Archive for the ‘UEFA Europa League’ Category
Pazar, Şubat 28th, 2010

Galatasaray’ın futbol karakterinde görülen bu değişimin nedenlerini (projeyi yani) incelemeyi sonraya öteleyerek Atlético rövanşının planına bir göz atalım hızlı hızlı. Nasıl bir maç planı yapmıştı Rijkaard turu geçmek için? Planlarını bozan unsurlar var mıydı ve varsa nelerdi bunlar? Planda doğrular nelerdi, yanlışlar neler?
(daha fazla…)
Tags: Atletico de Madrid, boğa güreşi, Enrique “Quique” Sánchez Flores, fizik kondisyon, Frank Rijkaard, futbol karakteri, Galatasaray, kader anı Posted in Futbol, Futbol Analiz, Galatasaray, Galatasaray Futbol Analiz, Galatasaray Maç Yazısı, UEFA Europa League | 6 Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Cuma, Şubat 26th, 2010

Kaldığımız yerden devam edelim. Galatasaray’ın Madrid göklerine astığı kırmızı bulutun yanına kendi mavisini ekleyen Atlético de Madrid oldu İstanbul’da. Tıpkı 37 yıl önce olduğu gibi. Bu aynı zamanda, Galatasaray’ın bu sezon Avrupa sahnesindeki son fotoğrafıydı da. Acı dolu, ama en çok da hüzünlü bir fotoğraf.
Dışına yaydığı duygulardan öte neyi gösterir bu fotoğraf? Neresinde durur futbolun coğrafyasında? 4-3-3’lerin, 4-6-0’ların dünyasındaki karşılığı nedir bu fotoğrafın?
Asıl devam edilmesi gereken yer de bu zaten. Başlayalım.
(daha fazla…)
Tags: futbol ekolü, futbol felsefesi, futbol karakteri, futbol sistemi, sistem, Total Futbol Posted in Futbol, Futbol Analiz, Galatasaray, Galatasaray Futbol Analiz, Galatasaray Maç Yazısı, UEFA Europa League | 27 Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Perşembe, Şubat 25th, 2010
Cuma, Şubat 19th, 2010

Ne demişti İspanyolca’nın gökyüzlerine en çok adını yazdıran büyük şairi Pablo Neruda bir şiirinde? “Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim / Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu / Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta…”
Geçen hafta sonu, Atlético de Madrid – FC Barcelona maçını izledikten sonra da benzer bir acının girdabına düşeceklerini düşündüler Galatasaraylılar. Bir hüzün çöktü üstlerine.
Oynamaya çalıştıkları futbolun bir tanrısı varsa eğer, tartışmasız o tanrı olan Barça’nın Atlético karşısında düştüğü acizliğin hüznü. Kur’alar çekildikten sonra pek ciddiye almadıkları Atlético’nun bir maçla beraber nasıl bir futbol canavarına dönüştüğünü görmenin hüznü. Maça konsantre olduğu zaman rakibine nefes bile aldırmayan, müthiş bir fizik güce sahip bir takıma karşı oynayacak olmanın hüznü. İnanılmaz hızlı ve yerçekimini yok sayarcasına topla ani dönüşler yapan hücum oyuncularının neler yapabileceklerinden korkmanın hüznü.
Madrid’den bulutlanan o hüzün Antalya’ya da ulaştı elbette. Ama Galatasaray’ın kamp yaptığı yere girmedi, giremedi. Çünkü orada tâ en başından bu yana Madrid şehrinin kalbindeki Vicente Calderón’da oynamanın ne demek olduğunu iyi bilen birisi vardı. İspanya’da Barcelona’yla Madrid çekişmesinin ne olduğu iyi anlayan biri. Vicente Calderón’da asla kaybetmek istemeyen birisi; Frank Rijkaard.
(daha fazla…)
Tags: Ali Sami Yen, Atletico de Madrid, Frank Rijkaard, Galatasaray, Keita, Vicente Calderón Posted in Futbol, Futbol Analiz, Galatasaray, Galatasaray Futbol Analiz, Galatasaray Maç Yazısı, UEFA Europa League | 52 Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Cuma, Aralık 4th, 2009

Çok uzun zaman olmuştu bu güzel oyunu niçin sevdiğimizi neredeyse unutmaya başlayalı. Çok uzun zaman olmuştu futbolda rekabetin gerçekte ne olması gerektiğini hatırlamayalı.
Surinam asıllı bir futbol insanı çıkıp geldi karşı yakadan. O hatırlattı bize, bu oyunun niçin güzel olduğunu. Henk ten Cate bu futbol insanının ismi. “Galatasaraylılar çok şanslı” dedi ten Cate, “Hem Galatasaray’a seyri güzel bir futbol oynatacak, hem de kupalar kazandıracak.”
Bunu yenildiği bir maçtan sonra söyledi ten Cate. Başında bulunduğu takımının bir Yunanistan, yenildiğinin hem de iki kere bir Türk takımı olduğunu dikkate bile almadan hem de. Bu nefes aldırıcı yorumundan sonra sordu ona muhabir, “arkadaşlığınız bâki mi” diye Rijkaard’la olan dostluklarını anımsatarak. Yanıtı yine bu güzel oyunun güzel cümlelerinden biriydi ten Cate’in: “Bir futbol maçı bir dostluğu yıkamaz.”
(daha fazla…)
Tags: Elano, Henk ten Cate, hız futbolu, pas futbolu, Rijkaard, Total Futbol Posted in Futbol, Futbol Analiz, Galatasaray, Galatasaray Futbol Analiz, Galatasaray Maç Yazısı, UEFA Europa League | 34 Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Cuma, Kasım 6th, 2009

