Archive for the ‘Medya Eleştirileri’ Category

Evet oynamadan, ama ter akıtılarak oynananı da unutmadan

Pazartesi, Şubat 15th, 2010

B_6279e7ba0a947cd3c8282dae550b96e7

 

Oynamadan öyle mi?

 

Oynamadan değil, unutmadan olmalıydı halbuki.

 

Neyi unutmadan? Neyi unutmamalıyız?

 

Ankaraspor’u oynayarak yenen tek takımın Galatasaray olduğunu ilk olarak. Hem de deplasmanda. Önce bu.

 

Ardından da ligimizin bu haftaki sonuçlarını. Yazalım Galatasaray’ı en yakından ilgilendirenleri peşpeşe.

 

Gaziantepspor – Beşiktaş: 2-0

Denizlispor – Kayserispor: 1-0

Manisaspor – Fenerbahçe: 2-2

Bursaspor – Trabzonspor: 1-1

 

Galatasaray bu sonuçlardan sonra lider oldu. Yani sadece oynamadan değil, (çünkü Galatasaray hariç herkes oynamadan kazanmıştı düne kadar, bundan sonra da kazanmaya devam edecekler) diğerleri puan kaybettiği için.

 

İşte bunun matematik sağlaması.

 

21’inci haftaya girerken Galatasaray’ın rakipleri arasındaki toplam puan farkı 19’du. (Açılımı şöyle: Fenerbahçe’yle eksi 1 puan, Bursaspor ve Kayserispor’la 4’er puan, Beşiktaş’la 5 ve Trabzonspor’la da 7 puan.)

 

Bugün itibariyle Galatasaray’la rakipleri arasındaki puan farkı ise 31. Açılımı şöyle bu 31 puanın: Fenerbahçe’yle 1, Bursaspor’la 6, Kayserispor’la 7, Beşiktaş’la 8 puan, Trabzonspor’la 9 puan.  

Evet Galatasaray oynamadan kazandı, ama kazandığı puan sayısı sadece üç aslında. Aradaki puan farkı 19’dan 31’lere çıkıyorsa, bu sadece Galatasaray oynamadığı için olmadı. Diğerleri oynadığı ve kazanamadığı için de oldu. Unutulmaması gereken de bu işte.

 

Matematik herkese lazım.

 

ps1: Yazı Bursaspor-Trabzonspor maçından sonra edit edildi.

ps2: Bursaspor ve Beşiktaş’ın birer maçları eksik. Her iki takım da bu maçlarını alırlarsa aradaki puan farkı 31′den 15′e inecek.

Total futbol: Galatasaray’da çığlık çığlığa bir devrim

Cuma, Ekim 16th, 2009

B_0ed37097847171de528ffcf30d1f895c

30 Temmuz 1984. Jupp Derwall’in Galatasaray’da işbaşı yaptığı gün bu tarih yazıyordu Saatli Maarif Takvimi’nin yaprağında.

 

Elbette çok iyi biliyordu nereye geldiğini Derwall. Ya da bildiğini sanıyordu. Ama göreve başladıktan sonra, 11 yıldan bu yana profesyonel futbolda şampiyon olamayan bir camianın baskısını fazlasıyla hissetti Derwall omuzlarında.

 

İki temel misyonu vardı Derwall’in. Birisi günü kurtarmaya çalışmaktı, yani futbol takımını zirveye taşımak, şampiyon yapmak. İkinci misyonu ise başarıyı garantileyen bir sistem oluşturmaktı.

 

(daha fazla…)

Nereye koşarlar tek gözü olanlar?

Cuma, Ekim 9th, 2009

blindness

 

“İnsan evladının Ay’a ilk kez ayak bastığı ve son Amerikan askerinin Vietnam’ı terkettiği yıl, hayatları boyunca, doğup büyüdükleri evden 15 mil bile uzaklaşmamış kadınlar ve erkekler yaşıyordu İngiltere’nin bazı yerlerinde.” (1)

 

İşte bu paragrafla başlar Türkçe’ye “Köpekler” olarak çevrilen Gordon M. Williams’ın “Trencherlar’ın Çiftliği’nde Kuşatma” adlı kitabı.

 

Futbola da aşina olan İskoçyalı yazar Gordon M. Williams, şayet yaşamış olsaydı bugünlerde Türkiye’de. Ve de “Körler Ülkesinde Kuşatma” adlı bir kitap yazacak olsaydı, muhtemelen şöyle bir cümleyle başlardı eserine: “2006’da, Barcelona’yla Avrupa Şampiyonlar Ligi Kupası’nı kazanan Frank Rijkaard’ın Türkiye’ye ayak bastığı yıl, doğup büyüdükleri futbol kültüründen 15 milimetre ötesini bile bilmeyen futbol yorumcuları yaşıyordu İstanbul’da.”

