Archive for the ‘Ziraat Türkiye Kupası’ Category

Antalyaspor maçının ardından: Bir iyi, bir çirkin, bir kötü ve gelecek

Perşembe, Şubat 11th, 2010

B_ca5fa4291a0e685ab9af188f5d9451b1

 

Sadece birkaç not.

 

  1. Önemli bazı ipuçları içerse de 3-2’lik Antalyaspor maçı üzerinden Atletico Madrid karşılaşmasını değerlendirmek hatalı sonuçlara yol açabilir. Birkaç nedenden.

 

  1. Her şeyden önce dengesiz bir maç izledik dün. Tansiyon anlamında dengesiz. Tempo açısından dengesiz. Skor açısından dengesiz. Hakem ve Antalyasporlu oyuncuların futbola bakış açıları bakımından dengesiz. (Muhtemelen Galatasaraylılar, en çok kaptanlığını Ömer Çatkıç gibi bir figürün üstlendiği bir takıma elenmiş olmalarına üzüldüler. Hele ki bu figürün, Bünyamin Gezer gibi bir karakterle bütünleşip hemhâl olduğu bir maçta. Yani? “İyi”nin Galatasaray olduğu bir filmdi dünkü, “iyi, kötü ve çirkin” adlı.)
  2. Bu dengesizliğe elenme tehdidi de eklenince klasik oyun şablonunun tamamen dışına çıkan bir Galatasaray izledik zaman zaman. (Mesela Rijkaard’ın maçın son dakikalarında üçlü defansa dönüp Servet Çetin’i ileride “pasör” olarak kullanması gibi.)
  3. Kayserispor karşısında zaaf olarak görünen ceza sahasına yüksek top indirme hastalığı Antalyaspor maçında da devam etti bir şekilde. Elenme tehdidinin tetiklediği bu oyun yapısı tam 36 tane yüksek top üretti dünkü maçta.

(daha fazla…)

Denizli Belediyespor maçının ardından: Dönüşüm

Pazartesi, Ocak 18th, 2010

B_42c2b457fe46180b0275afdf405cc16b

 

Dönüşüm Trabzonspor maçında başlamıştı aslında. Basınımız Elano Blumer, Harry Kewell ve Leo Franco’nun, teknik direktör Frank Rijkaard tarafından tatile gönderilmesinden binbir mana çıkarmaya çalıştığı sırada.

 

Çoğunluk hatırlamıyor bugün. O maçın 74’üncü dakikasında bir oyuncu dahil olmuştu oyuna. Berkin Aslan’dı adı ve ilk kez resmi bir maçta A takım formasını giyiyordu hayatında. İlk kez A takım forması giyme duygusunu Çetin Güngör de yaşamıştı aynı maçta. Başka bir ilk daha. Caner Erkin ilk golüne o maçta kavuşmuştu Galatasaray forması altında.

 

Dönüp geliyoruz Orduspor maçına. Galatasaray kalesini koruyan isim Ufuk Ceylan’dı o maçta ve bu da bir ilkti. Ardından da Denizli Belediyespor maçı. Bu kez Galatasaray A takım formasıyla ilk resmi maçına çıkan futbolcu Emre Çolak’tı. Penaltı ve frikikle de olsa, hayatının ilk adımını, ilk maçında iki gol atmak gibi başka bir ilkle daha buluşturmayı bildi Çolak.

 

Böylece tam beş futbolcu ilk kez giymiş oldu Galatasaray’ın A takım formasını son üç maçta. İlk dönüşüm bu. Geleceğe dönüşüm, Rijkaard ve ekibinin tasarladığı ve planladığı uzak geleceğe.

 

(daha fazla…)

Orduspor maçının ardından: İkinci Galatasaray günleri başladı

Pazar, Ocak 10th, 2010

05_d

 

Takım gülerek oynayarak yükleme yapıyor ikinci yarı için. Antrenmanlarda top da yer alıyor, ama esas oğlan değil henüz. Yani bir tür topu da unutmasınlar, ama inanılmaz özlesinler günleri sürüyor Galatasaray’da. Görünen o ki bir hafta daha devam edecek bu tempo.

Sadece bu nedenle bile gereği yok Galatasaray’ın oynadığı futbolu analiz etmenin. Ancak şunu da söylemek gerekiyor ki, Galatasaray daha iştahlı oynamaya çalışsaydı da iki engele takılacaktı Ordu’da. (Ki esasında takıldı da bu engellere.)

İlk engel sahaydı. Galatasaray gibi yerden ve paslaşmalı futbol oynayan bir takım için oldukça sürprizlerle dolu bir zemin Orduspor’un sahası. Bu yüzden de futbol oynamaya çalışmadı Galatasaray. İkinci engel ise Orduspor’un sert futboluydu. Maçın başında çıkan kırmızı kart bile engelleyemedi Orduspor’un futbol dışı faul yapma konusunda iştahını. Buna Bünyamin Gezer’in alışık olduğumuz polis zihniyetiyle maç yönetmeyi evinde unutması de eklenince Orduspor 10 kişi kalmayı başardı bir şekilde.

(daha fazla…)

Trabzonspor maçının ardından: Atışma ve Mevlana’nın testisi

Perşembe, Aralık 24th, 2009

B_9767144e06281eddf28b751d988e8909

 

 

Bir yazı okuduk gazetenin birinde geçenlerde. Doğu Karadeniz, özellikle de Trabzon folklorundaki “atışma” tarzında kaleme alınmış bir sonla bitiyordu bu yazı. Florya’da bir yerlerde Türk futbolcular biraraya gelmişler, karşılarında da pasaportları yabancı olanlar.

 

Bir atışmadır başlamış bu iki grup arasında.

 

Yabancılar: Biz tadile çıkayruk, iyi tadiller size.
Yerliler: Gitme sevduğum gitme, ne tadili bu boyle.

Yabancılar: Oynamayacağuz biz, sizler kalun ha boyle.
Yerliler: Nereye kitiysunuz, milli maç midur soyle

Yabancılar: Hayır uşağum hayır, iyi noeller size
Yerliler: Ne iştur anlamaduk, görüşürük elbette.

 

(daha fazla…)