Nazım Hikmet’ten ödünç alarak söyleyelim bir defa: Franklin Edmundo Rijkaard ezber bozmaya devam ediyor hâlâ. Ve bir defa daha: Bucaspor maçı sonrası Galatasaray’da görülmeye başlanan ilkler serisi devam ediyor hâlâ.
Bu seriye üç tane ilk daha eklendi Dinamo maçında.
Bu ilklerden birincisi: Dinamo 22’nci karşılaşmasıydı Rijkaard’ın ve ilk kez aynı kadroyla üst üste iki maç oynamış oldu Galatasaray. İkinci ilk de, sanki birincisiyle ilintili: Rijkaard bu sezon ilk kez bu kadar geç oyuncu değişikliği yaptı. Hatta denilebilir ki Shabani Nonda hafif sakatlık geçirmese ilk oyuncu değişikliğini daha da geç yapacaktı Rijkaard. Ve üçüncüsü. Bu sezon üst üste iki maçta gol yememişliği vardı Galatasaray’ın, ama ilk defa peşpeşe iki maçta rakiplerine minimum (sadece iki tane) gol pozisyonu verdi Rijkaard’ın takımı.
(daha fazla…)
Tags: 4-4-2, Abdul Kader Keita, Arda Turan, Harry KEWELL, kaos futbolu, Mehmet Topal, Sabri Sarıoğlu, Shabani Nonda Posted in Futbol, Futbol Analiz, Galatasaray, Galatasaray Futbol Analiz, Galatasaray Maç Yazısı, UEFA, UEFA Europa League | 44 Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Cuma, Ekim 2nd, 2009

Kalite. Nitelik anlamına gelir Latince kökenli dillerde. Niteliği tanımladığı için de sayılamaz. Sayılamaması elbette engel değil ölçülmesine. Çünkü kalite, sayılamayan ama ölçümlenebilir bir şeydir aslında.
Hücum… Total… Neo-total… Pas veya akıl. Hangi ön adı veya sıfatı alırsa alsın, kaliteli futbol seyreden insanların kalbini neşeyle doldurur, güzel bir müzik, ya da usta bir kalemden çıkmış bir şiir gibi. Onlar gibi, kaliteli futbol da bir nitelik içerdiği için sayılamaz aslında. Toplanamaz, çıkarılamaz. Ama rahatlıkla ölçümlenebilir.
Kalite anlamında insanların kalbini en çok neşeyle dolduran futbolu Frank Rijkaard’ın Galatasaray’ı oynadı bugüne dek. Ancak sadece anlatılmaya çalışıldı bu futbol, tarif edilmeye, ama daha daha çok da anlaşılmaya. Enikonu hiç ölçümlenmedi bu futbol bugüne kadar, içinden bakılarak, içinden doğru analiz edilerek. Öyleyse vaktidir artık Rijkaard futbolunu ölçümlemenin. Sturm Graz maçı üzerinden başlayalım buna, ama önceki karşılaşmaların verilerini de hesaba katarak, onları kerteriz noktası (benchmark) olarak kullanarak.
(daha fazla…)
Tags: Albert Roca Puyol, Arda Turan, Frank Rijkaard, gol pozisyonu, hız futbolu, isabetli pas hızı, Johan Neeskens, ortalama top hâkimiyeti süresi, pas futbolu, pas hızı, saha içi organizasyon, takım savunması Posted in Futbol, Futbol Analiz, Galatasaray, Galatasaray Futbol Analiz, Galatasaray Maç Yazısı, UEFA Europa League | 75 Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Perşembe, Eylül 17th, 2009

Güneş ikizler burcundaydı, tarih ise 15 Haziran 1974. Günlerden cumartesi. Hollanda Uruguay’ın karşısına çıkmıştı 3’üncü grubun ilk maçında, Almanya’daki dünya kupasında.
Forma renklerinden dolayı “gök maviler” olarak adlandırılan Uruguay, daha önce iki kez dünya şampiyonu olmasının yanısıra, bir önceki kupada da yarı finalistti. Forma rengini Orange (Portakal) Hanedanı’ndan alan Hollanda ise turnuvanın acemi çocuğu sayılırdı, 1938’den beri ilk kez katıldığı için dünya kupalarına.
Yani nereden bakılırsa bakılsın bir ustayla, acemi bir çocuğun maçı sayılırdı bu oynanan. Ama ne zaman ki düdük çalındı ve topu koşturmaya başladı Hollanda. Hanover’deki Niedersachsen Stadı’nı dolduran binlerce futbolsever birbirlerinin yüzlerine bakmaya başladı hayatta bir şeyi ilk kez gören insanların şaşkınlığıyla.
(daha fazla…)
|
|