Archive for the ‘Galatasaray - Fenerbahçe Rekabeti’ Category
Pazartesi, Ekim 26th, 2009

Maçtan önce, “Milan Baros ikinci dakikada sakatlanıp çıkacak” deselerdi Frank Rijkaard’a muhtemelen Ralph Elano Blümer’le başlamazdı karşılaşmaya. Baros’un sakatlık nedeniyle maça devam edemeyeceği belli olunca üç şeyi birden kaybetti Galatasaray.
Önce hücum hızını kaybetti ve de ciddi hücum gücünü. Ardından Elano’nun en önemli özelliği olan koşan futbolcunun önüne pas atma seçeneğini. Ve de en nihayetinde Baros’un rakip defansı hırpalama şansını.
Ancak yine de açıklamıyor Baros’un sakatlığı 3-1’lik sonucu. Açıklayamıyor.
Nedir peki o halde Galatasaray’ı böylesine pençesiz bırakan? Birkaç neden.
Bir. Demoralizasyon. Yok, moral çöküntüsü değil burada sözü edilen. Bu kelimeyi aldığımız dildeki ilk anlamı geçerli demoralizasyonun karşılığı olarak. Yani ahlâk bozukluğu. İş ahlâkını kaybetme.
İki. Mücadele. Fenerbahçe maçı kazanmak için daha çok mücadele etti Galatasaray’a oranla.
Üç hız. Maçta ortalama olarak Fenerbahçe’den daha hızlıydı Galatasaray. Ama Fenerbahçe, en gerekli olduğu yerde, yani üçüncü bölgede Galatasaray’dan çok daha hızlıydı.
Dört. Lidersizlik. Galatasaray’ın her manada, yani hem futbol, hem de takım liderinin bulunmaması. Şu çok net görüldü ki takımın liderliğine soyunan Arda Turan 10 numaralı formanın içini doldurmak için oldukça minyon.
Beş. Arzu. Galatasaray arzuladığı futbolu oynayamayan taraftı dünkü maçta. Fenerbahçe ise Christoph Daum’un maç öncesi stratejilerini hayata geçiren takım.
(daha fazla…)
Tags: Arda Turan, Colin Kazım, Daum, futbol liderliği, Rijkaard, takım liderliği, takım ruhu Posted in Fenerbahçe, Futbol, Futbol Analiz, Galatasaray, Galatasaray - Fenerbahçe Rekabeti, Galatasaray Futbol Analiz, Galatasaray Maç Yazısı, TSL | 161 Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Cumartesi, Mart 21st, 2009

Çok yıllar önceydi. Fenerbahçe henüz elli yaşındayken Rüştü Dağlaroğlu bir kitap yazmıştı kulübün 50 senesini anlatan. Orada bir bölüm kaleme aldı rahmetli Dağlaroğlu, “Fenerbahçe’nin Türk Sporundaki Hususiyetleri” başlığını taşıyan.
(daha fazla…)
Perşembe, Şubat 12th, 2009
 Bu tarihteki ilk Galatasaray-Fenerbahçe maçının fotosu. 17 Ocak 1909'da çekildi. Bu maçtan yaklaşık iki yıl sonra aynı sahada oynandı "yedi kişiyle yedi sıfır"lık maç. Saha biraz çamurluydu sadece. Bir de arkada görülen tribünler tamamlanmıştı.
Bugün 12 Şubat 2009. Bundan tam 98 yıl önce Galatasaray, Union Club sahasında, o dönemki adıyla “Fenar bağçe”yi* 7-0 yenmişti. Bu maça Galatasaray 6 kişi, Fenerbahçe ise 10 kişi başlamıştı. İlerleyen dakikalarda Galatasaray’a bir futbolcu eklendi, Fenerbahçe’den ise bir futbolcu eksildi. Yani maç 7’ye 9 tamamlandı ve bu yedi kişi, kendisinden iki futbolcu fazla oynayan Fenerbahçe’ye tam 7 gol attı.
Niçin takımlar eksiktiler 1911’in o Şubat günü? Lodos yüzünden eksiktiler. Elbette lodostan daha çok etkilenen takım da Galatasaray’dı. Çünkü oyuncuların bir kısmı İstanbul’un Avrupa yakasında oturduğu için Anadolu yakasına geçememişlerdi o gün, vapurlar lodoston dolayı güçlükle çalıştığı için. Fenerbahçe ise bir Anadolu yakası takımıydı ve futbolcularının Boğaz’ı geçme sorunu yoktu. İki takımın da eksik olmasının nedeni bu işte.
(daha fazla…)
Pazartesi, Ocak 19th, 2009

