşımın teşekkürler Melih.
Sevgiler
Melih Abi,
Öncelikle size çok teşekkür ederim. Çünkü sayenizde Milliyet’in arşivini keşfettim. Eskilerin gazetelerine ulaşabilmek büyük imkan ve çok da heyecan verici.
Metin Oktay’ın ağları yırtan golünün etkisi her iki taraf için de fazlasıyla psikolojik bence. Anlayabildiğim kadarıyla altıpasa yakın bir yerden vuruyor Taçsız Kral. O gün olan şey, o zamanın teknolojisinin Kral’ın o müthiş adale kuvvetine boyun eğmesidir sadece. Nitekim o maçın dört gün sonraki rövanşında Fenerbahçe, Galatasaray’ı 4-0 yenip, profesyonel ligin ilk şampiyonu oluyor.
Bütün Galatasaraylılar’a, 19 Aralık 1960 tarihli Milliyet’e bakmalarını öneririm. Orada anlatıldığı kadarıyla G.Saray’ın o günkü galibiyeti muhteşem bir olaydır. Rekabetin tarihinde çok farklı bir dönemin şaşırtıcı izleri var orada.
İslam Çupi’nin sözleri ise, bağlamı içerisinde Fenerbahçe’nin sosyal hayattaki rolüne vurgu yapıyor sanırım. Ama adı konulamayan büyüklük, iktidar büyüklüğüdür bence. Çupi’nin dediği gibi başarılardan bağımsız bir büyüklüktür. Misal, ezeli rakibinin zirvelerde, kendisinin perişan halde olduğu dönemlerde bile televizyonlarda en çok Fenerbahçe konuşulur. Memleketteki güç odağının manevralarının yansımasıdır olan biten. Pek de pozitivist bir temele dayanmayan bir mottodur Çupi’nin armağan ettiği. ‘Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak.’ gibi akla pek de yakın olmayan bir motto. Tüm memlekete mal olmuş tarihi ve kültürel değerlere el koyma gayretleri gibi…
Ben Metin Oktay’ın bize armağan ettiği mottoyu yeğlerim. Çok daha mantıklıdır. Ne demişti Türk futbolunun ölümsüz kahramanı:
‘Bence Galatasaraylılık, bir din gibi, bir mezhep gibi, yerleşmiş köklü bir inançtır. İşte Galatasaray’ı bunun için tercih eder, Galatasaraylılığım’la gurur duyarım.’
Melih Abi merhaba,
Bildiğim kadarıyla rahmetli İslam Çupi bir Arnavuttu. Ali Sami Yen’in de Arnavut olduğunu biliyorum. Beşiktaş’ta Çerkes etkisi varken, Galatasaray ve Fenerbahçede bir Arnavut etkisinden bahsedilebilir miyiz?
Bir de Fenerbahçe’nin kalın deri kaplı büyük 100 yıllık tarih kitabının tanıtımını bir radyo programında yaparken Ali Koç şuna benzer bir şeyler söylemişti: “bizim futbolcularımız da fileleri delmiştir, bir tek Metin Oktay değildir fileleri delen. Ayrıca Bursa’da Galatasaray’ın maçına gelen Mustafa Kemal başka Mustafa Kemal’di.” Bunun gibi daha çok aşağılık kompleksinin dilde vucut bulduğu cümlelerin gerçeklik payı var mıdır? Olması neyi değiştirir?
Sevgi ve saygılarımla…
Melih Abi,
Ayhan Yılmaz, Rahmetli İslam Çupi’nin “Fenerbahçe’nin büyüklüğü” ile ilgili söylemiş olduğu sözün aslında ironi olduğunu ve “siz hala bu tip bir düşünceyle(ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğü..) kendinizi avutun” anlamına geldiğini, ancak spor kamuoyunun bunu hep yanlış/istedikleri gibi anlamış olduğunu belirten bir yazı yazmıştı 2008′de.
İzninizle o yazıyı olduğu gibi buraya kopyalıyorum:
http://fanatik.ekolay.net/GALATASARAY-Fenerbahcenin-buyuklugu_6_YazarDetay_106968_37.htm
Fenerbahçe’nin büyüklüğü…
Basınımızın ‘hâlâ’ tartışmasız ismidir, 2001’in 6 Şubat’ında yitirdiğimiz İslam Çupi. Sık sık Cağaloğlu’ndaki Gazeteciler Cemiyeti Lokali’nde sohbet ederdik iş çıkışı, rahmetli Metin Oktay’la olduğu gibi… İnsandı önce, sonra da spor yazarı ve tabii sıkı bir Fenerbahçeli’ydi İslam abi. Teşbih ustasıydı. O grubun misafir üyesiydim. Çünkü genceciktim o zamanlar, daimi üye olamayacak kadar hem de! Her takımı tutan vardı grupta, bir gün bile saygısızlık görmedim karşı tarafa yapılan.
‘Fenerbahçe aşığıydı’ dedim ya… “Fenerbahçe’nin büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka büyüklüktür işte, adı konamaz” sözü ile tanıdı onu Türkiye ve ne yazık ki bazı Fenerbahçeliler! Önünü-arkasını bilmeden, içeriğini anlamadan sözlerinin üstelik.
Sandılar ki, UEFA Kupası ve Süper Kupa da neymiş, demeye getiriyor sözü usta. Okumayı, Saracoğlu Stadı’na her gidişte duvarda yazan o anlamlı sözlere göz gezdirmek sanan ‘Galatasaray’ın Avrupa’daki başarısını kıskananların’, İslam abinin “Türkiye’deki bütün şampiyonluk rekorları Fenerbahçe’nin elinden uçmuştur. Ne kalmıştır isminden başka bu vatanda. Başka takımlar UEFA Kupası’nı, Süper Kupa’yı müzelerine götürmüş iken, yerli tenekelerle çocuğu nasıl Fenerbahçeli yaparsınız!” (21 Kasım 2000-ölümünden 2,5 ay önceki yazısı) düşüncesini ıskalaması doğaldır. Ama işi spor yazarlığı ya da kulüp yönetmek olanlar bunu ıskalamamalı, okuyup doğru anlamalı/anlatmalı ustayı da, büyüklüğü de!
Evet, her alanda en güçlü oldukları, rakiplerinin ise yerlerde süründüğü bir sezonu kupasız kapatma olasılığı üzmekte Fenerbahçeliler’i. Bu aşikâr. Ama üzüntüler de onurlu bir şekilde yaşanmalı, sağa-sola saldırarak değil. Ve yine en acı tarafı, Fenerbahçe ve Galatasaray yönetimleri ile taraftarlarının büyük çoğunluğu bu ağırbaşlılığı gösterebiliyorken, aramızdaki bazı ne idüğü belirsizler, kora benzin döküp yelpaze sallıyor sürekli. Bunun adına da futbol yazarlığı diyorlar. İslam Çupi’yi anladıkları gibi anlıyorlar yaptıkları işi de! Lütfen onları ciddiye bile almayın. Sevincinizi de, üzüntünüzü de, bir karşı tarafın olduğunu unutmadan yaşayın. İnsan gibi.
8 Mayıs 2008, Ayhan Yılmaz.