Archive for the ‘Nostalji futbol’ Category

Total futbol: Galatasaray’da çığlık çığlığa bir devrim

Cuma, Ekim 16th, 2009

B_0ed37097847171de528ffcf30d1f895c

30 Temmuz 1984. Jupp Derwall’in Galatasaray’da işbaşı yaptığı gün bu tarih yazıyordu Saatli Maarif Takvimi’nin yaprağında.

 

Elbette çok iyi biliyordu nereye geldiğini Derwall. Ya da bildiğini sanıyordu. Ama göreve başladıktan sonra, 11 yıldan bu yana profesyonel futbolda şampiyon olamayan bir camianın baskısını fazlasıyla hissetti Derwall omuzlarında.

 

İki temel misyonu vardı Derwall’in. Birisi günü kurtarmaya çalışmaktı, yani futbol takımını zirveye taşımak, şampiyon yapmak. İkinci misyonu ise başarıyı garantileyen bir sistem oluşturmaktı.

 

(daha fazla…)

Mustafa Sarp: Muzaffer olacak çocuk

Perşembe, Eylül 24th, 2009

B_e6804f5ec58aad27f976043787bb6536

 

Bir ikinci bahar aşkıdır Muzaffer Sipahi’ninki. Geç kavuştu Galatasaray’a, son baharında. Sarıldı, sıkıca sarıldı ama kış günleri gelip çatınca doyamadan veda etmek zorunda kaldı Galatasaray’a.

 

Geç bir yaşta, 28’inde giyebildi Parçalı’yı ilk defa Muzaffer Sipahi. Giyer giymez de bütün çocukların ezberlediği efsane kadronun demirbaşı oldu bir anda. İlk sezonunda zafer kazanan Nihat, Ali, Ergün, Muzaffer, Talat, Turan, Mehmet, Ayhan, Gökmen, Metin, Uğur’lu kadronunun Muzaffer’iydi o…

(daha fazla…)

Bir 13 Eylül: Metin Oktay Galatasarayı’na rastlayınca

Pazar, Eylül 13th, 2009
11150046

Metin Oktay Taçsız Kral filminde eski eşi Oya Sarı'yı canlandıran Ajda Pekkan'la.

 

1954 yılında Almanya’da gerçekleştirilen Dünya Gençler Şampiyonası’nın dönüşünde gazeteci Orhan Vedat Sevinçli’nin uçaktan iner inmez Metin Oktay’ı Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne götürdüğü biliniyor. Bilinmeyen Metin Oktay’ın çocukluğunda Beşiktaş’ı tutup tutmadığı. Belki Yün Mensucat’ın henüz 18’inde olan genç golcüsü Metin Oktay’ın gönlünde Beşiktaş yatıyordu o günlerde. Belki de gazeteci Orhan Vedat Sevinçli Kartal aşkı nedeniyle götürmüştü Metin’i Beşiktaş’a. Kimbilir?

 

Bilinen, dönemin Beşiktaş yöneticisi Sadri Usuoğlu’nun Metin Oktay’ın beş yıl karşılığında altı bin lira istemesi karşısında inanılmaz kızdığıdır. “Ben o parayı Recep’e vermedim be! Sen kim oluyorsun. Bir Recep Adanır mısın yani?”

 

(daha fazla…)

Refik Halid Karay’dan Türkiye futbolunun ilk dönemine ilişkin anılar

Pazartesi, Mayıs 4th, 2009
dsc00061

Refik Halid Karay'ın sürgüne gönderildiğinde bir ara kaldığı Sinop Cezaevi'nin görünüşü. Benzer dönemlerde bir başka 150'lilik olan Galatasaraylı Refii Cevdet (Ulanay) ve bir dönem Galatasaray Lisesi'nde öğretmenlik yapan Türkiye Komünist Partisi'nin kurucusu Mustafa Suphi de Sinop Cezaevi'nde kaldılar. Sabahattin Ali meşhur şiirini bu cezaevinde Karadeniz'e bakarak yazmıştı. "Dışarıda deli dalgalar, gelir duvarları yalar. Beni bu sesler oyalar. Aldırma gönül aldırma."