(daha fazla…)

İspanya maçı: Futbolun teğet geçtiği insanlar

Cuma, Nisan 3rd, 2009

b_960_b7349

 

İçinden futbol geçmeyen yazarlardan birisi Ercan Saatçi. Hem bundan, hem de bir şey yapanın her şeyi yaparım yanılgısına düşmesi yüzünden içinden futbol geçmeyen yazılar yazıyor Hürriyet’te. Saatçi’nin yazarlık kariyeri “baba ben köşe yazarı olmak istiyorum Hürriyet’te” ya da, “o kadar maça gidiyorsun, gel seni köşe yazarı yapalım” benzeri bir cümleyle başladığı için muhtemelen, bize de yazılarını büyük sabırla izlemek düşüyor.

 

(daha fazla…)

Kayserispor maçının ardından (III): Oyun devam ediyor hâlâ

Salı, Şubat 10th, 2009

soccer-ball-purse

 

Herhalde kimse unutmadı 2003-2004 sezonundaki Beşiktaş-Samsunspor maçından sonra yaşanan gelişmeleri. Hatırlayalım bir kez daha. Teknik Direktör Mircea Lucescu’nun nokta transferleriyle bir sistem takımına dönüşen ve “acaba kaç yıl Türkiye’yi domine edecek” diye merak edilen Beşiktaş, o maçtan sonra düşüşe geçmişti. Hem de neredeyse hiçbir dala tutunamadan. O dev kütlenin yere çarpma sesi sezon sonunda yankılandı.

 

(daha fazla…)

Kayserispor maçının ardından (II): Kılıçlar çekilirken karşılıklı

Salı, Şubat 10th, 2009

http://www.3gatos.com/wp-content/uploads/awsompixgallery/fractal/epee.jpg

 

Çok geçmedi üstünden. Bir aydan biraz fazlaydı Galatasaray Başkanı Adnan Polat’ın yaptığı basın toplantısı. “Eşit”leri, korku filmi tadında basın toplantıları yapıp 26 yıllık hikâyelerini ortalığa saçarken, ya da havaalanında gazetecilere “şerefsizsiniz” derken, Polat bir yıldız gibi parlamıştı o basın toplantısında. Elbette Galatasaray da, Türkiye’nin o karanlık futbol gecelerinde. Aradan bir ay bile geçmeden başladı yarıda kalmış futbol günleri.

 

Peki aradan geçen zaman içinde ne değişti acaba Galatasaray’ın parlamasının dışında? Mesela ara tatilde yapılan bazı toplantılarda Galatasaray ikinci bölümün en az korunmaya mazhar kulübü mü ilan edildi? Ya da Galatasaraylı futbolcuların yeterince kırmızı kart görmedikleri yolunda bir değerlendirme mi geldi bazı yerlerden? Sahi ne değişti acaba arada?

 

(daha fazla…)

Taraftarlık araştırması: Buzdağının üstüne bakmak

Pazartesi, Ocak 19th, 2009

www_yeniresim_com_-_da_resimleri_-_buz_da_-_buzdann_grnmeyen_taraf

 

Hürriyet Spor tehlikeli bir oyuna soyunmuş, “en büyük taraftar hangi takımda” diye sorarak. Şundan tehlikeli oyun. Amaç gerçekten Türkiye’de en çok hangi kulübün taraftarı olduğunu öğrenmek değil. Maksat, kulüp sevgisi üzerinden para kazanmak, para kazandırmak. Belki ikinci bir amaç daha var: O da bugüne kadar yapılan taraflı yayınlara bir kaldıraç noktası daha “icat etmek”. Kim bilir, bilebilir?

 

(daha fazla…)

Türk spor tarihinin IQ’sü en yüksek yazıları (I)

Cumartesi, Ocak 10th, 2009

Aşağıdaki yazı Hürriyet’in İnternet sayfasında 10 Ocak 2009 tarihinde yayınlandı. Hangi gazete olduğunun bir kez daha altı çizilmeli: Hürriyet.

Hani Sedat Simavi tarafından kurulan Hürriyet. Hani Çanakkale’den oluk oluk gazi getirilirken İstanbul’a, hastaneye çevrilen Mekteb-i Sultani’de hekimlere ve hemşirelere yardım için elinden geleni yapan Galatasaray talebesi Sedat Simavi’nin 1948 yılında kurduğu Hürriyet. Hani bu sene 61 yaşına basan Hürriyet.

Bu yazı Türk spor tarihinde zeka seviyesi en yüksek yazılardan birisi olmaya aday. Noktasına, virgülüne, muhtelif dillerdeki imla hatalarına, Türkçe’de bulunmayan noktalama işaretlerine ve mantık yanlışlarına dokunmadan buraya alıyoruz. Alkışlanması için. Çünkü kolay değil böylesi bir yazı yazmak. Gerçekten.

(daha fazla…)