Hürriyet Spor tehlikeli bir oyuna soyunmuş, “en büyük taraftar hangi takımda” diye sorarak. Şundan tehlikeli oyun. Amaç gerçekten Türkiye’de en çok hangi kulübün taraftarı olduğunu öğrenmek değil. Maksat, kulüp sevgisi üzerinden para kazanmak, para kazandırmak. Belki ikinci bir amaç daha var: O da bugüne kadar yapılan taraflı yayınlara bir kaldıraç noktası daha “icat etmek”. Kim bilir, bilebilir?
(daha fazla…)
Cuma, Ocak 16th, 2009
 Fenerbahçe kalecisi Hüsamettin Böke (çubuklu formalı takım arkadaşının önlemeye çalıştığı) zaptedilmeye çalışılıyor.
Vakitsizlikten henüz yazamadık İnternet’teki Gayın-Sin’in manifestosunu. Yazmış olunca şöyle bir cümle de yer alacak mutlaka orada mutlaka: “Galatasaray ve Türk spor tarihine ilişkin gerçeklerin, sadece gerçeklerin ortaya çıkmasına…”
Buradan devam edelim. Malum, yarın rekabetin 100’üncü yılı. Her ne kadar kutlanmıyor olsa da, bununla ilgili haberlerin bile yayınlanması, bir adım sayılmalı kirlenmiş olan rekabetin temizlenmesi, temizlenmeye başlanması adına.
Devletin resmi haber ajansı Anadolu Ajansı da bir haber yayınladı bugün rekabetin 100’üncü yılıyla ilgili. Esasında eli ayağı düzgün bir haber sayılır bu, benzerleriyle karşılaştırılınca. Çünkü en azından gerçekler eğilip bükülmemiş çoğunlukla Anadolu Ajansı’nın haberinde. Tek bir kusuru var haberin. O da yer yer sadece Fenerbahçe kaynaklarına dayanarak kaleme alınması.
(daha fazla…)
Perşembe, Ocak 15th, 2009

Nedenini nasılını anlatacak değilim. Çünkü arkasında bir ölüm var. Galatasaray tarihi konusunda çalışmalarıyla tanınan Mehmet Ali Gökaçtı’nın ölümü. Onunla bir fotoğraf üzerinde konuşmuş ve bu fotoğrafın rekabet tarihinin hemen başında çekilmiş olduğu konusunda uzlaşmıştık. Ölümünden hemen iki gün önce.
İki gün sonra o büyük tarihle buluştu Mehmet Ali Gökaçtı. Şimdi anlıyorum ki sadece aramızda kaldı bu konuşma. Sevgili Mehmet Ali Gökaçtı da bu büyük keşfimizi yanında götürdü.
O halde vakti gelmiştir bu büyük keşfi açıklamanın. Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraf tarihteki ilk Galatasaray-Fenerbahçe maçının fotoğrafıdır. Rekabetle birlikte tam 100 yaşına basacak 17 Ocak’ta bu fotoğraf da. İnanılmaz ama gerçek, değil mi?
(daha fazla…)
Pazar, Ocak 11th, 2009

Bugünler Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti açısından tarihi günler. Çok değil, altı gün sonra rekabetin 100’üncü yılını kutlayacağız 17 Ocak’ta. Yine çok değil, iki gün önce de rekabetteki ilk resmi maçın 99’uncu yıldönümünü kutladık.
Galatasaray ve Fenerbahçe, 17 Ocak 1909’daki ilk karşılaşmadan sonra 9 Ocak 1910’da bir kez daha karşılaşmışlardı Papazınbağı Çayırı olarak bilinen sahada. Pazar günü oynanan bu maç, o dönemki adıyla Konstantinopolis Futbol Ligi karşılaşmasıydı. Galatasaray bu rekabet tarihindeki bu ilk resmi maçı 3-0 kazandı, Fuat Hüsnü (sol üstteki fotoğraf), Horace Armitage ve (Kürt) Celal İbrahim’in attığı gollerle.
(daha fazla…)
Perşembe, Ocak 8th, 2009

Bundan tam 100 yıl önceydi sarı-kırmızı ve sarı-lacivert formaların ilk kez karşı karşıya gelmesi. Bu formaları giymiş gençlerin, ülkenin en önemli rekabetinin ateşini yakmaları. Elbette farkında bile değillerdi, 17 Ocak 1909 günü Union Club (Papazınbağı Çayırı) sahasındaki ilk karşılaşmalarının üstünde tam yüz tane yılın sulayacağı bir rekabetin yeşereceğinden. Ve bu rekabet ateşinin geçen yüz tane sene içinde giderek büyüyeceğinden.
(daha fazla…)
Tags: Attila İlhan, Cadde-i Kebir, Chat Noir Pastanesi, Demokrat Parti, Elpis, Emin Bülend Serdaroğlu, Emin Bülent Serdaroğlu, Fuat Hüsnü, Fuat Hüsnü Kayacan, Hasan, Horace Armitage, Hüseyin, Imojen, İsmet Uluğlar, Kadıköy, Konstantinopolis Futbol Ligi, Kulaksızzade Galip Bey, Moda, Sait Selahattin Cihanoğlular, sarı kırmızı, Sarı-Lacivert, Taksim Stadı, Tevfik Haccar Taşçı, Union Club Posted in Galatasaray - Fenerbahçe Rekabeti | 4 Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Cumartesi, Ocak 3rd, 2009
Galatasaray’ın tek “baba”sı Gündüz Kılıç henüz 17 yaşındayken 1935′te giymişti A takımın formasını Anadolu’yla yapılan özel maçta. Beşiktaş’a ilk golünü ise 26 Ocak 1936’da atmıştı sarı-kırmızı formayı ilk kez. 18 yaşına basmıştı artık. Maçın hemen ikinci dakikasıydı ezeli rakibe gol attığında. Heyhat. Galatasaray 3-2 yenildi o gün.
Çok değil, yaklaşık 1 ay sonra rakip Fenerbahçe’ydi. 23 Şubat 1936’da Fenerbahçe Stadı’nda karşılaştı iki ezeli rakip. Galatasaray Güneşspor bölünmesiyle güçsüz ve dağınık.
(daha fazla…)
|
|