 

Refik Halid Karay. Hürriyet ve İtilaf yanlısı olduğu için ne İttihatçılar’la yıldızı barıştı ne de Cumhuriyetçilerle. Bu yüzden onun payına hep sürgün düştü. İlk olarak İttihat Terakki döneminde Sinop’a gönderildi sürgün olarak. (Çorum, Bilecik ve Ankara’ya gönderildi daha sonra.) Mütareke Dönemi’nde Kurtuluş Savaşı’na aykırı yazıları nedeniyle de 150’lilikler listesine alındı. Bu yüzden de 1922’den sonra yurt dışında yaşamak zorunda kaldı, ta 1938’e dek.

 

(daha fazla…)

Bir mektup: Gündüz Kılıç, Kaptanı Aslan Nihat’a yazdı

Pazartesi, Nisan 6th, 2009

 

b_568eaaaa3564f4e06f1118778f275754

 

 

Gündüz Kılıç tam 11 yıl Galatasaray’ın teknik direktörlüğünü yaptı. 1967 yılında da temelli olarak ayrıldı yuvasından. Dünya turuna çıktı. Döndüğünde ülkesine, Altay’ın teklifini kabul etti. 1968-69 sezonunda Altay’ı çalıştırdı Baba Gündüz. Sonra yine bir süre ara verdi teknik direktörlük yaşantısına. Ta ki 1971-72 sezonuna kadar. 1966-67 sezonundan beri şampiyonluk yaşamayan Beşiktaş’ın başına geçti. Oldukça başarılı da oldu, ama sonu hüzünlü bitti bu beraberliğin. 1972’den sonra sadece yazarlık yaptı Gündüz Kılıç. Futboldan gelmesine rağmen inanılmaz güzel bir kalemi vardı. 1980 yılında ölene kadar da kalemi elinden hiç düşürmedi.

 

(daha fazla…)

Vefa: Ölümsüzlüğe koşuyor Lefter Küçükandonyadis

Cumartesi, Mart 28th, 2009

2

 

 

Yine bir haber yüzünden mutluluk zamanı. Duyduk ki, yaşayan efsane Lefter Küçükandonyadis’in heykelini yaptırmak için yola çıkmış Fenerbahçe’nin taraftar gruplarından CK (Cefakâr Kanaryalar). Fenerbahçe tarihinin Zeki Rıza Sporel’den sonra en çok gol atmış futbolcusu olan Lefter’in heykeli Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın yakınlarına dikilecek.

 

lefter_kucukandonyadis_3

 

Birkaç zaman önce paylaşmıştık Türkiye’nin ilk futbolcusu Fuat Hüsnü Kayacan’ın Lefter hakkındaki düşüncelerini. Kayacan’ın, “gençken Türkiye’nin en iyi futbolcusuydu” diye tanımladığı Lefter’in ölmeden onurlandırılması Türkiye’de pek de rastlamadığımız  hareketlerden. (Malum, rahmetli Metin Oktay, ancak öldükten sonra bir mitosa dönüştürüldü. Vaktinde uğursuz geldiği töhmetiyle tribünlerden atılıp kolu kırılan rahmetli Karıncaezmez de yaşarken kadri bilinmeyenler arasındaydı.) Bu açıdan, Lefter’in yaşarken heykelinin yapılması, bunun düşünülmesi, düşünülebilmesi önemli gerçekten.

 

Bu vesileyle, Alpay’ın 1964’te çıkardığı 45’lik bir plağın (Norma Mia) arka yüzündeki şarkı da Lefter için bizden gelsin.

 

http://www.pisburun.net/gorisit/calgi/mactwist.htm

 

(Maç Twist adını taşıyan şarkıda “ver ver Lefter’e, yazsın deftere” tezahüratının yanısıra, Lefter’in şutunu Turgay’ın (Şeren) kurtardığı bir maç anlatımı da yer alıyor. Twist dansı modasını üç büyükler üzerinden futbola aktaran şarkı Arkadaşlar Grubu’na ait. Alpay’ın uzaktan akrabası Şanar Yurdatapan’ın kurduğu grupta, Durul Gence de yer alıyordu.)

 

PS: Kayıt için “pisburun” sitesine ve bu siteyi hazırlayan ekibe teşekkürler. Heykel kampanyasına ilişkin daha detaylı bilgi için bakınız lütfen http://www.lefterevefa.org/v1/index.php

Şehir efsaneleri, bilinmeyenler, doğru bilinen yanlışlar

Perşembe, Mart 26th, 2009

untitled-ii

 

 

  • “Baba” Hakkı Yeten’in 1930 yılında Beşiktaş’a transfer olabilmesi için gerekli olan parayı dönemin Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ahmet Kara’nın ödediğini, Ahmet Kara’nın bu jesti, Türk futbolunun ilerlemesi için yaptığını, Baba Hakkı Yeten’li Beşiktaş’ın 1938-46 yılları arasında sekiz şampiyonluktan yedisini kazandığını biliyor musunuz? (Fotoğrafta, Beşiktaş’la Fenerbahçe arasında oynanan bir veteranlar maçının ardından omuzlara alınan eski tüfek futbolcu, Beşiktaş’ın efsane futbolcusu “Baba” lakaplı Hakkı Yeten. Baba Hakkı’yı omuzlayanlardan birisi bir başka Beşiktaş efsanesi olan rahmetli Şükrü Gülesin. Sağ arkada ise Fenerbahçe’nin efsanelerinden Halit Deringör görülüyor.)
  •  

 

  • Galatasaraylı Naili Moran’ın (1908-1968) dört ayrı spor disiplininde şampiyonluk kazandığını biliyor muydunuz? Naili Moran 1927 ve 1931’te disk atmada Türkiye şampiyonu oldu. Galatasaray’ın ilk kez şampiyon olan basketbol takımında da oynayan Naili Moran, daha sonra boks yaptı. Fransa’da çıktığı ringlerde 22 maçtan 20’sini kazandı. Bir ara futbolculuk da yapan Naili Moran aynı zamanda Türkiye’nin şampiyon yüzücülerindendi.

 

 

  • Fenerbahçe Spor Kulübü başkanlarından Şükrü Saraçoğlu’nun kızı Evin Saraçoğlu’nun Galatasaray Spor Kulübü’nün lisanslı sporcusunu olduğunu… Evin Saraçoğlu’nun 1951’de Lale Oraloğlu, Berin Tuç, Necla Evren ve dümenci Altan Karındaş’tan oluşan Galatasaray Bayanlar kürek Takımı’yla şampiyonluğa ulaştığını biliyor muydunuz?

 

  • İlk ve tek maçını 1901’de oynayan ve kapatılmak zorunda kalan Black Stocking FC (Siyah Çoraplılar) oyuncuları arasında daha sonra Fenerbahçe’nin kuruluşunda yer almış ya da Fenerbahçe’de futbol oynamış tek bir oyuncunun bile bulunmadığını… Bu iddianın bir şehir efsanesi biliyor muydunuz?

İlk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü Kayacan’la yapılmış son söyleşi

Salı, Mart 24th, 2009

110301

 

Türkiye’nin ilk futbolcusu kabul edilen Fuat Hüsnü Kayacan’la 1961′de yapılmış olan son söyleşi ekte.

 

“Fenerbahçe’de futbol oynamadım. 20 sene idari işlerde çalıştım. Tenis ve hokeyi Fenerbahçe’ye ben getirdim. Ramiz Bakanoğlu, ben ve üçüncüsünü hatırlayamıyorum ceza heyetinde idik. Osman Kavrakoğlu, Muvaffak Menemencioğlu için “kulübün paralarını yemiştir” diye bir kongrede iddiada bulunmuş ve ortalığı karıştırmıştı. Tahkikat neticesinde bu iddianın aslı çıkmadı. Kavrakoğlu’nu kulüpten kovduk. Bir müddet sonra bir kolayını bularak tekrar Fenerbahçe’ye giren Kavrakoğlu’nun ilk işi bana tecavüz oldu. Ben de eski kulübüm Galatasaray’a döndüm. Zaten evvelce Galatasaray’da 3 sene futbol oynamıştım. Şimdi burada Divan azası bulunuyorum.

 

“Eskiye nazaran gerek tesis, gerek teknik, gerek basının ve halkın alâkası bakımından sporda ilerleme olduğu muhakkaktır. Fakat eski bilgili ve oturaklı beyefendi idareciler hemen hemen yok gibidir. Nerede Ali Sami Yen, Yusuf Ziya (Öniş), Burhan Felek, Hamdi Emin Çap, Adil Giray, Muslih Peykoğlu, Galip Kulaksızoğlu, Şükrü Saraçoğlu, Fethi Tahsin, Hacı Bekir Ali Muhiddin, Sabri Toprak, Beşiktaşlı Şeref, Abdülkadir Karamürsel ve diğerleri?

 

“Eski sporcular kulüplerinden para almak şöyle dursun, hepsi tıkır tıkır aidat bile öderdi… İdareciler kulüplerini basamak olarak kullanıyor, renklerini istismar ediyorlar. Bu söylediklerim acı bir gerçektir maalesef. Bütün bu gerçeklere rağmen, halen en seviyeli kulübün Galatasaray olduğu da inkâr edilemez bir gerçektir. Fenerbahçe de eskiden Galatasaray’dan farksızdı. Sonraları iyi niyetli olmayan, art düşünceli politikacıların istilasına uğrayınca kalite bozuldu. Sporla politika asla bağdaşmaz.

 

“Yeni futbolcularda bir numaralı Metin (Oktay), iki Can (Bartu), üç Lefter’dir (Küçükandonyadis). Lefter yaşlandığı için üçüncü…. Kalede Turgay bir numara. Eskilere gelince. Kalede Cihat (Arman), beklerden Kadri, Ali, haflardan İsmet, Nihat (Aslan), Mehmet Reşat çok takdir ettiğim futbolculardır. Zeki (Rıza Sporel) oynamaz fırsat beklerdi. Onun için beğenmezdim. Alâettin’in (Baydar) çalımları bugün de yok. Leblebi Mehmet mükemmeldi. Bekir (Bombacı) ve Büyük Fikret (Arıcan) gibi ne geldi, ne de gelecek.

 

Fuat Hüsnü Kayacan’ın milli takımı

 

“Bugüne kadar gelmiş geçmiş oyunculardan şöyle bir milli takım yaparım: Turgay Şeren (GS), Ahmet Berman (GS), Basri Dirimlili (FB), Mustafa Ertan (Muhafızgücü), Ergun Öztuna (FB) , Mehmet Reşat Nayir (FB), Leblebi Mehmet (GS), Lefter Küçükanyondanis (FB), Metin Oktay (GS), Bekir Refet (FB + Altınordu + Karlsruhe), Büyük Fikret Arıcan (FB).

Fuat Hüsnü Kayacan: Sarıyla kırmızı arasında geçen 84 yıl

Pazar, Mart 22nd, 2009
kadikoy2

Türkiye'nin ilk futbolcusu kabul edilen Fuat Hüsnü (orta sırada en sağda) dönemin İstanbul Futbol Birliği Ligi Şampiyonu Kadıköy formasıyla. 1905-1906 sezonu. Orta sıranın tam ortasındaki üç sezon sonra beraber Galatasaray'a geçtiği takım arkadaşı Horace Armitage. Üst sıradaki iki sivil giyimli ise İstanbul Futbol Birliği Ligi'nin iki yöneticisi. Sağda Henry Pears, solda ise James Lafontaine.

 

Kimseler bilmezken daha futbolu. Yaşayan ilk futbol kulübünün ilk kurucusu Ali Sami henüz daha seyretmemişken hayatında bir futbol maçı. O, Fuat Hüsnü, oradaydı. Çayırlarda. Üstünde gösterişli bir forma ve şort. Ayaklarında göğe çalan yeşil renkli (tirşe rengi) futbol ayakkabıları. Türk olduğunu ele verir Osmanlı bıyıklarıyla. Çayırlarda, o iptidai futbol sahalarında.

 

(daha fazla…)

Bir mektup: Baba Gündüz 10’un için yazdı

Çarşamba, Mart 18th, 2009

477c5778558141d0b675a7bf17dc9711_m

 

Bambaşka birisiydi Baba Gündüz. Kültürlüydü, bilgiliydi, babacandı, şefkat doluydu. Bu özelliklerini futbolcularla kurduğu ilişkilerine de yansıtırdı. Metin Oktay Palermo’ya transfer olduğunda, Başkan Vizzini’ye çok özel bir mektup yazmıştı.

 

Arayıp taransa dip köşelerde, arşivlerde, eşi benzeri yoktur bu mektubun Türkiye futbol ve edebiyat tarihinde. Oğlu yerine koyduğu Metin Oktay için Palermo Kulübü Başkanı’na “ne olur ona iyi bakın” diyecek denli şefkatli sözlerle doludur bu mektup.  Edebiyatçı spor insanları kuşağının en son temsilcisi Gündüz Kılıç’ın yazdığı ve aradan 48 tane yıl geçmiş olsa da, edebiyat, duygu ve şefkat dumanlarının hâlâ tüttüğü ve Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan bu mektubu noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz:

 

(daha fazla…)